Diyanet iŞleri başkanlaği trabzon-akçaabat-darica eğİTİm merkezi MÜDÜRLÜĞÜ İSLÂm aile hukukunda akraba evliLİĞİ



Yüklə 0,5 Mb.
səhifə2/8
tarix23.12.2017
ölçüsü0,5 Mb.
#35760
növüYazı
1   2   3   4   5   6   7   8

c. Süt Hısımlığı

Süt emme ve emzirme (rada') konusuna İslâm hukukunda özel önem atfedilmiş, bu cümleden olarak emen, emziren ve her iki tarafın akrabaları açısından geniş bir rada' hukuku ortaya çıkmıştır. Emme nedeniyle oluşan evlenme engeli de bu kapsamdadır.

Emme (Rada') “memeden sütün emilmesidir.”61 Teknik bir terim olarak; “Bir çocuğun belirli bir yaş sınırına kadar ve belli miktarda, süt annesi tabir edilen kadının sütünü emmesidir.”62

Öz çocuğu olmasa bile, süt emme çağındaki bir çocuğu emziren kadınla emzirdiği çocuk arasında sütten kaynaklanan bir akrabalık bağı oluşmaktadır.

Böylece emziren kadın, süt anne; çocuk ise süt kız veya sütoğul olmaktadır. Ayrıca emen çocuklar birbirleriyle süt kardeş statüsü kazanmaktadırlar. Sütle kurulan bu bağ, evlenme engeli doğurmaktadır.

Süt akrabalığının evlenme engeli kabul edilmesinde, anne sütüyle süt emen çocuklar arasında biyolojik ve psikolojik unsurların etken olduğu söylenebilir.63

Süt hısımlığının evlenme engeli olduğu; Nisa süresinin 23. ayetinde "...sizi emziren süt anneleriniz ve süt kardeşleriniz... Size haram kılındı.” ifadesi ve Hz. Peygamber’in "Neseple (kan akrabalığı) haram olan herkes süt emme ile de haram olur.'"ifadesidir.64 Bütün bu deliller sütten-doğan yasağın sınırlarını da çizmektedir.

Sütten doğan evlenme yasağının kapsamını belirlemede İslam hukukçularının iki kriterden hareket ettikleri görülmektedir.



ca. Süt-Nesep Benzerliği Açısından

a) Süt Usûlu: Bunlar, süt anne ve süt ninedir.

b) Süt furuu: Süt annenin kocasıyla (süt babayla) çocuk arasındaki ilişkiyi dikkate alarak açıklamak gerekmektedir. Örneğin bir kadın bir kız çocuğunu emzirmişse; bu kız, hem kendisini emziren kadının, hem de bu kadının kocasının süt kızı kabul edileceği için, süt annenin kocasıyla, süt kızı ve bunun aşağıya doğru furuu arasında evlenme engeli doğmaktadır. Eğer çocuk erkek ise ayni şekilde süt babayla, süt oğlunun kızları, oğlunun kızının… kız1arı arasında da evlenme engeli meydana gelmektedir.

Aynı şekilde bu çocukla, süt babanın kardeşleri ve dedesi arasında bir evlenme söz konusu değildir. Çünkü bunlar çocuğa süt amca veya dede olmaktadırlar.65 Nitekim Hz. Peygamber süt annesi Hz. Halime’ye götürülmeden önce, Süveybe tarafından emzirilmişti. Aynı kadın Hz. Hamza’yı (Ö. 2/624) da emzirdiği için Hz. Peygamber'le Hz. Hamza süt kardeştir.66

c) Süt Anne ve Babanın Furuu: Bunlar süt kardeşlerdir.67 Bir kadından süt emen nesebi başkasına ait çocukla, bu kadının emzirdiği kendi öz çocuğu, süt kardeş olmakta, buna bağlı olarak evlenme engeli doğmaktadır. Süt erkek ve süt kız kardeşlerin kızları… da buna dâhil olmaktadır.68 Süt akrabalığın doğması için bu iki çocuktan her birinin diğerinin annesini emmesi şart değildir.

d) Süt Dede ve Ninelerin Birinci Derece Furuu: Bunlar, süt halalar ve teyzelerdir. Süt çocuğun kız olduğu düşünüldüğünde ise, süt amca ve süt dayılardır.69Süt amca, dayı, hala ve teyze kız çocukları nesep yoluyla haram olmadığı gibi burada da haram olmaz.



cb. Sütten Doğan Sihri Hısımlık Açısından

a) Zevcenin Süt Usulü: Eşinin süt annesi ve ninesidir.

b) Zevcenin Süt Furuu: Kişi kendi eşiyle fiilen birleştikten sonra eşinin süt kızı, süt oğlunun kızıdır.70

c) Süt Usulün Esleri: Buna göre kişiyle, süt babasının kendisini emziren süt annesidir.

d) Süt Furuunun Eşi: Buna göre süt baba, süt oğlunun eşidir.71

Ayrıca süt akrabalığın tespitinde temel kıstas, sütü emen kişinin her zaman merkez kabul edilmesidir. Buna göre yasağın, sadece süt emen erkek/kız1a, emziren kadın ve bazı akrabalarının arasında olduğu unutulmamalıdır. Süt akrabalığı, sadece emziren ile emen arasındaki emme fiilinden doğduğu için, süt anne ve bazı akrabalarıyla, süt evladın kendisi ve doğrudan furuu dışında hiç bir akrabası arasında evlenme engeli meydana gelmemektedir. Bu nedenle süt konusu, süt anne tarafından umum ifade ederken süt çocuk tarafından husus ifade etmektedir. Yani emenin nefsi emzirenin nesli haram olur.

Süt hısımlığının evlenme engeli doğurabilmesi için emme süresi hukukçuların çoğunluğun görüşüne göre iki yaşla sınırlıdır.72 Emilen sütün miktarı ise, Hanefi ve Maliki hukukçularının görüşüne göre bir kere,73 Şafii ve Hanbelî hukukçularına göre ise beş kez olması74 gerekmektedir.

Türk Medeni Kanununda süt akrabalığının evliliğe engel teşkil eden bir hükmü bulunmamaktadır.75



2. Geçici Evlenme Engelleri

Geçici evlenme engellerinin akraba evliliği ilintili olmadığından geçici evlenme engellerini sadece maddeler halinde sıralamayı düşünüyorum.

a) Din farklılığından doğan evlenme engeli

b) Boşanmadan doğan evlenme engeli

c) İddetten doğan evlenme engeli

d) Dört evlilikten doğan evlenme engeli

e) Kadının evli olması

III. BAZI DİN VE TOPLULUKLARDA AİLE VE EVLİLİK

A. Yahudilik’te Aile ve Evlilik

Yahudilikte aile sadece sosyal değil, ayni zamanda dini nitelikli kurumdur. Yahudi ailesi ataerkil bir aile çeşidine girmektedir. Babanın evdeki ibadetlere başkanlık etmesi ona ruhani bir hüviyet ve sınırsız bir otorite kazandırmaktadır. Bekar kalmak ailenin yok olmasına sebep olacağından günah kabul edilmiştir.76

Yahudilikte, evlilik “kutsal bir birlik” olarak görülmekte ve son derece önem arz etmektedir. Yerine getirilmesi zorunlu bir görev olan evlilikten, kasıtlı olarak kaçınmak mümkün değildir. Yahudilikte, evleninceye kadar erkek veya kadına “tam insan” gözüyle bakılmamakta ve “boş adam” anlamında “ravak” denilmektedir.77

Yahudilerde evliliğin gayesi her şeyden önce İbrahim neslini çoğaltmadır.78 Evlilikte çogalma, Tanrının isteğiyle olduğu için, Yahudilere göre çocuk evliliği kutsallaştırmaktadır.79

Yahudilik'te bir erkek, annesi büyük annesi ve babasının karısıyla; kız kardeşiyle; kızları, torunları ve üvey kızlarıyla evlenemez.80 Yahudi erkeğinin halası ve teyzesiyle; amcasının karısıyla; oğlunun veya torununun eşiyle ve kayınvalidesiyle evlenmesi yasaktir.81 Yahudilik'teki bir başka evlenme engelleri ise: bir adamın karısı boşanmadıkça başka bir kadınla evlenememesidir.82

Kısaca; Yahudi hukukunda kabul edilen kan akrabalığından doğan evlenme engeli, usul ve furuu (baba, dede, nine-torunlar) arasında sınırsızdır. Usul-furuu dışında kalan civar akrabalar arasındaki evlenme yasağı ise, kız ve erkek kardeşlerin kızlarıyla sınırlıdır.83

Yahudilik'te yabancıyla evlenmek, ırkın bozulması, ana dilin unutulması, dinden uzaklaşılması ve yabancı geleneklerin benimsenmesi gibi sonuçlara yol açtığından uygun görülmemektedir. Günümüzdeki Yahudiler arasında da bu uygulama geçerliliğini korumaktadır.84

Kişinin ölümünden sonra karısının, ölenin kardeşiyle evlenmesine Yahudilikte “Yenge-kayın-evliliği” denilmekte olup bu evlilik Yahudi Kutsal Kitabı'nda meşru olarak yer almaktadır.85

Yahudilik'te kendileriyle evlenilmesi yasak olan kimseler olarak yakın akraba zikredilmektedir.

Yahudiliğe göre nikahın üç rüknü vardır: Birincisi erkek ve kadının karşılıklı olarak iki şahit huzurunda birbirini kabul etmesidir. İkinci olarak, en az on erkeğin huzurunda bereket duasının yapılması. Üçüncü olarak, evliliğin yazılı bir akde çevrilmesidir.86

Yahudilik'te, çok evliliği yasaklayan herhangi bir hükme rastlanmamaktadır. Hatta çok kadınla evliliğe cevaz veren hükümler, Kutsal Kitap'larında yer almaktadır.

B. Hıristiyanlık'ta Aile ve Evlilik

Hıristiyan aile yapısı, Yahudi aile yapısından çok farklı değildir. Hz. İsa önceki şeriatları lağvetmek için değil, onlara uymak için gelmiştir. Hıristiyanlık, aileyi sosyal veya medeni bir kurum olarak değil, tamamen dini nitelikli kurum olarak kabul etmiştir. Hz. İsa’ya göre aile fertleri arasındaki ilişki insanla Allah arasındaki ilişkinin bir aynası ve insanın ruhi-manevi alandaki gelişmesinin vazgeçilmez bir unsurudur. Aile yapısı erkek hâkimiyetine dayanmaktadır.87

Evlilik, dünyaya yeni bir Hiristiyan gelmesine imkân verecek bir müessese olmasından dolayı evlilik kilise tarafından sakrament seviyesine çıkartılmıştır.

Hıristiyanlik’ta evlilik mutlak olarak emredilmemiştir. Bazı dini ve ahlaki durumlara münhasır olmak üzere zaman zaman evlenmenin teşvik edildiği görü1mektedir.88 Hıristiyanlik’ta evliliğin hayat boyu süren bir taahhüt oldugu kabul edilir. Bu sebeple Katolik ve Ermeni kiliseleri boşanmaya kesinlikle izin vermez1er; Ortodoks kiliselerin de ise, boşanma belirli şartlara bağlanmıştır.89

Evlenme yaşı, zamana ve ülkelere göre değişmektedir. Evlilik törenlerinde düğün yemekleri verilir. Evlilik akdi rahibin huzurunda İncil’den metinler okunarak yapılır.90

Hıristiyanlik’ta evliliğe getirilen yasaklamalar Yeni Ahit'te açıkça bildirilmemektedir. Ancak Kilise hukuku, evlenme engellerini tanzim etme yoluna gitmiştir.

Evlenmeleri yasak olanların en önemlisi, kan hısımlığıdır. Katolik Kilise Hukukunda bu konuda çok sert kurallar bulunmaktadır. Önceleri Kilise hukukuna göre yedinci dereceye kadar bütün hısımlar arasinda evlilik yasaktı. Ana-baba ile çocuklar; amca, hala, dayı ile yeğenler ve kardeş çocukları arasinda evlenme yasaklanmış olmasının yanında, kardeslerin torun1arının torunları bile birbirleriyle evlenemezlerdi. Zamanla Kilise hukuku buna sınırlama getirmiş ve ancak üçüncü dereceye kadar akrabaların birbiriyle evlenmelerini yasaklamıştır. Bu durumda kardeşler, kardeş çocukları ve torunları birbiriyle evlenememekte; daha sonraki torunlar arasında ise bir evlenme engeli bulunmamaktadır.91

Hıristiyanlik’ta bir kimse evlendiği kişinin, ana-baba, dede-nine (kayınvalide, kayınpeder) ve çocuklarıyla (üvey çocuklarıyla) evlenmesi yasaklanmıştır. Eşin kardeşleriyle (baldız, kayınbirader) evlenebilmesi hususunda ise, ihtilaf söz konusudur. Kilise hukuku kan hısımlığında oldugu gibi burada da, önceleri yedinci dereceye kadar evlenme yasağını getirirken, sonra bunu sınırlamıştır. Bugün eşin ikinci dereceye kadar kardeşleriyle evlenme engeli bulunmaktadır. Bir kimse eşinin kardeşleriyle evlenemediği gibi onların çocuklarıyla da evlenememektedir. Sıhriyet hısımlığından dolayı evlenme yasakları, sıhriyeti oluşturan evlenmenin sona ermesinden sonra da geçerlidir.92

Hıristiyanlik’ta, Hıristiyan olmayanla evlenme uygun görü1memektedir. Yeni Ahit metinlerinde buna işaret edilmiştir.93 Tarih boyunca Hıristiyanların yabancı din mensuplarıyla yaptıkları evliliklerinden dolayı şiddetli cezalara çarptırıldıkları görülmüştür.

C. Cahiliye Döneminde Aile ve Evlilik

İslami dönemde ortaya çıkmış bir terim olan cahiliye, gerek Kur’an-ı Kerim'de gerekse hadislerde Arapların İslam’dan önceki inanç, tutum ve davranışlarını İslâmi devirlerdekinden ayırt etmek için kullanılmıştır.94

Araplara cahiliye devrine ait içtimai yapısının incelenmesi, İslam tarihi açısından son derece önemlidir. İslâm hukukunda aile ve evlenmeyi tetkik ederken bu döneme ait evlenme şekillerine ve aile yapısına göz atmanın isabetli olacağı kanaatindeyim.

Cahiliye devri Araplarında, ailenin müstakil bir varlığı oldugunu söylemek güçtür. Gerçekte kişi mensubu bulunduğu kabilenin bir parçasıdır. Zira bu toplumda bir ailenin üyesi olmaktan çok bir kabilenin üyesi olmak değer taşımaktadır. Kabile adeta büyük bir aile gibidir. O dönemde aile koca, eş veya eşler; çocuklar ve kölelerden oluşmaktadır. Arap ailesi ataerkil bir aile topluluğuna girmektedir.95

Cahiliye devrinde evlilik müessesesinde kadın ön plana çıkmaktadır. Bundan dolayı kadının hukuki durumuna bakılması gerekir. Bu devirde kadın, kölenin hukuki durumuna benzer bir statü içinde yasamaktadır. İnsanin şahsına bağlı en tabii hakları bile kadına tanınmamıştır. Kadın aile içerisinde babanın, kardeşlerinin yahut oğlunun otoritesi altındadır.

Bu dönemde evlilik herhangi bir sekil, şarta veya merasime bağlı değildir. Evlenme bir satış akdi gibidir. Karı-koca arasında bir hayat ortaklığı kurmak fikri yoktur. Evlenmeyle kadın, babanın hâkimiyetinden çıkar, kocanın hâkimiyetine geçer. Koca, kadın üzerinde mutlak bir mülkiyet hakkına sahiptir. Onu gerektiğinde bedel karşılığında satabilir. Evlenmeyi serbest birleşmeden ayıran husus, evlenmede mehir verilmesi hususudur. Mehir verilmeksizin yapılan evlenme, kadın için yüz karası sayılırdı.96

İslâmiyet’ten önce Arabistan'da uygulanmakta olan başlıca evlenme çeşitleri şunlardır:

a) Nikâh-ı Makt: Bu evlenme sekline göre; kocası ölen kadın direkt olarak kocanın erkek kardeşine yahut yeğenine ve çoğu zaman kocanın başka bir kadından oğlu varsa ona geçmesi seklinde gerçekleşirdi. Kocanın mirasçısı durumunda olan bu kimseler, dul kadınla bizzat evlenebilecekleri gibi mehirinden faydalanmak için onu yabancı bir erkekle de evlendirebilirlerdi.

b) Nikâh-ı Bedel: İki erkeğin eşlerini karşılıklı olarak belli bir müddet için değiştirmeleridir.

c) Nikâh-ı Hıdn: Bir çeşit metres hayatı doğuran bu evlenme çeşidine göre, erkeğin belli bir bedel karşılığında birkaç gün birlikte yaşamak için kadınla anlaşması şeklinde gerçekleşen evlenmedir.97

d) Nikâh-ı Sığar: İki erkeğin mehir vermeksizin karşılıklı olarak birbirinin kızları veya velisi oldukları diğer kadınları takas usulü gerçekleştirdikleri evliliktir.98

e) Nikâh-ı Sahih: İslâmiyet'ten önce Arabistan'da uygulanan evlenme şekillerinden en yaygın olanı budur. Evlenecek erkekle kızın velisi arasında yapılan bir anlaşmaya dayanan bu evlenme seklidir. İslâm tarafından benimsenerek kadının iyiliğine değiştirilmiştir.

Yukarıda kısaca belirttiğimiz diğer evlenme şekillerinin hepsi Hz. Peygamber tarafından yasaklanmıştır.

Bu devirde de evlenme engelleri bulunmaktadır. Buna göre bir baba kızıyla, dede torunuyla, anne oğluyla, nine torunuyla, erkek ve kız kardeşler birbirleriyle, arada kan bağı bulunduğundan evlenemezdi. Böyle evlilik yapan kişi günahkâr kabul edilir, işlediği bu çirkin suçtan dolayı da cezaya çarptırılırdı.

Ayni şekilde bir erkeğin kardeşlerinin kızlarıyla evlenmesi yasaktı. Ama kardeş çocuklarının birbiriyle evlenmeleri mubah sayılırdı.

Hala ve teyzelerle de evlenmek yasaktı. Çünkü bunlar “usul'” derecesinde kabul edilirdi.

Evlilik daha ziyade kabile içerisinde olup (endogami); yabanci bir kadınla evlenmek hoş karşılanmazdı. Kız çocuklarının amca oğullarıyla evlenmeleri özellikle teşvik edilirdi. Öyle ki; amca kızı sözü bu dönemde ayni zamanda eş anlamına da gelirdi.99

D. Diğer Toplumlarda Aile ve Evlilik

Roma toplumunda aile dini, iktisadi ve sosyal bir müessesedir. Ayrıca; aile ataerkil bir aile olup, geniş ve dar olmak üzere iki gruba ayrılır. Geniş anlamda aile ise, müşterek bir atanın erkek evlatlar yoluyla gelen bütün fertleri içine alır. Bütün güç ve yetki aile reisinde toplanmıştır. Aile reisinin çocukları üzerinde özellikle ilk dönemlerde onları öldürmeye, başkalarına satmaya kadar varan geniş yetkileri vardı. Fakat daha sonraları bu yetki azaltılmıştır.100

Roma'da evlenme kati bir şekilde monogami’ydi ve bir şekle bağlı değildi. Evlilik evlenme niyeti ile tamam olurdu.

İlkel toplumlarda aile yapısı incelenirken her toplumda da olduğu gibi kadın ön plana çıkmaktadır. Bu toplumlarda kadın, erkeğin mülkü olup, kölenin veya yük hayvanının sahip olduğu haklara dahi sahip değildir.101 Örneğin eski Hindistan'da ve Yunan'da kadının kişi olmayıp, bir eşya olduğuna hükmedilmiştir. Eski Çin'de de, kadına karşı benzeri olumsuz tavırlar mevcuttur.102

Tarihin bazı dönemlerinde kültürler, birinci derecede akraba evliliğine imkân vermiştir. Eski Mısır’da baba-kız, anne-oğul, kız-kardeş-erkek kardeş yapılmıştır. Böyle bir aile içi evliliğin nedeni olarak, hanedana dışarıdan gelecek kimselerin saltanatı yıkmasını önlemek gösterilmiştir. Bugünkü Peru'nun eski sakinleri olan İnkaların, Java adalarında yaşayan Kalongların ve Meksika’nın Sierra Madde bölgesinde yaşayanların da birinci derece akraba evliliği yaptıkları tespit edilmiştir. Ayrıca II. Ramses’in kendi kızı ile evlenmiş olup, tarihin zekâsıyla tanıdığı Cleopatra da bir baba-kiz evlenmesinden dünyaya gelmiştir.103 Bunun yanı sıra ikinci ve üçüncü derece akraba evlilikleri de yapılmıştır.

İnsanlık tarihi, birinci derecede akraba evliliğini önemli ölçüde geride bırakmıştır. Ancak bazı çağda bazı kabilelerde gelenek olarak görülmektedir. Dünya geleneğinde de hukuken yasaktir.



IV. MEDENI HUKUKTA AİLE VE EVLİLİK

Günümüz modern toplum hayatında ailenin önemi ve rolü herkes tarafından bilinmekte ve kabul edilmektedir. Buna binaen, kanun koyucular aile kurumunun önemini gözden uzak tutmamışlar ona layık olduğu değeri vermişler, onu koruyucu bir çok hükümler getirmişlerdir.104 Nitekim 1961 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 35. maddesinde: "Aile Türk toplumunun temelidir. Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri ailenin, ananın ve çocuğun korunması için gerek/i tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”

Medeni kanunun aile hukuku kitabında aileye birbirinden farklı üç anlam yüklenmiştir. Bunlar: Dar, geniş ve en geniş anlamda ailedir.105

Aile ilişkilerini düzenleyen hukuk kurallarının tümüne “Aile hukuku” denir. Her milletin kendi özelliklerine, kendi yaşayış ve göreneklerine uygun olarak yarattığı bir “milli aile hukuku” vardır. Türk aile hukukunun en başta gelen yazılı kaynağı, Türk Medeni Kanunu'dur. Medeni kanununda “aile hukuku” şahıs hukukunu izleyen ikinci kitapta yer almıştır.106

Aile hukuku üç kısma ayrılmıştır.

a) Evlilik Hukuku: (m.118–281) Bu kısım kendi arasında dört bab halinde düzenlenmiştir. Evlenme (m.118–160), Boşanma (m.161–184), Evlenmenin genel hükümleri (m.185–201) ve Karı-koca mallarının idaresi (m.202–281).

b) Hısımlık: (m.282–395) Bu kısım kendi arasında iki bab halinde düzenlenmiştir. Soy bağının kurulması (m.282–363) ve Aile (m.364–395).

c) Vesayet: (m.396–494) bu kısım kendi arasında üç bab halinde düzenlenmiştir. Vesayet teşkilatı (m.396–437), Vesayetin Yürütülmesi (m.438–469) ve vesayetin sona ermesi (m.470–494).107

Aile hukukunun diğer hukuk sistemlerinden, birlik ve düzenlilik, zayıfların korunması, düzenleme serbestliğinin bu1unmaması ve devletin karışması esası gibi bir takım özelliklerle ayrılmaktadır.

TMK.'nu aileyi monogami (tek eşlilik) prensibi üzere oturtmuştur. Karı-koca eşitliliğini ön plana çıkartarak, eşlerin ancak mahkeme kararıyla evlilik birliğine son verebileceklerini kabul etmiştir.

Medeni kanuna göre evlenme: “tam ve sürekli bir hayat ortaklığı yaratmak üzere, cinsiyetleri ayrı iki kişinin hukuken makbul ve geçerli bir şekilde birleşmesidir.”108 Evlenme ile eşler arasında tam anlamıyla bir hayat ortaklığı kurulmaktadır.

Evlenme hukuki mahiyetinde yaygın olan görüş, evlenmenin bir “medeni hukuk akdi” olduğudur.

Evlenme engelleri TMK’ nın 129 ile 133. maddelerinde ele alınmıştır.

Buna göre evlenme yasağı ikinci derece kan hısımı olan kardeşler arasında ve bir kimse ile onun üçüncü dereceden kan hısımları olan amca dayı, hala ve teyzesi arasında söz konusudur. Üçüncü dereceden sonra evlenme yasağı ortadan kalkmaktadır. Öyleyse kardeş çocukları arasındaki kan hısımlığı dördüncü dereceden olduğu için bun1arın birbirleriyle evlenmeleri mümkündür; fakat evlatlığı ile evlenmesi yasaktir.

Medeni Kanunun 139 ile 141 ve 142. maddelerinde de evlilik akdinin merasim yönüne işaret etmektedir.

Günümüz Almanya Medeni hukukunda ise evlenme engelinin alanı çok az sınırlandırılmıştır; öyle ki, kişi kız kardeşinin kızı ile (dayı kendi yeğeni ile) evlenebileceği ifade edilmektedir.

Macaristan ve Avusturya Medeni hukuku evlenme engeli kapsamını daha geniş tutmakta olup, kardeş çocuklarının (amca, dayı, teyze, hala çocuklarının) evlenmelerine müsaade etmemektedir.109

BİRİNCİ BÖLÜM

İSLÂM HUKUKUNDA AKRABA EVLİLİĞİ

Evlilik, karşı cinsten iki kişinin koymuş olduğu şartlar çerçevesinde ve sürekli olmak üzere hayatları birleştirmeleridir.

Evlenme akdinin gerçekleşmesi için, tarafların irade beyanında bulunmaları, bu beyanı aynı mecliste yapmaları, icâb ve kabul sığalarının birbirine uygun olması, akdin şahitlerin huzurunda yapılması, akdi gerçekleştirenlerin; asıl, veli veya vekil olmaları, rızalarının alınması gerekli olduğu durumlarda bu rızanın alınmış olması, eğer ehliyetli kadın evlenme akdini bizzat yapıyorsa, kocasının kendine denk ve mehrinin de mehri misil olması gerektiği gibi bazı şartlarının olduğunu daha önce belirtmiştik.

Bu şartların yanında, evlilik akdinin esasına ilişkin birtakım şartlar daha aranmaktadır. Bunlar: Tarafların evlenme ehliyetini haiz olmaları, farklı cinsiyetten olmaları ve akde rıza ve muvafakatları gibi müspet şartlarla; yine esasa ilişkin olmak üzere tarafların taşımamaları gereken birtakım vasıflardır. Taraflarda bulunmaması gereken bu menfi şartların bulunması, evlenme akdinin geçersizliğini veya hükümsüzlüğünü gerektirmektedir.110

Aralarında evlenme engeli bulunan kişilerle ilgili hükümler genellikle doğrudan Kur’an ve sünnet tarafından tespit edilmiştir. Buna göre evlenme engelleri mahiyetleri itibariyle; sürekli ve geçici olmak üzere iki başlık halinde ele alınmaktadır.

Geçici evlenme engelleri, şahısların taşıdığı birtakım niteliklerden kaynaklanmaktadır. Bu nitelikler nikâh engeli kabul edilmekle birlikte sürekli olmadıkları için, niteliğinin değişmesi veya ortadan kalkmasıyla hüküm de değişmekte ve engel de ortadan kalkmaktadır. Bunlara örnek olarak: başkasının eşi olma, din farklılığı gösterilebilir.

Sürekli evlenme engelleri ise, ana, baba-evlat, dede, nine-torun, bacı-kardeş damat, gelin-kayınanne, kayınbaba gibi doğuştan gelen veya sonradan oluşan fakat süreklilik kazanan akrabalık ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Yukarıda da detaylı olarak ele aldığımız gibi, kişiler arasında bu ve buna benzer akrabalık vasıflarının bulunması, aralarında tesis edilecek evliliğe sürekli bir engel teşkil etmektedir. Bunlar akrabalardan evlenilmesi yasak olanlardır.

Bu sayılanlar dışında, kişinin amca, hala, dayı ve teyzesinin kızları gibi akraba kapsamına girmekle birlikte nikâhları yasak olmayan hanımlar bulunmaktadır. Bunlar dede ve ninenin birinci derecede furuu olmadıkları (kişinin dördüncü derecede akraba oldukları) için İslam hukukçuları erkeğin, bu durumdaki akrabaları ile evlenmesinde herhangi bir engel söz konusu olmadığı hususunda görüş birliği içerisindedirler.111

Eski ve yeni hukuk sistemlerinde, kan hısımlığından kaynaklanan evlenme yasağı şeklinde oluşan evlenme ile mücadele hususu oldukça büyük bir öneme haizdir. Bu kabil evlenmelerin yasaklığı konusunda gerekçe olarak bu tür evliliklerin biyolojik ve zihinsel özürlü doğumlara sebep olduğu, nesillerin yozlaşmasına yol açtığı; kısaca tıbbi ve içtimai sakıncaları olduğu söylenmektedir.112

Ancak bu tür sakıncaların İslâm’ın sınırladığı üçüncü dereceden sonraki akrabalar için de söz konusu olup olmadığı tartışılmaktadır.

Bu noktadan itibaren bu kabil evlilikleri İslam hukuku açısından geniş bir incelemeye tabi tutacağız. Tezimizin de omurgasını bu konu oluşturmaktadır.

Fakat daha önce akrabalık kavramının mahiyetinin bilinmesinin gerekli olduğu kanaatindeyiz. Bundan dolayı akrabalık kavramını açıklamaya çalışacağız.



Yüklə 0,5 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin