Hidayet önderleri hz. Fatima (A. S) Müellif: Komisyon (Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı) Tercüme


- Hz. Fatıma'nın (a.s) Şahadet Tarihi



Yüklə 0,75 Mb.
səhifə33/36
tarix20.11.2017
ölçüsü0,75 Mb.
#32369
1   ...   28   29   30   31   32   33   34   35   36

12- Hz. Fatıma'nın (a.s) Şahadet Tarihi


Hz. Fatıma'nın (a.s) hicrî on birinci senesinde vefat ettiğinde kuşku yok. Çünkü Resulullah (s.a.a) hicrî onuncu senede Veda Haccı'nı yapmış ve on birinci senenin başlarında vefat etmişti. Tarihçiler, Fatıma'nın (a.s), babasının vefatından sonra bir seneden daha az bir süre yaşadığı hususunda görüş birliği içindedirler. Ayrıca onun, babası hayatta iken, gençliğinin baharında ve sağlıklı olduğu da bilinmektedir. Ama vefat ettiği gün ve ay hususunda derin farklılıklar var tarihçiler arasında.

Bazılarından Fatıma'nın (a.s), Resulullah'tan (s.a.a) sonra altı ay daha yaşadığı rivayet edilmiştir. Bazıları, doksan beş gün yaşadığını, bazıları da yetmiş beş gün veya bundan daha az bir süre yaşadığını söylemişlerdir.

Örneğin İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Fatıma (a.s), hicretin on birinci senesinin cemaziyelahir ayının üçüncü gününe denk gelen salı günü vefat etmiştir."[288]

İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Fatıma (a.s) vefat ettiği zaman yaşı, on sekiz yıl, yetmiş beş gündü."

Cabir b. Abdullah el-Ensarî'den şöyle rivayet edilmiştir: "Peygamberimiz (s.a.a) vefat ettiği zaman Fatıma'nın yaşı, on sekiz yıl, yedi aydı."[289]

Ebu'l-Ferec İsfahanî şöyle der: "Fatıma (a.s), Resulullah'ın (s.a.a) vefatından bir süre sonra vefat etmiştir. Bu sürenin ne kadar olduğu hususunda ihtilâf vardır. En fazla olduğunu söyleyenlere göre altı ay, en az olduğunu söyleyenlere göre de kırk gündür. Fakat İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s) gelen sahih bir rivayette Fatıma'nın (a.s) Peygamberimizden (s.a.a) üç ay sonra vefat ettiği belirtilmektedir."[290]

Böylece erdemlerle, örnek menkıbelerle, esasî duruşlarla ve şerefli konum almalarla dolu o görkemli hayat sona erdi. Doğduğu gün, şehit edildiği gün ve diriltileceği gün, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun.

Hz. Fatıma'NIN (a.s) İLMÎ MİRASI


"İlk Müslümanlar, Resulullah'ın (s.a.a) bütün sözlerini ve fiillerini kaydetmişlerdi. Peygamberimizin (s.a.a) sözlü ve fiilî sünneti, bu ilk kuşaktan ikinci kuşağa ve sonraki kuşaklara aktarılmıştır."[291]

Hiç kuşkusuz, "İlk kuşak Müslümanlar içinde Peygamberimizin söz ve davranışlarını en iyi ve en çok görüp koruyanlar; onunla en çok beraber olan, onunla en yakın ilişkiler içinde olan ve zamanlarının büyük bir kısmını onun yanında geçiren ve başka münasebetlerle sık sık onun yanına girip çıkan kimselerdir."[292]

Buna göre, Peygamberimizin (s.a.a) hayatının son yıllarında Müslüman olan Ebu Hüreyre gibilerindense, ilk günden itibaren Peygamber'in (s.a.a) yanında olan sahabelerin birinci derecede bir rol oynamaları gerekirdi. Oysa hadis kaynakları, Ebu Hüreyre gibi Peygamber'in (s.a.a) hayatının sonlarına doğru Müslüman olan kimselerin rivayetleri ile doludur ve bunlar, Hz. Peygamber'le sınırlı bir ilişkileri olduğu hâlde, Peygamber'in (s.a.a) sözlü ve fiilî sünnetinin başta gelen kaynakları olarak kabul görmüşlerdir. Bu yüzden objektif araştırmacılar, her zaman bu gibi kimselerin rivayetlerine kuşkuyla bakmışlar, onlardan ellerinden geldiğince uzak durmuşlar. Aynı şekilde, peygamber olarak görevlendirildiğinin ilk gününden vefat ettiği güne kadar Resulullah'tan (s.a.a) ayrılmayan, özellikle Hz. Peygamber'in yanında özel bir yeri olan Ali (a.s) ve diğer bazı seçkin sahabelerden de binlerce hadisin rivayet edilmiş olmasını kimse garipsemez, yadırgamaz. Fakat nedense hadis kaynaklarında, Peygamber'in (s.a.a) hayatının son üç yılında yanında bulunan kimselerden aktarılan rivayetlerle mukayese ettiğimiz zaman, Ali (a.s) gibilerinden aktarılan hadislerin miktarı son derece az kalıyor.[293]

"Nitekim Şia kaynaklarında 'Fatıma Mushafı'ndan söz edilmesini de yadırgamamamız gerekir. Bu Mushaf ki, Ehl-i Beyt İmamları'ndan (hepsine selâm olsun) gelen rivayetlerde zikredilmiştir.[294] Çünkü Hz. Zehra (a.s) hayatı boyunca babasından hiç ayrılmamıştı. Babasını sürekli gözetliyor, hizmetini görüyor; sözlerini, hadislerini, verdiği haberleri ve konuşmalarını dinliyordu ki, amcasının oğlu Ali'yi (a.s) istisna edersek, başka hiç kimsenin böyle bir şansı ve imkânı yoktu."[295]

Hâl böyleyken, Hafız Suyutî'nin, "Fatıma'nın (s.a) rivayet ettiği hadislerin toplamı onu geçmez." dediğini ve Hafız Bedehşanî'nin, "Fatıma'dan rivayet edilen hadisler on sekiz tanedir." dediğini duyduğun zaman, bunu tuhaf karşılamaz mısın? Bu arada Aişe'den iki binin üzerinde hadisin rivayet edildiğini gözünüzün önüne getirin! Oysa Aişe, ancak hicretten sonra Peygamberimizle (s.a.a) beraber olmuştur ve bu da on seneden daha az bir süredir. Buna karşılık Hz. Zehra (a.s), rivayetlerde belirtilen en az süreyi esas alsak bile on sekiz, rivayetlerdeki en fazla süreyi esas alsak, yirmi sekiz yıl babasıyla beraber olmuştur.

Üstad Tevfik Ebu İlm bizzat bu noktaya parmak basarak şunları söylüyor: "Hz. Fatıma (a.s), babasından birçok hadis duymuştu. Bazen bizzat babası söylediklerini yazmasını emrediyordu. Oğulları Hasan ile Hüseyin ve babaları Ali ile torunu Fatıma bint-i Hüseyin (mürsel olarak); ayrıca Aişe, Ümmü Seleme, Enes b. Malik ve Selma Ümmü Rafi' (Allah onlardan razı olsun) ondan hadis almışlardı. Bunun yanında birçok Kur'ân ilmini de öğrenmişti. Geçmiş şeriatlara dair bilgisi de oldukça genişti. Okuma yazma biliyordu. Allah, onu ilimle diğerlerinden ayrıcalıklı kıldı. [Fatıma, ayrıcalığa sahip olan demektir.] Babası Allah'ın elçisiydi ve dinî hususlarda ona yol gösterecek, dünya işlerini daha kolay çözmesine yardım edecek şeyleri sayfalara yazdırıyordu. Çünkü Fatıma (a.s), Allah'tan korkup sakınan ve Allah'ın eğitip öğrettiği Ehl-i Beyt'in bir ferdiydi."[296]


Fatıma Mushafı


Hz. Zehra (a.s), tam bir ilim ve takva eğitilmişi, örneğiydi. Bu iki alanda da geniş bir birikime ve yetkinliğe sahipti. Doğrudan Resulullah'tan (s.a.a), hüküm, adap, ahlâk ve Ehl-i Beyt'in fazileti ile ilgili olarak rivayet ettiği hadisler bunun en somut örnekleridir. Birçok müellif, ondan rivayet edilen hadisleri "Müsned-i Fatımatü'z-Zehra" adı altında toplamıştır. Bunların başında Suyutî (ölm: H. 911) gelir. İkincisi, Seyyid Hüseyin Şeyhu'l-İslâmî Tuyserkanî'dir ki, Hz. Fatıma'nın (a.s) Peygamberimizden (s.a.a) rivayet ettiği ve Fatıma'nın (a.s) Resulullah (s.a.a) ile ilgili toplam 260 hadisini toplamıştır. Üçüncüsü, Şeyh Azizullah Atarudî; dördüncüsü de, Şeyh Ahmed Rahmanî el-Hemedanî'dir ki, "Fatımatü'z-Zehra Behcet-u Kalbi'l-Mustafa" adlı eserinde Şiî ve Sünnî kaynaklarda Fatıma'dan (a.s) nakledilen 84 hadisi toplamıştır.

Bu noktada, Seyyid Haşim Maruf el-Hasanî'nin, rivayetlerde zikredilen "Fatıma Mushafı" hakkında yazdıklarına göz atmanın yararlı olacağını düşünüyoruz. Yazar bu eserinde Fatıma'nın (a.s) ilminin genişliğini; Allah, Resulullah (s.a.a) ve Resulullah'ın Ehl-i Beyti nezdindeki faziletini uzun uzun anlatır. Allah ondan razı olsun, şöyle der: "Durum böyle olunca, Hz. Fatıma Efendimizin (a.s), Hz. Peygamber'den (s.a.a) ve kocasından şeriatla, ahlâk ve adapla, gelecekte meydana gelecek olaylarla ve alt üst oluşlarla ilgili olarak duyduklarını bir yerde toplaması yadırganacak bir şey değildir. Nitekim evlâtları olan Ehl-i Beyt İmamları da Fatıma'dan (a.s) kalan mirasın içinde bu Mushaf'ı da birbirinden miras almışlardır."[297]



Yüklə 0,75 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   28   29   30   31   32   33   34   35   36




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin