Fikh-i ekber



Yüklə 1.59 Mb.
səhifə63/69
tarix30.12.2018
ölçüsü1.59 Mb.
1   ...   59   60   61   62   63   64   65   66   ...   69

Kıraat Ve Namazla İlgili Küfür Sözleri.

“Fetâvâ-i Zahîriyye”de şöyle yazılmıştır: Kur'an yazıldığı zaman cisimdir, okunduğu zaman arazdır, diyen kimsenin kâfir olduğu ile hükmetmek vacibtir. Bu bahis üzerinde biraz durmak gerekir. Kur'an'ın yaratılmış olup olmadığı konusunda bunun bahsi geçmiştir.

“El-Hulâsa”'da şöyle bir kayıt vardır: Bir kimse tef çalarak ya­hut kılınç oynayarak Kur'an okursa kâfir olur. Ben de derim ki, Al­lah'ı tef çalarak zikretmek de buna yakındır. Hz, Peygamber'e bu şekilde na't okumak da aynıdır, Zikr yaparken el çırpmak da böyledir.

Yine bir kimse Allah'ın kitaplarından herhangi birine inanmaz, yahut Allah'ın vaadlerinden birine, yahut cezalarla ilgili ayetlerden birine iman etmez, yahut Kur'an âyetlerinden herhangi birini ya­lanlarsa, bu kişinin durumu açıktır. Kâfir olduğu noktasında bir ih­tilâf bahis konusu değildir.”

“Cevahir'ul-Fıkh” adh kitapta şöyle deniliyor: Can çekişine za­manında bir kimse kabirde, Kıyamette Sıratta, Cennet ve Cehennem'deki korkuları inkâr ederse yine kâfir olur.” Burada Cennette­ki korkudan maksat oraya girinceye kadar geçirilen korkular de­mektir. Ancak Mutezile Kabir azabına Mizana, Sıratın varlığına hükmetmemişlerdir. Sağlam olan görüşe göre onları bu sebeple tekfir etmek caiz değildir.”

“Fevz'ün-Necât”'da şöyle deniliyor: “Bir kimse herhangi bir me­sele için: “Anlamıyorum, Allah bunu neden Kur'an'da zikretmiştir?” derse kâfir olur. Yani bu söz eğer inkâr şeklinde ise kâfir olur. Eğer öğrenmek maksadına dayalı bir soru sorma tarzında ise o zaman bir mahzur yoktur.

“El-Muhît” adlı Kitapta kaydedildiğine göre İmam Âzam'a: nok­talı “Dat” yerine noktalı “Zı” yahut “Ashab'un-Nâr” yerine “Ashab ul-Cenne” şeklinde okuyan kimsenin durumu sorulunca: “İmamlığı caiz olmaz, fakat bunu bile bile yaparsa o zaman kâfir olur.” buyur­du.

“Tetiminet'ül-Fetâvâ”da şöyle deniliyor; “Bir kimse Kur'an'la, yahut mescidle, yahut şeriat nazarında saygı gösterilen kutsal yer­lerle alay ederse kâfir olur. Yine bir kimse yemin ederken alay ede­rek ve hakaret için Mushaf üzerine ayağını koyarsa, kâfir olur.”

“Cevâhirül-Fikh” adlı kitapta şöyle deniliyor: Bir kimseye; Kur'­an okusana, yahut Kur'an'ı çok okusana, denilse ve bu kimse tevil et­meksizin cevap olarak da: Kur'an okumaktan doydum, yahut onu okumayı çirkin görüyorum, derse, yahut Allah'ın kitabından herhan­gi bir âyeti inkâr ederse, yahut Kur'an'la bulunan hususlardan her­hangi birini eleştirirse, kötülerse, yahut Muâvizeteyn'in Kur'an'dan olduğunu inkâr ederse kâfir olur. Sonradan gelen âlimlerden bazıları demişlerdir ki, ister tevil etsin, ister etmesin, bu sözleri sarfeden kimse mutlaka kâfir olur. Ancak birinci görüş daha doğrudur. Fet­va da bunun üzerinedir.

Yine bir kimse Kur'an'ın tamamını, yahut Kur'an sürelerinden herhangi bir süreyi, yahut Kur'an âyetlerinden herhangi bir âyeti inkâr ederse, hatta bir kelimeyi, yahut mütevater olan bir okuyuş tarzını inkâr ederse, yahut bir kelimenin ve âyetin Allah Kelâmından olmadığına inanırsa yine kâfir olur. Yani bu âyetin Kur'an'dan olu­şu üzerinde ittifak olursa kafir olur. Meselâ; Nemi süresindeki bes­mele âyetinde olduğu gibi. Bütün sürelerin evvelindeki besmelenin Kur'an'dan olduğunu inkâr etmek böyle değildir. Çünkü bunlar Malikîlere göre Kur'an'dan değildir. Şâfiîlerse bu görüşte değildir. Hanefîlerden araştırıcı âlimlere göre, besmele Kur'an'dan müstakil bir âyettir. Sûrelerin arasını ayırmak için indirilmiştir.


Kur'an Okumakla Alay Etmek.

Yine bir kimse Kur'an okunuşunu dinlese ve alay ederek din­lediği bu ses için ,nağme sesidir, dese kâfir olur. Kâfir olmasının se­bebi okuyuşun kendisi ile alay etmesidir. Fakat sesinin çirkinliği dolayısıyla okuyanla alay ederse o zaman kâfir olmaz.”

“Fetâvâ-i Zahîriyye”de şöyle deniliyor: “Eğlence tarzında bir kimse Kur'an'dan bir âyet okursa kâfir olur. Çünkü Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyuruyor:

Muhakkak Kur'an hak ile batılı ayırandır. O eğlence değildir.” 570


Kur'an'ın Sözlerini Kendi Sözü İle Karıştırmak.

“Tetimmefül-Fetavâ”da şöyle yazılıdır: “Allah'ın kelâmını ken­di sözü yerine kullanan meselâ; izdihamlı bir zamanda:

Biz onları topladık” âyetini kendi sözli gibi söylese kâfir olur. Biz deriz ki, o insanları kendisi toplayıp bu izdihamı meydana getirdi­ği zaman böyle bir söz söylerse ancak kâfir olması düşünülebilir. Böyle değilse o takdirde bir izdiham sebebiyle Allah Teâlâ'nın bu âyetini hatırlayarak zikretmesinde bir sakınca yoktur.

“Fevz’ün-Necât”da yine şöyle yazılmıştır: “Bir kimse diğerine:

“Onun evini “Vessemâi vettarik” gibi yap, derse kâfir olur Çünkü o Kur'an'Ia alay etmiş olur.” Ben derim ki: Yine evimi “Vessemâi vettarîk” gibi yaptım demek de böyledir.

“Cevâhir'ül-Fıkh” adlı kitapta yine şöyle deniliyor: “Bir kimse diğerini: evinin üstü yahut ağızı “Vessemâi vettarik” gibidir, derse şeklinde zikretmiştir. Ben derim ki bunu, önceki sözünü takviye ola­rak zikretmiştir.

Yine aynı kitapta (Fevzünnecât)'da şöyle yazılmıştır: “Bir kim­se diğerine: Çorbayı “Kul hüvellahu ehad” ile pişir, derse kâfir olur. Çünkü bu sözü söyleyen bununla alay etmeyi kasdetmiştir.”

“Zâhiriyye” fetvasında şöyle deniliyor: Bir kimse, ihlâs sûresi soyuldu, yahut ihlâs sûresini soydum derse; yahut Tenzil sûresini çok okuyan kimseye; Tenzil sûresinin cebini boşalttın, derse kâfir olur.” Ben derim ki; fetva sahibi burada Tenzil kelimesinden temsil manasını kasdetmiştir. Bu sebeple “EI Muhît” adlı kitapta: “Elem Neşrah leke”nin cebini boşalttım, dese kâfir olur.” denilmektedir. Çünkü bu sözden belâ ve genişlik zamanlarındaki Kur'an okumaya devam manasını değil, alay mânasını kasdetmiştir.

“Zahiriyye”de yine şöyle deniliyor: “Bir kimse, falanca İnnâ A'taynâ'dan daha kısadır, derse kâfir olur. Çünkü bu söz alay manasındadır. Yahut bir kimse bir hastanın yanında Yasin sûresini oku­yan kimse için alay ederek: Yasin'i ölünün ağzına lokma yaptı der­se kâfir olur.

Yine bir kimse insanları cemaatla namaza davet edip kendisi: Tek başıma kılacağım, çünkü Allah Teâlâ, (İnnessalâte tenhâ) bu­yuruyor, derse kâfir olur. Bu söz de alay mânasındadır. Çünkü böy­le bir sözü sarf eden kişi âyeti küçümseyerek “Tenhâ” kelimesini Türkçedeki tenhalık mânasına almıştır. Hz. Peygamber sallellahu aleyhi vesellem: “Kur'an'ı kendi reyi ile tefsir eden kâfir olur.” bu­yurmuştur. Bununla beraber yukarıdaki kişi kelime ve mânasını değiştirerek söylemektedir.

“El-Muhît”adlı kitapta şöyle deniliyor: Kur'an okurken şaşıran kimseye, alay maksadı ile “(Ölümün şiddetinden) Bacak bacağa dolanmıştır.” 571 âyetini okuyan, yahut bir kadehi doldurup getirdikten sonra: “Hem dolgun kadehler var.” 572âyetini okuyan, yahut alay yollu : “Dağlar yürütülmüştür de serap olmuştur.” 573 âye­tini okuyan, ölçme ve tartma yaparken: “Tarttıkları yahut ölç­tükleri zaman eksik yaparlar.” âyetini alay maksadı ile okuyan kimse kâfirdir. Çünkü Kur'an'ı kerim ile alay etmek küfürdür.

Bir kimse bir yerin ahalisini toplayıp: “Biz onları topladık, hiç kimse bırakmadık.” âyetini okursa, yahut: “Biz onları toplamakla topladık” âyetini okursa, yahut “Onları bizim yanımızda topladık derse kâfir olur. Bu sonuncu söz ile kâfir olmasının sebebi açık de­ğildir. Çünkü Kur'an'da böyle bir âyet mevcut değildir. Yalnız Kur'­an'da bulunan bir kelimeyi sözleri arasında diğer sözlerle karışık olarak zikretmek İslâm âlimlerinin ittifakı ile küfür değildir. Bu­nunla beraber yani kâfir olduğunu söyleyen, Kur'an'da böyle bir kelimenin bulunduğu hususunda hataya düşmüştür. Yine alay kasdi ile bir kimse “Vennaziâti nez'an, yahut Nüz'an” derse kâfir olur.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   59   60   61   62   63   64   65   66   ...   69


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə