Ç meba ında ayaktakımından bir İsrtaııbul Delikanlısı



Yüklə 5,85 Mb.
səhifə90/90
tarix17.01.2019
ölçüsü5,85 Mb.
#97870
1   ...   82   83   84   85   86   87   88   89   90

ODALAR YANGINI — 15 Aralık 1920; Zeyrekde Çinili Odalar denilen bekâr odaları ve onların altındaki büyük bir ahır ile beraber 15 kadar ev yandı.

rtNtTİ RIHTIM (Gümrük^ HANI — istanbul ve Galata Rıhtım binaları insaa-tmm imtiyazı «istanbul Rıhtım, Dök ve Antrepo T.A.S.» ne verildiği zaman, bu şirket binaların bir kısmım içendi nâmına, bir kısmını da Devlet nâmına inşâ etmiştir. Bu mekanda, 1910-1911 senelerinde Galatada Gümrük Binası olarak da, bu Çinili Rıhtım Hanı'nı ypattrmıçdır. 733.000 franka rnalolan hamn bedeli, 1906 istikrazının, Gümrük bînalarmın inşasından bakiye kalan miktarı ile ödenmiştir.

Sonradan, imtiyaz müddeti tamamlanan şirketten, bu han ve bu meyanda bütün rıhttm binaları, 25 Aralık 1934 talihli bir kanunla devlet tarafından satın alınmıştır.

ÇİNİLİ SUYU

Bina esas olarak 4 katlı olup, bir de zemin katı vardır. Hâlen Gümrük teşkilâtının, faaliyet gösterdiği hanın iki kapısı vardır, ki bunlardan birincisi, Emniyet Müdürlüğünün 6. Şubesi, Galata Yolcu Salonu ve Pastahanenin bulunduğu binaya bakan sokağa, öteki kapısı da, Denizyolları Hasta-hanesinin ve P.T.T. Gümrük teşkilâtının bulunduğu bloka bakan ara sokağa açılmaktadır. Çinili Rıhtım hanı, bu iki dar ve çıkmaz sokak arasında ve Galata Rıhtımı ile Kara Mustafa Paşa Caddesi (eski Rıhtım Caddesi) arasında müstakil bir blok halindedir.

Binanın mimarî özelliğini, ikinci kattan itibaren, dış kısmın, rengârenk çinilerle tezyin edilmiş olması teşkil etmektedir.

Handa hâlen, îstanbul Gümrükleri Başmüdürlüğü, Gümrük Muhafaza Müdürlüğü, İstanbul Giriş ve Çıkış Gümrüğü Müdürlükleri ile Gümrük ve inhisarlar Vekâleti Teftiş Heyeti yerleşmiş bulunmaktadır (1962).

Halûk AKBAY

ÇtNİLÎ SUYU — İstanbulun Üsküdar Ciheti sularından; on yedinci asır ortasında Kösem Mahpeyker Sultan tarafından Vâlideiatik (Eskivalide, Toptaşı) civarında hayır eserleri için getirtilmişdir (B.: Kösem Mahpeyker Sultan; Çinili Cami; Çinili Hamam).

Çinili suyunun kaynaklan, zengin bir su yatağı olan Çamlıca ve Çakal dağı civarındadır. Büyükçamlıca'nın doğu sırtların-daki vadilerden toplanan suların yolu, Tantâvî Çiftliğinin kuzeyindeki dereyi tâ-kible ve buradan katma bir su alarak çiftlik havuzunun yanından Alemdağı yoluna çıkar; yolun karşı tarafına geçerek Kavak Bayırına gelir, Civardaki köşklerin bağlarından inerek, Toygar çeşmesinin alt tarafından Libâdeye gelir. Su mecrası bu seyri esnasında da bağlardan katma su alır. Burada su yoluna Büyükçamlıcadan ve Kü-çükcamlıcadan. Serasker Rıza Paşa arazisinden de sular katılır, Sû yolu Libâdede'n sonra Merdiven köyü caddesinin kenarını tâkib ile Çatal Maslağa gelir. Burada mecra civardan da katmalar alarak Küçükçamlıca yoluna iner. Semerci Bağından ve Ömer Efendi korularından tekrar katmalar alarak Fıstıkdibine gelir. Nisantaşmın bulunduğu tarladan, hassa Müşiri Rauf Paşa, Al-tûnîzâde Necip Bey arazisinden ve sonra da


— 4034


İSTANBUL


— 4035

zim eski rindlerin tâbiri ile «güzellik mihrabı hâlâ keman kaşında» bir yunan dilberi kadındır ki, hem 24 yaşına kadar kendisini erkek sanmış, hem de 24 yaşında bir ameliyat ile cinsiyet değiştirdikten sonra zevk ve sahne âleminin ilk striptiz (sahnede anadan doğma üryan soyunma) yıldızlarından biri olmusdur. Bize anlatığı kısa hal tercemesi şudur : Oğİanlık adı Aleko olup, 1908 de Rodosda doğmuşdur; bir balıkçının oğludur; ancak ilk mektebi bitire-bilmis ve yirmi yaşına kadar balıkçılık yap-rmşdır. Pek dilber olduğu için kendisine gönül veren kızlar etrafında pervane gibi döndükleri halde onlarla bir türlü ilgilene-memiş, dâima erkek arkadaşları ile düşüb kalkmayı tercih etmişdir, kaba balıkçı muhitinde yaşadığı halde, çapkın haşarı olamayışı, küfürbazlık edemeyişi ve sesinin de tam oğlan tonunda olmayışı dolayısi ile «Kız Aleko» diye anılmışdır. 1928 de bahriye neferi olarak italyan donanmasında askerlik görevine başladıktan az sonra «Ame rigo Vespuci» okul gemisinin dört gün sü-
ÇİNTAMÂNİ

Mısırlı Fazıl Paşanın bahçesinden geçerek Sultan Sarayı Bağçesine gelir, buradan da Sırkâtibi Bağından ve Çiftlik Gazinosu kapısı altından Bağlarbaşı Caddesine çıkar; Yenimahalleye doğru inen künk su yolu Çinili Cami ile diğer hayrata ulsaır. Su yolunun bu seyrinde bir şube yolu Fıstıkdi-binde Necip Bey arazisinde, ayrılarak Val-debağma gider, Şeyhülislâm meşhur Arif Hikmet Beyin çeşme ve sebiline su verirdi. Vaktile yirmi sekiz adet su verici yeri olan ve .günde 600 metre küp bir verimi olan bu su yolunun, 9900 metrelik künk-ten yapılmış bir şebekesi vardı.

'Dr. Saadi Nâzım NİRVEN

ÇİNTAMÂNÎ — Eskiden bilhassa iç çamaşırları, iç gömleği, ve iç donu üzerine yapılan bir nevi işlemenin, nakşın adı; Top-kapusu Sarayı Müzesinde çamaşır kollek-siyonunda adı "tesbit edilememiş bir şehzadeye aid çintamânî işlemeli bir iç donu vardır.

ÇÎPİCİS (Aliki) — 1950 de turist olarak gelmiş ve o tarihde 42 yaşında, ve bi-

Bahkçı Aleko ve striptiz yıldızı Aiiki (Reeim: Sabiha Bozcah)

ANSİKLOPEDİSİ

recek bir dostluk ziyaretinde bu geminin mürettebatı arasında tstanbula gelmişdir; İstanbulu dolaşırlar iken, gemide en yakın arkadaşı bir iltalyan bahriyelisi ile türk hamamını görmek istemişler ve Tophanede Yamalı Hamama girmişlerdir; orada kendisini yıkayan Mustafa adında bir dellâk Alekoya, bir delikanlı olmayub hünsâ (kız-oğlan yaratık) olduğunu söylemiş, türkçe bilmeyen Aleko, yıkanıp çıktıktan sonra, karine ile bir şeyler sezdiği Mustaf anın sözlerini, hamamın müşterileri arasında bir rumca bilene terceme ettirdiğinde, o anda hamamda bulunanlar kahkahalarla gülüşmüşler ve italyan gemicisi rum oğlanına ilk kadınlık teşhisini koyan dellâk Mustafa ile alay etmişlerdir. Yalnız Aleko, bu teşhis üzerinde ciddî bir endişe ile durmuş ve terhisini heyecan ile beklemişdir; 1931 - 1932 arasında terhis edilmiş, ve hemen Kodoşa giderek bir hastahâneye müracaat etmiş; ve hamam çıplağı uşağın hükmü doğru çıkarak balıkçı Aleko bir ameliyat ile kız olmuş, Aliki adını almşıdır; 'garib cilvedir ki, oğlan kisvesi altında «kız» lâkabı ile dolaşan Aleko, hakikî cinsiyetine kavuşduk-tan sonra «Oğlan Aliki);- adı ile meşhur olmuş, ve sesi de çok güzel olduğu için, oğ-lanlığı zamanında pek güzel oyun oynadığından Rödosta ir italyan gece kulübü sahibi tarafından 1933 de yüksek bir ücretle konsomatris olarak tutulmuş, o tarihte 25 yaşında bulunan Aliki, coşkun eğlence âlemlerinde erkekdeıı bozma kadın vücudunu üryan görmek isteyen müşterilerin ısrarları ve onları kırmak istemeyen patronun tazyiki ile, vücudunun birkaç yerinde gemici dövmelerini teşhir ederek Striptiz gösterileri yapmış, ve hattâ bu yüzden zabıtanın takibatına uğramışdır. Yine o 1933 yılmda Alikiyi sahnede üryan görerek âşık olan Amerikayı vatan edinmiş Vasil Cipicis admda bir zenginin izdivaç teklifini kabul ederek Amerikaya gitmîsdir; orada 1936 da kocasının ölümü üzerine 35 yaşma kadar, yedi sene daha striptiz gösterileri yapmış ve o yolun ilk yıldızlarından biri ol-nıuşdur. 1950 de vatanı Rodos Adasını ziyarete gelmiş, oradan da bilhassa Yamalı Hamamda dellâk Mustaf ayı bulmak için îs- < tanula geçmişdir; Amerigo Vespuci mekteb gemisinin genç tayfasını yıkadığı zaman 30 yaşında bir şehbaz olan Mustaîayı 52 yaşında ve yine ayni işde çalışır bulmuşdur; güzel ve gaayet şık bir hanımın güpegün-

ÇİROZ

düz erkekler hamamına girmesi, bir bıçkınlar, külhâniler, haytalar, hâneberduşlar yatağı olan Tophanede aşırı heyecanla ve merakla karşılanmış, hamamın içinde de fevkalâde bir heyecan uyandırmış, müşterilerden giyinmekde soyunmakta olan yarı çıplak erkekler, çıplak dellâklar Aliki Cipi-cisi' önce yanlışlıkla girdi sanmışlar, fakat onun bî perva hâli ve rumca olarak: «Mustaf amı görmek isterim... nerede?...» diye sorması, ve yaşlanmış Mustafayı da derhal tanıyarak hemen koşup dellâkin boynuna sarılması, şaşkınlığından ne yapacavmı bilmeyen yaslı çıplak adamı şapur şupur öpmeye başlaması, hamamın camekânmın hakikî bir curcuna sahnesine çevirmisdir. îşte bu satırların muharriri de Aliki Çipicis'i o gün u sahnenin kahramanı olarak tanımış-dır. Ziyaretin sebebi pek çabuk anlatılmış, herkes hayretler içinde kalmış, dellâk Mustafa da: ((Ben sana söyledim kadın olduğunu delikanlı!...» diyerek cehlin aşırı gururu ile kabarmışdır.



Aliki Çipicis îstanbulda kaldığı beş gününü, hamamcı ağadan izin alan Musta-fası ile geçirmiş ve onunla evlenmek arzusunda olduğunu söylemişdir; memleketinde ' dördü erkek ve ikisi kız altı ve evlâdı ve onlardan doğmuş bir o kadar da torunu olan dellâk Mustafa zengin kadının izdivaç teklifini reddetmisdir. Onbeş gün içinde eski striptiz yıldığı Oğlan Aliki ile bol bol viski içmiş, amerikan cigaları tüttürmüş, hediye olarak iki kat hazır esvapla, gömlekler, kravatlar, mendiller almışdır. Dellâklık mesleğinde geçimi bahşişle olduğu için, mahbûbesinin cömertçe hizmet akçesini geri çevirmemişdir (B.: Themis, Melle).

Hüsnü KINAYLI

ÇlEAY (Hâeer) — 1947 yılında, kendisine âşık olan seyyar satıcı 45 yasında Yusuf Kıpçak tarafından, bıçak ile vahsiyâne öirîfirülmüs Cana Kız Sanat Enstitüsü talebelerinden 14 yaşında güzel bir kızdır (B.: Bubârâ Tekkesi Cinayeti, Cild 6, sayfa 3099).

ÇİROZ — Uskumru balığının yufnur-tasını attıktan sonraki zayıflamış hâlindeki adı (B.: Uskumru). Uskumrunun îs-tanbul sularında av zamanı kasım başından mart sonuna kadardır; nisan başından mayıs sonuna kadar tutulan uskumrular, yumurtasını atmış, çirozlaşmış balıklardır. Çirozun eti yağsız, lezzetsiz olduğu için taze olarak yenilmesine pek rağbet



ÇİROZ

— 4036


İSTANBUL


edilmez, tutulan balıklar kendine mahsus usul ile kurutulduktan sonra (bir çeşit pastırması yapıldıktan sonra) yiyecek maddeleri piyasasına verilir. Çirozun kurutulması usulünü Karakin Bey Deveciyan «Balık ve Balıkçılık» isimli muhalled eserinde şbyle anlatıyor:

«Kurutulacak balık çok olur ise kulak ve bağırsakları çekilmeksizin, ve balıklar az olduğu zaman kulak ve bağırsıkları çe-kildikden ve kuyruklarından çift çift bağ-landıkdan sonra büyük fıçılara konulur, beher bin adedi için 15 kilo tuz serpilip 8-10 saat bırakılır. Bu müddet zarfında balıklardan akan su, kan ve tuzdan hâsıl olan salamura, balıkların üstüne çıkıp kapatır; bu su-salamura dbkülür, balıklar fıçılardan alınır, kulak ve bağırsakları çekildikten sonra kuyruklarından kınnabla ikişer ikişer bağlanıp 40-50 çifti bir dizi yapılır, tuzda kaç saat yatmış ise, o kadar müddet deniz suyunda bırakılır, sonra çıkarılıp sergi tâbir olunan iskelerere gerilmiş sicimlere asılır ve kuruyuncaya kadar günesde bırakılır. Hava müsaid, sıcak olursa beş günde kurur ki, en makbul çiroz bunlardır. Kararsız havalarda on beş günde ancak kurur. bu çirozlar muteber değildir. 2-3 gün rutubetli, sisli havaya rastlayan çirozlar bozulur; renkleri solukdur ve piyasada makbul değildir. Balıklar ne kadar taze olursa, kurusu o derecede nefis ve kıymetli olup bayat balıklardan yapılan çirozların gözleri kırmızı, rengi solukdur, hiç makbul değildir.

«Seçme, büyük kıt'ada olna çirozlara Kırma Çiroz denilir; balığı da taze ise en

makbul çirozdur.

«Kuru çirozlar sepetler içinde istif olarak saklanır, istenilen yere sevk edilir.

«Tuzunu îtidal ile almış ve güzelce kurumuş olan çirozlar bir buçuk sene dayanır, nefasetini muhafaza eder.

((Balıklar sergide iken devamlı yağmur yağar ise, balıkları bozmaz, fakat tuzunu alır götürür, o suretle bozulması yolunu açar, yağmurdan sonra balıkları sergiden indirmek tekrar tuzlamak lâzımdır; fakat yağmur görmüş çiroz artık diğer çirozlar -daki nefaseti muhafaza edemez.»

Kuru çiroz, içki sofrası mezesidir; bilhassa bira ile yenilir, rakı sofrasına gelir. Umumiyetle iki türlü yenilir; ateşde kebap edilir, kavuzları dövülüp atılır, etleri sıcak sıcak, bir nevi pastırma gibi yenilir. Yâhud kebab edildikden sonra etleri tiftiklenir, bir tabağa konulur, üzerine dere otu serpilip sirke dökülerek «çiroz salatası» yapılır.

Bir çeşid yeniş tarzı daha vardır ki, halk arasında pek yayılmamışdır; bir ziyafet sofrası sürprizi olabilir.

Sofra ihtiyacına göre çirozlar sabahleyin ateşe gösterilip kebab edildikten sonra dövülür, kavuzu atılır, başı atılır, yalnız karnından yarılarak, sırta dokunulmaz, kuyruğa bağlı iki kalem halinde açılır, kılçığı alınıp suya veya sirkeye atılır, bir kaç saat yattıktan sonra laınır, yumuşak durması için nemli beze sarılır. İşret sofrasına çıkarılacağı zaman, sırttan bitişik o iki kalemden mürekkeb çiroz galeta ununa ve yumurtaya bulanıp tavaya atılır; kızarınca tavadan alınarak sofraya gelir.



Çinili Köşkde altın yaldızlı bir çini (Bayan Mihrîbanın resimlerinden)

Yüklə 5,85 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   82   83   84   85   86   87   88   89   90




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin