Kimysal Silahlar ve Koçgiri Dersim Jenosidi



Yüklə 181.47 Kb.
səhifə2/3
tarix14.08.2018
ölçüsü181.47 Kb.
1   2   3

1937-38 Doğu Dersim ve kimyasal maddeler

Dêrsim 1937-38 isyan değil, ulusal, kültürel, dinsel anlam da sömürgeciliğe karşı bir direniştir. 1925’den itibaren bu bölge her yönüyle araştırılmış, incelenmiş ve elde edilen sonuçlara göre planlamalar, proğramlamalar, hazırlıklar yapılmıştır. Boyutları kapsamlı olan bir jenosid-soykırımdır.

Osmanlı İmparatorluğu sınırları içine hapsedilen ve 1.Dünya Savaşı süreci içinde asker-sivil osmanlı bürokratlarının yok edilmelerine karar verdikleri halklar bu savaş sonrasında da jenoside uğrarlar. Bu soykırımların uygulayıcıları, hukuki anlamda soykırımlardan sorumlu olan kişiler, Dêrsim soykırımının planlamasını yapan, pratiğe koyan kişilerdirler. Kimilerinde ise soykırım görevi babadan oğula geçmiştir.

T.C. Genelkurma Başkanlığı’nın Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938) adlı resmi yayınında Dêrsim’de uygulanan jenosid eylemleri gizleniyor. Uçakların seferleri, atılan maddeler açıklanmıyor. Kitaptan sadece bir kaç anlatım, kimyasal maddelerin varlığını, kullanıldıklarını ispatlamal için yeterli;





Muxar (Koçyatagı)köyü-Kamax ; soykırım ve çocuk olmak
1 Temmuz 1938; Ayaklanma bölgesindeki haydutların durumu şöyleydi: Haydaran ve Kör Abbas aşiretlerinden 100 kadar silahlı Timnas tepe de ve Roşnak boğazını tutmakta. Bunların aile ve davarları Hinzari güneyindeki dere ve yaylalarda. Silahlı 50 kadar Demenanlı Haydut Dolubaba, Kerenko tepeleri etrafında, aileleri Piter, Kafat ve Laç deresi mağaralarında. Keçel haydutlarından 100 kadar silahlı Karasakal yaylası cıvarında, diğer 50 kadar silahlı Bal Uşağı haydutlarıyla birlikte Dojikbaba kuzey sırtlarında; Abbasan, Aşuran ve Beyit uşaklarından 50 kadar silahlı Dojıkbaba güney sırtlarında; bu haydutların 5-6 bin tahmin edilen aile efradı İskisor, Ahpanos, Horan bölgelerindeki mağaralarda, dere tabanlarında, Sırpat mağaralarında saklanmaktadırlar.” (T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, seri No:8, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938), Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1972, s.432)

Haydaran, Heiderû, Kör Abbas ; Avasû, Roşnak; Rosnage, Demenanlı; Demenu, demenız, Piter; pêterê, Kafat; Kalferat, Keçel; keçelû, Bal Uşağı; bolevanu, Dojikbaba; Tujikbava, Abbasan; Avasû, Aşuran; asuru, Beyit; beytu, İskisor; İksor,





Demenan, Demenu, Demenız aşireti mensuplarının yaylası
3 Mayıs 1937....Bu arada Demenanlı aşiret reisleri nezdinde toplantı halinde bulunan diğer aşiret reislerinin, havadan bombardıman edilmek suretiyle toplantıyı dağıtmak ve aşiretler üzerinde moral kırıcı bir etki sağlamak luzumu üzerine tayyare alay komutanı komutasında 5 uçaklı bir filo, Kırklardağı darboğazdere yolu-Zele Dağı-Kırmızı ve Kosur dağları kuzeyindeki keçizeken(yukarı bor) köyünü havadan bombaladı. Bu hava taaruzunda özellikle Sabiha Gökçen Hanım’ın attığı 50 kiloluk bir bomba Keçizeken köyünden kuzeye doğru kaçan asi grupa oldukça ağır zaiyat verdiği yapılan gözetlemelerden anlaşılıyordu.” (T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, seri No:8, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938), Ankara, genelkurmay Basımevi, 1972, s.388)

Demenanlı; Aşira Demenu, demenız, Kırklardağı; Koê Qhelxeru, darboğazdere yolu; rea dere çeti, Zel Dağı; Koê Jele, Kırmızı ve Kosur dağları; Koo sur, keçizeken; borê čorr.


26 Mayıs 1937’yi takip eden günlerde de 25.nci Alay, Muhafız Alayı, 62.nci Alay, Jandarma Birlikleri, çıkarıldıkları müfrezelerle tarama işine devam ettiler. Yer yer eşkiya ile müsademe edildi ve uçaklar asi köylerini bombaladılar.” (T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, seri No:8, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938), Ankara, genelkurmay Basımevi, 1972, s.400)
Nihayet 22 Haziran 19382de Seyyar Jandarma Alayı tekrar taaruza başlayarak şiddetli müsademelerden sonra saat 08.30’da Amutka köyünü işgal etti. Amutka karakolunu kurtardı. Bu müsademe de bir er şehit, iki er yaralandı. Haydutlardan da karakol civarında 20 kadar ceset vardı. Amutka’nın işgalinden sonra Ali Boğazı’na doğru kaçan haydutlar üç tayyare filosu tarafından bombalanmışlardı.” (T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, seri No:8, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938), Ankara, genelkurmay Basımevi, 1972, s.429)


Versalê magaraları. Muzır daglarının eteklerinde
23 Haziran 1938: 57.nci Alay Karargahı, I.nci Tabur ve bir topçu takımı, daha önceki emre göre Bilgeç tepeye gelmiş ve burayı işgal etmişti. Keza bu gün bir tayyare filosu Tagar ve Bozan köylerini bombalamış ve civardaki sürülere makineli tüfek ateşi açmıştı.” (T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, seri No:8, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938), Ankara, genelkurmay Basımevi, 1972, s.430)

Tagar; Tağu, Bozan; bozu

8 Temmuz 1938 gününe kadar birlikler bulundukları bölgelerde arazi ve hava şartları çok ağır olmasına rağmen devamlı surette tarama faaliyeti yapmış, bu hareketlerde zaman zaman ve yer yer haydut direnmeleri ile karşılaşıldığı için yapılan müsademelerde kıtalarımızdan bir miktar şehit ve yaralı verilmişti. Haydutlara da oldukça ağır insan ve hayvan zayiatı verdirilmiş, yer yer dehaletler olmuş ve muhtelif bölgelerde haydutların terkettikleri hayvan sürüleri toplattırılmış, yapılan tarama harekatında zaman zaman tayyare desteği de yapılmış ve bazı köyler bombalanmış ve yakılmıştı. Bundan sonraki günlerde de tarama faaliyeti aynı şekilde devam etmiş ve beliren ihtiyaca göre yeni müfrezeler tertiplenip görevlendirilmiş ve bölge komutanlıkları kuruluşlarında bazı değişiklikler yapılmıştı.” (T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, seri No:8, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938), Ankara, genelkurmay Basımevi, 1972, s.433)

Haydutların sığındığı, ağızları mazgallı taş duvarlarla kapatılmış mağaralar, cesur askerlerimiz tarafından kuşatılmış top ve makineli tüfek ateşinden başka 25.nci Alay dan gönderilen istihkam müfrezesi tarafından tahrip kalıpları atılmak suretiyle mağaralar tahrip edilerek içindekiler öldürülmüş, can havli ile dışarıya fırlayanlar da ateşle imha edilmişti.” (T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, seri No:8, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938), Ankara, genelkurmay Basımevi, 1972, s.436)





Xeceri yaylası
23 Ağustos 1938’de Başbakanlık; İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları ile 1.nci, 2.nci, 3.cü Ordu Müfettişlikleri ve IV.ncü Genel Müfettişliğe verdiği emirlerde (özetle): ...(...)...IV.cü Genel Müfettişlik ve III.cü Orduca daha önce kararlaştırılan birliklerin ve bunların konuş yerlerinin uygun olduğuna, ayrıca üç uçaktan mürekep bir hava grubunun Vertetil tayyare alanında bırakılmasına...(...)....Güney bölgesinde yapılacak tatbikat sonunda imkân bulunduğu takdirde Tunceli’de kalmış olması muhtemel bazı haydutların imhası için özel teşkilattan da yararlanmanın düşünüldüğünü bildirmişti.” (T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, seri No:8, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938), Ankara, genelkurmay Basımevi, 1972, s.464, 465)

6 Eylül 1938’de başlayan arama ve tarama harekatı, ordu emrine göre bütün ciddiyet ve şiddeti ile devam ediyordu. Ordunun 15 Eylül 1938 akşamı hedefleri için verdiği emre göre birlikler, o tarihe kadar, kendilerine ayrılan bölgelerdeki mağaraları, taş kovuklarını ve bir insanın saklanabileceği her noktayı adım adım aradılar. İstihkâm müfrezesi birçok mağaraları tahrip suretiyle yardımda bulundu ve bu suretle topçu ve piyade ağır silahları yakın desteğinde yapılan tarama harekatında bir çok mağara ve cıvarlarında yapılan müsademelerde, içlerinde bazı aşiret reislerinin de bulunduğu yüzlerce haydut imha edildi. Bir o kadar da kadın ve çocuk grupları yakalandı. Bu arada yine yüzlerce hayvan, silah ve cephane ele geçirildi. Haydutların direndikleri köyler, münferit evler, komlar ve hatta tarla ve meşelikler yakıldı. Böylelikle manevranın bu son safhası da sona ermiş oldu.” (T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları, seri No:8, Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar (1924-1938), Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1972, s.477)




Batı Dêrsim li kadın yası simgeleyen siyah renkli elbiseye bürünür.
Fransızlar tarafından düzenlenen bir raporda 1-13 sayfalara kadar askeri fabrikalarla ilgili bilgiler verilmekte. Raporun 6.cı sayfasında Almanların Ankara Mamak’da 1925 yılında kurdukları ve idare ettikleri fabrikada T.C. ordusu için gaz maskeleri üretildigi açıklanmakta. Bir başka fabrikada ise özellikle sadece el bombalarının imal edildigi belirtiliyor.

Bu bilgiler, T.C. ordusu mensuplarının bombaladıkları yerlerde zehirli gazlar kullandıklarını ıspatlıyor. T.C.Ordusu mensupları, jandarma birimleri zehirli gazları kulanıyorlardı ki gaz maskelerini de kendi personellerini korumak amacıyla üretiyorlardı.

Raporun 7.ci sayfasında ise; « Ankara`nin 40 Km. Doğusunda Küçük Yozgad’da 1929 yılında bir fransız sosyetesi tarafindan kurulan fabrika iflas etti. T.C.ni yönetenler fabrıkayı satın aldılar. 1931 itibariyle ordu silahlari için kimyasal maddeler üretilmeye başlanıldı. T.C. yetkilileri bu fabrika için Alman devletinden kimyasal maddeleri en hızlı üreten makinalar satın aldılar. 5 fabrikadan oluşan bu birimde ki bölümler; kimya, nitroselüloz, dinamit, siyah pudra, çakmak-ateçleme den oluşmaktadırlar. Macar uzmanlar yenileme, düzenleme yapmakla görevlendirilildiler.

Bu makinlar aracılığıyla 24 saatte, 1.500 kg tritol, 8 saat de 2.000 kg dinamit, yine 8 saate 1.000 kg nitroclicerin üretiliyor. Bu miktaın yükseltilmesi amaçlanıyor. Nitroclicerinin 1.500 kga, tritolun 3.000 kga çıkarılması hedefleniyor.

Ayrıca bir başka fabrika da inşa edildi. Burada da patlayıcı maddeler üretilecek. Amaç; 8 saate 500 kg patlayıcı nitroglio, 8 saate 700 kg patlayıcı nitrocelluloz, 24 saate 10 ton sülfirik asit üretmek.

Ankara Mamak’da ki gaz maskesi üretilen fabrika ; Fabrika daha önce « Alman Auer Evi » isimli kurum tarafından Kızıl Haç’a hizmet sunması amacıyla yapıldı. 1937’ye kadar T.C Ordusu alman endüstirisinden gaz maskesi satın alıyordu. Kasım 1935’de çalıştırılmaya başlanılan bu fabrika da gaz maskeleri üretiliyor. 8 saate 100.000, 24 saate 300.000 maske yapımının imkan dahilinde olduğu açıklanıyor. » denmekte. (Ambassade de France en Turquie, L`Attache Militaire, No; 31/ A.M., Exemplaire No; 1, Note Sur Les Fabrique Militairess en Turquie, Stamboul, au 31 Janvier, 1937, s.6, 7, 8, 10)

1937-38 Dêrsim jenosidi sürecinde kimyasal maddeler kullanılmıştır. 1937-38 ve sonrasında T.C. yetkililerinin ellerinde olan kimyasal maddeler, bu maddelerin özellikleri, etkileri bilinmeli. Maddeleri tek tek açıklamak bilgilendirme açısından önemli.


Nitroselülloz, nitrosellulozun tehlikeli özellikleri ;

Alevlenmesi ; Kuru nitrosellüloz çok kolay alevlenebilen bir katı olup 13˚C patlıyarak yanar. Nitrosellüloz buharları havanın oksijeni ile birleşerek sıcakta ateş alır ve yanğına sebep olur. Sıcaklık 160˚ ile 170˚C üstüne çıktığında kıvılcım veya ateşe ihtiyaç olmadan kendiliğinden tutuşur ve patlar.

Nitrosellülozu nemlendirmek için ilave edilen çözücülerde çok kolay alevlenebilen maddelerdir. Nitrosellüloza ilave edilen organik çözücüler, onun, kendiliginden veya ateşleme ile alevlenmesinde önemli roll oynarlar.

Stabilitesi & Reactivitesi ; Nitrosellülöz normal sıcaklık ve basınç altında dengelidir. Nitosellüloz şoka çok duyarlı olup, sıcaklıkta parçalanarak nitrojen dioksit ve nitrojen monoksit gibi çok zehirli gazlar çıkararak başka bileşiklere dönüşür. Hem kuru halde, hem de nemli halde nitrosellülöz çok kuvvetli oksitleyicilerle asit ve bazlar dahil reaksiyona girerek nitrogen oksitleri üretir.

Sağlık açısından tehlikeleri ;

Nitrosellülozun buharlarını içine çekmek veya tenefüs etmek, burun ve boğazı rahatsiz eder.

Nitrosellülozla temas etmek, dokunmak deriyi ve gözleri rahatsız eder. Ayrıca nitrosellüloz derinin kurumasına ve dermatitis denen deri hastalığına sebep olur. Nitrosellülozu nemlendirmek için kullanılan izopropil alkol yüksek buhar basıncından dolayı deriyi ve gözleri rahatsız eder. Izopropil alkol nitrosellülozdan daha çok uçucu olduğu için buharları kolaylıkla nefes yoluyla insanlara geçer. Nemlendirmede kullanılan çözücülere maruz kalmak insanlarda baş dönmesine, nefes alma zorluğuna (nefes darlığına) ve baygınlığa sebep olur. Uzun bir müddet nemli nitrosellüloza maruz kalmak, kronik saglık etkileri yapar, örnegin böbrek ve karacigere zarar verir, merkezi sinir sistemini bozar, deprasyona ve kalıcı göz hasarına sebep olur. Nitrosellülozun bozulması veya yanması örnegin nitrogenin oksitleri, hidrojenin, siyanur ve karbon monoksit gibi saglığa zararlı toksik gazları üretir ve saglığa zarar verir.

A.B.D., New Jersey Ayaleti Saglık ve Yaşlılar Bakanlığı tarafından tehlikeli maddelerin insan bedeni üzerine olan etkileri konusunda hazıirlanan buroşürde, nitrosellülozun etkileri hakkında şu biligilere yer veriliyor.

Nitrosellülozun buharları tenefüs edildiği zaman insanlara etki eder. Nitosellüloza dokunmak veya temas etmek deri ve gözlere zarar verir. Nitrosellülozu tenefüs etmek burun ve bogaza zarar verir. Yüksek dozda nitrosellüloza maruz kalmak, sersemlik, nefes darlığı ve baygınlık gibi hastalıklara sebep olur. Nitrosellüloz çok patlayıcı, reactive ve çok çabuk alevlenebilen bir maddedir. Bu özeliklerinden dolayı nitrosellüloz ABD’de de tahlikeli maddeler listesine alınmıştır.

Referanslar ;

1-Use, handling and storage of nitrocellulose, Occupational Safety & Health Circular, Ministry of Power, Singapore.

2-Hazardous Substance Fact Sheet, New Jersey Department of Health and Senior Services, June 1986.


Nitrogliserin

Nitrogliserin kimya literatüründe gliceril nitrate, NG, NTG, nitroglin, nitrol, 1, 2, 3-propanetriol, trinitrate, trinitroglicerine, nitroglicerol, anginine, blasting gelatin, blasting oil olarak geçer.

Nitroglicerin insanlara nefes yoluyla, hazım yoluyla, göz veya deriye temasla ve deri tarafından emilmekle geçer.

İnsanlar üzerindeki etkileri: Nitroglicerin insanlarda, kalbe, kan dolaşımı sistemine, kana ve sinir sistemine etki eder. Nitroglicerin üzerinde yapılan araştırmalar, milyonda 0.03 ile 0.11 (ppm) arasında nitroglicerin ihtiva eden bir ortamda çalışan işçilerde baş ağrısı ve rahatsızlık yaptığına dair belirtiler görülmüştür. Uzun bir süre nitrogliserine maruz kalan kişilerde tolerans ve bağımlılık oluşur. Bir ile üç gün nitroglicerin dozuna ara vermek bağımlılarda huzursuzluk, şiddetli gögüs agrısı ve ani ölümlere sebep olur. Nitroglicerine karşı bağımlılık kazanan işçilerde haftasonları çalışmadıkları zaman baş ağrısı, anajin, boğukluk gibi rahatsızlıklar görülmüştür. Uyuşturucuya alışmış insanlar gibi, tekrar nitroglicerin dozuna maruz kaldıkları zaman bu etkiler kaybolur veya etkileri azalır. Nitroglicerine maruz kalan insanlarda methemoglobinemia ve leukopenia gib kan bozuklukları görülmüştür. İlaveten nitroglicerine maruz kalanlarda anormal karaciger bozuklukları gözlenmiştir. Raynaud’s hastalığı ve yüzeysel nevropatik rahatsızlığı yaptığı rapor edilmiştir.

Maruz kalmanın işaret veya belirtileri: Kısa bir müddet nitroglicerine maruz kalmak, baş ağrısı, bulantı, kusma, bazı hallerde ishal, terleme, ve baş dönmesi gibi rahatsızlıklara sebep olur. Kısa bir müddet yüksek dozda nitroglicerine maruz kalan insanlarda ; kaidede kramplar, kusma, deprayson veya cinnet, çılgınlık, şaşkınlık, sayıklama, kıvranma, karıncalanma, felç, uyuşukluk, göz bozukluğu, nefes darlığı, mavi deri hastalığı, kalp yavaşlaması, kan dolaşım sisteminin çökmesi gibi hastalıklar tespit edilmiştir. Ani ölümlere sebep oldugu saptanmıştır.

Uzun bir müddet nitroglicerin dozuna maruz kalmak insanlarda bağımlılık yapar ve aniden dozu kesmek gögüs agrıları ile beraber, huzursuzluk, zayıflık, kusma, baş dönmesi, baş ağrısı veya göz bozukluguna sebep olur. Ayrıca ani ölümlere de sebep olabilir. Uzun bir müddet nitroglicerin dozuna maruz kalmak, şiddetli baş agrısı, hayal görme, ve cilt hastalığına sebep olur. Nitroglicerine temas etmek, dermatitis denen cilt hastalığı yapar.

Referanslar ;

1-Occupational Safety and Health Guideline for Nitroglycerin, By U.S. Department of Labor Occupation Safety & Health Administration,

http://osha.gov/SLTC/healthguidelines/nitroglycerin/recognition.html.

2-Material Safety Data Sheet, Duke University Medical Center, Pages 1-6, Reviewed on 05/03/2000.

3-Dangerous Properties of Industrial Materials, Sixth Edition, Edited by N. Irving Sax, Published by Van Nostrand Sax, New York, 19.

4-Nitroglycerin, Merck Index, An Encyclopedia of Chemicals, Drugs, and Biologicals, 12th Edition, Edited by Susan Budavari, Published by Merck Research Laboratories, Merck & Co, Inc., Whitehouse Station, New Jersey, 1996.



Sülfürük asit, insan sağlığına olan etkileri

Neden olduğu genel saglık tehlikeleri ; Sülfürük asit çok ucucu değildir ve dolayısıyla işyeri etkileri başlıca toz (mist) ve arosol (aerosol) şeklinde olur. Sülfürük tenefüs edildigi zaman şiddetli rahatsızlık ve korozyona sebep olur. Solunuma olan etkilerinin derece ve şiddeti, fiziksel hali ve arosol taneciklerinin büyüklüğü, tesir ettigi bölüm veya organ, dozu ve nem gibi faktörlere baglıdır. Sülfürük asit hayati tehdit eden pulmonary edema (akcigerde sıvı veya su birikimi) denen akcigere çok zarar veren hastalığa sebep olur. Bu hastalığın başlıca belirtileri arasında öksürme ve nefes darlığı gelir. Etkileri maruz kaldıktan hemen sonra derhal ortaya çıkmaz, saatler ve günler sonra belirtiler başlar. Bu etkiler, maruz kalma durumu devam ettikçe ağırlaşır. Yüksek doza kısa bir süre maruz kalmak, şiddetli ve kalıcı akciger rahatsızlığına sebep olur.

Yapılan araştırmalarda, 5 ile 15 dakika arasında 1 mg/m3 altındaki bir dozun etkisinde kalan gönüllüler, koku ve rahatsızlık hissettiklerini açıklamışlardır. 3 mg/m3 ile 5 mg/m3 arasında sülfürük asit ihtiva eden bir ortamda kalan herkes etkisini fark etmiş olup, bazıları ortamın rahatsız edici olduğunu belirtmişlerdir. Sülfürük asitli ortamda derin nefes almak, genellikle öksürme ve solunum bozukluklarına sebep olur. Sülfürük asit alışkanlık yapabilir. Diğer bir araştırmada, yüksek doza (39 mg/m3 kuru duman veya 21 mg/m3 islak) maruz kalan gönüllülerde şiddetli yukarı solunum yolları rahatsızlığı ve bonsitli sıkışma işaretleri görülmüştür. Kapalı yerde çalışan ve sülfürük asit dumanına maruz kalan bir işçide yukarı solunum yolları rahatsıızlığı, akcigerde sıvı birikimi ve kanama görülmüştür. Sülfürük asite maruz kalma astımı ağırlaştırır.

Deri ile teması halinde, sülfürüük asit çok korozyonlu olduğu için çok şiddetli rahatsızlık, kalıcıı iz birakan yanmalara sebep olur. Derin asit yanıklarıı ölümlere sebep olur. Yaranın şiddeti, sülfürük asit çözeltisinin konsantrasyonuna (dozuna) ve maruz kalma suresine bağlıdır. Yüksek miktarda parçacık dumanı ve arosol dozu kızarııklığa, rahatsızlığa ve uzun müddet temas deri yanıklarına sebep olur.

Sülfürük asit eritici, yakıcıdır. Gözlere temas ettiği zaman şiddetli rahatsızlık (kızarıklık, şişme ve acı) ve körlük dahil kalıcı zarar verir. Zararın şiddeti, sülfürük asit çözeltisinin konsantrosyonuna ve maruz kalma süresine bağlıdır. Sülfürük asitin tanecikleri (tozları) ve arosolu rahatsız eder.

Korozyonlu olduğu için sülfürük asit yutulduğu zaman ağız, boğaz, yemek borusu ve midede yanıklara sebep olur. Belirtileri arasıında şişme, kuvvetli susama, bulantı, kusma, isal, şiddetli hallerde çökme ve ölümlere sebep olur. Kusma anında ufak bir miktar akcigere kaçarsa şiddetli ciğer rahatsızlığı ve ölüme sebep olur.

Sülfürük asitin uzu süreli ve kalıcı etkileri ;

Deri: Tekrarlı küçük konsantrosyonlu sülfürük asid tozu ve arosolune maruz kalmak dermatitis (kızarıklık, kaşınma ve deri kuruması) denen deri hastalığına sebep olur.

Diş: 16 mg/m3 gibi yüksek sülfürük asit konsantrosyonuna maruz kalmak dişlerde aşınmalara sebep olur. Bir kaç haftalık maruz kalmadan sonra dişlerin parlaması, bir kaç aylık maruz kalmak ilerliyerek dişlerin aşınmasına sebep olur. Dişlerin parlaması ve aşınması yüksek dozlara maruz kalan guruplarda (0.3 mg/m3 ustunde,) küçü dozlara maruz kalan guruplardakine (0.07 mg/m3) oranla 4 defa daha fazla olur.

Solunum etkileri : Sülfürük asitin kullanımı çok yayğın olmasına rağmen, uzun müddet maruz kalmanın solunum üzerine etkileri konusunda bir kayıt yoktur. Uzun müddet sülfürük tozu ve arosolune maruz kalanlarda bronşitli hiperaktivite gibi solunum rahatsızlığı belirtileri görülür.

Sülfürük asit kansere neden olur mu ?

Internasyonal Kanser Araştırma Kurumu görevlileri, kuvvetli inorganik asit tozu ve aresolu ihtiva eden ortamlarda çalışan insanlarda bu maddenin kansere neden olduğuna dair yeterli delillerin olduğu sonucuna varmışlardır. Sınıflandırma yalnız sülfürük asit ihtiva eden inorganik tozlar içindir. Sülfürük asit veya sülfürüük asit çözeltileri için geçerli değildir.

Bir çok çalışmalar, inorganik asitler ve sülfürük asit ihtiva eden çok çeşitli proseslerin daha çok boğaz kanserine neden olduklarını, beklenenden daha az durumlarda da akciger kanserine sebep olduklarını gösteriyorlar. Bu çalışmalar boyunca, en çok kulanılan madde sülfürük asit tozudur ve her iki çalışmada da sülfürüük asitin dozu arttıkça kanser vakalarınında arttığı görülmüştür. Bir çok çalışmalarda dizayn zayıflığı olduğu ve potansiyel kasinojen olan maddelere maruz kalma olasılığının olduğu gözlenmiştir. Her halukarda bir çok çalışmalar çok iyi yapılmış olup, genel gidişat kuvvetli sülfürük asit gibi inorganik asit tozlarını ihtiva eden ortamlarıında çalışan insanlarda kansere sebep olduğuna dair deliller görülmüştür. Araştırmalarda kullanılan örnek prosesler elektrometal kaplamalar ve metallerin asitlerle muamale edilmesi, kurşunlu batarya üretimi ve fosfatli gübre üretimi gibi prosesslerdir.

Referanslar

1-Health Effects of Sulfuric Acid, Canadian Center for Occupational Health & Safety (CCOHS), http://www.ccohs.ca/oshanswers/chemicals/chem_profiles/sulfuruc_aci...

2-Safety data for Sulfuric Acid (Concentrated), http://msds.chem.ox.ac.uk/SU/sulfuric_acidconcentrated.html.

3-Sulfuric Acid, International Occupational Safety and Health Information Center (CIS), http://www.ilo.org/public/english/protection/safework/cis/products/ics.

4-Sulfuruk Asit, Merck Index, An Encyclopedia of Chemicals, Drugs, and Biologicals, 12th Edition, Edited by Susan Budavari, Published by Merck Research Laboratories, Merck & Co, Inc., Whitehouse Station, New Jersey, 1996.



2, 4, 6 -Trinitrotoluene (TNT)

Kisa adi tritoldur. Kimya literatüründe 2,4,6-trinitrotolüene veya TNT olarak bilinir.

Özet: Tritol insan bedenine kirlenmiş yiyeceklerden, sudan, toprak ile temastan veya havadan geçer. Tritola maruz kalmış insanlarda ; kansızlık, anormal karaciger fonksiyonları, deri rahatsızlığı ve katarak olur.

Sarı ve kokusuz bir katı madde olan 2,4,6-Trinitrotoluene, tabiatta tabi halde bulunmaz. Genelde TNT olararak bilinen tritol üretilmek suretiyle askeri amaçlar için bomba, elbombası, havan topları ve mermi üretiminde kullanılır. Endustride su altı patlamalarda kullanılır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde yalnız askeriye için çalışan fabrikalarda üretilir.

Tritol çevreye üretim yapan fabrikalarin atik sularından, katı atık maddelerinden, imha edilen bomba ve el bombalarından veya patlayıcıların geri kazanımından geçer.

Yerüstü sularına ve topraktanda yer altı sularına geçer.

Yerüstü sularında güneş tarafından çok çabuk parçalanarak diğer kimyasal bileşiklere dönüşür.

Su ve tortularda mikroorganizmalar tarafından daha yavaş parçalanır ve çok küçük miktarı balık ve bitkilerde birikebilir.

Tritolun ve parçalanma bileşiklerinin insanlarda olup olmadığı laboratuvarda yapılan kan ve idrar testleri vasıtasıyla tesbit edilir.

Fazla miktarda tritol ihtiva eden çalışma ortamındaki işçilerde kansızlık ve anormal karaciger fonksiyonları dahil sağlığı çok ciddi şekilde tehdit eden etkileri görülmüştür. Benzer şekilde tritol yiyen veya tenefüs eden hayvanlarda kan ve karaciger bozuklukları, dalağın şişmesi ve umin sisteminin bozulması gibi rahatsılıkların etkileri gözlenmiştir. Uzun bir müddet deri ile teması halinde, insanlara olan diğer zararlı etkileri arasında deri rahatsızlığı ve katar gelir. Tritolun insanlarda doğum hatalarına sebep olup olmadığı bilinmiyor. Bununla beraber yüksek doza maruz kalan hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda ciddi doğum bozukluklarına sebep olduğu tesbit edilmiştir.

Tritol, Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Kurumu IRIS bilgihazinesinde (IRIS database) C gurubu potansiyel karsinojen olarak sınıflandırılmıştır.Tritol üretimi yapan bir fabrikada çalışan işçiler üzerinde yapılan çalışmalarda 12 kişiden 6 sında katarak yaptığı saptanmıştır.Aynı gurup üzerinde yapılan ikinci bir çalışmada da 9 kişiden 7 sinde katarak yaptığı gözlemlenmiştir. Tritol tozu ve buharına maruz kalanlarda göz ve deri rahatsızlığı tesbit edilmiştir. Yapılan diğer bir çalışmada da I ve II Dünya savaşı sırasında tritol üretiminde çalışan işçilerde, şiddetli hepatitis – sarılık hastalığına neden olduğu görülmüştür.

Tritol ile direk temas eden insanlarda daha çok yaygın olarak hepatitis hastalığı görülmüştür. Özellikle kadın ve çocuklar üzerinde daha çok etkili olduğu saptanmıştır. Tritola maruz kalanlarda hastalığın genellikle 1-4 aydan sonra ortaya çıktığı gözlenmiştir.

Tritol üzerinde yapılan diğer araştırmalarda, deri hastalığı (dermatitis) mavimsi ve morumsu cilt hastalığı (cyanosis), mide zarında şişme (gastritis), şiddetli ve sarı karaciger hastalığı, kansızlık (anemia) sebep oldugu rapor edilmiştir. Diger yan etkileri arasında merkezi sinir sistemine etkileri, kas ağrıları, düzensiz kalp atışları, idrar yollarına etkileri gelir.

References ;




Dostları ilə paylaş:
1   2   3


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə