BiLİm merkezi vakfi – I



Yüklə 27,3 Kb.
tarix26.07.2018
ölçüsü27,3 Kb.
#59394


Ersin ARIOĞLU’nun 4 Temmuz 2000 tarihinde

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Saray’ında İ.T.Ü.

İnşaat Mühendisleri Diploma Töreni’nde

yaptığı konuşmadır.

(Son hali / 05.07.2000)



Sayın Rektör,

Saygıdeğer Öğretim Üyeleri,

Değerli Aileler, Sevgili Genç Meslektaşlarım,

Bugün mutlu bir olayı kutlamak, güzel ve anlamlı bir büyük sevinci; sizlerle paylaşmak üzere; burada bulunuyorum. İnşaat Fakültesi Dekanı Sayın Derin Orhon; fakülte diploma törenlerinde geleneksel olarak çok başarılı eski mezunlarımızın konuşma yapmaları meslek hayatına yeni atılmakta olan mezunlarımıza ümit vermek ve yol göstermek açısından son fakülte dersi anlamına geliyor diyerek; beni töreninize davet etti. Meslek hayatımda başarılı olup olmadığımı bilemem ama; İstanbul Teknik Üniversitesi’nde öğrendiklerimi; uyguladıkça hayallerimi inşa edebildiğimi gördüm, yaşadım, tecrübe ettim. Hayat tecrübesinden süzülüp gelen mühendislikle ilgili bazı fikirlerimi genç meslektaşlarımla bu anlamlı günde paylaşmak, benim için zevkli bir görev olacağından, daveti sevinerek kabul ettim. Sayın Dekan’a bana bu fırsatı tanıdığı için teşekkür ederim.


Sevgili Genç Mühendisler;
Önce, bu mutlu güne sizleri ulaştıran, yetiştiren iki büyük müesseye sizlerin de hislerine tercüman olduğuma inanarak, kalpten gelen duygularla teşekkür etmek istiyorum. Bugün aileleriniz sizinle ne kadar övünse; azdır. Rüyaları gerçek oldu. Büyük emek ve nice fedakarlıklarla yetiştirdikleri küçük, akıllı kızları veya oğulları artık meslek sahibi. Biliyorum ki şu anda dahi! Aileleriniz, yeni dönemin size sunduğu olanakların çoğalması için, bu olanaklar arasından doğru seçimler yapmanız için ve hayatın sizi en verimli şekilde mükafatlandırması için her zamanki gibi; sessizce; yine dua ediyorlar. Ben önce; sizleri yetiştirip toplumumuza mühendis olarak kazandıran ailelerinize; mukaddes emekleri için; Türk Toplumu adına teşekkür ediyorum.
Sevgili Genç Mühendisler;
İkinci teşekkürüm, sizi yetiştiren İstanbul Teknik Üniversitesine olacak. Gelecek günlerde iş müracaatları yaparken hayat hikayenizde övünçle İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezun oldum diye yazacaksınız. Hiç kuşkunuz olmasın, sırf bu nedenden dolayı itibar ve ilgi göreceksiniz. Benim ailem Arıoğlu ailesi; benimle başlayan bir İ.T.Ü.’lü olma geleneği geliştiriyor. Ailemizin genişce bir bölümü İ.T.Ü.’lü. Bugün çevre mühendisi olarak diploma alacak çalışkan bir yeğenim sizlerin arasında. Mesai arkadaşlarımın önemli bir bölümü İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu. Ben İ.T.Ü. mezunu olmakla her zaman onur duydum. Çünkü:


  • Üniversitemiz çok anlamlı 227 yıllık, özel bir tarihe sahip. Bu köklü kurumun her zaman, ülkemizin gelişmesini ve ilerlemesini gözeten bir vizyonu ve bu vizyonu hayata geçirebilen özverili bir öğretim kadrosu ile başarılı mezunları oldu. Üniversitemizin tarihi safhaları olan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun’un, Hendese-i Mülkiye’nin, Yüksek Mühendis Mektebi’nin nihayet İstanbul Teknik Üniversitesi’nin sınıflarında – koridorlarında- kütüphanelerinde hep ülkenin ilerlemesi konuşuldu. Osmanlı döneminde, Nizam-i Cedit’in kurulmasında, Bahriye’nin gelişmesinde, devlet yapısının çağdaşlaştırılmasında Mühendishane hocaları ve mezunları önemli görevler üstlendiler.




  • Ayrıca; üniversitemiz mensupları Cumhuriyetin ilk yıllarında, devletin yapılanmasında ve Türkiye’nin bayındırlık hizmetlerinin görülmesinde özel görevler aldılar.Yurdu demirağalarla ördüler. Cumhuriyetin demokrasiye geçiş döneminde sanayileşmeyi başlattılar. Cumhuriyet dönemimizin Büyük Türkiye hedefli kalkınma hamlesinde ve 80’li yıllarda başlayan dünya ekonomisine entegre olma heyecanının siyasi ve teknik yapısında hep üniversitemiz mezunlarının mührü duruyor.




  • Şimdilerde dünya bayındırlığına anlamlı katkılar koyuyorlar. Rusya tundralarından, Büyük Sahra Çöllerine kadar uygarlığımızı simgeleyen bir çok projede İstanbul Teknik Üniversitelilerin imzası var.

İşte, bu heyecan verici 227 senelik tarihi serüvenin son 37 senesinin içinde olabildiğim ve üniversitemden; elimden gelenin en iyisini yapma öğretisi alabildiğim için; onur duyuyorum. Sizlerde mühendislik hayatınızı yaşadıkça; bu onuru ve onun size yüklediği sorumlulukları her zaman; ılık ılık içinizde ve gittikçe artan yoğunlukta hissedeceksiniz.



Sevgili Mühendisler;
Sizler zorlu ve çetin bir üniversiteye giriş sınavını başararak; Türkiye’nin en iyi teknik üniversitesine girmeye hak kazandınız. Hocalarınız dört yıl boyunca sizleri çağdaş bilgilerle donatmaya, ülke gerçeklerini öğretmeye, yaratıcı-araştırıcı-geliştirici birer mühendis olarak yetiştirmeye özveri ile gayret ettiler. Emekler ve gayretler boşa gitmedi. Sizi yarınlara hazırlayan bu ocağa ve bu ocakta aşkla görev yapan değerli hocalarımıza sizleri yetiştirmek için sarfettikleri gayretlere, sizlerle birlikte ellerinden öperek teşekkür ediyorum.
Değerli Genç Mühendisler;
Bana mühendisler ne yapar diye sorarsanız, değer üretirler diyerek, cevap veririm. Mühendislerin amaçları; çeşitli insan gereksinimlerini karşılamak üzere değer yaratmaktır. Mühendisler bu amaçların doğrultusunda faaliyet gösteren organizasyonların çeşitli kademelerinde görev alırlar. Hatta bazıları bu organizasyonları bizzat kurarlar. Yeni mühendislerin bazıları tasarımcı mühendis, bazıları üretici – şantiyeci mühendis, bazıları karar veren - yöneten mühendis, bazıları da araştırman mühendis veya öğreten mühendis olurlar. Tabii bir küçük grup da politikacı mühendis olabilir. Çağdaş anlamda mühendisi tarif edersek: hesap ederek, plan yaparak ve yaratıcılık sergileyerek; mevcut bilgileri ve öğeleri bir etik kurallar zinciri içinde ilintilendirip, daha üst düzeyde değer yaratan bir takım oyuncusudur diyebiliriz. Mühendislik ise bir kurma ve biçim verme sanatıdır. Diğer bir deyişle mühendis kuran-biçim veren sanatkardır. Her sanatta olduğu gibi; mühendislikte de; yaratıcı düşünceler, yaratıcı çözümler, bilgi işleyerek bilim yaparak olağanüstü bütünleştirmeler ve özgür seçimler yoğun olarak yapılan faaliyetlerdir.
Genç Mühendisler;
Meslek hayatınızda yoğun olarak bilgi toplayacak, bilgi işleyerek yeni bilgiler doğuracaksınız. Bu süreçte, rekabet gücünüzü muhafaza edebilmek için yaratıcılık sergilemek zorundasınız. Bu nedenle konuşmamın bu bölümünde sizlere kısaca bilgi – bilim ve yaratıcı düşünceden bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz, bilgiler duyularımıza, olgular veya olaylar halinde ulaşır. Bu olgular insan beyninde algılama ve kavrama dediğimiz biokimyasal bir prosese tabi tutularak protein haline dönüştürülür, depolanır. Olgular – haberler – olaylar çoğu kere atomik yapıda insana ulaşmaz. Olgu yumakları halinde gelir. Çünkü, doğada; herşey herşeyle ilişkilidir. Olguların yumaklar halinde beyne ulaşması nedeni ile; onları ayırmayı, sınıflamayı, önceki bilgilerle ilintilendirip doğrulamayı içeren bir düşünsel sürece ihtiyaç vardır. Bu sürece bilgi işleme denir. Bu süreç sistematik sorgulama çevrimi içinde yapılırsa bilim yapma sürecine geçilmiş olur.
Değerli Genç Mühendisler;
İnsanlar bazen yeterli ön bilgileri olmadığı için yetersiz bilgileri ilintilendirilip, yanlış bilgiler üretebilirler. Ama bazen de sadece ün-menfaat-iktidar uğruna veya sırf keyif olsun diye sahte bilgi yaratıp topluma sunabilirler. Bu nedenlerden dolayı insanlık yanlış bilgiler de biriktirmiştir. Yanlış hatalı ve sahte bilgileri doğrulardan ayırmanın biricik yolu bilim yapmaktır. Bilim, bilgiden yeni bilgiler doğurmanın, doğru bilgiyi sınamanın tek yolu olduğu gibi 4 nedenden dolayı da çok değerlidir.


  • Toplumsal yoksulluğu yok eden altın bir yoldur. Bu yoldan ayrılmayın.

  • Teknoloji üretir. Teknolojinin varsa zararlarını önler. Hep yeni teknolojiler üretin, çevre ile uyumlu teknolojilerin peşinde olun.

  • Kendimizi tanıtır – potansiyelimizi anlatır. Kendi yeteneklerinizi keşfedin.

  • Demokrasi – Barış ve toplumsal düşünce seviyesinde gelişme yaratır. Değişin, değişimi takip edin.

Bilim bölük börçük kullanılamaz. Mühendislikte bilimsel davranış yaşam biçimi olarak benimsenmelidir. Güvenli gördüğümüz yerde bilimsel düşünceyi uygulayıp, tehdit oluşturduğunu hissettiğimiz yerde, bir köşeye koyamayız. Kendimiz veya toplumumuz için ne kadar zor şartlar yaratırsa yaratsın, her olguyu bilimsel olarak değerlendirmekten uzak kalamayız. Bilgiyi çarpıtamayız. Hayatta en hakiki yol göstericinin bilim olduğunu unutamayız.


Değerli Meslektaşlarım;
Yaratıcı düşünceye gelince; Bilim ve teknolojide; yaratıcı düşünce; bilgi işleme çevriminin içinde gizlidir. Bilgiyi işleyen; çevrimde mevcut bilgileri ilişkilendirirken, hipotez kurarken, tahminlerde bulunurken veya gözlem/deney yaparken, fiziksel olguyu temsil eden matematiksel modeli seçerken her bir aşamada veya tüm aşamalarda yaratıcılık gösterebilir. Bruner yaratıcı düşünceyi, gözlemcide etkili süpriz yaratan; yanıtın yeni ve tümüyle uygun olduğunun farkına varma şokunu oluşturan, hoş bir durumdur diye tarif eder. Diğer kelimelerle yaratıcılık bir yeniliktir, bir olumlu sıçramadır. İyiliktir, hoşluktur, tatmindir, uygunluktur, süprizdir. Kısaca “evet oldu”’yu söyleten durumdur. Yaratıcı düşünce mühendislik dili ile ölçülebilir kılınmak istenirse, minimum kaynak sarfederek (zaman, para) mevcut bilgilerden en yüksek verimi elde eden; bilgi işleme çevrimi; yaratıcı düşüncedir diye tanımlanmalıdır.
Yaratıcı düşünce tarifindeki en yüksek verimi elde etme hali; eğer çevrimden çıkan sonuçlar yalnız fikir ise; en çok yeni fikre gebe durumun en verimli olduğu kabul edilmelidir. Çıktıların ürün ve teknoloji olması halinde ise, fizibilitedeki getiriler ölçüt olarak alınmalıdır. Düşünür, bilim adamları ve sanatkârların yaratıcı olduğunu hemen kabul ederiz. Çünkü onlar her zaman yeni ve toplumda değişim yaratan; sorun yok eden fikirler veya ürünler üretirler. Mühendisler içinde bu yargı geçerlidir. Bana mühendisler en çok ne üretmelidir, diye sorarsanız, yaratıcı düşünce üretmelidir derim. Zaten onlar da öyle yapıyorlar. Sizde öyle yapacaksınız.
Değerli Konuklar;
Mühendislikte yaratıcı düşünce üretirken, çağrışımlar; hayal gücü ve soru sorma becerisi önemli rol oynarlar. Düşünce üretimi; zihnindeki fikirlere ve bu fikirlerin karışımına ve ilintilere bağlıdır. Hayal gücü kullanılarak, mevcut fikirler kompoze edilir. Soru sorarak bir kere daha tekrarlamak istiyorum soru sorarak bu komposizyonların sayısı artırılır. Bu husus oyuncak dürbünlü prizmada oluşan desenlere benzer. Prizmayı her çevirişte olduğu gibi; her soru sorma ve birlikte hayal gücünü harekete geçirme; zihinde; yeni yeni desenler oluşturur. İnsan zihnine giren her yeni bilgi, prizmalı dürbüne eklenen yeni parçalar gibi; çok değişik karışımlar, birleşimler ve yepyeni fikirler oluşturur. Özellikle büyük mühendisler eserlerinde, karşıt formları, uyuşmayan fikirleri, çelişik gözüken veya birbiri ile ilgisiz duran düşünceleri büyük bir ustalıkla ilintilendirirler. Onlar ayrık duranları birlik-uyum-sinerji oluşturan düzeylere taşırlar. Buna da mühendislik sanatı denir. Sizlerin de bu sanatın başarılı sanatkârları olacağınıza eminim.
Değerli Genç Meslektaşlarım;
Gelecekteki meslek yaşantınızda en çok uğraş vereceğiniz ve bugün Türkiye’nin gündemini oluşturan en önemli 5 sorun şudur:

  • Ekonomimize musallat olan kronik enflasyonu düşürmek. Teknoloji geliştirerek sabırla mücadele edin.

  • Toplumumuzda avrupa birliğininin kriterlerini yaratmak. Kaliteli üretimlerinizle yardım edin.

  • Çağdaş ülkelerle aramızdaki açılan refah farkını önce durdurmak, sonra kapatmak. Çok çalışarak, akıllıca çalışarak rekabet edin.

  • Sorunlarımızı yeterli hızda ve kalitede çözmede önderlik etmek. Mühendislik nosyonlarınızı kullanın.

  • Toplumumuzu bilgi toplumuna dönüştürmek. Bilgi işlemeyi öğreterek liderlik edin.

Bu gündemden dolayı, gelecek kuşağımız olarak bilgi biriktirmeyi bilgi işlemeyi – teknolojiyi – bilim yapmayı eğitimi ciddiye almak zorundasınız. Bir toplumda bilim – teknoloji ve eğitim gereğince uygulandığında o toplumda muhteşem gelişmeler olur. Topluma, kendisine ve doğaya soru soran yaratıcı bireyler; özellikle genç mühendisler; hem ulusları hemde dünya için birer armağandırlar. Bugün bilgi üretimi ve bilim yapma söz konusu olduğunda, ülkelerin doğal kaynak çokluğu veya mevcut zenginlikleri; üstünlük yaratamaz. Gerekli tek üstünlük, evrensel olarak mevcut bilgilerden toplumun faydalanma yeteneğidir. Bu ise ülke bireylerinin bilgiyi işlemeyi bilip bilmemesine bağlıdır.


Saygıdeğer Öğretim Üyeleri;

Değerli Konuklar, Sevgili Genç Mühendisler;
Bu duygu ve düşüncelerle sizleri ve ailelerinizi ve saygıdeğer hocalarınızı bugüne kadar elde ettiğiniz başarılardan dolayı takdir hisleri ile kutlamak istiyorum. Yarından itibaren görevi yaratıcılık olan bir mesleğin uygulamacıları olacaksınız. İ.T.Ü.’den sizleri uğurlarken, yetiştiğiniz ocağı ve ondan aldıklarınızı hiç unutmamanızı diliyorum. Sizlerden ikinci bekletimiz, hizmetiniz nerede ve ne şart altında olursa olsun şaşmayan hedefiniz; ülkemizi; imar etmek ve Büyük Atatürk’ün gösterdiği hedefe; diğer kelimelerle; çağdaş uygarlığa taşımak olmalıdır. Böylece sizler yalnız mühendisliğin değil, toplumumuzun da liderleri olacaksınız. Sizlerin Türkiye’ye ve mühendislik mesleğine, özenle, hizmet vereceğinizden ve bu ocakta öğrendiğiniz en büyük öğretiyi kendinizi adayarak elinizden gelenin en iyisini daima yaparak unutmayacağınızdan eminim. Yolunuz açık olsun, genç meslektaşlarım. Sizlere uzun başarılı, sıhhatli bir meslek hayatı diliyorum.
Ersin ARIOĞLU 

/


Yüklə 27,3 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə