İnsani ve onun sanatini şEKİllendirmede özne olan optiMİst ve pesiMİst teknolojiNİn etik açidan tartişilmasi erkan ÇİÇEK



Yüklə 44,21 Kb.
tarix06.09.2018
ölçüsü44,21 Kb.
#78164

İNSANI VE ONUN SANATINI ŞEKİLLENDİRMEDE ÖZNE OLAN OPTİMİST VE PESİMİST TEKNOLOJİNİN ETİK AÇIDAN TARTIŞILMASI
Erkan ÇİÇEK

Öğr. Gör. Dr., Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi, fesiherkan@gmail.com

Öz

Bu çalışmada; bireyin ve bireyin üretiminin şekillenmesinde kitle iletişim araçlarının etiksel ve kuramsal açıdan tartışılması yapılmıştır. Tartışma ve çözümleme yönteminin izlendiği çalışmada, insan varlığını ve de üretimini şekillendirmek amaçlı olumlu ve olumsuz rollerde değerlendirdiği teknolojiyi kendi yaşam biçimine ve değerlerine uygun olarak kullanmak için kontrollü bir iradeye ve sistemin gerekliliğine ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle doğanın hükmedicisi olan insanın özne olarak varlığını sürdürmesi için kitle iletişim araçlarını etik kurallar içerisinde kullanması bir gerekliliktir. Buradan hareketle otoriteye egemenlik alanı sağlamak için toplumu ve özelde bireyleri yönlendirme, değiştirme ve nihayetinde kontrol altında tutma amacı güden sistemler ya da güçleri bekleyen en önemli tehlike hiç kuşkusuz kendilerinin de farkına varmadan zamanla araçsallaşmalarıdır.

Etiksel ve sanatsal açıdan bakıldığı zaman, günümüzde teknoloji çok hızlı yol kat ederek değişim ve dönüşümleri sağlamakla birlikte gerçek işlevinin dışına çıkarak gözetim gibi bir role de soyunmaktadır. Bu noktadan referansla dijital teknolojinin bizleri tekrardan üreterek değiştirip dönüştürdüğü bir gerçeklik olarak ortada durmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Etik, Fotoğraf, Sanat, Teknoloji, iletişim.

ETHICAL AND DISCUSSION OF THE OPTIMISTIC AND PESIMIST TECHNOLOGY WHICH HAS THE HUMAN AND THE ART HAS THE TYPE OF SHAPE+
Abstract

In our study; The formation of the individual and the production of the individual has been discussed in terms of ethical and theoretical aspects of mass media. Discussion and analysis methods were followed in the study.He needs a controlled personality for the technology he uses to sustain his human life. For this reason, it is a necessity to use the mass media in ethical rules in order to maintain the existence of the human nature as the subject. From this point of view, systems aiming at irecting, modifying and controlling the society and individuals in order to provide authority to the authority are instrumental in time.

When viewed from the ethical and artistic point of view, today's technology is moving fast and providing changes and transformations. Technology also has a role as surveillance. This point stands as a reality that digital technology transforms and transforms us by producing them from scratch.

Key words: Ethics, Photography, Art, Technology, Communication.

1. Giriş

Hızla gelişen ve yayılan teknoloji insanlığın ilerlemesini sağlamakla birlikte yaşamı kolaylaştırmaktadır. Merak duygusu ve evreni anlama çabası insanoğlunu yeni gelişmelere yönlendirmiştir. Teknoloji daha iyiyi yakalama ve elde etme ideali ile işe koşulmaktadır. Ancak bazen önemli buluşlarda ve üretimlerde olayın öznesi olan insanoğlu direksiyon hakimiyetini kaybederek ikincil duruma gelebilmektedir. Yani bir üretim çarkının bir metası haline gelen birey zamanla kendi yerini korumayarak araçsallaşabilir. Her ne sebeple olursa olsun birey ya da toplumlar teknolojinin dışında kalamazlar.



1.1. Optimist ve Pesimist Bakış

Optimist çevresine devamlı iyi bakar olumlu düşünen kişilere verilen addır. Olumlu düşündüğü gibi yaşanacak olanlara karşı iyimserliğini asla elden bırakmaz. Yaşamı boyunca insanları kendisi gibi sanıp kötü durumlar dahi olsa bir tabir vardır “bardağa dolu tarafından bakmak” optimistlerde bu şekilde bakmaktadır (http://www.denkbilgi.com/optimist.html.[7 Ağustos 2017]).

Pesimist; Fransızca pessimisme anlamına gelmektedir. Dilimizde optimizm kelimesinin zıt anlamlısı olarak felsefe alanında kullanılan ve “her şeyi en kötü yanından ele alan, her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü” anlamına gelir. Bu sözün pesimist şeklindeki türevine karşılık olarak kötümser kelimesi kullanılmalıdır (http:// www.pesimist#ixzz4pJ3bqkT9.[7 Ağustos 2017]).

1.2. Kavramsal olarak Etik

Etik (ethics) sözcüğü, Yunanca’da gelenek görenek anlamına gelen “êthos” sözcüğünden gelir. Bu sözcüğün kökeni, var olmanın temel niteliğini belirleyen bireysel ahlak ve davranışsal alışkanlıklar anlamına gelen “swêdhêthos” olarak belirlenmektedir (Notoku, 2016). Etik, ahlak felsefesinin diğer adıdır ve temel olarak neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış, nelerin erdem, nelerin ahlaksızlık, neyin adil, neyin suç olduğunu belirlemeye çalışan felsefe dalıdır. Pek çok alt dalı vardır; ancak burada bunlara girmemize gerek yok, zira biz işin felsefi değil, bilimsel tarafı ile ilgileniyoruz. Ancak bu noktada bilinmesi gereken, etiğin, ahlakı açıklamaya çalışan felsefi sistem olduğudur (Evrimagacı, 2016).



1.3. Teknolojik İyimserlik ve Teknolojik Kötümserlik

Teknolojinin sunduğu araçların insan evrimi ve günlük yaşantıdaki rolü hakkında ayrıntılı olarak düşünmemizi gerektirmektedir. Etkili teknolojik dönüşümün tarih boyunca gerçekleşen yaygın değişim dalgasının bir devamı olduğunu anlamamız açısından da önemlidir. Otomobil, telefon ve televizyonun tarihine baktığımızda göz ardı edilemeyecek maliyetlerinin yanı sıra derin faydalarının olduğunu da görürüz. Aslında teknoloji için en iyi formül onu ne zirvelerde dokunulmaz tutmak nede ondan uzak durmaktır.

Hayatımızı değiştiren; şaşırtıcı değişikler, kolaylıklar, heyecanlar, varlıklar ve pozitif sosyal ve teknik gelişmeler Teknolojik İyimserlik (technophilia) şeklinde formüle edilebilir. Doğal değişmeyi ifade eden Teknolojik İyimserlik içerisinde mutlu yarınlar için müdahale gereğinden fazla yapılmamalıdır. Teknoloji, kendi içerisinde ikilemi barındırdığı için Teknolojik İyimserlik ile birlikte Teknolojik Kötümserlikte oluşagelmiştir. Ele geçirici ve sömürücü temel ilkelerine bağlı olan Teknolojik Kötümserlikte (technophobia) ; egemen güçler kötü amaçlar doğrultusunda hedefleri için teknolojiyi otorite kurma amaçlı araçsal olarak kullanabilirler. Teknolojik Kötümserlikte teknoloji, insanlara ve toplumlara yaşam kolaylığı, bağımlılık ve sürekli tüketme paydalarını kazandırmaktadır.

1.4. Özne ve Nesne Bağlamında Kitle İletişim Araçları Teknolojisinin Tartışılması

Teknolojinin insanları daha çok rasyonelleştirdiği ve teknoloji geliştikçe insanların gerilediğini öngörebiliriz. Teknoloji geliştikçe insanları da geliştireceği beklenirken aksine insanların gerilediği görülmüştür. Örneğin son yıllarda akıllı cep telefonlarının içeriğinde ki gelişmeler insanları daha çok geliştireceği yerde düşünme yetilerinin gittikçe körelmesine neden olmuştur. Elektronik iletişim araçlarının gelişmesi ile bilinci biçimlendirme sanayii, endüstri çağının geç zamanlarında toplumların toplumsal ve ekonomik gelişmelerinin hızını ayarlayan bir etmen durumuna gelmiştir. Bilinç sanayii, üretiminin tüm öteki sektörlerine sızmış, gitgide daha çok yönlendirici ve denetimci işlevler yüklemeye, günün geçerli teknolojisini belirlemeye başlamıştır. “Bir Kitle İletişim Araçları Teorisinin Oluşturucu Öğeleri” adlı makalesinde; Günümüzde Kitle İletişim Araçlarının yönlendirici ve denetimci işlevlerine değinen Hans Magnus Enzensberger; Tekelci kapitalizm bilinç- biçimlendirici sanayi, üretiminin öteki sektörlerine oranla daha hızlı ve daha yaygın olarak geliştirdiğini, fakat bu sırada bilinç biçimlendirme sanayiini kösteklemek zorunda kaldığını savunmuştur. Enzensberger Orwelci Fantazya adı altında, “Kitle İletişim Araçları üzerinde merkezi güç kurma ve bunun sonucunda gücü kontrol etme beraberinde polisiye tedbirleri getirir” düşüncesini ileri sürmüştür.

Kitle İletişim Araçlarını sadece bir tüketim aracı saymak yanlıştır. İlke olarak daima, bu araçlar birer üretim aracı niteliği de taşımaktadırlar. Ve gerçekten de kitlelerin eline geçmiş bulundukları için, sosyalleşmiş üretim araçlarıdırlar. Ayrıca Sosyalizmin amaç edindiği insan bireyselleşebilmiş insandır; kitleleşmiş insan değildir.

Marksist Solun teorik tezlerinde ve pratik edimlerinde toplumlarındaki en gelişkin üretim güçlerinin bulundukları noktadan geri kalmamasıdır. Walter Benjamin ve Brecht dışındaki Marksistler bilinç sanayiini anlamamışlar ; Onun sadece burjuva-kapitalist karanlık yanını görmüşler, sosyalist olanaklarını fark edememişlerdir. Horkheimer ve Adorno’nun yazdıkları da, burjuva iletişim araçlarının ilk dönemindeki günlere duyulan özlemlerden arınmış kurtulmuş değildir (Hans Magnus, 1978: 29.) Oldukça üst düzeyde gelişme kaydetmiş mekanik sanayide, ürün ile yaratıcısı arasında olabilecek herhangi bir bağlantı ortadan kaldırılmıştır. İnsan makinaya hizmet etmekte ve ona uyumlanmaktadır. Üretimin insani yetilerden tamamen bağımsızlaşması kültürü zedeleyen etken olarak görülmektedir (Hans Magnus, 1978: 30).

Burjuva ideolojik olarak kısırdır. Üretim araçları üzerindeki kontrolünü, kendisi, bu araçların toplumsal yönde gerektiği biçimde kullanılması için yeterli olmadığı için, her ne sebeple olursa olsun elinde tutmak istemektedir. Bugün ki yapıları ile radyo, film, televizyon monolog karakterlerine sahip/otoriteryen eğilimlere fazlası ile sahiptirler (Hans Magnus, 1978: 34).

İnsanın doğa ile kurduğu ilişki ve bu ilişkinin özelinde yada içerisinde hangi konumdadır sorusu aslında gerek kitle iletişim araçlarının, dünden bugüne işlevini belirlemede gerekse tüm sosyal ve siyasal araçların ve ilişkilerin süreç içerisinde oluşumunu belirlemede önemli bir yere sahiptir. Teknik düşünmenin egemen olduğu modern çağda hakikat bir tasarıma dönüştüğünü söyleyebiliriz.

Modern insan gerçekliği empoze edilmiş kavramsal yapılar aracılığıyla kavramayı dayatan bir düşünme tarzı, akılcı , bilimsel bir düşünme tarzı tarafından tuzağa düşürülmüş ve körleştirilmiş durumdadır (Martin, 1998:14). Heidegger; modern insan için düşünmenin varlıkla serbest bir bağıntıya bağlı olduğunu belirterek varlıkla serbest bir bağıntı kurmanın da çaresini dilde bulmuştur. Modern insanın varlıkla kurduğu ilişki özgür bir ilişki olmaktan çıkmıştır. Varoluşçu felsefede insanın tüm varlıklar içinde tek başına özne olmak istemesi, aslında diğer varlıkları (ağaç, su vb. gibi) nesneleştiriyor. Burada kapitalizm ya da Modernitenin vahşi araçlarını varlığı yok etmede kullanıyor. Dolayısıyla bu düşüncede acaba varlıkta modernite gereklimi idi sorusunu akla getirmektedir.

Günümüzde teknoloji çok hızlı yol kat ederek değişim ve dönüşümleri sağlamakla birlikte gerçek işlevinin dışına çıkarak gözetim gibi bir role de soyunmaktadır. Dijital Teknoloji bizi tekrardan üretiyor. Örneğin; İnstegram da rol modeller üzerinden tekrardan oynuyoruz. Fotoğraflarımızla oynamak gibi ya da selfi ile yeniden üretmek gibi. Her seferinde yeniden üretim yada farklılık Mc Luhan’ın dediği gibi artık insanlığın neye dönüştüğü ve evriminin ele alındığını gösteriyor. Gözetim, var olan sosyal düzene uygunluğumuzu denetleyen bir iktidar aracıdır. Gözetim, göze batmayan yollardan yayılır, çoğu kez de verimlilik ve üretkenlik gibi hedefleri izleme amaçlıdır. İnsanlar gözetimin nesnelerindendir ve bunu ender olarak belirlerler, ya da bunu bilseler de ötekilerin kendileri hakkında gerçekte ne kadar bilgi sahibi olduğunun farkında değillerdir (Michel, 2010:13). Foucault'a göre bütün bu değişimlerin nedeni 18.yüzyılda ortaya çıkan ve hakim olan yeni iktidar biçimidir. Bununla, artık insan bedenine, cinselliğe, aileye, okula, orduya, fabrikalara vb. yayılan bir iktidar ağları dizisi ortaya çıkmıştır.

Gözetim, Antony Giddens ve diğerlerinin de belirttiği gibi, kapitalizmin fabrikada işçileri izlemesidir. Örneğin, Chaplin’in “Modern Zamanlar" filmi buna en iyi örnektir. Filmde modem zamanlar endüstrisi , insanlığı mutluluğa ulaştırmak için yapılan mücadeleler şeklinde tarif edilirken, teknolojik düzen ve işleyiş görme, gözetim üzerindedir.

Gözetim, başlı başına bir iktidar kaynağıdır. Karl Marks, gözetimi, emek ve sermaye arasındaki bir mücadelenin öğesi olarak görür. Ona göre gözetim, işçilerin görülmesi ve izlenmesiyle sermayenin denetim yapmak için kullandığı bir araçtır. Foucault, gözetim kuramım şu temeller üzerine kurar: Modern toplumlar, toplumu düzene sokmanın kamu önünde kanlı cezalar vermek gibi geleneksel yöntemleri etkili biçimde gereksiz kılacak rasyonel bir aracını geliştirmişlerdir. Dış denetim ve kısıtlamalara güvenmektense, modern sosyal kurumlar, hayatın düzenlenmiş ve belirlenmiş bir yolda sürmesini garanti eden bir dizi disipline edici uygulama kullanılır; askeri talimlerden okul formalarına, sosyal yardım dosyalarından fabrika işçisinin yakından izlenen işine kadar modern sosyal disiplinin süreçleri gayet göze batacak şekilde betimlenir. Foucaulltcu yaklaşımda gözetim bireyleri her yerde bulunan bir iktidarın pençesine yerleştirir.

Bentham'a göre mahkumlar, denetleyenlerin kendilerini denetleyip denetlemediklerini görmedikleri için, bir belirsizlik içinde hareket ederler ve kendi kendisinin polisi haline gelirler. Foucault'a göre Panoptikon aslında bir toplum ve bir iktidar türünün ütopyasıdır; bunlar aslında fiilen geçekleşmiş olan ütopyadır.

1.5. Teknolojik Perspektiften İletişim Ağları ve Sosyal Alanlar

Teknolojik İyimserlik (technophilia) ve Teknolojik Kötümserlik (technophobia) perspektifleri açısından iletişim ağları ve sosyal alanlara bakıldığı zaman burjuvazinin kurumsal bir hal almasına olumlu katkı yaptıklarını söyleyebiliriz. Siyasal Kamu içerisinde yer alan iletişim ağları ya da kafeler gibi sosyal alanlar her ne kadar siyasal kamu vasıtasıyla özel ve kamu alanlar arasındaki ilişkiyi sağlasa da, özel alana erişimi olanlar ve olmayanlar arasındaki mesafeyi daha da genişleterek, burjuvazinin kurumsal bir hal almasını da sağlamıştır. Habermas’a göre kamusal alan, özel alan ile kamusal olanı birbirine bağlayan bir köprü görevi görmekteydi. Bu noktada, kamusal alan olarak tanımladığı; kafe, tiyatro ya da salonlar gibi gelişen sosyalleşme pratikleri her ne kadar burjuva ve sarayı birbirinden ayırsa da, aksine burjuvanın bütünleşmesine sebebiyet veren bir alan haline dönüşmektedir (Habermas, 2011: 29) Böylece kamusal alan başka bir deyişle siyasal kamu, özel alan ile kamusal olanı birbirine bağlama işlevi görür. Bu noktada, dönem konjonktürü içerisinde değerlendirildiğinde kamusal alanın burjuva için araçsallaştığı görülebilir. Dolayısıyla kamusal alanın meta üzerinden yaşadığı dönüşüm Adornonun kültür endüstrisi kavramı ile ilişkilendirilebilir. Habermas için bu kültürü yaratan ve kültürün kamusal alandaki yerini derinleştiren unsur kitle iletişim araçlarıyla ortaya çıkan reklam, halkla ilişkiler gibi pazarlama faaliyetlerinde saklıdır. Bu doğrultuda, yeni yaşam alanları üretilmiş, alternatif iletişim yolları ortaya çıkmış ve alışveriş merkezleri gibi kamusal mekanlar yine mülkiyet sahibinin çıkarları doğrultusunda üretilmiştir.

Kitle iletişim araçlarının her zaman kitleleri sarıp sarmaladıkları söylenmiştir bu zaten kitle iletişim araçlarının ideolojisidir. Aynı şey sinema için de geçerlidir. Çünkü bu aracı yaratanlar da başlangıçta rasyonel, belgesel, haber yönü güçlü, toplumsal bir iletişim aracı olabileceğini düşünürken, sinema kısa bir süre sonra düşselin alanı içine girmiştir. Jean Baudrillard’a göre sessiz yığınların ortaya çıkış olayı, tarihselin, toplumsala karşı direniş devresinin içine oturtulabilir. Çalışmaya direnme, tıbbi bakıma karşı direnme, okula direnme, sosyal sigortalara, habere karşı direnme gibi. Artık bu hareket değiştirilemez toplumsala karşı direniş bütün alanlarda toplumsaldan çok daha hızlı bir şekilde gelişmiştir. Örneğin Türkiye de 2013 yılında meydana gelen Gezi hareketi bu anlamda değerlendirilebilir. Simülasyon da zincirleme anlamı içerisinde değerlendirilebilir en önemli örneklerin başında Ak Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan söyleminin etkisi ile aynı tonda oluşan sert muhalefettir. Kısacası bir otorite ne ekerse onu biçer tezini savunmak doğru bir düşünce olacaktır.

Modernizm ve Teknoloji terimleri otoritelerin elinde Teknolojik İyimserlik ve Teknolojik Kötümserlik açısından sihirli 2 önemli kelimedir. Habermas’a göre tamamlanmamış bir proje olarak ifade edilen Modernlik; hep bir öncekinin üzerine bir şey koyma ve doğrusal bir ilerleme kaydetme olarak anlamlandırılır. Modernitenin doğayı kontrol altına alma durumu bir açıdan sakıncalıdır çünkü bir noktadan sonra insanı kontrol altına alacaktır. Doğanın kontrolü ve dönüşümü Teknolojik Araçlar üzerinden yapılmaktadır. Lyotard’a göre Teknolojinin kendisi de bir iktidardır. Aslında Kitle İletişim Araçlarına hükmetmek isteyen iktidarlar ya da burjuvaziler farkına varmadan zamanla kendileri de teknolojinin bir aracı konumuna düşmektedirler yani hükmeden taraf hükmedilen tarafa dönüşmektedir.



2. Sonuç

Sonuç olarak; teknolojiyi kendi yaşam biçimimize ve değerlerimize uygun olarak kullanmamız için kontrollü bir irade ve sistemin gerekliliği gerekmektedir. Otoriteye egemenlik alanı sağlamak için toplumu ve özelde bireyleri; yönlendirme, değiştirme ve nihayetinde kontrol altında tutma amacı güden sistemler ya da güçleri bekleyen en önemli tehlike hiç kuşkusuz kendilerinin de farkına varmadan zamanla araçsallaşmalarıdır. Yani, Kitle İletişim Araçları özelinde teknolojik gelişmelere bakıldığı zaman, tek taraflı ve monolog şeklinde bir otoritenin yada gücün çıkarları için manipülasyon aracı olarak işlev gören bu araçlar; doğayı ve içinde yaşayan insanoğlunu esir alarak sonunu getirmektedir ve de bir canavara dönüşmektedir. Dünden bugüne Teknolojinin geldiği aşama içerisinde, söylem ve hakkaniyet açısından, hiç değişmeyen ve gelecekte de değişmeyecek tek hedef insanların daha iyiye ulaşma gayesi ve nihayetinde mutluluktur. Ancak, tüm sistemler iyi niyetle kurulur ve umut bağlanır; ancak insanların yönetme ve ele geçirme hırsı her şeyi tersyüz etmektedir. Hiroşima, Nagazaki ve daha birçok teknik savaşlar hep bu iyi niyet ürünüdür. Bu verilerden hareketle doğanın hükmedicisi olan insanın özne olarak varlığını sürdürmesi için Kitle iletişim araçlarını etik kurallar içerisinde kullanımı bir gereksinimdir. Kitle iletişim araçları olumlu ve olumsuz bir şekilde insanı değiştirip dönüştürürken aslında insanın en önemli alanını da etkilemektedir. Bu alan hiç kuşkusuz sanattır. Örneğin yeni medyanın bizlere sunduğu imkanlar sayesinde bir fotoğrafı ya da bir resimsel sanat ürününü olduğundan farklı gösterebilir ve hedef kitleye amaçlanan mesaj verilebilmektedir. Tüm bu gerçeklerden hareketle teknolojinin günümüzde birden fazla alana kolaylık getirdiği gibi beraberinde inandırıcılık sorununu da getirmiştir denilebilir.



KAYNAKÇA

Anthony Giddens. Mahremiyetin Dönüşümü, Çev. İdris Şahin, İstanbul: Ayrıntı Yay., 3.Baskı, 2014.

Anthony Giddens. Modernliğin Sonuçları. Çev. Ersin Kuşdil, İstanbul: Ayrıntı Yay., 6. Baskı, 2014.

Çiğdem, Ahmet. Bir İmkan Olarak Modernite, İstanbul: İletişim Yay., 4.Baskı, 2012.

Devran, Yusuf. Haber Söylem İdeoloji, İstanbul: Başlık Yayınları, 2010.

Devran, Yusuf. TRT-Siyaset İlişkisinin Dünü, İstanbul: Başlık Yayınları, 2011.

Habermas, Jurgen. İdeoloji Olarak Teknik ve Bilim. Çev. Mustafa Tüzel, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 8. Baskı, 2013.

Habermas, Jurgen. Kamusallığın Yapısal Dönüşümü. Çev. Tanıl Bora, Mithat Sancar, İstanbul: İletişim Yayıncılık - Politika Dizisi, 2011.

Hans Magnus Enzensberger. Bir Kitle İletişim Araçları Teorisinin Oluşturucu Öğeleri. Çev. Ünsal Oskay, İstanbul: Birikim Yayınları, 1978.

http:// www.nedir.com/pesimist#ixzz4pJ3bqkT9.[7 Ağustos 2017].

http://www.denkbilgi.com/optimist-nedir.html. [7 Ağustos 2017].

Martin Heidegger. Tekniğe İlişkin Soruşturma. Çev. Doğan Özlem, İstanbul: Paradigma Yay., İkinci Baskı, 1998.

Martin Heidegger. Teknik ve Dönüş & Özdeşlik ve Ayrım. Çev. Necati Aça, Ankara: Pharmakon Yayınevi, 2015.

Michel Foucault. Gözün İktidarı, Gözetim Toplumu ve Panoptikon : Gözetim Üzerine Bir İktidar Teknolojisi. İstanbul: 2010

Timisi, Nilüfer. Yeni İletişim Teknolojileri ve Demokrasi, İstanbul: Dost Yayınları, 2003.

Walter Benjamin. Pasajlar. Çev. Ahmet Cemal, İstanbul: Yapı Kredi Yay, 11. Baskı, 2014.Erol, Gülbuğ. Yeni Medyanın Geleneksel Medya İle Karşılaştırılması. Gülbuğ Erol (Derleyen), Medya Üzerine Çalışmalar. İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım, 2007.






Yüklə 44,21 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə