Saçimin beyazindaki AŞK



Yüklə 160.16 Kb.
səhifə1/2
tarix14.08.2018
ölçüsü160.16 Kb.
  1   2

  1. Sayfa 4 tanıtım yazısı… Sevgili okuyucu, bu hikâye, belki büyük bir aşkın, belki de bir hastanın psikologuna itiraf etme şeklidir, bu kitabı yazarken kaç kez ağladım bilmiyorum, gözümden süzülen yaşlarda saklı, mavi gözlü aşkım, OHRİ. Buna, değerli zamanınızdan bir bölüm ayırarak okursanız siz karar vereceksiniz, . . .. KİM BİLİR, İÇİNDE BELKİ SİZDE VARSINIZ. H.Mazlum . Sayfa 5………….. TEŞEKKÜR Zorlu yolculuğumda bana desteğini esirgemeyen,………….yayınlarına, Berduşane tavırlarıma rağmen,on beş yıldır beni sevip,tüm sıkıntılarıma katlanan,sevgili ,KARIM,a.sevgisini ve desteğini hiç bıkmadan sürdüren,canıma can katan,ANNE,me,68 yılını heybesinde taşıyan ve bu heybeden bizi her daim doyuran,BABA,ma.,etim tırnağım ABLA,ma.,ve en önemlisi, canlarım ciğerlerim,sol yanım, KIZIM ve OĞLUM,a., benim OHRİ,yi tanımama vesile olan sevgili dostum ÜMİT GÖKTAŞ.a., milyon kez. TEŞEKKÜRLER. Hayatımda olmaya Sonsuza kadar devam edin… Sayfa 6 . SAÇIMIN BEYAZINDAKİ AŞK

'Bir kadını sever gibi bir gölü, bir şehri sevebilir misiniz?'



İyi muhafaza edilmiş eski kenti, Ortaçağ dönemine dayanan hisarları, yüksek sayıdaki kiliseleri [365adet],Manastırları ve Camileriyle, milyonlarca yaşındaki gölüyle güzel insanlar şehri OHRİD... Karımdan başka hiç bir şeye ve kimseye aşık olmam diyordum... OHRİ’ YE âşık oldum... . Sayfa 7 Çocukluk yıllarım da başladığım fotoğrafçılık, resim çekme aşkı, bende değişik yerler görme ve fotoğraflama duygusunu doğurdu. Yılların verdiği bu aşk şimdilerde yazma tutkusuna dönüştü. bir çok yer gördüm ve gezdim Makedonya daki bir şehir ve bu şehrin milyon yaşındaki gölü OHRİ beni tam anlamıyla kendine aşık etti. ……………………………………………………… Çare oluyorsun ya yalnızlığıma içim yeşeriyor, oturuyorsun ya sessiz masama, kalabalık oluyor yüreğim. Hele birde gülüyorsun ya işte o zaman tam oluyor yarım kalbim. …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………. Sayfa 8 Çocukken bana büyüyünce ne olacaksın diye soranlara hep fotoğrafçı derdim dağları bayırları çiçekleri kuşları gölleri denizleri insanları her şeyi resimleyeceğim bir sürü fotoğraf çekeceğim ben büyüyünce resimci olacagım derdim. Gezeceğim değişik yerler değişik şehir ve ülkeler gezeceğim her yerin ve her şeyin resmini çekeceğim derdim ve bana kızanlara adam gibi bi meslek seç bu nasıl hayal diyen büyüklere şu cevabı verseydim diyorum……… Seni ne mutlu ediyorsa onu yap.ve insanların ne düşündüğüne asla aldırma..[A.SERİOUS MAN.]………………………………………….. Yıllarca bunun hayalini kurduktan sonra orta, okul yılların da resim çekeceksin tamamda peki niye yazmıyorsun sorusu takıldı aklıma ve yazma ya da o zamanlar karar verdim hem çekip hem yazabilirim şiir yazarım hikâye belki bi gün roman bile yazarım. Bu aşk 25 yıl kesintisiz devam etti bana bi arkadaşım sürekli memleketi olan Makedonya dan bahsederdi ohrid diye biyer var ohri gölü var muhakkak git gör derdi resimlerden tanıdım önce ohriyi sonra gidip görmeye karar verdim……………………………………………………………………….. Sayfa 9 Uzun zamandır hayalini kurduğum makedonyaya gidiyorum biletimi aldım .uçağım 7.30 da kalkıyor beni Üsküp hava limanından daha önceden tanıştığım arkadaşım ohri li ıliana alacak ve oradan otobüs yolculuğuyla ohri,ye gideceğiz. Çok heyecanlıyım orada geçmişten izler bulacağım Osmanlının yani atalarımın 600 yıl yaşadığı milyon yaşındaki gölü göreceğim. 1 buçuk saatlik bir zaman diliminden sonra nihayet havalimanındayım uçaktan iniyorum ve bekleme salonuna doğru ilerliyorum gözlerim Iliana yı arıyor… Sonra, işte o ses..İliana…hey hakan merhaba yolculuğun nasıl geçti. Merhaba ıliana çok ıyi teşekkür ederim sen nasılsın….Iliana….bende iyiyim gidelim mi. Evet gidelim sabırsızlanıyorum öhri yi görmek için….hava limanından ayrılıp yola çıkıyoruz yolculuğumuz uzun sürüyor yollar biraz bozuk ama olsun sonunda ohri var. anlamsız şekilde içimde orayı, gölü görme arzusu var .. yolculuğumuz bitiyor.ve ben Büyük aşkım OHRİ deyim …Iliana sen yorgunsun hemen eve gidelim bişeyler yer, dinleniriz . İstediğin zamanda çıkar gezeriz. istersen yarına bırakalım gezintiyi göl manzarası eşliginde oturalım sadece diyor… Bende kabul ediyorum evın bahçesinden gölün manzarası bi harika, büyüleyici. burada saatlerce oturabilirim sadece seyretmek bile benim için büyük, tarifi imkansız bir duygu..mutluluktan ayaklarım yere basmıyor. Aşkım bir kat daha büyüyor,.o gün ıliana yla gece yarısına kadar oturup şarabımızı yudumladık. Hayatımda yaşadığım en güzel günlerden biriydi.. Karım razı olsa çocuklarımla birlikte ömrümün sonuna kadar burada yaşayabilirim..karım belki bu sevdamı kıskandığı , belki de yaşadığımız ülke ve şehirden vazgeçmek istemediği için böyle bir durumu kabul etmiyor ve buda beni biraz üzüyor bende ülkemi insanımı yaşadığım şehri seviyorum tabiî ki fakat burada dedim ya tarifi imkansız bir sihir var beni benden alan burada olma isteği uyandıran…saatlerdir suya bakıyor hayaller kuruyorum. Kıyısında gezdiğimi oltamı alıp balık tuttuğumu sandal gezintiler yaptığımı , karıma onu ne kadar çok sevdiğimi anlattığım şiirler yazdığımı hayal ediyorum.. en güzel şiir daha yazılmamış olandır diye düşündüğüm için milyonlarca şiir yazmak istiyorum insanların hangi şiiri karıma hangisini ohriye yazdığımı düşünmesini beni analiz etmeye çalışmasını beni bu gölün kendine ne denli bağladığını çözmesini istiyorum… bu arada ıliana harika bir dost harika bi arkadaş dedesiyle birlikte büyük evlerini hostel şeklinde kullanarak insanları konuk ediyor gölü ve şehri tanıtıyor.bende bu şekilde tanıştım onunla ve .arkadaş olduk………… ben saatin kaç olduğunun farkında bile değildim, ıliananın sesiyle irkildim kendime geldim yatalım dinlen istersen yarın gezimize başlarız dedi kabul ettim ve ilk gün böylece sona ermiş oldu..karımın ve çocuklarımın kokusu bir yanda ohrinin kokusu bir yanda yastığa başımı koyduğum gibi uyumuşum…………………….tanrım,harika bi gündü müthiş haz aldım.. ................................................................................................................. Bir fikri benimsediğinizde, değişimden korkmayın bazen en kötü..,sizin için en iyi olabilir . . . ………………………………………………………….. …………………….YANLIZLIK …………………………………………. yoksun... olmadı bu gece sabah. ılk defa uzun geliyor nöbet, sensizlik nöbeti bu . çıldırasım var yani.. yani, anlayamamışım şimdiye kadar,yalnızlığı, buymuş demek.sensizlikmiş büyük yalnızlık … 40 dan sonra bile öğreniyor insan, vay be diyor buymuş yalnızlık… .…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… Günün erken saatinde o müthiş kokuyla uyandım ohri nin kokusu çiçeklerin en güzelinde bile yok balıklarının sesini duyar gibiyim. Sanki bu gölde yaşamaktan duydukları mutluluğu anlatıyorlar şarkılar söylüyorlar,başımı kaldırıp camdan dışarıya baktığımda uzaktaki kayığında balık avlayan amcayı görüyorum yapma diyesim var,onları ohriden ayırma..harika bi manzara penceremden o mis gibi havayı soluduktan sonra giyinip bahçeye çıktım .çok erken bir saat ortalarda kimsecikler yok. Tabi ya onlar buralara alışık belkide bana geldiği kadar güzel bile gelmiyordur.. beklide ohride yaşayanların içinde bile yoktur benim gibi buraya aşık olan….aşkın sebebi yok,,,,sadece olunur. Ne zaman geleceği belli olmaz, derdi büyük babam, ne kadarda haklıymış öylesine sebebini merak etmeden sorgulamadan sevdim ohriyi, çok ilginçtir ilk tutkum bi arkadaşımın bana gösterdiği resimlerle başladı aşk…ve şimdi buradayım inanılmaz duygular yaşıyorum kimi zaman anlam bile veremediğim mutluluklar.damarlarımda dolaşan Osmanlı kanı belki beni buralara aşık eden belki çok seviyor olmam doğayı, suyu,balıkları kuşları insanları değişik yaşamlar keşfetmeyi.,belki hayal kurmayı ,sorunsuz gamsız, kedersiz bi dünyada sevdiklerimi kucaklamayı..sebebi her ne olursa olsun seviyorum işte aşığım karım beni öhriden kıskansa da iki sinede yüreğimde yer var… ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… SENINLE OLMAK VARYA.... Suya hasret çiçek, zeytin dalı belki bir begonya………………….. tam solmuşken,
,,bir damlayla canlanmak...boğulmuşken sessiz karanlıkta,tam kaybediyorum derken yolu
kurtarıcı gibi açar güneş .pırıl pırıl olur kalbin..ve fırtına soğuk yağar ya kar için donar.
Üşür yüreğin sonra sıcacık bir soba bir fincan çay ve sigaranı yakarsın hatıralar yüklü odanda…

İŞTE AYNEN ÖYLE…..



Bahçenin öbür ucundan sesler geliyor, uyandılar seslerini duyuyorum güzel bir kahvaltı yapalım daha sonra gidip dolaşırsınız diyor dedesi ıliana ya, beni bahçede görünce şaşırıyorlar çok erken kalkmışın diyor bana ıliana. .evet erken kalktım mis gibi bir kokuyla uyandım buranın sabahı harika uyumak mümkün mü? Gölün kokusuna bahçenizin kokuşu eklenmiş kuşlar balıklar şarkı söylüyor sabahın sessizliğinde müthiş bi konser havası var. Iliana gülümseyerek bakıyor yüzüme tamam ,tamam diyor sen susmayacaksın hadi kahvaltımızı edelim..peki diyorum sustum kahvaltı bitene kadar içimden konuşacağım..bu sözüme dedesi de gülüyor ıliana nın senin arkadaşın deli kızım diyor .hani haksızda sayılmaz ya 65 yıldır bu gölün yanı başında yaşayan bi adama göle olan aşkımı anlatıyorum….kahvaltımızı edip çıkmaya karar veriyoruz.o kadar sabırsızım ki bi çırpıda ne bulduysam yiyip hazırlanmaya gidiyorum odama döndüğümde ıliana hala yok ben o kadar hızlı davranmışım onun bir suçu yok elbette.. neyse az sonrada oda geliyor ve şehir turumuz başlıyor nihayetinde. Göl nasıl olsa artık benden kaçamaz deyip şehri ve kliseleri aynı zamanda Çar Samoil kalesini görmek istiyorum.. biraz sohbetten ve yürüyüşten sonra, dirim nehri ve ohri gölü arasında kalan park alanına geliyoruz. hediyelik eşya satıcıları tezgahlarında müşteri bekliyor fast food çularda öyle değişik lezzetler sunuyorlar. Park alanında küçük bir plaj var yüzmek isteyenler için hazırlanmış, ben şimdilik tercih etmiyorum.merak ettiğim yerler var onları gördükten sonra tüm zamanım ohrinin. Çok fazla insanın bilmediği tatlı su yengeciyle paylaşacağım tabiî ki o güzelim suları olsun kıskançlık yok… bu doğal parka ismini veren st.neum klısesıne gidelim diyor ıliana kabul ediyorum bi süre sonra 10.yüzyıldan kalma manastırın kalıntıları üstüne 16. yüzyılsa inşa edilmiş ortadoks klısesı st.neum bizi tavus kuşlarının inanılmaz güzelliğiyle karşılıyor. St.neumun mezarı da klisenin içinde bide inanması zor hikayesi var söylentiye göre mezara kulağınızı dayadığınızda st.neumun kalp atışlarını duymanız olası bi durummuş benim öhrini sesini duyduğum gibi…kliseden ayrılıyoruz .kentte birde türk çarşsı var hediyeli eşyalar oymacılık ve el sanatından örnekler bulunuyor. Müthiş türk esintisi almak ülkemden uzakta Türklerle birlikte olmak harika bi duygu bazı esnaf dostlarla kısa muhabbetlerimiz oluyor Türkiye den geldiğimi duyunca seviniyorlar istanbulda bursa da akrabaları varmış sanki onlardan birini görmüş kadar seviniyorlar beni gördüklerine… dostlardan ayrılıp gezimize devam ediyoruz. Antik tiyatro Ayasofya klisesi sveti naum manastırı gibi görecek cok yer var fakat ben kaleyi görmek istediğimi söylüyorum ıliana ya hiç itiraz etmiyor candan sıcak bir dost sorularımı bıkmadan usanmadan yanıtlıyor yorulmadan beni gezdiriyor minnet borcum var arkadaşıma….zaten her yeri görmeye kalkmak imkansız 365 klise varmış yani insanlar her gün birine gitse olur çok ilginç….biraz dinlenip bir şeyler içtikten sonra yola koyuluyoruz, kale kentin yüksek bi yerinde ilk Makedon devlet kurucusu çar samoil,in ismini taşıyor kale tarihte bir çok kez yıkılmış fakat daha şaşalı bir şekilde tekrar, tekrar inşa edilmiş. Göle kadar uzanan surları müthiş güzellikte buradan şehri seyretmek büyük aşkım öhriye bakmak kollarımı açıp onu buradan kucaklamak öylesine haz veriyor ki tarifi imkansız..kollarımı açıyorum ve öhri koynumda sanki sarılıyor öpüyorum sanki sevişiyorum büyük aşımla ..şaşkın gözlerle bakıyor bana ıliana burada doğup büyümüş biri olarak benim ohride ne bulduğumu merak ediyor onun göremediği neyi gördüğümü düşünüyor büyük ihtimalle …… KALENİN ĞÖRÜNÜŞÜ… ÇAR. SAMOİL KALESİ bu harika bir gezinti oldu benim için fakat artık eve dönmek zorundayız .hem yorulduk hem akşam olmak üzere .. . İŞTE ÖYLE. İlk gördüğünde aşık ol istemişim bana. yargılamadan,. .görünüşüme aldırmadan,öylesine.. yani durup dururken,sanki benden daha iyisi yok, daha yakışıklısı yokmuş gibi.. Kargaya yavrusu şahan görünür ya, işte öyle… ………………………………………………………………………… nasıl aşık olmaz nasıl kara sevdaya yakalanmaz insan bakın bu güzellik kimde. Var.her haliyle zarafetiyle inci inci bakısıyla güzel kara sevdam her daim böyle kal. Mavi inci diyorlar sana mavi gözlüm gözlerine vuruldum ben senin serin sularına yengecine, midyene balığına kocaman dev bir ana oluşuna…...….dönüş yolunda hiç aklımdan çıkmıyor yüksekten kuşbakışı gördüğüm mavi kız ohri…hayal alemindeyim…eve döndüğümüzde yemeğe yetişiyoruz çok şanslıyız diyor ıliana evet diyorum çok şanslıyız,yada ben çok şanslıyım hayallerime kavuştuğum için büyük iskenderin büyük şehri ohrid deyim ohri gölündeyim aşkıma kavuştum sevdamı hayallerimi 20 yılımı kucakladım..hadi bakalım gençler sofraya diyor dede,bu kadar gezinti bu kadar gevezelik yeter. Birazda seyredin bakalım yemeğinizi yiyin şarabınızı yudumlayın ohriyi seyrederek… Yemek ve sohbetimiz keyifli geçti. Ohrinin kucağında dostlarla sohbet etmek balık yiyip, şarap yudumlamak Türküler söylemek aşka dair ve hatırlamak HZ. MEVLANANIN o güzel dizesini… Öyle ucuz değil gül koklamak, Gül tutan ele diken batmalı, Bir aşka gönül veren, O aşkın kapısında yatmalı… . Bilmem daha nasıl anlatmalı. Her halde ben daha güzel anlatamazdım. Bir mayıstı ohriyi ilk görüşüm ve yine bir mayıs olsun istiyorum sonraki buluşmamız. Daha sakince daha az insanla paylaşıyorsunuz ohriyi mayısta. bu gece uzun olsun istiyorum herkes yatınca yalnız kalmak ohriyle konuştuğunu duymak bana hoş geldin demesini duymak istiyorum. biraz bencil bir fikir ama kimseyle paylaşmak istemiyorum benim yarim benim aşkım olsun istiyorum, hayalden ibaret olsa da…sanki oturduğum sandalye değil de beni sallayanın ohri olduğunu düşünüyorum. Şefkatle sarmış sarmalamış kulağıma aşk şarkıları söyleyip uyutuyor beni ohri tıpkı küçük bir çocukken annemin yaptığı gibi onun kadar şefkatli onun kadar sevecen sanki hep onunla olsam ölmeyeceğim hissi doğuruyor bende sonsuzluğa erişeceğim onunla hayal belki, belki bitmesini istemediğim bir rüya… ne zaman ve nasıl uykuya geçtiğimi hatırlamıyorum bile gözümü açtığımda yine o müthiş koku ve ıliananın sesi sana bir sürprizim var diyor bana merak ediyorum o zaman hadi kahvaltıya diyor müthiş bir sofra hazırlamış yine balığı sevdiğimi biliyor tabii.. sofrada taze ekmek ve sarımsaklı sos eşliğinde balık çorbası var daha önce balık çorbası yemiştim ama bu farklı geldi bana öhriyle beraber olunca her şeyin tadı farklı bir çırpıda içiyorum çorbamı. Gezi zamanı geliyor çünki görülecek çok yerler var. ılina sveti jovan kilisesine gidelim diyor. Klise MİLÇO MANÇEVSKİ, nin yağmurdan önce filmine konu olmuş bence buranın en güzel klisesi ve konum olarak ta harika bir yerde siz karar verin işte klise…haksız mıyım sizce,burası hemen benim favorim oluyor ohriyi buradan görmek çok güzel buradan aşağı kanatlanıp uçmak isterdim serin sulara dalıp çıkmak öpücük yağmuruna tutmak ohriyi.ıliana benden dostlarına bahsetmiş bir kaçıyla burada buluştuk onlarda şaşkınlıkla dinledi ohriye olan aşkımı ne kadar anlam yüklediler aşkıma orası meçhul tabiî ki bana deli divane gözüyle mi bakıyorlar yoksa burayı seven bir Türkiyeli olarak mı çok merak ediyorum doğrusu.ıliananın arkadaşları ohri meydanına gidip kahve içmeyi öneriyor tabi kıramıyoruz onları buradan meydan gideceğiz ..burada sadece kliseler yok camilerde var onları da görürsün dediler bana birazdan meydana doğru yola çıkacağız..biraz daha ohri manzarasını seyrettikten sonra meydandayız işte meydan…ve işte minaremiz. Güzel Osmanlının yaptığı camii…küçük şadırvan bana memleketim bursa daki ulu caminin yanındaki şadırvanı hatırlattı bu onun küçüğü ama olsun benziyor…. . Mümkün olsa koysam seni cebime, götürsem memleketime. Matarama doldursam ohriyi, ve bahçeme döktüğümde, öhriye dönüşse..bahçe. bi daha hiç ayrılmasam mavi gözlü aşkımdan……………………………………………………. . Zaman çok hızlı akıyor şehir güzel insanlar güzel her şey çok güzel fakat ben ohrime yakın olmak istiyorum ılianaya bugün geziyi biraz erken bitirelim gidip ohriye karşı bahçemizde oturalım diyorum beni kırmıyor dostlarımızdan ayrılıyoruz isterseniz yarın bitolaya baba dağına gidelim orayı da gör diyor ıliananın arkadaşlarından biri olur diyoruz ve ertesi gün görüşmek üzere ayrılıp doğruca bahçemize gidip oturmaya karar veriyoruz ıliana önce biraz alışveriş yapalım diyor eli boş dönmemek lazım elbette alışverişi tamamlayıp evin yolunu tutuyoruz ve ben nihayet mavi gözlü aşkım ohriye kavuşuyorum tekrar. .ohrim kehribar rengi, dağ kekiği tadında. daimi sakinleri balıklar ve tatlı su yengeçleriyle koro eşliğinde karşılıyor beni hafiften coşmuş sanki gelişime sevinmiş gibi duruyor yerinde seni hiç terk etmeyeceğim hep burada olacağım sen hep gel diyor bana içtiğim sigaranın kadehimdeki şarabın tadı bi farklı aldığım nefes daha temiz gözlerim daha iyi görüyor kalbim daha heyecanla atıyor mavi gözlü aşkım antibiyotik gibi iyileştiriyor beni..daha sağlıklı bakmamı sağlıyor hayata karımı çocuklarımı tüm dostlarımı herkesi daha çok sevmemi sağlıyor. Yaşa diyor bana daha çok yaşa. Yaz, beni yaz, aşkımızı yaz diyor… vefalı aşkım, ohrim seni yazıyorum dünya duysun herkes bilsin diye seni yazıyorum efsane olsun sana olan tutkum bir ohri vardı ve bire hakan desinler onların aşkı Leyla ile mecnun Ferhat ile şirin gibi desinler onların aşkı Allah aşkı desinler. Tarih yazsın bizi nesiller sonrada okunsun hikemiz 600 yıl sonra buradan Osmanlı atalarımızın geçtiğini nasıl biliyorsa dünya benimde buralardan geçtiğimi bilsin….ohriyle hakan koysunlar efsanenin adını … mevzu ayrıntıda saklı.... diyorlar ya.. sen yinede takılma fazla ayrıntıya aklın sınırını aşmakta saklı orda özüyle yetin gerçeğin. seni sevenleri sev....sevmeyeni de asla unutma....dediğimi hatırlıyorum bir gün,bir arkadaşıma acaba şimdi bendemi aklın sınırını aşıyorum acaba ohride beni seviyor olabilir mi aşkıma karşılık verir mi…sorusu oluşuyor içimde sonrada olsun karşılıksız aşklar yok mu böylede severim varsın öhri beni karımın sevdiği gibi karşılıklı sevmesin ben severim onu anlar beni belki bir gün o anlamasa balıkları yengeçleri midyeleri anlar ohrimin anlatırlar onu ne kadar sevdiğimi evime dönünce ona hasretim büyüyeceğini belki bir daha onu göremeden ölüp gideceğimi… ohrim duyuyor musun bunca lakırdı sana ,ah bir dile gelsen konuşsan benimle uyur muyum bir daha sen susana kadar sabırla beklemez miyim sıra bana geldiğinde dilim damağım kuruyana kadar anlatmaz mıyım sana olan aşkımı ohrim mavi gözlü sevdiğim…. …………………………………………… . Sevmekten ve ölmekten korkmayın. Sevmek duyguların en yücesi, ölmek sizin olmayanı iade etmektir…. Felsefesiyle yaşıyorum. Yani karımı sevmekten nasıl vazgeçmeyeceksem seni sevmekten de vazgeçmeyeceğim gözlerimi kapayana dek.yıllar yılları kovalayacak belki, belki elim ayağım tutmayacak bir gün ama seni hiç unutmayacağım her fırsatta sana koşacağım seni kucaklayacağım karımda hak verecek bana bir gün seni neden bu denli sevdiğimi oda anlayacak bir kez görmüş olsaydı seni havanı bir kez solumuş olsaydı zaten anlardı işte o zaman kıskanmazdı ikimizi anlam yüklerdi duygularıma ve oda vazgeçemezdi senden gelmek isterdi her fırsatta oda sana buluştururdu ikimizi işte o zaman ayrı ,ayrı yaşamak zorunda kalmazdım sizlere olan aşkımı sohbetler ederdik dertlerimizi sana anlatır içimizi sana akıtırdık zaman, zaman gözyaşlarımızla sulardık seni çoğalırdın belki.. …………. ıliananın gelişiyle hayal dünyasından çıkıyorum içeride hazırlıkları yapmış oda bana katılıyor bugünki geziyi sevdin mi diye soruyor bana tabiî ki sevdim ıliana sevmemi harika bir gün daha geçirdim sana minnet borcum var sende bursa ya gelirsen bir gün bende seni gezdiririm güzel yerler var bizde de dağa çıkartırım seni ulu dağımız güzeldir bizimde diyorum kısmet deyip gülümsüyor bana karşılığını beklediğim için seninle ilgilenmiyorum biz dostuz diyor. Gerçektende iyi bir dostsun diyorum ona hadi karşılıklı iltifatları bırakalım yemeğimizi yiyelim diyor. Yemekler yine harika yemekten sonrada sohbetimiz saatlerce sürüyor ıliana yla sonra ben artık seni yalnız bırakayım dinlen yarın bitola ya ordan da baba dağına gideceğiz diyor iyi geceler dilekleriyle sabah görüşmek üzere ayrılıyoruz ben yerimdeyim o gidiyor sadece zaten nereye gidebilirim mavi gözlü ohrimi bırakıp, gece yarısına kadar seyrime ve ohri yle olan hayallerime devam ediyorum taaa ki uykuya yenik düşünceye dek. …sabah uyandığımda kuşların cıvıltısıyla karışık mavi kızın kokusu odamda burnumun direğinde yine sonsuza kadar koklayabileceğim o güzel koku..o kadar zinde o kadar sağlıklı uyanıyorum ki burada bazen çok halsiz uyanırdım oysa, kalkmak istemezdim yatağımdan burası, ohrim bunların hiç birinden eser bırakmadı bende sanki 10 yaş gençleştirdi beni … Sabahın erken saatleri gün aydınlanmamış daha kehribar rengi yani sabah. Seyrediyorum penceremin kıyısından ohrimi, beni tam manasıyla mesut edende asıl bu çeşit seyir sefaları zaten. ve ayrılıp gittiğimde evime döndüğümde yani, cefada ruhumu tavlandıran bir sır olduğuna inanacağım. ayrılmak zor gelse de elbette çok özlediğim karıma ve çocuklarıma döneceğim yani bir yanım tam olurken bir yanım hep eksik olacak hep bir araya gelemedikçe… berduşane tavırlarım sürecek yine karım katlanmaya devam edecek bu hallerime. Savaşım hiç bıkmadan usanmadan devam edecek kavuşma hayalimle… Ve bir gün sen, ben, karım ve çocuklarım. bir arada olma ümidiyle…………………………………………………………………………Gün aydınlandı ve artık sabah kahvesi zamanı bahçeye çıkıp kahvaltı masasına doğru gidiyorum kimsecikler yok daha fakat az sonra çıkageliyor gül yüzlü dede ve ıliana meşhur çorbamız hazır olana kadar kahvelerimizi yudumluyoruz çorbalarımızı içip çıkalım arkadaşım bekler diyor iliana ve hazırlanıp çıkıyoruz çarşıda buluşmak için anlaştığımız arkadaşla buluşuyoruz kısa bir sohbetten sonra yola koyuluyoruz .uzunca süren bir yolculuktan sonra bitola da yız buradan 5 kilometre kadar uzaklıktaki bir köye gidiyoruz dedi ıliananın arkadaşı biraz ilerledikten sonra bol tozlu ve sık ağaçlıklı bir yola giriyoruz köye varmak biraz zamanımızı alıyor yollar zorlu fakat köye ulaştığımızda bambaşka bir güzellik içinde buluyorum kendimi. Iliana yla arkadaşı profesyonel dağlara tırmanmak sorundeğil onlar için fakat benim gözüm pek yemiyor doğrusu diyorum ki arkadaşlar biraz dinlenip karnımızı doyurduktan sonra tırmanabildiğim kadar dayanabildiğim kadar sizinleyim sonrasına söz veremem bu köyü görmek bile keyif verici benim için belki güzel köy yemeklerinden yeriz akşam üstü sonrada ohri ye döneriz .. teklifimi kabul ediyorlar nede olsa misafirim ya başka ne yapsınlar .. bir süre dinlenip lafladıktan sonra yürüyüşümüz 2 saat kadar sürüyor ve ben pes ediyorum onlara kalsa pelister e kadar gidecekler. Onlar için üzgünüm ama maalesef diyorum daha fazlasına dayanamayacağım ve dönüş yolundayız dağın mis gibi havasını solumak ciğerlerime iyi geldi içtiğim sigaraların bir kısım zehrini alıp götürdü benden.kendimi yenilenmiş vosvos motoru gibi hissediyorum şu an…ılina aslında yukarı çıkabilseydik daha çok keyif alacaktın diyor fakat bana buda yetti diye cevap verip kestiriyorum mevzu yu resimleriyle idare ederim diyorum gülüyorlar bana ama olsun elimden gelen bu kadar daha fazlasını gücüm yetmez bir an önce köye inip bir şeyler yemek istiyorum kısada olsa gezi beni kurt gibi acıktırdı.bir kuzuyu tek başına yiyebilirim.bir süre sonra tekrar köydeyiz tanıdıkları bir köylüye misafiriz oda sağ olsun içten samimi biri yemekleri hazır etmiş bile,krallara layık bir sofrada bizi ağırlıyor karnımızı doyurduktan sonra kaç kez teşekkür ettiğimi hatırlamıyorum bile o kadar acıkmışım ki..uzunca sohbet ediyoruz benim hikayemden bahsediyorlar köylüye onlarda şaşkınlıkla dinliyor kim bilir neler düşünüyorlardır hakkımda,haksızda değiller ben olsam onların yerine ne düşünürdüm ki deli bu herif yahu derdim,muhtemelen onlarda demişlerdir zaten…bu arada zamanımızda tükeniyor yolumuz uzun dönmemiz lazım hafızamdan silinmeyecek bir gün daha geçirdim bu güzel insanlarla gönlümde bundan sonraki hayatımda her zaman yer olacak onlara unutmayacağım minnet borcumu ödemek için elimden geleni yapacağım..hazırlanıyoruz binlerce kez ettiğimiz teşekkürün ardından ohri me mavi gözlü kızıma doğru yoldayız heyecan kaplıyor yine içimi sanki ilk kez görecekmiş gibi gidiyorum. Sabırsızlanıyorum kavuşmak için bu arada tırmana masamda işte baba dağından bitolo… insanı çok kolay etkisi altına alan bir görüntü… eminim hazar fen Ahmet çelebi kanatlanıp uçardı buradan….tozlu ve zor yollarda hem sohbet ediyor hem ilerliyoruz,ıliana ve arkadaşın ada teşekkürlerimi sunuyorum defalarca hiç gerek yok böyle yapma sen misafirsin buralara kadar yollara düşüp aileni ardında bırakıp gelmişsin seni en iyi şekilde ağırlamak görev bizim için diyorlar ince fikirli güzel insanlar ..yine uzun ve birazda yorucu bir serüvenden sonra ohri meydanındayız şehrin içi de gölü kadar büyüleyici yaşayan tarih uzun yıllara boynunu bükmeden ayakta kalmış yapıları bir efsaneyi mırıldanır gibi her yerde atalarım esintisi var, bu kadar güzel bir şehir ve göl bir araya gelmiş dünyaya kendine özgü imzasını atmış dünya durdukça beni unutamayacaksınız der gibi.her adımında ayrı bir hava ayrı bir efsane ayrı bir aşk hikayesi barındırıyor güzelliğiyle kendine çekiyor görenleri ilk bakışta büyüleyip hayal aleminde yolculuğa çıkarıyor..buralara gelip bir kez bile olsa görenlerin kesinlikle unutamayacağı bir şehir burası….meydanda bir süre oturup dinlenmeye karar veriyoruz ve yaptıklarımızla ilgili hararetli bir muhabbet başlıyor aramızda.günün ne kadar güzel ve çabucak bittiğini keyifli ve unutulmaz anlar yaşadığımızı konuşuyoruz minaremin güzelliği karşısında kendimi ülkemde gibi hissediyorum yabancılık çekmiyorum karşımdaki camiyi gördükçe şehrimdeki anlamsızca büyüyen yeni yapılaşma aklıma geldikçe hüzün kaplıyor içimi yeşil bursam taşa dönüşüyor keşke bursa da dünya mirasları listesinde olsa ve yeni yapılaşmaya dursa burası gibi gizemini asırlarca korusa, ne yazık ki böyle bir durum mümkün görünmüyor uzak bir hayal sadece.olsun dünyada böyle yerlerde Osmanlı ve Türk esintisini sonsuza kadar kucaklayıp koruyacak. En azından buraları benliğini, kişiliğini yitirmemiş çok şükür..buraların güzelliğini resimlerle anlatabiliriz belki ,. İşte güzel şehrin görüntüsü… . OHRİ’ M Ben senin, Dar kaldırımlı yoluna, Ağacına,dalına, Semalarında süzülen,tavus kuşuna, Maviş,maviş suyuna, Tabanımdan yüreğime kadar ısıtan, ince narin kumuna, Ve,, Bakmaya kıyamadığım, Gelin gibi asil duruşuna vuruldum.. .. H..Mazlum. Sana ne söylesem az hangi şiirin, hangi romanın içine sığarsın bilmem seni milyon kez yazsam ve yazsalar biter mi hikâyen heybetin söner mi o mağrur duruşun boyun büker mi. Seni anlatmaya ohrim, mavi gözlü kızım. Benim ömrüm yeter mi? ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… . Bu günde bitiyor akşam ne çabuk oldu zaman acımasız son hızla ilerliyor sanki ayırmak istermiş gibi beni mavi gözlü sevdam dan. Arkadaşımız bizi evimizin önüne kadar getirdi ve tekrar görüşebilmek umuduyla ayrılıp bahçemizdeki masamıza gidip oturuyoruz ıliana yla günün yorgunluğunu atmak için dedeside bize katılıp başlıyor sorularına anlatın bakalm nerelere gittiniz neler yaptınız ıliana bi çırpıda özetliyor bu günki maceramızı dedesine dedesi bana bana gezdiğin gördüğün yerleri beğendinmi diye soruyor tabiî ki diyorum beğenmemek mümkün mü? Harika bi gün yaşattılar bana ıliana ve arkadaşı ikine de çok teşekkür ediyorum ömrümün en harika zamanlarından birini yaşıyorum her gün her anı başka güzel ve sürprizlerle dolu torununuz harika bi rehber diyorum dedenin yüzünde mutlulukla karışık bi gurur ifadesi oluşu veriyor. seviniyor güzel zaman geçirdiğimize ah diyor bende sizin gibi genç olsaydım sizinle dağları bayırları gezebilseydim eski günlerimi yaşasaydım diyor ve hüzün kaplıyor birden içini havayı dağıtmak için hemen söze atılıyor ıliana yemek yiyelim mi dede biz acıktık diyor . itiraz etmeden onaylıyor dedesi de olur kızım hadi o zaman hazırlığa başlayalım deyip kalkıyorlar birlikte bana hiç iş vermiyorlar yardım teklifimi her seferinde geri çeviriyorlar sen misafirsin otur bakalım oturduğun yerde diyorlar çok nazik, nahif insanlar beni bağırlarına bastılar kendi ailelerinden biriymişim gibi .akşam yemeğimiz sohbetle karışık bayağı uzun sürüyor sonra dedesi bana müsaade ben yatıyorum deyip kendi yaptığı gözü gibi koruduğu üzüm şarabından getiriyor testisiyle.teşekkür ediyor hayırlı geceler diliyoruz bizde sohbete kaldığımız yerden devam ediyoruz ılianay la şarabımızı yudumluyoruz benim gözlerim ohri de tabi bir ara iyice daldın gittin arada bana da bak diyor şakayla karışık ıliana . Tamam diyorum bende sen yatana sana bakacağım diye söz veriyorum. ve konuşmamıza devam ediyoruz ona karımla olan hikayemizi anlatıyorum nasıl aşık olduğumu onu bana vermediklerini ve sevdam uğruna her şeyi göze alıp unu kaçırışımı anlatıyorum pür dikkat dinliyor beni aşkını nasıl heyecan ve tutkuyla yaşadığına ben şahidim diyor karını kaçırmanda normal tabi diyor sonra çocuklarımdan yaşantımızdan kesitler anlatıyorum ve benim yıllardır biriktirdiğim hayallerimden falan beni o kadar güzel dinliyor ki sabaha kadar bütün hayat hikayemi anlatabilirim ona… bi ara susacak oluyorum hemen müdahale ediyor anlat diyor senin konuşmaya ihtiyacın var belli peki diyorum dinle o zaman böyle fırsatları her zaman yakalayamıyor insan ……………………………………………………………… Çocukluk yıllarım çokta mutlu geçmedi benim. Dün gibi hatırlıyorum ilk okula başladığım günleri nasılda zorlanmıştı babam okul önlüğümü alırken tuhafiyeci Osman dan. Mesela hiç oyuncağım olmadı benim arkadaşlarımın telli plastik arabalarına bakıp özenirdim, aynı çantayla beş yıl gittim yerlerde sürüyerek kimi zaman okuluma servis aracının ne olduğunu büyüyünce örgendim, mesela yağ kuyruklarını hatırlıyorum bakkal Muhsin amcadan alırdık sırada beklerken yediğim tokadı hatırlıyorum mesela atılan tokat bir paket sana yağı içindi ülkenin ne durumda olduğunu özetler gibiydi,sonra geceleri evlerin duvarlarına o yaşlarda anlam veremediğim yazılar yazardı koca, koca ağabeyler silah sesleri duyardık bazen de gün ışıyınca çıkardı gün yüzüne sebebi sağcı mısın solcu musun hikayesi anlamını bilmediğim bu sepepler den dolayı ölmüş birileri,bekçi amcalar vardı mesela o zamanlarda yazı yazanlardan kimilerini yakalar içi kireç dolu bir kovayla gelir duvardaki yazıların üstünü boyatırdı, babamın da önünü kesmişler bir seferinde babam da olara ne sağcıyım nede slcu ekmeğimin peşindeyim demiş ama yınede bisikletine vurup düşürmüşler babamı yani neci olursan ol,dayak yeme ihtimalin yüksek her zaman bilemiyor kimse nasıl cevap vereceğini,yani karmaşayla geçti ilk okul yıllarım,11 yaşında orta okulla beraber fotoğrafçı hikmet abi nin yanında başladı maceram bana meslek aşkını aşıladı dükkanını mecbur kalıp kapatıncaya kadar çalıştım yanında 5 yıl sürdü tam. o günlerde mutluluğu fotoğraf makinemde yakaladım hala bırakmam elimden..ağaçları kuşları .börtü böceği denizi gölü ne bulduysam ne gördüysem resimledim yıllarca . Aşık oldum sonra karagözlü bi kıza, şiirler yazmaya. Hayallerimi kâğıtlarla buluşturmaya başladım. kimi yitik şimdi, kimi hafızamda… Evlendim sonra 26 yaşında, çocuklarım oldu ve sair. Hayat kavgasından hep hayallerim sayesinde kurtuldum. her şeyi sevmekti en iyi ilacım. sona bir gün ohri girdi hayatıma ve ben Karımı ohriyle aldattım…. büyük bir aşkla bağlandım sanki bir kadını sever gibi. Sevdim ohriyi bi gün mutlaka gideceğim ohri mi göreceğim serin sularında yüzüp balığından yiyeceğim dedim ve yıllar sonra nihayet, nihayet kavuştum ona ohrim, aşkım, mavi gözlü kızım. sana geldim senleyim. Her insanın zorluklarla mücadele etme şekli vardır ya işte benimkide bu AŞK..sabırla ve pür dikkat dinledi beni ıliana . şimdi anlıyorum seni anlamsız geliyordu başlarda anlamakta zorluk çekiyordum olaylara bu gözle bakmayan herkesin düşüneceği gibi biraz kaçık bu adam diyordum şimdi anlıyorum .oda cesaretlendirdi beni bu kitabı yazmak için yaz dedi insanlara aşkını anlat hayatla kavga etme şeklini öğret herkese benim için müthiş bir öğreti oldun hikayene artık daha farklı bakıyorum, bende penceremden dünyaya senin gibi bakmaya çalışacağım ….evet dedim yazacağım 1 kişi dahi okusa ben bu kitabı yazacağım ohriyi anlatacağım ohri sayesinde tüm dünyaya tüm canlılara nasıl hoşgörülü nasıl sabırlı baktığımı yazacağım …ohrim mavi gözlü kızım sendeyim sana geldim seni yazmaya, seni yaşamaya geldim… Sabahın ilk ışıklarına kadar süren sohbetimiz biraz yordu bizi ve biraz dinlendikten sonra tekneyle ohrimi gezmek için sözleştik ve ayrıldık ılianayla o gidip birkaç saat uyudu ben gözümü bile kırpmadım depreşen anılarım hayallerim acılarım uyutmadı beni kısa bir hazırlıktan sonraya kıyıya gidip ıliana nın dedesinin teknesini suya indirip yavaş, yavaş yol almaya başladık ohri min engin sularında ilerledikçe sanki daha fazla yaklaşıyor daha sıkı kucaklıyorum ohri mi tanrım dizlerim titriyor Mutluluktan hüngür, hüngür ağlayacağım utanmasam ıliana dan.. karımı düşünüyorum aynı zamanda onada15 yıldır her sarılışımda aynı şey oluyor. Sanki olmasa kalbimde aşkı ruhsuz bir beden gibi yığılacağım. oda anlasın isterdim beni kıskançlık etmesin isterdim ben olsam hiç kızmazdım ona bana da yetecekse sevgisi vazgeçmeyecekse benden vazgeç demezdim ohriden… varsın olsun varsın kıskansın beni karım ohriden , onu da çok sevdiğimi, onunla yaşlanıp onunla kapayacağımı bilsin hayata gözlerimi yeter bana. Ne kadar kıskançlık ederse etsin ben devam edeceğim onu ohriyle aldatmaya… Demir alalım diyorum ılianaya burada duralım yüzmek istiyorum tamam diyor ve duruyoruz olta takımlarımızda var balıkta tutarız belki diyor ıliana dedesinin teknesi küçük sevimli bide mutfağı olan bir tekne buzdolabında her daim kırmızı şarap. Daha ne olsun ne isterim ki başka sularında yüzeceğim şarabımı yudumlarken balığından yiyeceğim ohri min daha ne olsun…. Ha bide Yengeçleri var tabii onlarda karım gibi kıskanır mı acaba beni yoksa inanır mı onlar kadar sevdiğime ohri yi… . . .Ohrim Mavi İnci diyorlar sana, desinler. Onlar bilmiyor senin gözlerini. Gündüzleri maviş, geceleri kehribar olduğunu.. Onlar, Benim gibi bakmıyor. Benim gibi görmüyorlar seni. Sen benim mavi gözlü aşkımsın, Varsın onlar desinler……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… . . .H.Mazlum .. Mayomu giyip teknenin güvertesinden pruva ya koşar adım gidip serin sularına bıraktım kendimi ohri min,derinlere daldıkça beni sıkı sıkı kucaklıyor.. hoş geldin dediğini duyar gibiyim sanki su üstüne çıkmasam da nefes alacakmış gibi hissediyorum ıslatmadığını hissediyorum suyun beni, buz gibi olsa da hiç üşütmüyor aksine alev gibi yanıyor bedenim,ciğerlerim bile büyük bi sabırla dayanıyor daha fazla kucaklaşmama izin veriyor,dünyanın en güzel kadınıyla sevişir gibiyim…,ohrim mavi gözlü aşkım senden güzeli yok diyorum gülümsüyor sanki bana kollarım yoruluncaya kadar yüzüyorum takatim kalmayınca tutunuyorum teknenin merdivenine hiç sudan çıkasım yok aslında ıliana nın sesi kendime getiriyor beni hadi oltalar hazır çık kurulanda balık tutalım biraz.kurulanıp üstümü değiştirdikten sonra otuyorum ıliana nın yanına bunu her gün tekrarlayalım, başka hiç bi yere gitmeyelim diyorum onaylıyor gülümseyerek yüzümdeki mutluluğu görünce..bu ohrimin üstündeki ilk günüm bir yıl olsun bin yıl olsun istiyorum bu anın hiç bitmesin…uzunca süren balık tutma çabamız meyvesini veriyor bunlar bize de dedeme de yeter diyor ıliana ona da götürürüz elbette.balığı seviyorum tutmayı da, temizlemeyi de seviyorum ben hazırlarım sen pişirirsin diyorum ılianaya olur diyor.hemen girişiyorum işe bugüne kadar yediğim en lezzetli balık olacak bu ohrimin meyvesi çünki hızlı bi şekilde işimi bitirip ıliana ya bırakıyorum yerimi, gidip masama kuruluyorum kadehimi doldurup balıklar pişene kadar ohrim ve ben baş, başa yız.…..her haliyle asil her haliyle güzel ohrim… bi süre sonra balıkların kokusu geliyor burnuma ıliana nın eli çok çabuk getiriyor balıkları salâtımızı bile yapmış. Ziyafetlerin en güzeli bu işte eline sağlık ıliana…tadını iliklerimde hissedercesine yiyorum balıklarımı bu ruhumun en güzel doyma şekli ıliana sigara içmiyor ona dedemden duyduğum bir sözü söylüyorum ister fakir ol ister fukara yemekten sonra yak bir sigara..haliyle gülüyor bana sen buyur yak diyor ben almayayım,,içtiğim sigaranın dumanı bile sanki daha temiz, sanki yapışmıyor ciğerlerime zarar vermiyor bana, her şeye iyimser bakıyorum burada sigaraya bile…. Bu arada zaman acımasız davranıyor hızla akıp gidiyor hava kararmak üzere dönelim diyor ıliana daha sonra dedemle de geliriz daha güvenli olur belki sabahlarız bile olmaz mı diyor olur tabii diyorum hayır der miyim hiç? Mümkün olsa aylarca kalırım ben burada karım çocuklarımda burada olsun hayatımın geri kalanını burada geçirmeye burada yaşlanıp burada ölmeye ohri’min derinliklerine. Gömülmeye bile razıyım. Dönüş yolundayız ağır, ağır ilerliyor tekne iliana sanki daha fazla zaman geçireyim diye uzatıyor yolu fakat her yolun bittiği gibi bu yolda bitiyor kıyıdayız eşyalarımızı ve tuttuğumuz balıklardan arta kalanları da alıp geliyoruz. dede bizi bahçede karşılıyor seviniyor balık kovasını görünce siz yemişsinizdir ama akşam yemeğinde de balık var ben mangalı yakayım hep beraber oturup yiyelim sizde gidin duşunuzu alın hazırlanıp gelin diyor itiraz yok elbette ben her gün balık yiyebilirim diyorum ıliana da bana katılıyor bende yerim diyor. kefiyfi bi akşam yemeği üstelik beni hiç yalnız bırakmıyorlar ıliana ve dedesi hiç yaban cılık çekmiyorum. bide içimdeki hasret olmasa karımdan ve çocuklarımdan uzakta olmak zor hayallerimin peşinden buraya gelip zaman geçirmek güzel tabii ölümsüzleştirmek arzusu var ohriyi yle olan hayallerimi işin ucunda kokuları burnumun direğini sızlatsa da sabır her derde dava kavuşacağım nasıl olsa. diğerleri kızmasın en çokta paşamı minik oğlumu özledim gül kokulu gıdığını pamuk bibi yumuşak yanaklarını özledim, telefonla konuşuyorum arada heyecanlı sesiyle baba ne zaman geleceksin bana oyuncak getir gelirken diyor dolu, dolu oluyor gözlerim hemen kızım artık yetişkin abla nede olsa o daha ağırdan satıyor sevgisini fakat ben ses tonundan anlıyorum ununda beni özlediğini hele karım bi aşkım deyişi var ilk kez söylediği gün gibi söylüyor hala iliklerime işliyor caaaan diyorum bende ona seviyorum seni. sen benim baharımsın hayat ağacımsın diyor alıyorum gönlümü iyi huyludur ani sevecendir kin tutmaz hiç bana en kızgın olduğu aman bile bir caaaaan diyorum hemen koyuyor başını omzuma içimi ısıtıyor. dedim ya benim hayatla mücadele etme şekli bu sevdiğim her kesi ve her şeyi asla vazgeçmeden seviyorum hatalarıyla günahlarıyla seviyorum ve öyle sevilmek istiyorum karım da bunu en iyi başaran lardan nasıl vaz geçerim ondan. biz birbirine bağlı bi aileyiz acılarla yoğrulsak ta birbirimizden kuvvet alır geliriz üstesinden her şeyin annem, babam, ablam çocuklarımız biz sıcak bi aileyiz onarı da özledim tabii onlar çıkarsız sevdiler beni hele babam hayır dediğini hiç hatırlamam bana bir kere bile kızdığını sesini yükseltini hatırlamam çok sarıydı küçükken saçlarım sarı oğlum diye severdi beni yorgun demokrattır benim babam adil davranır her zaman hiç ayrım yapmadan neyi varsa eşit paylaşır bizimle hele anamı görmelisiniz yokluklar içinde olduğumuz günlerde iki baş soğandan harikalar yaratır pirzola tadında yedirirdi bize soğan yemeğini duyan bilen varmı dır bilmem biraz yağ biraz tuz küçük, küçük doğra soğanları at tavaya işte soğan yemeği afiyet bal şeker olsun.ha bide unutmadan unutamadığım lezzettir çay paparası işte müthiş bi tarif daha küçükçe bi tencereye koy çayı biraz peynir varsa kaysı kıvamında yumurta at şekeri karıştır al sana çay paparası ve her seferinde söylemeyi unutmayın bu lafı, karın doyurmak değil mi doyduk çok şükür. annemin dahiyane lafı..ablam kızardı bazen bana lastik pabuç alınca bana babam sana da aldım ya kızım kardeşinin de olmasın mı derdi hemen barışırdık.hiç küs kalmazdı bana…ha söylemeden geçemeyeceğim Nihat pehlivan var bide oda kayınbabam,insanları büyük bir sabırla dinleyip anladıysam cevap vermeyi öğretti bana benim en büyük hazinelerimden biri….kayınvalidemde ayrı bir dünya beş kişinin yiyeceğini yedirmeye çalışır her zaman bana gönlü zengin bak diyor bizimkilere yiyen böyle oluyor yemeyende sen gibi yede şişmanla.hasret vurdu başıma şarapla karışık ya laf uzadıkça uzadı.dede diyor gün aydınlanmadan kalkmalı hep beraber gidiyoruz yarın balığa diyor nazikçe kovuyor bizi yataklarımıza.. Uyudum mu uyumadım mı emin değilim sesini duyuyorum dedenin hadi bakalım balıkçılar erken kalkan yol alır diyor hazırlanıp çıkalım. Uyku kimin umurumda daha gecenin üç buçuğu olmasına rağmen hemen fırlıyorum yataktan bi solukta yanındayım. Biraz erzak ayarlıyoruz taze ekmeğimiz var, balık malzemeleri oltalar takım çantası fenerimiz yağmurluklar falan yükümüz epeyce var. Ilianada geliyor bu arada elinde iki tane polar dan mont var sıcak tutar ohrin serindir sabahları üşürsün diyor söz dinliyorum ve hemen giyiyorum mavi renkli montu.hazırlıklar tamam tekneye gidip malzemeleri yerleştirdikten sonra dede görev dağılımı yapıyor biz seninle malzemeleri yerine yerleştirelim ıliana da bize çay yapsın sabah keyfi yapalım çok uzağa açılmayacağız zaten diyor. 20 25 dakika kadar ilerledikten sonra demir atıyoruz balıkçı usulü katlanır çantalı taburelerimizi açıp ortamıza da küçük bi masa koyuyoruz dede hemen sallıyor oltasını bizde fincanlarız elde çayımızı yudumlayıp ohri nin gelin gibi süzülüşünü seyrediyoruz. suyu durgun sessiz bu sabah düşünceli gibi ohrim ah bi dili olsa neler, neler anlatacak kim bilir dedim ya milyon yaşında mavi gözlü kızım bir tarih barındırıyor içinde bi ömrün anlatmaya zamanı yetmeyecek bi tarih kim bilir kimleri taşıdı sırtında kimlerin karnını doyurdu yıllarca balıklarıyla kaç nesil geldi kaç nesil gitti bu dünyadan. ne büyük imparatorlar devrildi ne devletler kuruldu üstünde kim bilir, ne kuşlar geldi göçtü ne ağaçlar söküldü kökünden ne evler yandı savaşlarda ye evler yapıldı yerine kim bilir kaç şehit var içinde ne analar akıttı göz yaşlarını ohrime… Kimler geldi neler dediler hepside bu dünyayı terk edip gittiler diyor ya büyük düşünür aynen öyle ama ohrim tüm heybetiyle yerinde kimsenin gücü yetmemiş onu yok etmeye aşık olunmazda ya ne yapılır başka, mavi gözlü ohri me.dede alıyor meyvesine çabalarının yavaş, yavaş bizde heyecanlanıp alıyoruz elimize oltalarımızı ohrimin gönlü bol balıksız bırakmaz bizi yorulmazsanız bu gün ve gece buralıyız olur mu diyorum biz alışığız olur tabi diyorlar erzakımız sağlam havada bozmazsa buralıyız diyorlar ocağımız, mutfağımız, yataklarımız, wc li duşumuz her şey var teknede tam teçhizatlı yani gün ışıyana kadar devam ediyor avımız sonra kahvaltımız etmek için mola veriyoruz öğle yemeğimizde şimdiden hazır zaten epeyce tutuyoruz ohri min balıklarından.kahvaltı ederken bi ara türkü tutturuyor dedem bozuk Türkçesiyle mühür gözlüm seni elden sakınırım kıskanırım nede güzel tercüman oluyor hislerime ağzına sağlık be dedem nerden aklına geldi diyorum eee bizimde sevdalarımız oldu bizim de damarlarımızda Osmanlı kanı var torun diyor bana ilk defa söylüyor bunu bana beni sevdiğini hissediyorum torunu gibi görmeye başladı beni ne güzel karısıyla aynı köydenmişler istemişler önce vermemiş babası yıllarca bizde kavuşmak için bekledik yüreğimizi yaktı bizimde sevda ateşi türkülerde şiirlerde yaşadık bizde aşkımızı sonra çocuklarımız oldu ardından torunlarımız biz öğrettik onlara atalarımızı örfümüzü adetlerimizi ıliana olduğuna bakma torunumun adının babası ile annesi karar verdi adını koymaya bana kalsa ayşe Fatma koyardım ama olsun onlar böyle münasip gördüler bizde onayladık o benim tek kız torunum yeri çok başkadır bende hi yalnız bırakmaz beni işi olmadığı zamanlarda hep yanımdadır birlikte zaman geçirmeyi severiz diyor duygulanıyorum. Ben dedelerimle, hiç zaman geçiremedim. Babam. çok küçükken yaşama veda etmiş babası annemim babası da ben küçükken zaten torun bolluğundan mıdır bilmem dedem bize fazla zaman ayıramazdı aşçıydı sabahın erken saatlerinde çıkardı evden geç saatlerde yorgun dönerdi ve çok zamansız terk eti dünyayı siz şanslısınız kıymetini bilin diyorum onlarda hüzünleniyor. Neyse boş verin üzmeyin kendinizi hayat bu acısıyla tatlısıyla güzel biz anı yaşayalım birlikteliğin tadını çıkaralım diyor ve dağıtıyorum hüzünlü havayı. Başka tekneler de var etrafta balık tutan fakat herkes kendi havasında birbirleriyle mesafeleri uzak geçerken selamlaşmayı ihmal etmiyorlar yanımızdan dedeyi tanıyor herkes rast gele kaptan, selam delikanlı kolay gele gibi laflarla sıcak insanlar saygılı sevecen. Samimiler. biz burada kalmaya kararlı olduğumuz için aceleci davranmıyoruz saat 11 geçmesine rağmen hala sohbete devam ediyoruz arada dedenin türküleri de var tabii, ıliana da eşlik ediyor bilmediğim ilk kez duyduğum fakat keyif aldığım ezgilere.dedemin dolabında tavlası, iskambil kağıtları da var.oynarız akşam diyor hani bende bayılırım tavlaya dedeyi gözüm kesmiyor tabii teknesinde bile taşıdığına göre usta muhakkak.tekrar oltalarımızı alıyoruz elimize balığı yemekten daha keyifli tutmak bu ayrı bir meziyet ayrı bir ustalık gerektiriyor ben biraz acemi olsam da ayak uydurmaya çalışıyorum onlara gerçi saatte bir tane bile tutsam benim için yeterli keyfini çıkarmak yetiyor ohri min.maksat mavi gözlü aşkımla beraber olmak onlar usta zaten şimdiden bütün gün yesek yetecek kadar balığımız var.hava yeterince ısınsa atlayacağım ohri min kollarına fakat dede izin vermiyor hasta olursun diyor haklı, nane mollayım zaten hemen kaparım şifayı söz dinlemek lazım dünden burnumu çekiyorum zaten.ıliana bize iyi bakıyor sıcak çayımız her daim var.tütünümde bol arada dede de ayak uyduruyor bana tüttürüyoruz sigaramızı bir gün oğluma da öğreteceğim balık tutmayı büyüyünce biraz daha, belki burada bile tutarız neden olmasın benim buraya gelişim gibi bir mucize olur belki, belki karımla kızımda katılır bize neden olmasın.hayallerinizden hiçbir zaman vazgeçmeyin,vazgeçtiğiniz an anlamını yitirir yaşam her an gerçekleşecekmiş gibi yaşayın ki zor dedikleriniz bir çırpıda kolayla yer değiştirsin…o kadar dalmışız ki zamanın nasıl geçtiğinin farkında bile değiliz biraz mola vermek için bağlıyoruz oltalarımızı.dedesi ıliana ya birazda balık temizleyelim dolabımıza koyalım acıktığımızda pişirmek kolay olsun diyor hep birlikte kocaman bir leğenin içine başlıyoruz balıkları ayıklamaya 1 saat kadar hem gevezelik yapıyor bir yandan hiç acele etmeden devam ediyoruz işimize dedem sanki tablo yapıyor o kadar sınıflandırıp ayırıyor ve diziyor ki balıkları hayran olmamak imkansız sadece balıklara özel bir buz dolabı var onları ayrı, ayrı bölmelere koyuyor yiyeceğimiz kısmı da tezgahın üstünde şarabın saati geldi evlat diyor ufaktan demlenme zamanı.balıklarımızı pişirmeye koyuluyor iliana bizde dedeyle onun keyif hane dediği kısmına masamızı hazırlıyoruz.keyif hanenin üç bitarafı kapalı ön kısmı açıkta kalıyor orada üstten branda beziyle kapak yapmış çok rüzgarlı olduğu zaman orayı da kapalı şeffaf camlar koymuş iki kısmına açılıp kapanabiliyor sigara içildiğinde duman çıksın diye dedem zevkli adam her şeyi düşünmüş teknede.yok yok yani biz masamızı hazır ettik kadehlerimizde yerinde ıliana yı bekliyoruz çok becerikli bir yandan balıkları pişiriyor bir yandan salatayı yapıyor işine karışılmasına kızıyor mutfakta…az sonra oda katılıyor bize ve sohbetimiz başlıyor dede sağ gözümdeki rahatsızlığı fark etmiş kızarıyor arada kısılıyor biraz da miyopluk var soruyor ne oldu diye küçük bir çocukken dayımın yanına giderdim sık, sık dayım şase üzerine otobüs yapıyor o zamanlar karoserci yani canavar dedikleri bir makineyle çapaklı kısımları taşlıyor sacların üstünden ateş saçıyor alet etrafa havai fişek gibi benim çok hoşuma gidiyor o zaman dayımın işinde göze çapak kaçması meşhur bende yine setrettiğim bir gün çapak kaçıyor gözüme o anlık ilkel tedavi yöntemiyle çıkarıyor gözümden çapağı fakat ilerleyen dönemlerde küçük bir delik oluşmuş beni hastane ye düşürüyor bir gün on beş gün kadar yatıyorum tedaviden sonra hafifçe düşen göz kapağıyla görme bozukluğu miras kalıyor bana sol gözüm 3 numara sağ tarafta numara yok yani kaç numara akarsam takayım görüntü aynı .bazen de kızarıveriyor işte böyle ama olsun dedem ben gönül gözüyle bakıyorum haya diyerek bağlıyorum mevzu yu yahu ilginç adamsın diyor her şeyi tatlıya bağlıyorsun diyor.dedem diyorum omuzlarımda taşıdığım yük bedenimden ağır zaman en iyi ilaç öğretiyor insana polyana cılık oynamayı .mesela askerliğimi yaparken Kıbrıs ta kalp sektesi geçirdim Girne askeri hastanesinde öğrendim kalp kapakçığımın büyük olduğunu buda ritim bozukluğuna sebebiyet veriyormuş ondanmış sektenin sebebi doktor sigarayı içkiyi bırak yoksa geçmez dedi, hiç bırakmadan hala içiyorum sigaramı ama doğaya suya hayvanlara insanlara olan sevgim ilaç etkisi yaptı bende kapağım su an normale yakın arada bir kolumun ağrısı ve uyuşması da olmasa nerdeyse iyileştim. ikisi de hayretler içinde dinliyorlar beni öyle kesitler anlattım onlara hayatımdan mucize adam diyorlar bana.işte öyle diyorum dedem savaşta olsam katilimin gözlerinin içine bakardım merhamete gelme ihtimali var…nerden buluyorsun bu lafları be torun diyor ben konuşmuyorum dedem diyorum yaralı kalbim konuşuyor. Hava kararmaya başlıyor yavaş, yavaş dedem gemici fenerini alıp geliyor bir çırpıda asıyor tavandaki yerine. . OHRİ,M Gündüz ayrı güzelsin gece ayrı, Bir mavi oluyorsun,bir kehribar rengi. Nazlı yârim, sol yanım, nasıl sevmem ben seni… ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….. H. Mazlum. . Ohrim kehribar rengi yine öyle güzel bakıyor öyle sakin duruyor ki sanki biliyor benim baruda olduğumu öylesine durgun öylesine saydam balığın tadı bir başka şarabın başka dedem diyorum bak bak su güzelliğe sen hiç böylesine büyüleyici bir güzellik gördün mü evet diyor gördüm daha önce hiç senin gözünden bakmamıştım ohriye simdi gördüm hafif, hafif sallıyor annesinin bebeğini salladığı gibi bizi tekne şarabında etkisindendir belki dönüyor başım usulca yada aşkın sarhoşluğudur mutluyum huzurluyum ohrim var dedem var, ,ılana var üçü de diniliyor beni sabırla gece yarısı nerdeyse yatmak gerek diyor dede dinç olmak lazım siz rahat,,rahat uyuyun tilki gibidir benim uykum bir yanım uyusa bir yanım her daim nöbette.gidip karşılıklı ranzalarımıza yatıyoruz ıliany la beşiğe benzeyen yatağımız sıcacık sarıp sarmalıyor bizi hemen uyuyoruz bir çırpıda oluveriyor sabah güverteye çıktığımıza dedem sandalyesinde kahvesini yudumluyor öyle güzel uyumuşum ki zıpkın gibiyim hani çeksen kınından hemen kesecek bıçak gibiyim…hava o kadar temiz ve güzel,ki birkaç saatlik uyku kafi geliyor zaten uzun uyumak normalde mümkün değil büyüleyici kokusu, suyun türkü söyler gibi sesi,suyun altında yüzen balıklar dahil sanki bir sihirle uyandırıyor sizi.gidip dede,ye katılıyoruz,kahvenin tadını çıkarıyoruz.dinlenmiş ve huzur dolu bi ruh haliyle ohrime bakıyorum nazlı arimde anlayıp gülümsüyor bana.dede senin şansına mıdır bilmem balık bol bol biz bu balıklarla koca şehri doyururuz diyor,tam sezonu olmadığı için hostel olarak kullandıkları evlerinde pek konuk yok balığın fazlasını balık lokantalarına veriyor dede,balıkçıların çoğu da öyle yapıyormuş zaten.ohri min gönlü bol dedim ya Şehrin balık ihtiyacını tek başına karşılamaya gönüllü.ıliana balık çorbasını çok güzel yapıyor içermiyiz diye sordu hiç itirazsız kabul ettik,o zaman siz oturun ben gidip yapayım sizde devam edin balık tutmaya zaten teknede başka ne yapacağız ki,zamanımızın büyük kısmı avla geçiyor bu arada sohbet etmenin de en yolu saatlerce ota elinde olunca konuşmaya daha çok zamanı oluyor bende biraz geveze sayılırım hani bulmuşum beni dinleyen iki müthiş insanı, bu fırsatı kaçırırda susar mıyım? Ha bire konuşuyorum dedeyi soru yağmuruna tutuyorum. ohrim hakkında ne kadar çok şey duyarsam heyecanımda o kadar fazlalaşıyor. Aşkım, tutkum ona olan bağlılığım bir o kadar artıyor. Buradan evime döndüğümde ne yapacağımı bilemez durumdayım. karım, çocuklarım elbette bana yetiyor beni mutlu ediyor. fakat ohri me olan aşkım ne olacak onu ilk andan itibaren özleyeceğimi hasretiyle kavrulacağımı biliyorum. Acaba tekrar ona kavuşabilecek miyim, serin sularında yüzebilecek miyim, balığından yiyebilecek miyim gibi sorular dolaştıkça aklımda çıldıracak gibi oluyor tanrım b nasıl bir çelişki iki uzak diyarda iki büyük aşkım var bunun bir çıkar yolu yok mu kalbimin bir yani acıyacak, kanayacak mı hep.neden insanın sevdiği şeylerin bütünü bir arada olmaz böyle olmak zorunda mı yani içinden çıkılmaz bir durum bu.kaplumbağa olasım var evleri sırtında oradan,oraya özgürce çok uzun bir yaşam sürüyorlar.durum böyle olsaydı ne olurdu acaba evim ailem sırtımda ohrim yanımda istediğim her yere taşısaydım onları tasalanacak dertlenecek bir şey bulabilirmiydik.bulurduk herhalde oldukça olsun istiyoruz bir şeyi elde edince yeni bir şeye yöneliyoruz.bizim adımız doyumsuz galiba..ben böyle karmaşık duygular içindeyken o müthiş koku eşliğinde geliyor ıliana çorbalar hazır beyler buyurun sofraya.her zamanki gibi sarımsaklı sosu da yanında içindeki acının tadı da ayrı bir zevk katıyor.böylesine serin bir havada ve açıktaysanız kahvaltıda çorbanızın olması ve sonrasında çayınız ihtiyacınız olan her şey var demektir.evde olsaydım zeytin peynir yumurta eşliğinde geçerdi kahvaltı.babam çorba içtiğinde sorardım baba sende bizim gibi niye kahvaltı etmiyorsun diye bunun keyfi ayrı oğlum sonra biz köyde böle alışmışız biz zeytini peyniri şehirden misafir gelince onlara ikram ediyoruz sıcak bir tarhana nın yerini hiçbir şey tutmaz derdi.şimdi hak veriyorum ona bu çorba dünyaya bedel şu anda.bir teknede hiç bu kadar uzun zaman geçirmemiştim sıkılırım ben diye dünürdüm hep fakat durum hiç de öyle değilmiş değişik bir tat bu sıkılmayı bir yana bırakın insanın buradan ayrılası bile gelmiyor,burada temizlik yapmak da ayrı bir keyif kovayla denizden yada gölden suyu dök gitsin işin özü bu kadar basit değil tabii ama gene de keyifli dedem titiz bir adam tekne pırıl,pırıl ben balığa çıkmasam da sürekli temizliğini ve bakımını yaparım teknenin diyor zaten etrafa ve iç düzene baktığınızda bakımın kalitesi göze çarpıyor.bende onlara misafirliği bir kenara bırakalım bendende bir şeyler yapmamı isteyin hem yardım etmek hem de bir şeyler öğrenmek adına benim için iyi olur.olur ya belki benimde bir gün teknem olur şimdiden tecrübe sahibi olurum diyorum.gülüyorlar seviniyorlar bu sözlerime inşallah olur hem de burada olur diyorlar ohri de yüzdürürsün tekneni diyorlar.şimdilik uzak ama güzel bir hayal.böyle böyle bir tekneyi kullanmak ,ustalıkla yüzdürebilmek ailem ve tostlarım gezintiler düzenleyip balık tutmak isterdim fakat bu iş öyle karşıdan görüldüğü kadar kolay zaten hiç bir zaman aklımda tutamadım tekneciliğin denizciliğin terimlerini başından sonuna her şeyin kendine özgü bir adı var yabancı dil öğrenmek gibi yani bundan sonra da öğrenmem zor herhalde yattığımız yerin kamara teknenin kullanıldığı yerin kaptan köşkü, direksiyonun dümen olduğunu biliyorum, ha bide demir atmak vardı bunları bilmek yeter bana bir gün sahip olursam öğrenirim belki her şeyi.kahvaltı keyfinden sonra ortalığı toparlamaya karar veriyoruz ıliana ile önce kamaramızı ardından mutfağımızı düzenliyoruz teknede tutulan balıkları sakladığı bir bölmesi var dede nin yemek için olanları buz dolabımıza, lokantalara vereceklerimizi de bu bölmeye koyuyoruz,epeyce balık tuttuk ve daha bir yada iki gece daha teknede kalacağız duruma göre karar veririz diyorlar benim keyfim yerinde ne kadar derlerse kalabilirim ben burada tekne hayatı hoşuma gitti ve birde ohri min üstünde olmak var tabii,onu karşıdan seyretmektense üstünde olmayı tercih ederim dede de güven veriyor zaten hiç karaya çıkmadan rahat bir hafta kalabiliriz diyor daha sonra isterseniz döner evimizi işlerimizi ayarlarız tekrar hazırlık yapar gelebiliriz diyor kısmet bakalım benim zamanın daralıyor dönme vakti yaklaşıyor dedem diyorum.buraya gelirken karıma ve çocuklarıma on beş günlük bir seyahat olacak dedim ayrılık saati gelince nasıl bırakacaksam artık ohrimi onu da bilmiyorum ya,neyse şimdi bunları düşünüp kendimi üzmeyeyim,burada olduğum her anı dolu,dolu yaşamak,ohrime olan sevdamı kanıma işlercesine yaşamak istiyorum.seçenekler sınırlı temizlik ve düzen işi bittikten sonra tekrar taburelerimizdeyiz oltalar yine iş başında açılır katlanır masamızda ortamızda haliyle kovamızda şarap şişemiz ve kadehlerimiz arkadaşlık ediyor güzel sohbetlerimize. içtikçe konuşuyor konuştukça hüzünleniyoruz ara, ara tekrar, tekrar doluyor kadehlerimiz hiç bu kadar çok şarap içmemiştim ömrümde biraz fazla kaçırsam hemen tutardı beni içki gider uyurdum ama burası farklı temiz hava ohrimin güzelliği bir arada sanki su içer gibi hiç tutmuyor beni şarap sarhoş olmadım yani hiç görseler ne kadar içtiğimi beklide alkolik olduğumu düşünürdü insanlar dede bile bir ara iyi içiyorsun evlat ayak uydurabiliyorsun bana diyor ah bir bilse normalde çok çabuk sarhoş olduğumu. Ben de belli etmiyorum tabi durumu sağ ol dedem diyorum senin kadar olmasa da elimden geleni yapıyorum. sana ayak uydurmak için yalnız tadı olmaz bu meretin ıliana pek fazla içmiyor fakat ayak uydurmayı da biliyor, ohrim de ayak uyduruyor bize, kimi zaman şahlanıyor coşuyor kimi zaman durgun, hatırlamak istercesine orda olduğunu yorma kendini ohrim mavi gözlü sevdam, hiç unutur muyum seni aklımdan bir an olsun çıkarır mıyım, burada olma sebebimsin sen benim üzer miyim hiç seni yorma sen kendini sen böyle narin böyle durgun, böyle nazlı yar gibi kal senin sevdan gözlerimi yumduğumda biter ancak. ıilana çıktığımızda suya girmiştim, tekrar girmek istiyorum fakat dede den izin yok elimden pek bir şey gelmiyor hava yeterince sıcak değil sağlığımla ilgileniyor nede olsa. Türkiye den buralara kadar gelen misafirim., bizim için misafir kutsal diyor seni sağ salim ailene göndermeliyiz ki bize emanetimize iyi bakmadı demesinler bu bizi çok üzer diyor ıliana da onaylıyor dede sini itiraz hakkımda böylece ortadan kalkıyor olsun bir kerecikte olsa suyuna girdim iliklerime işledi tadın ohrim ben bunu ömrüm oldukça unutmam. Zaman acımasız tavırlarına devam ediyor yine çok çabuk akşam oldu, hava karardığında bir kasvet çöküyor alaca karanlık taa içine kadar çekiyor insanı ohri mim bu ve her haini sevmiyor olmak fikri çıldırtıcı, yani kalkıp ta bana sevmiyorum ben ohri yi dese benim cinayet sebebi ahmakça bi durum yani, hayvanları ve doğayı sevmeyen onlara merhamet etmeyen insanları da sevmiyor demektir tanrı yı da sevmiyor demektir benim için.. Tanrıyı sevmenin yolu yarattıklarını sevmekten geçiyor felsefesiyle büyütüldüm ve bende öyle büyütüyorum çocuklarımı. Bu arada dedem ha bire çekiyor oltayı coştu ohrim verdikçe veriyor, yemeğin vakti gelmedi mi ıliana kızart bakalım şu derya kuzularından şarabımıza eşlik etsinler diyor.hemen yerinden kalkıp gidiyor mutfağa ıliana, jet hızıyla hazırlığa başlıyor kısa zamanda kokuları almaya başlıyoruz acıktığımı hissettim şimdi dede istersen muhabbet hanemize geçelim diyor olur diyerek oltaları toplamaya başlıyorum bende artık iş yapmama aldırmıyorlar onlarda bana benim olduğum kadar alıştılar bende mutluyum bu durumdan ben toparladıklarımı yerine koyup gelene kadar dede hazır etmiş masayı ,biraz sonrada ıliana da geliyor balıklarla,Kaanlık artık iyiden iyiye hissettiriyor kendini fenerimizi yakıyoruz,loş bir ortam oluşuyor gölgelerimizin yansıması var kenarlarda sanki daha kalabalık oluyoruz.balık ve şarabımızın tadına karıştırıyor ohrim kokusunu,dedem tarih ansiklopedilerinden çıkmış gibi uzun, uzun hikayeler anlatıyor bize sesindeki hüzünlü tınıyı alıyoruz bazen bezende mutluluk türküsü söyler gibi. dede korkut masallarını andırıyor anıları kimi mutlu edici kimi can yakıcı onun yaşadıklarının yanında bizimkilerin ne hükmü olur ki canlı tarih adam ve en güzel yanı da doğma büyüme buralı herhalde ohrid şehri ni ve ohri gülünü ondan diniliyor olmak büyük şans benim için koskoca bir ömür geçirmiş burada ve halada geçiriyor. bir ara merakımdan birazda dede den çekinerek sen hiç aşık olmadın mı ıliana diyorum garip bir tebessüm oluşuyor yüzüne aynı ifade dede de var şaşkınlığımı gizleyemiyorum yanlış bir şey mi söyledim yoksa diye düşünürken söze başlıyor ıliana evet oldum hem de öyle bir oldum ki, bir sonbahar tırmanışıydı, çocukluk yıllarından beri tanıdığım ve sonradan aşık olduğum Petro ve üç arkadaşımla beraber karar vermiştik tırmanabildiğimiz kadar yükseğe çıkıp uygun bir yerde çadırlarımızı kuracaktık, ve öylede yaptık kampımızın ikinci günüydü daha Petro ve bir arkadaşım sabah yürüyüşüne çıkmışlardı uzun süre dönmediler bizde onları arama çıktık yüksekçe bi tepeye çıkmak isterken halatını kaya kesmiş Petro nun arkadaşımız ona yardım edememiş ve aşağıya düşmüş kısa süren yardım çığlıklarının ardından susmuş Petro şoka girmiş halde bulduk arkadaşımızı kurtarma ekibi onu düştüğü yerden çıkardığında yapacak bir şey yoktu onun için uzun süren bunalımlı dönemi atlatmak hiç kolay olmadı benim için fakat alıştım diyordu fakat anlatırken gözlerinden süsülen yaşlar hiç de öyle demiyor. Durumu özetliyordu ya işte böyle âşık olmam mı oldum hem de öyle bir oldum ki. Sorduğuma pişman oluyorum vicdan azabı içine düşüyorum bir an fakat nerden bilebilirdim ki acıklı bir hikaye çıkacağını sorumdan. Özür dileyecek oluyorum tavırlarımdan anlıyor üzme kendini bilemezdin böyle olduğunu hem ben alıştım zaten ilahi adaletin ve kısmetin önüne geçilmiyor deyip rahatlatıyor beni vay be insanoğlu her türlü acıya alışıyor demek hayat ne kadar acımasız oluyor bazen. Hüzün dolu geçen muhabbetimizin ardından, alev alev parlayan bir gün ışığı karşıladı bizi, misket gibi parlayan su damlacıkları yakamozu andırıyor. Yerimizden kalkıp mis kokan havasını koklamak için ohri min güverteye çıkıyoruz ne kadar unuttum dese de ıliananın yüzünde hala hüzün, dede havayı dağıtmak için hadi birer sabah kahvesi içelim şöyle diyor ve mutfağa yolluyor ıliana yı bizde tabure masamızı ayarlıyoruz oltalarımızı açıyoruz ılina kahveleri getirip yanımıza oturduğunda bugün öğleye kadar yarış yapacağız en az balığı tutan akşam sofrası da dahil her şeyi hazırlar tamam mı diyor kabul ediyoruz. Benim kaybetme olasılığım yüksek ama olsun eğlenceli bir yarış olacak yinede. Daha bir başka atıyorum oltamı her seferinde suya sessizce fısıldayarak yardım istiyorum ohrim den aman bana yardım et işin ucunda iddiayı kaybetmek var. İhtimal az olsa da yarış, yarıştır elimden geleni yapıyorum, bir ara gözüm ılianaya takılıyor yakaladığı balıkları arada bir dede sinin kovasına atıyor benim kaybedeceğimi düşünüyor çünkü ve sonuç itibarıyla da öyle oluyor yaptığı hile olmasa az farkla işlerin tamamı ıliana nın. dede şaşkın bir ifadeyle acemi falansın ama kaybetmedin diyor bana sanki hileyi fark etmemiş gibi nezaketin doruğunda yani ikisi de. dedemin balık ambarı dolacak gibi yarın kıyıya çıkıp lokantalara verelim biz bunları sonra eve geçer biraz dinleniriz tekrar çıkarız balığa diyor kazançlı bir sefer oldu hem senin işine yaradı hem de bizim. Aslında iyi bir fikir sallanmadan uyuyacağımız bir gece rahatlatır bizi tekrar geleceğiz ohri me nasıl olsa. . Oysa ne kadar zor kavuşmuştum sana, şimdi ne kadar da kolay gidiyorum, özlemini bağrımda özenle koruyorum. Kim bilir ne zaman olacak kavuşmamız, beklide mümkünü yok, ben daha şimdiden, aşkından ölüyorum……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………… H.Mazlum. . öğle den sonra balık tutma işini bırakıyoruz dönüş hazırlıklarını yapıp evimizde olacağız hazırlık bittikten bir süre daha oturup sigaramızı içerken ohrimi seyrediyoruz ve dede kalkıp çalıştırıyor motoru kısa bir zaman da karadayız siz eve geçin ben balık işini hallederim diyor dede, tekneden eve gitmesi gerekenleri yüklenip ayrılıyoruz biz duşlarımızı yapıp giyiniyor ve bahçedeki yerimizi alıyoruz dede uzun bir süre gelmiyor işi uzun sürmüş olsa gerek akşam yemeği hazırlıklarımız balık üzerine yine onlarda benim gibi sviyorlar balık yemeği, ben mangalı yakmak üzere iken dede de yetişiyor bize evlat neşem yerinde balıktan iyi bir kazanç elde ettik sana bu akşam şarapların en özelini içireceğim diyor ılina da bende seviniyoruz. emeğin karşılığını alması cok güzel bir duygu elbette. Sudayken aramamıştım hiç çocukları bakalım onlarında keyfi yerin demi diyorum ve karımı arıyorum. Alo canım nasılsın, iyiyim ya sen, teşekkür ederim bende iyiyim ya çocuklar, onlarda iyiler televizyon izliyorlar, neler yaptın, ıliana ve dedesiyle balığa çıktık çok keyifli zaman geçirdim, bak onlarda yanımda sana ve çocuklara selamları var. Sağ olsunlar sende selam söyle, peki ne zaman dönüyorsun,canım kısmetse haftaya ordayım,tamam o zaman bak çocuklar seni çok öpüyor seni özledik hasretle bekliyoruz,canlarım benim bende sizi çok özledim,burnumda tütüyorsunuz inanın,kendinize dikkat edin olur mu,tamam sende dikkat et görüşmek üzere,teflonu kapattığımda onlara olan hasretimin ağırlığı çöküyor üzerime iki karpuz bir koltukta taşınmıyor ohrimle birlikteyim fakat onlardan ayrıyım her ikisi de zor bir durum benim için.eee diyor dede anladığım kadarıyla haftaya dönüyorsun çıkı yomuyuz peki balığa sabah diyor dede elbette sizin içinde uygunsa çıkıyoruz dedem son anlarımı da ohrim le mavi gözlü aşkımla geçireyim dedem diyorum ayrılık vakti geliyor hasretlik başlayacak özlem yüreğimi dağlayacak.o zaman fazla uzun oturmayalım gün ışımadan çıkarız şimdiden hazırlığımızı yapalım, kalkınca hemen çıkar gideriz çocuklar, hadi bakalım. söz dinleyip kalkıyoruz hemen bu seferken hazırlığımız daha kısa sürüyor, bir önceki seferden çoğu hazır zaten kirlenen giysilerimizi yıkamak için ayırıyoruz daha sonra çantamıza koymak üzere, tamamladıktan sonra her şeyi sabah görüşmek üzere yataklarımıza gidip yatıyoruz,sabah dediysem eminim dede gecenin üç buçuk dördünde gelir balık dediğin erken saatlerde olur adet ve kur

al bu,sakin ve sallantısız bir uyku çok iyi geldi bana ve aynen de düşündüğüm gibi dede seslendiğinde, hadi bakalım gidiyoruz dediğinde saat dörttü,ıliana benden daha aşina olduğu için benden önce hazırlanmış ikisi de beni bekliyor bende hızla hazırlanıp çıkıyorum dönüşümüz sanki dün değilmiş gibi heyecanlıyım tekrar ohrime kavuşacağım,herkes üstüne düşeni yapıyor ve tüm malzemeyi paylaşıp sırtlanıyoruz ve nihayetinde teknedeyiz tekrar dedem çalıştırıp ısıtıyor motoru bizde bağlı olduğu yerden kurtarıyoruz tekneyi artık yola çıkmaya hazırız,ya bismillah deyip başlıyoruz yolculuğa,bu seferde başka bölge seçeceğiz yani yolumuz biraz daha uzun,bir saat kadar ilerledikten sonra ohrimin mavi sularında varıyoruz hedefimize ve demir atıyoruz.işte geldim ohrim,mavi gözlü aşkım geceleri kehribar,gündüzleri gök mavim,ayrılık kısa sürdü bu kez bir gecede bu kadar çok özledim seni ya evime dönünce ne yapacağım sana da bir bilet alsam gelir misin benimle seni sonsuza kadar misafir ederim başımın tacı gönlümün sultanı ohrim.



Dostları ilə paylaş:
  1   2


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə