الأصل المعهود: اليقين لا يزول بالشك ‘Meşhur kaide: Şek ile yakîn zâil olmaz’

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 3.3 Mb.
səhifə15/48
tarix22.01.2019
ölçüsü3.3 Mb.
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   48

4. Kitâbu’s-Savm


(الأصل المعهود: أن ما ثبت بيقين لا يزول إلا بيقين مثله) "Bilinen kâide: Kesin olarak sâbit olan bir şey, ancak kendisi gibi kesin olan bir şey ile ortadan kalkar". Eğer insanlar Şevval ayının hilalini görememişlerse Ramazan ayını otuza tamamlarlar. Çünkü asıl olan "ayın bekâsı ve kemalidir". Bu ölçü, kesin bir şey olmadığı sürece terk edilmez. Bunun dayanağı da şu meşhur kâidedir: "kesin olarak sâbit olan bir şey, ancak kendisi gibi kesin olan bir şey ile ortadan kalkar"729

(لا يبطل المتيقن به بالمشكوك فيه) "Kendisinden emin olunan, şüphe bulunan ile geçersiz olmaz". Kadı İsbîcâbî (v. 535/1141) Şerhu Muhtasari’t-Tahâvî adlı eserinde, güneşin battığından şüphe eden oruçlu bir kimsenin, orucunu açması durumunda kaza etmesi gerektiğini söyler. Halbuki sahurda güneşin doğduğundan şüphe eden bir kimseye kaza gerekmiyordu. İşte Kâsânî (v. 587/1191), sahur ile iftar arasındaki bu farkı izah ederken bu kâideyi zikretmektedir. Şöyle ki; sahurda gece asıl olduğu için gündüz şek ile sâbit olmaz bu durumda "kendisinden emin olunan, şüphe bulunan ile geçersiz olmaz". İftarda ise gündüz asıl olduğu için gece şek ile sâbit olmaz730.

(غالب الرأي دليل واجب العمل به) "Re’yi gâlib kendisiyle amelin vacib olduğu bir delildir". Sahur eden bir kimse yüksek bir ihtimal ile fecrin doğduğunu düşünüyorsa İmam Hasan’ın (v. 204/819) Ebu Hanife’den (v. 150/767) yapmış olduğu rivayete göre o günü kaza etmesi gerekir. Çünkü "re’yi gâlib kendisiyle amelin vacib olduğu bir delildir"731.

(غالب الرأي حجة موجبة للعمل به) "Re’yi gâlib, kendisiyle ameli gerektiren bir hüccettir". İftarını açan bir kimsenin re’yi gâlibine göre güneş batmış ise kendisine kaza gerekmez. Çünkü "re’yi gâlib, kendisiyle ameli gerektiren bir hüccettir"732.

(غالب الرأي نزل منزلة اليقين في وجوب العمل) "Re’yi gâlib, amelin vücûbiyeti hususunda yakîn yerine geçer". Güneşin batmadığı hususunda re’yi gâlibi olan bir kimse iftarını açarsa ihtilafsız olarak o günün orucunu kaza etmesi gerektiği söylenmiştir. Ancak kendisine kefaret gerekli olup olmadığı ile ilgili olarak ihtilaf bulunmaktadır. Bazı Hanefî fakihlerine göre gündüzün davam ettiğini gördüğü halde iftar ettiği için kendisine kefaret gerekir. Çünkü "re’yi gâlib, amelin vücûbiyeti hususunda yakîn yerine geçer"733.

(العدم لا يعارض الوجود) "Yokluk, varlığa muarız olmaz". Aralarında ihtilaf-ı metâli‘ olmayan iki bölge halkından biri otuz gün, diğer bölgedekiler ise yirmi dokuz gün oruç tutarlarsa bakılır. Otuz gün tutanlar hilali görünce oruca başlamış veya Şaban ayını otuza tamamlayarak ramazana başlamışlarsa, yirmi dokuz gün tutan bölge halkının bir gün kaza etmeleri gerekir. Çünkü onlar, diğer yöre halkının hilali görmesi ile ramazanın sâbit olduğu gün oruç tutmamışlardır. Ayrıca onların hilali görmemiş olması diğer yöre halkının hilali görmesini de geçersiz kılmaz. Çünkü "yokluk, varlığa muarız olmaz"734.

(القدرة على الأصل تمنع المصير إلى الخلف) "Aslı yapabilme imkânı, halefe gidilmesini engeller". Bir özürden dolayı oruç tutamayan bir kimsenin özrünün ortadan kalkma ihtimali varsa tutamadığı oruçlar için fidye veremez. Ancak şeyh-i fani gibi devamlı bir acziyeti bulunan kimseler fidye verebilir. Çünkü fidye kazaya haleftir ve "aslı yapabilme imkânı, halefe gidilmesini engeller"735.

(الأصل لا يتأدى بطريق النيابة) "Asıl, niyabet yolu ile yerine getirilmez".

(البدل لا يخالف الأصل) "Bedel, asıl olana muhalif olmaz".

(لا يجوز أداء العبادة عن غيره بغير أمره) "Bir başkası yerine ibadetin edası, o kimsenin emri olmadan caiz olmaz".

(الجبر ينافي معنى العبادة) "Zorlama, ibadetin anlamını nefyeder". Bu dört kâideyi İmam Şafiî’yi (v. 204/820) tenkit ederken zikretmektedir. Hanefi mezhebine göre oruç kazası olduğu halde vefat eden bir kimse, eğer vasiyet etmiş ise terikesinin üçte birinden bu kazalara karşılık fidye verilir; vasiyet etmemiş ise varislerin teberru etmeleri caizdir. Ancak teberru etmezlerse buna zorlanamazlar. İmam Şafiî’ye (v. 204/820) göre ister vasiyet etsin ister etmesin, varislerin terikeden bu kazaların fidyelerini vermeleri gerekir. Ancak Kâsânî (v. 587/1191), sahih olan görüşün kendi görüşleri olduğunu söyler. Çünkü oruç ibadettir ve fidye de ona bedeldir. "Asıl, niyabet yolu ile yerine getirilmez" ise bedel de getirilmez ve "bedel, asıl olana muhalif olmaz". Bu konudaki kâide şudur: "Bir başkası yerine ibadetin edası, o kimsenin emri olmadan caiz olmaz" çünkü bu zorlama olur ve "zorlama, ibadetin anlamını nefyeder"736.

(خلف الشيء يقوم مقامه كأنه هو) "Bir şeyin halefi, sanki o şeymiş gibi onun yerini alır". Bir kimse Ramazan ayının kazası ile zıhar kefareti olan oruca birlikte niyet etse, İmam Ebu Yusuf’a (v. 182/798) göre istihsanen Ramazanın kazasının yerine geçer. Çünkü bu, Ramazan orucunun halefidir ve "bir şeyin halefi, sanki o şeymiş gibi onun yerini alır". Ramazan orucu diğer oruçların hepsinden daha güçlüdür. Bunun sebebi de bu oruç, Allah-u Teâla tarafından farz kılınmış, zıhar kefareti orucu ise kulun bir davranışı sebebiyle vacib olmuştur737.

(إتمام الشيء يقتضي سابقية وجود بعض منه) "Bir şeyin tamamlanması, onun bir kısmının varlığının önceden tasarlanmış olmasını gerektirir". Hanefî mezhebinde farz olsun nafile olsun oruç ibadeti, mütecezzi değildir. Kur’ân-ı Kerim’de oruçla ilgili ayetlerde, ramazan gecelerinde yeme içme ve cinsi münasebet serbest bırakılmış olmakla beraber bunlar, fecrin doğmasından itibaren yasaklanmıştır. Ayrıca ayette geçen "ثم kelimesi terâhî ile beraber takîb içindir". Böyle olunca ayette geçen emir, gündüzün ilk vaktine kadar sarkıtılabilir. Şer’an niyetsiz oruç sahih olmayacağı için orucu emretmek niyeti emretmektir. Bu durumda gündüzün ilk vaktine kadar geciktirilen bir niyetle orucun emredildiği ortaya çıkmış olur. Bu da gösteriyor ki niyet bulunsun veya bulunmasın, gündüzün ilk vaktinde yeme içme ve cinsi münasebeti kesme durumunda oruç vaki olur. Çünkü "bir şeyin tamamlanması, onun bir kısmının varlığının önceden tasarlanmış olmasını gerektirir"738.

(النادر ملحق بالعدم) "Nâdir olan yok hükmündedir". Mecnun olan bir kimse ramazanın bir kısmında kendine gelse, tutamadığı oruçları kaza eder. Tutamadığı oruçlar sebebiyle ramazan ayının sevabını kaçırmış olduğundan, bu sevabı elde etmek için oruç tutması gerekir Eğer meşakkat ve sıkıntıya düşmeksizin kaza imkânına sahip ise, bayılan ve uyuyan kimselerin tutamadıkları oruçları kaza sorumlulukları gibi ona da kaza gerekli olur. Buna karşılık, bütün ramazan boyunca akli melekesini yitirmiş kimsenin kaza sorumluluğu yoktur. Çünkü bu kimsenin içinde bulunduğu durumun ortadan kalkması güç olduğundan, orucu kaza etmesinde zorluk bulunmaktadır. Buna karşılık baygınlık ve uyku halinin bütün ay boyunca sürmesi nâdirdir ve "nâdir olan yok hükmündedir"739.

(إبطال العمل من غير عذر حرام) "Özürsüz olarak bir ameli bozmak haramdır". Bir kimse özürsüz olarak, başladığı orucunu bozarsa bu günahtır. Çünkü o, bu amelini özürsüz bozmuştur ve "özürsüz olarak bir ameli bozmak haramdır"740.

(القضاء بدل عن الأداء) "Kaza edaya bedeldir". Hanefi mezhebine göre yolcu kimse için oruç tutmak azimet, tutmamak ise ruhsattır. İmam Şafiî (v. 204/820) ise bunun tam tersini söyler. Kâsânî (v. 587/1191), Hanefi mezhebinin bu görüşünü temellendirmek maksadıyla birçok delil öne sürer. Bu delillerden biri de şudur: "Sizden kim hasta veya yolcu ise tutamadığı oruçları başka günlerde kaza etsin"741 ayetiyle Allah-u Teâlâ kazayı emretmiştir. Oruç tutamama durumunda kazanın emredilmesi, orucun yolcuya da farz olduğuna iki yönden delildir. Birincisi kaza sünnetlerde değil farzlarda olur. İkincisi "kaza edaya bedeldir" ve bu da aslın vücûbuna delalet eder742.

(العامي يلزمه تقليد العالم) "Âmmînin âlimi taklit etmesi gerekir". Hacamat yapan bir kimse, bunun orucunu bozmasına neden olduğu zannı ile bilerek orucunu bozduktan sonra bunu bir fakihe sorsa; fakih te kendisine kefaret gerekmediğini söylese kefarete gerek kalmaz. Çünkü "âmmînin (avamın) âlimi taklit etmesi gerekir"743.

(الحكم يتكرر بتكرر سببه) "Hüküm, sebebinin tekrarı ile tekerrür eder". İmam Şafiî’ye (v. 204/820) nisbetle zikretmiştir. Şöyle ki; bir kimse ramazan ayında birkaç defa cinsi münasebette bulunmak suretiyle orucunu bozarsa Hanefî mezhebine göre bir kefaret gerekir. İmam Şafiî’ye (v. 204/820) göre her biri için ayrı ayrı kefaret gerekir. Çünkü kefareti gerektiren sebep olan cinsi münasebet tekrar etmektedir ve "hüküm, sebebinin tekrarı ile tekerrür eder"744.

(الأصل في العبادة المؤقتة إذا فاتت عن وقتها أن تقضى) "Muvakkat ibadette aslolan, vakti geçtiğinde kaza edilmesidir". Ramazan orucunu tutamayan kimse, tutmadığı orucu daha sonra kaza eder. Çünkü "muvakkat ibadette aslolan, vakti geçtiğinde kaza edilmesidir"745.

(ما لا يحتمل النيابة حالة الحياة لا يحتمل بعد الموت) "Yaşarken niyabeti mümkün olmayan bir şeye öldükten sonra da niyabet edilmez". Merfu olarak rivayet edilen bir hadiste Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kimse başkasının yerine oruç tutmasın ve kimse başkasının yerine namaz kılmasın". Bu hadisi zikrettikten sonra çünkü "yaşarken niyabeti mümkün olmayan bir şey öldükten sonra da mümkün olmaz" demiştir746.

(القدرة على الفعل شرط وجوب الفعل) "Bir fiili yapabilme gücü, fiilin vücûb şartıdır". Oruç kazası olan bir kimsenin orucunu kazaya bırakmasına sebep olan mazereti ortadan kalktığında kazalarının bir kısmını dahi tutacak zamanı varsa imkânı olan bu günler ile sorumlu olur. Mesela hasta olan bir kimse birkaç gün iyileşse sonra da vefat etse iyileştiği günler sayısınca kaza orucu tutar, başka bir sorumluluğu da olmaz. Çünkü "bir fiili yapabilme gücü, fiilin vücûb şartıdır"747.

(الحرج منفي بنص الكتاب) "Zorluk, Kitab’ın nassı ile kaldırılmıştır"748. Daha önce Namaz bahsinde geçen bu kâideyi, yukarıdaki mesele ile bağlantılı olarak zikretmiştir.



Kitâbu’s-Savm’da zikretmiş olduğu bazı dâbıtlar şunlardır:

(مطالع البلاد عند المسافة الفاحشة تختلف) "Aralarında uzun mesafe bulunan bölgelerin metâlii farklı olur"749.

(الصوم لا يتجزأ فرضا كان أو نفلا) "Oruç, farz olsun nafile olsun bölünmez"750.

(القضاء يكون على قدر الفائت) "Kaza, kaçırılan miktarınca olur"751.

(تعيين النية في القضاء شرط) "Kazada niyetin belirlenmesi şarttır"752.

(كل من كان له عذر في صوم رمضان في أول النهار مانع من الوجوب أو مبيح للفطر) "Günün ilk bölümünde oruç tutmasına engel bir özrü bulunan herkese, ya oruç vacib olmaz veya orucunu yemesi mübahtır"753.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   48
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə