Teknik beceriler (Dışarıdan takviye yapılabilen özellikler) sunum beceriSİ



Yüklə 275.04 Kb.
səhifə3/5
tarix06.12.2017
ölçüsü275.04 Kb.
1   2   3   4   5

4. HİTABET SANATI

Çevremizde bulunan liderleri ilk fark etmemizi sağlayan en önemli özellikleri iyi birer hatip olmalarıdır. Tüm liderlik özellikleriniz maksimumda olsa bile, sizi vitrine çıkartacak hitabet yeteneğiniz sınırlı ise, insanlara liderlik özelliklerinizi hissettirebilme olanağınızda sınırlıdır demektir. Bu kişilik özelliğimizin geliştirilebilmesi için bol bol iyi hatiplerin konuşmalararının olduğu videolar izlenmeli ve yapılacak konuşmalara maksimum hazırlık yapılmalıdır. İyi hatip olmanın ilk koşulu, hâkim olduğunuz konularda en yüksek bilgiyle hitabetinizi göstermenizdir.

‘‘Fikirlerini tam ifade edemeyen insanlar, düşünmeyi bilmeyenlerle aynı seviyededir.’’

Anonim

Önemli olan düşünmek kadar düşündüklerimizi doğru kelimelerle ve doğru bir motivasyonla ifade edebilmektir. Bu noktada hitabet sanatının inceliklerini sizlerle paylaşmadan önce, iyi bir konuşma nelerden oluşmaktadır ve yapı olarak nasıl bir sıralamayla aktarılmalıdır konusuna yakından bakalım.

İyi bir konuşma;


Bu aşamada konuşmacı, giriş bölümünde mutlaka dinleyicilerin ilgisini çekebilecek bir başlangıç yapmalıdır. Bu sayede konuşmanızın diğer konuşmalardan farklı olacağı ve dinleyicilerin ilgisini çekeceğini hissettirmelisiniz. Bu başlangıç belki de konuşmanız bittikten sonra, en fazla hatırlanacak ve dinleyiciler tarafından takdir ile karşılanacak kısım olacaktır. Burada bahsi geçen başlangıç, konuyla ilgisi olabilecek bir hikâye ya da fıkra olabileceği gibi, dinleyicilerin dikkatini çekip konuya ilgilerini arttırabilecek genel kültür ile alakalı bir soruda olabilir.

  • İkinci aşamada; konu nedir? Sorusuna cevap verilmeli ve konu net şekilde açıklanmalıdır,

Bu aşama, konuşmacının konuşmasının ne ile ilgili olduğunu açıkladığı kısımdır. Yapılan konuşmanın genel hattıyla ne ile ilgili olduğu, bu bölümde anlatılmalıdır. Bu bölüm detaylı ve anlaşılır şekilde anlatılmadığı takdirde, konuşmanın yapılış amacı netleştirilemeyecektir. O açıdan konuşmacı sade ama etkileyici bir dil kullanarak anlaşılabilme özelliğini en üst seviyede tutarak bu bölümü geçirmelidir.

  • Üçüncü aşamada sebep ve konuşmanın yapılış nedeni açıklanmalıdır, konunun sebebi detaylarıyla açıklanmalıdır.

Bu aşama, etkili bir giriş yapılarak, konunun netleştirildiği bir konuşmada, esas anlatılmak istenen konunun sebebi ve bu konuşmanın vermek istediği mesajın nedenleriyle anlatılmasıdır. Netleştirilen konunun içerisindeki önemli noktalar detaylı şekilde ifade edilmeli ve tüm içerik dinleyicilere aktarılmalıdır.


  • Dördüncü aşamada anlatılan konunun nasıl yapılması gerektiği belirtilmelidir.

Konu netleştirildikten ve konuşmanın yapılış nedeni anlatıldıktan sonra vurgulanmak ve aktarılmak istenen konunun nasıl yapılması gerektiği açıklanmalıdır. Bu aşamada yaşanan olaylardan örnekler ve tecrübe paylaşımları verilecek mesajın netleştirilmesi adına son derece anlamlı olacaktır.


  • Beşinci aşamada netice nedir?

Ne beklediğinizi ya da ne istediğinizi söylemeniz gereken bölümü ifade etmektedir. Konuşmanın son aşaması olan bu aşamada ise dinleyicilere vereceğiniz son mesajın bulunduğu ve dinleyiciler tarafından en fazla akılda kalma ihtimali olan bölümlerden diğeridir.

Bu bölümde, konunun neticesi ve dinleyicilerden ne istediğimizi, net, anlaşılır ve spot mesajlar ile aktarıyor olmalıyız. Dinleyicilerden geçerli not alabilmek için giriş kadar son bölümde verilen mesajlar son derece önemlidir.


Yukarıda konuşma içeriği ve genel yapısıyla ilgili verdiğimiz bilgilerden sonra aktarmamız gereken ve tüm konuşmaları ilgilendiren başka bir konu ile daha devam etmek istiyorum. Evet, yukarıdaki bölümler konuşmanın içeriği ve yapısı bakımından önemli olmakla birlikte, tüm içeriğin anlatılma süresi ciddi anlamda konuşmanın kalitesini gösterecektir. Bu bakımdan yapılan konuşmanın süresinin tayini son derece önemlidir. Yapılacak konuşma ne çok kısa olmalı ve dinleyicilere verilecek bilgilerin sınırlı olduğu hissettirilmeli, nede çok uzun olmalı ve dinleyicileri bunaltarak sıkıcı bir hal almalıdır. Bu bakımdan konuşmanın ne uzunlukta olacağı, konuya hâkimiyeti yüksek olan konuşmacı tarafından iyi analiz edilerek tayin edilmeli ve tüm dinleyicilerimizin beklentilerini karşılayabilecek bir seviyede bulunmalıdır. Bu aşamayı çok net anlatmamıza yardımcı olacak ve tüm konuşmalarımı yaparken dikkate aldığım, aynı zamanda sunum konusunu anlatırken kullandığım bir söz ile konuyu tamamlamak istiyorum.

‘’İyi bir konuşma, güzel bir kadın elbisesine benzemelidir. Konuyu kaplayacak kadar uzun fakat enteresan olacak kadarda kısa olmalıdır. ‘’ Dale Carnegie

Çok uzun konuşma yapan konuşmacılara güzel bir mesaj veren ve laf kalabalığı olan konuşmaları dikkat ile analiz etmenizi sağlayacak bir başka güzel sözü sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu sözde konuşma süremizi ve fazlalık olacak konuları konuşmamızdan çıkartmamızı ve tekrar değerlendirmemizi sağlayacak anlamlı bir ifadedir.

‘’Konuşmak için konuşmak, yemek yemek için yemek yemek kadar tehlikelidir. ‘’ Annonim



Konuşma içeriği ile ilgili bu bilgileri paylaştıktan sonra, konuşmayı yapacak olan konuşmacının sahip olması veya dikkat etmesi gereken konularla hep birlikte devam edelim.

  • Konuşmanın içeriği kadar yapan kişinin konuşma kalitesi de son derece önemlidir.

  • Giriş ve bitiş cümleleri son derece önemlidir. Konuşmada dinleyicilerimizin aklında kalacak en önemli bölümler konuşmalarımıza başladığımız ve bitirdiğimiz anlarda söylediklerimizdir.

  • Söylenilen her bir cümle dinleyicileri ilgilendiren konu içerisinde bulunmalıdır. Konuşmamızın süresini uzatmak veya konuşulacak konu bulunamadığında sadece zaman ve yer kaplamak için konuşmaya eklenen hiç bir cümle olmamalıdır.

  • Gereksiz ayrıntıları konuşmanızdan çıkarın ve dinleyicileri sakın bunaltmayın. En az 5 dakikada bir tüm dinleyicilerin ilgisini çekecek yeni bir konu paylaşın. İlgi çeken yeni konular dinleyicilerin aktif dinleme oranını arttıracaktır.

  • Tüm konuşmanız boyunca dinleyicilerinizin gözlerine bakınız. Bu noktada sürekli aynı kişiye bakmak yerine belirli aralıklarla tüm katılımcılarla göz teması kurmaya çalışın. Tek kişiye odaklanmak diğer tüm katılımcıları göz ardı etmek yapılan büyük hatalardan biridir.

  • Bazı durumlarda ne konuştuğunuz değil, nasıl konuştuğunuz son derece önemli olmaktadır. Kullanacağınız ses tonu ciddi anlamda konuşma kalitenizi etkileyecektir. Gerekli yerlerde yapılacak vurgu ve tonlamalar konuşmanızın zenginliğini arttıracaktır.

  • Konuşmanızda pekiştirici hatıralar ve örnekler etkinliği arttıracak unsurlardır. Anlatılan konuları yaşanmış veya dinlenmiş kısa anekdotlar ya da hikâyelerle desteklemek, konuşma kalitenizi üst seviyelere çıkartacaktır.

  • Konuşmanızda son derece samimi olun ve gülen yüzünüzle tüm katılımcılara sıcak bir iletişim kurun. Samimiyeti ve gülen yüzü içten bir şekilde dinleyicilere aktardığınızda, konuşma içeriğinde büyük hatalar yapmadığınız sürece başarılı bir konuşmayı yapmış olacaksınız.

  • Dinleyicilerinizi övebileceğiniz fırsatlar yaratın ve kıvamında abartmadan dinleyicileri överek takdir kullanın. Zamanı geldiğinde ve kıvamında verilen takdir dozları, konuşmanızın etki seviyesine büyük katkılar sağlayacaktır.

  • Konuşma sadece sözlerle yapılan bir iletişim kurma aracı değildir. Tüm bedeninizi kullanarak, konuşmalarınızı hareketleriniz, bakışlarınız ve mimiklerinizle destekleyin. Sözlerinizi beden dilinizle destekleyin. Anlattığınız konuyu sahnede yaşıyormuş gibi beden dilinizi destekleyici şekilde kullanın.

  • Tüm ifadeleriniz pozitif ve gelecekteki olumlu havayı yansıtacak şekilde olmalıdır. Dinleyicilerin hayal gücüne hitap edebilecek ve olumlu hava yaratmanızı sağlayacak tüm pozitif tutumları konuşmalarınıza ilave edin.

  • Mutlaka farklı açılardan konuyu değerlendirin. İlginç olan herkesin gördüğünü anlatmak değildir. İlginç olan kimsenin düşünemediğini görerek, katılımcılara farklı bakış açılarını göstermektir. Zeki bir insan herkesin görmediğini gören ve bunu çevresine doğru kelimelerle anlatan insandır.

  • Konuşmanızda önemli yerleri vurgulamak için çarpıcı cümleler kullanın. ‘’şimdide konuşmamızın en can alıcı bölümüne geldik’’ tarzı cümleler kullanın. Fakat bu cümleler sonrası vereceğiniz bilgiler kesinlikle can alıcı olmalıdır. Aksi takdirde tüm inandırıcılığınız kaybolacak ve konuşma tamamen havada kalacaktır.

  • Monolog bir konuşma tarzından ziyade dinleyicileri de konuya dâhil etmenizi sağlayacak sorular kullanın. Kullanacağınız yerinde sorular ile tüm dinleyicilerin dikkati üst noktalara çıkartılacaktır. Her 5 dakikada bir kullanılacak küçük sorular, dinleyicileri konuya adapte etmek konusunda ciddi başarı yakalamanızı sağlayacaktır.

  • Konuşmanız sırasında beklenmedik bazı sürprizler yapın. Bu şekilde konuşmanızın etki seviyesini minimum %25 arttırmış olursunuz.

  • Anlattıklarınızı günlük hayata nasıl aktarabileceğinizi detaylı şekilde aktarın. Bu şekilde inandırıcılığınız yükselecektir.

Konuşmacının bir konuşma ile ilgili dikkat etmesi gerektiğini düşündüğüm konuları sizlerle paylaştıktan sonra, başarılı konuşmalar yapabilmemizi sağlamaya destek olabilecek başka bir konu ile devam edelim.

Bana kalırsa başarılı konuşma yapmanın en önemli noktası, konuşmanıza hak ettiği ölçüde hazırlık yapabilme şansını vermektir. Ne kadar iyi bir konuşmacı olursanız olun, konuşmanızın başarılı olmasını ve dinleyiciler tarafından geçerli not almasını sağlayabilecek yegâne nokta hazırlık aşamasıdır.

Bu aşama iyi konuşma yapmanın en kritik unsurudur. Hazırlık yaparak konuya olan hâkimiyetinizi yükseltebileceğiniz gibi, konuşma sırasında karşınıza çıkabilecek aksilikleri de önceden tespit etme şansını yakalamış olacaksınız. Burada size kendi özel tavsiyemi de vermek istiyorum.

Konuşmanız sizin için ne kadar önemliyse yapacağınız hazırlığın süresi o kadar uzun olmalıdır. Ve her zaman konuşmanızı gerçekleştirmeden önce yüksek ses ile prova yapmak kritik öneme sahip olacaktır Diğer tüm hazırlıklar yüksek sesle yapılan tekrar kadar başarılı konuşmalar yapmanıza etki edemeyecektir. Konuşmanızın başarı oranı, ancak ve ancak konuşma öncesi yapacağınız %100 performans gösterilmiş prova kadar yüksek olacaktır. Bu hazırlıktan vazgeçmek konuşmanızı derinden etkileyecek ve belki de konuşmanızı bir kazaya çevirebilecek ve konuşmanız bir hata halini alabilecektir.

Tarihin en başarılı konuşmacılarından biri olan Winston Churchill den örnek vererek devam etmek istiyorum. 2. Dünya savaşından İngilizlerin başarılı çıkmasının en önemli etkeni Churchill in yaptığı radyo konuşmalarıydı. Bu hitabet yeteneği Churchill e doğuştan gelmemişti. Aksine çocukluk döneminde peltek konuşarak bu alanda diğerlerine göre 1-0 geriden bile başlamıştı.

Ama konuşmalarına verdiği özen, yaptığı hazırlık ve yüksek sesli tekrarlar, tarihin en başarılı hatiplerden biri olarak tanınmasını sağlamıştır. İngiliz halkına cephe heyecanını aktardığı dönemlerde, tüm kalplere girerek halkının takdirini kazanmış ve başarılı bir hatip olarak tarihin altın sayfalarına ismini yazdırmıştır

Bu noktada Churchill’in yaptığı gibi başarılı konuşmalar yapmamızı sağlayan diğer bir noktada; dinleyicilerin beynine değil, kalbine hitap edebilme yeteneğidir. Akılcı konuşmalar etkilidir fakat konuşmayı daha etkili yapan gerçek nokta, dinleyicilerin kalbine hitap edebilen ve duygularına ulaşabilen konuşmalardır. Eğer dinleyicilere hayal kurdurabiliyorsanız veya kendilerini çok daha iyi hissetmelerini sağlayabiliyorsanız, konuşmanız hedefine ulaşmış demektir.

‘’İyi bir konuşma hataları az olan değil meziyetleri çok olan konuşmadır.’’ Anonim

Bu anlamda tüm yeteneklerinizi kullanarak sergileyebileceğiniz tüm meziyetlerinizi konuşmalarınıza taşımalısınız. Duygulara hitap edebilen ve geleceği düşündürerek hayal kurdurabilen konuşmalar meziyet anlamında üst düzey bir seviyeye sahip konuşmalardır.

Konuşmalarımızda dikkat etmemiz gereken diğer ince bir noktayı da sizlerle paylaşmak istiyorum. Konuşmalarımızda sessizliğin gücünü doğru şekilde kullanmak, etkili konuşma gelişimine hizmet edecektir. Konuşmalarımızda soracağımız güçlü sorular, dinleyicileri kafalarında konuyu düşünmelerine sevk edecektir. Bu noktada konuşmacı sorduğu güçlü sorudan sonra mutlaka sessizliğin gücünü kullanmalıdır.

Nedir bu sessizliğin gücü ve nasıl kullanılır. Konuşmanız gayet başarılı gidiyor ve çok güçlü bir soruyla dinleyicileri konuya bağlıyorsunuz. Tam da bu noktada sessizce bekleyeceğiniz 15-20 saniye tüm dinleyicilerin sorunuzu kafalarına kazımasına ve her yönüyle sorunuzu düşünmesine imkân sağlayacaktır. Eğer bu arayı vermez iseniz, sorunuz ne kadar güçlü olursa olsun, yeterli etkiyi göstermeyecektir. Diğer sessizliğin gücünü kullanmanızı sağlayacak an ile devam edelim.

Konuşmanızı yapıyorsunuz ama dinleyiciler arasında birbiriyle konuşarak dikkatinizi dağıtan bir iki kişi olduğunu görüyorsunuz. Bu anda iki seçeneğiniz bulunmaktadır. Birincisi konuşmanıza bir es vererek konuşmacılar arasındaki rahatsızlık veren arkadaşları sözlü olarak uyarmak, diğer seçenek ise sizin konuşmanız anında aralarındaki konuşmayı ve diğer katılımcıların sizi dinlemesini engelleyen bir durum ile karşılaştığınızda, aniden konuşmanızı keserek sessizce beklemenizdir. Sizin susmanızla birlikte salonda ciddi bir sessizlik olacak ve sunum esnasında dinleyiciler arasında olmasına rağmen konuşanların sesi daha fazla duyulacaktır.

Herkes sizin neden durduğunuzu anlamaya çalışırken oluşacak sessiz bekleme anı, ciddi anlamda dinleyicilere güzel bir üslup ile gereken mesajı verecektir.

Bu bekleme anı hem sizin nefeslenmenizi sağlayacak, hem de ne kadar olgun bir şekilde sunumu tehlikeye atan kişilere gerekli cevabı verdiğinizi gösterecektir. Bu andan sonra dinleyicilerin gözünde bir kat daha değeriniz artacak ve ne kadar usta bir konuşmacı olduğunuz tasdiklenecektir.



5. COACHİNG

İnsanlarla güven ortamı yaratarak kendi gelişimlerini hizmet edecek görüşmeler yapmak, bu kişilerin gözünde liderlik yönümüzü parlatmak için son derece etkili bir araçtır. Bu bölümde;

Coaching nedir? Coaching ne değildir?

Etkili ve gelişim kaydeden coaching görüşmeleri nasıl yapılmalıdır? konuların üzerinde durulacağız.

Çevremde bulunan çoğu arkadaşıma coaching nedir diye sorduğumda verilen çoğu cevap şöyleydi;

‘’Tecrübeli kişilerin yaşadığımız problemlerde, neleri yapmamızı veya neleri yapmamamızı göstermek için bizlere verdiği nasihat ve yol gösterme benzeri aktarımların tamamıdır’’ şeklindeydi.

Bundan yaklaşık 2-3 sene önceye kadar, bende sorulacak benzer soruya, gerçekten arkadaşlarıma yakın cevaplar verebilirdim. Fakat bugüne geldiğimde coaching benim için;

Kişinin içinde ışıldayarak yol gösteren bir deniz feneri veya kuzey yıldızı anlamına gelmektedir. Gelin bu düşüncelerimi biraz açıyım. Coaching kişinin yaşadığı problemlerde ya da sıkıntıya düştüğü ve seçim yapmakta zorlandığı anlarda ya da hayatta yapmak istediği şeylerden tam emin olamadığı zamanlarda güçlü sorular sorarak ilgili konuyu tüm detayları ile tekrar düşünmesini sağlayan bir yolculuktur.

Sadece düşünmeyi sağlamak değil, aynı zamanda kişinin gerçekte ne istediğini, nasıl biri olmak istediğini, yine kişinin kendisine buldurarak, kişiyi olmak istediği gerçek benliğine götürmeye çalışan bir yolculuktur. Bu yolculukta, koç ve danışan birlikte yürürler fakat tüm kontrol danışandadır. Arabayı yani hayatını kontrol eden, nereye gitmek istediğine karar veren ya da ne zaman gitmek istediğini tespit edecek tek merci danışanın kendisidir. Burada koçun pozisyonu danışanın gerçekte ne istediğini bulmasına yardımcı olacak desteği vermektir.

Koçların yapması gereken ilk ve önem derecesi yüksek olan konu, danışanıyla birlikte bir koçluk anlaşması yapmaktır. Yapılan anlaşmada iki tarafında gizliliğe önem vereceği ve sürecin nasıl ilerleyeceği, ne sıklıkla görüşeceklerini, toplam kaç görüşme planladıklarını, görüşmelerde iki taraftan biri huzursuz olduğunda veya bir şeylerin kötüye gittiğini anladıklarında ne yapacaklarını karşılıklı olarak anlaşma yaparak belirlemeleri gerekmektedir. Benim kendi yaptığım tüm koçluklarda kullandığım koçluk anlaşması örneğimi bir sonraki sayfada bulabilirsiniz.


COACHİNG ANLAŞMASI



  • KOÇLUK YAPILACAK DÖNEMİN BELİRLENMESİ? TARİH:

Kaç ay sürecek; Adı Soyadı:


  • KOÇLUK ZAMANLARI VE SIKLIKLARI?

Ne sıklıkla görüşmeler yapılacak


  • TOPLAM KOÇLUK SAATİ VE BİTİŞ DÖNEMİ?

Toplam kaç saat koçluk yapılacak, bitiş tarihimiz;


  • GİZLİLİK ANLAŞMASI

Ne kadar gizli


  • NİYETİMİZ?

Görüşmeler ile ilgili hissettiklerimiz;


  • AMACIMIZ?

Ne hedefliyoruz, nereye ulaşmalıyız;


  • ENDİŞELERİMİZ?

Tedirginliklerimiz nelerdir;


  • BEKLENTİLERİMİZ?

Ne bekliyoruz, ne kazanmalıyız;


  • BAŞARISINI NASIL ÖLÇERİZ?

Ne olursa başarılı oluruz, nasıl başarılı oluruz;


  • NASIL GERİ BİLDİRİM VERECEĞİZ?

Ne zaman, nasıl geri bildirim vermeliyiz;



  • BİRŞEYLER YANLIŞ GİTMEYE BAŞLARSA NE YAPACAĞIZ?

Acil durumlarda nasıl davranmalıyız;

  • KOÇLUĞUN ÇALIŞMA ŞEKLİ

DÜŞÜN- ÖĞREN – PLANLA- EYLEME GEÇ

Koçluk anlaşması yapıldığı sırada, danışana genel işleyişin nasıl olması gerektiği aşağıdaki çark ile çok net anlatılabilmektedir.

Koçluk süreci bana göre sürekli hareket halinde olan bir değirmen gibidir. Bu değirmende 4 basamaktan oluşmaktadır. Bir basamağı tamamen doldurmadan düzenek işler hale gelemeyecektir.



Birinci aşama; Danışana düşündürmeyi sağlayan ve tam olarak ne yapmak istediğini fark etmesini sağlamaya çalıştığımız aşamadır. Bu aşama ciddi efor sarf edilmesi gereken ve danışanın kafasında berrak şekilde belirginleştirilmesi gereken bir aşamadır,

İkinci aşama; Danışana bu düşündüğü konuyla ilgili bir öğrenme sağlama aşamasıdır. Yani netleştiği konuyla ilgili görüşmeler süresince ne öğrenmiştir ve öğrendiği şeyler danışan için ne ifade etmektedir. Bu öğreti, koçluğun esasını oluşturan kritik bir noktadır. İkinci aşamadaki öğrenme süreci düşünsel anlamda belirli bir olgunluğa geldikten ve tam olarak danışanın kafasında oturduktan sonra 3. Aşamaya geçilebilir. Burada söylemem gereken önemli bir noktada, aşamaların herhangi biri tam olarak danışan tarafından netleşmediği sürece, bir sonraki aşamaya geçilmemelidir. Eğer geçilirse, yeni aşamada danışan tam olarak kendisini rahat hissedemeyecektir. Burada koçun yapması gereken bir sonraki aşamaya geçmeden danışanın bu konudaki net fikrini yine danışandan duymak olmalıdır. Öğrenme ile ilgili bölümden emin olduktan sonra danışanı bir sonraki aşamaya taşımamız gerekmektedir.

Üçüncü aşama; Planlama aşaması. Bu aşama danışanın ilk iki adımda düşünerek öğrendiği konuyu uygulamaya sokmak için planlama yapma aşamasıdır. Planlama düşünülüp, öğrenilen konunun hayata geçirilmesinin, kâğıt üzerinde veya düşüncedeki halidir.

Bu aşamada, ‘’konu hayata nasıl aktarılırsa danışanın hedeflerine ve benliğine hizmet edecektir’’ konusu detaylı konuşulmalıdır.

Bu bölüm de tamamlandıktan sonra düşünüp öğrenilen konu planlı bir şekilde hayata geçirilmeli ve gerekli aksiyon alınmasına geçilmelidir.

Dördüncü aşama; Eyleme geçme aşamasıdır. Koçluğun yapılmasının amacı sadece kişiyi düşündürmek, öğretmek veya planlamak değildir. Düşünüp, öğrendiği ve planladığı faaliyeti hayata geçirmek, koçluğun başarıya ulaştığını gösteren bütünü ifade etmektedir. Hayata geçirilmediği takdirde bundan önceki süreçte yapılanların hepsi havada kalacak ve fiiliyata geçirilememiş olacaktır. Koçluğun başarısını gösteren esas nokta eyleme geçilme noktasıdır. Aynı zamanda koçluğun danışan tarafından en zorlayıcı aşamasıdır. Konuşmak ve gelecek ile ilgili yapacağım edeceğim cümlelerini koymak oldukça kolayken, söylenen kelimeleri güncel hayata geçirmekte bir o kadar zordur. Lider yaptığı koçluklarda eyleme geç aşamasını dikkatlice işlemeli ve danışanlarını eyleme geçirecek bir şekilde desteklemelidir.

Yukarıda değindiğim koçluk sürecinin aşamalarından sonra koçluğun her anında yapmamız gereken ve tüm lider koçların dikkat etmesi gerektiğini düşündüğüm bazı kritik noktaları paylaşmak istiyorum. Koçluğun anlaşma aşaması geçilip, genel işleyiş ile ilgili genel bilgi verildikten sonra, danışanın rahat paylaşımlarda bulunabilmesi için bağ kurma ve güven ortamı oluşturma kısmında ciddi efor harcanmalıdır. Samimi, güler yüzlü, yardımsever bir tavır ile danışana yaklaşılmalıdır. Bu adımla birlikte koçluk görüşmelerinin süresi boyunca, koç gördüğü tüm pozitif, güçlü yönleri takdir ederek, güçlü ilişki kurma ve güven ortamı oluşturmak amacına ciddi katkılar sağlayabilmektedir. Danışanın paylaşımda bulunacağı bir konu ile görüşmelere başlandığında, koçun ilk yapması gereken bu konuda danışanı rahatsız eden esas nedeni bulmaktır.

Sebebi netleştirmek ciddi anlamda süreci anlamanıza ve danışanın gerçekte ne istediğini görmesine veya danışanın ilgili konuda nasıl olmasını istediğini bulmasına yardımcı olacaktır. Burada küçük bir örnekle bende konuyu netleştirmek istiyorum.

Size beraber çalıştığı yöneticiyi sevmediğini söyleyen bir danışanınızı, güçlü sorularla açtığınızda, asıl konu çalışanın iş performansına gelebilecektir. Aslında performans problemi yaşadığından dolayı yöneticisinden istediği ilgiyi bulamadığını, aksine performans problemi dolayısıyla ciddi yönetici baskısına uğradığını bulabilecektir. Bu konuyu nasıl aşabileceğini yine danışana güçlü sorularımızla buldurmamız gerekmektedir.

Eğer bunu başarabilirsek, asıl konunun performansını arttırmak için neleri yapması, neleri daha iyi yapması olduğunu fark edebilecektir. Bu andan sonra danışanın yeni fark ettiği bu konuya yönelik koçluğu devam ettirmek istemesi oldukça olağan gözükmektedir.

Bu örnekteki asıl sebep, danışanın ilk söylediği gibi amirini sevmemesi değildir. Çalışan performans düşüklüğü dolayısıyla, yöneticisinden sıkı takip görmekte ve asıl aşması gereken konu performansını arttırabilmek için yapması gerekenleri bulmaya gidebilecektir. Sebebi netleştirmek, gelişme sağlanacak gerçek konuyu ve olmak istenilen yeri bulmayı sağlamak için kullanılan güçlü bir araçtır. Bu aracı kullanırken en büyük yardımcımız güçlü sorulardır. Danışana sorulacak güçlü sorular, danışan üzerinde bir duş etkisi yaratacağı gibi bazı zamanlarda onu yüreklendirmeye yönelikte güçlü destekler olacaktır. Soru sormak gibi danışanın fark etmesini sağlayan diğer bir araç ise söylemektir.

Gördüğünüz güçlü bir yönü söylemek, bir hassasiyeti fark ederek bunu gördüğünüzü söylemek, tedirginliklerini gördüğünüzde destek verici söylemlerde bulunmak, ciddi katkılar sağlayacaktır. Sormak ve söylemek koçluğun vücudunda dolaşan damarlar gibidir. Her anında kullanılabilmeli ve bu can verici unsurlar danışandan esirgenmemelidir. Söylemek ile ilgili hepimize kılavuz olabilecek aşağıdaki unsurları da unutmamalıyız,

Söylemeliyiz ama netleştireni söylemeliyiz;

Söylemeliyiz ama tetikleyeni söylemeliyiz;

Söylemeliyiz ama zorlayanı söylemeliyiz;

Söylemeliyiz ama güçlendireni söylemeliyiz.

TAKDİR;

Yukarıda yazdığım dörtlüden en etkili olan, güçlendireni söylemek konusuna daha yakından bakmamız süreci daha iyi anlayabilmek adına oldukça yararlı olacaktır. Koçun danışanda gördüğü, her olumlu tavrı, düşünceyi, hareketi veya söylemi cömertçe takdir etmesi ve bunu sadece iş olsun diye değil gerçekten samimi şekilde yapması çok etkili bir unsur olarak koçun her zaman yanında bulunmaktadır. Takdir ile ilgili 3 önemli seviye vardır bu seviyeler;




  1. Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə