Avrupa biRLİĞİ’Nİn oluşum süreci, GÜNÜMÜz siyaseti ve ekonomiSİndeki rolü Burak Hamza ayaz atilla Arda beşen giRİŞ



Yüklə 53,59 Kb.
tarix12.01.2019
ölçüsü53,59 Kb.
#95215

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN OLUŞUM SÜRECİ, GÜNÜMÜZ SİYASETİ VE EKONOMİSİNDEKİ ROLÜ

Burak Hamza AYAZ - Atilla Arda BEŞEN

1.GİRİŞ

Avrupa Birliği kurulduğundan günümüze pek çok farklı şekilde gelişerek gelmiştir. Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun parasal ve ekonomik birleşimi tam sağlaması ile birlikte AB bugünkü şeklini almıştır. Siyasal olarak dünya sahnesinde olan AB’yi tartışmak zor olacağından günümüzün önemli geçmiş ve yaşanan iki konusuna değinerek değerlendirme yapmayı seçtim. Ukrayna Krizi ve Avro Krizi Avrupa Birliği’nin dünya üzerindeki şu anki konumu hakkında bize genel bir fotoğraf sunacaktır. Yaşanan krizin sebepleri ve çözüm yollarının AB’yi sürükleyeceği yolların analizi önem taşımakta olup, AB’nin kaderini belirleyeceği bir yola girdiği görülmektedir. Her siyasal ve ekonomik olay AB için bir fırsat ya da bir çöküş olma özelliği taşıyacaktır.



Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupa Ekonomik Topluluğu, Ukrayna Krizi, Avro Krizi.

1.ABSTRACT

European union has many changed of the shape since its founding. Eroupean union has establishad as a full with monetary and economics union after EU was take present situation. Discussing EU political effects on the World political decisions hard thing at this point. I chose two lead point past and future’s event: Ukraine Crisis and Euro Crisis. All of crisis will determine to EU on the world. This event give us a big picture about EU politics. About the crisis reasons and solutions will to drag EU to many ways and very important about world politics EU came into make destiny of itself. Every political and economic events are opportunity or fall for EU.



Key Words: European Union, Europen Economic Union, Ukraine Crisis, Euro Crisis.

2.AVRUPA BİRLİĞİ’NİN TARİHSEL OLUŞUMU

2.1. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ( AKÇT )

Avrupa Birliği’nin kurulmasına zemin hazırlayan önemli bir topluluktur. Bu topluluğun kurulmasında başlıca iki ülke etkili olmuştur. Fransa-Almanya arasındaki savaş tehditlerinin ortadan kaldırması ve uyuşmazlıkların önlenmesi düşüncesi doğrultusunda dönemin en önemli sanayi hammaddeleri olan kömür ve çelik endüstrilerin bir araya getirilmesi planlanmıştır. AKÇT oluşturulması önerisi ilk olarak Fransız dışişleri bakanı Robert Schuman tarafından belirtilmiştir. Uluslarüstü prensiplere göre oluşan topluluk 1951 Paris Antlaşması ile yalnızca Fransa ve Almanya’nın katılımlarıyla değil, İtalya ve üç Benelüks ülkesi olan Hollanda, Belçika ve Lüksemburg tarafından oluşturulmuştur. Bu topluluğun amaçları arasında, kömür ve çelik ortak pazarı yaratmak, işsizlik oranını düşürmek, katılma ülkelerin ekonomilerini iyileştirmek ve pazarı geliştirmek yatmaktadır (4 Temmuz 2008 tarihli Europen Coal and Steel Community maddesi).



2.2. Avrupa Ekonomik Topluluğu ( AET )

Avrupa Ekonomik Topluluğu, 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması ile kuruldu. Malların, iş gücünün, hizmetlerin ve sermayenin altı üye devlet (Belçika, Federal Almanya, Fransa, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda) tarafından ortak bir pazarda serbestçe dolaşımını sağlamak amacıyla kurulmuş bir ekonomik topluluktur (T. C. Avrupa Birliği Bakanlığı). Topluluğa üye olan ülkelerin uygulamayı amaçladıkları tek para biriminin kullanılması, sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ve üye ülkeler arasında ekonomi yönünden birçok politika uyumunun sağlanması gibi amaçların AET’nin temel hedefleri olan ekonomik ve parasal birliğin sağlanması doğrultusunda oluşturulduklarını görmekteyiz (türkçebilgi, t.y.).



2.3. Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ( EURATOM )

Avrupa Birliği’nin oluşmasında etkili olan uluslararası örgütlerden biride Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu kısa adıyla EURATOM’dur. Bu örgüt 1957 tarihinde Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kurulmasını öngören Roma Antlaşması’nın imzalandığı günde kurulmuştur. Ortak bir bilim ve teknoloji politikası benimseyen örgütte nükleer enerjinin gelişimini AB’ deki kullanıcıların nükleer yakıt kaynaklarını eşit ve düzenli kullanılmasını ve nükleer maddelerin farklı amaçlarla ( özellikle askeri ) dönüştürülmesini önlemeyi amaçlamıştır (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu).



2.4. Birleşme Antlaşması ( Brüksel Antlaşması ) ve Maastricht Antlaşması

Birleşme Antlaşması ( Füzyon Antlaşması ), 8 Nisan 1965 tarihinde o dönemin üç Avrupa topluluğu olan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu için Avrupa Toplulukları adı altında tek bir konsey ve komisyon oluşturulmasını sağlayan antlaşmadır. ( AB İlişkileri Müdürlüğü ). ‘‘ Temmuz 1987’de imzalanıp 1 Ocak 1988’de yürürlüğe giren ‘‘ Avrupa Tek Senedi ’’ ile sınırlardan doğan engeller neredeyse tamamen kaldırılmış ve ‘‘ Avrupa Tek Pazarı ’’ oluşturulmuştur. ’’ Avrupa Topluluğu olarak adlandırılması çok uzun sürmemiş ve yeni bir antlaşmayla isim son halini almıştır (Hasgüler ve Uludağ, 2012, s. 338-339).

Maastricht Antlaşması günümüzdeki AB’nin son halini almasını sağlayan antlaşmadır. 1992’de imzalanarak 1993’de yürürlüğe girmiştir. Getirdiği yeniliklere bakacak olursak Avrupa Topluluğu AB adını almış ve AET kısaltması AT olarak değiştirilmiştir. Bu antlaşmayla ekonomik ve parasal birliğin gerçekleştirilmesi amaçlanmış bunun yanında dış politika ile içişleri ve hukuk alanında işbirliği sağlanmıştır(Türkiye Avrupa Birliği Heyeti).

3. AVRO KRİZİ

3.1. Avro Krizinin Kısa Hikâyesi

Avrupa bütünleşmesi 21. yüzyılda daha etkili ve kapsamlı olmaya başlamıştır. 11 ülke ortak paraya geçme kararı alarak Maastricht Antlaşmasını bir üst seviyeye taşımıştır. Bu siyasal ve ekonomik açıdan önemli bir durum olarak yer alacaktır. Bu para biriminin( avro ) kullanılmaya başlaması ile siyasal yapılanma, bir kimlik inşası ve egemenlik simgesi olarak AB’nin verdiği mesajlar arasında yer alacaktır. AB’nin en önemli başarısı ise SSCB’nin çözülmesinin ardından ayrılan Doğu Avrupa ülkelerini yumuşak güç yardımıyla dönüştürebilmesidir (Smith, 2005, s.271-291). ‘‘ Ancak, Avrupa bütünleşmesinin başarıları, gereken kurumsal güçle desteklenmediğinden, kısa sürede, kendi içinde yeni sorunları da biriktiren bir mekanizmaya dönüştü.’’ Anayasallaşma sürecininFransa ve Hollanda’da kesintiye uğraması AB’yi varoluşsalbir sorunun içine atacaktı. Asıl büyük sorun ise 2007/2008 küresel krizin Avrupa’ya sıçrayarak kısa sürede avro krizine dönüşmesiydi. İlk olarak Yunanistan krizi ve devamında iflasıyla ortaya çıkan kriz İspanya, Portekiz ve İtalya’ya doğru yürümüştür. (Öniş ve Kutlay, 2012, s. 4-6).



3.2. Ekonomik Bütünleşme ve Siyasal Parçalanmışlık

Avro Krizinden itibaren suçlama yarışı kendini gösteren bir boyuta ulaşmıştı, sorunun asıl sebepleri ve nasıl çözüleceği ile ilgilenmek yerine sorun için birbirlerini suçlayan Avrupa Devletleri vardı. Bu suçlama yarışına giren devletler 2 şekilde gruplanmıştı. Merkez grubu ve çevre grubu.



https://scontent-fra.xx.fbcdn.net/hphotos-xpa1/v/t34.0-12/11195407_10153262927911926_432069708_n.jpg?oh=34474d8b84f3a5e7566b0de63b182cdc&oe=553f55bb

Kriz Yunanistan’la kendini göstermesiyle beraber çevre gruplarının tepkisini çekmiştir. Çevre grubu birlik sloganını yerine getiremeyen merkez grubuna yüklenmiştir. Yunanistan krizinin sebebi olarak Yunanistan’ın üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği söylenmektedir. Ne var ki Yunanistan hiçbir birlik ekonomi politikasını uygulayamamıştır. Ekonomik bütünlük fikri farklı koşulların (siyasi, sosyal, ekonomik) bulunduğu ülkelerle merkez ülkeler arasında siyasi parçalanmışlığa yol açmıştır. Almanya ve etrafındaki merkez grubunu oluşturan diğerülkeler ve AB politikalarına kendi siyasal ve finansal yapıları dolayısı ile daha iyi uyum sağlayabilmektedir.

Şöyle ki ortak paraya geçilmesiyle beraber maliye politikaları da ortak para politikasına uygun yapılmaya başlamıştır. Merkez grubu bu durumu daha rahat uygularken, Yunanistan, İspanya gibi ülkelerin bulunduğu çevre grubu politikaları gerçekleştiremeyecektir. Ulusüstü bir yapı olan AB içindeki bu dengesizlik ulus devlet ekonomi politikalarının devam etmesine sebep olacaktır. AB bu durumu çözme amaçlı İstikrar ve Büyüme Paktı’nı gündemine almıştır. Bu paktın amacı üye her devletin ekonomik istikrar ve büyümesini sağlamaktı ancak ekonomi politikaları karşısında büyük engel oluşturdu. Yunanistan’ı Almanya’nın kurtarma paketleri kurtaramamıştı ve krizin boyutu daha farklı bir hal almaktaydı. Bu avro krizi çözülmedikçe AB’nin geleceğini kestirmek çok mümkün olmayacaktır. Ubide’nin de dediği gibi;

‘‘Avrupalı liderler artık çok açık bir tercih yapmak durumundalar. Avronun varlığını sürdürebilmesi için ya devam edip Ekonomik ve Parasal Birlik’i tamamlayacaklar ya da avro bölgesini mevcut haliyle çökmesi riskini kabul edeceklerdir.’’ (Alıntılayan: Baldwin ve Gros, 2010, s. 1).

Federalist Avrupa fikri ve uluslar Avrupası fikri avro bölgesi krizinin iki temel dinamiğini oluşturacaktır (Öniş ve Kutlay, 2012, s. 6-10).

3.3. Üç Muhtemel Çözüm Yolu

Avro bölgesinin nasıl bir geleceğe sahip olacağı yeniden yapılanma sürecinde izlenecek ‘‘siyasi girişimcilik’’ tarafından belirlenecektir. Bölgenin düzelmesi ve istikrara ulaşması için yapılacak belli politikalar varlığını göstermektedir. Her bir politikanın gerçekleşmesi durumunda Avrupa’nın bütünleşmesinin izleyeceği yol oldukça farklı olacaktır. Buna bağlı olarak AB’nin küresel siyasetteki rolü kapsamlı olarak değişecektir. Çok vitesli bir AB, değişken geometrili Avrupa ve a la carte Avrupa temel terminolojilerdir. Birincisinde entegrasyon değişkeni olarak zaman ikincisinde coğrafya üçüncüsünde ise konu / tema yer almaktadır. Bu terminolojileri tablo ile açıklamak yararlı olacaktır (Öniş, Akşam Gazetesi, 2011; Kutlay, USAK Raporları, 2011).



https://scontent-mrs.xx.fbcdn.net/hphotos-xpa1/v/t34.0-12/11178608_10153261952526926_858069590_n.jpg?oh=95ebb2f1692111ed3a6102867e6aabd9&oe=553f1dff

Şimdi 3 önemli başlığı incelemek AB’yi biraz daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.



3.3.1. Tamamen Dağılma

Avro bölgesinin geleceğine ilişkin en önemli nokta tamamen dağılmadır. Avro ülkelerinin özellikle merkez ülkelerinin inatçı ve küçük ülkeleri etkilemeyen politikalarda ısrar etmesi Yunanistan, İspanya gibi ülkelerin iflasını düzeltmeyecek ve belki de başka ülkeleri iflasa sürükleyecektir. Bu durum AB’nin çöküşüne bile yol açabilir. Üyelerin hepsi ayrılıp ulus devlet para sistemine ve ulus devlet politikalarına dönmeyi düşünebilir. AB liderleri tamamen dağılmayı göze alamayacaklarını belli etmektedirler. Bu en uzak çözüm yolu olarak gözükmektedir (Öniş ve Kutlay, 2012, s. 10-14).



3.3.2. Tamamen Yeniden Yapılanma

2. bir senaryo ise bölgenin yeniden yapılanması düşüncesidir. Optimum para bölgesi olmasını engelleyen koşulların ve yapısal sıkıntıların kaldırılması için kapsamlırejim sürecine girilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle ekonomik bütünleşme / siyasal parçalanmışlık paradoksunun ortadan kaldırılması ve küçük ülkelerin cesur adımlar atması sağlanmalıdır. Federal bir AB bu yapılanma içinde uygun sistem olarak görünmektedir. Bu demek oluyor ki ulus devlet sistemi tekrar bu şekilde gündeme gelmektedir (Öniş ve Kutlay, 2012, s. 10-14).



3.3.3. A La Carte

3. bir alternatif çözüm yolu ise a la carte Avrupa yoludur. Bu çözüm yolu sub-optimal bir çözüm yoluna işaret etmektedir. Tamamen yeniden yapılanma, siyaseten uygulanabilir olsaydı en iyi çözüm yolu olacaktı belki de ama yerini 2. en iyi çözüm yolu a la carte a bıraktı. Bu yol bize merkez-çevre dairesini çizdirecektir. İç içe geçmiş daireler şeklinde yapılanacak yeni Avrupa’yı tesis etmektir. Bu dairelerdeki ülkeleri belirlerken ekonomik özellikleri dikkate alan bir yapı oluşturulacaktır. Bu bütünleşme hareketi Avrupa’ya ve AB’ye yararlı bir esneklik kazandıracaktır (Öniş ve Kutlay, 2012, s. 10-14).



https://scontent-mrs.xx.fbcdn.net/hphotos-xpf1/v/t34.0-12/11195298_10153265692926926_1611892724_n.jpg?oh=93d657f747862bd4ef47c49dbeafdedd&oe=553f002c

Avrupa bu 3 temel maddeden herhangi birini seçmek veya yeni çözüm yolları üretmek zorundadır. A la carte yöntemi ise AB’ye yarayacak en iyi ve pratik yol olarak gözükmektedir (Öniş ve Kutlay, 2012, s. 10-14).



4. UKRAYNA KRİZİ

4.1. Krizin Oluşumu

SSCB ve sonrasında gelen Sovyetlerin birleşmesiyle beraber birçok devlet SSCB adı altında toplanmıştı. Ukrayna’da bunlardan biriydi ve SSCB’nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlıklarını ilan eden devletler arasında Ukrayna’da yerini alacaktı. Günümüzde ise yaşadığı krizle gündeme gelen Ukrayna ve buna bağlı olarak ABD, AB ve Rusya’nın tutumunu ele almamız ve gözlemlememiz gerekiyor. Son dönemde Rus yanlısı olarak bilinen Viktor Yanukoviç’in izlediği politikalar ve Rusya AB arası kaldığı ikili durumu onu yerinden, Ukrayna’yı rahatından edecekti. AB ile imzalanan Ortaklık Antlaşması ve Rusya ile imzalanan 15 milyar dolarlık ekonomi anlaşması Yanukoviç’i siyasi olarak arada bırakıyordu. Ülkede başlayan Batı yanlısı gruplara Parlamentoda alınan protesto ve gösteri yasası kararından sonra, sağcı, radikal kesimlerde katılım göstermeye başladı. Bu kesimleri bastırabilmenin tek yolu ise erken seçim olarak gözükmekteydi. Yanukoviç tansiyonu düşürme adına Yatsenyuk’a Başbakanlık önerisi yaptıysa da bu kabul edilmedi. 2004 Anayasası’nın yeniden uygulamaya konulması ile birlikte parlamento güç kazanmış Yanukoviç ise güç kaybına uğramıştı. Yeni hükümet 27 Şubat’ta ArseniyYatsenyuk’la kurulacaktı (Özdal ve diğerleri, 2013, s. 2-7).

Ukrayna’nın jeopolitik konumu itibariyle önemli bir Avrupa ülkesi olduğunu düşünürsek krizin oluşumuna neden olan etkileri daha açık bir şekilde görebiliriz. Bu konuyu doğrular nitelikte bir örnek verecek olursak Büyük Satranç Tahtası adlı kitabın yazarı olan Berzinski ’ye rahatlıkla atıf yapabiliriz.Berzinski kitabında Ukrayna’yı konumu itibariyle önemli ülkelerden sayarak uluslararası alanda da önemli bir paya sahip olduğunu dile getirmiştir (Akdemir, 2014; 61). Bu denli küresel çapta varlığı hissedilen ülkelerde oluşabilecek bir kriz geniş etkilere sahip olabilir. Bilindiği gibi krizin oluşumunun başlıca nedeni Ukrayna’da yaşanan siyasi istikrarsızlıktır. Konum olarak önemli sayılan ülke tipleri genel itibariyle toprak bütünlüğüne önem vermektedir. Ukrayna da bu ülkeler arasında yer almasından dolayı siyasi yapıda oluşabilecek bir istikrarsızlık toprak bütünlüğünü tehlikeye sokacaktır. Genel olarak Ukrayna siyasi yapısına baktığımızda sol cephe, liberal merkez ve milliyetçi muhafazakâr sağ şeklinde olmak üzere üç gruptan oluştuğunu görmekteyiz. Ancak 1990-2014 yılları arasında hiçbir parti parlamentoda hükümeti kurmak için yeterli çoğunluğu sağlayamamıştır. Bu da göstermektedir ki Ukrayna’nı siyasi hayatında hiç kimse hâkimiyet sağlayamamıştır (Derman ve Ongarova, 2014; 13-17).

4.2. Rusya’nın Tutumu

Ukrayna’daki olayları Batı operasyonu olarak, Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın radikal gruplar tarafından devrildiğini dile getirdi birçok kez. Moskova Kiev yönetimine meşru girme yanlısı değildi. Kırım’daki istikrarsızlıkları görüşme talebini de reddetti. Rusya’nın Ukrayna’yı önemsemesinin birçok sebebi vardı. Resmi dil Rusça iken yeni hükümetle değişen dil Rusya’yı rahatsız etti. Ukrayna içindeki %18’lik nüfusta Rus nüfusta kısmi bir önem taşıyordu. Ayrıca Kırım’daki Rus üssü ve %60’lık Rus nüfus Kırım konusunda Rusya’yı daha hassas kılıyordu. Rusya’nın yaptığı 15 milyar dolar borçlanma anlaşmasının ödenen 3 milyarından geriye kalan 12 milyarın askıya alınması ve Ukrayna’nın 35 milyarlık ekonomik yardıma ihtiyaç duyduğunu açıklaması ise Rusya’nın elini güçlendiren bir konu olacaktı. Rusya, Kırım ve Ukrayna konusunda doğalgaz tehdidini ( Gazprom ) kullanmaktan geri kalmayacaktı ve bu durum AB ile olan ilişkilerini büyük ölçüde etkileyecekti (Doroshev, 2014, s. 01-29; USAK Raporları).

AB’nin doğu bloğunda artan etkinlikleri Rusya için bir risk teşkil etmektedir. AB’nin NATO birlikteliği ile doğuya ilerleyişine karşılık Rusya batı bloğundaki örgütlerle işbirliğine gitmiştir. Rusya’nın süper güç olma hedefi AB üyelerinin (özellikle doğu bloğunda yer alan AB üyeleri) Rusya’nın ortaklık ve işbirliği anlaşmalarını kabul etmeme sonucunu doğurmuştur. Rusya psikolojik olarak kendisini büyük güç konumunda görmeyi devam ettirmesi şeklindeki tutumu AB ile aralarındaki çatışma dinamiklerinin sürekli gündemde kalacağının bir göstergesidir (Zhussipbek, 2011; 53-54).

4.3. Rusya AB Arası İthalat-İhracat İlişkilerinin İstatistiksel Değerlendirilmesi

İstatistiksel değerlendirmeye geçmeden önce asıl konumuz olan krizde AB’nin rolü, etkisi ve yaptırımlarını incelememiz gerekmektedir. AB (dolayısıyla ABD) ile Rusya arasında tampon bölge özelliği gören Ukrayna her iki taraf içinde büyük önem taşımaktaydı. Ukrayna sonra Danimarka üzerinden gelen petrol ve doğalgaz AB’yi Rusya’ya büyük ölçüde bağımlı kılmaktaydı. AB Rusya’ya karşı özellikle Kırım hamlesinden sonra yaptığı yaptırımların çok sembolik olması beklenmektedir. Rusya’nın üst düzey yetkili insanlarına ve iş adamlarına getirilen seyahat etme, Avrupa mallarına el koyma gibi yaptırımlar Rusya’yı yıldıracak güçte olmayacaktı. Özellikle AB’nin bel kemiği Almanya’nın Rusya karşısında alacağı tutumda çok kritikti. Merkel, Putin’in ikna edilmesi ve sembolik yaptırım uygulaması yönünden tavır koyuyordu ortaya. Rusya ile ilişkileri bozmak istemeyen Merkel AB’nin sınırlandırıcı gücünü kısıtlamış oluyordu. Almanya 2013 yılında 40,2 milyar gaz alarak Rusya’dan Gazprom için en büyük pazarı sağlamaktaydı (Doğal Gaz Arz İstatistikleri).



Wintershall Holding ve Verbundnetz Gaz Gazprom ile yoğun ilişki içinde bulunmaktadırlar. Bu iktisadi ilişki ise göz ardı edilemeyecek şekildedir. Avrupa’nın Rusya’ya karşı farklı tutumları da AB’nin Rusya’ya olan etkisini azaltmaktadır. Bu elimizde çok önemli bir unsur olarak duracaktır (Özdal ve diğerleri, 2013, s. 14-15).

Tablo 4: SITC (Standart Uluslararası Ticaret Sınıflaması) Bölümlerine Göre Rusya ile AB Ticareti Arasındaki En İyi 5 Ürün Grubu Sıralaması




İthalat




Değer (€)

Genel Toplam (%)

Mineral yakıtlar, yağlayıcılar ve ilgili malzemeler

78,164

65.8

Temel olarak sınıflandırılan ve imal edilen malzeme ürünleri

14,745

12.4

Diğer

11,470

9.7

Kimyasal maddeler ve ilgili ürünler

4,439

3.7

Ham petrol hariç yanmayan hammaddeler

3,424

2.9




İhracat




Değer (€)

Genel Toplam (%)

Makine ve taşıma ekipmanları

31,202

43.1

Kimyasal maddeler ve ilgili ürünler

15,709

21.7

Çeşitli imalat eşyaları

9,432

13.0

Temel olarak sınıflandırılan ve imal edilen malzeme ürünleri

8,008

11.1

Yiyecek ve canlı hayvanlar

3,188

4.4

(Veriler, Avrupa Komisyonu’nun yayınladığı istatistiki verilerden derlenerek oluşturulmuştur. Kaynak için bknz. ‘‘European Union, Trade in Goods with Russia’’, European Commission Directorate General For Trade, 7 Kasım 2013; http://trade.ec.europa.eu/doclib/docs/2006/september/tradoc_113440.pdf).

Yukarıdaki AB’nin Rusya ile yapmış olduğu dış ticaret rakamları hakkında söyleyeceğimiz ilk şey ihracat ve ithalat değerlerinin Standart Uluslararası Ticaret Sınıflaması Bölümlerinden alındığı olacaktır. Bu ticaret sınıflandırması İngilizce açılımından Türkçeye çevrilen ‘‘SITC Sections’’olarak karşımıza çıkmaktadır. Tablo 4 verilerine baktığımızda şunu açık bir şekilde söyleyebiliriz ki AB yakıt ve doğal gaz ithalatı konusunda bir hayli Rusya’ya bağımlı bir yapı oluşturmaktadır. Doğal gaz sorununu ABD aracılığıyla çözmeye çalışsa da AB’nin bu konuda pek başarılı bir yol çizdiğini söyleyemeyeceğiz. Başka bir deyişle AB belli bir süre daha Ukrayna aracılığıyla Rusya’dan doğal gaz ithal edeceği aşikâr gözükmektedir. AB’nin ithalat rakamlarına karşılık olarak dikkatleri ihracat verilerine çektiğimizde genel toplam içerisinde %43,1’lik bir makine ve ekipman ihracatı ile AB, Rusya’ya karşı olan ithalat rakamlarını dengelemeye çalışmaktadır. Ancak 2016 verilerine göre AB’nin Rusya ile olan dış ticaret rakamlarına baktığımızda ithalat rakamlarının en iyi 5 ürün grubu içerisinde ihracat rakamlarına göre daha fazla olması AB’nin dış ticaret açığıyla karşı karşıya kaldığını göstermektedir.



5. SONUÇ

AB’nin geçmişten günümüze etkilerini daha ayrıntılı olarak incelemek uzun birgüncel konu ve sorunlar kitabı demek olduğundan AB’nin tarihsel dokusunun nasıl oluştuğu, günümüze nasıl geldiği ve günümüz Ukrayna Krizinin yanında kendi içine sıçrayan dünya krizi karşısındaki etkisi ve tutumlarını anlatmaya çalıştım. AB oluşumunu ekonomik birlikten hem siyasal hem de ekonomik birliğe çevirme kararı almıştır. Maastricht Antlaşması ile parasal ve ekonomik birliğini sağlarken Lizbon Antlaşması ile avroya geçiş yapmıştır. AB’nin ekonomi ve siyasi politikaları günümüzde daha tartışılır hale gelmiştir. Ekonomik olarak kendini krizde bulan ve hala toparlanmaya çalışan AB’nin çözüm yolları belli başlıklarda birleşmiştir. Bu ekonomik yapılanmaya çevirmesi ise en olası ihtimaldir. Eğer bu gidiş devam ederse tekrar ulus devlet politikalarına dönecek olan AB tamamen dağılma riskini göze alamayacağını gözler önüne sermiştir. Siyasal alanda ise günümüz güncel konusu Ukrayna Krizi’nde AB’nin rolü elinden sembolik yaptırımlar olması ve bu yaptırımları daha ileri düzeyde uygulayabilmesi yönünden tartışmalıdır. Rusya ise AB’ye karşı daha somut ve büyük bir yaptırım olan doğalgaza sahiptir.

AB’nin bel kemiği Almanya’nın Rusya ile olan ilişkileri de tabi ki AB’nin sert bir adım atmasını engellemektedir. ABD’nin Rusya karşısında bir müttefik mi yoksa bir dal mı olarak kullandığı belli olmayan AB geri planda ve etkisiz kalmaktadır. Bu durumun aynısını Körfez Savaşı’nda da yaşayan AB Birleşmiş Milletlerin (BM) politikalarını kabul etmek zorunda kalmasından dolayı dünya sahnesinde özellikle siyasal alanda BM’nin dolayısıyla ABD’nin gerisinde kalmaktadır. Ukrayna Krizi de Rusya için bir prestij aşaması olup tavır vermesi beklenmektedir. Bu durumla beraber AB, Rusya karşısında da itibar kaybına uğramaktadır. AB içindeki krizi çözemezse ekonomik anlamda da geri planda kalmaya ve belki de çökmeye doğru gidecektir. ABD’nin başka kıtadaki kolu gibi gözüken AB bu imajdan bir an önce kurtulmalıdır. Bir yandan ise Rusya'nın vermeye çalıştığı mesajı da göz ardı etmemek gerektiğini inancındayım güç mücadelesi yıkıldığı düşünülen Doğu-Batı blokları arasında hala devam etmektedir tek farkı biçim ve isteğin farklı bir boyutta karşımıza çıkmasıdır. Avrupa ile ilgili sorulması gereken nokta ise Brexit'in Avrupa'ya getireceği aydınlanma mı yoksa bir kararma mı ?

6. KAYNAKÇA

Akdemir, E. (2014). Avrupa Birliği’nin Ukrayna Politikası: Eski Komşu Mu? Yeni Aday Mı?, Karadeniz Araştırmaları, Bahar, Sayı 41, s. 61-75.

Alıntılayan Richard Baldwin ve Daniel Gros, ‘‘Introduction: The Euro in Crisis-What to Do? ’’, Richard Baldwin, Daniel Gros ve Luc Laeven (Der.), Completing the Eurozone Rescue: What More Needs to Be Done? , London, VoxEU.org Publication (eBook), 2010, s. 1.

Anton Doroshev, ‘‘Putin Signals Pause on Ukraine Deal as Medvedev warns on Gas’’, Bloomberg, 29 Ocak 2014; http://www.bloomberg.com/news/articles/2014-01-29/putin-agrees-to-pause-on-ukraine-rescue-as-medvedev-warns-on-gas

Avrupa Birliği’nin Doğu genişlemesinin kapsamlı bir analizi için bkz. Karen E. Smith, ‘‘Enlargement and European Order’’, Cristopher Hill ve Micheal Smith (Der.), International Relations and the European Union, Oxford, Oxford University Press, 2005, s. 271-291.

Avrupa Birliği’nin Tarihçesi. (2013). Erişim: 23 Nisan 2015, http://ab.gov.tr/index.php?p=105&l=1

Avrupa Birliği’nin Tarihçesi. (t.y.). Erişim: 24 Nisan 2015, http://abifm.ibb.gov.tr/avrupa-birligi/abnin-tarihcesi/

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu. (2014). Erişim: 23 Nisan 2015, http://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa_Kömür_ve_Çelik_Topluluğu

Derman, G. S.,Ongarova, Y. (2014). Ukrayna’da Siyasi Kriz, Karadeniz Araştırmaları, Yaz, Sayı 42, s. 11-23.

EURATOM Nedir? (2009). Erişim: 23 Nisan 2015, http://www.taek.gov.tr/kurumsal/uluslararasi/euratom.html

Hasgüler, M., Uludağ, B. M. (2012). Uluslararası Örgütler. İstanbul: Alfa Yayınları.

Kutlay M., ‘‘Krizdeki Birlik: Euro Bölgesinin Borç Sarmalı ve AB’nin Geleceği’’, USAK Raporları, Rapor No: 2011-01

Maastricht Antlaşması. (t.y.). Erişim: 24 Nisan 2015, http://www.avrupa.info.tr/fileadmin/Content/EU/bir_bakis/1992MaastrichtAntlasmasiTurkceOzet.doc

Öniş, Z. , ‘‘Liberal Demokrasiler Tehlikede’’, Akşam Gazetesi, 17 Ekim 2011, http://www.academia.edu(Erişim: 25 Nisan 2015).

Öniş, Z. ve Kutlay, M. (2012). ‘‘Ekonomik Bütünleşme/Siyasal Parçalanmışlık Paradoksu: Avro Krizi ve Avrupa Birliği’nin Geleceği’’, Uluslararası İlişkiler, Cilt 9, Sayı 33, s. 3-22.

Özdal, H., Özertem, H. S., Has, K. ve Yeğin, M. (2013). Ukrayna Siyasi Krizinde Rusya ve Batı’nın Tutumu. Analiz Dergisi, Analiz No: 28, s. 2-15.

Türkçebilgi. (t.y.). Türkçe Genel Başvuru ve Bilgi Sistemi. Erişim adresi: https://www.turkçebilgi.com/avrupa_ekonomik_topluluğu

Zhussipbek, G. (2011). Avrupa Birliği İle Rusya Federasyonu Arasındaki “Stratejik Ortaklığın” Analizi, Uluslararası Hukuk ve Politika, Cilt 7, Sayı 25, s. 47-85.




Kataloq: wp-content -> uploads -> 2017

Yüklə 53,59 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə