City of Ember Prodüksiyon Notlari



Yüklə 75,2 Kb.
tarix03.11.2017
ölçüsü75,2 Kb.
#29551


-
FİDA FİLM SUNAR

“CITY OF EMBER – SİHİRLİ ŞEHİR”

24 Ekim 2008’de Sinemalarda





Yönetmen: Gil Kenan

Oyuncular: Saoirse Ronan, Harry Treadaway, Bill Murray, Tim Robbins, Martin Landau,

Toby Jones, Mary Kay Place, Marianne Jean-Baptiste

Senaryo: Caroline Thompson (Jeanne DuPrau’nun aynı adlı romanından)

Yapımcılar: Gary Goetzman, Tom Hanks

Görüntü Yönetmeni: Xavier Perez Grobet, Prodüksiyon Tasarımı: Martin Laing

Kostüm Tasarımı: Ruth Myers, Kurgu: Adam P. Scott

Set Dekorasyonu: Celia Bobak, Özgün Müzik: Andrew Lockington

Walden Media - Playtone




http://www.uip.com.tr ; hakan_sonok@uip.com

SİHİRLİ ŞEHİR VATANDAŞLARININ SADAKAT YEMİNİ

“Şehrimize ve onu yaratan bilgeliğe sonsuz sadakat yemini ediyoruz. Bu şehri olağanüstü bir özenle inşa eden kurucularımıza sınırsız şükran duygularımızı sunuyoruz. Işıl ışıl parlayan ırmağımızın üzerindeki şehrimizde gelişip büyüyoruz. Şehrimizin tam ortasında hepimize hayat veren kalp atışları gibi çalışan Jeneratörümüzün sınırsız kapasitesine teşekkür ediyoruz. Bizler çok sıkı çalışan, yaratıcı insanlarız. Hepimiz yol gösterici birer deniz feneri gibiyiz. Sihirli Şehrin dışarısında her yöne doğru uçsuz bucaksız karanlıklar vardır. Bizim şehrimiz karanlık bir dünyadaki tek ışıktır.”



SİHİRLİ ŞEHİR: BAŞLANGIÇ MI, SON MU?

Sihirli Şehrin insanları uzun yıllardan beri yeraltında ışıl ışıl aydınlık saçan büyüleyici bir dünyada yaşamlarını sürdürmüşlerdir. İnsanoğlu için bir sığınak olarak inşa edilen ve güç kaynağını büyük bir jeneratörden alan bu şehir, varlığını sadece 200 yıl sürdürebilecektir. Ancak jeneratörün yavaş yavaş arızalanmasıyla Sihirli Şehirin, pırıl pırıl ışıkları titreşmeye, giderek solmaya başlamıştır.

Çok sevdikleri şehrin geleceğiyle ilgili endişelerin hızla artmasına rağmen Sihirli Şehrin öğrencileri, yaşamlarının yeni bir aşamasının eşiğindedirler. “Görevlendirme Günü” olarak bilinen ve tüm mezunlar için uygulanan bir tören başlamak üzeredir. Bu çok özel günde Belediye Başkanı, yeni mezun öğrencilerin karşısında durur ve başlayacakları yeni görevleri için kura çekimini izler. Her öğrencinin bundan sonrasında toplumu için hangi alanda çalışacağı kura sonucuna göre belirlenecektir.

Kurada postacılık görevi çıkması için dua eden Lina, kentin altında “Pipeworks” olarak adlandırılan boru hatları şebekesine tayin edilince donakalır. Jeneratör bölümünde çalışmak için yanıp tutuşan sınıf arkadaşı Doon Harrow’a ise kurada postacılık görevini çekince paniğe kapılmıştır. Pipeworks ile Jeneratör aynı bölümler değildir ama en azından birbirine yakın görevler olduğu için Doon, Lina’ya görevlerini karşılıklı olarak takas etmeyi önerir. Bu teklif karşısında çok heyecanlanan Lina, görev takasını kabul eder. Böylece ikisi arasında sıradışı bir dostluk oluşurken Sihirli Şehir’de yaşayan herkesin kaderini etkileyecek değişimler de başlayacaktır.

Postacılık görevine istekle sarılan Lina, Sihirli Şehrin her yanını dolaşarak tüm enerjisini bu iş için harcamaya başlar. Önemli mektupları başta Belediye Başkanı’nın kendisi olmak üzere insanlara dağıtmaktadır. Evdeyken de yaşlı ve unutkan babaannesi ile bebek kardeşi Poppy’nin bakımını üstlenir. Evdeki gömme dolapta eski bir metal kutu keşfedilince bu durum Lina’nın büyükannesinin çok hoşuna gider. Metal kutunun içindekilerin çok önemli olduğundan kesinlikle emindir ama hafızası zayıfladığı için neden önemli olduğunu unutmuştur.

Kilitli kutuyu açmayı başaran Lina, içerisinde bazı şifreli yıpranmış kağıtlar bulur. Kağıtları bir araya getirmeyi başaramayınca şifrelerin anlamını çözmek için çözümü Doon’un yardımına başvurmakta bulur.

Şehirdeki elektrik kesintileri giderek sıklaşırken Lina ile Doon, kutunun içindeki bilgiler sayesinde şehir ve insanların kurtulabileceğinin farkına varırlar.Zamana karşı yarışa başlayan iki arkadaş, elde ettikleri ipuçlarının izini sürerken kendilerini hedeften uzaklaştırmaya çalışan yozlaşmış politikacılar ve kötü niyetli insanların kurduğu komplolara karşı zekice manevralar yaparlar. İkisinin tek hedefi vardır: Sihirli Şehrin ışıklandırma sistemini tamir etmek…

Walden Media’nın sunduğu bir Playtone prodüksiyonu olan “City of Ember – Sihirli Şehir”in yönetmenliğini “Monster House-Canavar Ev”deki çalışmasıyla Oscar adaylığı alan Gil Kenan üstlendi. Jeanne Duprau’nun aynı adlı çok-satan romanından uyarlanan filmin senaryosunu “Edward Scissorhands-Makas Eller”den tanıdığımız Caroline Thompson yazdı. Yapımcılığını Playtone’un ortakları Tom Hanks ile Gary Goetzman gerçekleştirdi.



Filmin genç ve deneyimli oyuncuları bir araya getiren kadrosunda şu isimler yer aldı:

  • Lina rolünde “Atonement-Kefaret” adlı filmdeki rolüyle küçük yaşta Oscar adaylığı alan Saoirse Ronan;

  • Sihirli Şehir Belediye Başkanı Cole rolünde Oscar adayı aktör Bill Murray

  • Doon rolünde Harry Treadway;

  • Clary rolünde Oscar adayı Marianne Jean-Baptiste;

  • Sihirli Şehir Belediye Başkanının sağ kolu Barton Snode rolünde Toby Jones;

  • Doon’un babası Loris Harrow rolünde Oscar ödüllü aktör Tim Robbins;

  • Pipeworks Ölçüm Merkezi Koruyucusu Sul rolünde Oscar ödüllü aktör Martin Landau.

VATANDAŞ BİYOGRAFİLERİ: SİHİRLİ ŞEHRE YENİ GELENLER İÇİN “KİM KİMDİR?” REHBERİ

BELEDİYE BAŞKANI COLE


Sihirli Şehri kuran korkusuz vizyonerlerin başarılı yolunu izleyen Belediye Başkanı Cole, şehrin sürekliliğini, refahını, gelişmesini,istikrarını ve barış ortamını korumak için elinden geleni yapmaktadır. Ancak Sihirli Şehir artık çok büyük tehdit altındadır ve Belediye Başkanı o güne kadar böylesine büyük bir tehlikeyle hiç karşılaşmamıştır. Üstelik bu tehlikenin üstesinden nasıl geleceğini, kendisinin ve vatandaşlarının kurtuluşunu nasıl sağlayacağını bilememektedir.

LORIS HARROW


Rastgele denebilecek şekilde aceleyle geliştirilen sürecin yaratıcısı bir mucit olan Loris Harrow, tüm zekasını ve iyi niyetini şehrin sırlarını yavaş yavaş ve sessizce bir araya toplamak için kullanmıştır. Peki, topladığı bilgileri artık oğlu Doon’a aktarmaya hazır mıdır? Sihirli Şehrin tek kurtuluş yolu bu mudur? Yoksa kaderini küsüp bir kenarda oturmalı ve kendisini sonsuzluğa kadar yaşamaya mahkum ettikleri için şehrin kurucularını mı suçlamalıdır?

LINA MAYFLEET


Küçükken evlat edinilen Lina, küçük kızkardeşi Poppy ile birlikte büyükannesinin gözetimi altında yaşamını sürdürmektedir. Ancak büyükannesinin sağlığının bozulup kötürüm kalmasıyla birlikte Lina kendisini hem kardeşine hem de büyükannesine bakmak gibi ciddi bir sorumluluk içerisinde bulur. Okulundan mezun olur olmaz Postacı görevine tayin edilir. Artık tüm gençlik enerjisini ve heyecanını yaşadığı kentin insanlarının iyiliği adına kullanmaya hazırdır. Sihirli Şehrin eski belediye başkanlarından birisinin soyundan gelen Lina, şehrin en eski sırlarından birisine sahip olduğunu keşfeder. Ulaştığı sırrın parçalarını birleştirdiği takdirde elde edeceği ipuçları, şehir halkını güzel günlere götürecektir.

DOON HARROW


Loris’in oğlu olan yeni mezun Doon Harrow, Pipeworks asistanlığına tayin edilmiştir. Sihirli Şehrin tek enerji kaynağı jeneratörün içsel mekanizmalarını keşfederek neden aksadığını bulmaya kararlıdır. Şehrin başına dert olan problemleri çözmek için tüm bilgisini ve tutkusunu ortaya koymak ister. Bu uğurda Lina ile birlikte çıktığı yolculukta ışığa ulaşmak için şehrin en karanlık yerlerinde mücadele edecektir.

BARTON SNODE


Belediye Başkanı Cole’un yardakçısı olarak tanımlanabilecek Barton Snode, patronuyla aynı sorunlu ahlaki kodları paylaşır. Çalışma saatlerini belediye başkanının ofisinin dışında geçirerek giren çıkanları denetler. Belediye Başkanı Cole’un en karanlık sırlarını korumak için herşeyi yapmaya hazırdır.

CLARY


Sihirli Şehrin az sayıdaki çiftçilerinden birisi olan Clary, şehrin varoşlarındaki bir serayı işletmektedir. Günlerini, şehir halkını besleyen ürünleri geliştirmekle geçirir. Gıda rezervlerinin hızla azaldığı dikkate alınırsa Clary’nin işi çok önemlidir. Ayrıca normal gün ışığından yoksun ortamda ürün yetiştirmeye çalıştığı için inanılmaz karmaşık bir işi vardır. Ürünlerini yetiştirmek için özenle hazırlanmış yapay ışıklandırma sistemine yaslanmak zorundadır. Lina ile çok yakın arkadaş olan Clary, ihtiyaç olduğu her anda Lina ile Doon’a yardımcı olmaya hazırdır. Atacağı adımlarla büyük risk alacak olsa bile iki dostuna yardımcı olmaktan bir an bile çekinmez.

SUL

Doon’un Pipeworks’taki patronu olan Sul, Sihirli Şehir vatandaşlarının hepsinden daha yaşlıdır. Çalışma alanındaki konularla ilgili her türlü bilgiye doğuştan sahip olduğu için kendi direkt sorumluluk alanına girmeyen konulara az ilgi duyar. Çünkü bunlar onun işi değildir. Narkolepsi olarak bilinen şiddetli uyuma isteği hastalığından muzdarip olduğu için onu jeneratörün tekerleğinde uyurken görebilirsiniz. Ancak ihtiyaç duyulduğunda küçük bir dürtmeyle bile harekete geçmeye hazırdır.


LOOPER


Kötü karakter denince Looper’ın eline kimse su dökemez.Suçun Sihirli Şehirdeki temsilcisi olan Looper, şehrin artık neredeyse bomboş olan yiyecek depolarının sorumluluğuna tayin edilmiştir. Yiyecek miktarı az olunca bu işin karaborsasını başlatmıştır. Onu kuytu köşelerde karanlık anlaşmalar yaparken, yiyecek karaborsasını kızıştırırken görebilirsiniz. Tahmin edileceği üzere aynı zamanda Belediye Başkanının gözü kulağıdır.

PRODÜKSİYON BİLGİLERİ

Sihirli Şehir’e hoşgeldiniz. Bu toplumun değerli bir üyesi olarak insanoğlunun ışığını sürdürmek için seçildiniz. İnsan ırkı ancak sizin sayenizde uzun ve refah dolu bir geleceği ümit edebilecektir.”


FİLM OLMADAN ÖNCE KİTAPTI


Jeanne DuPrau, 2003’te yayınlanan ilk kurgu romanı “The City of Ember”in konusunun 1980’li yıllardan beri hep aklında olduğunu belirterek, “Benim çocukluğum 50’li yıllarda geçti. Bu nedenle aklımda hala nükleer savaş korkusunun güçlü anıları vardır. İnsanlar o yıllarda nükleer savaş çıkarsa neler olabileceği üzerinde konuşurlardı. Bomba sığınakları inşa ediyorlardı. Bütün bunların bende derin etki bırakması kaçınılmazdı” diyor.

Çocukluk döneminden aklında kalanlardan yola çıkan Jeanne DuPrau kendi kendisine şu soruyu sordu: Günün birinde tüm insanlar dünya üzerinde bir şehire mülteci olarak sığınmak zorunda kalırsa ne olur? İnsan ırkını müthiş bir tehlikeden korumak için inşa edilen Sihirli Şehir işte böyle doğdu.

Romanın el yazımı müsvettelerini okuma fırsatını bulan yönetmen Gil Kenan, yapmak istediği filmin asıl starının Sihirli Şehrin kendisi olacağını hemen fark etti. “Bu öyküde şehir başlıbaşına bir karakterdir” diyen yönetmen, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle dile getiriyor:

“Sihirli Şehir tıpkı insan gibi sürekli atan kalbiyle ve sinir sistemine benzer yapısıyla romanın ve filmin baş karakteridir. İnsanoğlunu içinden geçtiği karanlık dönemlerin tehlikesinden korumak için inşa edilmiştir. Dolayısıyla anlatılan öykünün odak noktasındaki tüm karakterleri birleştiren gizem, Sihirli Şehrin kuruluşundaki sırdır. Şehrin nasıl kurtarılacağı daha en başında belirlenmiş ama kimsenin bilmediği bir sır olarak kalmıştır. Hepimizin gündelik hayatında yaşadığımız şehir ile arasında duygusal bir bağ vardır. Sihirli Şehir’de şehir halkının birbirleriyle olan karmaşık ve duygusal ilişkisi keşfe çıkılır. Bunun yanısıra vatandaşlar ile şehrin kendisi arasındaki bağlar da gözlemlenir.”

Kısaca UCLA olarak bilinen Los Angeles Üniversitesi Film Okulu’ndan “The Lark” adlı başarılı tez filmiyle mezun olan Gil Kenan, diplomasını aldıktan hemen sonra Tom Hanks ile Gary Goetzman’ın ortak prodüksiyon şirketi Playtone ile iletişime geçme fırsatını elde etti. Hanks ile Goetzman tanışma toplantısında ona “Sihirli Şehir” projesi hakkında bilgi verdiler.

Gil Kenan o gün yapılan toplantıyla ilgili izlenimlerini şu sözlerle aktarıyor: “Toplantıda nasıl bir film yapmak istediğimi anlattım. Kontrollü çevre içerisinde geçen bir aksiyon macera filmi yapmak istediğimi söyledim. Bunun üzerine elime ‘City of Ember’ kitabını tutuşturdular. Kitabı o gece okudum ve ertesi gün geri dönüş yaparak filmi yapmak istediğimi bildirdim. Üç gün sonra yine Playtone’daydım. Bu kez filmin nasıl yapılacağı üzerinde konuşuyorduk.”

Tom Hanks’in bu konudaki yorumu ise şöyle: “Kitabı okuduğumda dopdolu bir içeriğe sahip olduğunu gördüm. Daha önce böyle bir kitabı ne görmüş, ne okumuştum. Uzun zamandan beri böylesine özgün bir öykü ve karakterler sunan bir yapıt arayışındaydım. Bu kitap tam zamanında geldi.”

“City of Ember”in film haklarını satın alan Playtone yetkilileri, Caroline Thompson’dan senaryoyu yazmasını istediler. Filme çekilmiş ilk senaryosu bol ödüllü “Edward Scissorhands-Makas Eller” olan Caroline Thompson, o günden beri kendi çalışmalarının film versiyonlarını yönetmesiyle tanınıyordu. Bu defa bir değişiklik yaparak yönetmenlik koltuğunu Gil Kenan’a bırakmayı kabul etti.

Yönetmen Gil Kenan’ın Caroline Thompson ile ilgili yorumu şöyle: “Caroline’in çalışmalarını her zaman takdirle izlemişimdir. Karakterlere hayat verirken hümanist boyutu asla ihmal etmediğini biliyorum. Filmi yaparken kitapla paralellik taşımasını, ancak ayrı bir yolda ilerlemesini istediğimi kendisine anlattım. Bu düşüncemi dikkate alarak ortaya mükemmel bir senaryo çıkarttı. Böyle durumlara pek sık rastlanmaz. Senaryosu bize ulaştığında hepimiz o eşsiz ışığı hissettik.”

Aradaki dönemde Robert Zemeckis ve Steven Spielberg’den davet alan Gil Kenan, “Monster House-Canavar Ev” adlı animasyon filminin yönetmenliğini üstlendi. Yapımı üç yıl süren “Monster House-Canavar Ev” sayesinde 2006 yılında en iyi animasyon filmi kategorisinde Oscar adaylığı elde etti.

“Monster House”un yapımının devam ettiği günlerde Playtone yetkilileri de boş durmayıp “City of Ember”ın beyazperdeye uyarlanması çalışmasını sürdürdüler. 2007 yaz aylarına gelindiğinde yönetmen ve prodüksiyon ekipleri tam olarak hazırdı.

FİLMDEKİ ROLLERDEN ÖNCE SAYFA ÜZERİNDEKİ KARAKTERLER VARDI


Kitapta Lina Mayfleet ve Doon Harrow adını verdiği karakterleri yaratırken nereden esinlendiği sorulunca Jeanne DuPrau şu yanıtı veriyor: “Kendi çocukluğumdan esinlendim. Doon ve Lina karakterleri büyük oranda benim çocukluğumdur. Lina yaratıcı bir kızdır. Hareketli, enerji doludur. Buna karşılık Doon meraklıdır. Bulmaca çözmeyi sever. Kitap koleksiyonu yapar. Bende bu özelliklerin her ikisi de vardı. Dolayısıyla kitabı yazarken kendi çocukluğumu tanımlamış oldum.”

LINA MAYFLEET: POSTACI, BİLGE KIZ


Arkadaşı Doon Harrow ile birlikte şehrin sırlarını birer birer çözmeye başlayan Lina Mayfleet rolünde kamera karşısına geçecek oyuncuyu bulmak zorlu bir çalışma gerektiriyordu. Yönetmen Gil Kenan, Lina rolünü üstlenen “Atonement-Kefaret”in de oyuncusu olan Saoirse Ronan’ın nasıl bulunduğunu şöyle anlatıyor:

“Lina’yı bulmak için altı ay boyunca dünyada dolaşmadığımız ülke kalmadı. Saoirse Ronan ile tanıştığımızda Lina’nın sesini duyduğuma ikna oldum. Tıpkı Lina gibi Saoirse de doğa harikası bir kızdır. Bugüne kadar onun gibisini görmemiştim. Yetenekleri üzerinde tam kontrole sahip olduğunu gördüm. İstediği anda gaza basıp istediği anda frene basarak yavaşlamasını bilen bir oyuncuydu. İzleyicinin özellikle Saoirse’in adeta insanı esir eden gizemli bakışlarına dikkat etmesini istiyorum.”

Görüntü yönetmeni Xavier Perez Grobet de, aynı düşüncede olduğunu belirterek izlenimlerini şu sözlerle dile getiriyor: “Saoirse ile ilk kez çalıştım ama yetenekleri karşısında afalladım diyebilirim. Bence o olağanüstü yeteneklere sahip olan güzel bir kız… Rol yapmak ona o kadar kolay geliyordu ki, sanki üzerinde kafa yormaya bile gerek duymadan kamera önüne geçer gibi bir hali vardı. Kamera karşısında nerede durması gerektiğini tam olarak bildiği gibi kamerayla nasıl iletişim kuracağını da biliyordu. Kısacası Saoirse Ronan her görüntü yönetmeninin rüyasıydı.”

Senaryoyu çok sevdiğini söyleyen Saoirse Ronan, filmde portresini çizdiği karakteri şu sözlerle tanımlıyor: “Lina çok kararlı bir kız… Harekete geçmeye karar verdiği andan itibaren onu hiçbir şey durduramaz. En çok sevdiğim yönü bu oldu. Yapması gereken bir işi vardır. Aynı zamanda kızkardeşi Poppy ile büyükannesine de bakmak zorundadır. Bu yüzden yaşına kıyasla çok yüksek sorumluluk duygusuna sahiptir. İşini büyük bir zevkle yapar. Şehrin her yerinde koşturarak mesajları dağıtır. Tanıştığı yeni insanlarla sıcak iletişimler kurmasını bilir. Şehirdeki dükkanlarda hiçbir şey kalmadığı için herkes son derece yaratıcı olmak zorundadır.Yaşamın sürekliliğini sağlayabilmek için hiçbir şeyin ziyan edilmemesi ve çöpe atılmaması gerekir. Bu da yaratıcı olmayı gerektirir. Ayrıca Sihirli Şehir’de televizyon yayını da olmadığı için herkes kendi eğlencesini kendi yaratmak zorundadır.”

Kitabın yazarı Jeanne DuPrau’ya, Lina rolünde oynayan Saoirse’nin beklediği gibi olup olmadığı sorulduğunda şu yanıtı veriyor: “Saoirse’i ‘Atonement-Kefaret’ adlı filmde izlediğimde harika bir oyuncu olduğunu düşünmüştüm. Bu yüzden Lina karakterine getirdiği yorumdan çok memnun kaldım.”

DOON HARROW: CESUR İŞBİRLİKÇİ


Lina’nın müttefiki ve arkadaşı Doon Harrow rolünde oynayacak aktörün bulunması da aynı derecede zorlu bir süreç gerektirdi. Film yapımcıları bu önemli rolde genç aktör Harry Treadaway’in oynamasına karar verdiler.

Yönetmen Gil Kenan bu karakterin özelliklerini şöyle anlatıyor: “Doon ilginç bir karakterdir. Dışa açık ve sokulgan olduğu söylenemez. Ancak aklından çok şey geçer. Aslında herşeyin onun beyninin içinde olup bittiğini söyleyebiliriz. Böyle bir karakterin izleyici gözündeki sempatisini sağlayabilecek karizmatik bir genç aktöre ihtiyacımız vardı. Harry Treadaway bunu başardı ve Lina’nın tam zıttı bir karakter olan Doon’u başarıyla oynadı. İkisinin beyazperdedeki uyumunu seyircinin inandırıcı bulacağına inanıyorum.”

Genç oyuncu Harry Treadaway portresini çizdiği karakteri şu sözlerle yorumluyor: “Doon, şehir halkına hiçbir zaman unutulmayacak bir hizmette bulunacağından emindir. Jeneratörün bozulduğuna ikna olduğu andan itibaren konuyla yakından ilgilenmeye karar verir. Hem de Belediye Başkanının halka hiçbir sıkıntı olmayacağına dair güvence vermesine rağmen…”

Sihirli Şehir halkı ile günümüz toplumu arasında çevre duyarlılığı açısından birtakım paralellikler olduğunu belirten genç aktör sözlerine şöyle devam ediyor: “Sihirli Şehir’de halkın bir kısmının olan bitenler karşısında duyarsız kaldığını, kötü gidişata aldırmadığını görürüz. Günümüzde de insanlar iklim değişikliğinin, küresel ısınmanın, buzul kütlelerinin erimesinin, ormanların yok olmasının ve ozon tabakasının neredeyse yok olmasının yol açtığı olumsuz etkileri görmezden geliyorlar. Ancak tek tek her insanın bir fark yaratabileceğine inanan Doon, bu düşüncesinin doğruluğunu kanıtlıyor.”

“City of Ember”in yaratıcısı Jeanne DuPrau da, aynı duyarlılığa sahip olduğunu ifade ederek şunları ekliyor: “Bu öykü aracılığıyla, gezegenimizin aslında ne kadar değerli, ne kadar kırılgan olduğunun altını çizmek istedim. Yaşadığımız gezegeni yok edecek gücümüz var. Ben bu gücü çok tehlikeli görüyorum. Bu öyküyü özellikle gençler ve çocuklar olmak üzere her kuşaktan insana anlatarak çevremizi koruma konusunda büyük sorumluluğumuz olduğunu hatırlatmak istedim.”

BELEDİYE BAŞKANI COLE: GÜVENİLMEZ YÖNETİCİ


Lina ve Doon’un şehrin sırlarına ulaşması üzerine görünüşteki nazik havası bir anda çatırdamaya başlayan Belediye Başkanı Cole rolünde deneyimli aktör Bill Murray oynadı.

Yönetmen Gil Kenan’ın bu karakterle ilgili yorumu şöyle: “Belediye Başkanı Cole karakterinin bir miktar kötü adam kişiliğinde olmasını istiyordum. Bu rolde oynayan Bill Murray olağanüstü enerjisiyle Cole karakterine hümanist boyutlar katmasını bildi. Kötü şeyler yapıyor olsa bile karizması sayesinde bunların üzerini örtmesini bilen politikacıyı başarıyla beyazperdeye taşıdı.”

Yazar Caroline Thompson’un çalışmalarının uzun süredir hayranı olduğunu ifade eden Bill Murray, “Bu filmde aradığım herşey vardı. Harika bir senaryo, iyi bir yönetmen, başarılı oyuncu kadrosu, hepsi birbirinden yaratıcı fantastik set tasarımları ve kostümler… Bu tip filmlerdeki kostümler genellikle geçmiş yılların rekreasyonu şeklinde olur. Ancak kostüm tasarımcımız Ruth Myers tamamen kendi tasarımlarını ortaya koydu ki, hepsi birbirinden harikaydı. Prodüksiyon ekipleri her an neler olup bittiğinin farkındaydı. Filmin setinde hep birlikte aksiyonun tadını çıkararak eğlendik” diyor.

LORIS HARROW: ESRARENGİZ MUCİT


Doon’un esrarengiz kişilikli mucit babası Loris Harrow rolünü Tim Robbins üstlendi. Yönetmen Gil Kenan, şehrin enkazından robotlar ve makineler yapan bu karakteri şu sözlerle tanımlıyor: “Loris karakteri, Doon’un kişilik yapısı hakkında perspektif sağladığı için önemlidir. Bu yüzden baba ile oğulun bir arada göründüğü sahneler hayati önem taşıyordu. Tim bu role gerçek bir ağırbaşlılık getirdi.”

Tim Robbins’in oynadığı karakterle ilgili gözlemleri şöyle: “Loris oğlunu çok seven bir mucittir. Geçmişte bambaşka bir hayat düşlemiştir. O dönemlerden kalan sırları vardır. Hayalinden tam olarak vazgeçmemiştir. Sihirli Şehir halkının üzerinde düşünmek bile istemediği şeyleri oğlunun düşünmesi için onu cesaretlendirir.”


DİĞER VATANDAŞLAR


Filmin yardımcı rollerinde birbirinden güçlü aktörler destek verdiler. Projeye ilave derinlik düzeyi katan bu oyuncular şöyle sıralanıyor:

Lina ve Poppy’nin kötürüm ve zihni gidip gelen büyükannesi rolünde İngiltere’nin çok sevilen oyuncularından Liz Smith oynadı. Uzun yıllar boyunca aklı iyice karışan büyükanne, Sihirli Şehrin sakinlerini kurtaracak sırrı sanki bilir gibidir ama neyi bildiğini bir türlü hatırlayamaz.

Belediye Başkanı Cole’un dalkavuk ruhlu ve üçkağıtçı yardımcısı Barton Snode rolünde Toby Jones kamera karşısına geçti. Deneyimli oyuncu bu rolde oynarken sanki yıllardır politikacıymış gibi davranmak suretiyle oynadığı karakterin yanıltıcı davranışlarının hakkını tam anlamıyla verdi.

Lina ve Doon’un başaracağına inandığı için herşeyi riske atmaktan çekinmeyen sera bekçisi Clary rolünde Marianne Jean-Baptiste yer aldı.

Lina ve Poppy’nin en yeni koruyucusu (vasisi) Bayan Murdo rolünde Emmy ödüllü Mary Kay Place oynadı. Sihirli Şehrin ve kurucularının gücüne yürekten inanan Bayan Murdo, çevresindeki dünya darmadağın olurken bile Sihirli Şehri kuranların insanları güvenliğe ulaştırmak için bir planı olduğuna dair inancını korumaya çalışarak teselli bulur.

Kötü niyetli karaborsa oyuncusu Looper rolünde BBC’nin sevilen dizisi “The Office” ile adını duyuran Mackenzie Crook kamera karşısına geçti.

“City of Ember”in kadrosunu tamamlayan oyunculardan birisi de, Oscar ödüllü aktör Martin Landau oldu. Deneyimli oyuncu filmde Doon’un Pipeworks’taki akıl hocası Sul rolünde oynadı. Landau’nun portresini çizdiği bu karakterin özelliği, Doon ve Lina’nın gerçeği bulma arayışına akla gelebilecek her anlamda destek vermesiydi.

ŞEHİR TÜM FONKSİYONLARIYLA KURULMADAN ÖNCE HERŞEY STÜDYO ORTAMINDA BAŞLADI

Yönetmen Gil Kenan’ın düşüncesine göre, şehrin tasarımı da en az karakterler kadar önemliydi. Yönetmen bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor:

Sihirli Şehir bu filmde başlıbaşına bir karakterdir. Çünkü şehri kurtarmak için atılan tüm adımlar, bulmacayı çözmek için yapılan tüm girişimler burada meydana gelir. Bu nedenle prodüksiyon tasarımcımız Martin Laing ile birlikte mümkün olduğunca gerçekçi bir şehir inşa etmemiz gerekiyordu. Öncelikle kendimizi Şehir Kurucuları’nın pozisyonuna koyarak işe başladık. Bunlara şehrin kurucu babaları da diyebiliriz. İnsanları açıklanamayan birtakım tehlikelerden korumak için şehri aceleyle inşa etmişler; en az 200 yıl boyunca insanların buraya sığınmış şekilde kalacağını öngörmüşlerdir. Şehir ilk kurulduğunda teknik açıdan gelişmiş durumdadır. Güç kaynağını ırmaktan alan bir jeneratörden enerji sağlanacağına güvenilmiştir. Bu jeneratörün sürekli çalışmasını sağlamak için de insanlar organize şekilde ortak çaba sarfedeceklerdir. Başlangıçta durum böyledir ama öykümüz başladığında şehir artık ‘kullanım tarihi’ni doldurmuş durumdadır. Kurucuların faaliyete geçirdiği tüm sistemler durma, hatta çökme noktasına gelmiştir.”

Sihirli Şehrin tasarımlarını hazırlamaya başlayan yönetmen ve tasarımcı, ilk kurucuların bu şehri faydacılığa yönelik yaklaşımla hazırlamasına karar verdiler. Gil Kenan bu yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor: “Çıkış noktamız bu şehrin tamamen fonksiyonel tarzda tasarlanmış bir alan olmasıydı. Halkın barınacağı bir sığınak gibi düşünülmüştü ama insanlar orada 200 yıldan fazla süredir yaşamakta olduğu için vatandaşların yaratıcılığı sayesinde ana tasarımın değiştiğini, alanın organik şekilde geliştiğini görebilirsiniz. Binalar değişmiştir. Bir zamanlar endüstriyel tesis olarak düşünülen ışıltılı alanlar artık çürümeye terk edilmiş haldedir. Sihirli Şehrimiz artık böyle bir yerdir.”

Tüm bunları kapsayabilecek büyüklükte bir alana ihtiyacı olan film yapımcıları, dev bir stüdyo bulmak için dünyanın çeşitli ülkelerini dolaşmak zorunda kaldılar. Sonunda aradıkları geniş alanı, Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast yakınlarında faaliyet gösteren bir gemi yapım şirketinin The Paintworks adlı hangarında buldular. Burası, büyük okyanus gemilerinin tüm omurgasının boyanmasında kullanılan bir yerdi.

Geçtiğimiz yıllarda yönetmen James Cameron ile “Titanic”te beraber çalışan Martin Laing, kendisini geminin boyandığı gerçek tersanede bulunca çok heyecanlandığını ifade ederek şunları söylüyor:

“Titanic gemisinin rekreasyon çalışmalarını Meksika’da bir stüdyoda yapmıştık. Hayatımın bir yılını harcadığım gerçek Titanic’in boyandığı yere gelince kendimi evimde gibi hissettim. Gördüğüm orijinal fotoğraflardan dolayı Belfast tersaneleri bana çok tanıdık geldi.”

Martin Laing’i bekleyen en büyük zorlukların başında bir şehri herşeyiyle inşa etmek geliyordu. Ünlü tasarımcı bu konuda nasıl bir yaklaşım sergilediğini şu sözlerle açıklıyor:

“Bu tip filmlerde genellikle birkaç stüdyo birden kullanılır ve farklı yerlerde çekim yapılır. Ancak biz burada yaşanan bir şehir kurmak ve 250 yıl yaşlandırmak zorundaydık. Şehrin tasarımında bir bisikletin tekerleği gibi eş merkezli (ortak merkezli) daireleri temel aldık. Şehrin tam ortasında Harken Meydanı vardı ve caddeler bu merkezden itibaren bisiklet tekerleğinin jantları gibi çevreye yayılıyordu. Şehrin alelacele diyebileceğimiz şekilde kurulduğunu hayal ettiğimiz için tüm dekoratif unsurları bu anlayışa göre yaptık. Sonuçta modernist ve çizgisel yaklaşım benimsedik.”

Şehrin kalbi olduğu kabul edilen jeneratör ise şeklen bir kalbi çağrıştıracak şekilde tasarlandı. Laing bu konuda nasıl bir çalışma yapıldığını şöyle anlatıyor: “Kırmızı renkli jeneratör büyük ve paslı görünümüyle kocaman bir hayvan gibidir. Her tarafından çıkan borular, insan kalbindeki damarları akla getirir.”

Laing açıklamalarına devamla şunları aktarıyor: “Binaların mimarisinde sade bir yaklaşım sergilemekle beraber içinde yaşayan insanlara özgü bazı referanslar koyduk. Büyükannenin dükkanına ve apartman dairesine bakarsanız, pencere dışlarının ve pervazlarının yaşlı insan yüzü gibi olduğunu görürsünüz. Aynı şekilde yün dükkanının iç mekanı da tıpkı büyükannenin yaşamı gibi sökülüp dağılan materyalleri sergiler. Loris Harrow’un apartman dairesi ile dükkanı ise tıpkı onun hayatı gibi kaotiktir. Belediye Başkanının toplantı odası da kendisi gibi büyük ve gösterişlidir. Şehirde telefonlar çalışmadığı ve telefon iletişimi sözkonusu olmadığı için herşey haberciler aracılığıyla yürütülür. Bu nedenle habercilerin bir araya toplandığı karargahlar vardır ve mesajların elden iletilmesi gerekmektedir.”

Gil Kenan ve Martin Laing’in önem verdiği bir başka husus da, Sihirli Şehir’deki yaşamı yansıtacak bazı küçük detaylara yer vermek oldu. Örneğin sadece tek bir çift ayakkabının olduğu bir ayakkabı satış mağazası, vitrininde tek makas kalmış bir makas dükkanı, artık çalışmayan bir çamaşır yıkama dükkanı, tüm çamaşırların elde yıkanması gerekliliği, artık satılacak hiçbir şey kalmamış bir giyim mağazası gibi detayların hepsine yer verildi.

KOSTÜMLERDEN ÖNCE ÇİZİMLER VARDI


Kostüm tasarımcısı Ruth Meyers ile daha önce “Monster House” adlı filmde beraber çalışmış olan Gil Kenan, “City of Ember”da onunla bir kez daha işbirliği yapmak istedi. “Monster House” için birbirinden harika sanal kostümler hazırlayan Ruth Meyers’in “Sihirli Şehir” için gerçek materyal hazırlama konusunda da aynı başarıyı göstereceğinden emindi.

Ruth ve ekibini bekleyen en büyük zorluk, tek tek her giysinin tasarlanıp üretilmesiydi. Bu konuda nasıl bir çalışma yaptığını şu sözlerle açıklıyor:

“Bu filmde çok özgün bir dünya üzerinde çalıştık. Elimizde belli referans noktaları yoktu. Aslında fantezi ağırlıklı filmlerde çalışmaya alışkınım ama bu film hepsinden farklıydı. Bir çeşit organik bilimkurgu diyebilirim. Sihirli Şehir halkının özelliği sınırlı bir alanda komün halinde yaşıyor olmalarıdır. O insanları çok sevdiğim için giysi tasarımlarını hazırlamak oldukça kolay oldu.”

Filmin tasarımlarını hazırlarken Gil Kenan ile işbirliği yapan Ruth Meyers, yönetmenin özellikle 50’li ve 70’li yılların giysilerinden etkilendiğini biliyordu. Bu yüzden renk şemalarında önceliği 50’li ve 70’li yılların renklerine verdi. Çeşitli departmanlarda yapılan çalışmalarda o dönemin stil ve renkleri uygulandı.


IŞIKTAN ÖNCE KARANLIK VARDI


Görüntü Yönetmeni Xavier Perez Grobet açısından “City of Ember” projesinin bazı çok özel zorlukları sözkonusuydu. Sihirli Şehir’e ışığı getirmek ve beyazperde üzerinde uygulamak onun göreviydi. Filmin tek bir karesi bile güneş ışığıyla çekilmediği halde odak noktasında ışık olgusu vardı. Daha doğrusu halkın ışığı kaybedeceği endişesi ve korkusu ön planda olacaktı.

“City of Ember”in yazarı Jeanne DuPrau, kitabını yazarken itici güçlerinden birisinin “ışık” kavramı olduğunun altını çizerek şunları aktarıyor:

“Elektrik ışığından başka hiçbir ışık kaynağı olmayan bir şehir fikri ilgimi çekti. Başta ışık olmak üzere her türlü yiyecek, içecek ve yaşam destek ürünlerinin hızla tükendiğini bile bile koyu karanlıkta yaşamanın nasıl bir şey olabileceğini düşündüm. Hayvanları, ağaçları ve çevreyi görmeden yaşamak nasıl olur diye kendime sordum. Tüm bunlar benim hayal gücümü ateşlemeye yetti.”

Jeanne DuPrau’nun hayal gücünü ateşleyen bu unsurlar, daha önce Gil Kenan ile “Monster House” adlı filmde çalışmış olan görüntü yönetmeni Xavier Perez Grobet’in de hayal gücünü ateşledi. Konunun hangi boyutlarından etkilendiğini kendisinden dinleyelim:

“Gil bana gelip birtakım grafik fikirler gösterdiğinde ulaşmak istediği sonuç bana çok cazip geldi. Özellikle ışıklandırma açısından bakınca çok ilginç buldum. Tüm film ışık üzerineydi ki, benim gibi bir görüntü yönetmeni için keşfedilecek çok fazla şey olduğu anlamına geliyordu.”

Ayrıca filmin setinin tüm işlevselliğiyle bir şehirden ibaret olmasının getireceği zorluklar da vardı. Örneğin büyükannenin apartman dairesinde geçen bir sahnenin Sihirli Şehir’deki bir cadde üzerindeki herhangi bir binanın ikinci katında çekilmesi gerekliydi. Bu durumun kendisini heyecanlandırdığını vurgulayan Grobet, uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle özetliyor:

“Kamerayı özgürce hareket ettirmek, tüm sınırlamalara rağmen belirli bir perspektiften görüntü almaya çalışmak zor olduğu gibi heyecan vericiydi. İnanılmaz sıkışık ortamlarda, set içinde kurulu setlerde yapay ışıklandırmayla çalışıyorduk. Herhangi bir sahneyi çekebilmek için ihtiyaç duyduğum ışığı almanın çeşitli yöntemlerini kendim bulmak zorundaydım ki, bundan büyük zevk aldım.”

SİHİRLİ ŞEHİR: UMUTLAR HAYAT BULURKEN…

Umut ve cesaret mesajları verirken aksiyon ve macera yüklü bir film olan “City of Ember”in hem yapımcı kadrolarına hem de oyunculara sunduğu çok büyük fırsatlar vardı.

Bu projenin en çekici yanının ele alınan teması olduğunu ifade eden Tom Hanks, “City of Ember” ile ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:

Sihirli Şehir’deki genç insanlar olmasaydı bu şehirde yaşayanların başına kimbilir neler gelirdi. Genç insanlar daima herşeyin daha iyi olmasını isterler. Giderek yaşlanmakta olan bizlerin normal karşıladığı herşeyi sorgulayarak ‘Şu neden böyle, şu neden böyle değil?’ şeklinde soru yağmuruna tutarlar. Bu filmde de şehrin sırlarını keşfedenler genç insanlardır. Harekete geçerler ve sadece kendi hayatlarını daha iyi yapmakla kalmayıp Sihirli Şehri de kurtarırlar.”

City of Ember”in cesaret verici ve moral yükseltici temasının yanısıra keyifle izlenecek bir seyirlik olduğuna dikkat çeken Tom Hanks sözlerini şöyle sürdürüyor:

Küçük bir belirtiyle başlayan büyük bir puzzle bulmaca vardır. Bu küçük belirti kısa zamanda ipucuna dönüşür. Oradan bir kanıt elde edilir. Ardından bir sırra ulaşılır. Tüm bunların sonucunda da fantastik bir maceraya geçit sağlayacak bir tünele açılan bir geçiş yolu bulunacaktır.”



Yönetmen Gil Kenan’ın filmle ilgili son sözleri ise şöyle: “Bir yönetmen olarak daima özlemini çektiğim bir dünyayı yaratma fırsatı buldum. Tamamen kendine özgü bir dünyanın çok özgün görselliği içerisinde ışık ve hayat dolu karakterlerlere eşlik eden gizem perdesi beni her düzeyde tatmin etti. Bu çok özel projenin sinema salonlarına hareket ve heyecan getireceğini düşünüyorum. Evrensel temasıyla, dinamit gibi kadrosu, yaratıcı tasarımları ve çok farklı öyküsüyle her yaştan izleyiciye hitap eden bir büyüleyici bir film oldu.”


Yüklə 75,2 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin