Konu alan çok sayıda eser yazmışlardır



Yüklə 1.64 Mb.
səhifə29/33
tarix30.12.2018
ölçüsü1.64 Mb.
1   ...   25   26   27   28   29   30   31   32   33

Hemedânî'nin sağlığında çevresinde Çok sayıda mürid toplanmış, bu müridler

Keşmir'in İslâmlaştınlmasına büyük kat­kıda bulunmuşlardır. Bu dönemde Keş­mir'de çok sayıda cami ve tekke yapılmış, bazı Hindu mâbedleri camiye çevrilmiş­tir. Hemedânî'nin vefatından sonra oğlu Mîr Muhammed, Sultan İskender döne­minde Keşmir'i müslümanlaştırma faali­yetine devam etmiştir. Mîr Muhammed'in Sultan İskender üzerinde büyük etkisi ol­muş, sultana "bütşiken" (put kıran) laka­bının verilmesini muhtemelen o sağla­mıştır.

Kaynaklarda, Hemedânî'nin başlangıç­ta Hanefî iken gördüğü bir rüya üzerine Şafiî mezhebini benimsediği kaydedil­mektedir. Hz. Ali'ye ve Ehl-i beyte derin sevgi duyan Hemedânî tevellî* için te-berrî*nin şart olmadığı görüşündedir. Ehl-i beyt sevgisini yayması Şiî temayül-lü bir şeyh olarak tanınmasına ve Alî-i Sâ-nî unvanını almasına sebep olmuş. Ehl-i beyt bağlılığı, halifesi Hâce İshak Hutta-lânî ile müridi ve Hulâşatü'l-menâkib (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 2794, vr. 678"-7511') adlı menâkıbnâme-sinin müellifi Nûreddin Ca'fer-i Bedahşî'-de de devam etmiştir.

Hemedânî'nin şeyhlerinden farklı bazı fikirlere sahip bulunması, tasavvufa dair çok sayıda eser yazması, müridlerinin özellikle Keşmir'de kurdukları tekkeler aracılığıyla İslâmiyet'i yayma faaliyetine girişmeleri, onun adına nisbet edilen He-medâniyye adlı bir tarikatın doğmasına yol açmıştır. Eserlerinin birçoğunun he­nüz incelenmemiş ve yayımlanmamış ol­ması bu tarikat hakkında fazla bilgi sahi­bi olmayı mümkün kılmamakla beraber onun genelde mensubu bulunduğu Küb-reviyye'nin ilkelerine bağlı kaldığı, ancak bunlara bazı yeni unsurlar eklediği söyle­nebilir. Hemedânî, Muhyiddin İbnü'l-Ara-bî'ye de ilgi duymuş, onun Fuşûşü'1-hî-ifem'ine Hallü'l-Fuşûş (Şerhu. Fuşûşi't-hikem) adıyla anılan Farsça-Arapça bir şerh yazmış (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 2794, vr. 503*-677-i), Kübreviyye tarikatının esaslarıyla İbnü'I-Arabfnin gö­rüşlerini bağdaştırmaya çalışmıştır.

Keşmir başta olmak üzere Hindistan ve Türkistan'da kurdukları tekkeler ara­cılığıyla faaliyet gösteren Hemedâniyye mensuplarından bazıları şeyhin vefatın­dan sonra halifesi Hâce İshak Huttaiânfye tâbi oldular. Şâhruh tarafından 826 (1423) yılında idam ettirilen Huttalânî'nin men­suplarından bir kısmının halifesi Seyyid Muhammed Nûrbahş'a (ö. 869/1465), bir

kısmının da diğer halifesi Abdullah Ber-zişâbâdfye (ö. 872/1468) biat etmesiyle Hemedâniyye iki kola ayrılmış, ilkine Nûr-bahşiyye, ikincisine de Zehebiyye (İğti-şâşiyye) adı verilmiştir. Hemedâniyye'nin Seyyid îsâ en-Nûrbahşîel-Berzencî'ye nis­bet edilen Berzenciyye adlı bir kolu daha bulunmaktadır (Harîrîzâde, III, 258").

Geniş ölçüde Muhyiddin İbnü'l-Arabî'-nin etkisi altında bulunan Nûrbahşiyye ve Zehebiyye tarikatları daha sonra birer Şiî tarikatına dönüşmüş ve İran'ın Şİîleş-mesi için gerekli zemini hazırlamada et­kin rol oynamışlardır. Keşmir seyahatin­de kendisine refakat eden Kıvâmüddîn-i Bedahşî İle Şüttâriyye silsilesinin kurucu­su Abdullah-ı Şüttârî'yi de Hemedânî'nin müridleri arasında zikretmek gerekir.

Eserleri. Hemedânî çoğu dört beş say­fayı geçmeyen 100'ü aşkın eser kaleme almış olup yayımlanmış belli başlıları şun­lardır: 1. Zahîretü'l-mülûk. On bölüm­den meydana gelen siyâsetnâme türün­de Farsça bir eserdir. Çeşitli baskıları ya­pılan (Amritsar I 32 1/1 903; Lahor 1323/ 1905) ve Seyyid Mahmûd-i Envârî tarafın­dan neşredilen eseri (Tebriz 1358 hş./ 1979) Muslihuddin Mustafa Sürûrî (ö. 969/1562) Türkçe'ye çevirmiştir (TSMK. Revan Köşkü, nr. 403; Mehmed Reşad ve Tiryal Hanım, nr. 922], Zahîretü'l-mülûk ayrıca Muhammed b. Hüseyin adlı bir kişi tarafından Sultan İbrahim adına Hilyetü'l-mülûk adıyla tercüme edil­miştir. Mütercim esere Hz. Peygamber ve ashabıyla velîlerin ahlâkına dair iki bölüm ilâve etmiştir. Hilyetü'l-mü-lûk'ün mütercim eliyle 10S2'de (1642) yazılmış bir nüshası Topkapı Sarayı Mü­zesi Kütüphanesi'ndedir(Hazine, nr. 360). 2. Risâle-i Fütüvveüyye. Kübreviyye tarikatıyla fütüvvet müessesesi ara­sındaki ilişkiyi ortaya koyması bakı­mından Önemlidir. Farsça olan eserin so­nunda Hemedânî'nin Ali Tûtî Alişâhî'ye verdiği, fütüvvet silsilesinin tesbitini sağ­layan icazet metni yer almaktadır. Eser, Bibliotheque Nationale (Supplement, Per-sian, nr 1642) ve Süleymaniye Kütüpha­nesi (Ayasofya, nr. 2873; Şehid Ali Paşa, nr. 2794, vr. 457a-466b) nüshalarından faydalanılarak M. MoIĞ tarafından yayım­lanmıştır ("Kubrawiyât II, cAli b. Şihâ-baddin-i Hamadânl'nin Rİsâla-i Futuw-watiya'si", ŞM, IV [19611, s. 33-72). 3. Ri-sâle-i Telkîniyye (Risale der Teube). Mü­ellifin Risâle-i Menâmiyye ve Risâle-i Hemedâniyye's\y\e birlikte Muhammed

186

HEMEDÂNÎ, Emîr-i Kebîr



Riyâz tarafından neşredilmiştir [Dâniş, sy. 16, İslâmâbâd 1989, s. 3-35). F. Meier Risâle-i Menâmiyye'yi Almanca'ya çe­virmiştir {Eranos Jahrbuch, sy. 8, Zürich 1950, s. 143-173). Pervîz Ezkâî, Risâle-i Hemedâniyye'yl Hemedânî ile ilgili ese­rinin (bk. bibi.) sonunda ayrıca yayım­lamıştır. 4. Risâletü'l-ftikâdiyye. M. Mole tarafından neşredilmiştir [Bulleün d'etudes orientales, sy. 17, Damas 1961-62, s. 138-149). 5. Risâle-i Beyân-ı İ'ti-kâd. Bu eseri de M. Mole aynı yerde ya­yımlamıştır (s. 150-183). 6. Risâle-i Dih Kâ'ide. Necmeddîn-i Kübrâ'nın Uşûl-i 'Aşere'sinln tercümesi olup M. Mole ta­rafından neşredilmiştir {Ferheng-i îrân-zemîn, VI |Tahran 1337 hş.|, s. 38-66). 7. Çihil Esrar. Hemedânî'nin bazı şiirlerini ihtiva eder (Amritsar 1303; nşr. Seyyid Eşref Buhârî, Tahran 1388/1968). 8. Vd-ridâtü'l-ğaybiyye ve'1-letâHfü'I-kud-siyye. Herevî'nin münâcâtları tarzında bir eserdir (Delhi 1333). 9. Risâle-i Zik-riyye. Hasan b. Hamza Şîrâzî'nin Tezki-re-i Şeyh b. Muhammed b. Şıddîk adlı eserinin içinde yayımlanmıştır (Tahran 1 367 hş.. s. 53-66). 10. Risâle-i Kuddû-

Emîr-i Kebir

Hemedânî'nin

Kitâbü'l-

Mevedde

ft't-kurbâ adlı



eserinin

ilk ve son sayfası

(Royal Asiaiic

Society


of Bengal

ICalcutta]

Library.

ıır. A 292)

siyye (Risâle-i 'Akabât). Bir önceki eser­le birlikte (s. 71-78) ve ayrıca Gulâm Ha­san tarafından (Dâniş, sy. 17-18, İslâmâ­bâd 1989, s. 175-194) neşredilmiştir. 11. Meşâribü'l-ezvâk. İbnü'l-Fârız'ın Koşî-de-i Hamriyye'sinden otuz iki beytin şerhi olan bu risaleyi Muhammed Riyâz {Ferheng-i îrân-zemîn, XX [Tahran i 353

Emîr-i Kebîr Hemedânî'nin Eurâdü'l-fethiyye's\n\n ilk iki sayfası (Gümüşhânevi'nin Mecmü'atü'l-ahzâb'ı içinde, İstanbul 1298,11, 16-17)


JijJİlî SjJiVb*-l-^ı*>î U-ı

hş./1974|, s. 266-315)ve Muhammed Hâ-cevî (Tahran 1362 hş.) yayımlamışlardır. 12. Kitâbü'l-Mevedde li'1-kurbâ. Hz. Ali ve Ehl-i beyt'in faziletlerine dair hadis­leri ihtiva eden ve on dört bölümden mey­dana gelen eser Bombay (1310/1892) ve Leknev'de (1370/1950) basılmıştır. Ese­rin Kalküta"da Royal Asiatic Society of Bengal Kütüphanesi'nde bulunan nüsha­sı (nr. A 292) el-Mevsim dergisinde ya­yımlanmıştır (li/II, sy. 8 IŞam 1990], s. 1299-1325). \3. Evrâdü'l-lethiyye. He-medânî'nin tertip ettiği bu vird Leknev (1257), Lahor (1289), İstanbul (1298, Mec-mû'atü 't-ahzâb içinde, 11, 16-29) ve Kan-pûr'da (1300) basılmıştır. Evrâdü'1-let-hiyye Muhammed Ca'fer Ca'ferî tarafın­dan şerhedilmiş(Leknev 1293), bu şerhli baskıyı Hakîm Muhammed İshak Urdu­ca'ya çevirmiştir (Karaçi i389/1969). 14. Kitâbü Esrâri'n-nokta. Hz. Ali'ye nisbet edilen, "İlim bir noktadır, onu cahiller ço­ğalttı" şeklindeki sözün şerhi olup Molla Sadrâ'nın ei-MebdeJ ve'1-me'âd (Tah­ran 1314 hş.) adlı eserinin kenarında ya­yımlanmıştır (s. 153-158) Son üç eser Arapça'dır.

Muhammed Riyâz, Ahvâl ü Âşâr ü Eş'âr-ı Mir Seyyid ıAlî Hemedânî bâ Şeş Risale ez Vey adlı çalışması içinde (İslâmâbâd 1364 hş./l985) Hemedânî'nin Risâle-i Fütüvvetiyye, Meşâribü'l-ez-vâk, Risâle-i Murâdât-ı Dîvân-ı Hafız, Çihil Esrar, Risâle-i Dervişiyye, es-Seb'în ü fe±â*ili Emîn'î-mü'minîn ve Risâle-i Zifcriyye'sini neşretmiştir.

Hemedânî'nin diğer bazı eserleri şun­lardır: 7şliiâ/ıâ(ü'ş-şû/iyye, Mir'âtü't-tâ'ibîn, Siyerü't-tâlibîn, Mektûbâtü'l-Emîriyye, Risâle-i Hall-i Müşkil, Risâ­le-i İnsâniyye, Minhâcü'î^âriün, Ha-

187

HEMEDÂNÎ, Emîr-i Kebîr



kikat-i îmân, Mekârimü'l-ahlâk, Risâ-le-i 'Akliyye, Müfredât-ı Kur}ân, Şer-

hu'I-esmâ'i']-hüsnâ, el-Erba'înü'I-Emî-riyye, Havâşşu ehli'1-bâtm, en-Nâsih ve'1-mensûh fi'1-Kur^âni'l-Kerim, Tef-sîru huiûii'l-mu'cem, Çihil Makâm-ı Şûfiyye, el-İnsânü'I-kâmiİ. Bu eserle­rin büyük bir kısmı Süleymaniye Kütüp-hanesi'nde mevcut iki mecmuada (Şehid Ali Paşa, nr. 2795; Ayasofya, nr. 2873] külliyat halinde bulunmaktadır (eserle­rin bir listesi ve muhtevaları için bk. Sey-yid Mahmûd-i Envârî, s. 302-362; Agha Hussain Hamadani, s. 100-107; eserlerin baskılan ve yazma nüshaları için bk. Per-vîzEzkâî, s. 115-151).

BİBLİYOGRAFYA t

Câmî. Îİefehat, s. 447; Hândmîr, Habîbü's-siyer, III, 542-543; Haydar Mirza, Târîh-i Reşîdî (trc. E. D. Ross), London 1895, s. 432; NÛrullah et-Tüsteri, Mecâlisü 'l-mü'minin. Tahran 1365 hş., !l, 138-143; DârâŞükûh.Sefinetü'i-eüUyâ', Kanpur 1318/1900, s. 107-108; Kuşâşî, es-Stm-tü'l-mecid, Haydarâbâd 1327/1909, s. 77; Ze-bîdî, 'İkd, s. 110; a.mlf., İthâfü't-aşfıyâ', s. 259; Hidâyet. Riyâzü 7-'arifin, Tahran 1305 hş., s. 110; a.mlf.. Mecma'u 'l-fuşahâ", Tahran 1295 hş.,

I, 340; Harîrizâde, Tibyân, ili, vr. 255b- 263'; Ab-dülhay el-Haseni, Nüzhetü'l-hauâUr, II, 84-87; Tevfîk-i Keşmîri, Vâkı'ât-ı Keşmir, Lahor 1303/ 1886, s. 36-37; Gulâm Server Lâhûrî, Hazîne-tü't-aşpyâ1, Kanpur 1902, s. 293; Storey, Per-sian Literatüre, 1/2, s. 946-947; Brockelmann, GAL, II, 221; Suppl., II, 311; Gulâm Ali Âryâ. Tarîka-i Çiştiyye der Hind ti Pakistan, Tahran 1365 hş., s. 22. 37; G. M. D. Su.fi. Kashlr. Being a Hİstory of Kashmir, Lahore 1949, I, 85-94; Safa, Edebiyyât, IH/2, s. 1294-1297; Ma'sûm Ali Şah, Tarâ'ik, II, 302, 345; İM, 526; Seyyid Ali Zafer. Em'tr-i Kebîr Seyyid 'Alî Hemedânî, La­hor 1972; Abdülhüseyn-i Zerrinkûb. Dünbâte-i Cüstücü der Taşauüuf-i Iran, Tahran 1369, s. 178-183; Muhammed Riyâz. Ahvâl u Aşar u Eş'âr-ı Mir Seyyid 'Â/İ Hemedânî, İslâmâbâd 1364/1985; Pervîz Ezkâî. Müreuuic-i islâm der İrân-ı Şağlr: Ahoal u Âşâr-t Mir Seyyid CAİİ Hemedânî, Hemedan 1370 hş.; Necîb Mâyil-i Herevî, "Çehâr Nazar Peyrâmûn-ı Çehâr Eşer Mensûb be Seyyid 'Alî Hemedânî", Dâniş, sy.

II, İslâmâbâd 1366 hş., s. 90-116; F. Meier. "Die Welt der Urbilder bei Ali Hamadani", Era-nos-Jahrbuch,sy. 18, Zürich 1950, s. 115-172; Ali Asgar Hekmat, "Les voyages d'un mysti-que persan de Hamadan au Kashmir", JA, CCXL/1 (1952). s. 53-66; a.mlf.. "Ez Hemedân tâ Keşmir", Yağma, sy. 4. Tahran 1330hş./1951,s. 337-343; M. Mole, "Les Kubrawiye entre Sun-nisme et Shüsme aux huitieme et neuvieme siecles de l'hegire". REI, XXIX (1961). s. 110-128; Seyyid Mahmûd-i Envârî. "Mîr Seyyid cAlî Hemedânî ve Tahlîl-i Âşâr-ı Û", Neşriyye-iDâ-nlşkede-i Edebiyyât u cUlûm-i İnsani, XXlX/23, Tebriz 1977, s. 297-363; Agha Hussain Hama­dani. "Life and Works of Sayyid Ali Hamada­ni". Pakistan Journal ofHistory and Cutture, İV/1, Islamabad 1983, s. 73-121 (bu makale daha sonra aynı adla müstakil kitap olarak yayımlan­mıştır: Islamabad 1984); G. Bövvering, "Ali Ha­madani", Eh., I, 862-864. ı—ı

IffiJ Tahsin Yazıcı

F HEMEDÂNÎ, Kâdî Abdülcebbâr ^

(bk. KÂDÎ ABDÜLCEBBÂR).

L J


HEMEDÂNÎ, Muhammed b. Abdülmelîk

L

Ebü'l-Hasen Muhammed



b. Abdtlmeiik b. İbrâhîm

el-Hemedânî el-Makdîsî ei-Farazî

(ö. 521/1127)

İranlı tarihçi.

J

Muhtemelen 463'te (1071) Hemedan'-da doğdu. İlk tahsilini, bir Şafiî fakihi ve muhaddis olan babası Ebü'1-Fazl Abdül-melik'in yanında tamamladı. Bağdat gibi önemli bir ilim ve kültür merkezinde ye­tişen Hemedânî, Ebü'l-Hüseyin Ahmed b. Muhammed b. Nakür ile Tırâd ez-Zey-nebî ve diğer bazı âlimlerden hadis oku­du. Ancak daha çok tarihe ilgi duydu ve bu alanda önemli eserler kaleme aldı. 6 Şevval 521'de (15 Ekim 1127) Bağdat'ta vefat etti ve Kadı İbn Süreyc'in (Ahmed b. Ömer) kabrine yakın bir yerde babasının yanına defnedildi.



İbnü'n-Neccâr el-Bağdâdî tarih İlminin Hemedânî ile zirveye ulaştığını söyler (Sa-fedî, IV, 38). Ebü'l-Ferec İbnü'l-Cevzî, İb-nü'd-Dübeysî, İbn Hallikân. İbnü'l-Fuvatî. İbnü'l-Adîm ve Zehebî gibi birçok müellif onun Tekmile's\y\e diğer eserlerini kay­nak olarak kullanmışlardır. İbn Asâkir de Hemedânî'den hadis rivayet etmiştir. İb­nü'l-Cevzî, şeyhi Abdülvehhâb'ın onu ha­dis konusunda tenkit ettiğini söyler (el-Muntazam, X, 8).

Eserleri. Hemedânfnin günümüze ulaş­tığı bilinen tek eseri Tekmiletü Törihi't-Taberî {ez-Zeyl

bulan olayları da anlattığını ileri sürer (A History ofthe Müslim Historiogr&phy, s. 82). Sehâvî'nin. Tekmile'nm 360 yılı ba­şına (Kasım 970) kadar cereyan eden olay­ları ihtiva ettiğini söylemesi {et-İ'lân bi't-teubîh, s. 302) yanlıştır. Eserin sadece 295-367 (908-977) yıllarına ait bölümü bazı eksiklerle günümüze intikal etmiş­tir.

Taberî'nin üslûp ve metodunu takip eden Hemedânî Tekmile'y'ı Ebû Bekir es-Sûlî, Ebû Ali et-Tenûhî, Hatîb el-Bağ­dâdî, Ebû İshak es-Sâbî, Ebü'l-Ferec el-İsfahânî. İbn Bessâm el-Bağdâdî, Kasım el-Kâdî, Ebû Ömer et-Temîmî. Ebû Hay-yân et-Tevhîdî. Ebû Mansûr es-Seâlibî. Ebü'l-Hasan Ahmed b. Ca'fer el-Berme-kî. İbn Hâcib en-Nu'mân, Sabit b. Sinan, Ebû İshak eş-Şîrâzî ve Hilâl b. Muhassin es-Sâbî'nin kitaplarından; Ahmed b. İs­hak et-Tenûhî. Ebü'1-Fazl ez-Zührîve Ebû Sa'd es-Sûsrden; ayrıca babasından, Ebû Sehl b. Ziyâd el-Kattân. Kâdî İbn Kâmil gibi birçok âlimden ve olaylara şahit ol­muş kişilerin anlattığı rivayetlerden fay­dalanarak yazmıştır.

Hemedânî, Hilâl es-Sâbî ve Ebû Hayyân et-Tevhîdî'nin etkisinde kalarak kısa cüm­lelerle ve sade bir üslûpla yazdığı eserin­de Irak'tan Horasan'a. Anadolu'dan Azer­baycan'a, Deylem'den Güney Yemen'e, Mağrib'den İfrîkıye'ye kadar çok geniş bir coğrafyada cereyan eden siyasî olayların yanı sıra halife ve vezirlerle ilgili bilgilere, halife, vezir ve kumandanların yıllık gelir­lerine, müsaderelerden, iltizam ve çeşitli kaynaklardan beytülmâle ulaşan gelirle­re, fiyat artışlarına ve bunun siyasî istik­rara etkilerine, kültür hayatına, edip ve şairlerin eserlerine, sosyal hayata, çe­şitli yerlerde çıkan karışıklıklara, İmar fa­aliyetlerine, yangınlara. Dicle ve Fırat ne-hirlerindeki taşkınlara kadar çeşitli hu­suslara yer vermiştir.

Albert Yûsuf Ken'ân, Tekmiletü Târi-hi't-Taberi'y\ önce MeceHetü'1-Meş-nk'm çeşitli sayılarında yayımlamış (Bey­rut 1955-1958), ardından bunları kitap haline getirmiştir (Beyrut 1958, 1959, 1961). Eser daha sonra Muhammed Ebü'l-Fazl İbrahim tarafından Taberî'nin zeyil­leri {Züyülü Târihi't-Taberî) arasında neş­redilmiştir (Kahire 1977, XI, 185-489).

Hemedânînin günümüze kadar gelme­yen diğer eserleri de şunlardır: 1. Kitâ-bü cUnvâni (cUyûni)'s-siyer fî mehâsi-ni'1-bedv ve'1-hadar. İhsan Abbas, ese­ri kaynak olarak kullanan tarihçilerin ki-

188


HEMS

taplarmı tarayaraK çok küçük bir bölümü­nü elde etmiştir {Şezerât, s. 85-90). Z. Ki-tûbü'l-Matâriti'l-müteiahhİTe. İbn Hal-likân'ın Ve/eyâf'ında nakledilen bilgiler­den (1,303; V, 268) eserin tarihle ilgili ol­duğu anlaşılmaktadır. 3. ez-ZeyJ calâ Târihi'I-Vezîr Ebî Şücâc er-Rûzrâveri. Rûzrâverî'nin İbn Miskeveyh'in Tecâri-bü'1-ümem adlı eserine yazdığı zeylin zeylidir. 4. Zeylü Tabaköti'l-fukahâ1. Ebû İshak eş-Şîrâzî'nin eserinin zeylidir. Sehâvî bunu Tabakâtü'l-fukahâ' olarak kaydeder. Başta İbn Hallikân ve Sübkî ol­mak üzere çeşitli müellifler bu eserden nakillerde bulunmuşlardır, s. Ahbârü'l-vüzeta*. Hilâl es-Sâbî'nin Kitâbü'1-Vü-zera* (Tııhfetü'l-ümerâ* fi târihi'l-uüzerâ'} adlı eserine zeyildir. Hemedânî muhteme­len. Hilâl es-Sâbî'nin oğlu Garsünni'me'-nin 'Uyûnü't-tevârih'ine de bir zeyil yaz­mıştır (Cahen, s. 61; Rosenthal, s. 82). 6. Ahbâru devleti's-sultân Muhammed ve Mahmud. Selçuklu Sultanı Muham­med Tapar ile (1105-1118) oğlu Mahmud (1118-113i) veya Gazneli Mahmud ile (998-1030) Muhammed (1030, 1041) dö­nemleriyle ilgili bir eser olması muh­temeldir. 7. Kitâb fi'ş-şü'm (Kitâbü'ş-Şü'm}.8. Ümertfü'I-hac.

BİBLİYOGRAFYA :

Muhammed b. Abdülmelikeİ-Hemedânî. Tek-miletü Târihi't-Taberî (nşr. Albert Yûsuf Ken-'ân), Beyrut 1958, neşredenin önsözü, ayrıca bk. s. 190; İbnü'l-Cevzî. el-Muntazam, VII, 161; X, 8; İbnül-Esîr. el-Kâmil, X, 648; İbn Hallikân. Vefe-yât, l,303;ll, 116; V, 59, 105, 119, 268; İbniTI-Fuvatî, TelhîşuMecma'i'l-âdâb{nşT. Mustafa Ce-vâd), Şam 1382-87, 11/2, s. 451; Kütübî, ıüyü-nü't-teoârîh (nşr. Faysal es-Sâmir-Abdülmün-■Im Dâvüd), Bağdad 1397, XI], 193; Safedî. el-Vâfî, IV, 37-38; Sübkî. Tabaklat (Tanâhî). IV, 203; V, 162, 163; VI, 135; İbn Kesîr. el-Bidâye (nşr. Ahmed Ebû Melhem). Beyrut 1405, XII, 212;Sehâvi, el-l'lânbi't-teobîh,s.40,182-184, 302; Claude Cahen. "The Historiography of the Seljuqid Period", Historians of the Middie £asi(ed. B. Lewis-RM. Holt),London 1962, s. 61-62, 64, 69; F. Rosenthal. A History of the Müslim Historiography, Leiden 1968, s. 82, 292,411,414,418, 509; İhsan Abbas, Şezerât min kütübin mefküde fı't-târîh, Beyrut 1988, s.83-90;Sâlihiyye. el-Mufcemüfş-şâmit,V, 313; Bedri Muhammed Fehd, "el-Hemezânî ve ki-tâbühû Tekmiletü Târîbİ't-Taberî", Mecetletü Kültiyyeti'l-âdâb oe'l-'ulûmi'l-insâniyye, sy. 2-3, Fas 1979-80, s. 231-255.

İm Sâdık Seccâdî
HEMEDÂNÎ, Yûsuf b. Eyyûb
(bk. YÛSUF cl-HEMEDÂNÎ).

L J


HEMEDÂNİYYE

Kübreviyye tarikatının Emîr-î Kebîr Hemedânî'ye

(ö. 786/1385)

nisbet edilen bir kolu

(bk. HEMEDÂNÎ, Emîr-i Kebîr).

l_




J

r

HEMEZAN

~l

L

(bk. HEMEDAN).

J

r

HEMMÂM b. MÜNEBBİH

~l




Ebû Ukbe Hemmâm b. Münebbih b. Kâmil es-San'ârıî (ö. 132/750)




HEMEDÂNÎ, Seyyid Ali

(bk. HEMEDÂNÎ, Emîr-i Kebîr).

L J

İlk yazılı hadis metinlerinden eş-Şahîfetü'ş'Şahiba adlı



mecmuası ile tanınan tabiî.

L J


40 (660) yılında Yemen'de doğduğu tahmin edilmektedir. Bazı kaynaklarda babası Münebbih'in. Yemenli Seyf b. Zû-yezen'in Habeşliler'e karşı yardım iste­mesi üzerine İran Kisrâsı I. Hüsrev tara­fından gönderilen askerlerle birlikte Ye-men'e gidip oraya yerleştiği kaydedilmek­tedir. Bu sebeple Hemmâm, aslen İranlı olup daha sonra Yemen'e yerleşenlerin (bk. ebnÂ) torunları için kullanılan Ebnâ-vî nisbesiyle de anılır. Babası Münebbih Hz. Peygamber zamanında müslüman oldu.

Hemmâm İslâmî ilimlerle ilgilenen bir aileye mensuptur. Ağabeyi Vehb ile onun oğullan Abdullah ve Abdurrahman, kar­deşi Ma'kıl'in oğullan Abdüssamed ve Akil hadis okumuş ve okutmuşlardır. Kendisi de gençliğinde Medine'ye giderek Ebû Hüreyre'den hadis öğrendi ve bu hadis­leri eş-Şahîfetü'ş-şahîha adlı bir mec­muada topladı. Ayrıca Muâviye b. Ebû Süfyân. Abdullah b. Abbas. Abdullah b. Zübeyr, Abdullah b. Ömer gibi sahâbîler-den rivayette bulundu. Kendisinden de ağabeyi Vehb. kardeşinin oğulları Akil ile Ma'kıl ve Ma'mer b. Râşid gibi âlimler hadis rivayet ettiler. Hemmâm San'a'da vefat etti. Cenaze namazını San'a Valisi Ömer b. Abdülhamîd kıldırdı. Ölüm tari­hi 101 (719). 102 (720) ve 131 (749) ola-

rak da zikredilmiştir. Bütün kaynakların güvenilir bir muhaddis olduğu hususun­da birleştikleri Hemmâm'ın rivayetleri Ahmed b. Hanbel'İn el-Müsned"\yle Kü-tüb-i Sitte'de ve diğer hadis kitapların­da yer almıştır.

eS'Şahîfetü'ş-şahîha günümüze ula­şan ilk yazılı hadis metinlerindendir. Hem-mâm'dan Ma'mer b. Râşid'in, ondan ta­lebesi Abdürrezzâk es-San'ânî'nin, ondan da Ahmed b. Hanbel, Buhârî ve Müslim gibi muhaddislerin rivayet ettikleri bu mecmuada Allah'ın sıfatları, sünnetin önemi, namaz, oruç, cihad, tövbe, ahlâk, geçmiş ümmetler, peygamberler, cen­net, cehennem gibi konularda 139 (veya 138 yahut 136) hadis bulunmaktadır. Mu­hammed Hamîdullah [MMİADm., XXVIII 11953|, s. 96-lll;Haydarâbâd 1955, 1956, 1961, 1967, 1979; Paris 1979}, Rifat Fev-zî Abdülmuttalib (Kahire 1406/1985) ve Ali Hasan Ali Abdülhamîd (Beyrut 1407) tarafından yayımlanan eseri Hossein G. Tocheport Fransızca'ya (Paris 1979), Mu­hammed Rahîmüddin İngilizce'ye (Hay-darâbâd 1399/1979). M. Ragıb İmamoğ-lu (Ankara 1966), Talat Koçyiğit (Ankara 1967) ve Kemal Kuşçu (İstanbul 1967) Türkçe'ye çevirmiştir. Eser ayrıca Urdu­ca'ya tercüme edilmiştir (Haydarâbâd jDekkenj, 1955, 1956).

BİBLİYOGRAFYA :

Müsned |nşr. Ahmed Muhammed Şâkir), Ka­hire 14Î6/1995, Vlll, 181-253; İbn Sa'd, e(Ta-bakât, V, 544; Buhârî. et-Târihu'l-kebîr, Vlll, 236; İdî. es-Şikât, s. 461; İbn Ebû Hatim, el-Cerh ue't-ta'dîl, IX, 107; Ahmed b. Abdullah er-Râzî, Târihu. MedınetiŞan'a (nşr. Hüseyin b. Abdullah el-Ömerî), San'a 1401/1981, s. 421; SenVânî. el-Ensâb, I, 122; Mizzî, Tehzîbü'1-Ke-mâl, XXX, 298-300; XXXI, 143; Zehebî. Aclâ-mü'n-nübelâ', V, 311-313; a.mlf., Tezkiretü'l-huffâz. I, 101;a.mlf.. Tecrîdû esmaVş-şahâbe, Beyrut, ts. (Dârü'l-MaTife). II, 94; İbn Hacer, Teh-zıbü't-Tehzlb, XI, 67; Ziriklî. el-Aclâm, IX, 98; Kehhâle. Mıfcemü'l-mû'emfin, XIII, 153; Sez­gin. GAS (Ar.).!, 122-123; a.mlf.. "Hadis Mu-sannefatının Mebdei ve Ma'mer b. Râşid'in Câmi'i". 7"M,XH(]955).s. 121-129;Muhammed Hamîdullah. "Akdemü te'lîf fî'l-hadîsi'n-ne-bevî Şahîfetü Hemmâm b. Münebbih ve me-kânetühâ fi târihi Mlmi'l-hadîş", MMİADm., XXVIII (1953|, s. 96-116, 270-281,443-467.

İRİ

Kemal Sandıkçı



r

HEMS


Arap alfabesinin

bazı harflerindeki telaffuz özelliğini ifade eden terim

(bk. HARF).

L J


189

HEM'U'I-HEVÂMİ'

r

HEM'U'I-HEVÂMİ'



L

Siiyûtî'nîn

(ö. 911/1505)

Cem'u 'I-cevâmi'

adlı nahiv kitabına

kendisi tarafından yazılan şerh

(bk. CEM'U'i-CEVÂM!').

HEMZE


L

Elifba ve ebced tertiplerinde ilk harf olan elifin aslî şekli.

j

Transkripsiyon sistemindeki işareti "spiritus lenis" ('} olup kelimelerin orta ve sonlarındaki hemzelerde her zaman, başlarındaki hemzelerde ise sadece özel durumlarda kullanılır.



Hemze. Arapça'da olduğu gibi bütün Sâmî dillerde ve hatta dünya dillerinin çoğunda karmaşık bir durum arzetmek-tedir. Arap gramercileri ve şarkiyatçılar­la kıraat âlimleri adı, harf olup olmadığı, harf ise sahih harf mi illet harfi mi oldu­ğu, mahreç ve sıfatları, elifle İlgili taraf­ları, telaffuz keyfiyeti, şekli, imlâsı vb. konularda farklı görüşler ileri sürmüşler­dir.

Müberred ve Ebû Mansûr el-Ezherî gi­bi âlimler, tahfif edilme durumuna göre vav. yâ veya elif biçiminde yazıldığı, belli ve sabit bir şekli bulunmadığı gerekçe­siyle hemzeyi harf değil hareke (zabt) ka­bilinden tamamlayıcı bir işaret olarak ka­bul etmişlerdir; bu sebeple Müberred ve onu takip edenlerce Arap alfabesinin harfleri yirmi dokuz değil yirmi sekizdir [el-Muktedab, I, 115, 192, 194). Hatta Ez-herî'ye göre elif de aslî harf değil uzun fethadan ibaret bir harekedir. Ayrıca hemzeyi tahkik, tahfif, teshil, ibdal ve hazf gibi halleri sebebiyle sahih harf ka­bul etmeyerek illet harflerinden sayan­lar da olmuştur. Gerçek şu ki Arapça'da ve diğer Sâmî dillerde, dünyadaki alfabe sistemlerinin çoğunun ilk harfi olan ve çeşitli dillerde "olaf. alaf, alef, elaf, al­fa..." adlarıyla anılan ses. elif (yumuşak elif, sakin elif, med elifi) adıyla tanınan ve uzun fethadan ibaret olan harf değil sert patlarlı gırtlak ünsüzü (occlusive glot-tale sourde) olan hemzedir. Bunun iki de­lili vardır: Öncelikle harf adları tesbit edi­lirken her harfin adını oluşturan kelime­nin ilk sesi o harfi göstermek üzere belir­lenmiştir; "bâ, cîm, dâl" adlarının b, c. d



Dostları ilə paylaş:
1   ...   25   26   27   28   29   30   31   32   33


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə