İstanbul ansiklopediSİ istanbul Hanımı Resim : Sabiha Bozcalı



Yüklə 5,85 Mb.
səhifə20/91
tarix11.09.2018
ölçüsü5,85 Mb.
#80346
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   91

Çuhadar Ağalık Enderûnu Hümayunda çok mühim bir mevki idi. Pâdişâhın sonsuz, mutlak yetkili vekili olan sadırâ-zamlar azledildikleri zaman. - sadırâzamlık alâmeti olan «Mührü Hümâyûn» u (Padişahın mührünü) o vezirden Çuhadar Ağa gidip alır, sadırâzam olan vezire de yine Çuhadar Ağa elifle gönderilirdi. Eğer yeni bir sadırâzama Mührü Hümâyûnu silâhdar Ağa. götürür ise, o vezirin fevkalâde itimâdı şahaneyi kazanmış bir zat olduğuna delil sayılırdı.

Sarayda yıllarca hizmet ve kıdemle ulaşılmış bir mevki olduğu için Çuhadar Ağa hemen daima 55-65- yaş arasında kimseler olmuşdur. Bundan ötürüdür ki Çuhadar Ağalar-vazifelerinden ekseriya emeklilik ile ayrılırlardı, kendilerine refah temin edecek bir maaş bağlanırdı.

Çuhadar Ağanın vazifeleri şunlardı: Cuma ve bayram namazları alaylarında, pâdişâhın maiyetinde dört koğuşa men-sub zülüflü ağalardan kaç kişi bulunacak ise onları seçmek, seçdirmek ve alaylarda onların başında bulunmak; alaya yaya olarak katılır, pâdişâhın atının sağında ve hemen üzengisi yanında yürürdü.

Kalabalık maiyetle mesire gezilerinde, sayfiye göçlerinde pâdişâhın daima yanında bulunurdu. Fakat bahar, yaz ve güz aylarında sayfiye göçleri ve mesire gezileri sık

İSTANBUL


sık yapıldığından, yaşlı Çuhadar Ağayı yormamak için, aynı işi görmek üzere bir «Ri-kab Başçuhadarlığı» ihdas edilmişdi ve bu zabitliğe delddem gözetilmeden sadece liyakat aranarak Hasodalılardan bir genç ağa tayin edilirdi. Padişahlar sayfiye göçlerine veya tenezzühe giderken, 'saray aııa-nesinee maiyetinde bulunması lâzım gelen Çuhadar Ağa ile Rikabdar Ağa (B.: Rikabdar Ağa) Topkapusu Sarayında bırakılır, onların yerine ayni vazifeleri görmek üzere Fakâb Başçuhadarı Ağa götürülürdü; ve o gezilerde, göçlerde, Enderunun aşağı koğuşları olan Hazine, Kiler ve Şef erli koğuşlarından seçilen uzun boylu, eli ayağı düzgün, veçhen güzel kırk nefer delikanlı da «Rikâb Çuhadarları» adı ile Rikâb Çuhadarının emrine verilirdi.

Bu rikâb çuhadarları delikanlılardan da biri «Pabuççu» biri de «Çizmeci» unvanını alırdı (B.: Pabuççu, Çizmeci).

Rikâb Başçuhadarı Ağa ayrıca Bostan-cıbaşı Ağanın, Büyük ve Küçük Mirahur Ağaların, Kapucular Kethüdasının, pâdi-- şah maiyetindeki peyklerin, solakların, Fi-likai Hümayun Hamlacılarının, hülâsa Topkapusu Sarayının bütün dış hizmet ocaklarının da en büyük âmiri idi.

Fâtih Sultan Mehmed devrinden kalmış bir saray an'anesi olarak padişahlar sabah namazlarını Enderunun zülüflü ağaları ile beraber cemaatle kılarlardı (B.: Pâdişâh). Çuhadar Ağa da, sarayın en büyük zabitleri arasında mahfili hümâyun altında namaz, kılardı.

Sarayın aşağı hizmet .ocakları «Bostancı Ocakları» adı altında toplanmışdı (B.: Bostancı Ocakları), işlerine göre ayrı ayrı da isimleri vardı, hammallar ocağının adı «Heybeciler Ocağı» idi. Çuhadar Ağa-nm hizmetinde de «Heybeci» adı ile bir nefer bostancı hammal bulunurdu. Çuhadar Ağa Enderunda dolaşırken de önü sıra «Çuhadar Ağa Çakır salanı» denilen bir uşak yürürdü. Enderun ananesince zülüflü ağaların büyük zabitlerden birinin yolu üstüne çıkması ayıp, saygısızlık bilinirdi, çakır salanı görenler hemen çekilip bir münasib yere gizlenirlerdi.

Bibi.: Tayyarzâde Ata, Enderun Tarihi.

ÇUHADAR AĞA SOKAĞI — 1934 Belediye Şehir Rehberine göre (Pafta 29), Ka-dıköyünün talimhane semti sokaklarından; meşhur Altıyol ağzındaki altı sokak-

— 416İ
ANSİKLOPEDİSİ

dan biridir; Altıyol ağzı ile Yoğurtçu Şükrü Sokağı arasında uzanır (1964).

ÇUKUR — İ'stanbulun hâneberduş pırpırıları argosunda «makad, kıç»; aynı'argoda tas, kâse, künbed, davul, küfe, boğça, semer, çömlek isimleri de aynı anlamda kullanılır.

BM.: F. Devellioğkı, Türk Argosu.

ÇUKUR, ÇUKURCU — Halk ağzı deyim; Mezar ve mezarcı anlamında, fakat tezyif,. tahkir yolunda kullanılır; meselâ: «Çukurunda hortlasın!...» bâzan da, nefsine levm ile: ((Hayatımda kadrim bilinmedi, ölünce sessizce bir çukura tıkıverin» denilir. Onyedinci asır başlarında namlı vezirlerden Kuyucu Murad Paşa ulemâdan Çeşmizâcte Efendinin büyük iyiliklerini görmüşdü, sadırâzam olunca ilk işi, mâzul olan o efendiyi Haleb kadılığına tâyin ettirmek oldu; bunu çekemeyenlerden biri yaşı seksenin üstünde olan Murad Paşayı şu beyit ile hicvetmişdi:

Halebe kadı oldu Çeşmi Hoca

Çukurunda bula Çukurcu Koca

CUKURBOSTAN ÇUKURBOSTANLAR

Istanbulun suyu şehir dışındaki kaynaklardan gelir, ve hepsi de şehirden hayli uzaktadır. Bizans İmparatorluğunun dev-



ÇUKUR BOSTAN

Edirnekapusu Çukurbostam (1934 Belediye Şehir Rehberinden)

ÇUKURBOSTAî?

let merkezi daha V. asır ortasında, Trakya üzerinden yürüyüb gelen düşman orduları tarafında muhasaralar altına konmuş, ve bu düşmanların büyük şehri teslime zorlamak için ük işi, şehrin su yollarını tahrib etmek, şehri susuz bırakmaya çalışmak ol-muşdu. Bu tehlikelere karşıdır ki, Bizanslılar evlerinin altına yapılanlardan gayri şehrin muhtelif yerlerinde de büyük büyük yeraltı sarnıçları yapmışlardı. Kendilerine has mimarî bir hüviyet taşıyan bu yeraltı kapalı sarnıçları, zamanımızda îstanbulda Bizans kalıntısı eserler arasında turistik bir kıymet taşımaktadır (B.: Binbirdirek, Yerebatan).

Ev, mesken sarnıçları ve umumî büyük kapalı sarnıçlar, şehrin içme suyunu muhafaza etmiş, kaba ihtiyaçlara gereken su stokları içinde büyük açık sarnıçlar ya-pümışdır. Bilhassa îstanbulun Türkler tarafından fethinden sonra, muazzam derin birer havuzdan başka bir şey olmayan bu açık sarnıçlara ihtiyaç kalmamış, zemini bir mikdar toprak ile dolmuş veya doldurulmuş, birer bostan hâline konmuş ve şehir içindeki diğer bostanlardan ayırd edilerek «Çukurbostan» ismini almışlardır; . biri Edirnekapusu civarında, biri Sultanse-limde, biri de Altımermerde üç çukur bostan vardır.

Edirnekapusu Çukurbostam — Fâtihden E-dirnekapusuna, giden Fevzipaşa Caddesi üzerindedir; Fâtih tarafından gelindiğine göre sağ koldadır, imparator ikinci Teodosiyos (hükümdarlığı 408 - 450) devrinde şehir valisi Aetiyus tarafından 421 yılında yap-dırılmıştır; bu zâtın adına nisbetle, yâhud Vonos sarnıcı diye de anılır; 244 metro uzunluğunda, 85 metro eninde ve 15 metro derinlikdedir; asırlar boyunca bosdan olarak kullanılmış, 1935 - 1940 arasında Vefa Spor Kulübüne verilmiş ve bu ku-lüb tarafından futbol oyun sahası yapılmış, sonra da bu saha bir



ÇUKURBÖSTAN

— 4İ62


İSTANBUL

ANSİKLOPEDİSİ

— 4163 —

ÇUKURBOSTAN SOKAĞI YANÖÇtNI





Jl

\ V
stadyum şekline konmuşdur; bu satırların yazıldığı sırada «Vefa Stadyomu» adını taşımakta idi.

Altımermer Çukurbostam — İmparator Birinci Leoıı (hükümdarlığı (457-474) devrinde Bizans hizmetindeki gotlarm ser-gerde-general Aspar tarafından 471 den önce yapdırılmışdır; bir kenarı 152 metro uzunluğunda kare şeklinde bir sarnıç - havuzdur, hâlen 8 metro derinliği vardır, aslında derinliğinin 10 metrodan fazla olduğu tahmin edilebilir. Duvarları kesme taş ve tuğla ile örülmüşdür. Bostan olarak kullanıla gelmişdir; 1934 Belediye Şehir Rehberine göre Cevdetpaşa Caddesi, Sırrıpaşa Sokağı, Gökalp Sokağı ve Köprülüzâde Sokağı arasındadır.

Sultanselim Çukurbostam — Sultanselim Camii yakınında, 1934 Belediye Şehir Rehberine göre Sultanselim ve Yavuzselim caddeleri arasındadır; İmparator Birinci Anastasios (hükümdarlığı 491 - 518) tarafından yapdırılmışdır, ortodoks kilisesi azizlerinden Ayios Mokios adına inşâ edilmiş bir kilisenin yakınında olduğu için, Mokios Sarnıcı diye anılmışdır. 170 metro uzunluğunda, 140 metro eninde ve 15 metro derinlikde olup, fetihden az sonra içinde yapılan evlerle ve on altıncı asrın ikinci yarısında inşâ edilen küçük bir mescid ile bir mahalle olmuş, mescidin banisinin adına nisbet ile de Hatib Muslihiddin Mahallesi adını almışdır (B.: Çukurbostan Mescidi). 1934 Belediye Şehir Rehberinde aynı ismi taşıyan mahallenin sınırı Çukurbostam çok çok aşmış, Sultanselim Camiini içine almışdır (Pafta: 8/100); yine aynı paftada Çukurbostanın içinde Şefkatbos-tanı Sokağı ismi ile bir sokak, ve bostan içindeki mahalleye dağılmış, 9 dâne isimsiz çıkmak sokak görülür.

ÇUKURBOSTAN DEFÎNESİ VAK'ASl — Dördüncü Sultan Mehmed'in vezirlerinden Kara Murad Paşasın sadaretinde, bir gün paşakapısma bir kadın gelerek'Çukurbostan duvarının içinde bir define bulunduğunu, geceleri mumlar yanıp ışıklar çıktığını söyledi. Defderdarlıktan tayin edilen bir zâtın emrine verilen ırgatlarla, kadının gösterdiği köşede Çukurbostanın kârgir duvarı, gayet güçlükle bir mikdar yıkdırıl-dı. «Çukurbostanda define varmış!» sözü büyük şehrin her tarafına yayıldı, bir kısmı -en uzak semtlerden gelen seyirci kala-

GÖKALP S.

CEVDETPAŞA CADDESİ

Altımermer Çukurbostam (1934 Belediye ŞeMr Rehberinden)

SULT/INSf L/M CAMii AVLUSU

/ ^Rus^T^-


OD

7 ^^£1*1(4

Sultanselim Çukurbostam (1934 Belediye Şehir Rehberinden)

balığı, bir kaç gün meraklı ve heyecanlı anlar yaşadı; ırgatların her kazma darbesinde bir altın şakırtısı beklendi. Fakat bütün ümidler boşa çıktı. Halk bu sefer Murad Paşayı dile düşürdü: «Koca vezir aklı kısa bir avrat sözüne uyup da define arattı», «Meğer bu kadın vaktiyle Mevlevi Koca Mehmed paşaya da gitmiş ve ayni defineyi haber vermiş; fakat Mehmed Paşa: — Var çıkar senin olsun! diye başından savmış imiş» dediler.

Bibi: Nâimâ Tarihi, V.

ÇUKURBOSTAN MESCİDİ — Sultanselim semtindedir; Hadikatül Cevami şu malûmatı veriyor: «Banisi Muhzir Sinan kulu denmekle maruf Hafız Muslihiddin Mustafa Efendidir; Sultan Bayazıd Camiinde imamlık yapmış ve Haseki Camiinin de ilk hatibi olmuşdur, oradan Sultan Se-

Çukurbostan Mescidi (Plân; Ömer Tel)

-lim Camiine, yapısı tamamlanınca da Sü-leymaniye Camiine hatita olmuşdur; mer-kadi Kovacı Dede Türbesi yanındadır ve ölüm tarihi 973 yılının receb ayındadır (Ocak 1566); bu mescidin mahallesi vardır.»

Çukurbostanda mescidin yanındaki evde doğmuş büyümüş Mustafa Akdura şunları söylemişdir; «Ahşab çatısı 1934 de çökdü, dört taş duvar kaldı; son imamı hâlen Yeni Camiin imamı olan Cevdet Efendidir; mescid avlusundaki müezzin meşrutasında da hâlen Sultan Selim Camii müezzini olan Raf et Temel oturmaktadır.» (Nişan 1964).

Kareye yakın müstatil plânlı ve kesme taşdan yapümışdı; cebhesinde kapunun sağında bir son cemaat mihrabı, solunda da bir pencere vardır; mescid, iki yan duvarında da ikişer mihrap duvarında iki olmak üzere ceman 7 pencere ile aydınlatılmışdı; durumu tehlikeli görüldüğü için 1963 yılın-

da Vakıflar idaresi tarafından yıkdınlmış olan minare cebhenin sağında, kapusu da mescid içinde, müezzin mahfilinde idi.

Şehrin o semtinde muazzam bir kadim sarnıcın içinde mahallesini teşkil eden bağçeli ahşab evlerle beraber bu mescidin pek şirin bir görünüşü vardı. 1965 de tââ-mir ve ihyası hemen hemen imkânsız denilecek kadar perişan idi.

Halid ERAKDAN

ÇUKURBOSTAN SOKAĞI YANGINI

— 1959 yılında aşk intikamı yolunda kundakla çıkarılmış bir yangın olup, benzerine rastlanmaz vak'alardarıdır; aşağıdaki satırlar 21 Temmuz tarihli Hürriyet Gazetesinden nakledilmişdir:

«Eski bir eroin imalcisi olan ve son zamanlarda mesleği (i) bırakıp parasız kalan 50 yaşındaki Hüsnü Soysal, on beş gün evvel çok sevdiği karısı Hayriye'den, mahkeme karariyle ayrılmış ve genç kadının Sultanselim Caddesi Çukurbostan Sokağındaki (Çukurbostam boydan boya kateden bu sokak 1934 Belediye Şehir Rehberinde Şefkat Bostanı Sokağı adı ile gösterilmişdir.) 24 numaralı evinin tam karşısında bir ev tutmuştur.

«Bir müddetten beri annesi, dört kardeşi ve üç akrabası ile beraber oturan Hay-riyenin evini, içindekilerle beraber ateşe vermeyi tasarlıyan Hüsnü, daha gündüzden gerekli malzemeyi hazırlamıştır.

«20 litrelik bir bidon benzin alan Hüsnü, bir metrelik bir sopanın ucuna bir pa-.ket pamuk bağlamış, herşey hazır olduktan sonra akşam erkenden yatmıştır. Saat l sıralarında kundak sokmak için yatağından kalkan Hüsnü, biraz sonra Aynalıka-vaktaki filim deposu yangınını görmüş ve yangını sonuna kadar seyretmiş, saat 3.30 da dışarı çıkarak eski eşinin evinin yanına gelmişdir. Bir bidon benzini açıp pencereden içeri boşaltmış ve ucu pamuklu kundağı kullanmaktan vazgeçerek bir kibrit yakıp içeri atmıştır.

«Tek kibrit koca binayı yakmaya kâfi gelmişdir. Hüsnünün döktüğü benzin, Hay-riyenin bu odada yatan Ahmet Topçay ve Kemal Topçay isimlerindeki kardeşlerinin yüzüne geldiğinden, iki kardeş hemen uyanmıştır. Yüzlerinden hafifçe yanan Topçay kardeşler evdekiler! uyandırmışlar, böylece onları diri diri yanmaktan kurtarmışlardır.

ÇUKURCUMA CADDESİ

4164


İSTANBUL

ANSÎKLOPEDÎSİ

— 4165

ÇUKURCUMA ÇEŞMESİ





bendinin inşasüe Galata, Beyoğlu ve Bo-ğaziçinin bir kısmı bol suya kavuşmuş, ve buralarda sarayın ve devrin ileri gelenleri de hayır olarak çeşmeler yaptırmışlardı. Bu arada Birinci Sultan Mahmudun hazinedarlarından Ömer Ağa da Tophaneye bir yokuş hâlinde inen Çukurcuma Caddesi üzerinde^ camiin tam karşısına güzel bir çeşme yaptırmıştır.

Çeşme oldukça büyük, dört yüzlü ve kefeki taşmdandır. Evvelce bir meydan ortasında olduğu anlaşılan çeşmenin arkasına sonradan yapılan binalar dayanmışdır.


«Hâdiseye el koyan zabıta, eve kundak sokulduğunu öğrenince, saat 4 sıralarında Hüsnünün kapısına dayanmışlar, eski karısının evinin yanışını sigara içerek seyreden Hüsnü, polisler kapısını çalınca brovning tabancasını şakağına dayamış, tetiğe basmışsa da silâh inkıta yapmış, patlamamıştır. Bunun üzerine bıçağını çeken Hüsnü karnına bir kaç defa saplamış, polisler içeri girdikleri zaman kendisini kanlar içinde yerde bulmuşlardır.

«Vaziyeti çok ağır olan ve Gureba Has-tahanesine kaldırılan Hüsnü hâdise hakkında şunları söylemişdir:

— Bunlar beni mahvettiler, soyup soğana çevirdiler, sonra yüz vermediler, ben karıma âşıktım, Hayriye beni terkedince, onu da, evini de, sülâlesini de yakmaya karar verdim... Bu, aşk yangınıdır!... demiş-dir.

ÇUKURCUMA CADDESi — Beyoğlu Merkez Nahiyesinin Firuzağa Mahallesinde, Boğazkesen Caddesi ile Altıpatlar ve Hacıoğlu Sokakları arasında uzan) r ve bu iki sokakla bir üç yol ağzı kavuşağı yapar. Boğazkesen Caddesi tarafından gelindiğine göre sağ tarafda Ekmekçi Camii Sokağı, Dalgıç Çıkmazı, Yazıcı Çıkmazı, Hacı Osman Çıkmazı, Çukurcuma Camii Sokağı ve Taktak Yokuşu ile kavuşakları vardır; sol tarafda da Hacı Gülü Sokağı ile bir kavuşağı olup 1934 Belediye Şehir Rehberinde'gösterilmenıişdir (1934 Belediye Şehir Rehberi, pafta 14, numara 165).

Paket taşı döşeli, sağa sola kavisler çizen ve sonlarına doğru dikleşen bir yoldur; iki yanı boyunca 2-3 katlı çoğu kagir evler sıralanmışdır; Boğazkesen Caddesi ile kavuşağı yakınında sağ kolda Çukurcuma Bostanbaşı Hamamı,' az ötede sol kolda Çukurcuma Sürahi Hamamı, hamam kurbin-de ömer Ağa Çeşmesi (yapısı 1144 = 1731-1732), sağda çeşme karşısında da Çukurcuma Camii bulunmaktadır. Bu caddede 5 oto tamirhanesi, l garaj, 3 mobilya atölyesi, l marangoz, l radyo imalâthanesi, l depo, l sobacı, l koltukçu ve l kahvehane vardır; Firuzağa Mahallesi muhtarlığı da bu cadde üzerindedir; kapu numaraları 1-77 ve 2-74 dür (Mayıs, 1964).

Hakkı GÖKTÜRK

ÇUKURCUMA CAMİİ — Tophane'de Firuzağa Mahallesinde, Çukurcuma Cadde-

si ile Çukurcuma Camii Sokağı köşesinde-dir; Hadikatül Cevami şu malûmatı vermektedir: ((Banisi Şeyhülislâm Molla Fe-nâridir ki ismi şerifleri Mehmeddir, ceddi Şemseddin Mehmed bin Hamza 751 (1350) doğmuşdur. Osmanlı Devletinde ilk Şeyhülislâmdır, 833 (1430) da hacca gitmiş,. 834 de (1430-1431) de Bursada vefat etmiş-dir. Çukurcuma Mescidinin banisi Mehmed Efendinin künyesi Muhiddin Mehmed bin Ali bin Yusuf Bâli îbnül Fenâridir, validesi de îbnül cezerînin oğlu Ebülhayr'ın kızıdır. Mehmed Efendi 948 (1541-1512) de şeyhülislâm oldu ve Kanuni Sultan Süley-manın devrinde bu makamda üç sene kaldı, 952 de (1545) emekliye ayrıldı, 954 (1547) de vefat etti. Babası Ali Efendi kadıasker-kerlik, dedesi Yusuf Bâii de Bursa Kadılığı yapmışlardır.»

Dört kârgir duvar üzerine atılmış kiremit örtülü bir çatıdan ibaret olup müstatil plânlıdır; sokak dan çift merdivenle çıkılır; merdiven sahnı üstü kiremitli bir saçakla örtülüdür. Medhalin iki yanında birer ah~ ş ab odacık vardır; bu kısım camiin asıl yapısına bir ek gibi görünmektedir. Son: cemaat yeri, ibadet sahnı ve kadınlar mahfili gaayetle genişdir. Son cemaat yerinin sol tarafında yan sokağa, açılır bir kapu vardır, kadınlar mahfiline de o tarafta bulunan bir merdivenle çıkılır; kadınlar mahfilinin ön tarafı parmaklıklı olup ortası küçük bir balkon çıkıntısı teşkil eder. İbâdet:, sahnında ve kadınlar mahfilinin altında sağlı sollu iki maksure vardır, minare ka-pusu sağ tarafdaki maksurededir. Ahşab minberde kafesli bir «Sakalı Şerif).- yeri vardır. Cami 18 pencere ile aydmiatılrnış-dır. 1964 ramazan bayramından sonra basit bir tamir görmüşdür. Ahşab çatısı çok

harab durumda idi.

Hakta GÖKTÜRK

ÇUKURCUMA CAMlî ÇIKMAZI — 1934 Belediye Şehir Rehberine göre (Pafta 14, mahalle numarası 165) Beyoğlu İlçesi Merkez nahiyesinin Firuzağa Mahallesi sokaklarından; Çukurcuma Sokağı üzerindedir; yerine gidilip şu'satırların yazıldığı sıradaki durumu tesbit edilemedi (1964).

ÇUKURCUMA CAMİÎ SOKAĞI — Beyoğlu Merkez Nahiyesinin Firuzağa Mahallesinde, Çukurcuma Caddesi ile Taktaki Yokuşu arasında uzanır, bir dirsekli bir yol-

dur, isimsiz bir sokak ve Palaska Sokağı ile bir dört yol ağzı yapar (1934 Belediye Şehir Rehberi, pafta 14, numara 165); Çukurcuma Caddesi ile olan kavuşağı köşesinde Çukurcuma Camii bulunmaktadır; çoğu ikişer katlı kagir ve ahşab evler arasında geçer, l bakkal, İ aşçı dükkânı vardır; kapu numaraları 3-45 ve 2-30 dur (mayıs, 1964).

Hakkı GÖKTÜRK

ÇUKURCUMA'ÇEŞMESİ— 1731 yılında Bahçeköyde Birinci Sultan Mahmud

Çukurcuma Camii (Resim ve plân; Ömer Tel)


— 416-7 —

— 4166

ÇUKURCUMA HAMAMtr

kad'ın Reşadiye kazasından Bay Yusuf Yılmaz tarafından işletilmekte idi.

Sabah Gazetesinin 18 Ağustos 1876 tarihli nüshasındaki bir haberden, bu hamamın Şerife Hanım adında bir kadının mülkü iken Fâtih Askerî Rüşdiyesi muallimlerinden Hacı Emin Efendiye olan borcu dolayısiyle ve müzayede ile 620 altına satıldığı öğreniliyor, ermeni hamamcı eline o tarihden sonra geçmiş olacaktır.


Çukurcuma Sürahi Hamamı (Plân: Ömer Tel)

ÇUKURCUMA HAMAMI

Çukurcuma Çeşmesi (Resim; N. Kirven)

Çeşmenin sol tarafındaki büyük bir çınar ağacile bunun gölgesine sıkıştırılmış bir kır kahvesi buranın hayatının eski günlerinden kalmış bir kırıntı halindedir. Çeşmenin yola bakan' cebhesinde ayna taşında yularca Taksim suyu akıtmış iri bur burma bronz musluk kalmış, kırılmış mermeı yalağı yolun kaldırımları içine gömülmüştür. Ayna taşının sivrice kemeri üzerinde çer beyitli dört satırlık şu kitabe okunmaktadır:

Sâhibülhayrâd. Ömer Ağa ki Hak Zâti pâkin etti memd lıüs-sıfât Hâzini Sultân Mahmud Hân oîup



> Hayra mail hakka kaâildir o zât Şimdi inşâ eyleyip bu çeşmeyi

; Etti sakayı müminini! mü'mlnât İzni sultaniyle bir hayr etti kim Hak vere âna einânı âliyât Hak kabul edip bu hayrı eyliye Mazhan ve!bâkiyat-üs-sâlihât Dediler ehli siihan târihini Rûhefzâ çeşmei mâ'ül hayât H. 1144 (1731)

Çeşmenin sol yüzü üzerinde uzatılmış bir kurşun borudan Terkos suyu akmaktadır (1963).

Saadi Nâzım NİRVEN

ÇUKURCUMA HAMAMI,- BOS-TANBAŞI HAMAMI — Beyoğlunda Firuzağa Mahallesinde Çukurcuma; Caddesinde, bu caddenin Ekmekçi Camii Sokağı ile olan kavuşağı köşesin-dedir; Boğazkesen Caddesinden gelindiğine göre sağ koldadır (Çukurcuma Caddesinde bir hamam daha vardır; B.: Çukurcuma Sürahi Hamamı).

Beyoğlunun Nakşidil Vâlidesul-tan hayrı ve vakfı bol suya kavuşdu-ğu 1831 târihinden az sonra yapılmış küçük ve çok güzel bir tek hamamdır;

İSTANBUL

1965 de aynı zamanda sahibi olan Sarıgan Küçükköseoğlu adında bir ermeni vatandaş tarafından işletilmekte idi; pazar günleri bütün gün erkeklere, diğer günler sabahları saat 6-10 arası erkeklere, 10-18 arası kadınlara, 18-22 arası yine erkeklere açılmakda idi.

Caddeye açılan kapusundan camekâna 16 basamak taş merdiven ile inilir; bu merdivenin tam karşısında dirsekli bir ahşab merdiven ile de üst asma kat soyunma peyke ve odacıklarına çıkılır; camekânın sokağa ve arka tarafa açılan pencereleri bu üst kat odacıklarıdır; camekânın alt kısmı ortadaki fener pencerelerinden ışık alır. Alt katda, giriş merdiveninin sağında genişçe peykeli soyunma bölmesi, sol tarafında da beş göz soyunma odacığı vardır; bu alt kat peykeli bölme ve odacıklar penceresizdir. Ortada bir mermer havuzcuk vardır. Came-kânda sol tarafta bir kapu-da hamamın külhan avlusuna açılır.

Asıl yıkanma yerine girince, önce so-ğuklukda enlemesine bir tonos kemer al-

Çukurcııma Bostaııbaşı Hamamı (Plân: Ömer Tel)

ANSİKLOPEDİSİ

tında mermer peykeli bir bölme, onun sağında iki kurnalı bir soğuk halvet, solunda da dar bir koridor üzerinde iki göz temizlik ot kurnası ve iki ayakyolu vardır.

Soğukluktan tek kurnalı ve beşik kubbe ile örtülmüş bir bölmeye girilir; bu bölmenin solunda beşik kubbe ile örtülmüş iki kurnalı bir halvet vardır; sağ tarafında da iki halvet ile hararenin asıl büyük sahnı bulunmaktadır; halvetlerden biri müstatil şeklinde tonos örtülü ve beş kurnalı, diğeri kare şeklinde ve yarım küre kubbecik ile örtülü ve üç kurnalıdır.

Büyük yıkanma sahnına gelince müstatil şeklinde ise de, iki ucundan birer kemer atılmış ve orta kısmı kare şeklini almış ve bu orta kısmın üstü yarım küre bir kubbe ile örtülmüşdür; ortada kare şeklinde bir göbek taşı ve etrafında on kurna vardır; böylece 'Çukurcuma Bostanbaşı Hamamı 23 kurnalı bir hamamdır; erkeklere açıldığı zaman dışarda iki natır ve içerde bir dellâk, cem'an üç uşak çalışmakda idi.

Camekân, asıl şirin yapısını muhafaza etmektedir, tamir denilerek betonlaştırılır ise pek yazık olur.

Bibi.: R.E. Koçu, Erdem Yücel, Hakkı Göktürk, Mehmed Koçu, gezi notu, Ağustos, 1965.

ÇUKURCUMA HAMAMI, SÜRAHİ HAMAMI — Beyoğlunda Firuzağa Mahallesinde Çukurcuma Caddesinde, Boğazkesen Caddesi tarafından gelindiğine göre Çukurcuma Caddesinin bir yokuş hâline gelmeye başladığı üst tarafında, Çukurcuma Camiinin karşısında sol koldadır (Çukurcuma Caddesinde bir hamam daha vardır; (B.: Çukurcuma Bostanbaşı Hamamı).

Beyoğlunun Nakşidil Vâlidesul-tan hayrı ve vakfı bol suya kavuş-duğu 1831 târihinden sonra yapılmış küçük bir tek hamamdır. 1965 de sahibi Prapyon Kamber adında bir ermeni olup 1963 den beri To-


— 4168

ANSİKLOPEDİSİ

— 4169 —

inaklarından bir kaçı da bu balçık tabakası ..altında kalmışdır. Merdivenin üst basamak hizasından itibaren iki yan duvar ve çeşme serapa kesme taşdan örülmüşdür. Soldaki duvarda demir bir trabzan mevcud olup sağ duvardaki eşi kaybolmuş, yâhud çalmmışdır. Klâsik üslûbda olan Çukur Çeşmenin kitabesi yokdur.


Yüklə 5,85 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   91




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin