Lutfen dikkat! En asagidaki Bolum


http://www.un.org/apps/news/story.asp?NewsID=43566&Cr=climate+change&Cr1=#.UK5UModFVXF



Yüklə 488,99 Kb.
səhifə4/5
tarix23.01.2018
ölçüsü488,99 Kb.
1   2   3   4   5

http://www.un.org/apps/news/story.asp?NewsID=43566&Cr=climate+change&Cr1=#.UK5UModFVXF
AFET YONETiMi VE BiLiNCi iLE iLGiLi

FiLMLER, SUNUMLAR VE RAPORLARI iNCELESTEYENLER iCiN

https://www.dropbox.com/sh/huvyro1bj6wrsiw/WYkq0G8_qT
AFET YONETiMi

BEKLENiLMEYENi BEKLEMEK, EN KOTUSUNU YONETMEK

Prof Dr. Mikdat KADIOGLU



- PDF KiTAP - (Bilgisayariniza indirebilirsiniz)

http://turkafet.org/upload/dosyalar/Afet_Yonetimi._KADIOGLU_M..pdf
ACiL VE AFET TIBBI DERNEGi

WEB SAYFASI

http://turkafet.org
SUREKLi GUNCELLENEN

DUNYA AFET HARiTASI (KARMA HARiTA):

http://hisz.rsoe.hu/alertmap/index2.php
SUREKLi GUNCELLENEN

DUNYA AFET HARiTASI (GENEL SAYFA)

http://visz.rsoe.hu/alertmap/index.php?lang=eng
DUNYA SALGINLARINI iZLEME

SiSTEM HARiTASI

http://www.idemc.org/index.php

*

 



 

6. Bolum - Bilim/Sanat/Kultur ve ArGe HABERLERi

 

 
TURKiYE



CERN’DEN VAZGECiYOR

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1109340&CategoryID=80

Dunyanin en buyuk parcacik fizigi arastirma merkezi CERN'e uyelikten vazgeciliyor. 31 fizikci Turk sirketlerine kapi acacak uyelikten vazgecilmemesi icin Basbakan Erdogan'a mektup yazdilar. Haber: SEBNEM TURHAN / Arsivi

Turkiye dunyanin en buyuk parcacik fizigi arastirma merkezi olan Avrupa Nukleer Arastirmalar Merkezi’ne (CERN) uye olmaktan vazgecti. 1961’den beri dunyanin en buyuk fizik deneylerinin yapildigi ve en ileri teknolojilerin gelistirdigi CERN’de Turkiye gozlemci uye olarak yer alirken 2009’da tam uyelik icin basvurmustu. Turk sirketleri icin devrim niteliginde yenilikleri hayata gecirebilecekleri CERN ihalelerine de veda etmek anlamina gelen tam uyelikten vazgecilmesi hizlandirici ve parcacik fizikcilerini ayaklandirdi. Basbakan Erdogan ve Disisleri Bakani Davutoglu’na mektup yazan 31 fizikci yanlistan donulmesini istedi. CERN ile muzakereleri yuruten Turkiye Atom Enerjisi Kurumu ise uyelik icin 70 milyon lira vermeyi ‘verimli’ bulmadigini

Basbakan Erdogan’a bildirdi. Son karari Basbakan verecek.

Yuzyilin deneyi olarak adlandirilan Tanri Parcacigi deneyiyle yila damgasini vuran CERN’de Turkiye 1961’den beri gozlemci uye. 2006’dan itibaren ise iliskiler sIkilasti. Turkiye Atom Enerjisi Kurumu CERN ile 2008’de iyi niyet anlasmasi yapti. Basbakan Erdogan ve Cumhurbaskani Gul CERN’i ziyaret ederek tam uyelik hedefini dile getirdi. Nihayet 23 Ocak 2009’da tam uyelik icin basvuru yapildi. Gayri Safi Yurtici Hasila’nin yaklasIk yuzde 1-1,5’i kadar uyelik aidati odenen CERN’e ‘asosiye’ uyelik basvurusunun daha uygun oldugu belirtildi.

CERN’e tam uye olmak sadece fizikcileri ilgilendirmiyor. Prestijinin yani sira Turk sirketleri icin de buyuk bir kapi acilacakti. Mektuba imza koyan parcacik fizikcisi, Bogazici Universitesi’nden Doc. Dr. Erkcan Ozcan 2006’dan 2011 yilina kadar CERN’de calismis. Ozcan oncelikle CERN’e uye olmanin aidati verdim bitti kadar kolay olmadigina dikkat cekiyor. Ozcan, CERN’in 35-40 yillik projeler yuruttugu icin uye ulkeye uzun donemli baktigini ve teknolojik altyapisinin da uygun olup olmadigini denetledigini soyluyor. Uyelik aidatinin ulkenin GSYH’si ile dogru orantili oldugunu kaydeden Ozcan kendi hesaplarina gore Turkiye’nin yillik 50 milyon dolar odemesi gerektigini vurguluyor.

Yedek kulubesini istedik

Turkiye’nin basvuru surecini ise Ozcan soyle anlatiyor: “2010 icinde ilk gorusmeler basladi, 2011’de CERN’den teknik bir heyet Turkiye’ye geldi ve incelemelerde bulundu. Hazirlanan teknik raporda Turkiye’nin uyelige hazir oldugu vurgulandi. Zaten Yuzyilin Deneyi’nde Istanbul’dan EAE Makine Sanayi ile Bursa’dan Makine Freze Kalip kalorimetre parcasini yapti. 20 ulkeli CERN Konseyi’nde de adaylik oylamasindan ‘evet’ cevabi cikti. Son asamada Turkiye CERN ile aidat pazarligi icin masaya oturdu. Ve bir ay once ogrendik ki Turkiye tam uyelik basvurusunu geri cekiyormus.”

Ozcan tam uyeligin sirketlerin CERN ihalelerini alabilecegini ve Turkiye’nin Ankara’da kurmaya basladigi parcacik hizlandirici icin teknoloji gelistirilmesinde son derece yararli olacagini vurguluyor. Ozcan soyle konusuyor: “CERN’de biz fizikciler kucumseriz ama buyuk arastirmalar sirasinda bir suru yan urun ortaya cikar. Mesela CERN’de bir deney icin kullanilacak bir kristale ihtiyac oldu. CERN fizikcileri kristalin prototipini gelistirilir, teknolojisi hazirlanir ve bundan mesela 10 bin tane kullanilacaksa ihaleye cikilir. CERN ihalelerine ise oncelikle 20 uye ulkenin sirketleri katilabilir. Ihaleyi alan sirkete CERN para odedigi gibi teknolojiyi ve prototipi bedavaya verir. Ardindan bu teknoloji toplumun kullanimina acildiginda ihaleyi alarak kristali yapan sirket tum dunyaya bunu vermeye baslar. Ve lisans ucretlerini de CERN 3-5 yil oldukca dusuk tutar. Ancak tam uye ulkelerin sirketleri istemezse asosiye uyelere bu ihaleler aciliyor. Biz teknoloji ve ihaleler disi kalmis olacagiz. Yedek kulubeye girmek gibi birsey bu.”

Mektupta neler dediler

Asosiye uyeligin tercih edilmesi uzerine 31 fizikci Basbakan Recep Tayyip Erdogan ve Disisleri Bakani Ahmet Davutoglu’na bir mektup gonderdiler. Mektupta soyle denildi: “Asosiye uyelik CERN’deki calismalara katilan bilim insanlari icin son derece olumlu bir adim olmakla birlikte, CERN’e uyeligi endustrisini gelistirmek, ozel sektorune teknolojik olarak liderlik yapmak ve istihdam yaratmak icin isteyen bir ulke icin son derece yetersiz kalacaktir. Bu baglamda tam uye olma yolundaki kazanimlari kaybetmemek, bolgesel guc olarak prestijimizi arttirmak icin tam uyelik yolunda 3 yil once ortaya konan yol haritasi dogrultusunda kararlilikla ilermek uzere, muzakere heyetinin gorevlendirilmesini saygiyla arz ederiz.”

MEKTUP YAZAN FIZIKCILER

Dr. Enver Alagoz, Purdue Univ., ABD, Dr. Bora Akgun, Rice Univ. ABD, Prof. Dr. Metin Arik, Bogazici Univ., Turkiye, Yrd. Doc. Dr. M. Numan Bakirci, Gaziosmanpasa Univ., Turkiye, Yrd. Doc. Dr. Deniz Sunar Cerci, Adiyaman Univ., Turkiye, Yrd.Doc.Dr. Salim Cerci, Adiyaman Univ., Turkiye, Prof. Dr. Serkant Cetin, Dogus Univ. Turkiye, Dr. Ozgur Cobanoglu, SANKO, Turkiye, Prof. Dr. Isa Dumanoglu, Cukurova Univ., Turkiye, Prof. Dr. Samim Erhan, Los Angeles Kalifornia Univ., ABD, Prof. Dr. Erhan Gulmez, Bogazici Univ., Turkiye, Prof. Dr. Eda Eskut, Cukurova Univ., Turkiye, Dr. Bora Isildak, Ozyegin Univ., Turkiye, Dr. Tayfun Ince, Max Planck Enstitusu, Almanya , Dr Can Kozcaz , SISSA, Italya, Dr. Oznur Mete, CERN, Isvicre , Dr. Serhan Mete, Irvine Kalifornia Univ., ABD, Prof. Dr. Yasar Onel, Iowa Univ., ABD, Prof. Dr. Gulsen Onengut, Cukurova Universitesi , Turkiye (emekli), Doc. Dr. Erkcan Ozcan, Bogazici Univ., Turkiye, Yrd. Doc. Dr. Sertac Ozturk, Gaziosmanpasa Univ., Turkiye, Prof. Dr. Ayse Polatoz, Cukurova Univ., Turkiye, Doc. Dr. Kenan Sogut, Mersin Univ., Turkiye, Prof. Dr. Saleh Sultansoy, TOBB Ekonomi Teknoloji Univ. Turkiye, Yrd. Doc. Dr. Bayram Tali, Adiyaman Univ., Turkiye, Prof. Dr. Ilhan Tapan, Uludag Universitesi, Turkiye, Yrd. Doc. Dr. Huseyin Topakli, Gaziosmanpasa Univ., Turkiye, Prof. Dr. Aysel Kayis Topaksu, Cukurova Univ., Turkiye, Yrd. Doc. Dr. Ismail Ruhi Uman, Dogus Univ. Turkiye, Doc. Dr. Gokhan Unel, Irvine Kalifornia Univ., ABD, Yrd. Doc. Dr. Taylan Yetkin, Yildiz Teknik Univ., Turkiye.

CERN NEDIR

CERN Avrupa Nukleer Arastirma Merkezi anlamina gelen Fransizca Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire sozcuklerinin kisaltmasi. Isvicre ve Fransa sinirinda yer alan dunyanin en buyuk parcacik fizigi laboratuvari. 1954’te 12 ulkenin katilimiyla kurulan CERN’in gunumuzde 20 asil uyesi ve 8 gozlemci uyesi var.

CERN UYELERI

Belcika , Danimarka, Almanya, Fransa, Yunanistan , Italya , Norvec , Isvec , Isvicre, Hollanda , BirlesIk Krallik, Avusturya , Ispanya , Portekiz, Finlandiya , Polonya, Macaristan, Cek Cumhuriyeti, Slovakya, Bulgaristan
AB'DE ‘AYRICALIKLI ORTAKLIK’A RAZI MIYIZ Ki

CERN’DE OLALIM?

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22017309.asp

iberkan@hurriyet.com.tr26 Kasim 2012e-postaTurkiye, garip seylerin gun asiri olabildigi ve bunlarin da garipsenmedigi bir ulke.

Son garipligimiz su: Dunyada 21. yuzyilin biliminin ve teknolojilerinin yaratildigi yer olan Avrupa Nukleer Arastirmalar Konseyi CERN'e tam uye olmaktan kendi istegimizle vazgeciyoruz. Ustelik de bunu bu seviye isler icin 'uc kurus' diyebilecegimiz bir para yuzunden yapiyoruz.

Ama bu gelinen asama, 'gariplikler' dizisinin son asamasi.

Bence en temel ve en birinci garabet, Birlesmis Milletler hukuku cercevesinde calismakta olan bir uluslararasi kurulus olan CERN'le uyelik muzakerelerinin Turkiye'de universiteler, TUBITAK veya yeni kurulan Bilim Bakanligi tarafindan degil Turkiye Atom Enerjisi Kurumu TAEK tarafindan yapilmasi, yurutulmesi.

1961'den beri 'gozlemci'yiz

Turkiye, 1961 yilindan beri merkezi Isvicre'nin Cenevre kenti yakinlarinda olan ve bugun dunyanin en buyuk hadron carpistiricisina sahip olmasi nedeniyle yuksek enerji fiziginin en onemli arastirma yeri olan CERN'e 'gozlemci uye.'

'Gozlemci uye' adi ustunde gozlem yapiyor, sinirli sayida bilim insanini bu merkeze gonderip orada arastirma yapmasini veya var olan arastirmalara katilmasini sagliyor. Ama o kadar. Gozlemci uyenin ne arastirma butcelerinin belirlenmesinde, ne baska bir bilimsel alanda ne de idari alanda herhangi bir yetkisi var.

CERN'in 'kurucu baba'si kuantum mekaniginin en onemli kurucu isimlerinden biri olan Danimarkali bilimci Niels Bohr. Burasi bir buyuk arastirma universitesi olarak tasarlanmis ve kurulmus, ihtiyac duydugu olaganustu kaynaklar da buranin ulusotesi yapisi sayesinde saglanabilmis.

Atomun olusumunu anlamak, evrenin ortaya ciktigi 'Buyuk Patlama'nin hemen ertesinde enerji yuklu parcaciklarin nasil olup da kutle kazandigini ve sonra da birlesip atomlari olusturdugunu anlamak icin yapilan fizige 'yuksek enerji fizigi' adi veriliyor.

Buyuk patlama ve sonrasini anlamak icin

Atomun ve ilk parcaciklarin olusum ortamini anlamak icin buyuk patlama sirasinda oldugu varsayilan enerjilere laboratuvar ortaminda cikilabilmesi icinde 'hizlandirici' adi verilen deney makinalarina ihtiyac var. CERN'deki 'makina' yerin altinda tam 27 kilometre uzunlugunda bir tunel. Yakin zamanda bunun daha buyugunun yapilmasi icin ilke karari alindi.

Bu tunellerde 21. yuzyilin bilimi yapiliyor ve o bilime bagli teknolojiler gelistiriliyor.

Kabaca soylemek gerekirse, dunyamiza sanayi devrimini yasatan sey, 19. yuzyilda termodinamik kanunlarinin ortaya atilmasiydi. Bu anlamda 19. yuzyil termodinamigin cagiydi.

20. yuzyila ise kuantum mekanigi damgasini vurdu. Bugun kullandigimiz yuksek teknolojilerin tamami, cep telefonlarimizdan bilgisayarlarimiza her seye 'yeni ekonomi' veya 'bilgi cagi' deniyor; iste o cag kuantum mekanigi sayesinde var oldu.

21. yuzyilin bilimi ve teknolojileri ise yuksek enerji fiziginden, yani buyuk carpistirici/hizlandiricilardan cikiyor. Hatta simdiden cikmaya basladi bile. Iste bu yeni bilimin ve teknolojilerin 'Kabe'si diyebilecegimiz yer de CERN.

2006'da tam uyelik istedik ama...

Turkiye, 2006 yilinda bu gercegi gormus gibi davrandi ve CERN'e tam uyelik basvurusunda bulundu.

Basvurunun kabulu icin bir dizi kriter var. Bu kriterlerden biri ulkenin bilimsel yeterligi, digeri de sanayisinin yeterligi. CERN uzmanlari hem universiteleri hem de OSTIM gibi sanayi siteleriyle ulkemizdeki teknokentleri gezdiler ve sonunda Turkiye'nin tam uyelige yeterli oldugunu bildirdiler.

Bir yildan fazla zamandir Turkiye'nin CERN'e bir cevap vermesi, daha dogrusu kendi baslattigi sureci son bir basvuru ile tamamlamasi bekleniyordu. Ama bu surecin sonlarina dogru, gerek Basbakan Recep Tayyip Erdogan'in ve gerekse Cumhurbaskani Abdullah Gul'un yakin ilgisine ragmen Ankara'dan tam uyelige karsi catlak sesler cikmaya bir takim ara formuller soylenmeye basladi.

Bu para cok mu?

En cok soylenen sey, CERN'e verilecek giris parasi ve yillik aidatti. Bu ikisinin toplami ilk basta yaklasIk 90 milyon Isvicre frangi tutuyor, sonra da Turkiye'nin her yil yaklasIk 40 milyon Isvicre frangi kadar parayi CERN butcesine saglamasi gerekiyor.

Bir ara Disisleri Bakanligi'nin bir uluslararasi kurulusa bu kadar cok para vermeyi dogru bulmadigi yonunde soylentiler cikti ama bu dogru degildi, bakanlik tam uye olmak gerektigini tavsiye etmisti.

Rumlar uye oldu bile...

Bu dedikodular arasinda saglikli bilgiye ulasmak pek mumkun olmuyor, konunun ilgilileri konusmaktan kaciniyordu. Ve zaman da su gibi akip gidiyordu. Zaman onemliydi, cunku Kibris Rum kesiminin tam uyelik basvurusu kabul edilmek uzereydi, bu kabulun ardindan uye ulkelerin onay sureci de tamamlandiginda CERN'e Turkiye'nin tam uyeligi Kibris engeline takilabilirdi.

Nitekim Kibris Rum kesiminin tam uyeligi kabul edildi, bugunlerde onay sureci devam ediyor. Turkiye ise hala basvurusunu yapmadi.

Tam olarak nereden geldigi anlasilmadi ama son aylarda, 'Biz tam uye olmayalim ama asosiye uye olalim' basvurusunun yapildigi ya da yapilacagi soylenmeye baslandi. Bu da resmen ne dogrulandi ne yalanlandi ama soylenti iyice yukselince bir grup fizikci, Basbakan Erdogan'a mektup yazarak 'Asosiye uyeligin yerine tam uye olmamiz gerektigini' ilettiler.

Ikinci sinif uyeligi istiyoruz

Asosiye uyelik bir nevi ikinci sinif uyelik. Tam ifade etmeyebilir ama biraz Avrupa Birligi'ne tam uye olmak yerine 'ayricalikli ortak' statusuyle yetinmek gibi bir sey. Kararlarda oy hakkiniz olmuyor, baskalarinin tasarladigi arastirmalara katilabiliyorsunuz, evet CERN'e gonderebildiginiz bilimci sayiniz artiyor belki ama o kadar.

Oysa CERN'e tam uye olmanin cok sayida avantaji var. Bana gore bu avantajlarin en buyugu bilimden cok Turk sanayisini ilgilendiriyor. O da su: CERN tarafindan acilan ihalelere ancak ve ancak CERN'e tam uye ulkelerin sirketleri katilabiliyor. CERN bu ihaleler yoluyla yuksek teknoloji transferini gerceklestiriyor.

Yani, Turkiye'nin ulasmak istedigi bilim de teknoloji de CERN'e tam uyelik yoluyla buraya gelebilir aslinda. Ama biz hala tam uyelikte muteredditiz, hatta tam uyelikten vazgecmek uzereyiz.

Butun bu surec icinde herhalde en fecisi bilgisiz kalmak, karanlikta kalmak.

TAEK, evet ana konusu nukleer teknoloji, dolayisiyla bilim olan cok onemli bir kurulusumuz ama CERN uyeligi bana gore onlarin dolayli ilgi alaninda olmali. CERN'le dogrudan ilgisi olan universitelerimiz, TUBITAK, YOK, Bilim Bakanligi gibi kuruluslar dururken bu isin TAEK'e teslim edilmesinin mantigini anlamak da kolay degil.

Umariz son olarak 31 tane fizikcimizin Basbakan Erdogan'a yazdigi mektubun ardindan kamuoyuna CERN konusunda neler oldugunun bilgisi verilir, bizler de soylentilerle yasamaktan kurtuluruz.


CERN DEFTERiNi KAPATINCA

NELER KACIRACAGIZ?

http://www.hurriyet.com.tr/planet/22015616.asp

Emre KIZILKAYA / DIS ACI27 Kasim 2012e-postaDunyanin en buyuk parcacik fizigi arastirma merkezi olan CERN'e uyelikten vazgectigimiz bu gunlerde, CERN’de yapilan ‘Yuzyilin Deneyi’ne katki saglamis bir Turk akademisyenle sohbete buyrun…

Yurtdisina kacmasi icin her seyi yaptigimiz bilimadamlarindan olan Prof. Dr. Mehmet Koca bakin hangi ilginc sorulari yanitliyor:

• Nobel Fizik Odulu sahibi Pakistanli bilimadami Muhammed Abdus Salam, Mehmet Hoca’nin masasina biraktigi notta ondan neyi rica etmisti?

• Higgs Bozonu’nun Turkiye’ye uzanan hikayesi ne? Ona ‘Tanri Parcacigi’ demek dogru mu?

• Islam sanatinda kullanilan bir figur, kristal fizikcilerini ve yuksek enerji fizigiyle ugrasan bilimadamlarini niye saskina cevirdi?

• Sibirya’ya dusen bir goktasinda rastlanan simetri nicin olaganustu?

• Feza Gursey Enstitusu’nu idama mahkum eden Ankara, bilimde dogru yolda mi?

TUBITAK’a bagli olarak kurulan Feza Gursey Enstitusu’nun gecen yil kapatilmasi, uluslararasi bilim dergilerine dahi yansiyan onemli bir gerilemeye isaret etse de Turkiye’de fazla tartisilmamisti. Oysa siyasetin bilime vurdugu buyuk bir darbeydi bu karar…

Tipki 16’nci yuzyilda Sultan Ucuncu Murad’in, buyuk Osmanli alimi Takiyuddin bin Manif’a Tophane’de once bir rasathane kurdurup, kisa sure sonra gerici seyhulislamin “gaziyla” onu yerlebir ettirmesi gibi…

Oysa Takiyuddin’in yildizlarin koordinatlarini bulmak icin gelistirdigi yontem, cagdaslari olan buyuk gokbilimciler Danimarkali Brahe ve Polonyali Kopernik’inkinden cok daha isabetliydi (ki Brahe, Takiyuddin’in calismalarini izliyordu).

Prof. Dr. Mehmet Koca da, bilimsel dallarda bir Nobel odulunun nihayet Turkiye’ye gelmesi icin Feza Gursey Enstitusu benzeri bir kurumun elzem oldugunu dusunuyor. Nitekim Koca, bugune kadar bu odule en cok yaklasmis Turk olarak gorulen matematik ve fizik profesoru Feza Gursey’in (1921-1992) ogrencisi.

Unlu Alman matematikci Hermann Weyl, Gursey’i, “Sair ruhlu bir matematikcinin ruhuna sahip bir fizikci” diye niteliyor. Koca, bilime butunsel yaklasimiyla “Gursey ekolunu” devam ettiren akademisyenlerden.

ODTU’de yuksek enerji fizigi alaninda yuksek lisans yaptiktan sonra Yale Universitesi’nde misafir doktora ogrencisi olan Koca, Nobel Fizik Odulu sahibi Pakistanli bilimadami Abdus Salam ve unlu Fransiz fizikci Louis Michel ile yillarca calismis. ABD’de Fulbright, Almanya’da Von Humboldt burslariyla arastirmalar yapmis.

ODTU ve Cukurova Universitesi’ndeki gorevlerinin ardindan emekli olduktan sonra Turkiye’deki sistemin carpikligina, bilhassa da YOK ve TUBITAK’in yaptiklarina dayanamayan Koca en verimli caginda yurtdisina transfer olmus. 17 yildir gorev yaptigi Umman’daki Sultan Kabus Universitesi’nde, CERN deneylerinde Higgs Bozonu’nun bulunmasini saglayan calismalara da teorik katki saglamis.

Koca bugunlerde, bazi alasimlarda gozlenen “kristalsi” yapilar ile Islam sanatindaki figurlerin benzerligi uzerine ilginc bir calisma yurutuyor. 16-22 Aralik tarihleri arasinda Hindistan’da duzenlenecek “Groups and Geometry” adli uluslararasi bir konferansta bu konuda uc ayri konusma yapacak.

* * *

Sibirya’daki goktaslarindan Erdal Inonu’ye uzanan uzun sohbetimizde



Prof. Dr. Koca bakin neler soyledi:

KOMIK EMEKLILIK IKRAMIYESI: ODTU’de ve Cukurova Universitesi’nde yillarca calistim. Emekli oldugum zaman devletin bana verdigi parayla bir otomobil bile alamiyordum. Turkiye’de butun emeklilerin basina geldigi gibi calismayi surdurmem gerekiyordu. O zaman vakif universiteleri henuz gelismis degildi. Bir arkadasimin telkiniyle Umman’daki Sultan Kabus Universitesi’ne gectim. Iyi ki de gecmisim, cunku cok daha iyi calismalar yapma imkanim oldu.

NICELIK ARTIYOR, NITELIK DUSUYOR: Turkiye’deki mevcut durumu pek parlak gormuyorum. Bilimsel yayin sayisi artiyor, ama kalite dusuyor. Bir zamanlar daha az universitede daha cok fizikcimiz varken ve bunlar surekli iletisim halindeyken, bugun vakif universitelerinin cogalmasiyla guc dagildi, Turkiye fizik camiasindaki iletisim azaldi. Fizik ogretmenleri yetistirip surekli ayni seyleri cocuklara okutarak bilime katki saglayamayiz.

INONU KURDURDU, MEVCUT HUKUMET KAPATTIRDI: Her ulkede universitelerin disinda belli dallarda arastirmalar yapan enstituler vardir. Almanya’da Max Planck enstituleri var, yani bir tane de degil. ABD’de, Japonya’da bilimsel gelismenin onculugunu hep boyle enstituler yapar. 1992’deki vefatinin ardindan Feza Bey’in cenazesinde donemin Basbakan Yardimcisi Erdal Inonu’ye onun adina bir enstitu kurulmasi talebini iletmistim. Sonradan baska arkadaslarin cabalariyla bu gercek oldu. Ama gectigimiz gunlerde TUBITAK, Istanbul’daki bu enstitunun kapatilmasina neden olan kararlari aldi. Gerekcesini tam bilmiyorum. Ancak bu enstitude calisanlar TUBITAK’in bu sekilde yonetilmesini dogru bulmuyorlardi. Belki bugunku hukumet de, bu enstitudeki bilimadamlarinin kendilerine muhalif oldugunu dusunuyordu.

ARTIK CERN’E UYE OLMALIYIZ: Feza Gursey Enstitusu eski statusuyle tekrar acilmali, Turkiye’de baska enstituler de kurulmali. Avrupa Nukleer Arastirma Merkezi’ne (CERN) uye olmaliyiz. Avrupa kurumlariyla butunlesmek istiyoruz, ama Avrupa’nin en temel arastirma kurumu CERN’de yokuz. Gelin uye olun diyorlar, biz ayak suruyoruz.

BASIMIZDA YOK BELASI VAR: Turk universitelerinde hem teorik, hem de deneysel alanda yuksek enerji fizikcilerinin bulunmasi lazim. Sadece uzmanlik dallarinda degil, dogayi bir butun olarak gorebilen, bilimsel dallari birlestiren daha fazla beyin gerekiyor bize. Ama basimizda da bir ‘YOK belasi’ var. Ben de YOK magdurlarindan biriyim. Bu yuzden hayatta iki defa docent, uc defa profesor oldum. Turkiye’deki uygulamalara dikkat edin. Cok temel meselelere dair hayati bir ilgisizlik var.

HIGGS BOZONU’NUN HIKAYESI: Bakin, Higgs Bozonu’nun varligi gecen yaz CERN’de cok buyuk ihtimalle kanitlandi. Orada cok daha fazla Turk bilim adaminin olmasi gerekirdi. Istanbul’da kapatilan enstituye adini veren hocam Feza Gursey’in yakin arkadasi olan Japon asilli Amerikali bilimadami Yoichiro Nambu, 2008’de Nobel kazanmisti. Onun adiyla anilan bozon, kutlesiz bir bozondur.

TEORIK ACIDAN CIGIR ACTI: Ingiliz fizikci Peter Higgs 1964’te bu modelde farkli degisIklikler denedi. Sonunda elektromanyetizmayi o teoriye ekledi. Elektromanyetizmanin temel parcacigi olan fotonun kendi teorik modelinde kutle kazandigini gordu. Oysa foton gercekte kutlesizdir. Boylece gercekte karsiligi olmasa bile, teorik acidan fizikcilerin aradigi bir mekanizma olusmus oldu.

BILIMSEL BOSLUGU DOLDURDU: 1967’de Steven Weinberg ve Abdus Salam Higss mekanizmasini kullanarak elektro-zayif teoriyi yani Standart Model’i olusturdular. Bu modele gore elektron ve zayif kuvvet tasiyicisi W-Z bozonlari Higgs alani sayesinde kutle kazaniyor. 1983’de W-Z bozonlari CERN’de bulundu.

MITINGE GELEN KONUSMACI GIBI: Higgs Parcacigi, vakumu tamamen dolduran bir parcaciktir. Bu vakumun icinde ilerleyen elektron. Kalabalik bir miting dusunun. Herkes oraya, buraya dagilmis. Fakat unlu bir konusmaci kursuye cikmak uzere bu kalabaligin icine girdiginde herkes onun etrafina toplaniyor, konusmacinin ilerlemesi zorlasiyor. Iste Higgs Bozonu o kalabaliktir. Elektron ise o konusmacidir. Elektronun kutle kazanmasi buna benzetilebilir.

MUSTAKBEL NOBELLI’DEN KOCA’YA UYARI: 1967’den 1972’ye kadar bu teoriye Weinberg teorisi deniyordu. Ben de 1972’de doktora sonrasi calismalar yurutmek uzere Trieste’deki Abdus Salam Enstitusu’ne gitmistim. Iki ay sonra bir makale yazdim. Enstitunun yayin organinda basildi. Ertesi gun ofisime dondugumde masamda bir not buldum. Soyle yaziyordu: “Arkadasim, sizi aradim fakat bulamadim. Bir makale yazmissiniz, ama lutfen su calismalarima da referans vermeye dikkat ediniz.”

MODELIN ISIM BABASI KOCA OLDU: Notu birakan, daha sonra Nobel alacak olan Abdus Salam’in ta kendisiydi. Uyarisinin sebebi, makalemde ‘Weinberg Modeli’ne atifta bulunmamdi. Butun bilim medyasi bu ismi kullandigi icin oyle yapmistim. Oysa Abdus Salam (sagda), kendisinin de bu modele onemli katki sagladigini dusunuyordu. Bu acidan dunyaya kendisini gostermeye calisirken ilk konustugu kisi benmisim. Diger bilimadamlariyla degerlendirdik. Bizden kidemli olanlar da “Abdus Salam hakli, onun da katkisi var” dediler. Ben de makalemdeki “Weinberg Modeli” ismini “Weinberg-Salam” modeli diye degistirdim ve yillar icinde tum bilim camiasinda modelin ismi bu sekliyle kabul edildi. Yani modelin isim babasi benim.

TEK EKSIK HIGGS BOZONU KALDI: Daha sonra Salam, Nobel aldi. Teorisi, fizikteki uc kuvveti de iceren buyuk bir model haline donustu. 1980’lerdeki deneylerde, bu modelde var oldugu farzedilen ama daha once gozlenemeyen bir dizi parcacik bulundu. Ve bu modelin artik o kadar saglam oldugu goruldu ki sonunda buna “Standart Model” dendi. Tek eksIk Higgs Bozonu olarak kaldi.

CERN VE BENZLERI NEDEN KURULDU: Daha agir oldugu anlasilan bu bozonun varligini kanitlamak icin cok daha yuksek enerjili deneyler yapmak gerekiyordu. Bu nedenle yillar icinde dunyadaki parcacik fizigi laboratuarlarindaki carpistiricilar yeniden tasarlandi, yeni miknatislarla guclendirildi. Bunlar buyuk yatirimlar, uzun vadeli calismalar gerektiriyor.

‘TANRI PARCACIGI’ DEMEYIN: Sonunda 4 Temmuz 2012’de yapilan aciklamayla, CERN’de yurutulen iki deneyde de (ATLAS ve CMS) Higgs Bozonu’nun varliginin buyuk olcude kanitlandigi bildirildi. Yanilma payi sadece 550 milyonda 1. Bu parcacigin kesfine giden yolu acan Abdus Salam dindar bir Muslumandi. 1979’da Nobel Fizik Odulu’nu onunla paylasan Steven Weinberg ise ateisttir. Ama inanclarini fizige hic sokmadilar. Bazi fizikciler popularite ugruna bu bozona “Tanri Parcacigi” demeye devam ediyor.

TEKNOLOJIYE NE KATKISI OLABILIR: Peki, bu kesfin bizim gundelik hayatimiza etkisi olacak mi? Temel fizik calismalari yapilirken yeni teknolojiler gelistirilmesi hicbir zaman dusunulmez. Mesela atom ile ilgili kesifler de gecen yuzyilda insanlarin gundelik hayatini aniden degistirmedi. Fakat bu sayede yillar icinde bircok icat da yapildi. Bunlarin bazilari atom bombasi gibi olumcul, bazilari ise nanoteknolojik aygitlar gibi insana yararliydi. Higgs Parcacigi’nin ne tur teknolojiler doguracagini su anda tahmin etmek zor.

TUM TEORILER BIRLESECEK MI: Her halukarda bu kesif cok onemli. Cunku 100 yil once Maxwell’in calismalariyla elektrik ve manyetizma teorileri birlestirilmis, Elektromanyetizma Teorisi ortaya cikmisti. Bu ayarda buyuk bir teori sayilan Standart Model de zayif, elektromanyetik ve guclu etkilesim teorilerini iceriyor. “Peki, tum bu teorileri birlestiren bir model olusturulabilir mi” diye soruldu. Iki rakip teori ortaya cikti.

SIMDI DE NOTRINOLAR SORU ISARETI: Bunlardan biri Feza Gursey ve arkadaslarinin yarattigi ‘Buyuk Birlesme Teorisi’dir. Ancak su anda bu teori tamamlanmis degil. Cunku Higgs Bozonu elektronlara kutle kazandirsa da, son 10 yil icindeki calismalarla, daha once kutlesiz sanilan notrinolarin da kutle sahibi oldugu gosterildi. Bunun nedeni henuz aciklanamiyor. Bu yuzden Higgs Bozonu sayesinde her seyi cozmus degiliz.

AMA NEREYE KAYBOLUYORLAR: Gunes’ten Dunya’ya gelen notrinolarin, astrofizikcilerin tahmininden ucte bir oraninda daha az oldugu goruluyordu. Son donemde yapilan arastirmalar notrinolarin yol boyunca farkli turlere donustugunu gosterdi. Bilimadami olarak benim CERN’deki deneye teorik katkim da iste bu notrinolarin kutle kazanirken sahip olduklari simetrinin nasil degistigi konusundadir.

KRISTALSILER YENI MERAK ALANI: Simetri fizigin temelidir. Bu alanda giderek onem kazanan konu ise kuvazikristaller (kristalsi yapilar). Kuvazikristaller yuz yillik Kristal Teorisi’nin pabucunu dama atti. Soyle soyleyeyim: Bir duzlemsel yuzeyi kare ve altigen seklindeki karolarla kaplayabilirsiniz, ama besgen seklindeki karolarla kaplayamazsiniz. Arada bosluklar kalir. Kristal yapilarda hep iki katli, uc katli, dort katli ve alti katli simetriler bulunur. Ama bes katli simetriler gorulmemisti.

PAULING’E RAGMEN KANITLANDI: 1984 yilinda Daniel Shechtman isimli Israilli bir bilimadami bes katli simetriye sahip kristal yapilar olabilecegini gosterdi. Aluminyum-manganez atomlarinin alasim icindeki dizilisinde bes katli simetri oldugu goruldu. Adamcagiz, biri kimyada, oburu baris odulu olmak uzere iki dalda Nobel Odulu almis olan Linus Pauling'in bilim dunyasindaki otoritesi yuzunden iki yil makalesini yayinlatamadi. Uzun mucadelelerden sonra calismalarini yayinladi ve gecen sene Nobel Kimya Odulu’nu kazandi. Shechtman'in calismalarindan sonra pek cok bilim insani (bunlara Mehmet Erbudak ve Refik Kortan da dahil) kristal simetrilerine uymayan yuzlerce kuvazikristal buldular. Hatta Sibirya'ya dusen goktaslarindan geldigi sanilan “ikozahedral” simetriye sahip kuvasIkristaller de gecen yil kesfedildi (sagda, ikozahedral simetriye sahip uc boyutlu bir sekil olan dodekahedron).

500 YIL ONCE ISLAM SANATINDAYDI: Kuvazikristallerin matematiksel modellemesi, kristal yapilarin aksine, henuz tam olarak anlasilmis degil. Genel Gorelilik alanindaki onemli calismalariyla taninmis Roger Penrose 1974 yilinda duzlemin iki tur eskenar dortgenle kaplanmasi halinde besli simetrilerin ortaya cikacagini gosterdi. 2007 yilinda P.J. Steinhardt ve ogrencisi P.J. Lu duzlemdeki bes katli simetrileri Islam bilim insanlarinin R. Penrose'dan 500 yil once kesfettiklerini, tarihi eserlerden aldiklari sekilleri ve resimleri gostererek ispatladilar.

KADIN MIMARIN KESFINI TURKLER GELISTIRDI: Gecen yil Texas Tech. Universitesi’nden kadin bir mimar olan R. Al-Ajlouni besli simetrinin kullanildigi bazi Islam eserlerinin temelinde yatan seklin oldugunu gosterdi. Biz de, esim Nazife Koca ve Gaziantep Universitesi’nden Prof. Dr. Ramazan Koc ile birlikte, Al-Ajlouni'nin temel seklinin dort boyutlu uzaydaki A4 denen bir kristal yapinin iki boyutlu duzleme izdusumu yapilarak elde edilecegini gosterdik (sagda). Belki yuksek boyuttaki baska matematiksel kristallerin de duzlem uzerindeki golgesini inceleyerek diger Islam sanatlariyla iliskileri bulunabilir. Bu konulardaki calismalarimiza halen devam ediyoruz.

* Bu yazi ilk olarak 17-18 Kasim tarihli Hurriyet Son Baski’da yayimlandi. Hurriyet Gazetesi Dis Haberler Sefi Emre KIZILKAYA’nin iletisim bilgileri ve bloguna http://about.me/emrekizilkaya adresinden ulasilabilir.

Ayrica: http://www.twitter.com/ekizilkaya

Her turlu hakki saklidir.



Yüklə 488,99 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə