TüRKİYE’deki orman durumu



Yüklə 132,09 Kb.
səhifə1/3
tarix29.07.2018
ölçüsü132,09 Kb.
  1   2   3

TÜRKİYE’DEKİ ORMAN DURUMU

Türkiye ormanları orman ağaçları dışındaki bitki türleri, odun dışı orman ürünleri ve fauna kaynakları itibariyle de zengin biyolojik çeşitlilik değerlerine sahip bulunmaktadır. Son 37 yılda yapılan çalışmalar ile Türkiye’de orman alanı 1,3 milyon hektar artırılmıştır.

Türkiye’de ormanlar 21,5 milyon hektar alanı kaplamaktadır (ülke alanının % 27,6’s›).

Ülke ormanlarının % 99,9'u devlete aittir. Ormanların yaklaşık yarısı iğne yapraklı, diğer yarısı geniş yapraklı türlerden oluşmaktadır.



Yaklaşık 3,000’i endemik olmak üzere 9,000 dolayında bitki türüne ve zengin fauna kaynaklarına sahip olan Türkiye, ılıman kuşak ülkeleri arasında biyolojik çeşitlilik itibariyle zengin ülkelerin içinde yer almaktadır. Türkiye’de kuzeyde ılıman kuşak karışık yağmur ormanları yer alırken, batı ve güney bölgelerinde Akdeniz orman ekosistemleri, Doğu-Güneydoğu Anadolu bölgelerinde meşe türlerinin ağırlıklı olduğu kurak-yarı kurak zon orman ekosistemleri, kıyı ve iç bölgeler arasındaki yörelerde geçiş zonu orman ekosistemleri yayılışı göstermektedir. Türkiye ormanlar› orman ağaçları dışındaki bitki türleri, odun dışı orman ürünleri ve fauna kaynakları itibariyle de zengin biyolojik çeşitlilik değerlerine sahip bulunmaktadır.


EROZYON

Erozyon, yeryüzünde ana kaya üzerindeki toprağın çeşitli etkenlerle aşınıp, taşınmasıdır. Erozyon, tabiatın normal süreci içinde meydana geliyorsa buna normal erozyon denir ve jeolojik oluşumlar içinde cereyan eder. Şayet, insanın tabiattaki toprak-su-bitki arasındaki dengeyi bozucu nitelikteki müdahaleleri sonucu meydana geliyorsa hızlandırılmış erozyon adı verilir.



Tarımda kullanılan alanların %70′i özelliklerini kaybederek dünya genelinde toplam kara üzerinde %30 civarında çölleşmeye sebep olmuştur. Dünyada erozyon sebebiyle çölleşme tehlikesi bulunan 110 ülke bulunmaktadır. Bu çerçevede Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yapılan hesaplamalarla, dünyada çölleşme ve erozyonun önüne geçebilmek için yılda 42 milyar dolar harcanması gerektiği bulunmuştur. Türkiye topraklarının ise, %90′ı su erozyonu, %1′i de rüzgâr erozyonuna maruz kalmaktadır. Tarım topraklarında bu oran su erozyonu için %75 civarındadır.





Doğal şartlarda gerçekleştiğinde kaybedilen verimli topraklar, doğal döngü çerçevesinde telafi edilebilmektedir. Erozyon bilinçsizlik ve insan etkisiyle telafi edilemez boyutlara ulaşabilmektedir. Erozyonun etkisi sebebiyle kaybedilen verimli topraklar tarımsal üretim kapasitesinin düşmesine sebep olmaktadır. Erozyonun oluşması doğal faktörler ile gerçekleşmekte ancak erozyonun telafi edilemez zararlara sebep olması, insanların bu faktörleri hızlandırmasıyla gerçekleşmektedir.Erozyon çeşitlerinden olan su erozyonu en etkili erozyondur. Bu erozyonda yağmur damlalarının aşındırmasının yanında yüzey akışa geçen sularında önemli bir etkisi bulunmaktadır. Diğer bir erozyon çeşidi olan rüzgar erozyonu ise rüzgarın etkisiyle gerçekleşen aşınım ve taşınım olayıdır.Erozyonun verimli toprakların kaybına yol açmasının yanında peri bacalarının oluşumuna yol açaması, doğal bir güzelliğin meydana gelerek turizm bölgeleri oluşturmasına ve bir tezat oluşturmasına neden olmaktadır. Uzun yıllar sonunda özel erozyon çeşitlerinden olan korunmuş sütun erozyonu bu oluşumlara sebep olmaktadır.





EROZYONUN NEDENLERİ

Türkiye’de tar›m alanlarının % 59’u,Orman alanlarının % 54’ü,mera alanlarının % 64’ünde erozyon bulunmaktadır.

Ekosistemdeki bozulmalar insanoğlunu kuraklık, açlık, susuzluk, erozyon, sel, taşkın, hava kirliliği gibi birçok problemle karşı karşıya getirmektedir. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafi konum, iklim, topografya ve toprak şartları, ülkemizin arazi/toprak bozulmasına ve kuraklığa karşı hassasiyetini artırmaktadır. Türkiye açısından erozyonun nedenlerini incelediğimizde insan faktörü ön plana çıkmaktadır. Ülkemizin coğrafi konumu, topoğrafik yapısı, iklim şartları ise erozyonu arttırıcı etki yapmakta, erozyonla mücadeleyi zorlaştırmaktadır.

Türkiye’de yılda taşınan toprak miktarı 500 milyon ton/yıl iken; ülkemizde yapılan erozyon kontrolü, ağaçlandırma çalışmaları, bozuk orman alanların iyileştirilmesi, meraların iyileştirilmesi, tarım alanlarında sulama teknolojilerindeki gelişmeler ile akarsularda ölçülen sediment verilerinin değerlendirilmesi neticesinde taşınan toprak miktarı yaklaşık 220 milyon ton/yıla inmiştir.



YAPILAN ÇALIŞMALAR

Yapılan çalışmalar neticesinde OECD Genel Sekreteri Angel GURRİA “Türkiye’nin erozyonla mücadelede dünya lideri” olduğunu açıklamıştır.





Türkiye’de 2011 yılı sonuna kadar 6.750.000 hektar alanda ağaçlandırma, erozyon kontrolu, bozuk ormanların iyileştirilmesi ve orman içi mera ıslah çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmaların 870 000 hektarı erozyon kontrolüne yönelik çalışmadır.



EROZYON KONTROL ÇALIŞMALARINDA KULLANILAN YÖNTEMLER

İnsan müdahalelerinin önlenmesine dönük idari tedbirler, yüzey erozyonunu önleme amaçlı ağaçlandırma ve bitkilendirme çalışmaları gibi kültürel önlemler alınmaktadır.

Türkiye’de son yıllarda yaşanan iklim değişikliğinin etkileri ile sel olaylarında artış meydana gelmiştir. Sel havzalarına düşen yağışın akışa geçmemesi için düşen yağışın depolanabileceği daha geniş teras yapımına ihtiyaç duyulmuştur.

Kurak ve yarı kurak alanlarda düşen maksimum yağışlara göre hesap edilen aralık mesafeye göre 150 cm genişliğinde gradoni tipi teras yapımında mini ekskavatörler kullanılmaktadır.


Meyili yüksek dağlık alanlarda vejetasyonun, herhangi bir tahrip neticesinde kaybolması halinde, tekrar gelmesi uzun zaman alabilir. Sahaya kısa zamanda, yeniden vejetasyon getirebilmek ve yüzeysel akışı durdurabilmek için teraslar yapılır. Bu terasların en önemli görevi, yamacın teraslar vasıtasıyla kesilerek aşağı doğru akan suyun taşıma gücünün azaltılarak erozyonun durdurulması ve dikilecek fidana gerekli toprak şartlarının hazırlanmasıdır.


Yüzey erozyonu ile mücadele edeceğimiz arazilerde üst toprak tabakasının yeterli olması halinde, erozyonun, vejetasyonla ıslahı yeterli olabilir. Ekseriyetle böyle yerlerde ekolojik istekleri az olan türler üzerinde durulmalıdır. Bu arazilerde üst toprak tabakası hareket halinde olduğu için seçeceğimiz bitki ve ot türleri derin kök yapmalı ve toprağı tamamen kapatılmalıdır.

Yüzey erozyonu ile mücadele edeceğimiz arazide yüzeyden aşınma ve taşınma başlamıştır. Bazen üst toprak tabakası tamamen kaybolmuş, fakirleşmiş ve derinliği azalmış toprak şartları ile karşı karşıya kalınır. Bilhassa ana materyal, kumlu tortul depo, fliş veya volkanik kum ve tüf ise üst toprak taşındıktan sonra ana materyal ortaya çıkmıştır. Bu tür sahalarda erozyon tedbirlerinin ana materyal üzerinde alınması sözkonusudur.

Çalışılacak sahada, ana materyal; sert kireç taşı, mermer, kristalen şist ve volkanik kayalar ise, toprak taşınmasından sonra erozyon durmaktadır. Bu tip arazilerde ağaçlandırma yönünden yapılacak pek bir şey bulunmamaktadır. Ancak; bu arazilerden taşınan materyal alttaki ziraat arazilerine meskün sahalara ve tesislere zarar veriyorsa taşınan malzemeyi durdurmak için mekanik önlemler alınabilir.


Erozyonla savaş çalışmalarının etkili ve ekonomik olabilmesi için tekniğinin iyi bilinmesi önemlidir. Önemli olan diğer bir husus da yapılacak tesislerin yerinde ve gayesine uygun bir şekilde yerleştirilmesidir. Diğer bir deyimle her tesis evvela lüzumlu olduğu yerde ve sonra da tekniğine uygun ve ekonomik bir şekilde yapılmalıdır. Örneğin, teraslama ve ağaçlandırma ile bir havzada gerek yamaçlarda ve gerekse dere içlerinde toprak hareketleri durdurulabilecekse, buraya, erozyona dönük dere içi sınai tesisleri ilave etmek, gereksiz masraftır.

Yağmur damlasının toprak yüzeyi üzerindeki tahripkar etkisini ortadan kaldırmak,


  • Yüzeysel akışın tehlikesiz bir şekilde akmasını ve toprak içine infiltrasyonunu sağlamak.

Her iki amacı gerçekleştirebilmek için toprak, su ve bitki arasında tabii dengenin sağlanması gerekir. Bütün erozyon kontrolu önlemlerinin amacı bu tabii dengeyi tesis etmeye dönüktür. Çünkü, erozyon toprağın çeşitli faktörlerle yerinden koparılarak sürüklenmesidir. Su ise sürükleyici gücü ile toprak erozyonunu oluşturmaktadır. Suyun sürükleyici etkisini ortadan kaldırmak için bitki örtüsünün güçlendirilmesi zorunluluğu vardır. O halde, erozyonu önlemeye yönelik insan müdahaleleri genellikle bitki örtüsünü geliştirmek için yapılmaktadır. Buna kısaca, örtü geliştirme çalışmaları da denilmektedir.

Örtü geliştirme çalışmaları içinde, başta ağaçlandırma olmak üzere enerji ormanı tesisi, çalılandırma ve otlandırma faaliyetlerini sayabiliriz.

Şayet, yapılan çalışmalar yalnızca erozyonu durdurmaya dönükse, en etkili ve en ekonomik olan önlemler tercih edilmelidir. Bu nedenle, örtü geliştirme sözkonusu olduğu zaman, önce korumaya alınarak sahaya yeterli vejetasyon örtüsünün gelip gelmeyeceği üzerinde durulmalıdır. Yurdumuzun sosyal ve ekolojik şartları açısından da koruma en etkili ve en başta gelen önlemdir. Özellikle, erozyon sorununun ileri boyutlarda olduğu İç, Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgeleri gibi kurak ve yarı kurak mıntıkalarda, suni müdahalelerle bitki örtüsünün yeniden tesisi hem pahalı, hem de güç çalışmalardır. Ayrıca, kurak ve yarı kurak bölgelerimizde hüküm sürmekte olan erozyonun asıl sebebinin aşırı faydalanma sonucu bitki örtüsünün tahribi olduğu dikkate alınırsa, erozyonu durdurmanın ön şartının, tahrip edici faydalanmanın önlenmesi olduğu ortaya çıkmaktadır.

YÜZEY EROZYONU İLE MÜCADELE

1-Teraslama

 

Teraslar, arazi üzerinde, meyil ve bölge hidroliği gereklerine göre aralıkları belli edilen, toprak ve suyu satıh üzerinde tutmaya yarayan değişik şekilli, tesviye eğrilerine paralel (su tutucu) veya havzadan suyu erozyona sebep olmayacak şekilde dışarı boşaltan kanallardır. Teras ebatları ve aralıklarının tayininde ana prensip; yağış yoğunluğu, toprağın erozyona karşı hassasiyeti ve meyil derecesine göre; yüzeysel akışa dönüşüp, toprağı taşıma gücü kazanmadan, düşen yağmurun teraslarla önünün kesilmesi ve böylece toprak altına sızmasını temin etmekten ibarettir.



Erozyona uğramış alanların ıslah edilmesi amacı ile gerekli görülen önlemlerin uygulamasında özellikle ağaçlandırılması planlanan yerlerde teraslamalar önemli bir yer tutar.

Genel olarak %5 meyilin üzerinde erozyonun başladığı kabul edilmelidir.

Ormancılık açısından, %60 eğimin üzerinde teraslama yapmak doğru değildir. Ancak, can ve mal emniyeti yönünden çok önemli olan özel şartlarda, %80 meyile kadar teraslama yapılabilir. Aksi halde, %60’ın üzerinde eğime sahip arazilerin tamamı koruma yoluyla örtü geliştirmeye terk edilmelidir. Teknik açıdan teraslanması uygun görülmeyen %60’ın üzerinde meyile sahip alanlardan, veya çalışılacak sahanın üst kısmındaki kayalık, sığ topraklı sahalardan, mera ve ziraat yapılan arazilerden yüzeysel akışla gelecek suların aşağıda tesis edilecek teraslara zarar vermemesi için teraslama sahasının üst kısmında bir çevirme hendeği (saptırma kanalı) yapılarak bu suların çalışma alanı dışına tahliyesi sağlanmalıdır.

Teraslandırma, yamaçlar üzerine düşen yağmur sularının taşıma gücü kazanmadan önünün kesilerek, toprakda suyun tutulmasına yarayan bir sistem olup, kurak ve yarı kurak sahalarda yüzey erozyonu ile savaşta kullanılan en önemli metottur. 



a-Eğimli Teraslar (Akıtıcı Teraslar)

Eğimli teraslar, esas itibariyle eğimli yamaçlar üzerinde, ani sel tahribatının ve toprak erozyonunun önlenmesi amacı ile tesis edilen teraslardır. Eğimli terasların yapımında güdülen gaye, yağış sularını kısa mesafelerde tutarak, yamaç dışına akıtmak ve bu suretle yamaçdaki toprak taşınmasına engel olmaktadır. Akıtıcı teraslar, yağışlı yörelerde toprağın geçirimsiz olduğu dik eğimlerde uygulanır. Bu teraslar suyu tehlikesizce akıtan stabil bir kanal durumundadır. Eğimli teraslar yağış suyunun, yamaç üzerinde toprağa zarar vermeden tahkim edilmiş dereciklere veya boşaltma kanallarına akıtılması için, belirli bir (%1-%0.5) meyille, tesis edilen ve uzunluğu 400 metreyi geçmeyen teraslardır. Bu tip teraslar, ağaçlandırma yapılmayacak erozyon kontrolu sahalarında kullanıldığı gibi, arazi hazırlığı yapılacak sahanın yukarısında bulunan ziraat arazileri, meralar, mevcut yollar ve kayalık alan gibi ağaçlandırılmayan sahalardan gelen suyun tahribine karşı, eğimsiz orman ağacı teraslarını korumak için de tesis edilirler. Ani sağanak yağışların fazla olduğu yerlerde eğimsiz teraslar ile kombine edilerek uygulanacaksa akıtıcı terasların tesisinden sonra eğimsiz teraslar inşa edilmelidir.

 

 

-Akıtıcı terasların faydaları:



Yüzeysel akışa geçen suları sürükleme gücü kazanmadan toplayarak yüzey erozyonunu önlemek suretiyle çizgi halindeki oyuntu erozyonunu başlangıçta durdurarak, oyulmaların büyümelerine engel olur.

Yüzeysel akışa geçen yağış sularının, kontrol altına alınmış olarak ve akış hızı düşürülmüş halde hendek içinde zarar vermeden akması sağlanır. Böylece, yüzeysel akışa geçen suların toprağı oyma ve sürükleme etkisi ortadan kaldırılırken, infiltrasyon süresi uzatıldığından daha fazla suyun toprağa girmesi temin edilmiş olur. Böylece, bitkiler yağış sularından daha fazla yararlanma imkanı bulurlar. Bu nedenle, toprağın su ekonomisi üzerine olumlu etkisi dolayısıyla kurak ve yarı kurak bölgelerde akıtıcı teraslar daha faydalıdırlar.

Toprağın su ekonomisi üzerine olumlu etkisi sebebiyle, daha gür bir bitki örtüsü oluşur. Daha hızlı ve iyi gelişen bitki örtüsünün toprak ve su koruması yönünden kısa sürede etkisini göstermesi ile havza hidrolojisinin düzenlenmesinde, akıtıcı teraslar önemil rol oynamış olurlar.

-Akıtıcı terasların mahsurları:

Yüksek meyilli ve gevşek yapıya sahip arazilerde tekniğine uygun tesis edilmezse erozyon tehlikesini artırır.

 

Arazi meyili yükseldikçe, birim alandaki kazı miktarı artacağından maliyet de yükselir.



 

Yüksek meyilli arazilerde, terasta dikim yapıldığı takdirde, şeve yakın sıradaki fidanların toprak altında kalması mümkündür. Ayrıca, bu sıradaki fidanlar ana kaya ile daha yakın ilişkide olduğundan tutma yüzdeleri ve gelişme performansları düşüktür.

Su tutma kapasitesi yüksek olan topraklarda, arazi meyili yüksek ise, kütlesel göçme ve kaymalara zemin hazırlanmış olur.

Teras sistemi usulüne göre, hatasız inşa edildiği devamlı bakımı yapıldığı ve amacına uygun bir şekilde kullanıldığı takdirde çok iyi bir erozyonla savaş tesisidir. Hatalı bir şekilde uygulanırsa faydadan çok zararlı olabilir ve erozyonu hızlandırır.

 

 

 



b-Eğimsiz Teraslar

 

Tesviye eğrilerine paralel sıfır meyilli teraslardır. Yüzeysel akışa geçen suların tamamen tutulması ve arazinin ön görülen kültürel önlemlere hazır hale getirilmesi için tesis edilirler. Eğimsiz teraslar için infiltrasyon kabiliyeti yüksek, erozyona karşı hassas toprak şartları daha uygundur.



           Eğimsiz teraslar genellikle üçe ayrılmaktadır. Bunlar:

  • Tekne Tipi (Hendek Tipi) Teras

  • Gradoni Tipi Teras

  • Kanallı Gradoni Tipi Teras

Uygulamalarda genellikle Gradoni (açık V) tipi teras inşa edilmektedir. Üçgen kesitli olan bu tip teraslar eğimi % 60’a kadar olan yamaçlarda uygulanabilir Gradoni tipi eğimsiz terasların genişliği 60-80 cm. arasında değişir. Teras yüzeyine içe (yamaç tarafına) doğru % 20-40 arasında eğim verilmelidir.




Gradoni Tipi Teras

Tekne tipi teraslar arazi eğimi % 40’ı geçmeyen sahalarda ve yağışı fazla olan yerlerde uygulanır. Ancak can ve mal emniyeti yönünden çok önemli şartlarda % 60 meyile kadar yapılabilir. Tekne tipi teraslarda, teras kesiti yamuk şeklindedir Tekne tipi teraslarda ortalama taban genişliği 30 cm., derinlik ise 20 cm. olur.





Tekne Tipi Teras

 

 



Kanallı gradoni teraslar eğimi % 60 olan arazilerde uygulanabilir. Teraslar 15-20 cm. genişliğinde ve 30-35 cm. derinliğinde kanal açılarak yapılır. Dikimlerde fidan kanalın ön yüzüne yerleştirilir ve yamaçtan kazılarak çıkan toprakla doldurularak, içe doğru % 15 eğim verilir.
Gradoni ve kanallı gradoni teraslar su tutma özelliği dolayısıyla toprağın su ekonomisini düzenlemede etkili olduklarından kurak ve yarı kurak iklim bölgeleri için çok uygun tesislerdir. Yukarıda bahsedilen özelliklerin yanı sıra, kolay inşa edilmeleri ve dayanıklı olmaları sebebiyle gradoni tipi teraslar hidrolojik ağaçlandırmalar için en uygun teras tipidir.

Kurak bölgelerde yapılacak ağaçlandırmalarda, yamaç stabilizasyonunda , kanallı gradoniler ekonomik olması açısından da tercih edilebilir. Ancak, gradoni tipi teraslar gerek teknik, gerekse ekonomik açıdan amaca daha uygun olduğu için kanallı gradoni tipi teraslara tercih edilmektedir.





Kanallı Gradoni Tipi Teras

c-Tarımsal Amaçlı Teraslar

Bu teraslar, tarım ürünleri yetiştirilecek veya orman tesis edilecek eğimli yamaç arazilerde yüzeysel akışı kontrol ederek erozyonu önlemek amacı ile kullanılan tesislerdir. Kurak ve yarı kurak bölgelerde yüzeysel akış sularını toprağa sızdırarak toprağın su ekonomisini düzenlemede yararlı olurlar.

 

d-Normal Seki Teraslar

Tarımsal amaçlı normal seki teraslar “Akdeniz Tipi Teraslar” olarak da adlandırılan klasik seki teraslardır. Oldukça dik ve dik eğimli yamaçlarda belli düşey aralıklarla, toprak ve su koruma amacı ile tesis edilirler.

Daha çok havza ıslahı ve yamaç arazi tarımında uygulanan seki terasların genişliği, kullanılacak ekipmanlar, arazi eğimi ve toprak derinliği gibi faktörlere göre değişirse de, edinilen deneyimlere göre, insan gücü ile tesis edilecek teraslarda genişlik 2.5-5.0 metre makineli çalışmalarda 3.5-8.0 metre olmaktadır.

Toprağın yeteri kadar derin olduğu yerlerde teraslar için yamaç eğiminin % 12 ile % 36 arasında olması tavsiye edilmektedir. Eğimin daha yüksek olduğu yamaçlarda gerekli görülürse tesis edilen sekilerden çıkan dolgu toprak kütlesinin yıkılmaması ve bozulmaması için alt eteği istinad duvarı görevi yapacak taş duvarlarla takviye edilmesi gerekir ki, tesis pahalı olacağı için tavsiye edilmemektedir. Sığ topraklar ve yamaç eğimi % 12’den az olan araziler için seki teraslar uygun değildir.



e-Geniş Tabanlı Düz Veya Eğimli Teraslar

Geniş tabanlı teraslar hafif eğimli ve dalgalı arazilerde inşa edilirler. Bu teraslar, tesis amaçlarına göre düz veya eğimli olurlar.



Eğimli veya kanal tipi teraslar

Hafif eğimli tarım arazilerinde inşa edilen, yayvan bir sırtı bulunan akıtıcı teraslardır.

Diğer eğimli teras tiplerinde olduğu gibi, bu terasların da asıl amacı yüzeysel akışı tutmak ve yüzeysel akışa geçen suyu zararsız bir şekilde sahadan uzaklaştırmaktır. İnfiltrasyon kapasitesini aşan, şiddetli yağışların meydana geldiği nemli iklim bölgelerinde, erozyonun önlenmesinde geniş tabanlı eğimli teraslar fonksiyonlarını yerine getirmede etkilidir. Tarım alanlarında, erozyon riski bulunan arazilerde % 8 meyile kadar, erozyona karşı dayanıklı topraklarda % 12 meyile kadar olan yamaçlarda uygulanır. Ayrıca, kanal tipi teraslar % 15 meyile kadar mera alanlarında da güvenle kullanılabilir.

Derin kumlu topraklar, yüksek meyilli, sığ ve çok taşlı topraklar için bu tip teraslar uygun değildir.

 

Yarı kurak iklimin hakim olduğu bölgelerde, toprakların düşük infiltrasyon ve permeabilite kapasitesine sahip olduğu yerlerde veya düşük su tutma kapasitesine sahip sığ toprakların bulunduğu yerlerde kullanılabilir.



Geniş tabanlı düz teraslar

Geniş tabanlı düz teraslar, şekil itibariyle geniş tabanlı eğimli teraslara benzerlerse de, teras boyunca düzdürler, eğimleri yoktur. Bu terasların tesisindeki amaç yağış sularının yüzeysel akışa geçmesini önleyerek erozyon tehlikesini ortadan kaldırmak ve terasta toplanan suları infiltrasyon yolu ile toprağa kazandırmaktır.


Genellikle az yağış olan bölgelerde, arazi eğimi % 3’ün altında olan tarım ve mera alanlarında kullanılır. Yağış sularının tamamının infiltre edileceği, geçirgenliği yüksek topraklarda inşa edilir.



2-ÇÜRÜK YAMAÇLARIN SAĞLAMLAŞTIRILMASI

Sağlam olmayan yamaçlarda; kolayca sökülüp aşağı doğru sürüklenen toprak ve taş parçaları, miktarı azda olsa materyal taşınmalarının önemli bir kaynağı olabilir. Islah edilen bir havzada çeşitli tedbirler alınırken bu gibi çürük yamaçların da ıslah edilmesi gerekir. Bu yapılmadığı takdirde diğer bütün ıslah tedbirleri yapılmış olsa dahi erozyon devam eder.

Akan yamaçların ıslahında önce mekanik tedbirlerle toprağın durdurulması daha sonra ise, o kısımda uygun bir bitki örtüsünün geliştirilmesi ile ıslah çalışmalarına devamlılık kazandırılması gerekir.

3-DRENAJ TESİSLERİ

Çürük yamaçlarda, hareketi etkileyen en önemli faktör, toprağın nemliliğidir. Toprakta, su miktarı arttıkça, toprağın iç sürtünme direnci azalmakta ve böylece yamaç stabilitesi azalmaktadır.

Islak çürük yamaçlarda meydana gelen kütle hareketlerini durdurmak için ilk yapılacak iş yamaç topuğunun kuru veya harçlı duvarlarla sağlamlaştırdıktan sonra, ıslah edilecek yamacın yukarı kısmından gelen yüzey akışlarını saptırma kanalı ile çevirerek sağlam bir alana akıtılmasıdır.

Drenaj hendekleri ot ekimleri yapılarak stabil hale getirilmeli veya taş kaplamalı inşa edilmelidir.

 

 

4-ÇİZGİ OT EKİMi



Eğimin çok dik ve yüzeysel taşınmanın fazla olmadığı iyi topraklı çürük yamaçların ıslahında, ot ekimleri faydalı sonuçlar vermektedir. Tesviye eğrilerine paralel olarak 25-30 cm. aralıkla, kazma ucu ile 4-5 cm. derinlikte açılan çizgilere Gramineae (Buğdaygil) veya Leguminosae (Baklagiller) familyasına dahil bitkiler bu amaçla ekilebilir. Ekim yapıldıktan sonra çizgilerin üzeri kapatılmalı fakat yamaç üzerinde ekim çıkıntısı bırakılmamaya gayret edilmelidir. Aksi halde meydana gelen küçük teraslarda biriken yağmur suları erozyona sebep olabilir.

5-ÖRME ÇİT TESİSİ

Toprağı gevşek çürük yamaçlarda, toprağın taşınmasını önlemek için çoğu yerlerde örme çitler yapılır. Bu çitler, yağmur sularının akışını yavaşlatarak toprağın aşınmasını ve taşınmasını önlerler.

Örme çitlerin inşaatında ince çapları 4-6 cm. olan 90-100 cm. boyunda kazıklar kullanılır. Çakılan kazıkların birbirine olan mesafesi 30-40 cm. olmalıdır. Sıralar arasındaki mesafe 1-1.5 metredir.

Kazık çakmada kılavuz kazık kullanılması ve toprağın tavda olması kazık çakılmasını kolaylaştırır. Ayrıca, sürgün verme özelliği olan kazıklar tercih edilmelidir.

Kazıkların üçte ikisi toprağa girmelidir. Toprağın gevşek ve yamaç eğiminin fazlalığı oranında kazıklar derin çakılmalıdır. Kazıklar yamaca ne tam düşey, ne de araziye dik olmalı bunun ikisinin arası yönde ve daha ziyade yukarı doğru çakılmalıdır. Zira, kazıklar düşey olarak çakıldıkları takdirde, yağmur suları ile kazık dipleri kolaylıkla oyulmakta ve kazıklar devrilmektedir. Kazıkların yamaca dik olarak çakılması halinde ise gevşek topraklarda, hareket halindeki toprağın basıncı ile dışarıya itilmektedir.

Kazıklar rutubete dayanıklı ağaç türlerinden olmalı, ancak, öncelikle o mıntıkada mevcut ağaçlar seçilmelidir. Mevcut türlerden dayanıklılığı sebebiyle (varsa) meşe tercih edilebilir. Kazık aralarının örülmesi için de söğüt, kavak gibi elastikiyeti fazla olan dallar kullanılır. 



Örme Çit Kazıkların Çakılması

 

Örme çitlerin tesis zamanı genellikle ilkbahardır. Çünkü, ağaç budama bu mevsimde yapılır. Ayrıca, yağışların bol olması nedeniyle toprak yumuşak olduğu için kazıkların çakılması bu mevsimde daha kolaydır.


Kazık çakma ve örme işlemleri tamamlandıktan sonra çitlerin arkası toprakla doldurulur ve üst kısımlarına da ağaç nevilerinden uygun olanları dikilir.

Yamaç üzerine inşa edilecek örme çitlerin tertip tarzları değişiktir. Toprağın gevşek oluşu ve yamacın eğimi oranında örme çitler yatay ve devamlı sıralar halinde veyahut aralıklı ve şaşırtmalı bir biçimde inşa edilir. Şaşırtmalı örme çitlerde 2 m. çit, 2 m. boşluk bırakılacak şekilde tertip tarzı olabilir. Böylece malzemeden ve işçilikten % 50 tasarruf sağlanmış olur.

Çitler, aralıklı ve şaşırtmalı sıralar halinde tertiplendikleri takdirde yukarıdan aşağıya doğru sıra başlarının birbirlerini karşılamaları lazımdır. Çünkü, sıra başlarında akan suyun ve taşınan materyalin oyma etkileri görülür.




Yüklə 132,09 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə