Fortifications, castles and religious buildings in our region



Yüklə 63.85 Kb.
tarix18.04.2018
ölçüsü63.85 Kb.







COMENIUS

PARTNERSHIPS






COMENIUS MULTILITERAL SCHOOL

PARTNERSHİP PROJECT

FORTIFICATIONS , CASTLES AND RELIGIOUS BUILDINGS IN OUR REGION”


BÖLGEMİZDEKİ MUHKEM YERLER , KALELER VE DİNÎ BİNALAR”

ALBUM GUIDE
TÜRKİYE

ADANA – SEYHAN


Adana Ziyapaşa

Prımary and Secondary School , Turkey




Project is Financed

By the European

Comission



The Stone Bridge


Taş Köprü

Seyhan Nehri üzerindeki şehrin iki yakasını birleştiren taş köprü, Romalılardan kalmadır. 3.10 m yüksekliğinde 13 m genişliğinde 21 gözlü ve taştan yapılmıştır. On yedinci asırda esaslı bir tamir görmüştür. Sultan Üçüncü Ahmed (1713) Adana valisine taşköprünün tamiri için ferman göndermiştir. 1847’de ise, Sultan Abdülmecid Han tamir ettirdi. Günümüzde yirmi bir gözden sadece on dördü kalmıştır.




The Stone Bridge

Taşköprü: Taşköprü was built by the Roman Empire architect Auexntus in the 4th century A.D., over the Seyhan River in Adana. The bridge has 21 archs, 7 of which are under water, and 14 of which can still be viewed. A model of the same bridge is presently in Rome

Kurtkulağı Caravanserai

.





KURTKULAĞI KERVANSARAYI
Kurtkulağı Kervansarayı, Adana’nın Ceyhan İlçesi’ne 30 km. uzaklıkta bulunan Kurtkulağı Köyü’nün kuzeyinde yer alır.
Eski Halep Yolu üzerinde bulunan Kurtkulağı Köyü, tarihin her devresinde gerek ekonomik, gerekse sosyal bakımdan yolların birinci derecede öneme sahip olması nedeniyle, özellikle Antik dönemden itibaren önemini yitirmeyen bir konuma sahip olmuştur.
Kurtkulağı Kervansarayı’nın inşa tarihi tam olarak bilinmez. Yapının giriş kapısı üzerinde kitabe yeri bulunmakla birlikte yapının kitabesi mevcut değildir. Bu nedenle yapının inşaası Sultan III.Ahmet tarafından verilen 1704 tarihli ferman ve Karamort Külliyesi vakfiyesine dayanılarak 1704 yılına tarihlendirilebilir.
Kurtkulağı Köyü’nün diğer önemli bir eseri ise, Osmanlı mimarisinin güzel bir örneği olan Kurtkulağı Camisi’dir. Kurtkulağı Kervansarayı’nın güneyinde yaklaşık 100 m. uzağında yer alan caminin kitabesinden 1601 yılında Haydar Ağa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Kurtkulağı Caravanserai
Kurtkulağı Caravanserai is the north of the village of Kurtkulağı, which is far away 30 km to Ceyhan provincy of Adana.
Kurtkulağı village, which is located on the old Halep road, had been key position both economical and social matters due to the main severity of roads from antique era.
The construction date of Kurtkulağı Caravanserai is not known in certain. There is a space for inscription top of the entrance gate. However, caravanserai doesn’t have any inscription. Because of that, the construction date of caravanserai is appraised as H. 1116 (1704). It is based on the date of edict, which was given by Ahmet III at H.1116 (1704) and also it is supported by Karamort Külliyesi Vakfiyesi.
Another main work of Kurtkulağı village is the mosque of Kurtkulağı, which is the excellent sample of Ottoman architecture. It is located 100 meters along to south of Kurtkulağı Caravanserai. From the inscription, it can be realized constraction date wich is the H.1010 (1601) and also was had build by Haydar Ağa.

YILANKALE

"Snake Castle"









YILANKALE

  Yılan Kale, Misis ile Ceyhan arasında birden bire yükselen ovaya hakim bir tepe üzerindedir.


  İç Anadolu'dan gelip Gülek Boğazı yoluyla Adana, Misis, Pay as ve Antakya'dan geçen tarihi istila ve kervan yolunun üzerinde bulunan Yılan Kale, dağ kaleleri zincirinin ilk halkasıdır.
  Halk arasında "Şahmeran Kalesi" diye tanınan kalede Şeyh Meran adında bir kişinin yılan yetiştirip terbiye ettiği söylentisi yaygındır

"Snake Castle"


Yilanlikale (Snake Castle), is a castle in excellent condition sitting on a crag above Ceyhan.  It is an outstanding example of Armenian archecture in both construction and situation, making it very easy to defend.  The similarity in archecture to Sis and Tumlu lead historians to believe that it was built by Leo II.  The Route up to the castle is obvious.   The track does have a couple of minor hazards but is nothing too difficult for the faint hearted.  It could be alittle slippery in the wet, but should still prove to be no great hazard.

Yilankale was constructed during the Crusades in the 12th Century.  Girdling the central and the uppermost portions of a limestone outcropby the Ceyhan River it overlooks both Cukurova and the historical Silk Road.

Since it was built on a mightily protruding rocky foundation and because of its strong walls and three different gates that lead to the castle square and portable ladders on the way from one gate to the other make it difficult to conquer Yilankale.

Yikankale was abandoned during the reign of the Ramazanoglu Principality in 1352.  It was called as "Kovara or Govara" until when Evliya Celebi, a famous 17th Century Turkish traveler renamed it as the "Sahmeran Castle" after the well known Sahmeran (Name of a huge serpent believed to live in the castle) legend in this area.  Later it was called Yilankale - The Snake Castle.

Yilankale is in the sight limits of the Anavarza, Tumlu and Kozan Castles.

Anavarza Ruins

Anavarza Kalesi,



Anavarza Kalesi, Ceyhan'a 35 km. uzaklıktadır. Ceyhan-Kozan sınırında bulunan örenyeridir. Çevresi mesire yeri olarak kullanılır. Kilikya ovasının önemli merkezlerinden olan Anavarza’nın antik kaynaklarda adı Anazarbos, Anazarba, Aynızarba veya Anazarbus olarak geçer. Adana’nın yaklaşık 70 km. kuzeydoğusunda, Dilekkaya köyündeki antik şehir, Sunbas çayının Ceyhan ile birleştiği yerin 8 km. kuzeyinde ada gibi yükselen bir tepe üzerindedir.


Kale ve şehrin, MÖ. IX. yy.da Kilikya’yı ele geçiren Asurlular tarafından kurulduğu ya da eski bir yerleşimin üzerine inşa edildiği tahmin edilmektedir. Antik Anavarza şehrinin kesin olarak bilinen tarihi ise, MÖ 1. yy.da İmparator Augustos’un (MÖ 27 - MS 14) Anavarza’yı Roma İmparatorluğu'na bağlamasıyla başlar. Şehir, Roma İmparatorluğu devrinde bölgenin önemli merkezlerinden biri olmuş ve kentte İmparator şerefine büyük anıtlar yaptırılmıştır.

Ancak, Asurlular tarafından kurulduğu iddiasına şüphe ile bakan tarihçiler de mevcuttur. Bu görüşe göre; Asurluların Çukurova’ya 50 - 60 yıl gibi kısa bir süre hâkim oldukları ve bölgeyi sömürge olarak kullandıkları gözönüne alınırsa, Anavarza gibi bir antik kentin kurulması mümkün görülmemektedir. Bu yüzden, 700 yıl gibi uzun bir süre Anadolu’ya ve dolayısıyla Çukurova’ya egemen olan Hititler üzerinde yoğunlaşmak gerekir. Anavarza kale ve şehri, çeşitli kültürlerin birbirini etkilediği ve zamanla da kaynaştığı önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Zafer takı yakınlarında bulunmuş bir yazıtta, iki kez depremlerle yerle bir olmuş kent surlarının kimler tarafından ve kim zamanında onarıldığından bahsedilmektedir.



Anavarza Ruins
The foundation date of this town that became the capital town of the Kingdom of Clicia in 408 A.D.  is not known. The town of the Kingdom of Anavarza that was conquered many times by different nations starting from the 8th century A.D., became the capital city of the Armenian Princedom. The Anavarza Castle that was built over the top of a sudden rising slope, right by the antique town of Anavarza is just like a central castle among the sites that still stand. The ancient walls, the arch of victory, the castle, the pillars, the road and the two pools with mosaics covering the bottom attract the attention of the visitors.


Bebekli Church

Bebekli Kilise

1880-90 yılları arasında yapılan kilisenin esas ismi Saint Paul ’dür. Kilisenin tepesinde Meryem Ana’nın 2.5 metrelik tunç heykeli bulunmaktadır. Heykelin bebeğe benzemesi nedeniyle halk arasında Bebekli Kilise olarak bilinir. Büyük Saat Kulesi: Tarihi Ulu Cami Külliyesi içinde, 1882 yılında Vali Abidin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan dikdörtgen kesitli 32 m. yükseklikte bir kuledir. Resmi dairelerin zamanlarını ve ezan vakitlerini göstermek için yapılmıştır.



Bebekli Church: Built between 1880 and 1890, its official name is the church of Saint Paul. At the top of the church is a 2.5 metre-high bronze statue of the virgin Mary. There is a daily ceremony at 18:00 pm, attesting to the respect the Turkish people feel for other religions.



Ulu Cami ve Külliyesi: Ramazanoğulları tarafından yapılan en büyük ve meşhur bir camidir. Hala dimdik ayaktadır. Osmanlı devrinde tamirat görmüştür. İnşaatına 1513’de başlanmış ve inşaat 1541’de Piri Mehmed Paşa tarafından bitirilmiştir. Selçuklu, Memluk ve Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşır.

Stalaktikli ve arabesk süsleme çift bordürle bezenmiştir. Bütün kemerlerinde, doğu avlu kapısının iç ve dış cephesinin yapımında siyah-beyaz mermerler kullanılmıştır. Mihrabı mermerdendir. Üst bölümlerinde bulunan yarım daire içinde on altı ve on yedinci asır çinileri dikkati çeker. Beyaz zemin üzerinde lacivert, kırmızı firuze renklerle stilize nar ve erik çiçekleri, hançer yaprakları ile süslü motiflerin sanat değeri yüksektir.

Ulu Mosque :It was built in 1541 by the Beylics of Ramazanogullari.

(Ulu Mosque was built by Halil bey in 1507, and enlarged in 1541 with the addition of a building. The mausoleum of Halil Bey is also here. The mosque was built from soft stone. There is a monumental portal with large-lettered Arabic inscription, and there are eight minarets. The mosque is an interesting example from the 16th century. It is famous with its octagonal minarette, double colored rock and Iznik tiles.
Adana Yağ Camii

YAĞ MOSQUE


YAĞ (Eski) CAMİİ: Eski Belediye Caddesi'nde, Büyük Çarşı Semti'ndedir. Medrese kapısındaki yazıta göre, 1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey'in buyruğu ile, Kilise’den camiye çevrilmiştir. 1525 yılında minaresi 1558 'de Piri Paşa tarafından medresesi yaptırılmıştır. Camiye önceleri , Eski Cami denirdi. Sonra Yağ Camisi adını aldı. Selçuklu Ulu Camileri tipindedir. Son Cemaat yeri, diktörtgen biçiminde, dört sıra sütunla beş nef'e (sahn'a) ayrılmaktadır. Avlu Kapısı, bu sade caminin yanında bir anıt gibi büyük ve görkemlidir. Medsesesi dershane, mutfak, yatakhane ve çeşitli odalardan oluşur. Bu yapıya sonradan bir Avlu kapısı eklenmiş. Tipik Selçuklu portalı olan bu giriş civarında yağ pazarı bulunurmuş. Adı buradan geliyor.



YAĞ MOSQUE

According to inscription on the door of Yağ mosque,while it was St. Jacques church, it was converted into a mosque with request of Halil Bey in 1501 and it is known that it’s minaret was built in 1525.

The moslem school which was  added near mosque was built by Piri Pahsa in 1558.Yağ mosque was built with yellow stones and also ıt has magnificent entrance gate which reflects Seljuk architecture.

Ayas Castle

Ayas Kalesi



Ayas Kalesi

Yumurtalık Adana'nın en güzel iki sahil ilçesinden biridir. İlk kurulduğu tarih tam olarak bilinmeyen Ayas/Aegae Antik Kenti, Helenistik dönemde Bergama'daki gibi dünyanın üç Asklepion Tapınağından biri ile ünlü idi. Roma İmparatorluk döneminde gelişmesini devam ettiren Ayaş ortaçağda doğunun Akdeniz'e açılan en önemli liman kenti olmuştur. Özellikle Cenevizli ve Venedikli tüccarlar Ayas Limanında koloniler kurmuşlardır.


    Ünlü seyyah Marko Polo Çin seyahati için 1268 yılında bu limandan karaya çıkmış, seyahatini tamamladıktan sonra bu limandan gemiye binip Venedik'e geri dönmüştür.
    1337 yılında Türk Memlûk Devletinin hakimiyetine giren Yumurtalık Ramazanoğlu Beyliğinin önemli bir ilçesi ve iskelesi olmuştur. Yumurtalık'taki Aegeae Antik kentine ait eserler Kaymakamlık binasının önünde toplanarak bir müze oluşturmuştur.
    Ayrıca Ayas ve Atlas kaleleri (11. yy) ile Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1536 yılında yaptırılan üç katlı gözetleme kulesi, Osmanlı Hamamı ve Roma Hamamı, sur duvarları ile Yumurtalık bilinmeyen bir hazinedir.        

Ayas Castle

Aegea that was the important port city of Ancient Kilikya had lived its most gorgeous in the BC 1st century. In the Antiquity this city which is known to be estabished by the Greeks was called as Agezze by the Venetians in the Middle Ages.The outstanding works of art are Ayas Castle, Süleymaniye Tower and Marcopolo Seaport.. Marcopolo had visited Aesculapion twice that is famous of its hospital- temple ruins belonging to Helenistic Period while he was travelling to the east.There has been city wall ruins on the island near the city



Kız Kalesi

Maiden Castle



Korykos sahil kalesinin 200 m. açığındaki küçük adacık üzerindeki kaleye "Kızkalesi" denir. Büyük bölümü ayakta olan Kızkalesi'nin kuzey ve güney uçları sekiz kuleyle korunmuştur. Kalenin dış çevre uzunluğu 192 m.dir. Kızkalesi ile sahildeki kale denizden bir yolla bağlanmış, denizden gelecek saldırılara karşı önlem alınmıştı. Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından 1448 yılında onarılan Kızkalesi bugün İçel turizminin sembolü haline gelmiştir.

Kızkalesi Efsanesi Korykos'ta yaşayan Krallardan biri, bir kız çocuğu olsun diye gece gündüz Tanrıya yakarmaktadır. Sonunda dileği yerine gelir ve kız büyüdükçe güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanır. Günlerden bir gün kente bir falcı gelir. Kral onu saraya çağırtır, kızının geleceğini öğrenmek ister. Falcı prensesin eline bakınca irkilir ama bir şey söylemez.

Kral zorlayınca "Kralım" der, Kızınızı bir yılan sokacak. Bu yazgıyı hiçbir şey bozamayacak der ve siz dahi engel olamayacaksınız deyip oradan ayrılır.

Kral, kıza bir şey söylemez ama düşüncelere dalar. Sonunda kıyıya yakın küçük bir adacık üzerinde, ak taşlardan bir kale yaptırmaya karar vererek kaleyi yaptırır ve kızını buraya kapatır. Olan biteni bilmediğinden kızı üzülmekte, günden güne eriyip gitmektedir. Günün birinde saraydan kaleye gönderilen bir üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokar ve öldürür.

Once upon a time there was a king, who had a beautiful daughter. But faith not being with her a prophecy predicted she would die of a snakebite. To forcome this, the king let a castle be build in the sea. For sure, his daughter would be safe there! But as we always learn in legends and fairytales, the prophecy will be inevitable. Our dear princess got fresh fruit brought to her everyday. Somehow a snake ended up in one of the baskets and the prophecy was fulfilled. And so goes the legend of Maiden's Castle. It left the king without a daughter but it left us a nice legend and the remains of Kizkalesi.

Corycos, the historical name of Kizkalesi, is one of the main historical cities of the area, called Cilicia. Cilicia became an official province of the Roman Empire in 72 AD and gained more importance and prosperity.
You can trace the prosperity of the area back. Just wander around and you find remains of Roman roads, parts of city walls, a huge necropolis (graveyard) and parts of aqueduct, bringing water to Corycos from the Lamos river 17 km away. I you are lucky you might even find a coin, for Corycos minted its own coins.
The old nucleus of Corycos is not where the village is today, but northeast of the landcastle. The land castle has been build in 5 stages. Started by Romans in the 2nd or 3rd century, but the main construction has been done under Byzantine rule (approx.. 1100 AD). Later on smaller additions and reparations have been done. Inside the landcastle you will find the remains of three chapels. Kizkalesi though has been built at the beginning of the crusaders (approx.. 1100 AD) as part of a fortification plan. Inside you'll find a small chapel and a cistern. Both castles might have been connected by a wall, serving as a quay too.

SİLİFKE KALESİ

The Castle of Silifke





SİLİFKE KALESİ

Temel tespitlerine göre Helenistik veya erken Roma dönemine ait olduğu anlaşılan kale, geçirdiği onarım ve değişiklikler sonucu bugün bir Ortaçağ kalesi görünümündedir.


Silifke’ye hâkim, 185 m yüksekliğinde bir tepe üzerinde yapılmış olan, etrafı kuru hendekle çevrili oval biçimdeki kalenin içinde kemerli galeriler, su sarnıçları, depolar ve diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır.

Ünlü gezgin Evliya Çelebi Seyahatname’sinde, XVII. yy.da Silifke Kalesi’nin 23 burcu olduğunu, içinde bir cami ve 60 ev bulunduğunu yazar. Ancak, burçların bir kısmı ve kale içi tamamen yıkık durumda olduğundan tam tespiti yapmak mümkün değildir.


Halen görülebilen 10 adet burç mevcuttur.
The castle of Silifke was built on the top of a rocky hill. There has been found no knowllade about the building date but it is estimated as B.C. IV century through the genre of the architecture. It was also used at the Roman and Byzantium periods. At the time of Otoman Empire, It was kept by Gedik Ahmet Pasa.
The famous voyager Evliya Celebi had remarked 60 houses were taking part inside the castle.

Sen Pol Kuyusu

St. Paul's Well



St.Paulus MS 3 yılında Tarsus'ta doğmuş ve babasının mesleği olan çadır bezi dokumacılığı yapmıştır. Musevi Roma vatandaşı olan Aziz, ilk öğrenimini Tarsus'ta,yüksek öğrenimini Kudüs'te tamamlamış, daha sonra isa'nın Havarisi olmuştur. Tarsus'ta S.Pauls'un doğduğu ve yaşadığı ev olarak bilinen yapı kalıntısının ortasında bulunan kuyunun suyu, halk arasında şifalı olarak bilinir.


Bazı Hristiyanlar, Hacı olmak için Kudüs'e gitmeden önce Tarsus'a uğrayarak StPaulus'un kuyusundan şifalı ve kutsal suyu içerler. Bu nedenle StPaulus kuyusu, Hristiyanlarca önemli bir ziyaret merkezidir.

St. Paul's Well is in a courtyard long believed to be the site of St. Paul's house, which is approximately 300 meters north of the Republic Area in Kızılmurat District. Archaeological studies have shown St. Paul's Well and surrounding areas to have Roman, Byzantium and Ottoman Period cultural layers. The site is a pilgrimage destination for some and the water from the well is believed to have healing powers.

Toprak Kale:

Toprak bir tepe üzerindedir. Osmaniye’nin 8 km batısında bulunan kale, Adana’nın doğusundadır. Çukurova’yı güneyden gelecek saldırılara karşı korumak için yapılmıştır. M.Ö. 3. asırda yapılmış olup Romalılar, Abbasiler, Selçuklular, Ramazanoğulları ve Osmanlılarca tamir edilmiştir. Duvarları ayaktadır.



HASAN AĞA (HASAN KETHUDA) CAMİİ




Ali Ağa Mahallesi’ndedir. Klasik Osmanlı dönemi mimarisinin Adana’daki tek örneğidir.


Camiyi 1558 yılında Ramazanoğlu Halil Bey’in kölesi Abdullah oğlu Hasan Kethüda ile azatlı kölesi Atike yaptırmıştır. Planını Mimar Sinan’ın yaptığı söylenir İki bölümden meydana gelen son cemaat yeri, klasik Türk mimarisinde görülen stalaktitli sütun başlıklarının taşıdığı sivri kemerlerle üç bölüme ayrılmakta ve bölümler üzerini küçük kubbeler örtmektedir. Camii esas mekanına son cemaat yerinden girilmekte olup, kare plandaki mekanı köşe trompları ile intikali sağlanan yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Giriş kapısının kuzey duvarı bitişiğinde Lale Devri üslubunu andıran oymalı süslemeler vardır. Müezzin mahfili ve mihrabı ağaçtandır. Siyah ve beyaz mermerlerle süslüdür. Minberi de aynı cins mermerlerle yapılmıştır. Tek şerefeli minaresi 1730 yılında yapılmıştır. Kesme taştan sade ve klasik üsluptadır. Caminin güney duvarında 1671 yılında Adana’ya gelen Evliya Çelebi’nin imzasını taşıyan bir yazıt bulunmaktadır. Ulu Camii’nin yapımını yöneten Hasan Kethüda buradan artırdığı malzeme ile, daha güzel olan bu camiyi yaptırmıştır. Söylentiye göre buna kızan Ramazanoğlu Piri Mehmet Paşa da onun başını kestirmiştir. Cami, 1813 yılında büyük bir onarım görmüştür. 27 Haziran 1998 depreminde hasar gören caminin onarımı 1998-2004 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce tamamlanarak 2004 yılında ibadete açılmıştır

Dumlu Kalesi



Dumlu Kalesi : Asur, Pers, Roma kalıntılarına rastlanmaktadır.

Dumlu Kalesi: Ceyhan'ın 17 km. kuzeybatısında Sağkaya bucağının Dumlu ( Tumlu ) köyünün batısında ve 75 m. kadar yükseklikteki sert kalkerli bir tepe üzerindedir. 12. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Çevresi 800 metredir. Sekiz burçludur. Ovaya bakan doğu köşesinde gözetleme kulesi bulunmaktadır. Tek kapısı doğuya bakmaktadır. Kale içerisinde yapı kalıntıları ve sarnıçlar yer almaktadır. Tepe etrafında kaya mezarları görülmektedir.





Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə