Kiyâmet alâmetleri Yusuf el-Vâbil Çeviren c emaleddin kutlu



Yüklə 1,57 Mb.
səhifə11/22
tarix15.01.2018
ölçüsü1,57 Mb.
#37943
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   22

ÜÇÜNCÜ KISIM


İSA (AS)’IN İNMESİ

İsa (as)’ın inmesini anlatmadan önce, onun âyet ve hadislerde gelen özelliklerinden bahsetmemiz güzel olur.

İsa (as)’ın Özellikleri:

İsa (as)’ı anlatan hadislerde geldiğine göre O; ne uzun ne kısa olacak şekilde orta boylu, al tenli, geniş göğüslü, saçları düz ve uçları lüle lüle gibi kıvrım kıvrım, sanki banyodan yeni çıkmış gibi ıslak ve taranmış olarak kulak memelerinden aşağı iki omuzunun arasından sarkan bir adamdır.

Bu konuda gelen hadisler şunlardır:

Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmektedir: “Ben miraç gecesi Musa’yı gördüm.... İsa’yı da gördüm. O orta boylu, al tenli, sanki banyodan yeni çıkmış gibi idi.”1

Buhari, İbn Abbas (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet ediyor: “Ben, İsa, Musa ve İbrahim’i gördüm. İsa al tenli, lüle saçlı ve geniş göğüslüydü.”2

Müslim, Ebu Hureyre (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmektedir: ”Ben Hicr’deyken Kureyş bana soru soruyordu...... İsa’yı namaz kılıyor gördüm. O bana insanlar içinde en çok Urve b. Mes’ud es-Sekafi’ye1 benzeyendir.2

Buhari ve Müslim, Abdullah b. Ömer (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmektedir: “Ben bu gece rüyamda kendimi Kabe’de görürken aniden esmer bir kişi ile karşılaştım. Sanki O, esmer insanların en güzeli idi. Başının saçı taranmış gibi su damlatarak iki omuzu arasında sarkıyordu. Ellerini iki kişinin omuzlarına koymuş, Kabe’yi tavaf ediyordu. “Bu kimdir?” diye sordum. Bana: “Bu Mesih b. Meryem’dir” denildi.”3

Buhari’de bulunan başka bir rivâyette İbn Ömer şöyle diyor: “Hayır, vallahi Rasulullah , İsa için sadece “al tenli” demedi. Fakat O şöyle dedi: .......” diyerek hadisi söylemiştir.4

Yine Müslim, İbn Ömer (ra)’dan şöyle rivâyet ediyor: “Aniden esmer bir kişi ile karşılaştım....... saçları taranmıştı.”5

Bu rivâyetlerin bazılarında al tenli veya esmer, bazılarında düz saçlı veya kıvrım kıvrım gibi farklılıkları şu şektilde açıklayabiliriz:

Al tenli veya esmer olmasında bir zıtlık yoktur. Çüünkü o açık tenli esmerdir.1 Ama İbn Ömer’in Buhari’de bulunan al tenli olmadığı rivâyeti, diğer rivâyetlere terstir. Ebu Hureyre ve İbn Abbas’tan gelen rivâyetlerde onun al tenli olduğu vardır.

Bazı rivâyetlerde düz saçlı, bazılarında kıvrım kıvrım olması ise saçları düz ama vücut etleri kıvrım kıvrım, yani gürbüz olarak açıklanır.2

İsa (as)’ın İnişi:

Deccal çıkıp yeryüzünde fitne ve fesad yayıldıktan sonra, Allâh İsa (as)’ı gönderir. O, Şam’ın doğu tarafındaki Beyaz Minare’ye üzerinde renkli iki parçalı elbise içinde ellerini iki meleğin kanatları üzerine koymuş olarak iner. Başını aşağı eğince su damlatır, yukarıya kaldırdığı zaman da onlardan iri inci taneleri gibi duru ve güzel bir su iner. Artık hiçbir kafirin için onun nefesinin rüzgârını diri olduğu halde bulması mümkün olmaz. Onun nefesi de gözünün göreceği yere kadar ulaşır.

İsa, Allâh için savaşan müslüman bir topluluğun üstüne iner. Onlar Deccal’i öldürmek için bir araya toplanmışlardır. Namaz kılacakları vakit İsa (as) iner ve o topluluğun imamının arkasında cemaat olarak namaz kılar.

İbn Kesir diyor ki: “Şam’ın doğu tarafındaki Beyaz Minare O’nun ineceği yer hakkında en meşhur olan yerdir. Ben bazı kitaplarda buranın Şam’daki caminin doğusunda bulunan Beyaz Minare olacağını okudum. Doğru olan bu olsa gerek.... Şam’da doğu tarafında, Emevi Camii’nin minaresinden başka minare yoktur. Buna en layık ve elverişli olan da burasıdır. Çünkü İsa indiğinde burada tam namaza başlanıyor olacaktır. Müslümanların başı ona: “Ey Ruhullah! Buyur, namazı kıldır” diyecek, O: “Geç sen kıldır. İmam sensin” diyecek. Bazı rivâyetlerde ise: “Allâh’ın bu ümmete bir ikramı olarak onların bazısı, bazılarına emir olur.”1 şeklinde geçmektedir.”2

İbn Kesir bu sözünü h. 741 yılında söylemiştir. O hayatta iken Hıristiyanlar bu minareyi yakmışlar, onlardan alınan para ile müslümanlar bu minareyi beyaz taştan tekrar yapmışlardır. Bu da açıkça Peygamber Efendimiz’in bir mucizesini göstermektedir ki Allâh Hıristiyanların parasıyla yapılan bu minareye İsa (as)’ın inmesini nasip edecek, O indikten sonra domuzu öldürecek, haçı kıracak, onların içinde müslüman olanlardan cizye alınmayacak, ama olmayanlar ise diğer kafirler ile beraber öldürüleceklerdir.

Yine Müslim’in Nevvas b. Sem’an (ra)’dan rivâyet ettiği Deccal’in çıkması ve İsa (as)’ın inmesinden bahseden uzunca hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır: “Allâh Mesih b. Meryem’i gönderir. O da Şam’ın Doğu tarafındaki Beyaz Minare’ye, üzerinde renkli iki parça elbise içinde ellerini iki meleğin kanatları üzerine koymuş olarak iner. Başını aşağıya eğince su damlatır, yukarıya kaldırdığı zaman da onlardan iri inci taneleri gibi duru ve güzel bir su iner. Artık hiçbir kafir için onun nefesinin rüzgârını diri olduğu halde bulması mümkün olmaz. Onun nefesi de gözünün göreceği yere kadar ulaşır. İsa, Deccal’i arar ve sonunda onu Babu’l-Ludd denilen yerde yakalar ve öldürür. Sonra İsa’nın yanına Allâh’ın Deccal’in şerrinden korumuş olduğu bir kavim gelir. İsa onların yüzlerine elleriyle dokunup mesh eder ve onlara cennetteki derecelerini söyler.”3

İsa (as)’ın inmesi ile ilgili deliller:

Ahir zamanda İsa (as)’ın ineceğine dair Kur'ân ve Sünnet’te kesin deliller vardır. Bu da kıyamet alametlerinden bir alamettir.

A. Kur'ân-ı Kerîm’den Deliller:

1. Yüce Allâh şöyle buyuruyor: “Meryem oğlu İsa, bir misal olarak anlatılınca senin kavmin hemen bağrışmaya başladılar.... Şüphesiz ki O (İsa), kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir.” (Zuhruf: 57-61)

Bu âyetler İsa (as)’dan bahsetmektedir. Âyetlerin sonundaki: “Şüphesiz ki o, kıyametin bilgisidir” sözünün mânâsı yani, kıyametten önce İsa (as)’ın inmesi kıyametin yaklaşacağının alametidir. Âyetteki lam ve ayın harflerinin harekesi üstün olarak okunursa mânâ şöyle olur: “İsa (as)’ın inmesi kıyametin alameti ve belirtisidir. Bu okuyuş şekli İbn Abbas, Mücahid ve diğer tefsir alimlerinden rivâyet edilmiştir.”1

İmam Ahmed ise bu âyetin tefsirinde İbn Abbas (ra)’ın şöyle dediğini rivâyet ediyor: “O alamet, kıyametten önce İsa (as)’ın inmesidir.”2

İbn Kesir diyor ki: “Doğru olanı, âyette sözkonusu İsa (as) olduğu için zamir ona dönmektedir.”3

Yine İbn Kesir, bu âyetteki kastın İsa (as)’ın mucizelerinden olan ölüleri diriltmek, körleri ve alaca hastalığına yakalananları iyileştirmesi vb. olmadığını belirtiyor. Yine âyetteki zamirden kastın Kur'ân-ı Kerim olduğunu söyleyen alimlerin görüşünü de uzak görmektedir.4

2. Yüce Allâh şöyle buyuruyor: “Ve “Allâh rasulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük” demeleri yüzünden (onları lanetledik). Halbuki O’nu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi... Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce O’na muhakkak iman edecektir. Kıyamet günü de O, onlara şahit olacaktır.” (Nisa: 157-159)

Bu âyetler, yahudilerin İsa (as)’ı öldüremediklerini ve asamadıklarını, fakat Allâh’ın O’nu semaya kaldırdığını göstermektedir. Nitekim Allâh Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allâh dedi ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim ve kendi katıma yükselteceğim.” (Âl-i İmran: 55)

Bu âyet ahir zamanda Ehl-i kitaptan olanların İsa (as)’a iman edeceğini göstermektedir. Bu da İsa (as) tekrar yeryüzüne dönüp orada ölmeden önce olacaktır. Bu konuda da sahih mütevatir hadisler vardır.

Bizim bu bölümdeki konumuz İsa (as)’ın göğe yükseltil-mesi değildir. Ancak bu mesele onun bedeniyle ve ruhuyla yükseldiğini açıkladığı için üzerinde duruyoruz. O şu an gökte diri olarak bulunmaktadır ve ahir zamanda da yeryüzüne inecektir ve Allâh’ın buyurduğu gibi o gün yeryüzünde bulunan Ehl-i kitaptan herkes O’na iman edecektir: “Ehl-i kitaptan herbiri ölümünden önce ona mutlaka iman edecektir.” İbn Cerir, İbn Abbas (ra)’ın bu âyet hakkında: “İsa (as) ölmeden önce” dediğini rivâyet etmiştir.1 İbn Kesir bu rivâyet için: “İsnadı sahihtir” demiştir.2

İbn Cerir bu âyetin tefsirinde alimlerin sözlerini aktardıktan sonra şöyle diyor: “Bu sözlerin en doğrusu şudur: Ehl-i kitaptan her biri İsa ölmeden önce ona iman edecektir.”3

Hasan-ı Basrî’den ise şunu rivâyet ediyor: “İsa ölmeden öncedir. Vallahi O, şu an Allâh’ın yanında diridir. Fakat O inince toptan O’na iman edecekler.”1

İbn Kesir diyor ki: “Şüphesiz İbn Cerir’in söylediği bu görüş en doğru olan görüştür. Zira âyetlerin akışına bakılırsa; burada yahudilerin İsa (as)’ın öldürülüp çarmıha gerilmesi iddialarıyla, bilgisiz hıristiyanların bunu kabullenmelerinin batıl olduğu anlatılmaktadır. Allâh Teâlâ durumun böyle olmadığını, İsa (as)’a başka birinin benzetilerek durumu bütün açıklığıyla anlamadan onu öldürdüklerini, sonra Allâh’ın onu kendi katına çekip yükselttiğini, O’nun diri olduğunu, kıyamet gününden önce ineceğini haber vermektedir. Nitekim bu konuda mütevatir hadisler vardır.”2

Yine O, İbn Abbas ve diğerlerinden “O ölmeden önce” âyetindeki zamirin Ehl-i kitabı kastettiklerini rivâyet etmektedir ve şöyle demektedir: “Eğer o doğru olsa bile bunu yanlış çıkarmaz. Fakat hem mânâ ve hem de isnad yönünden bizim anlattığımız daha doğrudur.”3



B. Hadislerden Deliller:

İsa (as)’ın inmesiyle ilgili birçok hadis vardır. Bu hadisler mütevatirdir. Daha önce bunlardan bazılarını anlatmıştık. Şimdi diğerlerini görelim:

1. Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmektedir: “Nefsim elinde olan Allâh’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa’nın inmesine az kalmıştır. Adaletle hükmeder. Haçı kırar, domuzu öldürür, savaşa son verir. Mal o kadar çoğalır ki kimse zekât kabul etmez. Öyle ki bir tek secde etmek bile dünya ve içindekilerden daha hayırlı olur.”

Ebu Hureyre diyor ki: “Eğer isterseniz şu âyeti okuyun: “Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de O, onlara şahit olacaktır.” (Nisa: 159)”1

İşte bu Ehl-i kitaptan olanların İsa (as)’a ölmeden önce O’na iman edeceğine dair Ebu Hureyre (ra)’ın bu âyeti tefsiridir. Bu da ahir zamanda İsa (as) indiğinde olacaktır.

2. Yine Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmektedir: “İsa b. Meryem indiğinde, imamınız sizden olunca haliniz nasıl olur?!”2

3. Müslim, Cabir (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmektedir: “Ümmetimden bir topluluk kıyamete kadar hak üzerinde savaşarak değişmeden devam eder. İsa b. Meryem iner. Onların emirleri der ki: “Bize namaz kıldır.” İsa: “Hayır, Allâh’ın bu ümmete bir ikramı olarak onların bazısı bazılarına emir olur” der.”1

4. Daha önce büyük alametlerden bahsederken Huzeyfe b. Useyd’den rivâyet edilen hadiste o alametlerden birisi: “İsa (as)’ın inmesi olarak geçmişti.2

5. İmam Ahmed, Ebu Hureyre (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmektedir: “Aslında peygamberler baba bir kardeştirler, anaları ayrıdır, dinleri birdir. Ben, Meryem oğlu İsa’ya insanlar içinde en yakın olanım. Çünkü benimle onun arasında başka bir peygamber yoktur. O ileride inecektir. Eğer O’nu görürseniz tanırsınız.”3

İsa (as)’ın inmesiyle ilgili hadisler mütevatirdir:

Biraz önce İsa (as)’ın inmesi ile ilgili bir bölüm hadisi naklettik. Yazı uzamasın diye bu konuda gelen hadislerin hepsini vermedik. Bu hadisler sahih, sünen, müsned ve diğer hadis kitaplarında bulunmaktadır ve bu hadislerde İsa (as)’ın ahir zamanda açıkça ineceğine delildir. Artık: “Bu hadisler âhad hadistir, delil olarak kullanılamaz.” Veya: “O’nun inmesi bir müslümanın iman etmesi gereken itikadi konulardan değildir”4 diyenlerin sözü geçerli olamaz. Çünkü eğer sahih hadisler varsa ona iman etmek gerekir ve yine doğru sözlü ve söylediği söz inkar edilemeyen Rasulullah (sav)’i de tasdik etmek gerekir. Hadisi âhaddır diye reddetmemiz doğru değildir. Çünkü bu, desteksiz dayanaktır. Bu kitabın baş tarafında bu konuyla ilgili özel bir bölüm açmış ve orada eğer âhad hadis sahih olursa onu kabul etmek gerekir, demiştik. Ama eğer: Âhad hadis delil olamaz, dersek o zaman bizim Rasulullah (sav)’in bir çok hadisini kabul etmememiz gerekir ve O’nun bu hadisleri mânâsız ve boş sözler olur. Öyleyse nasıl olur da bir çok alim İsa (as)’ın inmesiyle ilgili hadisleri mütevatir sayıyor?!

Şimdi sizlere bu alimlerin sözlerini aktaralım:

İbn Cerir et-Taberî –İsa (as)’ın vefatının mânâsı hakkındaki farklı görüşleri zikrettikten sonra- şöyle diyor: “Bize göre bu sözlerin en doğrusu şudur: Onun mânâsı: Ben seni yeryüzünde öldüreceğim, sonra kendi katıma kaldıracağım.” Rasulullah (sav)’den mütevatir olarak gelen haberlerde o şöyle demiştir: Meryem oğlu İsa inecek ve Deccal’i öldürecek.”1 Sonra O’nun inmesiyle ilgili bazı hadisleri vermektedir.

İbn Kesir diyor ki: “Rasulullah (sav) İsa (as)’ın kıyametten önce ineceğini ve adaletli bir önder, eşit davranan bir hakim olacağını mütevatir hadislerle haber vermiştir.”2 Sonra bu konuda 28 tane hadis saymıştır.

Sıddık Hasan Han diyor ki: “İsa (as)’ın inmesiyle ilgili çok hadis vardır. Şevkani 29 hadis zikretmiştir. Bunlar içinde sahih, hasen ve zayıf olan hadisler vardır. Bazıları Deccal ile ilgili, bazıları da Mehdî ile ilgilidir. Bir de bu hadislere sahabenin de sözleri ilâve edilir ki bunlar ictihada gerek olmadığından merfu hükmündedir.” Daha sonra şöyle diyor: “Onları okuyan herkes mütevatir derecesine ulaştığını anlar.”1

Gumarî2 diyor ki: “İsa (as)’ın ineceği, sahabe, tâbiîn ve onlara uyanlar, dört mezhep imamları ve o mezheplerin alimlerinden günümüze kadar bilinmektedir.”3 Yine şöyle diyor: “Şüphesiz bu hadisler mütevatir olmuştur. Bunları ancak Kadıyanîler gibi cahil ahmaklar inkar eder. Oysa bu hadisler toplumdan topluma aktarılmıştır. Hadis kitaplarıyla nesilden nesile aktarılmıştır.”4

Daha sonra bu konuda sahabeden rivâyet edenleri veriyor. Onların sayısının 25 kişi olduğunu sayıyor. Onlardan da nakilde bulunan 30’dan fazla tâbiî ve bir o kadar da tebe-i tâbiîn olduğunu sayıyor... Hadis alimleri de o hadisleri rivâyet etmişlerdir. Müsnedlerden: Müsned-i Tayâlisî, İshak b. Râheveyh, Ahmed b. Hanbel, Osman b. Ebî Şeybe, Ebu Ya’lâ, Bezzar, Deylemî gibi, sahihlerden: Buhari, Müslim, İbn Huzeyme, İbn Hıbbân, Hâkim, Ebu Avâne, İsmâilî, Ziya el-Makdisî ve diğerleridir. Yine câmi yazarları, musannefler, sünen, rivâyet tefsirleri, mu’cemler, cüzler, sözlükler, mucize kitapları, tabakat ve melâhim kitaplarında da bu hadisleri vermişlerdir.

İsa (as)’ın inmesiyle ilgili hadisleri toplayanlardan birisi de Muhammed Enver Şah Keşmirî’dir.5 “et-Tasrîh bimâ Tevâtera fî Nüzûli’l-Mesîh” adlı kitabında 70’den fazla hadis zikretmektedir.

Sünen-i Ebî Davud’un şerhi Avnu’l-Ma’bûd’un yazarı şöyle diyor: “İsa (as)’ın kıyamete yakın vücuduyla semadan yeryüzüne inmesiyle ilgili Rasulullah (sav)’den gelen hadisler mütevatirdir. Ehl-i Sünnet’in görüşü bu şekildedir.”1

Ahmed Şakir diyor ki: “İsa (as)’ın ahir zamanda inmesiyle ilgili Rasulullah (sav)’den gelen sahih hadislerde müslümanlar arasında bir ayrılık yoktur. Zaten bu da dinde bilinmesi zaruri olan şeylerdendir. Onu inkar eden iman etmiş sayılmaz.”2

Ahmed Şakir, Müsned’e yaptığı dipnotta ise şöyle diyor: “Günümüzdeki yenilikçi alimler, İsa (as)’ın ahir zamanda dünya yıkılmadan önce inmesini açıkça gösteren bu hadislerle bazen üstü örtülü olarak, bazen de açıkça alay ederek inkâr etmektedirler. Aslında onlar gayba inanmıyorlar veya neredeyse inkar edecekler. O hadislerin hepsinin toplamı manevi mütevatir olur ve bu da inkar ve yoruma ihtiyacı olmayan dinde bilinmesi zaruri olan şeyler kapsamına girer.”3

Muhammed Nasıruddin Albânî diyor ki: “Deccal’in çıkması ve İsa (as)’ın inmesi ile ilgili hadisler mütevatirdir. Bunlara iman etmek gerekir. Bazılarının o hadislerin âhad olduğunu söylemesi sizi yanıltmasın. Onlar bu konuda cahil kimselerdir. Onlar bu hadisleri iyi araştırmamışlardır. Eğer araştırsalar onların mütevatir olduğunu görürler. Nitekim hadis ilminde derinleşen İbn Hacer gibi alimler bunu ispatlamışlardır.

Gerçekten bu konuda ihtisas sahibi olmayan bazı cüretkârların konuşması üzücü bir durumdur. Kaldı ki, bu mesele din ve inanç meselesidir.”4

Evet, alimlerden bir topluluk İsa (as)’ın inmesini kabul etmeyi Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat itikadının özelliklerinden saymışlardır. O, -Allâh yüzünü çirkin etsin- Deccal’i öldürmek için inecektir.

Ahmed b. Hanbel diyor ki: “Bize göre Ehl-i Sünnet’in esası: Rasulullah (sav)’in sahabesinin yoluna uymak ve onların peşinden gitmek, bid’atleri terk etmektir. Zaten her bid’at de sapıklıktır.” Sonra Ehl-i Sünnet inancından bahsetti ve şöyle dedi: “Deccal çıkacaktır. Onun alnında kafir yazılıdır. Bu konuda gelen hadisler onun çıkacağına delildir. İsa (as) inecek ve onu Babu’l-Ludd’a öldürecektir.”1

Ebu’l-Hasen el-Eşâri2 Ehl-i Sünnet itikadından bahseder­ken şöyle diyor: “Allâh’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve Allâh tarafından gelen herşeye, Rasulullah (sav)’den rivâyet edilen hadislere inanmak ve bunlardan hiçbirini reddetmemek..... Deccal’in çıkacağını ve İsa (as)’ın onu öldüreceğini tasdiklerler.” Sonra şöyle diyor: “Onlar hakkında söylediklerimiz için şöyle denir: İşte bizim mezhebimiz budur.”3

Tahavî4 diyor ki: “Kıyamet alametlerine inanırız. Onlardan bir tanesi Deccal’in çıkması ve İsa (as)’ın gökten inmesidir.”5

Kadı İyâd diyor ki: “Ehl-i Sünnet’e göre İsa (as)’ın inmesi ve Deccal’i öldürmesi bu konuda sahih hadis olduğundan gerçekleşecektir. Aklen ve şer’an bunu ibtal edecek bir şey olmadığından onu doğrulamak gerekir.”1

Şeyhulislâm İbn Teymiyye diyor ki: “İsa (as) diğer peygamberlerin aksine yeryüzüne inecektir... Sahih hadislerde geldiğine göre o ikinci semadadır. Bununla birlikte O, Yusuf, İdris ve Harun’dan da üstündür. Çünkü O’nun diğerlerinin aksine kıyametten önce yeryüzüne inmesi gerekmektedir. Adem ise çocuklarının hepsi kendisine sunulacağından dünya semasında olacaktır.”2

İsa (as)’ın inmesindeki hikmet:

Bazı alimler İsa (as)’ın inmesindeki hikmeti araştırmışlar ve şu sonuca varmışlardır:

1. İsa (as)’ı öldürdüklerini iddia eden yahudilerin bu yalanlarını göstermek ve daha önceki bölümlerde de geçtiği gibi onları ve onların başı olan Deccal’i öldürenin İsa (as) olacağını açıklamak. İbn Hacer u görüşü tercih etmektedir.3

2. İsa (as) İncil’de, Muhammed (sav)’in ümmetinin üstünlüğünü görmüştü. Allâh bunu şöyle açıklıyor: “İncil’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış,gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler.” (Fetih: 29)

İsa (as) kendisini o ümmetten kılması için Allâh’a dua etmişti. Allâh da onun bu duasını kabul etmiş ve İslam dininde yeri olan bir idareci olması için onu ahir zamana kadar bekletmişti.

İmam Malik diyor ki: “Duyduğuma göre, sahabiler Suriye’yi fethettiklerinde Hıristiyanlar şöyle demiş: Vallahi bunlar havarilerden daha iyidir.”1

İbn Kesir şöyle diyor: “Onlar bu sözlerinde doğru söylemişlerdir. Çünkü bu ümmetin kitabı ve kıssaları diğer ümmetlere göre daha üstündür.”2

Zehebî “Tecridu Esmai’s-Sahabe”de İsa (as) için şöyle diyor: “O hem peygamber, hem de sahabidir. Çünkü O, mirac gecesi Rasulullah (sav)’i görmüş ve O’na selam vermiştir. O en son ölecek olan sahabidir.”3

3. İsa (as)’ın gökten inmesinin nedeni, topraktan yaratılıp da yeryüzünde ölmeyen bir canlı olamayacağı için orada defnedileceğindendir. O’nun inişi Deccal’in çıkışına denk gelecek ve İsa (as) onu öldürecektir.

4. O, Hıristiyanların yalanını ortaya çıkarmak ve onların saçma inançlarını yok etmek için inecektir. Haçı kıracak, domuzu öldürecek ve cizyeyi kaldıracaktır. O’nun zamanında İslam’dan başka din olmayacaktır.

5. O’nun bu özelliği Rasulullah (sav)’in şu sözünden dolayıdır: “Ben, Meryem oğlu İsa’ya insanlar içinde en yakın olanım. Benimle O’nun arasında başka bir peygamber yoktur.”4

Rasulullah (sav) bu özelilği ile O’nu insanlar içinde kendisine en yakın kılmıştır. Çünkü İsa (as) kendisinden sonra O’nun geleceğini müjdelemiş ve insanlara O’na iman etmelerini ve O’na tabi olmalarını tebliğ etmiştir.1 Nitekim Yüce Allâh şöyle buyurmaktadır: “Benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim” (Saff: 6). Yine bir hadiste şöyle geçiyor: “Sahabiler: “Ya Rasulullah! Bize kendini tanıtır mısın?” dediler. O şöyle dedi: “Ben İbrahim (as)’ın duası, İsa (as)’ın da müjdesiyim.” ”2

İsa (as) indiğinde hangi şeriatle hükmedecek?

İsa (as) indiğinde Muhammed (sav)’in şeriatiyle hükmedecek ve O’na tabi olanlardan olacaktır. Yeni bir şeriat getirmeyecektir. Zira İslam dini en son dindir ve kıyamete kadar geçerlidir. Rasulullah (sav)’den başka bir peygamber gelmeyeceğine göre İsa (as) da o dinle hüküm veren bir din adamı olacaktır.

Müslim, Ebu Hureyre (ra)’den Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmektedir: “İsa b. Meryem indiğinde, imamımız sizden olunca haliniz nasıl olur?” Velid b. Müslim3, İbn Ebi Zi’b’e4 dedi ki: “Evzaî bize Zührî-Nâfi’-Ebu Hureyre yoluyla: “İmamınız sizden olur” diye rivâyet etmiştir.” İbn Ebi Zi’b: “Size ne ile imamlık eder biliyor musunuz?” dedi. Velid: “Söyle ne ile?” dedi. O: “Yüce Allâh’ın kitabı ve Rasulullah (sav)’in sünneti ile imamlık eder” dedi.1

Cabir b. Abdullah (ra), Rasulullah (sav)’i şöyle derken duymuştur: “Ümmetimden bir topluluk kıyamete kadar hak üzerinde savaşarak değişmeden devam eder. İsa b. Meryem iner. Onların emirleri der ki: “Gel de bize namaz kıldır.” İsa: “Hayır, Allâh’ın bu ümmete bir ikramı olarak onların bazısı, bazılarına emir olur” der.”2

Kurtubî diyor ki: “Bir grup alim İsa (as) indiğinde o zamanın insanlarına bir önceki peygamberin görevinin sona ereceği için dini sorumluluğun kalkacağını söylemişlerdir. Bu (yani Muhammed (sav)’den sonra peygamber olması) kabul edilemez. Zira âyette: “O, peygamberlerin sonuncusudur” (Ahzab: 40) diye geçmektedir. Yine hadiste: “Benden sonra peygamber yoktur”3 ve “Ben, kendisinden sonra peygamber gelmeyenim”4 sözleriyle kendisinin en son peygamber olduğunu belirtmiştir.

Durum bundan ibaret olduğuna göre, artık İsa (as) peygamber olarak inecek ve Muhammed (sav)’in şeriatinden başka yeni bir şeriatle hükmedecek gibi bir şüphe uyandırmak doğru değildir. Aksine O indikten sonra Muhammed (sav)’e tabi olacaktır. Nitekim O, Hz. Ömer’e şöyle demiştir: “Eğer Musa benim zamanımda yaşasaydı, bana tabi olmaktan geri durmazdı.”5

İslâm şeriatinin hükümleri, o inmeden önce Allâh tarafından kendisine semada öğretilecektir. O indikten sonra mü’minler O’nun etrafında toplanırlar ve O’ndan fetva sorarlar... Çünkü şeriat hükmünü değiştirmek caiz değildir. Yine, dünyanın yıkılmadan kalması ve yeryüzünde ‘Allâh, Allâh” diyen insanlar bulunduğu sürece dini sorumluluk kalkmaz.”1

Yine O’nun müslümanlarla birlikte namaz kılması, haccetmesi ve kafirlere karşı cihad etmesi dini sorumluluğun kalkmadığına delildir.

Müslümanlarla birlikte namaz kılması ve Deccal ve O’na uyanları öldürmesi daha önce anlatılmıştı.

O’nun hac yapmasına gelince: Müslim, Hanzala el-Eslemî’nin şöyle dediğini rivâyet ediyor: “Ben, Ebu Hureyre (ra)’dan Rasulullah’ın şöyle dediğini duydum: Nefsim elinde olan Allâh’a yemin ederim ki, Meryem oğlu İsa Ravha’da2 telbiye getirerek hac veya ümreye veya ikisine birden aynı anda niyet edecektir.”3 Yani: Hac ve ümreyi beraber yapar.

İsa (as)’ın kafirlerden cizyeyi kaldırması –ki bu O inmeden önce İslam dininde uygulanan bir hükümdür- O’nun yeni bir şeriat getirerek cizyeyi nesh etmesi değildir. Cizyenin kalkacak olması, Rasulullah (sav)’in İsa (as)’ın inmesiyle ilgili söylediği bir hadiste kayıtlıdır. Cizyenin kalkacağını Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Vallahi, Meryem oğlu İsa adaletli hakim olarak inecek. Haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak.”4

İsa (as) zamanında huzurun artması ve bereketin çoğalması:

İsa (as) zamanı bolluk ve refah zamanıdır. Allâh bol yağmur verir, yerden ürün ve bereket çıkar, mal çoğalır, insanlar arasında kin, nefret ve düşmanlık yok olur.

Nevvas b. Sem’an’dan gelen uzunca hadiste Deccal’in çıkması, İsa (as)’ın inmesi, Ye’cüc ve Me’cüc’ün çıkması ve İsa (as)’ın onların yok olması için dua etmesinden bahsettikten sonra şöyle geçmektedir: “Sonra Allâh öyle bir yağmur gönderir ki kuru ve sağlam balçıktan yapılmış olsun, kıldan yapılmış olsun hiç bir ev o yağmura dayanamaz. Bu yağmur yeryüzünü cilâlı kaygan bir ayna yüzü gibi bırakana kadar yıkar. Sonra yeryüzüne: “Ürününü çıkar, bereketini geri ver” denilir. O gün bir cemaat tek bir nar meyvesinden yerler ve o nar kabuğunun çanağı ile de gölgelenirler. Hayvanların sütlerinde de bereket olur, öyle ki tek bir devenin sütü büyük bir insan topluluğuna yeter. Tek bir ineğin sütü bir kabileye yeter ve tek bir koyunun sütü bir aşirete yeter.”1

İmam Ahmed, Ebu Hureyre (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmektedir: “Aslında peygamberler baba bir kardeştirler, anaları ayrıdır, dinleri birdir. Ben, Meryem oğlu İsa’ya insanlar içinde en yakın olanım. Çünkü benimle O’nun arasında başka bir peygamber yoktur. O ileride inecek.... Allâh, Deccal’i O’nun zamanında yok edecektir. Yeryüzünde barış ve huzur olacaktır. Öyle ki, aslan ile deve beraber otlayacak, kaplan ile inek, kurt ile kuzu birlikte bulunacak ve çocuklar ellerinde yılanlarla oynayacak, ama hiçbiri diğerine zarar vermeyecektir.”2

Müslim, Ebu Hureyre (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmektedir: “Vallahi, Meryem oğlu İsa adaletli bir hakim olarak.... cizyeyi kaldıracak. Devenizi başında kimse olmadan tek başına çayıra salacak, kin, nefret ve düşmanlığı bırakacaksınız. Zekât vermek için adam arayacaksınız, ama fakir kimseyi bulamayacaksınız.”1

Nevevî diyor ki: “Bunun mânâsı çokluğundan dolayı –yani devede- insanların yeteri kadar ihtiyaç duymamalarıdır. Çünkü para ve mal çoğalacak, istekler ve ihtiyaçlar azalacaktır. Artık kıyametin yakın olduğu bilinecektir.

Hadiste özellikle devenin zikredilmesi onun araplar katında en değerli hayvan olmasındandır. Aynı şu âyette olduğu gibi: “Gebe develer salıverildiğinde” (Tekvir: 4). Yani: “Başında kimse olmadan otladığında”, yani ihtiyaç duyulmadığında.”2

Kadı İyâd bu âyetin mânâsı için: “Yani develerin zekâtını alacak fakir kimse kalmadığında” diyor. Nevevî ise bu sözü uygun bulmamaktadır.3

İsa (as)’ın indikten sonra dünyada kalma süresi ve vefatı:

İsa (as)’ın indikten sonra dünyada kalma süresi bazı rivâyetlerde 7 yıl, bazı rivâyetlerde ise 40 yıl olarak geçmektedir.

İmam Müslim’in, Abdullah b. Amr (ra)’dan yaptığı rivâyette şöyledir: “Allâh, Meryem oğlu İsa’yı gönderir.... Sonra insanlar, iki kişi arasında hiçbir düşmanlık bulunmaksızın huzur içinde 7 yıl yaşarlar. Sonra Allâh Şam tarafından soğuk bir rüzgâr gönderir de yeryüzünde bulunan insanların kalbinde zerre ağırlığınca imân ve iyilik kalmayacak şekilde onların ruhunu kabzeder.”4

İmam Ahmed ile Ebu Davud’un rivâyetlerinde ise şöyledir: “Yeryüzünde 40 yıl kaldıktan sonra vefat eder ve müslümanlar cenaze namazını kılarlar.”1

Bu iki rivâyetin de sahih olması bir problem oluşturmaktadır. Bunu şöyle çözebiliriz: İsa (as) semaya kaldırılmadan önce 33 yaşında idi.2 İndikten sonra 7 yıl daha orada kalır ve yeryüzünde kaldığı süre toplam 40 yıl eder. Yine de en doğrusunu Allâh bilir.


DÖRDÜNCÜ KISIM

YE’CÜC VE ME’CÜC

Ye’cüc ve Me’cüc kimdir?



Ye’cüc ve Me’cüc konusunu anlatmadan önce onların kim olduklarını ve Ye’cüc ve Me’cüc kelimesinin ne anlama geldiğini anlatmayı uygun gördük.

Ye’cüc ve Me’cüc yabancı bir isimdir. Arapça olduğu da söylenmiştir. Eğer Arapça ise Ye’cüc ve Me’cüc kelimesi, tutuştuğu anda yanan ve alevlenen anlamında olan (أَجَّ) fiilinden türetilmiştir. Veya çok tuzluluğundan dolayı tadı acı olan su anlamında (الأُجاجُ) isminden türetilmiştir. Veya düşmanın hızı anlamında (الأجُّ) fiilinden türetilmiştir. Yine Me’cüc kelimesi (الماج) den türemiştir. Anlamı ise çalkalanmak ve dalgalanmaktır.

Eğer bu iki kelime Arapça ise bu anlamlarda olur. Yok eğer yabancı bir kelime ise Arapçayla ilgileri yoktur.

Alimlerin çoğu bu iki kelimeyi hemzesiz olarak Yacuc ve Macuc olarak okunmuştur. Buradaki hemze fazlalık sayılır ve o zaman asılları (يجج) ve (مجج) olur. Asım kıratında ise hemzeler cezimlidir.

Bütün bu anlatılanlar onların yapacakları şeylere uygunluk göstermektedir. Nitekim şu âyette (ماج) yani çalkalanmak kelimesi bunun doğru olduğunu gösterir: “O gün biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır” (Kehf : 99). Bu durum onlar sedden çıktıkları zaman olacaktır.1

Ye’cüc ve Me’cüc, Adem ve Havva’nın zürriyetinden olup insandırlar.

Bazı alimler şöyle demişlerdir: Onlar sadece Adem’in zürriyetindendirler, Havva’nın değil.1 Adem cünüp olmuş ve menisi toprakla karışmıştır. Allah bundan Ye’cüc ve Me’cüc’ü yaratmıştır.

Bu söz dayanağı olmayan ve sözü kabul edilmeyen kişilerin görüşüdür.2

İbn Hacer diyor ki: “Biz, Ka’b b. Ahbar dışında seleften kimsenin bu sözü söylediğini görmedik. Şu mevzu hadis onun doğru olmadığını gösterir: Onlar Nuh’un soyundandır. Nuh da Havva’nın soyundandır.”3

Ye’cüc ve Me’cüc, Türklerin babası olan Yafes’in soyundandır. Yafes de Nuh’un çocuklarındandır.4

Onların Adem’in soyundan olduğuna delil, Buhari’nin Ebu Said el-Hudrî (ra)’dan Rasulullah (sav)’in şöyle dediğine dair rivâyettir: Allahu Teâla Adem’e: “Ey Adem!” diyecek. Adem: “Buyur Ya Rab! Her hayır sendendir, emrine hazırım” diyecek. Allah: “Cehenneme girenlerden seçip çıkar” diyecek. Adem: “Cehenneme girenlerin sayısı ne kadar” diyecek. Allah: “Her bin kişiden 999’udur. O an çocuklar ihtiyarlarlar, her hamile kadın çocuğunu düşürür, insanları sarhoş olarak görürsün fakat onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”diyecek. Sahabe: “O binde bir hangimiz olabilir?” dedi. Rasulullah: “Müjdeler olsun sizden bir kişi Ye’cüc ve Me’cüc’den bin kişi dedi.”1

Abdullah b. Amr’ın (ra) (sav)’dan şöyle rivâyet etmiştir: “Ye’cüc ve Me’cüc, Adem’in soyundandır. Eğer onlar insanların üzerlerine gönderilirlerse, onların yaşantılarını karıştırırlar. Onlardan her biri kendi soyundan binden fazla kişi geride bırakmadan ölmeyecektir.”2

Özellikleri:

Onlar hadislerde gelen özelliklere göre Türklerden oluşan ve dedikleri anlaşılamayan Moğollara benzerler. Onlar küçük gözlü, basık burunlu, kızıl tüylü geniş yüzlü sanki deri üstüne deri kaplanmış kalkanlar gibi kalın etli, şekilleri ve renkleri Türklere benzer.3

İmam Ahmed, Ebu Harmele’den teyzesi yoluyla aktardığını göre: Rasulullah (sav) akrep sokmasından dolayı sargılı olduğu bir şekilde hutbe verdi. Dedi ki: Siz düşmanınızın olmadığını söylüyorsunuz. Oysa siz, Ye’cüc ve Me’cüc çıkana kadar düşmanlarınızla savaşmaya devam edeceksiniz. Onlar: Geniş yüzlü, küçük gözlü, gri saçlı,her tepeden akın ederek yayılacaklar. Onların yüzü sanki deri üzerine deri kaplanmış gibi kalın etlidir.”4

İbn Hacer, onlar hakkında gelen bazı rivâyetleri zikretmektedir. Fakat bu rivâyetler zayıftır. Bu rivâyetlerde gelen onların özellikleri üç kısımda toplanmaktadır:



  1. Bir kısmının vücudu sedir ağaç gibi büyüktür.

  2. Bir kısmının eni ve boyu dört ziradır.

  3. Bir kısmı kulaklarının üzerine yatar, diğer kulaklarıyla örtünürler.

Yine geldiğine göre uzunlukları bir veya iki karıştır. En uzunları üç karıştır.1

Sahih rivâyetlerde gediğine göre onlar çok kuvvetli insanlardır. Kimse tek başına onları öldürmeye güç yetiremez. Dolayısıyla onların boylarının bir veya iki karış olması çok uzak bir ihtimaldir.

Nevvas b. Sem’an’dan gelen hadiste, Allah İsa (as)’a Ye’cüc ve Me’cüc’ün çıkacağını, hiç kimsenin onları öldürmeye güç yetiremeyeceğini, bundan dolayı müslümanları onların karşısına çıkmamasını emretmesini bildirmiş ve: “Kullarımı Tur’da muhafaza et” diye vahyetmiştir. Bununla ilgili geniş açıklama ileride gelecektir.

Ye’cüc ve Me’cüc’ün çıkmasına dair deliller:

Ye’cüc ve Me’cüc’ün ahir zamanda çıkması kıyametin büyük alametlerinden biridir.bu konuda Kur’an ve hadislerde deliller vardır.


Yüklə 1,57 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   22




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin