Kanuni unsur (tipiklik)



Yüklə 448 b.
səhifə6/11
tarix18.01.2018
ölçüsü448 b.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11

Kural, emir ve talimatlara riayetsizlik: Her türlü sosyal ve mesleki kurala veya yetkili merciler tarafından verilen emir ve talimata aykırı davranmayı ifade eder. Ör. afet sonrasında, idarenin duyurduğu tedbirleri almamak; trafik kuralına aykırı hareket etmek; işyerindeki işçi güvenliği kurallarına uymayarak, mesela yüksek ısıda çalışan fırının kapağını tam kapatmayarak, diğer bir işçinin yaralanmasına sebep olmak.



Nizam ve kurallara uymamak, taksirin bulunması bakımından sadece bir karinedir; tek başına neticeden ötürü sorumluluğu gerektirmez. Sorumluluk için, bu ihlal ile netice arasında nedensellik bağının bulunması aranır.

  • Nizam ve kurallara uymamak, taksirin bulunması bakımından sadece bir karinedir; tek başına neticeden ötürü sorumluluğu gerektirmez. Sorumluluk için, bu ihlal ile netice arasında nedensellik bağının bulunması aranır.

  • Örneğin (A), hız sınırının 70 km. olduğu anayolda 85 km. ile seyrederken, intihar amacıyla aniden önüne atlayan yayanın ölümüne yol açıyor. (A), yükümlülüğe uygun davranmış olsaydı bile, (B)’ye çarpacaktı, denilebiliyorsa, ölüm neticesinden sürücü sorumlu tutulamaz.

  • Ayrıca, netice öngörülebilir olmalıdır. Buna göre, günlük yaşam deneyimlerine göre netice gerçekleşebilirdi, denilebilmelidir. Örneğin, otomobilini gelişigüzel yola park eden şoför, birisinin buna çarpacağını ve ölebileceğini hesaba katmak zorundadır. Neticenin öngörülebilir olmadığı durumlarda, bu neticenin faile objektif olarak isnad edilebilmesi mümkün değildir.



Fail, yaptığı hareket sonucunda suç teşkil eden neticenin gerçekleşebileceğini öngörür, ama bu neticenin gerçekleşmeyeceğini düşünerek, gerçekleşmeyeceğine inanarak, gerçekleşmemesini ümit ederek hareket eder.

  • Fail, yaptığı hareket sonucunda suç teşkil eden neticenin gerçekleşebileceğini öngörür, ama bu neticenin gerçekleşmeyeceğini düşünerek, gerçekleşmeyeceğine inanarak, gerçekleşmemesini ümit ederek hareket eder.

  • Failin, iradi hareketiyle; gerçekleşebileceğini akıl ettiği, öngördüğü, fakat gerçekleşmeyeceğini sandığı ve gerçekleşmesini de kesinlikle istemediği bir zararlı neticeye sebebiyet vermesidir.



Olası kastla bilinçli taksir arasında ortak nokta şu: ikisinde de fail hareketi yaparken, somut olayda bu hareketine bağlı olarak suç teşkil eden belirli bir neticenin meydana gelebileceğini öngörüyor.

  • Olası kastla bilinçli taksir arasında ortak nokta şu: ikisinde de fail hareketi yaparken, somut olayda bu hareketine bağlı olarak suç teşkil eden belirli bir neticenin meydana gelebileceğini öngörüyor.

  • Ama bilinçli taksirde bunun oluşmayacağına güveniyor. Yani bilinçli taksirde fail her şeyin yolunda gideceğine inanıyor. Olası kastta ise, fail, hareketi yaptığı takdirde, belirli bir neticenin oluşabileceğini öngörmektedir. Bu neticenin gerçekleşme ihtimalini kabullenerek, “olursa olsun” diye düşünerek, suç teşkil eden netice gerçekleşse de ben bu hareketi yapacağım der.

  • Olası kastta, fail, neticeyi açık seçik istemiş olmasa da, istememiş de değildir. Yani, fail, hareketinden doğabilecek neticenin gerçekleşmesini göze almış ve buna peşinen razı olmuştur. Ne olursa olsun diyerek yine de hareketine devam etmiştir. ‘Netice gerçekleşse de gerçekleşmeşse de, ben bu hareketi yapacağım’ demiştir (olası kast)

  • TCK m. 21/2’de olası kasttan söz edilebilmesi için neticenin fail tarafından göze alınmış olması gereğinden söz edilmemiştir. Fakat, olası kastı bilinçli taksirden ayırt edebilmek için, her somut olay bakımından failin neticeyi göze almış, kabullenmiş sayılıp sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması zorunlu görünmektedir.

  • Eğer “öyle veya böyle, fail bu neticenin doğacağını bilseydi yine de hareketi gerçekleştirirdi” diyebiliyorsak, olası kast; “neticenin gerçekleşeceğini bilmiş olsaydı, bu hareketi gerçekleştirmezdi” diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir.



Gerekçedeki örnek: “Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister; ancak kendilerine yeşil ışık yanan kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur

  • Gerekçedeki örnek: “Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister; ancak kendilerine yeşil ışık yanan kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur

  • Hatırlayın: Bu örnekte değerlendireceğimiz husus şudur: Fail fiilen gerçekleşebileceğini öngördüğü bu neticeyi göze alıp ona razı olmuş mudur? Şayet, bu soruya olumlu cevap verilirse, olası kastın varlığından bahsedilebilecektir. Genel olarak, aracı aşırı hızlı kullanma, hatalı sollama, geçiş üstünlüğüne uymama, kırmızı ışıkta geçme gibi örneklerde, failin meydana gelebilecek olası bir kazayı ve bundan doğacak ölüm veya yaralanmaları göze alıp kabullendiği, her zaman söylenemez. Gerçekten fail, neticenin gerçekleşeceğini bilseydi yine de söz konusu hareketi yapardı, denilebilen durumlarda olası kast mevcuttur. Oysa günlük yaşam tecrübelerine göre, bu tür bir davranışta bulunan şoför meydana gelen neticeyi kesinlikle istememekte, zararlı sonucun doğmayacağına güvenerek hareket etmektedir. Nitekim, Yargıtay’ın yeni uygulamasında kırmızı ışıkta geçerek başkalarının ölümüne ve/veya yaralanmasına sebebiyet veren fail olası kasttan değil, bilinçli taksirden sorumlu tutulmaktadır.

  • Bununla birlikte, failin yoldan geçmekte olan yayaları görmesine ve onlara çarpabileceğini öngörmesine rağmen, hız kesmeyerek aracını süratle o istikamete sürmeye devam etmesi ve yayalara çarpması durumunda, yol ve hıza ilişkin koşullar göz önüne alındığında, bu neticeye razı olduğu söylenebiliyorsa, olası kasttan bahsedilebilir. Mesela, fail polisten kaçıyor, ağır bir suç işledi, banka soydu, yıllarca hapiste yatacak, arkasında polis; yayaların arasına dalıyor 110’la, polisin durmak zorunda kalacağını bilerek. Şimdi, burada hangisi doğrudur? Neticeyi kesinlikle istememiştir, yayaların öleceğini bilse dururdu, geçmelerini beklerdi mi? Yoksa kurtulmak, geçebilmek pahasına “canları cehenneme” deyip göze almış mıdır ezilmelerini? Burada en azından olası kast var, hatta doğrudan kast bile tartışılabilir.





Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə