Halefe halef – halfe = arka arkada kalmak – arkadan gelmek – arkada birakmak – yerine geçmek âl-i İmrân Suresi



Yüklə 496,59 Kb.
səhifə1/5
tarix01.01.2018
ölçüsü496,59 Kb.
  1   2   3   4   5

HALEFE - HALEF – HALFE = ARKA - ARKADA KALMAK – ARKADAN GELMEK – ARKADA BIRAKMAK – YERİNE GEÇMEK

Âl-i İmrân Suresi
169


وَلَا تَحْسَبَنَّ

sanma


الَّذِينَ قُتِلُوا

öldürülenleri



فِي سَبِيلِ

yolunda


اللَّهِ

Allah


أَمْوَاتًاۚ

ölüler


بَلْ

hayır


أَحْيَاءٌ

(onlar) diridirler



عِنْدَ

katında


رَبِّهِمْ

Rableri


يُرْزَقُونَ

rızıklanmaktadırlar











Türkçe Transcript (*)

Velâ tahsebenne-lleżîne kutilû fî sebîli(A)llâhi emvâtâ(en)(c) bel ahyâun ‘inde rabbihim yurzekûn(e)

Ali Bulaç Meali

Allah yolunda öldürülenleri sakın 'ölüler' saymayın. Hayır, onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.

Edip Yüksel Meali

ALLAH yolunda vurulanları ölü sanmayın; bilakis onlar Rableri katında nimetler içinde diridirler. *

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.

Süleyman Ateş Meali

Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma; hayır, (onlar) diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Allah yolunda öldürülmüş olanları ölüler sanma sakın. Hayır! Onlar diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar.

Yusuf Ali (English)

Think not of those who are slain in Allah.s way as dead. Nay, they live(477), finding their sustenance in the presence of their Lord; *

M. Pickthall (English)

Think not of those, who are slain in the way of Allah, as dead. Nay, they are living. With their Lord they have provision.

Âl-i İmrân Suresi
170


فَرِحِينَ

sevinirler



بِمَا آتَاهُمُ

kendilerine verdiklerinden



اللَّهُ

Allah'ın


مِنْ فَضْلِهِ

keremiyle



وَيَسْتَبْشِرُونَ

ve müjdelemek isterler



بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا

henüz yetişemeyenlere de



بِهِمْ

kendilerine



مِنْ خَلْفِهِمْ

arkalarından



أَلَّا خَوْفٌ

korku olmadığına



عَلَيْهِمْ

onlara


وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

onların da üzüntüye uğramayacaklarına








Türkçe Transcript (*)

Ferihîne bimâ âtâhumu(A)llâhu min fadlihi veyestebşirûne billeżîne lem yelhakû bihim min ḣalfihim ellâ ḣavfun ‘aleyhim velâ hum yahzenûn(e)

Ali Bulaç Meali

Allah'ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiç bir korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır.

Edip Yüksel Meali

ALLAH'ın onlara bolca verdiği nimetlerle neşe içindedirler. Kendilerine daha katılmamış yoldaşlarına bir korku ve üzüntü olmadığını müjdelemek isterler. *

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.

Süleyman Ateş Meali

Allah'ın, keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinçli olarak, arkalarından henüz kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığına, onların da üzüntüye uğramayacaklarına sevinirler.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiğiyle sevinçlidirler. Ve arkada kalıp kendilerine katılmamış olanlara şunu müjdeliyorlar: Onlar için korku yoktur; tasalanmayacaklardır onlar.

Yusuf Ali (English)

They rejoice in the bounty provided by Allah. And with regard to those left behind, who have not yet joined them (in their bliss), the (Martyrs) glory in the fact that on them is no fear, nor have they (cause to) grieve.(478) *

M. Pickthall (English)

Jubilant (are they) because of that which Allah hath bestowed upon them of His bounty, rejoicing for the sake of those who have not joined them but are left behind: that there shall no fear come upon them neither shall they grieve.

A’râf Suresi
16


قَالَ

dedi


فَبِمَا

karşılık


أَغْوَيْتَنِي

beni azdırmana



لَأَقْعُدَنَّ

ben de oturacağım



لَهُمْ

onlar(ı saptırmak) için



صِرَاطَكَ

senin yolunun üstüne



الْمُسْتَقِيمَ

doğru



















Türkçe Transcript (*)

Kâle febimâ aġveytenî leak’udenne lehum sirâtake-lmustekîm(e)

Ali Bulaç Meali

Dedi ki: 'Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım.'

Edip Yüksel Meali

"Beni saptırmana karşılık, onlar için senin dosdoğru yolun üzerine sinsice oturacağım." *

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

"Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım."

Süleyman Ateş Meali

Öyle ise, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Dedi: "Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım."

Yusuf Ali (English)

He said: "Because thou hast thrown me out(1001) of the way, lo! I will lie in wait for them on thy straight way: *

M. Pickthall (English)

He said : Now, because Thou hast sent me astray, verily I shall lurk in ambush for them on Thy Right Path.



A’râf Suresi
17


ثُمَّ

sonra


لَآتِيَنَّهُمْ

onlara sokulacağım



مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ

önlerinden



وَمِنْ خَلْفِهِمْ

arkalarından



وَعَنْ أَيْمَانِهِمْ

sağlarından



وَعَنْ شَمَائِلِهِمْۖ

sollarından



وَلَا تَجِدُ

ve bulmayacaksın



أَكْثَرَهُمْ

çoklarını



شَاكِرِينَ

şükredenlerden














Türkçe Transcript (*)

Śumme leâtiyennehum min beyni eydîhim vemin ḣalfihim ve’an eymânihim ve’an şemâ-ilihim(s) velâ tecidu ekśerahum şâkirîn(e)

Ali Bulaç Meali

'Sonra muhakkak onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Çoğunu şükredici bulmayacaksın.'

Edip Yüksel Meali

"Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kendilerine sokulacağım. Böylece çoklarını şükreder bulmayacaksın."

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

"Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın."

Süleyman Ateş Meali

Sonra (onların) önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım ve çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Birçoklarını şükreder bulamayacaksın."

Yusuf Ali (English)

"Then will I assault them from before them and behind them, from their right and their left: Nor wilt thou find, in most of them, gratitude (for thy mercies)."(1002) *

M. Pickthall (English)

Then I shall come upon them from before them and from behind them and from their right bands and from their left hands, and Thou wilt not find most of them beholden (unto Thee).

A’râf Suresi
128


قَالَ

dedi


مُوسَىٰ

Musa


لِقَوْمِهِ

kavmine


اسْتَعِينُوا

yardım isteyin



بِاللَّهِ

Allah'tan



وَاصْبِرُواۖ

sabredin


إِنَّ

şüphesiz


الْأَرْضَ

yeryüzü


لِلَّهِ

Allah'ındır



يُورِثُهَا

onu verir



مَنْ يَشَاءُ

dilediğine



مِنْ عِبَادِهِۖ

kullarından



وَالْعَاقِبَةُ

sonuç


لِلْمُتَّقِينَ

korunanlarındır

















Türkçe Transcript (*)

Kâle mûsâ likavmihi-ste’înû bi(A)llâhi vasbirû(s) inne-l-arda li(A)llâhi yûriśuhâ men yeşâu min ‘ibâdih(i)(s) vel’âkibetu lilmuttekîn(e)

Ali Bulaç Meali

Musa kavmine: 'Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir.' dedi.

Edip Yüksel Meali

Musa, halkına: "ALLAH'tan yardım dileyin, sabırla direnin. Yeryüzü ALLAH'ındır ve onu kullarından dilediğine verir. Sonuç erdemli davrananlarındır," dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Musa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir."

Süleyman Ateş Meali

Musa, kavmine; "Allah'tan yardım isteyin, sabredin!" dedi; yeryüzü Allah'ındır, onu kullarından dilediğine verir. Sonuç, korunanlarındır!"

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Mûsa kendi toplumuna şöyle dedi: "Allah'tan yardım dileyin, sabırlı olun. Yeryüzü Allah'ındır, Allah ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç, takvaya sarılanlarındır."

Yusuf Ali (English)

Said Moses to his people: "Pray for help from Allah, and (wait) in patience and constancy: for the earth is Allah.s, to give as a heritage to such of His servants as He pleaseth; and the end is (best) for the righteous.(1085) *

M. Pickthall (English)

And Moses said unto his people: Seek help in Allah and endure. Lo! the earth is Allah's. He giveth it for an inheritance to whom He will. And lo! the sequel is for those who keep their duty (unto Him).

A’râf Suresi
129


قَالُوا

dediler


أُوذِينَا

bize işkence edildi



مِنْ قَبْلِ

önce de


أَنْ تَأْتِيَنَا

sen bize gelmezden



وَمِنْ بَعْدِ

sonra da


مَا جِئْتَنَاۚ

sen bize geldikten



قَالَ

dedi


عَسَىٰ

umulur ki



رَبُّكُمْ

Rabbiniz


أَنْ يُهْلِكَ

yok eder


عَدُوَّكُمْ

düşmanınızı



وَيَسْتَخْلِفَكُمْ

ve sizi hakim kılar



فِي الْأَرْضِ

yeryüzüne



فَيَنْظُرَ

böylece bakar



كَيْفَ

nasıl


تَعْمَلُونَ

hareket edeceğinize











Türkçe Transcript (*)

Kâlû ûżînâ min kabli en te/tiyenâ vemin ba’di mâ ci/tenâ(c)kâle ‘asâ rabbukum en yuhlike ‘aduvvekum veyestaḣlifekum fî-l-ardi feyenzura keyfe ta’melûn(e)

Ali Bulaç Meali

Dediler ki: 'Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık.' (Musa:) 'Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek' dedi.

Edip Yüksel Meali

"Sen bize gelmeden önce de, bize geldikten sonra da eziyet edildik," dediler. (Musa da) "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı yok ederek onların yerine sizleri yeryüzüne yerleştirsin ve sonra nasıl davranacağınıza baksın," dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Kavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de eziyet gördük, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacaktır ve sizin nasıl işler yaptığınıza bakacaktır."

Süleyman Ateş Meali

(Ey Musa), sen bize gelmezden önce de, sen bize geldikten sonra da bize işkence edildi. dediler. (Musa) dedi: "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı yok eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar."

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Dediler ki: "Senin bize gelişinden önce de işkenceye uğratıldık, gelişinden sonra da." Mûsa dedi: "Rabbinizin, düşmanınızı yok etmesi ve nasıl davranacağınıza bakmak üzere yeryüzünde sizi yöneticiler yapması umulabilir."

Yusuf Ali (English)

They said: "We have had (nothing but) trouble, both before and after thou camest(1086) to us." He said: "It may be that your Lord will destroy your enemy and make you inheritors(1087) in the earth; that so He may try you by your deeds." *

M. Pickthall (English)

They said : We suffered hurt before thou camest unto us, `and since thou hast come unto us. He said: it may be that your Lord is going to destroy your adversary and make you viceroys in the earth, that He may see how ye behave.

A’râf Suresi
142


وَوَاعَدْنَا

sözleştik



مُوسَىٰ

Musa ile


ثَلَاثِينَ

otuz


لَيْلَةً

gece


وَأَتْمَمْنَاهَا

ve buna kattık



بِعَشْرٍ

on (gece daha)



فَتَمَّ

böylece tamamlandı



مِيقَاتُ

tayin ettiği vakit



رَبِّهِ

Rabbinin


أَرْبَعِينَ

kırk


لَيْلَةًۚ

geceye


وَقَالَ

dedi ki


مُوسَىٰ

Musa


لِأَخِيهِ

kardeşi


هَارُونَ

Harun'a


اخْلُفْنِي

benim yerime geç



فِي

içinde


قَوْمِي

kavmim


وَأَصْلِحْ

ıslah et


وَلَا تَتَّبِعْ

uyma


سَبِيلَ

yoluna


الْمُفْسِدِينَ

bozguncuların









Kataloq: Dosyalar -> Fihrist

Yüklə 496,59 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə