Polis diSİPLİn yönetmeliĞİ



Yüklə 453.21 Kb.
səhifə1/10
tarix21.03.2018
ölçüsü453.21 Kb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10

POLİS DİSİPLİN YÖNETMELİĞİ


            Kısaca “Polis Disiplin Yönetmeliği” diye adlandırabileceğimiz “Polisin Disiplinine, Merasim ve Topluluklardaki Rolüne ve Polis Karakolları Teşkilatı ile Vazifelerine Dair Talimatname’nin önceki haliyle ve günümüz Türkçesiyle yazılmış hali. (Mukayeseli bir çalışma…)

Önceki metin

POLİSİN DİSİPLİNİNE MERASİM VE TOPLULUKLARDAKİ ROLÜNE VE POLİS KARAKOLLARI TEŞKİLATI İLE VAZİFELERİNE DAİR TALİMATNAME

KISIM-1

Fasıl:1

                                                          



DİSİPLİN

Madde 1-Polis mesleğinde disiplin temeldir. Disiplin kanunlara, nizamlara emirlere mutlak itaat ve madunun ve mafevkin hukuklarına riayet demektir.

Madde 2-Poliste disiplinin yerleşmesi ve gelişmesi için bütün mensuplarına mutlak bir itaate ve vicdan istirahâti verdiren doğrulukla vazife görmeğe her hizmeti en küçük teferruatına kadar büyük bir dikkat ve istekle yapmağa alıştırmak, kalplerine meslek ve vazife mesuliyeti sokmak lazımdır.

Madde 3-Tam ve sağlam bir disiplin için amirlere memurun karşılıklı sevgi ve saygı ile birbirine bağlanmaları ve itimat beslemeleri şarttır.(Aksi takdirde disiplin tehlikeye düşer, gevşer, muvaffakiyetsizliğe yol açar.

Madde 4-Disiplinin en çok bozulduğunu veya gevşediğini sezen her amir maddi ve manevi sebeplerini derhal araştırarak gidermeye ve bu yolda kanuni selâhiyetini tamami ile kullanarak bunu temin etmeğe mecburdur.

Fasıl:2

MADUNUN VAZİFELERİ

Madde 5-Madûn amir ve mafevkine mutlak suretle hürmet ve itaate borçludur. Muayyen olan vazifelerini ve aldığı emri vaktinde yapar, değiştiremez, hududunu aşamaz, icradan doğacak mesuliyet emri verene aittir. İtaat hissini ihlal eden her türlü tecavüzler, yazılar, fiil ve hareketler yasaktır.

Madde 6-Her madunun mesleğin istediği mutlak itaati gönül isteği ile yapması şarttır. İtaat, amir ve mafevkin kanuni selâhiyetinden korkmaktan ziyade onun rütbe ve makamına ve şahsa karşı duyulan ve beslenen saygı ve sevgiden ileri gelmeli ve madunun bütün hal ve hareketlerinde her yerde göze çarpmalıdır. Bu saygı ve sevgi hislerini takviye eylemek ve beslemekte amir veya mafevkin esas vazifelerindendir.

Madde 7-Her madun amirlerinin daha bilgili ve tecrübeli olduğuna, mesleğine daha fazla hizmeti bulunduğuna ve kendisi hakkında daima iyi düşündüğüne itimat etmeli ve korunduğuna emin olmalıdır.

Madde 8-Resmi veya hususi bir sebeple bir amir veya mafevki ile münasebette bulunacak madun mesleki terbiyeye tamamen uymağa ve onlara karşı yüksek bir saygı göstermeğe mecburdur.

Madde 9-Amir ve mafevklerin mesleki ve şahsi şeref haysiyetlerine dokunacak sözler söylemek, nerede olursa olsun çekiştirmek, şahıslarını hor ve hakir görmek gibi teşebbüs ve hareketlerin meslek disiplinine asla uymayan çok fena haller olduğunu ve bunların katiyen cezasız kalmayacağını her madun bilmelidir.

 Madde 10-Madun amirin (kanuni) her emrini bütün kudret v kuvvetini sarf ederek istekle ve tam zamanında yapmaya mecburdur. Gerek vazife sırasında ve gerek vazife dışında amirlerine yardım etmek de madunun borcudur.



Madde 11-Madunun aldığı emirden dolayı amirine mütalaada bulunması katiyen yasaktır. Alınan emir hiç kayıt ve şarta bağlanmaksızın ve hiçbir düşünceye kapılmaksızın yapılacaktır. Bir emri alırken veya aldıktan sonra mırıldanmak doğru bulunmadığını sezdirecek hal ve harekette bulunmak yasaktır. Ancak memura verilen iş kendisinden bazı malumat almayı veya icrası tarzı hakkında fikir müdavelesinde bulunmayı istilzam ediyorsa amir madunu ile önceden bu cihetleri tetkik etmeli ve ondan sonra emrini vermelidir.39’uncu madde hükmü mahfuzdur.

Madde 12-Madun icabında amirin yerini tutabilmek için onun vazifelerini iyice öğrenmeye çalışmalıdır. Esasen üst dereceye terfi ve rütbeye alt vasıf ve şartları haiz olmakla mümkün olabileceğinden madun buna ne kadar erken muvaffak olursa Amirinin emniyeti ve itimadını o kadar çabuk kazanır ve yukarı derece ve makamlara aksamaksızın yükselir.

Madde 13-Madunun mafevklerine isimleri ile hitap etmeleri caiz değildir. İcap ettikçe emniyet müdürlerine müdürüm, amirlere amirim, komiserlerine komiserim tabirlerini kullanmalıdır.

Fasıl:3

AMİRİN VAZİFELERİ

Madde 14-Amir emirlerini maiyetindeki her rütbe sahibine verebilir. Vazifelerin yapılıp yapılmadığını da daima takip ve yapılmasını temin eder.

 Madde 15-Amir madununa hizmetle münasebeti olmıyan emir veremez. Madununda  hususi bir menfaat temin edecek talepte bulunamaz. Hediyesini kabul edemez. Borç alamaz.



Madde 16-Amir Madununa hürmet ve itimat hislerini verir. Madunun ahlaki, ruhi ve bedeni hallerini daima nezaret ve himayesi altında bulundurur. Amirin, maduna karşı daima bitaraf ve adil bulunması esastır.

Madde 17-Amir madunundan mutlak bir itaat beklemeğe ve istemeğe haklıdır. Lakin bunun karşılığı olarak onların şeref ve haysiyetlerini ve sağlıklarını gözetmeye mecburdur.

Madde 18-Amir beraber çalışacağı madunlarına kanun ve nizamlara uygun tarzda ve müsavi muamele etmeli ve onlara karşı daima iyi niyet beslemelidir. Fakat iyilik ve koruma düşüncesi amirin hiçbir zaman kanun, nizam ve emirlerden ayrılmasına sebep değildir.

Madde 19-Amir ancak bilgisi, düzgün ahlakı ve kanuni selahiyeti haricinde çıkmayan ve adalete uyan hareketleriyle madununun itimadını kazanabilir. Gerek madunda bu itimadın uyanması ve gerek amirin bu maduna aşılaması hizmet vazifelerinin hakkıyla yapması için en mühim şarttır.

Madde 20-Amirin vazifeye sadakat ve gayret; kanuna itaat ve bağlılık ve kıyafete dikkat ve çalışkanlık vasıflarına bizzat malik olması, vakar ve haysiyetini koruması; amirlik tavır ve nüfuzunu göstermesi ve her işte madunlara iyi bir örnek olması  lazımdır.

Madde 21-Vazife esnasında amirlerin madûnûlariyla münasebetleri daima ciddi olmalı, vazife dışındaki münasebet ve görüşmeleri de samimi ve candan olmakla beraber hürmet hislerini bozacak derecede serli benli olmamalıdır.

Madde 22-Amir madununa vazife verirken onun hususi halini beceriklilik ve işe tahammül derecelerini de düşünmelidir.

Madde 23-Amirler icabında hüküm edeceği cezanın cins ve miktarını yapılan yolsuzluk veya kabahatin derecesiyle beraber, madunun itaat, nizam itiyadını göz önüne alarak veya istidat ve ruhi haletini de hesaba katarak tayin etmelidir. Ceza tayininde bizzat selahiyetli olmayan amirler madunlarının tecziyelerini mucip hallerinde bu hususi vaziyetlerinden ceza mercilerini haberdar etmelidirler.

Madde 24-Verilen emrin tam zamanında yapılmasına çok dikkat etmek ve gecikmesini katiyen affetmemek madunu vazifelerini sevmeye ve tam vaktinde yapmaya alıştırmak her amirin vazifesidir.

Madde 25-Amirler madunlarını rütbe ve ünvânlarıyla çağırabilecekleri gibi sevgi uyandırması itibariyle soyadları ile çağrılabilirler.

Madde 26-Amirler madunlarının yapmaya selahiyetli oldukları işlere mücbir sebepler olmadıkça karışmamalıdır. Lüzumsuz karışmak madunun amirine karşı duyduğu sevgi ve emniyeti sarsar. Teşebbüs kudretlerini azaltır, yetişme istidatlarını söndürür. Ancak madunun selahiyetini kullanmaması yüzünden iş çığırından çıkarsa veya çıkacağına hükmolunursa o zaman amirin işe karışıp düzeltmesi ve yoluna koyması bir hak ve vazife olur.

Madde 27-Amirler madunlarının ruhlarına hakim olmalıdır. Onların resmi veya hususi işlerinde muvaffak olmalarını temin için mümkün olan yardımı yapmalı, haklarını korumalı, onlara candan bir baba veya büyük kardeş duygusu ile her türlü yardımda bulunmalıdır.

Madde 28-Resmi işlerden dolayı sırası düştükten verilen öğüt ve yapılan tenbihler ve ihtarların hükümsüz ve tesirsiz kaldığını gören ve hususiyle vazifede ihmal ve kabiliyetsizlik sezen her amir derhal kanuni selahiyetlerini kullanarak madunu yola getirmeye mecburdur.

Madde 29-Amirin kararlarında müstakil kalması, vazifelerini iyi yapması ve selahiyetini kullanmakta madunlara karşı serbest bulunması için kendisini mafevk ve madununa karşı hususi ve şahsi minnet ve mecburiyetlere sokmayacak yolda hareket etmesi lazımdır.

Madde 30-Amirler madunlarının katlandığı her türlü zahmet ve mahrumiyetlere beraber katlanmalı, bir kolaylık çıkınca bundan istifade için nefsini sona bırakmalı  ve zorluk çıkınca da öne atılmayı şerefli bir  vazife bilmelidir.

Fasıl:4

EMİR

Madde 31-Emir her türlü vazife ve hizmetlerin nazımıdır. Emir ifası istenen hizmetin söz veya yazı ile ifadesidir.

Madde 32-Hizmet: kanunlar, nizamlar ve kararlarla yapılması veya yapılmaması derpiş edilmiş hususlardan amir tarafından yazı veya sözle emredilen veya nehiy olunan işlerdir.

Madde 33-Vazife; hizmetin icap ettiği yapmak ve men ettiği şeyi yapmamaktır.

Madde 34-Emir vermekte makamlar silsilesinden ayrılarak hal ve vaziyet icabı ikinci veya daha alt dereceye emir vermek mecburiyetinde kalan amir atlanmış olan kademelere mümkünse derhal malumat vermelidir. Böyle bir emri alan memur aldığı emri yapmakla beraber mümkünse, derhal değilse imkan hasıl olunca keyfiyetten atlatılan amirlerini haberdar edeceklerdir.

Madde 35-Emirler, açık kısa ve kat’ i olmalı ve madunun verilen emri tamamen anlayacağına veya anladığına kanaat getirmelidir. 

Madde 36-Bir vazife veya hizmetin yapılması için yalnız emir vermek yetmez. Verilen emri takip etmek, istenilen hizmetin başarılmasını emniyete almak her amirin vazifesidir. İcabında verilen emrin ne zamana kadar yapılması lazım geldiği ve emrin yapılma tarzı da açıkça belirtilmelidir. Bu vakti tayin tahditte amir çok hesaplı davranmalı lüzum olmayacak veya vazifeyi eksik bırakacak vakit tahditlerine meydan vermemelidir.


Madde 37-Verilen emirler kat’i bir mecburiyet olmadıkça veren tarafından değiştirilmemelidir. Buna mecbur olmamak için emir verirken onun tatbik ve icra kabiliyetini iyi düşünüp hesap etmek lazımdır. Emirlerin değiştirilmesi kararsızlığı gösterir. Bu da itimadı bozar ve madunu gevşekliğe sürükler. Fakat emri değiştirecek mühim sebepler çıkınca da değiştirilmekte de ısrar edilemez.

Madde 38-Emirler hizmetin mahiyetine ve verildiği esnadaki şartlara ve hizmetin taallük ettiği kanun, nizam veya kararların icabına göre ağızdan veya yazılı olarak yazılır. Anlamada yanlışlıkları bertaraf etmek için uzun ve teferruatlı emirler mümkün hallerde yazılı olarak verilmeli veya madun tarafından not edilmelidir. Emrin ağızdan veya yazılı olarak verilmesi takdir amirine aittir. Madununun muhtemel mesuliyetini bertaraf etmek için bu bakımdan mühim emirler mümkün olduğu halde yazılı olarak verilmelidir. Kısa emirlerde emri alan madununun kendiliğinden emri tekrar etmesi kaidedir. Lüzum ve imkan oldukça emrin madun tarafından not edilmesi daha muvafıktır.

Madde 39-Emrin hizmete müteallik olması kanun ve nizamları ihlal etmemesi şarttır. Hizmete taallük eden emirlerde verilen emir bir suç teşkil ederse bu hususun işlenmesinden emri veren mesuldür. İnfazı vazifeden zaruri olmadığı açıkça anlaşılan emirler madun tarafından icra edilmez. Ve fakat vakit geçirmeksizin en kısa yoldan bir derece yukarı amire malumat verir; emir yapıldığı takdirde madunun mesuliyeti ancak;

A Kendisine verilen emrin hududunu aşmış olduğu;

B Amirin emrin suç kastını ihtiva eden bir fiile mütaallik olduğunun memurca malum bulunduğu takdirde mevzuu bahis olur.

Madde 40-Emirler madun tarafından değiştirilemez. Ancak hal ve şartlar emri yapılmayacak bir hale koymuş ise yapılması muhakkak büyük bir tehlikeyi veya ağır bir zararı da mucip olacaksa ve bütün bunlara rağmen amirden yeni bir emir almaya hal ve zaman müsait değilse, madun mesuliyeti üzerine alarak emri yeni vazifeye uygun bir tarzda değiştirerek yapabilir. İlk fırsatta amire yapılmayan veya kısmen yapılan emre dair malumat verilir.

Madde 41-Bir amirin verdiği emir yapılırken daha büyük bir amirden evvelki emre muhalif ikinci bir emir alınacak olursa, ikinci emri verene evvelki emir bildirilir. Eğer daha büyük amir kendi emrinin icrasında ısrar ederse icra ve birinci amire malumat verilir.Eğer hal ve zaman daha büyük amire birinci amirini emrini bildirmeye müsait değilse vaziyete uygun emir kendi mesuliyeti altında yapılır ve amirlere bildirilir.

Madde 42-Amirlerin hazır bulunmadıkları hallerde her mafevk madunun bizzat rastladığı disiplin kusurlarını tashihe mezun ve keyfiyetten amirlerini haberdar etmeğe mecburdur.

Fasıl: 5

MÜRACAATLAR

Madde 43-Her meslek mensubu resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaatlarını söz veya yazı ile en yakın amirinden başlayarak silsile yolu ile yapar. Müracaatlar takip ve bir karara bağlanarak neticesi müracaat sahibine bildirilir. Birden fazla memurların toplu olarak söz veya yazı ile müracaatları yasaktır. 

Madde 44-Müracaat yazı ile yapılacaksa, yazılacak istidalar makamları beyhude işgal etmemek için düşünülerek yazılmalı, istenilen şey akla yakın ve kanun ve nizamlara uygun olmalıdır. İstidalar açık kısa ve saygılı bir ifade ile yazılmalıdır. Ağızdan müracaatlarda da aynı kaide geçerlidir.

Madde 45-Amirler madunlarının ağızdan veya yazı ile olan her türlü müracaatlarını sükunet ve iyi kalplilikle dinler ve inceler. Bunlardan uygun olanlarını kendi selahiyetleri içinde ise kendileri neticelendirirler. Selahiyeti dışındakileri de icap ediyorsa kendi fikirlerini de yazarak daha büyük makama gönderirler.      

Fasıl: 6

ŞİKAYETLER

Madde 46-Her meslek mensubu gerek hizmete ve gerek zati işlerine ait kanun ve nizamların kendisine vermiş olduğu hak ve selahiyetlerin herhangi bir surette haksız olarak ihlalinde veya ihlal edildiği zannedildiğinde şikayet etmek hakkına haizdir.

Madde 47-Şikayet söz veya yazı ile en yakın amire yapılır. Ve bunu gibi her şikayet edilen amir geçilir. Söz ile yapılan şikayetler zabıtla tespit olunur.

Madde 48-Toplu olarak şikayet yasaktır. Bir veya müteaddit hadiseler birden fazla şahısların şikayetlerine sebep veya mevzu teşkil ediyorsa bunların her biri ayrı ayrı veya yalnız başına şikayet hakkını kullanabilirler.

Madde 49-Şikayet reddedildiği takdirde şikayetçiye bu yüzden ceza verilmez. Ancak şikayet ederken şikayetçi bir suç işlemiş yani bir şikayeti uydurmuş, bir isnatta bulunmuş, haksız bir şikayet yapmış veya disiplin tecavüzü icra ettirmişse ayrıca mesul olur.

Madde 50-Şikayetler, itirazlar mutlaka tahkik olunarak bir karara bağlanır. Bu karar şikayetçi ile şikayet edilene bildirilir.

Madde 51-Amirin yüzüne karşı kendisinden şikayet yasaktır. Ötede beride amirden şikayet edeceğini söylemek işi dedikoduya  çevirmek de cezayı muciptir.

   
   


                                                    

Fasıl:7

MESLEĞE KARŞI VAZİFELER VE VASIFLAR

                       



Madde 52-Meslekte; her polis kendisine düşeni öğrenmeye ve öğrendiğini yerinde ve zamanında son gayretini sarf ederek yapmaya mecburdur.

Madde 53-Polis kendinden beklenilen vazifelerini yapabilmek için mesleki bilgi, yüksek ahlak ve kuvvetli maneviyata sahip olmalıdır.

Madde 54-Polisin ahlaki ve manevi vasıfları şunlardır;

 A) Cumhuriyete, yurda ve millete karşı sevgi ve bağlılık; Cumhuriyet, yurt ve millet polisin mukaddesatındandır. Bunlara vaki olacak her türlü tecavüzü karşılamak, kırmak ve lüzumunda bu uğurda hayatını fedadan çekinmemek her polisin borcudur.



B) İtaat; polisin temelini teşkil eder. İtaat her madunun amirinden aldığı emri, hiçbir kayıt ve şarta ve düşünceye bağlı olmaksızın ve en ufak bir tereddüt göstermeksizin canla başla yapması, kanun ve nizamların emrinden dışarı çıkmaması ve yasak edilen şeyleri yapmaması demektir.

C) Sebat ve mukavemet; bir vazife yapılırken karşılaşılacak her türlü zorluk ve yolsuzluklara katlanarak ve asla usanç ve yılgınlık göstermeyerek sessiz ve düzgün olarak vazifeye devam ve hizmeti istenildiği gibi tamamlamaktır.

D) Cesaret ve şecaat; tehlikeden asla korkmayarak ve icabında ölmekten çekinmeyerek işi görmek ve pek yürekli olmaktır. Korkaklık; polis için en büyük ve affedilmez bir kusurdur. Nefsini zarardan ve tehlikeden korumak için vazifeyi bırakarak savuşmak veya ihmal etmek şiddetli cezayı muciptir.

E) Canını esirgememek; kendisinin, ailesinin rahatlık ve selametinin vazifesinin selametle görülüşüne bağlı olduğunu ve bunun için icabında ölmekten çekinmemek lazım geldiğini ve vazifenin büyük ve küçüğünün bir olup her ikisinin nefsinden üstün olduğunu düşünerek icap ve zamanında fedakarlık etmektir.

F) Vazife severlik; vazifesinin neler olduğunu ve görülmesi için hangi vasıtaların  ne suretle kullanılacağını vazifenin zor ve sıkı zamanlarında yalnız kalmadığı hallerde bile kati ve doğru bir karar vermeğe  ve işi görmeye yetecek kadar nazari ve ameli ve tecrübe sahibi olmak yorgunluk uykusuzluk ve diğer mahrumiyetler gibi vazifenin tabi olan zorluklarına dayanmak, hastalanmamak ve zorluklara katlanmak için vücudu alıştırmak; alışık tutmak ve bunların hepsinde kendine güvenmeyi temin edecek yüksek kabiliyet kazanmak  ve her an arttırmağa savaşmaktır.

G) İyi geçinmek; bütün meslek arkadaşlarının kardeş olduğunu ve icabında aynı gaye uğrunda kanlarını akıtacaklarını düşünerek birbirlerini yürekten sevmek ve onurlarına saygı göstermek edep ve terbiyeye uymayan işlerden ve şakalardan kaçınmak ve daima mertçe hareket etmektir. Her memur arkadaşının kader ve sevincine ortak olmalı ve icabında onu öğütleyerek ahlâksızlıktan ve her türlü tehlikeden korumalıdır. Arkadaşını fena yola sürüklemenin kabahatini örtbas etmeye çalışmanın mesleğe ve sonra insanlığa fenalık etmek olduğunu her polis bilmelidir. İyi geçinmek için lazım olan şartlardan biride daha ziyade çalışanları ve bu yüzden sevilenleri kıskanmamaktır.

H) İyi ahlak sahibi olmak; polisin ahlakı ve yaşayışı kusursuz olmalıdır. İçki içmekten, uyuşturucu madde iptilalarından, kumardan veya bunlara müptela olan kimselerin arkadaşlığından kaçınmalıdır. Bu itiyatlar vazifenin yapılışına mani olur. Yaşayışı, sıhhati, azmi ve cesareti bozarlar, namusu lekelerler. Manevi şahsiyeti öldürürler ve daima cezayı icap ettirirler. Bunlar gibi ikiyüzlülükten, göz boyamaktan, şahsi arzular ve istekler peşinden koşmaktan, dalkavukluk, aklını herkesin yükseğinde görerek kendini beğenmekten şöhret için iyi sayılmayacak derecede hırs göstermekten nefsini koruyup çekinmelidir.

            Her ne kadar yükselmek takdir ve maddi mükafat görmek onur ve şan kazanmak arzusu her polisin kalbinde yer tutmalı ise de bunları, doğruluktan şaşmayacağı bir çalışma ile elde etmek mertlik ve namus icabıdır.



I) Sır saklama; polis her yerde mücadele ettiği düşmanlarının kendisini gözleyip beklemekte olduklarını hesap edip vazife ve hizmete ait hususlarda hiçbir kimseye sır vermemeli ve mesleğe ait sözler sarf etmemelidir. Hiçbir husus için hiçbir yerde atıp tutmamalı herhangi bir şeyi büyüterek veya ekleyerek dağıtmaktan sakınmalı doğruluktan asla ayrılmamalıdır.

J) Emel ve fikir birliği; vazifesinin korunması ve görülmesi uğrunda bir vücut gibi çalışmak polisin en değerli hassasıdır. Bu hassa başlı başına bir kuvvettir. Bu birlik ve vücut gibi çalışmak lüzumunun umumun fikrinde ve yüreğinde yer bırakmamasının ve umumun menfaatinin kendi menfaatinden daha üstün ve azib olduğunu takdir etmekten doğar. Her münasip zamanda polisin onurlu hatıraları ve şerefli vak’aları sebebiyle nam almış fedakar polis mensuplarının adlarını yad etmeli ve bu suretle meslek içindeki birlik ve kardeşliği kökleştirmelidir.

K) Birbirlerine yardım; polisin bir mefkure ve aynı vazifede birleşmiş olan fertlerinin birbirlerine yardımları müşterek vazifenin en iyi surette yapılmasını temin edeceği gibi arkadaşlık bağlılığını da kuvvetlendirir. Polisin kendi arasında yardım; vazifenin içinde ve dışında olacağı gibi halkada vazifesi icabından olan yardımda bulunmalı ve daima iyiliği sevmeli ve yapmalıdır.

L) Tavır ve hareket; bir polisin değerini arttıracak, kendisini tanıttıracak ve sevdirecek en yüksek vasıfları terbiyeli vakarlı, ciddi olmasıdır. Polisin durumu mertçe hareketleri, akıllı dürüst, dili ve sözü özüne uygun ve serbest olmalıdır. Kıyafet tavır ve hareketi takviye eden unsurlardandır. Her polis mensubu tavır ve hareketini kıyafetine, üniformasının şerefine uygun bulundurmaya mecburdur.

M) İntizamseverlik; intizam vazifenin noksansız yapılmasını temin eden ilk vasıtadır. Polis vazifesini muntazam işler bir saat gibi dakikası dakikasına yapmayı adet etmiş bulunmalı ve hususi işlerinde  de daime tertipli ve muntazam bulunmalıdır.

N) Sıhhatli olmak; meslek mensuplarından tam bir sıhhat ve dinçlik ister. Sıhhat: temizliğe, spora, her hususta itidale riayetle korunur. Sıhhatini korumayan ve bu yüzden renksiz, kansız, cılız gevşek kalan memur vazifesini yapamaz. Cezasını hem kendisine hem mesleğine hem de ailesine çektirir, hiçbir memur bu hayata düşmemeli, kendisine iyi bakmalıdır.

O) Temizlik; sıhhatin korunmasında en mühim amildir. Sıhhat temizlikle beraber yürür. Her memur kalkar kalkmaz yatağını havalandırmalı ve gayet temiz tutmalıdır. Açık havada birkaç derin nefes almak, metodlu beden hareketi yapmak suretiyle vücudunun gevşekliğini gidermek, bol su ve sabunla kirlenen uzuvlarını yıkayıp temizlemek, bu hareketi vazife dönüşlerinde, yemeklerde tekrarlamak, günlük duş, haftalık banyo, kış günleri ıslak bez ovunmaları yapmak, mide bağırsakları doldurmamak, velhasıl sıhhatini bozacak hastalık getirecek hal ve hareketlerden sakınmalıdır.

Madde 55- Polis mensuplarının mesleki vazifeleri kendilerinin her zaman faal bulunmalarını ve en yüksek tahammül kuvvetine malik olmalarını istilzam eder. Şişmanlık bu faaliyet kudretini tahdit ve hatta imha eden zaruri bir durumdur. Bu hususta her polis mensubunun spor ve rejim hareketleriyle şişmanlığa mani tedbirler alması amirlerinin de bu ciheti devamlı bir surette kontrol etmesi lazımdır.

Madde 56-Her polis memurunun temizliği daimi murakabeleri altında bulunacaktır. Her memur her gün tıraş olmaya, saçlarını vaktinde kesmeye, her medeni insan için lüzum olan bütün temizlik usullerine riayete mecburdur. Her memurun havlusu, traş takımı, üst baş, diş fırçası sabun ve sabunluğu bulunmalıdır.

Madde 57-Üniformalı polis mensupları ellerinde tespih, değnek, kamçı, zincir ve emsali şeyler bulundurup oynayamazlar, göğüslerinde saat, düdük, kordon, , kalem ve emsali şeyler bulunduramazlar. Düşük kirli kıyafet ve tavrı hareket gösteremezler. Şapkalarını yan giyemez, saçlarını şapkalarının dışına çıkaramazlar. Ceplerini hissolunur şekilde dolduramazlar. Palaskalarını kaput altına bağlayamazlar. Palaskasız başı açık sokağa çıkamazlar. Eleri cebinde veya arkada olduğu halde sokakta gezemezler. Kahvelerde, gazinolarda ve içkili çalgılı yerde oturamazlar.

Madde 58-Üniformalı amir ve memurlar mendil, bohça, zembil torba ve emsali paket yapılmamış her nevi sebze, meyve vs. gibi şeyleri açık olarak ellerinde taşıyamazlar. Paketle getirebilecekleri taşınmayacak kadar ağır olamaz. Kucakta çocuk taşıyamazlar. Sokakta ve nakil taşıtları içerisinde sigara içemez, bir şey yiyemez, sakız çiğneyemez, gazete ve kitap okuyamazlar.


Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə