ZiKİr ehline sorun kitabın Orijinal Adı: «Fes'elu Ehle'z Zikri» Pr. Dr. Muhammed Ticani Semavi Ensariyan Yayınları – Kum Bas


Bilindiği gibi, Resulullah (s.a.a.) daha hayattayken onun



Yüklə 1,17 Mb.
səhifə24/26
tarix31.10.2017
ölçüsü1,17 Mb.
1   ...   18   19   20   21   22   23   24   25   26

        Bilindiği gibi, Resulullah (s.a.a.) daha hayattayken onun
-------------------------------

1- Sahih-i Buhari, c. 4, s. 142; Sahih-i Müslim, c. 4, s. 1863, h. 2395.


426/ Zikir Ehline Sorun



dilinden birçok hadisler uydurulmuştu. Şimdi siz, bir de Resulullah'ın vefatından sonraki dönemi düşünün! Ümmet doğru yoldan sapmış, çeşitli gruplara bölünmüş, ayrı ayrı fırkalar ortaya çıkmış ve her grup sadece kendi görüş ve davranışlarıyla sevinip böbürlenmekte! Böyle bir durumda doğal olarak, özellikle de hakim güç tarafından, kendi çıkarları doğrultusunda, daha çok rivayetler uydurulacaktır.

        Fakat ne var ki, Ömer'in taraftarları her ne yaptılarsa, onun kabalığını, sertliğini ve katı yürekliliğini gizleyemediler. Böyle bir ahlaka sahip olanı da halk asla sevmez. Yüce Allah Teala Kur'an-ı Kerim'de Resulullah'a hitap buyuruyor ki: "Eğer sen kaba, katı yürekli olsaydın, insanlar etrafından dağılır giderlerdi."1

        Ama Ömer'in taraftarları, bütün ölçüleri ters çevirerek kötülükleri iyilik, eksiklikleri olgunluk, Rezillikleri ise fazilet olarak göstermeye çalıştılar. Bu doğrultuda Resulullah'ın (s.a.a.) yüce şahsiyetini küçük düşüren çirkin rivayetler uydurdular. Halbuki Yüce Allah, Resulullah'ın (s.a.a.) asla kaba ve katı yürekli olmadığını, aksine çok yumuşak ve de şefkatli olduğunu buyurmaktadır:

        "Allah'ın rahmeti ile onlara yumuşak davrandın."2 "Şüphesiz, sen, çok yüce bir ahlaka sahipsin."3 "Müminlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir."4 "Biz, seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik."5


-------------------------------------

1- Al-i İmran Süresi / 159.


2- AI-i İmran Suresi / 159.
3- Kalem Süresi /4.
4- Tevbe Suresi / 128.
5- Enbiya Süresi / ıo7.


Buhari ve Müslim Hakkında / 427

        Bir de gelin şu ahmakların ne söylediklerini dinleyin:

        Buhari, Sahih'inin "Yaratılışın Başlangıcı Kitabı, İblis ve Askerlerinin Sıfatları Babı"nda, Müslim ise "Sahabenin Faziletleri Kitabı, Ömer'in Faziletleri Babı"nda Sa' d bin Ebi Vakkas'tan şöyle naklederler:

        "Ömer bin Hattap, Resulullah'ın (s.a.a.) huzuruna girmek için izin istedi. O sırada Kureyşli bazı kadınlar Resulullah'ın yanındaydılar ve onunla yüksek sesle konuşuyorlardı. Ömer içeri girmek için izin isteyince, kadınlar ayağa kalkarak hicap arkasına geçtiler. Resulullah gülerek Ömer'e izin verdi. Ömer; "Allah seni her zaman güldürsün. Neden gülüyorsun ya Resulallah?" dedi. Resulullah; "Bu kadınlar benim yanımda oturmuşlardı. Senin sesini duyunca kalkıp hicap arkasına geçmeleri beni şaşırttı!" buyurdu. Ömer dedi ki: "Aslında onların senden çekinmeleri gerekir." Sonra kadınlara dönerek; "Ey kendi nefıslerinin düş- manları! Resulullah'tan değil de benden mi çekiniyorsunuz?!" Kadınlar; "Evet! Sen Resulullah'tan daha sert ve daha kabasın!" dediler. O sırada Resulullah; "Canım yed-i kudretinde olan Allah'a andolsun ki, şeytan seni hangi yolda görse, kaçıp başka bir yola girer." buyurdu."1

        Ağızlarından çıkan bu sözün ne kadar büyük bir söz olduğunun farkında mısınız?! Onlar ancak yalan söylüyorlar. Rivayetin ne kadar saçma olduğunu görüyor musunuz?! Kadınlar Ömer'den çekiniyorken Resulullah'tan (s.a.a.) asla çekinmiyorlar, huzurunda bağırarak konuşuyorlar ve Resulullah'a saygı gösterip de hicap arkasına geçmiyorlar.
------------------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 4, s. 153; Sahih-i Müslim, c. 4, s. 1863, h. 2396.

428/ Zikir Ehline Sorun

Ama Ömer'in sesini duyunca hemen susarak hicap arkasına geçiyorlar. Allah'a andolsun ki bu cahil ahmakların, sertlik ve kabalığı Resulullah'a nispet vermelerine şaşırıyorum!
Çünkü onlar, Ömer'in daha sert ve daha kaba olduğunu söylerken, Resulullah'ta da sertlik ve kabalık olduğunu söylemek istiyorlar. Şimdi eğer bunu bir fazilet olarak görüyorlarsa, demek ki Ömer, Resulullah'tan daha faziletlidir! Ve eğer bir eksiklik olarak kabul ediyorlarsa, böyle bir sıfatı nasıl Resulullah' a nispet edebiliyorlar ve Müslümanlar nasıl Buhari ve Müslim'den bu gibi hadisleri kabulleniyorlar?!

        Hatta bu kadarıyla da yetinmeyerek, şeytanın Resulullah'ın huzurunda cirit attığını ve ondan korkmadığını iddia ediyorlar! Çünkü hiç şüphesiz, şeytan, kadınların bağırarak konuşmasına ve hicaba riayet etmemelerine sebep olmuş olacak ki, Ömer'in Resulullah'ın evine girmesiyle şeytan hemen oradan uzaklaşıyor ve kadınlar susup hicap arkasına geçiyorlar!

        Ey gayretli Müslümanlar! Resulullah'ın onların yanındaki değerini ve bilerek veya bilmeyerek Ömer'in Resulullah'tan (s.a.a.) üstün olduğunu iddia ettiklerini görüyor musunuz?! İşte bu yüzden, bugün Hz. Resulullah'tan söz açıldığında, kendi zanlarınca, onun hatalarını sayarak normal bir insan olduğunu, masum olmadığını, birçok yanlışını Ömer'in düzelttiğini ve birçok konuda Kur'an'ın Ömer'i onaylamak için nazil olduğunu söylemektedirler! Buna delil olarak da "Abese Suresini", "hurma ağacının aşılanmasıyla ilgili rivayeti", "Bedir esirleri hikayesini" vs. gösteriyorlar.

        Ama onlara Ömer'in, "müellefet'ül-kulup hükmünü iptal etmesi", "mut' aları yasaklaması", "beytülmalın dağıtımında ayrıcalık tanıması" gibi konularda yanlış yaptığını söylerse-




Buhari ve Müslim Hakkında / 429

niz, hemen kaşları çatılır, gözleri kızarır ve seni dinden çıkmakla itham edip derler ki:. "Sen kim oluyorsun da Ömer-i Faruk'u eleştiriyorsun? Ömer, hakla batılı birbirinden ayıran bir kişidir!" Sen de teslim olup sohbeti kesmekten başka çare göremezsin. Aksi halde seni incitebilirler.




BUHARİ, ÖMER'İ SAVUNMAK İÇİN HADİSLERLE OYNUYOR!

        Bir araştırmacı, Buhari'nin hadislerini okuduğunda onların birçoğunu anlayamaz. Sanki o hadislerde eksilme ve artırmalar olmuştur. Buhari, bir hadisi birkaç kez tekrarlar ve çeşitli kelimelerle onu değişik bölümlerde nakleder. Tüm bunlar, onun Ömer bin Hattab'ı çok sevmesinden kaynaklanmaktadır. Belki de bu yüzden Ehl-i Sünnet onu daha çok sever ve kitabını diğer kitaplardan üstün bilirler.

        Müslim'in kitabının tertip ve düzeni daha iyi olduğu halde yine de Buhari'yi daha çok severler ve Kur'an'dan sonra en sahih kitap olarak Buhari'yi görürler. Bir de Buhari, Ali bin Ebi Talib'in faziletlerini gizlemeye çalışmıştır. Bu da, ayrıca onu Ehl-i Sünnet'in gözünde daha da büyütmüştür. Kısaca, Buhari iki yönlü çalışmıştır. Bir yandan Ömer'i yeren, öte yandan da Hz. Ali'yi öven rivayetleri bölmüş, parçalamış, eksiltmiş ve sonuçta hadis ve rivayetlerin içeriğini değiştirmiştir. Bu konuda bazı örnekler sunacağız inşallah.



BUHARİ'NİN, ÖMER'İN İÇYÜZÜNÜ AÇIKLAYAN HADİSLERİ DEĞİŞTİRDİĞİNE DAİR ÖRNEKLER

        1- Müslim, Sahih'inin "Hayız Kitabı, Teyemmüm Babı"nda der ki: "Birisi Ömer'in yanına gelerek; "Ben cenabetli oldum, ama gusül almak için su bulamadım (ne yap-

430/ Zikir Ehline Sorun

malıyım)?" diye sordu. Ömer; "Namaz kılma!" dedi. Ammar; "Ey Ömer!" dedi. "Hatırlamıyor musun, ben ve sen bir seferdeydik, cenabetli olduk ve su bulamadık. Sen namaz kılmadın, ama ben topraklara bulanarak namaz kıldım. Resulullah da buyurdu ki: "Ellerini yere vurup toprakları üfleseydin ve onunla yüzünü ve ellerini mesh etseydin yeterliydi."

        Ömer; "Ey Ammar! Allah'tan kork!" dedi. Ammar; "Eğer istemezsen, bu hadisi başkalarına anlatmam." diye cevap verdi.1

        Bu rivayeti Ebu Davud,2 Ahmed bin Hanbel,3 Nesei,4 İbn-i Mace5 ve Beyhaki6 de naklederler.

        Ama Buhari, hadisin naklinde emanete riayet etmemiş, Ömer'in haysiyetini korumak için hıyanet etmiş ve hadisle oynamıştır. Zira halifenin en basit dini hükümleri dahi bilmediğini halkın anlamasını istememiştir. Bakın şimdi Buhari "Teyemmüm Kitabı"nda hadisi nasıl naklediyor: "Birisi Ömer bin Hattab'ın yanına gelerek dedi ki: "Ben cenabetli oldum ve su bulamadım." Ammar bin Yasir, Ömer'e dedi ki: "Hatırlıyor musun, ben ve sen bir seferdeydik...."7

        Gördüğünüz gibi Buhari, Ömer bin Hattab'ın, "Namaz kılma!" dediğini kaydetmemiştir. Çünkü o, halkın, Resulullah'ın zamanında bile Kur'an ve sünnetin karşısında


--------------------------

1- Sahih-i Müslim, c. 1, s. 280 - 281, h. 368.


2- Sünen-i Ebi Davud, c. 1, s. 88, h. 322.
3- Müsned-i Ahmed, c. 4, s. 265.
4- Sünen-i Nesei, c. 1, s. 170.
5- Sünen-i İbn-i Mace, c. 1, s. 188, h. 569.
6- Sünen-i Beyhaki, c. 1, s. 209.
7- Sahih-i Buhari, c. 1, s. 92.


Buhari ve Müslim Hakkında / 431

içtihat ederek kendi görüşleriyle amel eden Ömer'in böyle bir mezhebi olduğunu bilmesini istemiyordu. Oysa, Ömer halife olduktan sonra da aynı mezhebe sahipti ve bunu Müslümanların arasında yaymaya çalışıyordu. İbn-i Hacer bu konuda der ki:

        "Bu, Ömer'in meşhur mezhebidir."1 Ömer'in, bu mezbebinde oldukça ciddi olduğunun delili, Ammar' ın şu sözüdür: "Eğer istemezsen, bunu kimseye söylemem."

        2- Hakim-i Nişaburi, Müstedrek'us-Sahihayn adlı kitabında Enes bin Malik'ten şöyle nakleder:

        "Ömer bin Hattap minbere çıkarak şu ayeti okudu: "Böylece onda taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalar, boyları iri ve birbiri içine girmiş ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar (ebb) bitirdik."2 Sonra dedi ki: "Hepsini anladık da bu "ebb" de ne demek oluyor?" Sonra şöyle devam etti: "Vallahi bu çok zor bir şeydir. "Ebb"in ne olduğunu bilmesen ne olur ki? Kur'an'dan bildiklerinize uyun, anlamadığınız şeyleri ise Allah'a bırakın!"3

        Bu rivayeti Suyuti, ed-Dürr'ül-Mensur' da, Zemahşari Keşşaf'ta ve İbn-i Kesir, Razi ve Hazin de kendi Tefsirlerinde aynen naklederler. Ama Buhari, tıpkı her zaman olduğu gibi, bu rivayeti de eksilterek halkın, Halife Ömer'in "ebb" kelimesinin anlamını bilmediğini anlamasını istememiştir.

        Dolayısıyla bu rivayeti Sahih'inin "Kitap ve Sünnete
-----------------------

1- Feth'ul-Bari, c. 1, s. 352.


2- Abese Suresi / 27 - 31.
3- Müstedrek-i Hakim, c. 2, s. 514; Telhis-i Zehebi, c. 2, s. 514, Müstedrek'in hamişinde.

432/ Zikir Ehline Sorun


Sarılma Kitabı"nda Enes bin Malik'ten şu şekilde nakletmiştir:

        "Bir gün Ömer'in yanındaydık, şöyle dedi: "Biz (ayetlerin anlamını anlamak için) kendimizi zorlamaktan menolunduk."1

        Evet! Buhari, halifenin cahilliği ve eksikliğini gösteren her hadis ve rivayetin başına bu belayı getiriyor. Sonuçta, okuyucunun bu eksik rivayetle olayın gerçek yüzünü öğrenmesi mümkün olmuyor. Okuyucu, "Biz, kendimizi zorlamaktan menolunduk." sözünden Ömer'in "ebb" kelimesinin manasını bilmediğini nasıl anlayacak?!"

        3- İbn-i Mace, Sünen'de; Hakim, Müstedrek'de; Ebu Davud, Sünen'de; İbn-i Hacer, Feth'ul-Bari'de ve diğerleri başka kaynaklarda İbn-i Abbas'tan şöyle naklederler:

        "Zina eden deli bir kadını Ömer'in yanına getirdiler. Ömer onun hakkında bazı kişiler ile fikir alış - verişi yaptıktan sonra taşlanarak öldürülmesini emretti. Oradan geçen Ali bin Ebi Talip; "Bu kadının sorunu nedir?" diye sorunca, "Falan kabileden bir deli kadındır ve zina etmiştir. Ömer de onun taşlanarak öldürülmesini emretmiş." dediler. Ali; "Onu Ömer'in yanına götürün." dedi. Kendisi de Ömer'e giderek dedi ki: "Bilmiyor musun, deli akıllı oluncaya kadar, uyuyan şahıs uyanıncaya kadar ve çocuk büluğa erinceye kadar hiçbir mükellefiyeti olmaz?" Bunun üzerine Ömer, kadını salıvererek dedi ki: "Eğer Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu."2
---------------------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 9, s. 118.
2- Müstedrek-i Hakim, c. 2, s. 59; Feth'ul-Bari, c. 12, s. 101; Sü- nen-i Ebi Davud, c. 4, s. 140, h. 4399; Sünen-i Beyhaki, c. 8, s. 264; Tezkiret-u İbn'il-Cevzi, s. 147; Menakıb-ı Harezmi, s. 38 - 39.

Buhari ve Müslim Hakkında / 433

        Ama Buhari bu rivayeti görünce sarsılıyor ve, "Nasıl olur da Resulullah (s.a.a.) Allah'ın hükmünü açıkladığı halde Ömer bunu bilmezken hilafet kürsüsüne oturabilir?" diye insanların kafasının karışmaması için rivayeti tahrif ediyor. Ayrıca bu rivayette ilim kentinin kapısı Ali bin Ebi Talib'in fazileti de anlatılmaktadır. Bundan da ötede Ömer itiraf ediyor ki: "Eğer Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu." O halde Buhari nasıl bu rivayeti nakledebilir ki?! Şimdi bu rivayetin Buhari tarafından nasıl değiştirildiğini görelim:

        Buhari, Sahih'inin "Muharip Kafirler ve Dinden Dönenler Kitabı, Deli Erkek ve Kadın Taşlanmaz Babı"nda hiçbir senet zikretmeden şöyle der:

        Ali Ömer' e dedi ki: "Bilmiyor musun, deli akıllı oluncaya kadar, çocuk büluğa erinceye kadar ve uyuyan şahıs uyanıncaya kadar hiçbir mükellefiyeti olmaz?"1

        Bu, Buhari'nin rivayetlerle oynadığı ve onları eksilttiğinin canlı örneklerinden biridir. Evet! Buhari, Ömer aleyhinde veya Hz. Ali'nin faziletinde bir rivayet gördüğünde hep böyle davranmıştır.

        4- Müslim, Sahih'inin "Hudut Kitabı, Şarap İçenin Haddi Babı"nda Enes bin Malik'ten şöyle nakleder: "Şarap içen bir adamı Resulullah'ın huzuruna getirdiler. Resulullah yaprakları soyulmuş iki hurma çubuğuyla onu yaklaşık kırk defa kamçıladı. Ebu Bekir de aynı uygulamada bulundu. Sıra Ömer' e gelince halka danıştı. Abdurrahman bin Avf; "En hafif ceza, seksen kırbaçtır." dedi. Bunun üzerine


-------------------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 8, s. 204 - 205.

434/ Zikir Ehline Sorun



Ömer de bunu emretti."1

        Buhari, her zaman olduğu gibi burada da, Ömer'in İslam'ın hükümlerini bilmediğinin anlaşılmaması ve


Resulullah (s.a.a.) ile Ebu Bekir'in uyguladıkları bir ceza  konusunda nasıl halktan görüş isteyebileceğinin sorgulanmaması için söz konusu rivayeti, Sahih'inin "Hudut Kitabı Şarap İçenin Cezası Babı"nda Enes bin Malik'ten Şöyle nakleder:

        "Resulullah, şarap içen birine hurma çubuğu  ve ayakkabı ile vurdu; Ebu Bekir ise kırk kamçı vurdu."2

        5- Hadisçiler ve tarihçiler Resulullah'ın (s.a.a.) hastalığını, vefatını ve hastalığı sırasında kalem kağıt isteyerek ümmetini sapıklıktan kurtaracak bir şeyler yazmak istediğini, ama Ömer'in buna karşı çıktığını ve; "Peygamber -haşa- sayıklıyor." dediğini yazarlar ve o günü "Raziyyetu Yevm'il-Hamis" (Perşembe Gününün Acı Musibeti) diye adlandırırlar.

        Ama Buhari, "Cihat Kitabı"nda, Müslim ise "Vasiyet Kitabı"nda olayı başka bir şekilde naklederler:


İbn-i Abbas (r.a.) der ki: "Perşembe! Bilir misin nedir perşembe?!" Sonra o kadar ağladı ki gözyaşları yerdeki çakıl taşlarını ıslattı. Daha sonra dedi ki: "Perşembe günü Resulullah'ın ağrıları çoğaldı. "Bana bir kağıt getirin de size öyle bir şey yazayım ki benden sonra asla sapıtmayasınız." buyurdu. Ama onlar tartışarak bağrıştılar; Resulullah'ın huzurun da saygısızlık yapıp kavga ettiler ve; "Peygamber sayıklıyor." dediler. Resulullah da; "Dışarı çıkın! Beni
-----------------------
1- Sahih-i Müslim, c. 3, s. 1330, h. 1706. 2- Sahih-i Buhari, c. 8, 196.


Buhari ve Müslim Hakkında /435

yalnız bırakın!" Zira benim bulunduğum bu durum, sizin beni davet ettiğiniz şeyden daha hayırlıdır." buyurdu. Resulullah vefatına yakın şu üç vasiyette bulundu: "Müşrikleri Arap Yarımadası'ndan çıkarın. Ben elçilere hediye verdiğim gibi siz de onlara hediye verin. Üçüncü vasiyetini ise unuttum.

        Evet! İşte Perşembe gününün musibeti! Bu olayda başrolü oynayan da Ömer'dir. O, açıkça Resulullah'a karşı çıkmış, yazılması gerekenleri yazmasını engellemiş ve çok çirkin bir cümle kullanıp, Kur'an'ın buyruğunun aksine, "Peygamber sayıklıyor." demiştir. Buhari ve Müslim de o cümleyi değiştirmeden naklederken Ömer'in adını vermeyerek, sözün kime ait olduğunun bilinmesini istememişler.

        Ama Ömer'in adını verdikleri zaman o çirkin cümlede bazı değişikler yaparak, halifenin içyüzünün ortaya çıkmasına ve her zaman olduğu gibi ölüm döşeğinde de Resulullah'a itiraz ettiğinin anlaşılmasına engel olmaya çalışıyorlar. Çünkü Buhari ve Müslim gibileri, Müslümanların sırf bu cümleden dolayı halifenin aleyhinde isyan edecekleri ve sevgisini gönüllerinden söküp atacaklarını bildikleri için tahrife başvuruyorlar. Dolayısıyla "sayıklıyor" kelimesini değiştirerek yerine "ağrıları ona galip geldi" cümlesini koyuyorlar. Böylece kullanılan o çirkin kelimeyi atarak bu defa aynı olayı şu şekilde anlatıyorlar:

        "İbn-i Abbas der ki: "Resulullah ölüm yatağında olduğu sırada bazıları onun huzurun da oturmuşlardı. Ömer de oradaydı. Resulullah (s.a.a.); "Gelin size bir şey yazayım ki
----------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 4, s. 85; Sahih-i Müslim, c. 3, s. 1257, h. 1637.

436/ Zikir Ehline Sorun

benden sonra asla sapıtmayasınız." buyurdu. O sırada Ömer; "Peygamber'e ağrıları galip geldi! Kur'an sizin aranızdadır! Allah'ın Kitabı bize yeter!" dedi. Orada olanlar tartışmaya başladılar. Bazıları; "Kalem kağıt getirin de Peygamber yazacağını yazsın da bundan sonra sapıtmayın." diyordu. Bazıları ise, Ömer'in dediklerini tekrarlıyorlardı. Tartışma ve ihtilaf çoğalınca Resulullah; "Kalkın gidin." buyurdu." Abdullah bin Mes'ud, İbn-i Abbas'ın her zaman şöyle dediğini nakleder: "En büyük musibet, en büyük bela Resulullah'ın vasiyetini yazması engellendiği zaman meydana geldi!"1

        Tabii ki Müslim, bu işi üstadı Buhari'den öğrenmiştir. Onun için biz Buhari'ye diyoruz ki: Her ne kadar cümleleri düzeltmeye ve gerçekleri gizlemeye çalışsan bile, naklettiğin miktar dahi sana ve efendin Ömer'e hücceti tamamlamak için yeterlidir! Çünkü "sayıklıyor" ile "ağrıları ona galip geldi" iki tabir ise de, ama aynı sonucu ifade etmektedirler. Hatta bugün bile aynı tabir kullanılmakta ve "Zavallının ateşi galip gelmiş de sayıklıyor." denilmektedir. Özellikle de ondan sonra, "Kur'an sizin aranızdadır! Allah'ın Kitabı bize yeter!" demesi, bu hususta hiçbir şüpheye yer bırakmamaktadır. Bu sözün anlamı şudur: "Peygamber' in işi bitmiştir ve onun varlığı ile yokluğu arasında hiçbir fark yoktur." Allah'a sığınırız!

        Ben açıkça diyorum ki: Vicdanlı bir araştırmacı, saf zihniyle sadece bu olayı düşünecek olursa, kesinlikle ümmeti hidayetten mahrum bırakan ve sapıklığa düşmesine
------------------------------
1- Sahih-i Buhari, c. c. 6, s. 11 - 12; Sahih-i Müslim, c. 3, s. 1259, h. 1637.

Buhari ve Müslim Hakkında / 437

neden olan halifeye kızar.

        Niçin hakkı söylemekten korkalım ki?! Biz bu sözlerimizle Resulullah'ı, Kur'an'ı ve İslam hükümlerini savunmuyor muyuz?! Yüce Allah buyuruyor ki: "İnsanlardan korkmayın ve benden korkun. Ayetlerimi az bir değere satmayın. Allah'ın nazil ettiği ile hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridirler."1

        Peki neden bu nur ve ilim çağında bazı alimler hala bütün güçleriyle hiçbir ilmi değeri olmayan yorumlarıyla gerçekleri gizlemeye çalışıyorlar?

        Gelin de birlikte günümüz alimlerinden Muhammed Fuat Abdulbaki'nin, el-Lü'lüü ve'I-Mercan adlı kitaba yazdığı şerhinde Perşembe günü musibetini nasıl yorumladığına bakalım! O diyor ki:

        "Resulullah; "Bana kağıt kalem getirin." demekle herhalde Ebu Bekir' in hilafeti hakkında bir şeyler yazmak istiyordu. Ama halkın tartıştığını görünce ağrıları çoğaldı ve bu işten vazgeçerek onu kendi yerine cemaat İmamı tayin etmekle yetindi."

        "Sayıklıyor" kelimesinin manasına gelince de diyor ki: "İbn-i Battal, "sayıklama"nın "aklın baştan gitmesi" olduğunu sanıyor. İbn'ut-Tin ise bunun "saçmalamak" olduğunu zanneder. Bu ise Resulullah'ın yüce makamına yakışmaz. Belki de rivayetin orijinalinde geçen "hecere" burada "sayıklıyor" anlamında değil de "Resulullah sizin aranızdan ayrılıyor ve gidiyor" anlamındadır. İbn-i Esir ise şöyle diyor: "Bu bir soru cümlesidir, ne var ki soru edatı zikredilmemiştir. Yani şöyle denmek istenmiştir: "Resulullah
------------------------------
1- Maide Süresi /44.

438/ Zikir Ehline Sorun


ağrılarının şiddetlenmesi yüzünden aklını oynatarak Sözünü mü değiştirdi?"1

        Bu yorum, diğer yorumlardan daha uygundur. Çünkü eğer bu cümlenin soru anlamında değil de haber anlamında olduğunu söylersek, o zaman Resulullah'a sayıklamak gibi çok kötü bir şey nispet verilmiş olur. Özellikle de bu sözü Ömer söylemiştir ve onun böyle bir şey söylemesi düşünülemez.

        Evet, Muhammed Fuat Abdulbaki böyle demektedir. Biz onun cevabında diyoruz ki:

        Muhterem alim! Kur'an'ın da belirttiği gibi, bir şeyi tahmin ve zannetmekle asla hakka ulaşılmaz. Özellikle de bu çirkin sözü söyleyenin Ömer olduğunu biliyorsunuz. Peki Resulullah'ın o kağıda Ebu Bekir'in hilafetini yazacağını size kim ilham etti? Eğer böyle bir şey yazacak olsaydı, Ömer hiç itiraz eder miydi?!

        Ömer'in kendisi Ebu Bekir'in hilafetinin temellerini atmadı mı?! Halkı zorla ve tehditle hilafeti kabullenmeye zorlamadı mı?! Hatta bu uğurda Hz. Fatıma'nın evini de yakmakla tehdit etmedi mi?! Öyleyse niye Ömer buna itiraz etsin ki?' Acaba senden başka diğer bir muhterem alim böyle bir iddiada bulundu mu?!

        Geçmişte ve günümüzde alimler arasında meşhur olan şudur:

        Hz. Ali, Resulullah (s.a.a.) tarafından halife adayı olarak gösterilmişti. Nassın varlığını kabul etmeyenler dahi bu kadarını kabul ederler. Bu hususta Buhari'nin, Sahih'inin "Vasiyetler Kitabı"nda kaydettiği şu rivayet bile yeter:

        "Aişe'nin yanında Ali'nin, Resulullah'ın vasisi olduğu söylendi. Bunun üzerine Aişe dedi ki: "Resulullah ne zaman onu kendisine vasi etti ki?! Oysa ben, Resulullah'ın
-------------------------------
1- el-Bidaye ve'n-Nihaye, c. 5, s. 246.

Buhari ve Müslim Hakkında / 439

başını göğsüme dayamıştım! Resulullah bir leğen getirmelerini emretti. Sonra benim kucağımda can verdi. Öyle ki ben onun öldüğünü anlamadım. Peki ne zaman ona vasiyet etti?"


        Buhari bu hadisi nakleder. Çünkü orada Aişe, Hz. Ali'nin vasiliğini inkar etmektedir ve bu, Buhari'nin oldukça hoşuna gitmektedir. Ama biz diyoruz ki: Hz. Ali'nin Resulullah'ın vasisi olduğuna dair Aişe'nin yanında şahitlik edenler doğru söylüyorlar. Zira Aişe onları tekzip etmemiş, sadece inkar etmek için vasiyetin ne zaman edildiğini sormuştur. Biz burada diyoruz ki: Resulullah, bazı değerli sahabilerin huzurun da ve Aişe'nin gıyabında ona vasiyet etmiştir. Şüphesiz, ashap da vasiyetin ne zaman edildiğini Aişe'ye söylemişlerdir; ama zamanın otoritesi bunun kaydedilmesine engel olmuştur. Tıpkı üçüncü vasiyetin unuttu- rulması gibi...

        Kaldı ki, Ömer'in kendisi, Resulullah'ın (s.a.a.) vasiyetini yazmasına engel olduğunu açıkça itiraf ediyor. Çünkü yazılacak vasiyetin, Ali bin Ebi Talib'in hilafeti ile ilgili olduğunu biliyordu.

        İbn-i Ebi'l-Hadid, Ömer bin Hattap ile Abdullah bin Abbas arasında geçen bir konuşmayı nakleder. Orada Ömer, İbn-i Abbas'a; "Ali'nin içinde hilafet konusunda bir şey kalmış mı?" diyor. İbn-i Abbas'ın "Evet!" demesi üzerine Ömer diyor ki: "Resulullah da hastalığında açıkça onun adını ilan edecekti. Ama ben


-------------------------------

1- Sahih-i Buhari, c. 4, s. 3.

440 / Zikir Ehline Sorun

İslam'ı korumak için uyanık davranıp bunu engelledim."1

        Peki ey kardeşim! Neden gerçeklerden kaçıyorsunuz?! Artık bugün Ümeyye Oğulları ve Abbas Oğullarının karanlık dönemi bitmiştir. Niçin o karanlıkları daha da karartıyorsunuz?! Niçin perdeleri kaldırıp hakikate ulaşmıyorsunuz?! Eğer vereceğiniz cevapta samimi iseniz, Allah'tan sizi hidayet etmesini ve basiret gözünüzü açmasını diliyorum!

        6- Buhari, çoğu zaman Resulullah'ın hadislerine eklemeler yaptığı, azalttığı, tahrif ettiği gibi, meşhur tarihi bir olayda Hz. Ali'nin Ebu Bekir'e mutlak üstünlüğünün ispatlandığını görünce, olayı olduğu gibi kenara koymuş ve asla değinmemiştir.

        Oysa Ehl-i Sünnet'in büyük alimlerinden bir çokları Sahih ve Müsnedlerinde -Mesela; Tirmizi, Sahih'inde 2 Hakim, Müstedrek'inde3 Taberi, Tefsir'inde4 Celaleddin Suyuti, ed-Dürr 'ül-Mensur adlı tefsirinde5 İbn-i Esir, Tarih'inde 6 Muttaki Hindi, Kenz'ül-Ummal'da 7 Belazuri, Ensab'ul-Eşrafta 8 Zemahşeri, Keşşaf adlı tefsirinde 9 ve diğer bir çokları kendi eserlerinde şöyle yazarlar:
-----------------------------

1- İbn-i Ebi'l-Hadid, Şerh-i Nehc'ül-Be1ağa, c. 12, s. 20 - 21. 2- Sahih-i Tirmizi, c. 5, s. 275, h. 3090 ve 3091.


3- Müstedrek-i Hakim, c. 3, s. 52.
4- Tefsir-i Taberi, c. 10, s. 44.
5- ed-Dürr'ü1-Mensur, c. 4, s. 122.
6- Tarih-i İbn-i Esir, c.2, s. 291.
7- Kenz'ül-Umma1, c. 2, s. 417, h. 4389.
8- Ensab'ul-Eşraf, c. 2, s. 155.
9- Zemahşeri, Tefsir, c. 2, s. 243.

Buhari ve Müslim Hakkında / 441

        "Resulullah (s. a. a.), Tevbe Suresinin ilk ayetlerini (Mekke müşriklerine) tebliğ etmesi için Ebu Bekir'i gönderdi. Ardından Hz.Ali 'yi göndererek bu ayetleri onun tebliğ etmesi gerektiğini söyledi. Hz. Ali, Zilhicce'nin sekiz, dokuz ve onuncu günleri (Eyyam-ı Teşrik) halkın arasına gidip Tevbe Suresinin ilk ayetlerini okuyarak şöyle dedi:

        "Bu yıldan sonra hiçbir müşrikin haccetmeye hakkı yoktur. Hiçbir kimse çıplak olarak Kâbe'nin etrafında tavaf etmeyecektir." Ebu Bekir geri dönerek; "Ya Resulallah! Benim hakkımda ayet mi nazil oldu?" diye sordu. Resulullah şöyle buyurdu: "Hayır! Ama Cebrail bana gelerek dedi ki: "Senin tarafından ancak kendin ya da senden olan birisi iletebilir."

        Buhari, bu rivayeti Sahih'inin "Kur'an Tefsiri Kitabı"nda şöyle rivayet eder:

        "Hamid bin Abdurrahman, Ebu Hureyre'den şöyle rivayet eder: "O yıl Ebu Bekir, beni de diğer tebliğcilerle birlikte hacca göndermişti. Biz, o yıldan sonra hiçbir müşrikin haccetme hakkı olmadığını ilan etmeliydik." Hamid bin Abdurrahman der ki: "Sonra Resulullah Ali'yi göndererek Beraat (Tevbe) Suresini ilan etmesini istedi." Ebu Hureyre dedi ki: "Ali, Kurban bayramı günü Mina'da bizimle birlikte Beraat'i ilan ederek dedi ki: "Bu yıldan sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek ve hiçbir kimse çıplak olarak Kâbe'yi tavaf etmeyecektir."1

        Aziz okuyucular! Hadislerin ve olayların nasıl heva ve heveslere göre değiştirildiğini görüyor musunuz? Acaba Buhari'nin naklettiğiyle diğer Ehl-i Sünnet tarihçileri, hadisçileri ve müfessirlerinin nakli arasında bir benzerlik


------------------------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 6, s. 81.

442 / Zikir Ehline Sorun


görüyor musunuz?

        Buhari bu rivayette Ebu Bekir'i Resulullah'ın yerine koyuyor ve Ebu Bekir de Ebu Hureyre'yi ve diğerlerini Beraat' i ilan etmek için gönderiyor. Sonra Hamid bin Abdurrahman'ın sözü araya giriyor ve diyor ki:

        "Resulullah da Ali'yi Beraat'i ilan etmek için gönderdi." Sonra tekrar Ebu Hureyre devreye giriyor: "Ali de bizimle birlikte Beraat'i ilan edip, bu yıldan sonra hiçbir müşrikin haccedemeyeceği ve hiçbir kimsenin çıplak olarak Kabe'yi tavaf edemeyeceğini bildirdi."

        İşte Buhari, bu üslupla Ali bin Ebi Talib'in faziletlerini gizliyor ve Cebrail'in Allah tarafından nazil olup Ebu Bekir'i azlederek Ali'yi onun yerine göndermesi gerektiğini bildirmesini açıklamıyor. Çünkü Ebu Bekir'in ilahı vahiyle azledilip yerine Ali'nin tayin edilmesi, Buhari'nin çok ağrına gitmiş ve bu yüzden onu böylece tahrif etmiştir.

        Bir araştırmacı, bu tahrif ve hıyaneti nasıl anlamaz? Ebu Hureyre diyor ki: "Ebu Bekir, o yıl Beraat'i ilan etmek için beni diğer bazılarıyla birlikte hacca göndermişti..." Acaba Ebu Bekir Resulullah'ın zamanında işleri yürütmek için görev mi almıştı?! Nasıl oluyor da bu iş için görevlendirilen şahıs, kendi yerine ashaptan bazılarını gönderebiliyor?!

        Bakın Buhari nasıl da gerçekleri altüst ediyor! Resulullah (s.a.a.) tarafından bu önemli iş için gönderilen tek salahiyetli kişi (Hz. Ali) gönderilen adamlardan biri olarak tanıtılıyor. Ayrıca, Ebu Bekir'in azledilip geri dönüşüne (ve bazı rivayetlere göre de ağlamasına) hiç değinmiyor! Resulullah'ın şu sözüne de hiç ilgi göstermiyor: "Cebrail gelerek bana dedi ki: "Bu işi ancak sen ya da senden olan birisi yapabilir."


Buhari ve Müslim Hakkında / 443

        Evet! Buhari, bütün bunları görmezlikten gelmekte haklıdır! Çünkü bu bir iftihar madalyasıdır ki, Resulullah onu ancak amcası oğlu, halifesi ve vasisine layık görmüştür. Hadiste belirtildiği gibi, bu madalya hem de Cebrail-i Emin vasıtasıyla Alemlerin Rabbi tarafından ona verilmiştir. Öyleyse artık Buhari gibi yorumcular bu iftihar konusunda; "Muhammed de bir beşerdir, o da hata yapabilir." diyemeyecekler. Dolayısıyla, Buhari bu rivayeti tamamen değiştirmelidir!

        Aynı belayı diğer birçok rivayetin başına getiren Buhari, Sahih'inin "Sulh Kitabı"nda1 Resulullah'ın Hz.Ali'ye buyurduğu, "Sen bendensin ve ben de sendenim." hadisini Ali, Cafer ve Zeyd'in, Hamza'nın kızını istediklerinde söylediğini yazar. Ama İbn-i Mace, Tirmizi, Nesei, Ahmed bin Hanbel ve Kenz'ül-Ummal'ın yazarı, bu hadisi Veda haccı hutbesinde naklederler: "Resulullah Veda haccında şöyle buyurmuştu: "Ali bendendir, ben de Ali'denim. Benim görevlerimi sadece ben ve Ali yapabiliriz."2 Ama böyle bir hadisi nakledecek Buhari nerede?!

        7- Bunların dışında Müslim, Sahih'inin "İman Kitabı, Ali'yi ve Ensarı Sevmenin İmandan Olduğuna Dair Delil Babı"nda Hz. Ali'den şöyle nakleder: "Tohumları yaran ve insanı yaratan Allah'a andolsun ki, Ümmi Peygamber (s.a.a.) bana şunu bildirdi: "Beni müminden başkası


--------------------------------

1- Sahih-i Buhari, c. 3, s. 241 - 242.
2- Sünen-i İbn-i Mace, c. 1, s. 44; Tirmizi, el-Cami'us-Sağir, c. 5, s. 636, h. 3719; Hasais-i Nesei, s. 82, h. 71; Müsned-i Ahmed, c. 4, s. 165; Menakıb-ı Harezmi, s. 79; İbn-i Cevzi, Tezkiret'ul-Havas, s. 36; lbn-i Hacer, es-Savaik'ul-Muhrika, s. 120.

444/Zikir Ehline Sorun



Yüklə 1,17 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   18   19   20   21   22   23   24   25   26




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə