Seminer Sezon- besteci̇ elektroni̇Ğe kulak veri̇yor: nereye gi̇Dİyoruz? Meliha Doğuduyal



Yüklə 305,62 Kb.
tarix21.08.2018
ölçüsü305,62 Kb.
#73743

Seminer 2. Sezon- BESTEC ELEKTRONİĞE KULAK VERYOR: NEREYE GDYORUZ? Meliha Douduyal
*Aaıdaki metin Meliha Douduyal’ın 31.3.2006 tarihinde Yeni Müzik Konser Serisinin kinci Sezonu çerçevesinde gerçekletirilen; “Yeni Elektronik Müzik” etkinliinde sunduu “Besteci Elektronie Kulak Veriyor: Nereye Gidiyoruz?” balıklı seminer deifresidir.

BESTEC ELEKTRONİĞE KULAK VERYOR: NEREYE GDYORUZ? Meliha Douduyal

Bu akamki ‘Yeni Elektronik Müzik’ dinletisi kapsamında zamanımızın elverdii ölçüde bir ön bilgi, biraz gezinti olarak elektronik müziin dünden bugüne izledii seyri genel çizgisi ile sunmaya çalıacaım.

Elektronik müzik deyimi, elektronik araç ve gereçlerle yapılmı müzik için derlenmi bir deyimdir. Bu alanda Elektronische Musik, Almanya; Musique Concrète, Fransa ve Tape Music türü Amerika Birleik Devletleri kaynaklı dier adlandırmalara da rastlamak mümkün. Bu üç ayrı adlandırmayla verilmek istenen üç ayrı tür düüncesiydi. Aslında bu türlerin birbirlerine olan karıtlıkları çok özel koullar için geçerlidir. Her ne kadar geldikleri kaynaklar, çıkıları, geliim çizgileri, kullandıkları yöntemler farklı da olsa; ses alanları ve oluturdukları ortamlar ortaktır. Sesleri yaratmak, bakalatırmak, dönütürmek için türlü elektro-akustik gereçlerle bunları yazmaya yarayan bir alet... Kısacası elektro- akustik deneyler için bir stüdyo. Bu kullanılan ilemlerin tüm çoulu aynı amaca, aynı geree yönelir: Geleneksel sınırların ötesinde yeni tınılar yaratmak. Bu üç ayrı türmü gibi duran akımın ses kaynaklarında elde ettii ses renkleri, yöntemleri her ne kadar baka gibi dursa da zamanla evrensel yaygınlık içinde bir bütünlüe ulaacak ve bütün bu ayrı kategoriler bir ad altında toplanacaktır: Elektronik müzik.

Elektronik müzik, özellikle 60’lardan bugüne dek pek çok yeni sözcüü daarcıına katmıtır. Elektro-akustikten, fizik, matematik gibi ilikili dallara kadar halen yeni sözcükler, yeni terimler aktarılmaya devam etmektedir. Tanımlamalarda yaanan güçlükler ve terimsel çelimeler, elektronik müziin yeni evrimine kout gitme çabaları olarak görülmelidir.

Bir müziin elektronik müzik türüne girebilmesi için, en dar anlamda manyetik; yakın dönemde de sayısal ses yazım olanaklarından yararlanmı olması gerekir. Bu kural dierlerinden önce gelir; yani var olmasının kuralıdır. Elektronik müzii oluturmada kullanılan detaylar: tını renkleri, kalite, yüksek volümden ve nicel younluktan daha önemlidir.

Elektriin ve elektroniin olabilirliklerinin insan olunun yaamına giriiyle elektriin de müziin hizmetine sunulması düüncesi ortaya çıktı. Bestecilerden önce çalgı yapımcıları ve teknisyenler ilk bu düünceyi oluturan gruptu. Tabi o dönemlerde -yani 19.yy’ın sonunda diyebiliriz belirli bir tarih vermek gerekirse- bir türden bahsetmek söz konusu deildi. Bu elektronik aletlerle kademe kademe denemeler, aratırmalar yapılıyordu. Biraz daha yakından bakmak istiyorum ve bir kaç isim size sunmak istiyorum ki bugün geldiimiz yerin böyle birdenbire çıkmadıını, bunun uzun bir süreç olduunu daha iyi kavrayabilelim.

1876. Amerikalı Elisha Gray –bildik bir isim- kendi buluu olan elektro piyanosunu yapar. Bu piyano ile gürültü veya mekanik olmayan, müzikal sesleri telgraf ve telefon telleri ile Chicago’dan 450 km kadar uzakta bir yere aktarır. Bir yıl sonra, 1877’de Emile Berliner, Edison’la e zamanlı olarak silindir biçiminde bir disk fonograf gelitirir ve patentini alır. 1885’de Lorenz, Frankfurt’ta hoparlörlerle düzenlenmi bir ton aparatı yapar. Bu da bir elektro-mekanik müzik aletidir. Yine biraz daha atlamalı ilerleyerek 1895’e geliyoruz; 95’de biraz duyduk bir isim, Juliãn Carillo, kendi 96 dereceli mikrotonlar sisteminden,

mikrotonlar kuramından yola çıkarak, küçük aralıkları, doukanların verebilecei bazı aletler gelitirir. Bu aletleri 1926’da, New York’da sergilemitir. Carillo’nun müziinin özellikle de yaylı dördüllerle yapılmı olanlarının kayıtlarına bugün rastlamak mümkün.

1906’ya geldiimizde kitaplarda çok rastlanan bir isim görüyoruz: Thaddeus Cahill. lk balarda dinamofon ismi verilen sonrasında kendi adıyla çarılan daha sonra da Telharmonium dedii bir müzik aleti yapar. Bu aletin görevi, bir jeneratör makinesinin yardımıyla dalgalı akımla çalıan hızlı jeneratörlerle müzikal sesler oluturmaktır. Resmini incelediimizde gördüümüz üzere en az 200 ton aırlıında ve inanılmaz büyüklükte bir alet. Fakat ilginçtir ki söz konusu alet, 20’ler sonrası Avrupası’nda, deiik müzik yapan bir alet olarak çok popüler olmutu.

1920’lere gelirsek Rusya’da bir isim, Léon Theremin karımıza çıkıyor. Kendi adıyla çaırdıı Theremin diye bir aleti var. Bu alette notaların ritim ve tempolarını gerçekletirebilmek için iki emici osilator tüpünü kullanmıtır. Aletin bir de radyo anteni vardır. Uygulayıcı, bir eliyle aletten çıkan çubuumsu bir kolu hareket ettirerek ritim ve tempo ayarını yaparken dinamikleri kontrol etmek için öbür eliyle de anteni yönetir; yani kuvvetli ve hafif gibi renk ve dinamik vermek için. Varése de aralarında olmak üzere Theremin ile yapılmı pek çok beste bulmak mümkün.

Yine biraz aralıklı gidelim; 1928’de Fransa’da Maurice Martenot, Ondes Martenot diye bir müzik aleti gelitiriyor. Tabi bunlara müzik diyorum çünkü amaçları deiik müzik yapmaktı. Bu alet de Theremin’e benziyordu; ilke olarak çıkı noktası aynıydı. Yalnız anten yerine kapasitans deikelerini kontrol etmek için bir elektrottan yararlanılmıtı. Bu aleti Honegger, Messiaen, Darius Milhaud, Dutilleux ve Varése gibi pek çok besteci kullanmıtır. Bu aletin üstünde besteler

yapmılardır. Yine 28’de Almanya’da Friedrich Trautwein, Trautonium adı verilen bir müzik aleti gelitirdi. Richard Strauss, Honegger ve Varése’in –ki Varése zaten bütün aletleri denemitir- bu aletle besteleri vardır.

Amerika’ya dönersek 1929’da Laurens Hammond, Hammond orgunu yapıyor. Hammond orgunun ardından Novachord, Solovox gibi bir takım müzik yapılabilen aletler gelitiriyor. Bu Hammond orgu belki ilk additive sentez aleti diyebilirim. Karlheinz Stockhausen’ın Hammond orgu için yaptıı bir eser var; biraz ileri gitmi oluyoruz ama kullanımı uzun sürdüü açısından iyi bir örnek tekil edebilir sanırım. 1965’de koro, elektronikler, teyp ve Hammond orgu kullanarak yaptıı bir beste: II. Microphonie.

Bu ve buna benzer elektronik çalgıların, geleneksel çalgılara göre deiik tınılar elde etme amacıyla kullanıldıını söylemek lazım. Bu yaklaım zamanında modern-klasik olarak adlandırılmıtır. 1. ve 2. Dünya Savaları arasındaki dönemde bu çalgılarla oynama, alıtırma çalımaları yapılarak aslında elektronik müzie anlamlı, destekleyici bir adım atılmı oluyordu. Ama bu çalgılar bestecilerin üretimine çok büyük bir katkı salamadı. Bunun yerine ne yaptı? onlarla yeni bir açılım sundu, onların düüncelerini gelitirdi diyebiliriz. Elektronik müziin gerçek anlamda ivme kazandıı dönem, 2. Dünya Savaı’nın hemen bitiminden sonraydı ve bu dönem bestecilerin öncülüünde yapılan deneyler ve aratırmalarla elektronik müzik tarihinde yer almıtı. Tabi ses saptayan, elverili ortamların varlııyla da bestecilerin bu müzik alanına olan ilgisi arttı ve o günden bugüne binlerce elektronik müzik parçası bestelendi.

imdi nereye gittiimizi görebilmemiz için aslında nereden nereye geldiimize bakmamız gerek. Onun için de bu geni daarcıktan bazı örneklere, bazı bestecilere, kendi tarzlarında ilk ve yönlendirici olanlarına biraz daha yakından deineceim. Bu deineceim çalımaların pek çoundan müzisyenler

ve besteciler aracılııyla teker teker söz edilmitir. yi dinleyici kitlesi tarafından da bilinirler. Ama bahsedeceklerimden pek çou da aynı camiadan bestecilerin dıında çok az tanınır. Zaman zaman bazı organizatörlerin elinde dans ve enstelasyon birliktelii ile irinletirilerek bu sınırlı dinleyici kitlesine sunulmutur o kadar.

Evet, ilk adım Fransa’dan geldi: Pierre Schaeffer. Pierre Schaeffer doa seslerinden, türlü çevre gürültülerinden derledii sesleri bir araya toplayıp bir 1948 yılında konser verdi. Konserin adı da “Gürültüler Konseri”ydi. Pierre Schaeffer çalımalarını Paris’te Fransız Radyo-Televizyon stüdyolarında yürüten bir bestecidir. Öyle de devam etti. Bunun hemen ardından 1949-1950’de Pierre Schaeffer ve Pierre Henry’nin ortak bir çalıması ortaya çıktı. “Symphonie Pour un Homme Seul”, yani Yalnız Bir Adam için Senfoni. İşte bu parça, gerçek anlamda elektronik müzik devrinin balangıcıdır. Bu o kadar etkileyici olmu ki bu parçayı dinledikten sonra pek çok besteci tape-recorder; ses kaydeden makinelerden satın almıtır. Aynı yılda dönem olarak bir paralellik kurarak Kanada’dan bir örnek getireceim size. Kanadalı bir besteci olan Hugh Le Caine ilk defa bir besteci kimliinin yanında bir elektronik müzik aleti yapar. 1950’de yapılan bu alet viyolonsele benzer sesler üretir. Ayrıca Le Caine’in de bu aletle ve de klasik teyp türüyle yani Amerika Birleik Devletleri’ndeki tape music türüyle ürettii çalımalar vardır. Mesela tape müziinin balangıcı olan Dripsody (Hugh Le Caine) 1955’de ortaya çıkarmıtır. Kullandıı kaynak sadece kovaya düen bir su damlasıdır ve elektronik bir beste oluturmak için buradan yola çıkmıtır. Fransa’ya dönüyorum, Pierre Schaeffer ve onun öncülüündeki ekol, yaptıkları müzik türüne Musique Concréte dediler. Bu somut müzik olarak Türkçemizde kullanılır. Peki ne demek somut müzik; nedir somut olan? Somut olan ses kaynaının kendisi deildir. Somut olan geleneksel besteleme yöntemlerinden

ayrı olarak yapılan yapıtın somutluudur. Ortaya çıkarılan sesin, o oluumun vardıı sonucun somutluudur. Somut müzikle bunu kastediyorlardı. Hareket noktasında ses bilekesi olarak çeitli kaynaklara bavurmulardır. Örnein doa sesleri, mekanik sesler, cam... Aklınıza ne gelebiliyorsa! Kırık cam sesleri, insan sesi ve bunları örnekleyen çalımalar yaptılar. Biraz ilklerinden ve en iyilerinden örnek olarak bir iki isim vermek gerekirse 1948 yapımı, Musique Concréte tarzında yapılmı çalımalardan olan çalgı kayıtlarının kullanıldıı Schaeffer’in Etude pour Piano’sundan bahsedebiliriz. Veya insan sesinin kullanıldıı Schaeffer ve Henry’nin, Yalnız Bir Adam için Senfoni’si. Yine insan sesinin kullanıldıı 1951 yapımı olan Pierre Henry’nin Vocalist’i. Kırık cam sesleri gibi mekanik sesler örnei olarak 1948 yapımı Schaeffer'in Étude aux Chemins de Fer isimli eseri. Bir de doadan örnek vereyim; doadan elde edilen çeitli seslerin kullanıldıı Darius Milhaud'un 1954 üretimi bir parçası, La Riviére Endormie. Bunlar Musique Concéte’in öncüleri ve en iyi örnekleri olarak gösterilmelidir. Schaeffer ayrıca 1959’da Kanada’ya davet edilmi, Kanada’da Toronto Üniversitesi’nin elektronik müzik stüdyosunu kurması için bilgi ve deneyimlerinden faydalanılmıtı. Kendisi orada da çalıma yapmı; 1. etüdünü yazmıtır. Schaeffer’in desteiyle Paris’te çalı bir besteci daha vardır; öncülerden kabul edilen Yunan bestecisi Iannis Xenakis. Iannis Xenakis 1958’de Concret PH isimli parça ile ilk çıkıını yaptı. Bu onun kendisini ilk sunuuydu. Xenakis’in ilginç iki çalımasına deinmek istiyorum: biri 1960 yapımı Orient-Occident. Bunu vermemin nedeni bu Musique Concréte tarzının en ho tanınan, en çekici örnei olarak kabul edilmitir. Çünkü elektronik müzikte romantizm diye bir eyden bahsedildiinde nedense bu parça en iyi örnek olarak sunulmutur. Iannis Xenakisi Orient-Occident dıında, 62’de tamamen bambaka bir yaklaım sergiledi: Bohor adında bir yapıt. Bu parça oldukça yüksek sesli, çınlamalı, uultulu ve muazzam ses kütlelerinin bulunduu

bir parça olarak baka bir dönemin etkisini yansıtıyordu. 1960’ların sonu ve 1970’lerdeki çiçekli hippi döneminin endüstriyel müziine ve gürültü patırtının çıkısına bir tepkiydi aslında. Xenakis’in bu parçasıyla vermek istedii de buydu. Kendi söyleyiiyle 1962’de dikkat çekmek istedii noktaydı Bohor.

Aynı yıllarda baka bir ilke deinmek istiyorum. Edgard Varése, Eindhoven Philips Stüdyosu’nda çalı ve elektronik müzik alanında pek çok bestesi vardır fakat iki tanesinden özellikle bahsetmek istiyorum. Biri 1954, Déserts –Çöller-, öbürü 1958, Elektronik iir –Poéme Electroniqué. lk olan neydi? Bu eserlerde elektronik müzik adına ilk olan u: 1954 üretimli Déserts iki ayrı ortamı, farklı ortamı, farklı birliktelii aynı anda getirmiti. Yani elektronik sesleri düzenledii bir bileimle orkestra -1954’de olmamıza dikkatinizi çekerim- icrada, sahnede çalarken, teyp türünde yaptıı çalımadaki elektronik sesler de aynı anda duyuluyordu. Bu o dönem için bir ilkti. 58’deki parçası, Elektronik iir, Brüksel’de Philips Stüdyoları’nda çıkardıı için Philips pavyonunda sunulmutur. Açıkcası muazzam bir sunutu: mekan ve ortam tasarımı, renk, ıık, mimari düzenlemeler ve dinleyicilerin çevresine yerletirilmi 15 kanallı streofonik bir düzenden çıkan müzik. Tabii ki bu yeni bir görüün balangıcında etkili olmutur. Bu görü de disiplinler arası sanat olgusudur. Varése bu parçasında ayrıca org sesi ve insan sesini de kullanmıtır. Bunları da elektronik bakalatırma öeleri ve kaynak olarak bir araya getirmitir. Varése’i gerçekten çadalarına göre çok yeni, atılımcı ve ilerici giriimlerde bulunmu bir bestecidir. Aslında yapıtları oldukça seyrek çalınmı kendisi de bütün karıt görülerin odak noktası olmutur. Ama yine de yeni giriimlerden ve denemelerden kaçınmamı, yeni ortamlar, yeni mekanlar, yeni aletlerle oluturduu kendi kiisel anlatımına devam etmitir. Yapıtlarının deeri ve söylediklerinin içerii aslında 70’lerden sonra anlamlanmıtır.

Biraz öbür ülkelerden bahsedersek, Hollanda’da Philips ismi öne çıkar. Philips bu aletlerin gelimesine çok büyük destek verdi. Philips’den kastedilen ey burada Eindhoven Philips Stüdyosu. Burada Henk Badgins ismindeki bir Hollandalı besteci, ilk öncülerden olarak bu laboratuarda çalıan ve çalımaya balamak isteyen bestecilere rehberlik etmitir. Badgins daha sonra Utrecht stüdyosunda çalımasına devam etti. Yine Eindhoven Philips Stüdyosu’nda çalı bir baka besteci Ton de Leeuw. Ton de Leeuw, elektronik müzik tarzında ve geleneksel çalgı ortamları için yazmı fakat 1956’daki ilk çıkıı onu öncü elektronik müzik bestecileri arasına koymutur. Radiofonisch Job isimli radyofonik bir oratoryo yazdı. 57’de de Study diye bir çalıma yapmıtı ki bu da serializmden yola çıkarak yaptıı bir çalımadır. Bunlar ilk denemelerdir. Utrecht stüdyosu, Hollanda’da 1964’de besteci Michael Koenig' in artistik direktör olması ile gelitirildi. Aslında Michael Koenig özel ilikileri ile oldukça iyi maddi kaynaklar bulup ekipman, ve teknik olarak stüdyoyu gelitirdi. Stüdyo “The Institute of Sonology” diye bilinmektedir. Koenig de öncü bestecilerdendi. Kendisi 1964’de elektronik müzik bestelerinin yanına ilk defa synthesizer kullanımını düünmesi ile öncü olmutur. Utrecht stüdyosunda çalıan bir fizik örencisinin yaptıı synthesizer ile Koenig 64’den 70’e kadar bir dizi beste gerçekletirmi, bunları da albüm olarak Funktionen ismiyle sıralamıtır. lginç olduu için parantez açmak istiyorum; Hollanda’da iki besteci çok farklı bir alanda bir ilk gerçekletireceklerdi: elektronik müzikle pop türünün yaratımı. Yanlı olmaması için isimlerini vereyim, Tom Dissevelt ve Dick Raaijmakers (Kid Baltan). Dissevelt ve Raaijmakers, 1957’de, en basit, en temel elektronik aygıtlar olan osilatörler, filtreler, kayıt cihazlarıyla bir bileim yapıp çalgısal, kısa, senkoplu ezgiler ürettiler. Bunları da 1957’de Philips lisansı ile çıkarmılardır. Çıkardıkları albüm de, döneminde çok satmı olan“Song of the Second Moon”. Tabii bu bestecilerin

ciddi parçaları da var ama ilk olarak adları bu yaptıkları elektronik pop üretimi ile anılmaktadır.

Baka stüdyolara baktıımızda, en baskın ve etkin olarak Almanya’da Köln’ü görüyoruz. Köln Stüdyosu 1951’de, Herbert Eimert öncülüünde WDR Batı Alman stüdyolarında ilk çalımalarını, ve kuruluunu gerçekletirdi. Herbert Eimert öncülüünü yaptıı bu kurulan stüdyonun tarzı Elektronische Musik, yani elektronik müzik dedikleri bir adla anılmıtır. Bata da söyledim, “öbürleri deil mi?” diyeceksiniz ama zaten o düünceyi buraya getirmek için o girii yaptım. Elektronische Musik olarak adlandırmalarının nedeni yaptıklarının Musique Concréte’den, yani Fransız ekolünden farklı olduunu vurgulamaktı. Kaynak olarak sadece elektro-akustik kaynaklara yöneldiler. Musique Conréte’in mikrofonlardan alınan sesleri kullanımına karı kendileri sesin sadece elektronik bir aygıt, ses üretme aracı ile alıp; bakalatırıp, dönütürüp, bir takım ilemlerle ses eridine yazıyor, ondan sonra bu ses eridi üstünde de bir dizi karmaık, özel ilemler yapıyorlardı. Karlheinz Stockhausen, bu okulun sembolüydü ve öncü ve çok iyi olarak deerlendirilen yaptılar üretmeye balamıtı. Örnein “Etüd-1952”, “Gençlerin arkısı,1955-56”, “Kontakte, 1959-60”... Stockhausen elbette bu okulun simgesiydi fakat doal kaynaklı seslere de bavurmutu. Örnein 1955’de yazdıı “Gençlerin arkısı”nda çocuk seslerinden yararlanmı ve bu çocuk seslerini kaydedip elektronik seslerle birletirmiti. Buradan baka bir yere bir gönderme yapmak istiyorum. 1975’de Pierre Schaeffer’in -ki çok sıkı bir Musique Concréte savunucusuydu- sadece elektronik seslerle ürettii bir parçası vardır; bu da hiç bir doal kaynaktan elde etmeden, elektronik kaynaklı yapılmı bir bestedir. Birbirine karıt gibi duran bu iki ekol bile zaman zaman kendi dıındaki ögeleri almı, kullanmıtır. Stockhausen’ın 66-67’de yaptıı bir bestesi vardır: lahiler. Bu, en çok sevilen ezgilerin toplandıı bir parçaydı. Çok tutulan, derin,

dalgın tarzda bir eserdi. Elektronik müzik camiasında çok saygınlık bıraktı. Klasik manyetik erit akımının kiiliini yükselterek ona bir saygınlık getirdi. Ayrıca bu ilahilerin etkisi sadece ciddi besteciler arasında kalmamı, 70’lerin baında daha yeni ortaya çıkmakta olan space müzii akımındaki genç alman popüler müzikçilerini bile etkilemiti. Stockhausen akustik müziin yorumu ile elektronik araç gereçleri birletiren pek çok çalımalar yapmıtır. Farklı ses dalga boylarının nicel niteliklerini ve deiimlerini denemeye yönelik çalımaları vardır. Yaptıkları kadar söyledikleri ve düünceleri ile de dikkat çekmi önemli bir bestecidir.

Köln Okulu’nda çalı bir sürü besteci içinden üç tanesini vereyim; bunlar isim olarak bildik gelecektir: Mauricio Kagel, György Ligeti ve Michael Koenig.

Mauricio Kagel Arjantin kökenli bir bestecidir. 1958’de Transiciòn II diye bir yapıt yapar. Burada ilginç olan udur; bildiimiz teyp çaları o andaki icranın bir parçası olarak kullanmak, aktif bir parça bir öe olarak kullanmak. Ligeti’de elektronik müzik ortamı için kalıcı deerde parçalar yapmıtır. Artikulation, Glissandi, Elektronik Poem 3 gibi parçaları 55 ve 58 yılları arasında Köln Okulu göbeinde ürettiklerindendir. Almanya’da aynı dönemde yani 1957’de Münih’de de bir stüdyo kurulmutu: Münih Siemes Corporation. 60’dan sonra Mauricio Kagel rehber olarak bunun baına geldi. Burada da bir besteci denemelerde ve çalımalarda bulundu. Örnein John Cage 1964’te Imaginary serisinden 3 numaralı Landscape No.3 parçasını Maurico Kagel’in yardımı ve rehberlii ile burada gerçekletirmitir. Bu, elde edilen ürünler aslında hemen dinleyicilere ulatırıldı.

1953’de Köln’de bir yeni müzik festivali düzenlendi. Yeni Müzik ve Musik Der Zeit, iki festival ve hemen dinleyicilere ulatırıldı; kapalı alanlarda, acık alanlarda ve aynı anda. 1957’de Milano’da yine dinleyicilere sunuldu. Bunlar ilk

sunulardı fakat ardından ABD’de ve Avrupa’nın dier merkezlerinde de bu konserler devam etti.

Öbür kıta olan Amerika’da iki öretim üyesi besteci Vladimir Ussachevsky ve Otto Luening birlikteliinde New York Columbia Üniversitesi’nde ilk elektronik müzik çalımaları balatıldı. Sonradan buranın adı Columbia Princeton Electronic Music Center olacaktır. Yapıtlarını yeni tür olarak ortaya çıktılarını söylemek için tape müzii olarak adlandırdılar. Aslında çıkıları biraz farklıydı. Bu besteciler geleneksel çalgı seslerinden yararlanıyordu. Örnein Vladimir Ussachevsky’nin 1952’de yaptıı bir çalıma “Sonic Contours”, piyano sesinin tamamen kaydedilerek kullanımıdır. Tek hız deiimleri, yankılanma, ses eridi, kurgu ve montaj gibi tekniklerle oluturulmu bir elektronik müzik parçasıdır. Bu yapıtın ilginç bir yönü de 1952’de New York’da Besteciler Forumu’nda seslendirilmitir ve bu dinleti Amerika Birleik Devletleri’nde yapılan ilk elektronik müzik dinletisidir .

Bu arada özgün bir çizgide bildiimiz John Cage de devam diyor tabi. John Cage hem tape müzii ile çalımalar yapmıtır hem de kendi yaptıı bir takım aletlerle, bulduu mekanik araç gereçlerle çalgıların, özellikle piyanonun ses renklerini, tınılarını deitirmeye yönelik hareketlerde bulunmutur. Piyano giriinde çeitli çivi, lastik, tahta gibi aletleri, parçaları, araç gereci koyarak yeni ses renkleri arama çalımaları yapıyordu. Aslında John Cage, kendi hazırladıı hazırlanmı piyanosu ile ünlenecekti. Bu Columbia-Princeton okulunun stüdyolarının özelliklerinden biri de farklı uluslardan gelen bestecilere açık olmasıydı ki burada çalı iki de Türk bestecimiz vardır: Bülent Arel ve lhan Mimarolu. Bülent Arel 1959’dan 62’ye kadar burada çalıtır. 74’den sonra da Yale Üniversitesi’nin elektronik müzik stüdyosunu kurmu ve yönetmitir. Arel’in hem elektronik müzik ortamı için hem de geleneksel çalgılar için yapmı olduu

besteler vardır. Mimarolu da aynı stüdyoda, Columbia-Princeton’da elektronik müzik çalımalarına balamıtır. Önce Ussachevsky’nin sonra da Varesé’in rehberliinde iki farklı müzik ortamı için yazdıı -hem elektronik hem de geleneksel çalgılar için- pek çok bestesi vardır. Kendisinin kullandıı tarz olarak bir tanesini örneklemek istiyorum -ki tape müzii tarzındaydılar Amerika’da ama açıktılar öbür etkilere ve öbür türlerin özelliklerine de. Bu kaçınılmaz bir eydi aslında. 1964’de ressam Dubuffet’nin çalımasından yola çıkarak yaptıı bir bestesi vardır Mimarolu’nun, orijinal adıyla “Bowary Bum”. Musique Concreté tarzında bir beste. Burada kullandıı neydi? Çok basit: bir lastik bant. Lastik paket bandı. Kaynak olarak bunu almı ve bir besteyi bunun üzerine kurulabilmitir.

60’larda Avrupa çevrelerinde balayan somut müzik-elektronik müzik tartıması o dönemde Amerikan tape müziini hiç bir ekilde içine almadı, tartıma konusu bile etmedi. Her ne kadar balangıcında gelitirilmeye açık görülmemi, çok ciddiye alınmamı da olsa zaman içinde evrensellik kazanıp yayılacaktı. Aynı ekilde Amerikan tape müzik ekolü de özellikle birinci kuaktan sonra dier ülkelerin özelliklerine açılacak ve bu sayede de elektronik müzikte yeni denemeler, yeni gelimeler gerçekletirmi olacaktı. Avrupa’da o dönemlerde bir kaç stüdyo daha çok ilklere adım atmıtır. Örnein Belçika’da, Brüksel Radyosu’nun giriinde, Henri Pousseur ve Philippe Boesmans öncülüünde 1958’de bir stüdyo kuruldu. Bu stüdyo da açılırken psikoakustik ve elektronik müzik enstitüsü diye bir kavram gelitirmitirler. Hem Musique Concreté tarzını hem de tape müzik tarzını bir arada kullandılar. Peinden Ghent Ünivesitesi’nin bir stüdyosu kuruldu. Ghent, en çok Belçikalı ve Avrupalı bestecilerin elektronik müzik ürettikleri stüdyolardan biri olmutur.

talya’ya hemen geçiyorum. talya’da 1953’lerde RAI’de talyan Radyo Televizyon stüdyoları kapsamında Milano’da bir elektronik müzik stüdyosu kuruldu. lk öncüler olarak da Luciano Berio ve Bruno Maderna adım atmı oldular. Bunların ilginç olan yönü uydu: Maderna ve Berio bu üç farklı gibi duran türü bir araya getirmek amacıyla denemelerde bulundular; yani üç türü de kapsayacak bir elektronik müzik çizgisi oluturmak istediler ve baardılar

da. sterseniz bir iki örnek vereyim yaptıklarından yıl olarak. Berio'nun Music 1953, Thema (Omaggio a Joyce) 1958, Momenti 1960; Maderna’nın Nottumo 1955 (1956), Contunio 1958, Syntaxis 1958-60. Bunlar ilk denemelerdi bu üç türün de bir araya getirilerek, kaynatırılarak sunulmaya çalııldıı. çlerinden birine daha yakından bakmak istiyorum: Berio'nun “Thema (Omaggio a Joyce)” yapıtı. Bu yapıtta kaynak seçilen kaynak James Joyce’un Ulysses'inden bir parçayı okuyan kadın sesiydi. Bu metin ngilizce, Fransızca ve talyanca olarak okunmutur. Okuyan da Berio’nun ei Cathy Berberian’dı; 1958.

Bu talyan öncü akımına 1960’dan sonra “Intolleranza 1960” diye bir çıkııyla Luigi Nono’da katılacaktı. ngiltere’den, Polonya’dan ve Sovyetler Birlii’nden pek çok öncü besteci çıktı. Bunları detaylarına girerek anlatmak yerinde olurdu fakat unu söylemek istiyorum, 1960’lar artık tam anlamıyla elektronik müziin yapılabildii, stüdyoların gelitii, bestecilerin kendi yaratılarını bulabildikleri elektronik olanaklarla sunabildikleri yıllardı. Tabii bu ilk öncü bestecilerin ilgisi aslında içe kapanık, kendilerine dönüktü. Yaptıkları denemelerle yetinemiyorlardı. stedikleri bir oyuncaktan öte bir eydi; yayılmak, genilemek istiyorlardı ama nasıl; jeneratörlerin, modülatörlerin, filtrelerin özel konumlarda yerletirildii, kendine özgü ilikiler içinde bulunduu bir atölye havasında. Bu atölyeler içinde genileme istei de elektronik müzik stüdyolarına yapılan yatırımları arttırdı ve Köln, Varova, Tokyo –ilginç besteciler çıkmıtır

orada da-, New York, Utrecht, Ghent gibi stüdyolar merkez durumuna geldi. Bu tür müziin yapıldıı merkezler oldular. Bu 60’lar eksiksiz, istenildii gibi elektronik müzik üretiminin gerçekletirildii yıllardır. Bu yıllarda ilginçtir ki; üç dakikalık bir parçanın küçücük bir bölümü için aylarca uraıldıı olmutur. Bugünün otomatiklemesinde bilgisayarlar ile yaptıımız müzikleri düündüümüzde, aldıımız hız ve kolaylıa baktıımızda bu anlaılması zor bir durum bizler için.

Aslında 60’lara benim daha çok vermek istediim vurgu sayısal sistemlerin düünüldüü ve synthesizerların denenmeye balandıı yıllar olmasıdır. Bu ilk iaretler 60’larda gelmitir ve bu iki fikir de aynı anda, birlikte yürütülmütür. imdi sizleri bu ilk düüncelerin çıktıı 60’lardan 2006’lara getirmek istiyorum. En son bilgisayar teknolojisi ile yapılmı bir elektronik müzik parçası dinletmek istiyorum görsel efektler eliinde. Yıl 2006. Parçanın adı: Yankılar ve İşaretler. Besteci: Meliha Douduyal.

Bu yıllarda sayıları gibi kalitelerinde artı gösteren bu synthesizerlar, pop, caz ve rock türlerinde en çok kullanıldıı gibi ciddi besteciler arasında da kullanım alanı buldu ve yaygınlatı. Özellikle Amerika’da. Bir örnek Milton Babbitt. Milton Babbitt, Colombia Princeton Üniversitesi Stüdyoları’nda yöneticilik yaptıı dönemlerde bestelerini hemen hemen yalnızca RCA synthesizer ile yapmıtı. Çok da güzel örnekleri vardır.

Ben tabii ki u anda vardıımız noktaya gelene kadar pek çok geliim, pek çok aratırmadan geçtiimizi söylemek istiyorum. Ama zamanımızın kısıtlandıını düünerek de sizleri bir sonuca balamayı istemesem de yapmak zorundayım. Bütün bu bilgisayarlar, yeni bulunan müzik yazılımları, yapılan aratırmalar ki örnein Paris IRCAM Stüdyoları’nda çok pahalı bilgisayarlar, çok pahalı, çok yepyeni aratırmalar yapılmıtı ver Pierre Boulez rehberliinde Max gibi yeni

yazılım programları gelitirilmitir. 1980’lerde Amerika’dan yola çıkarak Turntableism alanında tekrar yeni açılımlar getirilmitir. Bunun dıında Moog Synthesizer’ı ile “Switch on Bach” diye kayıtlar yapılmıtır -ki bu ilk klasik albümdü yapılan, anlayıta elektronik müzik yorumuydu Bach’ın. Pek çok detay var. Sonuçta eer söyleyebileceim bir ey varsa o da bir sonuç olmadııdır. lla ki bir yere balayacaksak; bir son noktanın, bir sınırın olmadıını söyleyebilirim size, aynen dier sanat dallarında olmadıı gibi. Bu hem sanatçının bilgisine, onun yaratıcı gücüne, kapasitesine balı hem de teknolojinin ilerleme hızına ve bilim-teknikteki buluların varacaı noktaya balı. Aynen 90’lardaki teknolojinin hızlı adımlarıyla ortaya çıkan yepyeni elektronik müzik aletlerinin ııında varılan yeni müzik ve sanat kültürünün oluması gibi. Ama hala bugün bütün örneklerini görebileceimiz, bütün türlerin bir özeti olan bu 2006’nın cuma akamındaki konserimizde hala en iyi ses jeneratörleri, en iyi yazılımlar, en iyi performans eilimleri gibi bir genel anlayıtan söz edemiyoruz. Böyle bir ey yok henüz ve hala hiç bir ey tam anlamıyla mükemmel çalııyor görünmüyor. Burada Amerikalı besteci Terry Fryer'in bir sözünü anmak istiyorum Terry Fryer demiti ki: “çinde bulunduumuz durum 20. yy’ın baındaki ilk otomobillere benziyor. Arabanın yürümesi için her zaman mekaniine önem ve özel ilgi göstermemiz gerekiyor.” Evet ne kadar ilerlediimizi düünürsek o kadar yetersizliimizin farkına varıyoruz. Elbette vardıımız noktadan biraz ilerisini kestirmek mümkün ama bir yandan da kısıtlıyız, zor. Net olan u ki; u anda ve imdi olduu gibi yakın gelecekte de bütün davranılar bir arada olacak; interaktif medya, interaktif besteleme, multimedya, besteciler, çalgıcılar, efler, doaçlamacılar, evdeki müzik dinleyicileri ve belki daha ibilimsel uygulama düzenekleri, daha duyarlı performans eilimleri, daha güçlü ve ses jeneratörleri; elbette yeni konser salonları, yeni dinleti ortamları için geleneksel çalgıların hassas ölçülerde

gelitirilmi ilerlemeleri ile yeni sunumları ve elbette akıllı, çok yönlü, çok kullanılı, çok kullanılabilir müzik aletleri, elektronik müzik aygıtları; daha entelektüel, daha özgün bir eyler yaratabilen software’ler... Bütün bunların hepsi bir arada olacak; birlikte gelecekler. Ben edinimli insan faktörünün de var olacaına inanıyorum; farklılık yaratan ve yenilikçilik yapan insan faktörü. Bir de bir eyin hala geçerliliini koruyacaına: Asıl olan yapıtın kendisidir. imdi 2006’nın Türkiye’sinde, yeni elektronik müzik adına üretilmi, kotarılmı yeni parçaları birlikte izleyeceiz ve nereden gelip nereye gittiimizi de birlikte sorgulayacaız. lginiz için teekkürler.

*Meliha Douduyal

Müzie be yaında stanbul Belediye Konservatuarı’nda piyanoda balamı, daha sonra da stanbul Devlet Konservatuarı’na girip lhan Usmanba’ ın kompozisyon örencisi olmutur. Bu kurumdan 1980’de Piyano, 1986’da Kompozisyon diplomalarını almı, 1983’de de M.S.G.S. Üniversitesi’nden piyano dalında “Sanatta Yeterlilik” derecesini elde etmitir. Ardından Hollanda Lahey Krallık Konservatuarı’nda, 1993’e dek sürdürdüü master programı içinde Theo Loevendie ile bestecilik, Louis Andriessen ile müzik analizi çalıtır. Sanatçı 1978-1983 yılları arasında stanbul Belediye Konservatuarı’nda korepetitörlük yapmı; 1983-1996 boyunca M.S.G.S.Ü. Devlet Konservatuarı’nda piyano, solfej ve armoni dersleri vermi; 1984-1991 yıllarında da stanbul Devlet Tiyatrosu’nun çeitli müzikallerinde konuk piyanist ve müzik direktörü olarak çalıtır. Hem besteci hem piyanist olarak solo ve oda müzii birlikteliiyle yer aldıı uluslararası müzik festivallerinde, radyo ve televizyon programlarında çada Türk bestecilerinin eserlerini tanıtıcı konserler vermitir. 1997 ve 2001’deyapıtlarıyla “Paris Uluslararası Besteciler Rostrumu” na katılmı, 2004’de “17. Avrupa Müzik Okulları Sempozyumu” nda besteci-eitmen olarak yer almıtır. Kendisinin ayrıca yurtiçi-yurtdıı çeitli dergi ve gazetelerde yayınlanmı müzik üstüne yazıları bulunmaktadır.

Yüklə 305,62 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə