MüZİkte yozlaşma ve medyanin etkiSİ



Yüklə 31,57 Kb.
tarix06.03.2018
ölçüsü31,57 Kb.
#44772



MÜZİKTE YOZLAŞMA VE MEDYANIN ETKİSİ
Müziğin şekillenmesinde devlet anlayışları ve bunlara bağlı toplumsal değerler önem taşır. Bilindiği gibi, müzik yapıtları üzerinde toplumsal imgeler, insan edimleri ve insan ilişkileri vardır. Her dönemdeki ekonomi, siyasi ve sosyal alandaki değişimler, diğer sanat dallarında görüldüğü gibi müzik sanatına da yansımaktadır. Ancak, her yapılan değişimin de güzellik olarak algılanmaması gerekir. Bazı hallerde, müzikte değişim adına yapılan uygulamalar, müziğin yozlaşmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla da insanlar hoş olmayan müziklerin melodisinden, ritminden, sözlerinden ve icrasından etkilenerek sinirlenebilir, üzülebilir ve mutsuzluğa, umutsuzluğa kapılabilir. Bu tür eserler estetik değerlerden uzaklaşmış olup, sanatın özüne yakışmayacak şekilde üretilmektedir.
Müzik kavramı ve anlayışlarının çok değiştiği ve başka boyutlara geldiği ülkemizde, her şey gibi müziğimizde de hiç hoş olmayan değişiklikler görülmektedir. Bir yozlaşma olarak adlandırılabilecek bu hareketliliği, kültürümüzde belki “yoz kültür” diye adlandırmak daha doğru olur.
Bilindiği gibi, kültür millidir ve milli kültürü de mensup olduğu millet tarihi içinde oluşturmaktadır. Türk milletinin de gelenek ve göreneği, müziği, dili, edebiyatı, insanlarının yetenek ve becerilerinin tamamı kültürünü oluşturur. İşte bu kültürün parçacıklarından biri bütünden koparılacak olursa, milletin birlik ve beraberliğinde yaralar ve çatlaklar meydana gelir. Eğer bu koparılan parçaların sayısı artacak olursa, insanlar aynı vatan toprakları üstünde yaşadıkları halde yabancı olurlar. Dolayısıyla kültürün yozlaştırılarak yok edilmesi, kültürsüz bir milletin oluşmasını sağlar.1

Müzik sanatı, insanların birbirleriyle karşılıklı olarak bir düşünce, duygu ve özlem alış verişinde bulunabilmelerinin özgül bir bağlayıcı kanalıdır. Bu nedenle besteciler; kendi duygu düşüncelerini tasarlayıp, belli müziksel kurallar çerçevesinde neşeyi, kederi, hüznü, heyecanı, insan ruhunda yankılar uyandıran doğa olaylarını ve insan ruhunun türlü yönlerini eserlerinde belirtmektedirler.


Sesin biçimlendirilmesiyle yaratılan müzik sanatının, insanlar üzerinde güçlü bir etkisinin olması, doğrudan doğruya insanın duyum ve bilinçle ilgili davranışlarının merkezi olan beyni etkilemesindendir. Bilindiği gibi, insan beyni çevreyle ilişkiyi sağlayan tek organdır. Bir organizmanın duygusal gelişimi ne kadar fazla ise, o organizmanın dış dünyası da o kadar zengin olur. Bu anlamda müziğin, duygusal yaşamı zenginleştirme yolunda en önemli bir işlevi üstlenmiş olduğu söylenebilir. Bu farklı duyguların oluşmasında, müziğin ritmi, ritmik yapıya göre örtüşen melodik yapısı ve sözleri etkili olmaktadır.
Her kesimden ve yaştan insanlara hitab etmekte olan müzik, onlarda neşe, sevinç, coşku, huzur duyguları oluşturabildiği gibi, kabalık, hüzün, huzursuzluk, hiddet, çılgınlık, isyan, çaresizlik, karamsarlık ve daha başka duyguları da oluşturabilmektedir.
Müziğin insanlar üzerindeki gücü, sadece insanları etkilemesi ile kalmaz, bazen toplumu, hükümetin yönetimini, hatta tüm ülkeyi etkileyebilir. Müzik yozlaşırsa, tüm bu unsurlarda da yozlaşmalar oluşabilir. Çünkü toplumsal bir varlık olan insan, sosyal çevresi ile iletişim için geliştirilen sözcüklere sesler aracılığıyla duygularını, düşüncelerini, deneyimlerini anlatan değişik anlamlar yükleyerek müziğin temel yapısını oluşturmuştur. Bu anlamların diğerleriyle paylaşılmaya başladığı anda müzik toplumsallaşmaktadır. Dolayısıyla müziğe istenilen anlamlar yüklendiğinde, toplumdaki ortak bilincin oluşturmasında çok etkili bir araç olduğu söylenebilir. Ünlü Çinli filozof Konfüçyüs (M.Ö.551-479)’un da belirttiği gibi “müzik devlet kurar, devlet yıkar” demiştir. Bu sözlerden de anlaşıldığı gibi, müziğin devletin gidişatında da etkili olabileceği belirtilmiştir.
Günümüzde müzik sanatında ki yozlaşmayı şöyle sıralayabiliriz:

-Melodi, ritim, söz ve icradaki yozlaşma,

-Müzik türlerindeki yozlaşma,

-Medyada yozlaşma,

-Kliplerde yozlaşma,

-Sektörde yozlaşma.



Yozlaşmanın diğer nedenlerini;

-Müzik alanında eğitimli ya da kendini geliştirmiş aydın sanatçıların az oluşu,

-Sanatçı yetiştiren kurumların donanım yetersizliği ve azlığı,

-Özgün yapılan eserlerin sanatın özüne yakışacak şekilde olmayışı,

-Müzikte estetik değerlerden uzaklaşma,

-Müzik teknolojisinin duyguyu tam yansıtamaması,

-Dinleyici kitlenin sanatsal beğeni düzeyinin aşağıya çekilmiş olması,

-Sanatsal değerlerin önüne parasal değerlerin çıkması şeklinde açıklayabiliriz.


Müzikte yozlaşmanın; bazı müziklerin tahrik edici ritimler üzerine kurulmuş olmasından dolayı, melodik yapıdan mahrum olup neşe ve dinamizm hudutlarını aşıp, kişiyi çılgınlıklara ve saldırganlığa itebildiği görülmektedir. Bunun yanında öfkeyle söylenen şiddet içerikli sözlü şarkılar, toplumda olumsuz etkileri oluşturmaktadır. Ayrıca, Türk dili, müzikte amaçlı ya da amaçsız olarak yanlış kullanılarak önemli ölçüde yozlaşmaya neden olmaktadır. Oysa dilin uluslar için önemi kuşkusuz çok büyüktür. Çünkü bir ulusun varlığı ve bütünlüğü için dil en başta gelen değerlerden biridir. Dilin zayıflaması ya da yok olması, ulusun ve ulusallığın yok olması demektir. Yine, Konfüçyüs’ün bilinen sözünü yinelemekte yarar vardır: “bir ulusu yok etmek mi istiyorsunuz işe önce dilinden başlayın”… Bu nedenle Türk dilinin çok iyi kullanılması ve korunması gerekir.
Ülkemizde müzikte yozlaşma daha çok arabesk müzik ile başlamıştır. 1960’lı yıl lardan 1970’li yıllara kadar arabesk, özellikle kentlerin kıyısında ve taşrada yaşayan alt gelir gruplarının hicranını dile getiriyordu. Bu tür müzik, ezilen sınıf insanının yenilmişliğini, umutsuzluğunu ve beklentilerini içermektedir. Arabesk müziğin sözleri genelde isyan, çaresizlik ve karamsarlık üzerine kurgulanmış olduğundan, insanları olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Dolayısıyla o dönemlerde arabesk türü müziğin TRT ‘de icra edilmesi yasaktı. Ayrıca, önüne gelen her şarkıyı çıkıp söyleyemezdi. Tüm şarkı sözleri denetimde titizlikle incelenirdi. Birçok sanatkârın da, radyo ve televizyona çıkması yasaktı.
Müziğin yönlenmesinde iki ana güç olan medya ve müzik sektörlerinin sanatsal değerlerden daha çok, para ve sansasyona önem vermeleri, müziğin yozlaşmasına sebep olan başlıca unsurlardır.
Son yıllarda medya, Türkiye’nin gündemini belirleyen temel bir güç haline gelmiştir. Kitle iletişim araçlarının çeşitlenerek çoğalması sonucunda yaşamın her alanında medya kültürü oluşmuştur. Bu duruma popüler kültür demek daha doğrudur. “Popüler” terimi “yaygın olarak beğenilen ve tüketilen” anlamını ifade ettiği gibi, “halka ait” anlamını taşıması olarak da ifade edilebilir. Bilindiği gibi “popüler”, başlangıçta Latince “popularis”ten türeyerek “halka ait” anlamına gelen bir terimdi. “Popüler”in tanımı beraberinde kültür tanımını da getirmektedir.2

Ülkenin genel kültür yapısında ve buna bağlı olarak sosyal yapının yönlendirilmesinde, şüphesiz ki medyanın, radyo ve televizyon kurum ve kuruluşlarının önemi çok büyüktür. Ancak son yıllarda medyanın, sanat alanında oldukça belirgin olan bir yozlaşmaya neden olduğu gözlenmektedir. Medya, sanat ve sanatçı kavramlarının anlam ve önemini hiçe sayarak ucuzlatmaktadır. Ne yazıktır ki, kültürel yapının önemli bir unsuru olan müzik sanatı ve anlayışı, başka alanlara yönelmiştir. Dolayısıyla da Türkiye’de medya kuruluşları, yüceltmek istedikleri kişilerin sanatsal bilgi ve performans değerlerini önemsemeden, sadece reyting ve ticari beklentileri uğruna belli yerlere getirebilmektedir. Buna örnek olarak reytingi olan eğlence programlarına sanatçı kimliği olmayan, fakat sanatçı unvanıyla çıkarılan ne olduğu belirsiz insanların zorla televizyon izleyicisine izletilmesi gösterilebilir. Hiç şüphesiz ki, yazılı, görsel ve işitsel yayın kuruluşlarının önemi çok büyüktür. Ancak, hak edilmeyen şan şöhret sahibi kişilere, sanatçı unvanının da verilmesi bilinçli müzik severleri ve müziğe yıllarını vermiş sanat emektarlarını oldukça üzmektedir. Ayrıca, reyting kavgası, daha çok kazanç elde etmek gibi toplum yararlarını geri plana atan anlayışlar, ülkemizdeki müziğin yozlaşmasının da başlıca nedeni olmuştur. Dolayısıyla medya-sanat ilişkisine bakıldığında, özellikle müzikte yozlaşma söz konusudur. Adına müzik eseri sıfatı yakıştırılamayacak kadar kötü olan ve estetik duyarlılık ve özelliklerden uzak ürünlerle ses, görüntü ve ruh kirliliği yaratılmaktadır. Sanatçı sıfatına layık olmayan donanımsız, eğitim ve kültür hayatına olumlu hiçbir katkısı olmayan kişiler, medya’nın gücü ile popüler hale getirilmektedir.


Medya yarattığı popüler kültürü, istediği misyonları rahatlıkla yükleyebilmektedir. Belirlediği tarzdaki sanatçıyı yenilik ve farklılık adına toplum önüne çıkarabilmektedir. Dolayısıyla da, müzik, sanat için yapılmak yerine medya için finans kaynağı olmuştur. Ayrıca toplumsal hayatın erozyona uğramasında etkili olduğu görülmektedir.
Zaman sürecinde Türk sanat müziği, arabesk, pop ve halk müziği, pop ritimleri eşliğinde eğlence müziğine dönüşmektedir. Müzikte yapılan bu yanlış uygulamalar, müzik türlerinin belirgin olan karakteristik özelliklerinin yok olmasına, müziğin yozlaşmasına ve kültürel değerlerden uzaklaşılmasına neden olmaktadır.
Medya yığınlara, müzik sanatçılarının müziklerinden daha çok, davranış biçimleri ve özendirici olan yaşamları ile ilgili bilgiler aktarmaktadır. Dolayısıyla da geniş halk yığınları, idolü olduğu müzik sanatçılarının yaşam tarzı ve davranışlarını izleyerek kendi yaşamlarını, onların söylem ve davranışlarına benzer hale getirmektedir.

Toplumun kendisi için önemli sayılan kültür hareketlerini medyadan öğrenmesi, bir başka önemli sonuçtur. Medya, doğruluk ilkesinden şaşmadan toplumu bilgilendirmesi gerekirken, sanat değeri olmayan ucuz müziği, sanat değeri olan müzik gibi göstermektedir. Sanatçı, sanatı ve davranışları ile topluma örnek olması gerekir. Ancak medya, topluma müzik sanatı ile örnek olmuş sanatçıların sanatından daha çok, onların özel yaşamları ile ilgili yayınlara yer vermektedir. Bu da toplumun ahlâki gelişimi için önemli sonuçlar oluşturmaktadır. Dolayısıyla medya kuruluşları, patronları toplum yararından çok, kendi yararlarını gözetir olmuşlardır. Oysa, ülkenin müziğinin gelişip yücelmesinde medya kuruluşlarına büyük görev düşmektedir. Ne yazıktır ki, yaşadığımız çağın en güçlü dinamiklerinden biri olan medya, ülkeyi yönettiği gibi sanatın yönlenmesi ve yozlaşmasında etkili bir güç olmuştur. Onları, müzik sanatının sanatsal değerlerinden daha çok, magazinsel boyutu ilgilendirmektedir.


Toplumumuza popülerlik anlayışı, kulak yıkama yolu ile dayatılmakta ve bu yolla kısa zamanda kolay yoldan kazanç elde etmeye çalışılmaktadır. Müzik piyasası patronları, kendilerini devletin müzik politikasının da üstünde görmüşler, sanat ve sanatçıyı yok eden bir yapı oluşturmuşlardır. Onların düşüncesi, halkın sanattan anlamadığı ve bu nedenle de kaliteli eserin kazanç şansının olmadığıdır. Medya patronları ve müzik yapımcıları için önemli olan, çok satarak bol kazanç elde etmektir. Ayrıca Kültür Bakanlığı ve TRT’nin uyguladığı müzik politikalarının yanlışlığı özel kanallardaki kalitesizlik, çirkinlik ve müziğin estetik değerlerinden uzak bir görünüm sergilemesine neden olmuştur.
Toplumdaki değer yargılarının yeni dünya düzeni ile birlikte değişime uğraması, sanatta da beğenileri ister istemez değiştirmiştir. Ancak, sanatın ve sanatçının toplumun beğenilerinin estetik düzeyini yukarı çekecek bir görevi vardır. Sanatın yozlaşması ile beraber insan ruhu da yozlaşmaktadır. Dolayısıyla bir kültür ve sanatın yok edilme tehlikesi var demektir.
Müzikte yozlaşmanın başka bir nedeni de, sanatçıların albümü daha piyasaya çıkmadan önce korsan kaseti çıkmakta ve üretilen müzikler internetten indirilip kopya edilmektedir. Dolayısıyla vergi kaçırmak, sanatçı haklarından, teliflerden ve kısacası her şeyden para kazanmaya çalışmak, bu işin ciddi bir biçimde yozlaşmasına neden olmuştur.
Sonuç olarak diyebiliriz ki; insanlar, kulağa hoş gelen bir müzikle ortak bir duygu bağı yaratabiliyorsa, kültürel, toplumsal ve ekonomik farklılıklarına karşın ortak bir konuda iletişim kurabiliyorlar demektir. Ancak, bazı durumlarda toplumsal yapının çeşitli etkilerle tahrip olması ekonomik, siyasi ve sosyal alanda olduğu kadar, kültürel yapıda da değişimlere neden olmaktadır. Bu değişimler, kültürel yapının bir unsuru olan müzik sanatında dikkati çekecek bir düzeyde olup, yozlaşmanın had safhada olduğu yönünde gözlenmektedir. Bunun için, müzik sanatının belirleyicisi olan medya ve müzik sektörünün, para ve sansasyondan daha çok sanatsal değerlere önem vermesi gerekir. Müzik eserlerine, estetik değerlerinden uzaklaşmadan özüne yakışacak şekilde önem verilmelidir.
Toplumsal şuurun sağlıklı olabilmesi için, müzik eserlerinin de sağlıklı ve toplum yararını gözetir durumda olmaları gerekir. Çünkü sanat ürünleri, geniş halk yığınlarına ulaşarak davranış belirleme ve yönlendirme işlevi görmektedir. Müzik sanatının da insanları diğer sanatlardan daha çok etkilemesi nedeniyle, eğlence olgusunda, eğitimde ve toplumun kültürel yapısında belirleyici işlevi vardır. Bu nedenle, müziğin insanlar üzerindeki etkileyici gücü ve duygu bağının, güzellikler üzerine kurulması gerekir.
Müzikte yozlaşmanın psikolojik olarak insanları olumsuz yönde etkilemesinin önlenebilmesinde en önemli etken, eğitim seviyesinin, her alanda olduğu gibi müzik alanında da yükseltilmesidir. Bu bağlamda, devletin öncelikle sanat politikasını işler hale getirmesi gerekir.
KAYNAKLAR

1. Haşmet Altınölçek, “Bir İletişim Aracı Olan Müziğin İnsanlar Üzerindeki Etkisi”, III.Uluslararası Müzikoloji Sempozyumu, İ.T.Ü.Maçka Kampusu Sosyal Tesisler Salonu, İstanbul, Türkiye, 26.10.2001.



2. Haşmet Altınölçek,“Popüler Kültür ve Medyanın Müziği Yönlendirmesi”, Çanakkale Onsekizmart Üniversitesi Uluslararası Sanat Ekonomisi Sempozyumu, İstanbul, Türkiye, 21-22.11.2007.



1 Haşmet Altınölçek, “Bir İletişim Aracı Olan Müziğin İnsanlar Üzerindeki Etkisi”, III.Uluslararası Müzikoloji Sempozyumu, İ.T.Ü.Maçka Kampusu Sosyal Tesisler Salonu, İstanbul, Türkiye, 26.10.2001.

2 Haşmet Altınölçek,“Popüler Kültür ve Medyanın Müziği Yönlendirmesi”, Çanakkale Onsekizmart Üniversitesi Uluslararası Sanat Ekonomisi Sempozyumu, İstanbul, Türkiye, 21-22.11.2007.



Yüklə 31,57 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə