EğİTİm sen


Kurumsallaşmayı Geliştirip, Yapılanma Sorunlarımızı Çözmeliyiz



Yüklə 2,07 Mb.
səhifə32/39
tarix18.05.2018
ölçüsü2,07 Mb.
#50700
1   ...   28   29   30   31   32   33   34   35   ...   39

Kurumsallaşmayı Geliştirip, Yapılanma Sorunlarımızı Çözmeliyiz


Sendika çok ciddi bir kurumdur, işlevlerini ancak kurumsal işleyişini yeterince sağlayabildiği ölçüde yerine getirebilir. Üyeden genel başkana kadar herkese yükümlülük getirdiğine inandığımız kurumsallaşma, öncelikle görev, yetki ve sorumlulukların belirlenmesi, hiyerarşik bağlantıların kurulması, demokratik işleyişin açıklığının ve saydamlığının yarleşmesi ve hizmetlerin zamanında, eşitlik ve adalet ilkelerine ve kurallarına uygun olarak yürütülmesi ve yeterli bir denetim mekanizmasının işletilmesi demektir.

İşleyişte örgüt hiyerarşisine uymak son derece önemlidir. Bu bir ast-üst sorunu değildir. İşin pratiği, doğal işleyişi bunu gerektirmektedir.

Kurumsallaşmanın gerektirdiği işleyişin sağlanması sorunların yerinde çözümüne de yardımcı olacaktır.

Ayrıca örgütümüz bugün bir takım yeni olanaklara kavuşmaktadır. Hani yasayla (4688) birlikte getirilen profesyonellik konusu. Elbette buna olanak mı demek gerekir, belli değil. Çünkü nasıl kullanılacağı konusunda örgüt eğilimleri kesin olarak ortaya çıkmış değildir.

Ancak şurası açıktır ki, örgütün ihtiyaçlarını aşan bir noktadan yaklaşılırsa, olanakların sorun haline gelmesi işten bile değildir.

Yine özellikle sendikamızın (İstanbul, Ankara, İzmir) metropol kentlerdeki no'lu şube yapılanması sorunlarımızı çözmüyor.

Son örgütlenme kampanyamızın sonuçları önemli ölçüde alınmıştır. Metropol kentlerdeki sorun en somut biçimde ortaya çıkmıştır.

İşverene paralel örgütlenme temel yaklaşımımız olmalıdır. Artık bu konulardaki ön yargılardan kurtulmuş olmamız gerekir.


Güçlü Olmak, Örgütlenme ve Büyümeden Geçer


Sendikaların temel gücü üye sayısındadır. Sendikaların nicel gücü, niteliğini de yaratacaktır. Elbette niceliğin niteliğe dönüşmesi için doğru sendika kültürünün kazanılması, organların görevini iyi yapması ve sendika içi demokrasi gereklidir. Ancak üye yapamadığımız işkolu çalışanının niteliğini değiştirmemiz de hiç mümkün değildir.

Bu nedenle yaşadığımız süreçle de ilgili olarak, her birim ve üye kendisini yeni üye kazanmakla yükümlü saymalıdır. Aralık 2001 sonu itibarıyla yakalanan performans genel kurullara heba edilmemelidir. Yakalanan ivmenin hiç olmazsa, yetki sürecine kadar çok daha yükseltilerek devamı sağlanmalıdır.


Gerçekçiliği Elden Bırakmamalıyız


Sendikalar üyelerinin tüm sorunlarını çözen, tüm yurt ve dünya sorunlarını bilen ve çözen sihirli yapılar değildir. Tanımında da olduğu gibi sendikalar, üyelerinin ortak, ekonomik, sosyal, siyasal, demokratik haklarını koruyup geliştiren ve çalışma yaşamını iyileştirmeye çalışan örgütlerdir. Başka sorunlarımızın başka çözüm yerleri vardır; partiler, dernekler vb.

Sendikalar kendi işlevleri doğrultusunda kullanılmazlarsa yozlaşıp giderler.

Ülkemizde özellikle kamu çalışanlarının siyasetle uğraşmalarının yasaklanmış olmasının getirdiği sorunlar hepimizce bilinmektedir. Ancak, bu sorunlar bile pek çok siyasal özlemimizi sendikaya taşımamızın gerekçesi olmamalı. Elbette siyasi olarakta örgütlenmelere katılmamızın mücadelesini ayrıca vermeliyiz.

Kuşkusuz dünyada ve ülkemizde yaşanan sorunları görmezden gelen bir sendikacılık iddiamız yoktur. Üyelerimizin üzerinde uzlaştığı, onların özlemlerini yansıtan yurt ve dünya sorunları konusunda diyeceklerimiz olmalı. Ama kendimizi tüm sorunların çözücüsü olarakta görmemeliyiz.


EĞİTİM SEN'in Kendine Özgü Bir Üslubu Olmalı, Örgütsel Ahlakı Güçlendirmeliyiz


Günlük insan ilişkilerinde olduğu gibi, toplumsal mücadele içinde de dil ve üslubun önemli bir yeri vardır. Çoğu kez doğru terminoloji doğru kavramların seçilmesi bile yetmemektedir. Seçilen kavramlar üzerindeki vurgu, jest ve mimikler bile itici olabilmektedir.

Kuşkusuz terminoloji kullanımı konusunda özgürlükten yanayız. Ama bizim birlik ve bütünlüğümüze gölge düşürecekse kimi kavramların kullanılmasında elbette daha özenli davranmaya ihtiyacımız vardır.

Esas olarak tam da bu nokta da bir ortak dil, ortak kültür, EĞİTİM SEN'e özgü üslup, bir tarz yaratmaya ihtiyacımız vardır. EĞİTİM SEN'lilik kimliği ve bilinciyle oluşturulacak ortak dil, bu örgütün kültürünü, eğilimlerini, yazılı olmayan kurallarını ortaya koyacaktır. O zaman sendikanın yönetiminde kimlerin olacağı, bugünkü kadar önemli olmayacaktır. Kim olursa olsun örgütün oturmuş geleneklerini bozamayacaktır.

Bu aynı zamanda bir ahlak sorunudur. Örgütsel işleyişte ortaya koyduğumuz yazılı kurallara mutlaka uymalıyız. Bu kurallar içinde kendi işimize geldiği biçimde bir delik aramak veya açmak geçici yarar sağlamış gibi görünse de esas olarak zaten yeterince oluşturamadığımız güven ortamını tümüyle yok etmektedir.

Sosyal mücadelenin içinde bazen öylesine olaylarla karşılaşabiliriz ki, yazılı kurallar bile yetmez. Önemli olan üye vicdanında adaletle, örgütün demokratik gelişimine uygun, anlaşılır, sınırları belli ölçütler, işleyişler ortaya koyabilmektir.

Örgütlerimizde özellikle seçimler döneminde bu tür olumsuzluklara daha bir sık rastlanmaktadır. Kişiler veya gruplar boyutunda karşılıklı karalamalar... Anlaşılmaz işyeri birleştirilmeleri... Seçim yönetmeliği üzerinde küçük çıkar hesapları adına oynamalar... vb., uygulamalar. Bunların tamamı örgütsel ilişkilerde güveni tüketmektedir.

Biz farklılıklarımıza rağmen, birbirine ve üyesine güven veren bir ilişki ahlakına müthiş ihtiyacımız olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda etik bir örgütsel kültür yaratmalıyız.

Örgütsel Başarımızın Anahtarı; Öğretmenlik Misyonumuzdur


Kuşkusuz sendikamız bugünkü koşullarda 4688 sayılı yasayla belirlenen eğitim işkolunda çalışan herkesin örgütüdür. Yani sadece öğretmenlerden ibaret değildir. Bu nedenle özellikle işkolumuzda kendisini azınlık gibi hisseden hizmetli, memur vb. çalışanların sorunlarına özel bir önem ve ciddiyetle sarılıp, sorunlarının çözümünü sağlayarak, azınlık duygusundan kurtarıp güçlü bir örgütün eşit üyeleri duygusunu sağlamamız gerekiyor.

Öte yandan bu işkolunda çalışanların büyük bir kısmının öğretmen olduğu da gerçektir. Yani sendikamız bu doğallığı içinde, aynı zamanda bir öğretmen örgütüdür. Toplumumuzdaki geleneksel öğretmen imajı önemini hâlâ korumaktadır. EĞİTİM SEN Kasım 2001 bülteninde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, en dürüst meslek grubu % 79'la öğretmenlerdir. Örgütlenmede bu imaja sarılmamız şarttır. Kitleye öğretmence yaklaşıp onlarla ilişkilerimizi güçlendirip pekiştirmeliyiz. Kamuoyu bize desteğini, bu imajımızı yükselttikçe artıracaktır.

Bu imajın korunup geliştirilmesi bizim işimizi iyi yapmamızla sağlanacaktır. Bu gün aileler çocukları için iyi eğitim istemekte ve bunun için bir çok özveriye katlanmaktadır. Ayrıca ülkemizde eğitim, 15 milyonu bulan öğrenci sayısı ve bu öğrencilerin anne-babalarıyla 45 milyon nüfusu doğrudan ilgilendiren bir alandır.

Bizler bu alanı etkileyen yegane özne olmalıyız. Ailelerin istediği iyi eğitim öncelikle bizim işimiz olmalıdır.

İşte sendika olarak öğretmenlik misyonumuzun iyi değerlendirilmesi başarımızı belirleyecek ve geleceğe güvenle bakabilmemiz için anahtar olacaktır.


Yüklə 2,07 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   28   29   30   31   32   33   34   35   ...   39




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin