Editör Mehmet UÇgun inceleme Komisyonu



Yüklə 5.86 Mb.
səhifə11/31
tarix30.04.2020
ölçüsü5.86 Mb.
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   31

Mehmet YETİŞ

Edebiyat Öğretmeni

ONSUZ ASLA

Tek tek kelimelerin, üstün insanların beyninden süzülüp efsunlu cümleler halinde satırlarda dile geldiği muhteşem yapıtlardır kitaplar. Değerlidir o. İnsandan insana bir yoldur duygular, bilgiler taşıyan. Pırıltıdır, ışık verir yüzünü kendine çevirene. Hayatı yaşamadan hayatın çemberinden geçmenin püf noktalarını sergiler bağrında. Kurmaca bir dünyanın gerçekliği içinde insana kendini, geçmişini, geleceğini okutur aynı anda. Bir film canlanır, bir ışık çakar insanın beyninde. Senarist iş başında.



Doğmadan başlar bir insanın macerası ve bir kitabın macerası. Güzelim dünyamızın acımasız rekabeti içinde bulur insan ve kitap kendilerini. Sınırlı bir sonsuzluk içinde hedefe doğru koşarken yalnız değildir onlar. Kendilerini bazen destekleyen, bazen fark etmeyen, bazen de rakip gören diğerleriyle kıyasıya bir mücadele tuttururlar. Bir mücadele ki önsözünde “bilgide yarışmak, ilgide yarışmak” yazan. Bir mücadele ki iç dünyamızı zenginleştirmek, hayal ufuklarımızı sonsuza açmak, beynimizi aydınlık fikirlerle doldurmak… Bir mücadele ki geleceğe kalmak… Bu mücadelede kaybedenler yoktur, hep kazanan vardır, kaybolanlar hariç elbette. Bir kitapla bir insanın hayatın keşmekeşi içinde birbirine sığındıkları, sakin ve güvenilir limanlarda buluştukları, sık sık bu limana uğrayıp enfes zamanlar geçirdikleri anlar… İşte hayatın biricik tatlı anları.

Cömerttir kitaplar. Verdikçe mutlu olurlar, tecrübelerini hiç kıskanmadan paylaşırlar. İnsanların da onlara cömert davranmalarını beklerler. Onları en çok üzen kapaklarının açılmaması, yapraklarının sevimli ve dost ellerle gıdıklanmaması, şen kahkahaların yanı başında yalnızlık yaşamalarıdır. İnsandan uzak düşmüş bir kitap yıldızların yalnızlığını yaşar. Işığı vardır ama gecenin karanlığını aydınlatmaz. Yol bulmak isteyenlere gülümserler sadece. Yıldızların gökyüzünü ışık oyunları ile şenlendirdiği bir sahnede insanın tanıklığı değil midir hayatı, zamanı, dünyayı güzelleştiren? Gökyüzündeki pırıltıları görmezsek, yönümüzü kaybettiğimizde çoban yıldızıyla göz göze gelmezsek, milyonlarca kilometre uzaktan, başka bir âlemden sunulan muştuları algılamazsak “nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.”

Kitaplar… İşte onlar hayatımızın yıldızlarıdır. Onlara ne kadar yakın olursak, o kadar mutlu, o kadar insan, o kadar yıldızlı oluruz. Onlara uzak durursak hayatın zorlukları içinde sığınılacak limanları ıskalamış, yıldızlarımızı küstürmüş, oksijenimizi tüketmiş, heyecanımızı yitirmiş, en büyük dostlarımızı kaybetmiş oluruz. Onunla mı, onsuz mu sorusunun tek cevabı vardır kitabımda “Onsuz asla!”

Ali UZUN
Edebiyat Öğretmeni


ERDEMLİ’DE BİR GÜNDE BİR YIL

Yurdumun cennet köşelerinden bir parçası olan mavi ile yeşilin sarmaş dolaş olduğu Akdeniz’in kıyısına yerleşmiş, inci gibi parlayan, Erdemli insanlarının yurdu, Limonun başkenti Erdemli ’den bahsedeceğim size.


Tanyeri kızıllığını terk ederken, o kocaman görüntüsüyle denizin üzerinde yükselen güneşin ışıklarıyla denizde oluşan parıltılı yolda balık avlayan balıkçı tekneleri seyrine doyum olmayan manzaralar bırakır insanın zihninde. Bu vakitte Yayla yolunu çoktan sarmıştır sıkma börek kokuları… Sabah namazından çıkanların gölgeleri kaybolmaya başlayınca sokaklarda, seralarda toplanmaya başlanmıştır kasa kasa sebzeler, araçlarla bahçelere giden işçiler çoktan sarılmıştır limon küfelerine.

Yola devam ederken, apartmanlar arasında kaybolmaya başlayan limon ve muz bahçeleri göze çarpar. Aracınız vardığında Karyağdı’ya şehir tüm güzelliğini gösterir size. Yol boyunca kümelenmiş apartmanlar, yoldan ayrıldıkça çevreye, ayna gibi parlayan seralar ve limon bahçelerinden oluşan bir başka Erdemli çıkar karşınıza. Karyağdı dediysek yanlış anlamayın, kar yağmaz yıllarca bu sahillere. Vaktin birinde kar yağmış bu yamaçlara ismi öylece kalmış Karyağdı diye. Sahilde anlamazsınız mevsimlerin nasıl gelip geçtiğini. Yağmur yağınca kış, güneş açınca yaz olur. Kış ılıktır sahilde, şiddetlenir yaylalarda ve yüksek yerlerde. Buralarda insanlar hasrettir karın yağışına; ilk kar düşünce yaylalara aileler, okullar, eşler dostlar koşar kar pikniğine.


Sahili kaplayan makiler uzun sure takip eder bizi yol boyunca. Kızılçam, sedir, ardıç ve ladin ağaçlarıyla süslenen ormanlardan geçerek varırız Avgadı yaylasına. Burası yazın yoğun ilgi görür zaten. Artık yörüğün göçü başlamıştır nisan ve mayısta. Göçte ne at kalmıştır ne de deve. Bunların yerini almış motorlar, kamyonetler ve arabalar. Yayla dönmüştür şehre yaz mevsiminde.
Hayvanlarıyla yaylaya çıkanlar azalmış, bunun yerini yazın sıcağından kaçanlar mesken tutmuş Hacı alanı, Sarıkaya’yı, Sorkun’u, Güzeloluk’u ve nicelerini. Göze çarpar ardıç gölgesinde yapılan naylondan çatmalar ve evler. Yolumuz varır gide gide Tozlu Gölet’ine. Kış beyaza bürünmüş orman manzarası içinde piknik masalarıyla döşenmiş bu mekanda. Güzel bir gün geçirmeniz için ideal bir yer olmuştur.

Geri dönerken Erdemli ’ye yolumuz ayrılır Çiriş ’ten Kayacı Vadisi’ne. Mis gibi çam kokuları dolar ciğerlerinize. Vadi boyunca çam ağaçları, tavus kuşları, kuş cıvıltısı ve limonlu çayının sesi eşlik eder size. Dar ve derin vadilerden geçerken Limonlu çayı yer yer küçük şelaleler yaparak iner denize. Vadi boyunca kurulmuş mesire yerleri, el değmemiş doğal güzelliği ve Lamos kanyonu güzel yerlerdir doğaseverlere.

Yolumuz Limonludan ayrılıp dönünceye Silifke’ye; Lamos, Kanlıdivane, Adamkayalar, Sebastia (Ayaş), Kızkalesi ve Korikos’a sanki tarih çağları geçer önünüzden geçmişten günümüze. Aracınız varınca Narlıkuyu’ ya görünür Cennet ve Cehennem obrukları tüm derinlikleriyle. Hemen yanı başlarında bulunan Astım(Dilek) Mağarası damla damla suların sabırla işlediği sarkıt ve dikitlerle eşsiz güzelliklerini sunar yüz binlerce yıl öncesinden size.


Şehre girerken Silifke caddesinden, yol boyunca eşlik eder palmiyeler pembe ve beyaz çiçekli zakkum ve direklere asılı bayraklar. Yaz ortasında kamyonetlerin arkasında satılır poşet poşet karlar. Bu karlardan yapılır gül kokulu buz gibi karsambaçlar. Yaradan bol bol vermiş nimetlerinden bu ellere. Yaylada yazlık meyveler, sahilde kışlık meyveler ve sebzelerin çeşit çeşidi yetiştirilir bahçelerde. Bereketlidir toprakları buraların. Yılda en az üç ürün kaldırır toprağından çiftçiler. Çamlık piknik alanı; plajı, kamp yeri, mesire yeri her mevsim yapılan düğünler ve şenliklerin en gözde mekânıdır. Hele nisan ayında düzenlenen Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri mahşeri kalabalığı toplar buraya. Adeta yarışır insanlar hizmet etmek için insanlara bugünde. Bedava yolcu taşıyan araçlar, ikram dağıtmak için kurulmuş çadırlar, dernekler, köyler, şirketler, belediyeler yurtlar ve okullar halka halka olmuş bu yarışta.
Gelince mayıs ayı düzenlenir Türkmen şöleni. Katılır çevre il ve ilçelerin yörükleri, beyleri. Kurulur kıl çadırlar, aşıklar atışır, okunur şiirlerin en güzelleri. Halkı coşturur mehteranın çaldığı marşlar.
Güneş batarken Silifke caddesinden, kızıllığını devreder karanlığa. Göğe doğru yükselirken kalem gibi minarelerden yayılan o ulu nağme yayılır Erdemli’nin üstüne kırk bir köşeden. Gecenin karanlığını bölen düğünlerin havai fişekleri aydınlatır gökyüzünü rengarenk. Havai fişeklerden çıkan ışık gibi rengarenk …
Erdemli ve tek ses Türkmen kenti .


Dostları ilə paylaş:
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   31


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə