Özel iNŞaat iŞlerinde vergileme ve muhasebe uygulamalari



Yüklə 256.97 Kb.
səhifə1/3
tarix27.10.2017
ölçüsü256.97 Kb.
  1   2   3


MESUT YİĞİT

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR


ZAYİ OLAN, KIYMETİ DÜŞEN, KULLANIM SÜRESİ DOLMASI NEDENİYLE KULLANILAMAYACAK HALE GELEN, FİRE SONUCU AZALAN VE ÇALINAN MALLARIN VERGİ KANUNLARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ İLE TABİİ AFETLER NEDENİYLE VARLIKLARINDA AZALMA MEYDANA GELEN MÜKELLEFLERİN VERGİ BORÇLARININ TERKİNİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR




Yakup CEYLAN

Mali Danışman




  1. GİRİŞ

İşletmede dönen ve duran varlıklar arasında yer alan iktisadi kıymetler çeşitli nedenlerle zayi olma, kıymetinin düşmesi, kullanım süresinin dolması nedeniyle kullanılamayacak durumda olması, fire sonucu fiziki olarak azalma ve çalınma gibi nedenlerle işletmenin varlıklarında azalmalar meydana gelebilmektedir.

Günümüzde işletmeler varlıklarında meydana gelen değer azalmalarına yol açan risklere karşı işletme varlılarını sigortalama yoluna gitmektedirler. Riskin gerçekleşmesi halinde, sigorta şirketleri tarafından sigorta tazminatı adı altında zarar tazmin edilmektedir.

İşletme varlıklarında çeşitli nedenlerle meydana gelen ve zarara yol açan risklere karşı, vergi kanunlarında (maddi ve usul kanunları) çeşitli düzenlemeler yer almaktadır. Bu makalemizde, işletme varlıklarında meydana gelen ve zarara yol açan zayi olma, kıymetten düşme, kullanım süresinin dolması, fire ve çalınma gibi nedenlerle kısmen veya tamamen zarara yol açan durumların vergi kanunları yönünden değerlendirilmesi yapılacaktır. Öte yandan doğal afetler nedeniyle varlıklarında önemli ölçüde azalma meydana gelen mükelleflerin vergi borçlarının terkinine ilişkin düzenlemelere de değinilecektir.


  1. VERGİ USUL KANUNUNDA YER ALAN DÜZENLEMELER:

II.1- Stoklarda Meydana Gelen Değer Azalmaları

II.1.1- VUK 278. Maddede Belirtilen Nedenlerle Değer Azalmaları:

Bilindiği gibi 213 sayılı Vergi Usul Kanununu 274. maddesinde emtianın maliyet bedeli ile değerleneceği hüküm altına alınmıştır. Ancak, aynı kanunun 278. maddesinde ise kıymeti düşen mallar düzenlenmiş olup madde metninde; “Yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadî kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutat olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar emsal bedeli ile değerlenir.” hükmü yer almaktadır.

Yasal hükümden anlaşılacağı üzere, emsal bedelle değerlenmesi gereken mallar iki grup şeklinde düzenlenmiştir.

1- Çeşitli nedenlerle iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış olan mallar.

2- Maliyetlerin hesaplanması mutat olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalardan oluşmaktadır.

Yukarıda 1. grupta yer alan malların emsal bedelle değerlenebilmesi için değer düşüklüğünün;



  • Yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden meydana gelmiş olması yada

  • Bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde meydana gelmiş olması gerekmektedir. Diğer taraftan; stoklarında meydana gelen bir azalmanın takdir edilmesi talebinde bulunanların;

  • Değer düşüklüğüne yol açan olayı,

  • Stokunda iddia ettiği miktarda mal bulunduğu,

  • Değer düşüklüğünün 278. Maddede sayılan olaylardan kaynaklandığını, ispatlaması gerekmektedir.

II.1.1.1 - Emsal Bedel Tespiti:

213 sayılı Vergi Usul Kanununu 267. Maddesinde, Emsal bedeli ve emsal ücreti maddesi düzenlenmiş olup, “Emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değerdir.

Emsal bedeli sıra ile, aşağıdaki esaslara göre tayin olunur:

Birinci sıra : (Ortalama fiyat esası) aynı cins ve nevideki mallardan sıra ile değerlenmenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa, emsal bedeli bu satışların miktar ve tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan «Ortalama satış fiyatı» ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran % 25 ten az olmaması şarttır.

İkinci sıra : (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende satışlar için, % 10 ilâve etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder.

Üçüncü sıra : (Takdir esası) Yukarıda yazılı esaslara göre belli edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır. Takdir edilen bedellere mükelleflerin vergi mahkemesinde dava açma hakkı mahfuzdur. Ancak, dava açılması verginin tahakkuk ve tahsilini durdurmaz.

Emsal bedelinin mükellef tarafından bizzat hesaplandığı hallerde, bu hesaplara ait kayıt ve cetveller ispat edici kâğıtlar olarak muhafaza edilir.

Yukarıdaki esaslarla mukayyet olmaksızın kaza mercilerinin re'sen biçtikleri değerler ile ziraî kazanç ölçülerini tespit eden kararnamelerde yer alan unsurlar emsal bedeli yerine geçer. “ hükmü yer almaktadır.

Söz konusu maddeden anlaşılacağı üzere, emsal bedel tayin edilecek malın emsal bedelinin tespitinde belirtilen sıraya uyulması gerekmektedir.

Diğer taraftan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, Emtia sigorta tazminatı başlığını taşıyan 330. maddesinde ise, Emtia ve ziraî mahsul ve hayvan kıymetlerinde vukua gelen zayiat dolayısıyla alınan sigorta tazminatlarının bunların değerlerinden fazla olduğu takdirde bu fazlalığın kâra alınacağı, işletme hesabı esasında tutulan defterde bu tazminatın hâsılat kaydedileceği hüküm altına alınmıştır.

Yukarıdaki madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, işletmenin stoklarında bulunan mallardan VUK 278. maddede belirtilen kıymet kaybı söz konusu olduğunda, maliyet bedeli yerine emsal bedelle değerleme yapılacağı görülmektedir.

Emsal bedelle yapılacak değerlemede, VUK ‘ un 267. maddesinde belirtilen birinci sıradaki ortalama satış fiyatı esası, kıymet kaybı emtia çeşitlerinde aynı ölçüde olmadığından ve satılan veya hesap dönemi sonunda mevcut olan emtiadaki hasar derecesi farklı olması nedeniyle esas alınamaz. Maliyet bedeli esası da fiili değerinin çok üstünde kalacağından emsal bedelin tespiti için ikinci sırasında belirtilen maliyet bedeli esasının uygulaması da söz konusu değildir. Bu nedenle emtiadaki kıymet kaybı dolaysıyla takdir komisyonuna başvurulup, emsal bedeli tespitinin istenmesi gerekir.

Takdir komisyonu dışında başka bir kurum ya da kuruluşa emsal bedel ve dolayısıyla zarar tespitinin yaptırılması mümkün bulunmamaktadır. Emtianın tamamen değer kaybına uğramış olması da bu sonucu değiştirmeyecektir. Bu durumda, takdir komisyonu değerin tamamen kaybolduğunu diğer bir ifadeyle emsal bedelinin sıfır olduğunu takdir eder. VUK 278. Madde açısından önemli olan, yapılan işlemin takdir komisyonu tarafından karara bağlanmış olmasıdır. Bu arada VUK ‘un 267. maddesi uyarınca yargı mercilerinin bilirkişiler vasıtasıyla biçtikleri değerler de takdir komisyonu kararları gibi emsal bedel olarak dikkate alınabilir.

Değerleme esas itibariyle hesap dönemi sonunda yapılır. Kıymeti düşen mallarla ilgili değerleme de hesap dönemi sonunda yapılacağından emsal bedeli tespitinin takdir komisyonundan bu dönemde istenmesi gerekir. Ancak , emtianın tabii afet yüzünden değer kaybettiği hallerde , hesap dönemi sonu beklenmeden takdir komisyonundan emsal bedeli tespitinin talep edilmesi gerekir. Zira bu hallerde vergi idaresinin durumu tespit ve kontrol etmesine ihtiyaç vardır.

Kanunda emsal bedeli tespit ettirilen kıymeti düşen mallar için karşılık ayrılmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla beraber, uygulamada emsal bedeli tespit ettirilen mal, mal hesabından çıkarılarak değeri düşen mal hesabına alınmakta, buna mukabil takdir komisyonunun takdir ettiği hasar bedeli pasifte değeri düşen mal karşılığı hesabına alınmakta ve bu tutar zarar yazılmaktadır.

ÖRNEK–1 : (A) AŞ, işletmesinde yaptığı fiili envanter çalışmasında, maliyet bedeli 100.000 TL olan mallarında arıza ortaya çıktığını saptamış olup, mallarda meydana gelen değer düşüklüğünün tespiti amacıyla Takdir Komisyonuna başvurmuştur. Takdir Komisyonu yaptığı incelemeler sonucu, arıza meydana gelen ve değeri düşen malların değerinin 10.000 TL olduğunu saptamıştır. Emsal bedeli 10.000 TL olarak tespit edilen mallar ertesi yıl 11.000 TL ‘sına satılmıştır.

Bu işlemlere ilişkin muhasebe kayıtları aşağıda gösterilmiştir.




157 Diğer Stoklar




100.000,00




- Değeri Düşen Mallar













153 Ticari Mallar




100.000,00




654 Karşılık Giderleri




90.000,00







158 Stok Değer Düşüklüğü Karşılığı




90.000,00




690 Dönem Kar ve Zararı




90.000,00







654 Karşılık Giderleri




90.000,00

Ertesi yıl yapılan satış işlemine ilişkin muhasebe kaydı aşağıda gösterilmiştir. (KDV ihmal edilmiştir.)




100 Kasa




11.000,00




158 Stok Değer Düşüklüğü Karşılığı




90.000,00




620 Satılan Ticari Mallar Maliyeti




100.000,00







600 Yurt İçi Satışlar




11.000,00




157 Diğer Stoklar




100.000,00




644 Konusu Kalmaya Karşılıklar




90.000,00



644 Konusu Kalmayan Karşılıklar




90.000,00




600 Yurt İçi Satışlar




11.000,00







620 Satılan Ticari Mallar Maliyeti,




100.000,00




690 Dönem Karı ve Zararı




1.000,00

Kıymeti düşen mallarla ilgili yapılan kayıtlarla, değer düşüklüğünden kaynaklanan zararın tamamı giderleştirilmiş olduğundan, ilgili malın sigortalı olmasından dolayı sigortadan alınacak bir tazminat tutarı olursa, tazminat tutarının tamamının gelir kaydedilmesi gerekir.



ÖRNEK–2: Şiddetli yağmur nedeniyle (B) AŞ ‘nin deposunu su basmış ve 50.000 TL tutarındaki malların telef olması üzerine şirket yetkilileri telef olan mallarının değerinin tespiti amacıyla Takdir Komisyonuna başvurmuştur. Takdir Komisyonu yaptığı incelemeler sonucu emtianın değerinin 10.000 TL olduğunu belirlemiştir. Emtia aynı zamanda sigortalı olduğundan sigorta şirketi tarafından 40.000 TL tazminat şirkete ödenmiştir.

Bu işlemlere ilişkin muhasebe kayıtları aşağıya alınmıştır.



157 Diğer Stoklar




50.000,00







153 Ticari Mallar




50.000,00




654 Karşılık Giderleri




40.000,00







158 Stok Değer Düşüklüğü Karşılığı




40.000,00




690 Dönem Karı ve Zararı




40.000,00







654 Karşılık Giderleri




40.000,00




102 Bankalar




40.000,00







644 Konusu Kalmayan Karşılıklar




40.000,00


ÖRNEK–3: Bilgisayar malzemesi ve programı alım ve satımı ile faaliyette bulunan (Z) Limited Şirketi, 2009 yılında alım satımını yapmak üzere satın aldığı 50.000 TL tutarındaki 100 adet bilgisayar programı, 2009 yılının Eylül ayında yeni bir yazılımın çıkması nedeniyle değerini kaybetmiştir. Şirket yazılımların değerinin tespiti amacıyla takdir komisyonuna başvurmuş, takdir komisyonu yazılımın değerini 5.000 TL olarak takdir etmiştir.


157 Diğer Stoklar




50.000,00







153 Ticari Mallar




50.000,00




654 Karşılık Giderleri




45.000,00







158 Diğer Stok Düşüklüğü Karşılığı




45.000,00




690 Dönem Karı ve Zararı




45.000,00







654 Karşılık Giderleri




45.000,00

Öte yandan işletmenin stoklarında, kullanım süresi geçen veya bir başka biçimde kullanılamayacak hale gelen ve imha edilen mallar, zayi olan mal kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda, yukarıda açıklandığı üzere VUK 278. maddesinin uygulanması gerekir.



II.1.1.2 – Emtiada Düşük Bedelle Değerleme:

213 sayılı Vergi Usul Kanununu 274. maddesinde, emtianın maliyet bedeliyle değerleneceği, emtianın maliyet bedeline nazaran değerleme günündeki satış bedelleri % 10 ve daha fazla bir düşüklük gösterdiği hallerde mükellef, maliyet bedeli yerine 267. maddenin ikinci sırasındaki usul hariç olmak üzere, emsal bedeli ölçüsünü tatbik edebileceği, bu hüküm 275 inci maddede yazılı mamuller için de uygulanabileceği hüküm altına alınmıştır.

Değerleme günü itibariyle emtianın satış bedeli maliyet bedeline göre %10 veya daha fazla düşüklük gösterdiği takdirde, maliyet bedeli yerine ortalama satış fiyatı esasında veya takdir komisyonunca takdir edilen emsal bedel ile değerlenebilir. Anılan yasal hükümle, satın alınan veya imal edilen emtianın maliyet bedeli oluştuktan sonra fiyatların aşağı doğru indiği (ekonomide depresyon halinin ortaya çıktığı ) dönemlerde mükelleflerin gerçek olmayan kazançlar üzerinden vergi ödememeleri amaçlanmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, mükelleflerin isteğine bağlı olan bu değerleme şeklinde kriter olan satış fiyatı mükellefin kendi satış fiyatı değil piyasada oluşan ortalama fiyattır.

ÖRNEK-1: Erkek hazır giyim eşyaları satıcılığı faaliyetinde bulunan Bay(A), kış mevsiminin yaklaşması nedeniyle elinde kalan 100 takım yazlık elbiselerin satış fiyatını düşürme kararı almıştır. Her bir takım elbiselerin maliyet bedeli 100 TL olup, indirimli satış fiyatı 60TL olarak belirlenmiştir. 31.12.2009 tarihinde söz konusu takım elbiselerden 50 takımının satılmadığı tespit edilmiştir.

Bu örnekte, maliyet bedeli 100 TL olan takım elbisesinin satış fiyatı 60 TL olarak belirlenmiş olup, satış fiyatı maliyet bedelinin %10’dan daha fazla düşüklük göstermiştir. Ancak, belirlenen satış fiyatı işletmenin satış politikasının bir gereği olduğundan ve piyasada kendiliğinden oluşan fiyat olmadığından V.U.K.’ nun 274. Maddesinin uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, takım elbiseler bilânço gününde 100 TL olarak değerlenecektir.



II.1.1.3 – Çalınma veya Kaybolma Nedeniyle Meydana Gelen Azalmalar:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 88. maddesinde , “ menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarında, gider fazlalığından doğanlar hariç, sermayede vukua gelen eksilmeler zarar addolunmaz.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, sermayede meydana gelen eksilmeler zarar olarak kabul edilemeyecektir. Vergi Kanunları çalınma veya kaybolma nedeniyle malların zayi olmasını, kazancın elde edilmesiyle ilgili bir gider olarak kabul etmemekte aksine sermayede meydana gelen eksilme olarak kabul etmektedir.

Genellikle çalınma ve kaybolma şeklinde ortaya çıkan iktisadi kıymetlerin rıza hilafına elden çıkması durumunda, fiziken bir mal mevcut olmadığı için hesap dönemi sonunda VUK 186. maddesinde belirtilen şekilde tespit edilip değerlenecek bir mal mevcut olmayacaktır. Bir başka ifadeyle burada, VUK. ‘nun 278. maddesine istinaden bir değerleme yapılamayacaktır.

Sermaye unsuru aktif kalemlerdeki kaybın zarar olarak kabul edilebilmesi için, bu kaybın faaliyetin normal icapları dahilinde meydana gelmiş olması gerekmektedir. Faaliyetin normal icabı haricinde sermaye unsurlarında meydana

gelen kayıpların zarar olarak dikkate alınması mümkün değildir. Emtianın çalınması veya kaybolması, faaliyetin normal icabı haricinde meydana gelmiş bir sermaye kaybını ifade etmektedir.

Kaybolan mallar sermayede meydana gelen azalama olarak değerlendirilerek maliyet bedeli üzerinden kanunen kabul edilmeyen gider olarak kabul edilir. Ancak kaybolma olayının polis raporu ve benzeri belgelerle kanıtlanamaması halinde bu işlem yapılamaz. Bu gibi durumlarda kaybolan mallar işletmeden çekiş olarak değerlendirilir.

Bu konuya ilişkin olarak İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nca verilen 18.11.2005 tarih ve VUK–1–288–11872 sayılı özelge’de konuya ilişkin olarak şu açıklamalara yer vermiştir. “…Bilindiği üzere; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 288. maddesinde, karşılıklar, “Hâsıl olan veya husulü beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için borç mahiyeti arz eden belli bazı zararları karşılamak maksadıyla hesaben ayrılan meblağlar” olarak tanımlanmıştır. Ayrıca bu maddede; karşılıkların mukayyet değerleriyle pasifleştirilmek suretiyle değerlendirileceği hükme bağlanmıştır. Madde hükmü sınırsız bir şekilde karşılık ayrılmasına olanak vermemektedir. Tanımda adı geçen “hâsıl olan” ibaresinden zararın gerçekleştiğini ve vergiyi doğuran olayın vuku bulduğunu anlamak gerekmekte olup 288. maddeye göre karşılık ayrılabilmesi için ortaya çıkan veya olması beklenen bir borcun bulunması ve bu borcun da ilgili döneme ait bir gider niteliği taşıması gerekmektedir. Bu nedenle, çalınan malların söz konusu madde kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bu nedenle, çalınan mallara ilişkin bedellerin zarar olarak kaydedilmesi mümkün değildir. Ancak, malların çalınması nedeniyle alınacak sigorta tazminatının bunların değerinden fazla olan kısmının kâra alınması gerekmektedir.” şeklinde açıklamalarda bulunarak zayi olan malların gider yazılamayacağı görüşünü belirtmiştir.



ÖRNEK–1 : (X) AŞ ‘nin 50.000 TL tutarındaki malları çalınmış olup mallar sigortalı olduğu için de sigorta şirketi mallardaki değer azalışını tespit ederek şirkete 40.000 TL ödemede bulunmuştur.

102 Bankalar




40.000,00




689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar




19.000,00




- K.K.E.G.













153 Ticari Mallar




50.000,00




392 Diğer KDV




9.000,00

Yukarıdaki kayıttan görüleceği üzere, 689-Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar hesabındaki 19.000 TL kanunen kabul edilmeyen giderdir. Çünkü VUK 330 maddesinde, malların değeriyle alınan sigorta tazminatı arasındaki olumlu farkın kara alınacağı belirtilmekte, olumsuz farkın bulunması halinde ise gider kaydedileceği veya zarar yazılacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.



ÖRNEK–2: (B) Limited Şirketinin işletmesinde bulunan 50.000 TL değerindeki otomobil lastikleri çalınmıştır. İşletmede bulunan mallar sigortalı olduğundan sigorta şirketi tarafından 60.000 TL ödenmiştir.

102 Bankalar




60.000,00




689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar




9.000,00




- K.K.E.G.













153 Ticari Mallar




50.000,00




392 Diğer KDV




9.000,00




679 Diğer O.dışı Gelir ve Karlar




10.000,00


II.1.1.4- Fire Nedeniyle Meydana Gelen Fiziksel Azalmalar:

Değerleme alanında fire, bir malın üretim ve tüketim aşamalarında kendiliğinden oluşan ve başlangıçta miktarı kesin olarak tespit edilemeyen ancak envanter sırasında kayıtlardan ortaya çıkarılabilen bir azalmayı ifade etmektedir. Bir malın imalat sürecinde veya tüketiciye arzına kadar kendi doğal akışı içinde uğradığı fiziksel kayıp olarak tanımlandığından, imalat sırasında veya sonrasında meydana gelen firelerin zayi olan mal kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Fireler çeşitli nedenlere bağlı olarak üretim işletmelerinde ve ticari işletmelerinde ortaya çıkabilmektedir. Üretim işletmelerinde, üretime konu mamulün bünyesinde yer alan net hammadde miktarı ile üretim sürecine giren brüt hammadde miktarı arasındaki farkın bulunması fire şeklinde ortaya çıkmaktadır. Esas faaliyet konusu çeşitli üreticilerden temin ettikleri malları herhangi bir kimyasal veya fiziksel değişime uğratmaksızın belirli sürelerde tüketicilere ulaştırmak olan ticaret işletmelerinde, gerek malların taşınması ve gerekse satılıncaya kadar depolarda veya işletmede bekletilmesi sırasında kırılma, dökülme, bozulma, buharlaşma, akma, sızma gibi sebeplerle fireler ile karşı karşıya kalınabilmektedir. Örneğin, toptancılardan alınan porselen eşyalar da perakendeciler tarafından bu nitelikteki eşyaların tüketicilere satılıncaya kadar süre zarfında taşıma ve pazarlama sırasında %2–3 nispetinde kırılma firesi meydana gelebilir. Yine petrol istasyonlarında akaryakıt satışı sırasında benzin, motorin vs. petrol ürünlerinin tahmil, tahliye ve depolanması sırasında akaryakıt ürünlerinde görülen uçma sebebiyle benzinde %0,75 motorinde %0,6 fire meydana gelebilmektedir.

Fire, uygulamada asıl fire ve arızi fire olarak ikiye ayrılmaktadır. Bir ürünün kendi doğasından kaynaklanan fireye asıl fire, rastlantı sonucu ortaya çıkan fireye de arızi fire adı verilmektedir. Üretilen sabunun depoda kuruması veya peynirin beklemesi sonucu miktarında meydana gelen azalma asıl fire, üretim bandında elektriğin kesilmesi veya makinenin bozulması sebebiyle meydana gelen fire ise arızi fire niteliğindedir.

Mallarda meydana gelen değer azalışlarıyla ilgili olarak VUK ‘nun 278. maddesinde hesaplanması mutat olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartaların emsal bedeli ile değerleneceği belirtilmektedir. Anılan madde, fiziken mevcut ancak normal değerinin altında bir değere sahip olan malların değerlemesini düzenlemektedir. Oysa fire durumunda fiziken mevcut olan bir mal bulunmadığından, değerlenecek bir maldan söz edilemeyecektir. Dolayısıyla, fire durumu kendiliğinden meydana gelen bir azalmayı ifade ettiği için envanter işlemlerinde (ölçme, tartma, sayma vb) değerleme imkanı bulunmamaktadır. Zira fireye isabet eden kısmın hâsılatı da olamayacağından bu kısma isabet eden tutar malın maliyeti içinde maliyeti artırıcı unsur olarak yer almaktadır.

Ancak, yasal düzenleme veya ilgili mesleki kuruluşlar tarafından belirlenen fire miktarını aşan kayıplara ilişkin giderlerin, Gelir veya Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indiriminin kabul edilmemesi halinde, bu giderler dolayısıyla yüklenilen KDV’nin de indirim konusu yapılması mümkün değildir. Firelere ilişkin olarak aşağıdaki örnekler verilebilir;



  • Balık çiftliklerinde balık üretimi esnasında pazarlama aşamasına ulaşıncaya kadar geçen süreçte, balık üretim ve besleme firesi olarak oluşan balık ölümleri,

  • Tavuk çiftliklerinde, üretimin doğal sonucu oluşan kayıplar,

  • Hazır giyim eşyası dikiminde veya ayakkabı yapımında üretim sürecindeki kesme, biçme, dikme gibi işlemlerin doğal sonucu olarak ortaya çıkan kayıplar fire olarak değerlendirilmekte olup, bunlara ilişkin yüklenilen KDV indirim konusu yapılabilecektir.

Fire maliyetlerinin muhasebeleştirilmesinde genel uygulama, fire maliyetlerinin doğrudan mamul maliyetlerine ilave edilmesi şeklinde olduğu için bu maliyetlerin ayrıca muhasebeleştirilmesine gerek yoktur. Bununla beraber maliyet muhasebesi tutan ve fire maliyetlerini özellikle görmek isteyen işletmelerde fire maliyetlerinin muhasebeleştirilmesine ihtiyaç duyulacaktır.

Fire maliyetlerinin muhasebeleştirilmesinde farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bir yaklaşıma göre, fireyi oluşturan hammadde maliyetinin, mamul birimlerine ya da siparişlere yüklenmesi uygun olmaktadır. Diğer bir yaklaşıma göre, fire maliyeti ayrı bir hesapta toplanır ve buradan genel üretim giderleri içinde tüm siparişlere dağıtılır ya da doğrudan doğruya kar ve zarar hesabına aktarılır. Bununla birlikte firelerin normal ve anormal ayırımına tabi tutulması daha uygun olacaktır. Bu tarz bir ayırım sayesinde normal firelere ait maliyetler, firelerin ortaya çıktıkları safha veya sipariş kapsamında üretilen sağlam birimlere yüklenecektir.

Bu da üretilen mamul maliyetinde bir artışa neden olacaktır. Anormal firelerin maliyeti ise, doğrudan doğruya kar ve zarar hesabına atılmalıdır. Zira normal kabul edilebilecek fire maliyetleri mamul maliyetlerine yüklenmesi gereken maliyetler olarak kabul edilebilir. Oysa anormal kabul edilebilecek fire maliyetleri mamul maliyetinin bir parçası olarak kabul edilemez.

ÖRNEK-3: (B) Limited Şirketi sipariş üzerine imalat yapmaktadır. İlgili hesap döneminde toplam maliyet 100.000 TL olduğu saptanmıştır. Mükellef kurum, fire maliyetlerini muhasebeleştirmekte olup bu bağlamda fire maliyeti, imalat fireleri hesabına kaydedilmektedir. Toplam maliyet içerisinde, 91.000 TL ‘ lik sipariş maliyeti mamul stokları hesabına aktarılmıştır. Yapılan hesap ve belirlenen standartlara göre, bu siparişin imalatında % 5 fire normal kabul edilmektedir.

Yukarıdaki örnekte toplam maliyet 100.000 TL olduğuna göre , %5 ‘ lik fire maliyeti 5.000 TL ‘ye tekabül etmektedir. Bu şartlara göre toplam 9.000 TL ‘ lik firenin, 5.000 TL ‘lik kısmı normal fire ve 4.000 TL kısmı ise anormal fire olduğu gözükmektedir. Buna göre aşağıdaki gibi yevmiye kaydı yapılabilir.



152 Mamuller Hs.




5.000,00




Normal Fire










659 Diğer Ol. Gider ve Zararlar Hs.




4.000,00







151 Yarı Mamuller Hs.




9.000,00




İmalat Fireleri







ÖRNEK–4 : (B) AŞ, fındık kırma ve kavurma faaliyeti ile iştigal etmektedir. 31.12.2009 tarihinde yapılan kaydi ve fiili envanterde 6.000 kg ve 12.000 TL değerinde noksanlık tespit edilmiştir. Kurum yetkililerince yapılan inceleme sonucunda, tespit edilen noksanlığın %1 ‘lik kısmı olan 2.000 kg ve 4.000 TL değerinde depolama sırasında nem kaybından kaynaklanan firenin dikkate alınmasından kaynaklandığı anlaşılmış olup, kalan kısmın ise noksanlığı tespit edilememiştir.

197 Sayım ve Tesellüm Noksanları




12.000,00







150 İlk Madde ve Malzeme




12.000,00




659 Diğer Ol. Gider ve Zararlar Hs.




4.000,00




690 Dönem Karı veya Zararı




8.000,00







197 Sayım ve Tesellüm Noksanları




12.000,00




971 Matraha İlave Edilecek Tutar




8.000,00




K.K.E. Fireler













972 Matraha İlave Edil. Tut. Karş.




8.000,00


II.2- Amortismana Tabi İktisadi Kıymetlerde Meydana Gelen Zaiyat:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 329. maddesinde, amortismana tabi malların sigorta tazminatı başlığı ile yapılan düzenlemede, “Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya kısmen zıyaa uğrayan amortismana tabi iktisadî kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (Amortismanlı olanlarda ayrılmış olan amortisman çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya eksik olduğu takdirde farkı kâr veya zarar hesabına geçirilir. Şu kadar ki, alınan sigorta tazminatı ile zıyaa uğrayan malların yenilenmesi için mahiyetine göre zarurî bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde tazminat fazlası, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azamî üç yıl süre ile tutulabilir. Bu süre içinde kullanılmamış olan tazminat farkları kâra ilave olunur. Üç yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu tazminat fazlası, o yılın matrahına eklenir.

Yukarıdaki esaslar dahilinde yeni değerlerin iktisabında kullanılan tazminat fazlası, yeni değerler üzerinden bu Kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam olunur.” hükmü yer almaktadır.

Anılan yasal hükümden görüleceği üzere, V.U.K. ‘nun 13/1–2 maddesinde belirtilen mücbir sebep halleri olarak sayılan yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden işletmede duran varlıklar arasında yer alan amortismana tabi iktisadi kıymetlerde tamamen veya kısmen meydana gelen kayıplarda, bu kayıplar nedeniyle sigorta şirketlerinden alınan tazminatlar, ATİK’lerin değerinden az veya çok olduğunda aradaki farkın kar ve zarara geçirileceği belirtilmektedir. Hasara uğrayan iktisadi kıymetin yenilenmesine karar verilip teşebbüse geçilmesi halinde, söz konusu tazminat fazlası ilgili dönemde vergilendirilmeyip azami üç yıl süreyle fon hesabında tutulabileceği, fon hesabına alınan tutarların ise, yenilenen iktisadi kıymetlerin amortismanına mahsup edileceği anlaşılmaktadır.

Yazımızın II.1,2 bölümünde açıklandığı üzere, belirtilen durum işletmenin stoklarında olduğu takdirde alınan tazminat fazlasının kara geçirileceği belirtilmekle beraber, alınan tazminat fazlasının tespit edilen malın değerinden az olması halinde aradaki farkın zarar olarak dikkate alınamayacaktır. Oysa A.T.İ.K.’lerde alınan tazminatın, takdir komisyonu tarafından belirlenen değerinden fazla olduğu takdirde fazlalık kar, az olduğu takdirde zarar olarak dikkate alınabilecektir.

Öte yandan, V.U.K. ‘nun 317. Maddesinde fevkalade amortisman düzenlenmiş olup, madde metninde;

Amortismana tabi olup:


  1. Yangın, deprem, su basması gibi afetler neticesinde değerini tamamen veya kısmen kaybeden;

  2. Yeni icatlar dolayısıyla teknik verim ve kıymetleri düşerek tamamen veya kısmen kullanılmaz bir hale gelen;

  3. Cebrî çalışmaya tabi tutuldukları için normalden fazla aşınma ve yıpranmaya maruz kalan;

Menkul ve gayrimenkullerle haklara, mükelleflerin müracaatları üzerine ve ilgili bakanlıkların mütalaası alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığınca her işletme için işin mahiyetine göre ayrı ayrı belli edilen Fevkalâde ekonomik ve teknik amortisman nispetler uygulanır. “ hükmü yer almaktadır. Buna göre, V.U.K. ‘nun 317. maddesinde belirtilen nedenlerle, tamamen veya kısmen değerini kaybeden, kullanılmaz hale gelen ve aşınma ve yıpranmaya maruz kalan amortismana tabi iktisadi kıymetlerde Maliye Bakanlığınca faydalı ömür esasına göre belirlenen amortisman oranı yerine fevkalade amortisman uygulanacaktır.

Fevkalade amortisman uygulaması, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin (ATİK) önceden öngörülemeyen olağanüstü değer kayıplarına uğraması ihtimali göz önüne alınarak Vergi Usul Kanunu’nun 317. maddesinde düzenlenmiştir.

Mezkur maddeye göre yangın, deprem, su basması gibi afetler neticesinde değerini kısmen veya tamamen kaybeden ATİK’ler için fevkalade amortisman ayrılabilecektir. Afetlerin yangın, deprem ve su basması ile sınırlı olarak dikkate almamak gerekir. Bunlara benzer afetler halinde de fevkalade amortisman uygulamasından yararlanılabilecektir.

Afete maruz kalan ATİK’ler için fevkalade amortisman ayırabilmek için iktisadi kıymetteki değer kaybının afete bağlı olarak ortaya çıktığının tespit ettirilmesi şarttır. Bu tür afetlerle karşılaşan mükelleflerin fevkalade amortisman uygulayabilmek için Maliye Bakanlığı’na başvurmaları üzerine, Bakanlık mahallinde yaptırdığı bir inceleme ve takdir komisyonu kararına istinaden afete uğrayan iktisadi kıymetin hurda değeri ile net aktif değeri arasındaki farkın zarar yazılmasına izin vermektedir. Bakanlığa başvuruda bulunurken afeti belgeleyecek bir dökümanın (yangın halinde itfaiye raporu gibi) eklenmesi gerekmektedir.



Amortismana tabi iktisadi kıymet doğal afet neticesinde değerini tamamen kaybetmişse fevkalade amortisman yoluyla değerin tamamı itfa olunur. Sonraki dönemlerde normal amortisman uygulaması söz konusu olmaz. Değer kaybı kısmi ise, doğal afetten önce ayrılmış amortisman ile fevkalade amortismana rağmen itfa edilemeyen kısım sonraki dönemlerde normal şekilde itfa edilir.

II.2.1- Amortismana Tabi Malların Sigorta Tazminatına Örnekler

ÖRNEK-1: (D) AŞ, üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere 2006 yılında 100.000 TL ‘ye satın aldığı makine 2009 yılında aşırı yağan yağmur nedeniyle su altında kalmış ve sigorta şirketi tarafından 35.000 TL tazminat almıştır. Makinenin birikmiş amortismanı 60.000 TL ‘ dir.


102 Bankalar




35.000,00




257 Birikmiş Amortismanlar




60.000,00




689 Diğer O.dışı Gider ve Zararlar




5.000,00







253 Tesis Makine ve Cihazlar




100.000,00


ÖRNEK–2: (A) Ltd. Şti., 2006 hesap döneminde üretimde kullanılmak üzere 200.000 TL değerinde makine satın almıştır. 2009 hesap döneminde işletmede çıkan yangın sonucu makine büyük ölçüde hasar görmüştür. Bunun üzerine sigorta şirketi 200.000 TL tutarında tazminat ödemiştir. Şirket hasara uğrayan makineyi yenilemeye karar vermiş ve teşebbüse geçerek 2009 hesap döneminde 200.000 TL tutarında makine satın almıştır. İşletme normal amortisman yöntemini uygulamakta olup, amortisman oranı %20 ve birikmiş amortisman 120.000 TL’dir.


102 Bankalar




200.000,00




257 Birikmiş Amortismanlar




120.000,00







253 Tesis Makine ve Cihazlar




200.000,00




679 Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar




120.000,00




679 Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar




120.000,00







549 Özel Fonlar




120.000,00




549 Özel Fonlar




40.000,00







257 Birikmiş Amortismanlar




40.000,00

Fon hesabına alınan karın, yeni alınan makinenin amortismanına mahsup edilmesi

ÖRNEK–3: İşletme aktifine 20.000 TL kayıtlı ve 15.000 TL birikmiş amortismanı bulunan taşıt kaza sonucunda tamamen kullanılamaz hale gelmiştir. Taşıt, 18.000 TL poliçe bedelli ile sigortalıdır. Sigorta şirketi, 18.000 TL ödemeyi taahhüt etmiştir. Taşıt, sigorta şirketine 18.000 TL + % 20 KDV olarak fatura edilmiştir.

136 Diğer Çeşitli Alacaklar




21.600,00




257 Birikmiş Amortismanlar




15.000,00







254 Taşıtlar




20.000,00




391 Hesaplanan KDV




3.600,00




679 Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar




13.000,00




M.D.V. Karı








ÖRNEK -4: Aktife 10.000 TL kayıtlı ve 10.000 TL birikmiş amortismanı bulunan makine çıkan yangında tamamen kullanılmaz hale gelmiştir. İşletme duran varlıkları sigortalı olup, makinenin sigorta poliçe bedeli 8.000 TL’ dir. Sigorta şirketi düzenlenen fatura bedelini ödeyeceğini bildirmiştir. İşletme yönetimi işletme faaliyeti için zorunlu olan makine yerine yenisinin alınmasına karar vermiştir.


136 Diğer Çeşitli Alacaklar




9.600,00




257 Birikmiş Amortismanlar




10.000,00







253 Tesis Makine ve Cihazlar




10.000,00




391 Hesaplanan KDV




1.600,00




549 Özel Fonlar




8.000,00




M.D.V. Yenileme Fonu








ÖRNEK–5: (B) A.Ş. kumaş üretimi faaliyeti ile uğraşmaktadır. Üretimde kullandığı makinelerinden 3 tanesi, gerçekleşen yangın nedeniyle kullanılamaz hale gelmiştir. Takdir komisyonu söz konusu makinelerin değerini '0' TL olarak takdir etmiştir. Söz konusu 3 makinenin aktif değeri 100.000 TL, birikmiş amortisman tutarı 60.000 TL'dir. Sigorta şirketi makineler için 72.000 TL tazminat ödemiştir. Bu işleme ilişkin muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır

102 BANKALAR

72.000,00




257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR

60.000,00




253 TESİS, MAKİNA VE CİHAZLAR




100.000,00

679 DİĞER OLAĞANDIŞI GELİR VE KARLAR




32.000,00

Zayi olan sabit kıymetin envanterden düşülmesi ve alınan sigorta tazminatının muhasebeleştirilmesi

Kısmen zarar gören iktisadi kıymetlerde ise, zararın tespiti takdir komisyonunca yapılıp, bu zarara karşılık gelen tutar alınan tazminat karşılığına sigorta şirketine satılmış gibi kayıtlar gerçekleştirilmeli, zarar ile sigorta tazminatı arasında olumlu bir farkın oluşması durumunda fark kar veya zarar hesabı ile ilişkilendirilmelidir.



ÖRNEK-6: (B) Limited Şirketi oto koltuk döşemesi imalatı ile faaliyette bulunmaktadır. Aktifinde kayıtlı makinelerden 3 tanesi, gerçekleşen sel nedeniyle değer düşüklüğüne uğramıştır. Takdir komisyonu söz konusu makinelerin değerini 200.000 TL olarak takdir etmiştir. Bahsi geçen makinelerin defter değeri 500.000 TL ve birikmiş amortismanı 250.000 TL'dir. Sigorta şirketi söz konusu makineler için 90.000 TL tazminat ödemiştir. Bu işleme ilişkin muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır:

Makinelerin net defter değeri : 500.000–250.000 =250.000 TL

Makinelerde meydana gelen değer kaybı : 250.000–200.000 = 50.000 TL


102 BANKALAR

90.000,00




253 TESİS MAKİNE VE CİHAZLAR




50.000,00

679 DİĞER OLAĞANDIŞI GELİR VE KARLAR




40.000,00

Zayi olan amortismana tabi iktisadi kıymetin değerinde meydana gelen azalmanın kayda alınması ve değerde meydana gelen azalma karşılığında sigorta şirketinden alınan sigorta tazminatının muhasebeleştirilmesi


II.2.2 -Fevkalade Amortismana Örnekler:

ÖRNEK–1: Tekstil imalatı faaliyetinde bulunan (D) AŞ 2007 hesap döneminde 50.000 TL tutarında nakış makinesi satın alarak aktifine kaydetmiştir. Söz konusu makinenin amortisman oranı %20 olup, 2007 hesap döneminde amortisman ayrılmış, ancak 2008 hesap döneminde amortisman ayrılmamıştır. 2009 hesap döneminde şiddetli yağışların neden olduğu sel baskını nedeniyle değerini yitirmesi üzerine şirket yetkilileri takdir komisyonuna hurda değerin takdiri için başvurmuş, öte yandan Maliye Bakanlığından da fevkalade amortisman talebinde bulunmuştur. Mükellef kurumun fevkalade amortismana konu olabilecek azami tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

  • Nakış Makinesinin Maliyet Bedeli : 50.000.000

  • 1.Yıl Amortismanı : (10.000.000)

  • 2.Yıl Ayrılmayan Amortisman : (10.000.000)

  • Fevkalade Amortismana Tabi Tutulacak Azami Tutar : 30.000.000

ÖRNEK–2: 2009 yılında meydana gelen şiddetli yağışlar nedeniyle, tekstil imalatı faaliyetinde bulunan (C) AŞ ‘ nin işyeri su altında kalmış ve imalatta kullanılan iktisadi kıymet kullanılamaz hale gelmiş olup, 2005 yılında satın alınan iktisadi kıymetin 20.000 TL bedelle aktifte kayıtlı ve 12.000 TL birikmiş amortismanı olduğu tespit edilmiştir. Mükellef kurum mahkemeye başvurarak tespit davası açmış, Mahkeme bilirkişi raporuna istinaden şirketin zarara uğradığını karara bağlamıştır. Şirket, Mahkeme kararı ile birlikte takdir komisyonuna hurda değerin takdiri için başvurmuş olup ayrıca Maliye Bakanlığı ‘ ndan da olağanüstü amortisman talebinde bulunmuştur.

Takdir Komisyonu iktisadi kıymete 1.000 TL değer tespit etmiş olup Maliye Bakanlığı şirkete iktisadi kıymetin bakiye değeri ile hurda değeri arasındaki fark olan ( 8.000 – 1.000 ) = 7.000 TL ‘yi olağanüstü amortisman olarak dikkate alması gerektiğini bildirmiştir.

Bu durumda şirket, 7.000 TL ‘ yi olağanüstü amortisman olarak dönem hesaplarına intikal ettirecektir.

II.2.3- Mücbir Sebep Halleri Olmaksızın Düşük Bedelle Yapılan Satış
İşletmeler değişik mülahazalarla aktifte kayıtlı iktisadi kıymetleri düşük bedelle satabilmektedirler. Satılan iktisadi kıymetlerin düşük bedelle satışı V.U.K. ‘nun 329. Maddede sayılan nedenlerle olduğu takdirde nasıl işleme tabi tutulacağı, yazımızın II.2 bölümünde açıklanmıştır. Ancak, düşük bedelle satış yasada belirtilen nedenlerin dışında bir nedenle satış işlemi gerçekleştirildiği takdirde nasıl bir işleme tabi tutulacağına ilişkin kanunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Böyle bir durumda, düşük bedelle satış işleminin, VUK ’nun 3’üncü maddesindeki iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygunluğu ile izah edilebilir bir tarafının bulunup bulunmadığı ve 267. maddesindeki emsal bedel yol gösterici olmaktadır. 213 sayılı VUK’ nun 267. maddesinde, emsal bedel, gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline göre haiz olacağı değer olarak tanımlanmıştır.

ÖRNEK–3 : ( Z ) AŞ, işletmeye kayıtlı 16 BAL 985 plakalı 2005 model Chrysler marka Grand Cherokee arazi taşıtını 2009 hesap döneminde, şirket genel müdürü Ahmet beyin oğlunun sınıf öğretmenine KDV hariç 5.000 TL ‘ye satmıştır. Satışa ilişkin düzenlenen faturada satış bedeli, 5.000 TL, KDV 900 TL olarak düzenlenmiştir. Öte yandan mükellef kurum Takdir Komisyonuna bedel takdiri için müracaat etmiş ve komisyonca 50.000 TL bedel takdir etmiştir.

Oto dergileri üzerinden yapılan araştırmalar sonucunda, kilometresi ve bakımı itibariyle aynı nitelikteki otomobillerin satış tarihi itibariyle ortalama ikinci el satış fiyatının 45.000 YTL olduğu tespit edilmiştir.

Örnek olaydan da kolayca görüleceği üzere mükellef kurum, amortismana tabi iktisadi kıymeti düşük bedelli olarak ilişkili bulunulan bir şahsa satmıştır. Oto dergileri üzerinde yapılan çalışmalarda ortalama bedelin 45.000 TL olduğu bir iktisadi kıymetin 5.000 TL’ye satılmış gibi gösterilmesinin VUK’ nun 3’üncü maddesindeki iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygunluğu ile izah edilebilir bir tarafının bulunmadığı açıktır. Örnek olayda satışa konu aracın ciddi bir hasara uğramadığı, çok maliyetli bir tamirattan sonra kullanılabilir bir durumda araç olmadığı ve alıcının da ilişkili bir kişi olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, temel amacın düşük bedelli teslim olduğu anlaşılmaktadır. VUK’nun 267. Maddesinde belirtilen, takdir esası dikkate alınarak Komisyonuna başvurulmuş, Takdir Komisyonu da 50.000 YTL değer biçmiştir. Dolayısıyla hatır gönül ilişkileri çerçevesinde gerçek satış bedeli 5.000 TL bile olsa, Takdir Komisyonu kararına göre işlem tesis etmek gerekmektedir Bu nedenle satış işlemine ilişkin olarak yapılacak kayıtlarda 50.000 TL bedel üzerinden hâsılat kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekir. Aksi takdirde, mükellef kurumca , (50.000- 5.000=) 45.000 TL eksik beyan edildiği gerekçesiyle VUK’nun 30. maddesi gereğince resen tarhiyat riski taşıyacaktır.
III- K.D.V. KANUNU ‘ nda YER ALAN DÜZENLEMELER:
III.1 – Zayi Olan Mallara Ait Katma Değer Vergisi:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununu 29. Maddesinde, vergi İndirimi düzenlenmiş olup, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinden indirebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Aynı kanunun 30. maddesinde ise İndirilemeyecek katma değer vergisine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Söz konusu maddenin c) fıkrasında ; “ Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait katma değer vergisi” nin indirilemeyecek katma değer vergisi arasında olduğu belirlenmiştir.

Mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ile mükellefçe indirilebilecek katma değer vergisinin, gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilemeyeceği 58.maddede hüküm altına alınmıştır. Anılan yasal hükümden anlaşılacağı üzere, mükellefçe indirilemeyecek katma değer vergisinin gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak kabul edilebileceği görülmektedir.

Buna göre, K.D.V. kanununu 30/1-c maddesinde belirtilen zayi olan mallara ait katma değer vergisinin indirimi kabul edilmediğinden, gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir.

Bilindiği gibi KDV uygulamasında; alış vesikalarında gösterilen verginin indirim konusu yapılması, bu malların satışı sırasında mala eklenen değerin vergilendirilmesi esasına dayanmaktadır. Zayi olan mallar için satış ve dolayısıyla meydana getirilen bir değerden söz edilemez. Dolayısıyla bu mallara ait alış vesikalarında gösterilen verginin indirim konusu yapılması, zayi olan mallar üzerindeki vergi yükünü tamamen ortadan kaldıracaktır. Bu ise KDV 58. maddeye uygun düşmemektedir. Bu şekilde zayi olan mallarla ilgili katma değer vergisinin indirim konusu yapılmış olması halinde 30-İlave Edilecek KDV satırında beyan edilmek suretiyle indirim KDV ‘den düşülmesi ve özeliğine göre gider veya maliyet hesaplarına intikal ettirilmesi gerekir.



ÖRNEK–1: (X) AŞ, fabrikasında 15.10.2010 tarihinde çıkan yangın sonucu, Temmuz ve Ağustos /2010 dönemlerinde alınan ve indirim konusu yapılan 2.000.000 TL değerindeki malları yanmıştır. Mükellef kurum yangının çıktığı ayda ilgili takdir komisyonuna müracaat etmiş ve söz konusu tutar takdir komisyonunca da takdir edilmiştir. Mükellef kurumun Aralık/2009 dönemindeki diğer işlemleri aşağıdaki gibidir.

  • Teslim ve Hizmet Bedeli : 1.500.000

  • Hesaplanan KDV : 270.000

  • Önceki Dönemden Devreden KDV : 100.000

  • Bu Dönem İndirilecek KDV : 350.000

Mükellef kurumun yangın sonucunda zayi olan mallar için yüklenilen Katma Değer Vergisinin indirimi mümkün olmayıp, indirimi mümkün olmayan bu vergi, kurumlar vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir.


Dostları ilə paylaş:
  1   2   3


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə