Temel İnsan Değerleri: Kuram, Ölçme ve Uygulamalar



Yüklə 221.71 Kb.
səhifə1/4
tarix25.10.2017
ölçüsü221.71 Kb.
  1   2   3   4

Temel İnsan Değerleri: Kuram, Ölçme ve Uygulamalar
Shalom H. Schwartz1
Çev. Prof.Dr. Ali Dönmez

Özet
Toplumsal bilimlerde değerler yapısını uygulama temel değerlere, bu değerler arasındaki ilişkilerin içerik ve yapısına, onları ölçmede güvenilir ölçme yöntemlerine ilişkin üzerinde anlaşmaya varılmış bir kavramlaştırmanın yokluğundan zarar görmüştür. Bu makale, iki farklı ölçme aracı kullanarak, bu açığı bir bölümüyle kapatmayı amaçlayan bir kuramın geçerliğini sağlamak için 70’ten fazla ülkeden veri sunmaktadır. Kuram güdüsel olarak farklı 10 değer belirlemekte ve onlar arasındaki çatışma ve uyum dinamiklerini özgülemektedir (belirginleştirmektedir). Bu dinamikler kültürel olarak farklı gruplarda ortak değerler arasında insan güdülerinin evrensel bir örgütlenmesine işaret eden bir ilişkiler yapısı ortaya koymaktadır. Bireyler ve gruplar bu değerlere verdikleri öncelikler bakımından farklılıklar göstermektedirler. Makale değer önceliklerindeki ve belirli değer önceliklerine sahip olmadan kaynaklanan davranışsal ve tutumsal sonuçlardaki bireysel farklılık kaynaklarını gözden geçirmektedir. Bunu yaparken, değerlerin etkilenmesine ve davranışları etkilemelerine aracılık eden süreçleri ele almaktadır.

Değerler toplumsal bilimlerde ortaya atıldıklarından beri merkezi bir kavram olagelmiştir. Hem Durkheim (1893, 1897) ve hem de Weber (1905) için değerler toplumsal ve kişisel örgütlenmeyi ve değişimi açıklamada yaşamsaldı. Değerler sosyolojide olduğu kadar, psikoloji, antropoloji ve ilişkili bilim alanlarında da önemli bir rol oynamıştır. Değerler toplumları ve bireyleri nitelemede, zaman içinde değişimin izini sürmede ve tutum ve davranışların güdüsel temellerini açıklamada kullanılmıştır.

Değerlerin bu yaygın kullanımına karşın ya da kullanımı yüzünden, bu yapının kavramlaştırmaları ortaya çıkmıştır (örneğin, Boudon, 2001; Inglehart, 1997; Kohn, 1969; Parsons, 1951; Rokeach, 1973). Ancak, değerlerin yapısının toplumsal bilimlerde uygulanması temel değerlere, bu değerler arasındaki ilişkilerin yapı ve içeriğine, onları ölçmede güvenilir görgül yöntemlere ilişkin üzerinde anlaşmaya varılmış bir kavramlaştırmanın eksikliğinden zarar görmüştür (Hitlin ve Piliavin, 2004; Rohan, 2000). Bu makale bireylerin değerleriyle ilgili bu açıklığın bir bölümünü doldurmak ya da kapatmak amacıyla bir kuram sunmaktadır (Schwartz, 1992, 2005a).

Kuram bütün ülkelerdeki insanların tanıdıkları temel değerlerle ilgilidir. Belirgin 10 değer yönelimimi kimliklemekte ve bu değerler arasındaki çatışma ve uyumun dinamiklerini belirlemektedir. Bazı değerler birbirleriyle çatışır ya da çelişir (örneğin, İyilikseverlik ve Güç =Benevolence an Power). Derlerin “yapısı” değerler arasındaki bu çatışma ve uyuma gönderme yapar, görece önemlerine değil. Eğer değer yapıları kültürel olarak farklı gruplarda birbirine benzerse, bu durum insan değerlerinin evrensel bir örgütlenmesinin olduğuna işaret edecektir. Kuşkusuz, değerlerin ifade ettiği insan güdüsü çeşitleri ve onlar arasındaki ilişkiler evrensel bile olsa, bireyler ve gruplar değerlerine yükledikleri önem bakımından birbirlerinden oldukça farklılaşırlar. Diğer bir deyişle, bireyler ve gruplar farklı değer “önceliklerine” ya da “hiyerarşilerine” sahiptirler.

Bu makale kişisel değerler kuramını açıklamakta ve kimliklediği (belirlediği) değerleri ölçmek için iki farklı aracı betimlemektedir. Dünyadaki yetmişten fazla ülkede bu ölçme araçlarıyla toplanan veriler kuram tarafında ortaya atılan ya da varlığı ileri sürülen değerlerin yapı ve içeriğinin geçerliğini sağlamıştır. Ayrıca, değer önceliklerindeki bireysel farklılıkların bazı kaynaklarını ve belli değer önceliklerine sahip olmadan kaynaklanan bazı davranışsal ve tutumsal sonuçları da gözden geçireceğim. Bunu yaparken, değerlerin etkilenmesine ve davranışı etkilemelerine aracılık eden süreçler üzerinde duracağım.

Değer İçerikleri ve Yapısı Kuramı

Değerlerin Doğası
Değerlerimiz hakkında düşündüğümüzde, bizim için yaşamda neyin önemli olduğunu düşünürüz. Değişik önem dereceleriyle her birimizin benimsediği birçok değer vardır (örneğin, başarı, güvenlik, iyilikseverlik). Belirli bir değer bir kişi için çok önemli fakat bir başkası için önemsiz olabilir. Değer kuramı (Schwartz, 1992, 2005a) birçok kuramcının yazılarında örtük bir biçimde yer alan altı ana özelliği belirginleştirmektedir:1

(1) Değerler koparılamaz bir biçimde duygulara bağlı inançlardır. Değerler etkinleştirildiklerinde, duygu dolu hale gelirler. Bağımsızlığın kendileri için önemli bir değer olduğu insanlar, bağımsızlıkları tehdit edildiğinde uyarılırlar, onu korumada çaresiz kaldıklarında umutsuzluk yaşarlar ve onun tadını çıkarabildiklerinde de mutlu olurlar.

(2) Değerler etkinliği güdüleyen istendik amaçlara gönderme yaparlar. Toplumsal düzen, adalet ve yardımseverliği önemli değerler olarak benimsemiş insanlar bu amaçlara ulaşmak için güdülenirler.

(3) Değerler belirli eylem (davranış) ve durumların üstündedir, onları aşarlar. Örneğin itaatkarlık ve dürüstlük çalışırken ya da okulda, sporlarda, iş yaşamında, siyasette, ailede, arkadaşlarla ya da yabancılarla birlikte olunduğunda ilişkili olabilen değerlerdir. Bu özellik değerleri, normlar (kurallar) ve tutumlar gibi, belirli davranış, nesne ya da durumlara gönderme yapan (onlarla ilişkili olan) daha dar kapsamlı kavramlardan ayırt eder.

(4) Değerler standartlar ya da ölçütler olarak işlev görür. Değerler davranışların, siyasetlerin, insanların ve olayların seçimine ya da değerlendirilmesine rehberlik eder. İnsanlar, neyin iyi, haklı görülebilir ya da uygunsuz, yapmaya ya da kaçınmaya değer olduğuna önemsedikleri değerler için olası sonuçları temelinde karar verirler. Fakat günlük kararlarda değerlerin etkisi nadiren bilinçlidir. Değerler bilince, kişimin üzerine odaklandığı davranış ve yargılar onun için önemli farklı değerlerin çatışan sonuçları olduğunda çıkarlar.

(5) Değerler birbirine görece önemleri temelinde bir sıraya konulurlar. Değerler birbirlerine görece bir önem sırasına konulurlar. İnsanların değerleri onları bireyler olarak niteleyen sıraya konulmuş bir değer öncelikleri sistemi oluşturur. Başarıya mı yoksa adalete mi, yeniliğe mi yoksa geleneğe mi daha fazla önem yüklemektedirler? Bu hiyerarşik özellik, ayrıca, değerleri norm (kural) ve tutumlardan da ayırır.

(6) Birçok değerin görece önemi davranışa rehberlik eder. Herhangi bir tutum ya da davranışın olağan olarak birden fazla değer için doğurguları vardır. Örneğin, kiliseye gitme, hazcılık ve uyarılma değerleri pahasına (aleyhine) gelenek, uyma ve güvenlik değerlerini destekler. İlişkili, rakip değerler arasındaki uzlaşıcı alışveriş tutum ve davranışlara rehberlik eden şeydir (Schwartz,1992, 1996). Değerler bağlam içinde ilişkileri (dolayısıyla etkinleştirilmeleri olası) ve davranışta bulunan kişi için önemleri ölçüsünde davranışa katkıda bulunurlar.

1 örneğin, Allport, 1961: Feather, 1995: Inglehart, 1997: Kohn, 1969: Kluckhohn, 1951: Morris, 1956: Rokeach, 1973; Schwartz ve Bilsky, 1987.

Yukarıdakiler bütün değerlerin özellikleridir. Bir değeri diğerinden ayıran şey değerin ifade ettiği amaç ya da güdünün türüdür. Değerler kuramı her birinin altında yatan güdüye göre on geniş değer tanımlamaktadır. Varsayımsal olarak, bu değerler kültürler arasında tanınan güdüsel olarak ayrı değerler uzamını (ranjını) kapsar. Kurama göre, bu değerler evrensel olmak eğilimindedirler çünkü başa çıkmada yardımcı oldukları insan varlığının bir ya da daha fazla evrensel gereğinden (koşulundan) birinde temellenmişlerdir. Bu gerek ya da koşullar şunlardır: biyolojik canlılar olarak bireylerin gereksinimleri, eşgüdümlenmiş toplumsal etkileşimin gerekleri ve grupların yaşamda kalma ve refah gereksinimleri.

Bireyler insan varlığının bu gerekleriyle kendi başlarına başarılı olarak başa çıkamazlar. Daha doğrusu, insanlar onlarla başa çıkmak, onlarla ilgili olarak başkalarıyla iletişim kurmak ve onlara ulaşmada işbirliği sağlamak için için uygun amaçlar belirlemek zorundadırlar. Değerler bu amaçları zihinsel olarak temsil etmek ve sözcük bilgisi de onları toplumsal etkileşimde ifade etmek için kullanılan toplumsal olarak arzulanır kavramlardır. Evrimsel bir bakış açısından (Buss, 1986), bu amaçlar ve onları ifade eden değerler yaşamın devamı için yaşamsal öneme sahiptir.

Bir sonraki adım olarak, on değerden her birini ifade ettiği geniş amaç açısından tanımlıyorum, evrensel gereklerdeki temeline dikkat çekiyorum ve ilişkili değer kavramlarına gönderme yapıyorum. Her değerin anlamını daha somut ve açık hale getirmek için, ayraçlar (parantezler) içinde her değeri ölçmek için ilk taramanın (survey) içerdiğideğer maddeleri takımını sıralıyorum. Önemli bazı değer maddeleri (örneğin, kendine saygı) çok anlamlıdır; birden fazla değerin güdüsel amaçlarını ifade ederler. Bu maddeler ayraçlar içinde verilmiştir.



Kendini Yönetme. Tanımlayıca amaç: bağımsız düşünce ve davranış—seçme, yaratma, araştırma. Kendini yönetme, kontrol ve egemenlik (örneğin, Bandura, 1977; Deci, 1975) ve etkileşimsel özerlik ve bağımsızlık koşulları (örneğin, Kluckhohn, 1951; Kohn ve Schooler, 1983; Morris, 1956) için organizmik gereksinimlerden doğar. (yaracıcılık, özgürlük, kendi amaçlarını seçme, meraklı, bağımsız) [kendine saygı, zeki, özel yaşam].

Uyarılma. Tanımlayıcı amaç: heyecan, yenilik ve yaşamda zorlanma (meydan okuma). Uyarılma değerleri, tehdit edici olmaktan çok, elverişli, olumlu bir etkinleşme düzeyini sürdürmek için organizmik değişiklik ve uyarılma gereksiniminden doğar (örniğin, Berlyne, 1960). Bu gereksinim, büyük bir olasılıkla, kendini yönetme değerleri altında yatan gereksinimlerle ilişkilidir (Deci, 1975’le karşılaştırınız). (değişken bir yaşam, heyecanlı bir yaşam, cesur).

Hazcılık. Tanımlayıcı amaç: kişinin kendisi için haz ya da duyumsal doyum. Hazcılık organizmik gereksinimlerden ve onları doyurmakla ilişkili hazdan doğar. Birçok bilimsel alandan kuramcılar (örneğin, Freud, 1933, Morris, 1956; Williams, 1968) hazcılıktan söz etmiştir. (haz, yaşamın tadını çıkarma, anlayışlı)2

Başarı. Tanımlayıcı amaç: toplumsal standartlara göre yeterlik göstererek kişisel başarı sağlama. Kaynak üreten yeterli edim (performans) bireylerin yaşamda kalması, grup ve kurumların amaçlarına ulaşması için gereklidir. Başarı değerleri birçok kaynakta görülebilir (örneğin, Maslow, 1965; Rokeach, 1973). Burada tanımlandığı gibi, başarı güdüleri yaygın kültürel standartlar açısından yeterlik göstermeyi ve bu yolla toplumsal onay kazanmayı vurgular. (hırslı, başarılı, yetenekli, etkili) [zeki, kendini saygı duyan, toplumsal tanınma]3

Güç. Tanımlayıcı amaç: toplumsal konum ve saygınlık, insanlar ve kaynaklar üzerinde kontrol ve egemenlik. Toplumsal kurumların işlev görmesi, açıkça, belirli bir derecede konum

2 Önemli bir değer olmasına karşın, mutluluk dahil edilmemiştir çünkü insanlar onu hangi çıktılara değer veriyorlarsa onları elde ederek başarırlar.

farklılaşması gerektirir (Parsons, 1951). Hem kültürler içinde ve hem de kültürler arasında kişilerarası ilişkilerin çözümlendiği görgül çözümlemelerin (analizlerin) çoğunda bir egemenlik (dominance)/boyun eğicilik (submisson) boyutu ortaya çıkmaktadır (Lonner, 1980). Toplumsal yaşamın bu gerçeğini haklı göstermek ve grup üyelerini onu kabul etmeye güdülemek için gruplar gücü bir değer olarak görmek zorundadırlar. Ayrıca, güç değerleri egemenlik ve kontrol için insan gereksinimlerinin değişik biçimleri de olabilir (Korman, 1974). Değer çözümleyicileri (analistleri) güç değerlerinden de söz etmişlerdir (örneğin, Allport, 1961). (otorite, zenginlik, toplumsal güç) [toplumsal imgemi koruma, toplumsal tanınma]

Hem güç ve hem de başarı değerleri toplumsal saygınlık üzerine odaklanır. Ancak, başarı değerleri (örneğin, hırslı olma) somut etkileşimde başarılı edimin (performans) etkin gösterimini vurgularken, güç değerleri (örneğin, otorite, zenginlik) daha genel toplumsal sistem içinde başat (dominant) bir konumun elde edilmesini ya da korunmasını vurgular.

Güvenlik. Tanımlayıcı amaç: toplumun, ilişkilerin ve benliğin güvenliği, ahengi ve kararlılığı. Güvenlik değerleri temel bireysel ve grup gereksinimlerinden doğar (Kluchohn, 1951; Maslow, 1965; Williams, 1968’le karşılaştırın). Güvenlik değerlerinin iki alt türü vardır. Bazıları öncelikle bireysel çıkarlara (örneğin, temiz), diğerleri daha geniş grup çıkarlarına (örneğin, ulusal güvenlik) hizmet eder (Sagiv ve Schwartz, 2000). Ancak, bunlardan ikincisi bile, önemli bir ölçüde, kişinin kendisi (ya da özdeşleştiği kişiler) için güvenlik amacını ifade eder. Dolayısıyla, iki alt tür daha kapsayıcı bir değerde birleştirilebilir. (toplumsal düzen, aile güvenliği, ulusal güvenlik, temiz, iyiliklere karşılık verme) [sağlıklı, ılıman, ait olma duygusu]

Uyma.Tanımlayıcı amaç: başkalarını üzmesi ya da onlara zarar vermesi ve toplumsal beklenti ya da normları çiğnemesi olası davranış ve eğilimlere ket vurma. Uyma değerleri bireylerin düzgün etkileşimi ve grubun işlev görmesini kesintiye uğratacak eğilimlerin ketlenmesi gereğinden doğar. Hemen hemen bütün değer çözümlemeleri (analizleri) uymadan söz eder (örneğin, Freud, 1930; Kohn ve Schooler,1983; Morris, 1956; Parsons, 1951). Onları tanımladığım gibi, uyma değerleri genellikle yakın başkaları ile günlük etkileşimde kendini kısıtlamayı vurgular (itaatkar, kendi kendini disiplin, incelik, anababa ve yaşlılara saygı gösterme)[bağlı, sorumlu]

Gelenek. Tanımlayıcı amaç: kişinin kültürünün getirdiği görenek ve görüşlerin kabulü, onlara bağlanma ve onlara saygı gösterme. Her yerdeki gruplar paylaşılan yaşantı ve kaderlerini temsil eden uygulamalar, simgeler, görüşler ve inançlar geliştirirler. Bunlar değer verilen grup görenek ve gelenekleri olarak kabul edilir (Sumner, 1906). Grubun dayanışmasını simgeler, eşsiz değerini anlatır ve yaşamda kalmasına katkıda bulunur (Durkheim, 1912/1954; Parsons, 1951). Sık sık dinsel törenler, inançlar ve davranış kuralları biçimini alırlar. (geleneğe saygı, alçak gönüllü, bağlı, yaşamdan kendine düşün payı kabul etme) [ılımlı, ruhsal yaşam]

Gelenek ve uyma değerleri özellik güdüsel açıdan birbirine yakındır; kişinin kendisini toplumsal olarak empoze edilen beklentilere uyma amacını paylaşırlar. Bireyin kabul edip uyduğu şeylerde farklılaşırlar. Uyma sık sık etkileştiği anababalar, öğretmenler ve patronlar gibi, bireyin sık sık etkileşimde bulunduğu kişilere boyun eğmesini gerekli kılar. Gelenek daha soyut nesnelere, örneğin, dinsel ve kültürel gelenek ve görüşlere uymasını gerektirir. Doğal bir sonuç olarak, uyma değerleri şimdiki, bir olasılıkla değişmekte olan beklentilere karşılık vericiliciği özendirir. Gelenek değerleri ise geçmişten gelen değişmez beklentilere karşılık verilmesini gerektirir.

__

________________________________________________________________________



3 Başarı değerleri McClelland’ın başarı güdüsünden farklıdır. Başarı güdüsü içsel mükemmellik standartlarını karşılama ile ilgilidir. Bu kendini yönetme değerlerinde ifadesini bulur.
İyilikseverlik. Tanımlayıcı amaç: kişinin sık sık kişisel temasta bulunduğu insanların (‘iç grup’) refahını koruma ve artırma. İyilikseverlik değerleri grubun düzgün işlev görmesi yönünündeki temel istemden (Kluckhoh, 1951; Williams, 1968’le karşılaştırınız) ve organizmik toplumsallaşma (diğer insanlarla birlikte olma arzusu) gereksiniminden (Korman, 1974; Maslow, 1965’le karşılaştırınız) doğar. Bu gereksinimlerin en yaşamsal olanı aile başka temel gruplar içindeki ilişkilerdir. İyilikseverlik değerleri başkalarının iyilik ve refahı ile gönüllü olarak ilgilenmeyi vurgular (yardımcı, dürüst, sorumlu, bağlı, gerçek arkadaşlık, olgun aşk) [ait olma duyguları, yaşamın anlamı, ruhsal bir yaşam.

Hem iyilikseverlik ve hem de uyma değerleri işbirliğine dayalı ve destekleyici toplumsal ilişkileri özendirir. Ancak, iyilikseverlik değerleri böyle davranışlar için içselleştirilmiş bir güdüsel temel sağlar. Tersine, uyma değerleri işbirliğini kişinin kendisinin olumsuz sonuçlardan kaçınması için destekler. Her iki değer de birlikte ya da ayrı ayrı aynı yardım davranışını güdüleyebilir.



Evrenselcilik. Tanımlayıcı amaç: bütün insanların ve doğanın iyiliği için anlayış, takdir etme, hoşgörü ve koruma. Bu iyilikseverlik değerlerinin iç grup odağının tersidir. Evrenselcilik değerleri bireylerin ve grupların yaşamda kalma gereksinimlerinden doğar. Fakat insanlar geniş temel grubun ötesinde başkalarıyla karşılaşıncaya ve doğal kaynakların kıtlığının farkına varıncaya kadar bu gereksinimlerin farkında değildirler. İnsanlar ancak ondan sonra, farklı olanları kabul etmemenin ve onlara adil davranmamanın yaşamı tehdit edici anlaşmazlıklara yol açacağının farkına varabilirler. Ayrıca, doğal çevreyi korumada başarısızlığın yaşamın bağlı olduğu kaynakların yıkımına yol açacağının da farkına varabilirler. Evrenselcilik iki kaygı alt türünü birleştirir. Bunlar daha geniş toplumdaki dünyadaki insanların iyilik ve refahı doğanın iyiliğidir (geniş görüşlü, toplumsal adalet, eşitlik, barış içinde bir dünya, güzellik dünyası, doğayla bütünleşme, bilgelik, çevreyi koruma) [iç ahenk, ruhsal bir yaşam]

Değer kuramının daha erken bir sürümü (Schwartz, 1992) ruhsallığın evrenselciliğe yakın bir başka değer oluşturabileceği olasılığı gündeme getirmiştir. Ruhsal değerlerin tanımlayıcı amacı anlam, tutarlılık ve günlük gerçekliği aşma yoluyla iç uyum ya da ahenktir. Eğer en son ya da en yüksek anlamı bulma temel bir insan gereksinimiyse (örneğin, Niebuhr, 1935), o zaman, ruhsallık bütün toplumlarda var olan farklı bir değer olabilir. Dolayısıyla değerler taraması ruhsallığın oldukça değişik kaynaklardan derlenen olası belirleyicilerini de içermiştir (ruhsal bir yaşam, yaşamda anlam, iç uyum, geri çekilme) [doğayla bütünlük, yaşamdan paya düşeni kabul, dindar].


Değer İlişkilerinin Yapısı
On temel değer kimliklemeye ek olarak, kuram değerler arasındaki dinamik ilişkileri açıklamaktadır. Değer yapısı herhangi bir değere uygun davranışların bazı değerlerle çatışan fakat başkalarıyla uyuşan sonuçlarının olması gerçeğinden doğmaktadır. Örneğin, başarı değerleri peşinden gitme genellikle iyilikseverlik değerleri peşinden gitmeyle çatışır. Kişinin kendisi için başarı peşinde koşması onun yardımına gereksinimi olan başkalarının iyiliğini ya da refahını artırmayı amaçlayan davranışları engellemek eğilimindedir. Fakat hem başarı ve hem de güç değerlerine doğrultusunda gitme genellik uyuşur. Kişinin kendisi için kişisel başarı araması kişinin toplumsal konumunu ve başkaları üzerindeki otoritesini amaçlayan davranışları güçlendirmek ve onlar tarafından güçlendirilmek eğilimindedir. Bir başka örnek: yenilik ve değişiklik değerleri (uyarılma değerleri) peşinden gitme geçmişten gelen gelenekleri (gelenek değerleri) engellemek eğilimindedir. Tersine, gelenek değerleri doğrultusunda davranma uyma değerleri peşinden gitmeyle uyumludur. Her ikisi de dışsal beklentilere boyun eğme davranışlarını güdüler.

Değerler doğrultusunda davranışların uygulamaya ilişkin, psikolojik ve toplumsal sonuçları vardır. Uygulamaya ilişkin olarak, bir değeri destekleyen bir davranış alternatifi seçme (örneğin, tarikat töreninde uyuştucu alma—uyarılma) tam olarak rakip bir değeri çiğneyebilir ya da ona karşı olabilir. Neyin yapılacağını seçen kişi ayrıca böylesi alternafit davranışların psikolojik olarak çelişkili olduğunu sezebilir. Ayrıca, başkaları, bir davranışla kişinin sahip olduğu başka değerler arasındaki uygulamaya ilişkin ve mantıksal tutarsızlıklara işaret ederek toplumsal yaptırımlar koyabilirler. Kuşkusuz, insanlar rakip değerlere uygun davranabilirler ve davranmaktadırlar da, fakat tek bir davranışta değil. Bunu daha çok farklı davranışlar aracılığıyla , farklı zamanlarda ve farklı ortamlarda yaparlar.




Şekil 1’deki dairesel yapı değerler arasındaki toplam çatışma ve uyum ilişkileri örüntüsünü göstermektedir. Gelenek ve uyma tek bir kesitte yer almaktadır çünkü aynı geniş güdüsel amacı paylaşmaktadırlar. Bu gelenek değerlerinin karşıt değerlerle daha güçlü bir biçimde çatıştığına işaret etmektedir. Gelenek değerleriyle bağlantılı beklentiler uyma değerlerinin etkileşim temelli beklentilerinden daha soyut ve kesindir. Dolayısıyla, karşıt değerlerin daha güçlü, kesin reddini gerektirirler.

Değerleri iki uçlu iki boyut boyunca örgütlenmiş olarak görmek rakip değerler arasındaki karşıtlık ya da zıtlıkları özetlememize izin vermektedir. Şekil 1’de görüldüğü gibi, bir boyut ‘değişikliğe açıklık’ ve ‘muhafazakarlık’ değerlerini karşı karşıya getirir. Bu boyut düşünce, davranış ve duyguların bağımsızlığını ve değişikliğe hazırlığı (kendini yönetme, uyarılma) vurgulayan değerlerle düzeni, kendini kısıtlamayı, geçmişin korunmasını ve değişikliğe direnmeyi (güvenlik, uyma, gelenek) vurgulayan değerler arasındaki çatışmaları gösterir. İkinci boyut ‘kendini yüceltme’ ve ‘kendini aşma’ değerlerini karşı karşıya getirir ya da zıtlaştırır. Bu boyut başkalarının iyilik ve çıkarlarını vurgulayan değerlerle (evrenselcilik ve iyilikseverlik) kişinin kendi çıkarları ve görece başarısı ile başkaları üzerinde egemenliğini vurgulayan değerler (güç, başarı) arasındaki çatışmayı gösterir. Hazcılık hem değişikliğe açıklığın ve hem de kendini yüceltmenin ögelerini paylaşır.

Kuram on değer belirlemekle birlikte, daha temel bir düzeyde, değerlerin bir ilişkili güdüler sürekliliği oluşturduğuna işaret etmektedir. Bu süreklilik dairesel yapıyı doğurur. Sürekliliğin doğasını açıklığa kavuşturmak için, birbirine yanaşık değerlerin paylaştıkları güdüsel vurgulara dikkati çekiyorum: (a) güç ve başarı—toplumsal üstünlük ve saygı; (b) başarı ve hazcılık—benmerkezli doyum; (c) hazcılık ve uyarılma—duygusal olarak zevkli bir uyarılma; (d) uyarılma ve kendini yönetme—yenilik ve becermeye karşı içten ilgi; (e) kendini yönetme ve evrenselcilik—kişinin kendi yargısına güvenmesi ve varlığın çeşitliliğiyle rahat olması; (f) evrenselcilik ve iyilikseverlik—başkalarının yüceltilmesi ve bencil çıkarların aşılması; (g) iyilikseverlik ve gelenek—kişinin kendini kendi iç grubuna adaması; (h) iyilikseverlik ve uyma—yakın ilişkileri özendiren normatif (kuralsal) davranış; (i) uyma ve gelenek—benliğin toplumsal olarak empoze edilen beklentilere boyun eğmesi; (j) gelenek ve güvenlik—yaşama belirginlik kazandırmak ya da onu belirsizlikten kurtarmak için var olan toplumsal düzenlemeleri koruma; (k) uyma ve güvenlik—ilişkilerde düzen ve uyumu koruma; (l) güvenlik ve güç—ilişkileri ve kaynakları kontrol ederek tehditlerden kaçınma ya da tehditleri aşma.

Özet olarak, değerlerin dairesel düzenlemesi güdüsel bir sürekliliği temsil etmektedir. Daire çevresinde iki değer her iki yönde birbirine yaklaştıkça altlarında yatan güdülerdeki benzerlik artmaktadır; iki değer arasındaki uzaklık arttıkça ise altlarından yatan güdüler daha düşmanca ya da karşıt hale gelmektedir. Değerlerin güdüsel bir süreklilik oluşturdukları görüşünün yaşamsal bir doğurgusu (sonucu) vardır: değer maddeleri alanının on belirgin değere bölünmesi keyfi bir kolaylıktır. Değer maddeleri alanını yapılan çözümlemenin (analiz) gereksinim ve amaçlarına göre aşağı yukarı iyi ayarlanmış belirgin değerlere ayırmak mantığa uygundur. Değerleri dairesel güdüsel bir yapı içinde örgütlenmiş olarak düşünmek değerlerin başka değişkenlerle ilişkileri için önemli bir doğurgusu (sonucu) vardır. On değerlik takımın bütününün her hangi bir değişkenle bütünleşmiş bir biçimde ilişkili olduğuna işaret eder. Bu doğurguya (sonuca) aşağıda yeniden döneceğim.


Değer Önceliklerini Ölçme
Shwartz Değerler Taraması
Değerleri ölçmek için kurama dayalı olarak geliştirilen ilk araç şimdilerde Schwarts Değerler Taraması ya da ŞDT (Schwartz Value Survey) (SVS; Schwartz, 1992, 2005a) olarak bilinmektedir. ŞDT iki değer maddeleri listesi sunar. Bunlardan ilki gizilgüç olarak arzulanabilir son durumları isim biçiminde betimleyen 30 madde içerir; ikincisi gizilgüç olarak arzulanabilir davranış biçimlerini sıfat biçiminde betimleyen 26 ya da 27 madde içeirir.4 Her madde bir değerin güdüsel amacının bir yönünü anlatır. Maddeyi izleyen ayraç içinde açıklayıcı bir deyim anlamını daha da belirgin hale getirir. Örneğin, ‘EŞİTLİK (herkes için fırsat eşitliği)’ bir evrenselcilik maddesidir; ‘HOŞNUTLUK (istek ya da arzuların doyurulması)’ bir hazcılık maddesidir.

Yanıtlayıcılar (katılımcılar) her değer maddesinin önemini “yaşamımda rehberlik eden bir ilke olarak” 7 (aşırı derecede önemli), 6 (çok önemli) 5, 4 (etiketlenmemiş), 3 (önemli), 2, 1 (etiketlenmemiş), 0 (önemli değil), -1 (değerlerime karşı)5 değerlendirmektedir. İnsanlar değerlerin büyük çoğunluğunu orta derece ile önemli arasında değişir olarak görmektedirler. Simetrik olmayan bu ölçek ön testler ortaya çıktığı gibi, insanların değerler hakkında düşünme biçimlerinin haritasını çıkarmak için yukarı uçta uzatılmış tabanda ise yoğunlaştırılmıştır. Ölcek ayrıca, katılımcı ifade etmekten ya da desteklemekten kaçındıkları değerlere karşı olduklarını belirtebilmelerine olanak sağlar. Bu özellikle kültürler arası çalışmalar için gereklidir çünkü bir kültürdeki ya da alt kültürdeki insanlar başka kültürlerden değerleri reddedebilirler. ŞDT 47 dile çevrilmiştir.

Her değerin önem puanı önceden o değerin belirticisi olarak gösterilen maddelere verilen değerlendirmelerin ortalamasıdır. Her değeri ölçmek için gerekli madde sayısı, değerlerin kavramsal genişliğini yansıtır biçimde üçle (hazcılık) sekiz (evrenselcilik) arasında değişir. Yalnızca çok boyutlu ölçekleme (SSA=Çok boyutlu ölçekleme çözümlemesi; Schwartz, 1992, 1994, 2005a) ve doğrulayıcı faktör çözümlemesi (analizi) (CFA=doğrulayıcı faktör çözümlemesi); Schwartz ve Boehnke, 2004) kullanan çözümlemelerde kültürler arasında eşit anlamlılığa yakın bulunan değer maddeleri indekslere alınmıştır. İki yüz on iki (212) örneklemde (ulusal düzeyde temsil edici, öğretmen, öğrenci) 10 değerin alpha güvenirlik katsayıları gelenek için .61’le evrenselcilik için .75 (Schwartz, 2005b) değişmektedir ve ortalamaları .68’dir.



Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə