Ceza muhakemesi kanunu


Genel Hükümler BİRİNCİ KISIM Kapsam, Tanımlar, Görev ve Yetki



Yüklə 1,22 Mb.
səhifə2/15
tarix04.11.2017
ölçüsü1,22 Mb.
#30639
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   15

Genel Hükümler


BİRİNCİ KISIM

Kapsam, Tanımlar, Görev ve Yetki


BİRİNCİ BÖLÜM

Kapsam ve Tanımlar

Kanunun kapsamı ( 1412 S. CMUK ‘nunda yoktur TC Anayasası m 142)

MADDE 1. - (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.

AÇIKLAMA:Ceza muhakemesi hukukunda derhal uygulama prensibi geçerlidir. Geçmişe yada ileriye yürürlük olmaz.

CMUK ‘ unda bulunmayan bu düzenleme ile CMK nın bir polis kanunu veya avukatlık kanunu veya hakim ve savcılar kanunu olmayıp, muhakeme süjelerinin hak ,yetki ve yükümlülüklerinin neler olduğunu belirleyerek; amacı insan hakları ihlallerine yol açmadan, delilden sanığa giderek maddi gerçeği bulmak olan ceza muhakemesinin nasıl işleyeceğini gösteren bir temel kanun olduğu vurgulanmıştır.

Ceza muhakemesi kanunları, suç işleyenle Devlet arasındaki bu ilişkinin adil yargılama esaslarına uygun olarak yürütülmesini sağlayan bağlayıcı hukuk kurallarını içermektedir.

Ceza muhakemesinin amacı maddî gerçeğin araştırılıp bulunmasıdır. Ancak bu yapılırken insanlık onuru, hukukun ve ceza muhakemesi hukukunun temel ilkeleri daima göz önünde bulundurulacaktır.



Tanımlar ( 1412 S. CMUK m 127/3-4 )

MADDE 2. - (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,

b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,

c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı,

d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı,

e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,

f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi,

g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,

h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,

i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,

j) Suçüstü:

1. İşlenmekte olan suçu,

2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,

3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu,

k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu,

l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi, İfade eder.

AÇIKLAMA:Tanımlar maddesi, diğer maddelerde de olduğu gibi, şekil bakımından yeni TCK ‘ na paralel olarak kaleme alınmıştır.

Burada, doktrin ve uygulamada duraksamalara yol açan bazı kavramlara açıklık getirilmiştir.Sanıklığın ne zaman başladığı konusundaki tartışmalara son verilecek şekilde düzenleme yapılarak , hazırlık soruşturmasına soruşturma evresi, son soruşturmaya da kovuşturma evresi denilmesi öngörülmüştür.

Şüpheli,soruşturma evresinde suç işlediği ileri sürülen kimsedir. Soruşturma suç haberinin alınmasıyla başlar, iddianamenin kabulüyle biter.

Koğuşturma evresi iddianamenin kabulünden başlar hüküm kesinleşinceye kadar sürer.

O halde, hakkında soruşturma yapılan kişiye şüpheli; kovuşturma yapılan kişiye de sanık denilecektir. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulü ile başladığına göre, şüpheli bu andan itibaren sanık statüsünü alacak; hüküm kesinleşinceye kadar bu sıfatı taşıyacaktır. Hükmün kesinleşmesi ile sanık hükümlü olacaktır.

CMK, CMUK gibi vekil-müdafi ayırımını korunmuştur. Şüpheli veya sanığın avukatına müdafi; katılanın veya suçtan zarar gören veya malen sorumlunun avukatına ise vekil denilecektir.

Tanımlar maddesinde, ifade alma, sorgu, malen sorumlu, suçüstü hali, toplu suç ve disiplin hapsi kavramlarına da açıklık getirilmiştir.

l) Disiplin hapsi: muhakeme yasasının getirdiği sistem ve düzeni korumak amacıyla yasak davranışlara uygulanacak yaptırım olup, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi, ifade eder.



İKİNCİ BÖLÜM

Görev

Görev ( 1412 S. CMUK m 1 )

MADDE 3. - (1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.



AÇIKLAMA: Görev bakımından CMK ile CMUK arasında fark yoktur. Bu konuda CMK tasarı hükmü olduğu gibi benimsenmiştir.

Temel hak ve özgürlükler bakımından kanun güvencesi çok önemlidir.



Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık ( 1412 S. CMUK m7)

MADDE 4. - (1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.

(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.

AÇIKLAMA:CMK, CMUK dan farklı olarak, görev bakımından mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirleyeceğini hüküm altına almıştır.

Ortak yüksek görevli mahkeme, sulh ceza mahkemesi ile asliye ceza mahkemesi arasındaki görev bakımından yetki uyuşmazlığı olması halinde ağır ceza mahkemesi; ağır ceza mahkemesi ile diğerleri arasında ise, Yargıtay’dır



Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu ( 1412 S. CMUK m 263 )

MADDE 5. - (1) İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.

(2) Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

AÇIKLAMA: Suçun davayı gören mahkemenin görevini aştığının veya dışında kaldığının saptandığı hâllerde, işin derhâl görevli mahkemeye gönderilmesini öngörmektedir. Böylece hem sanığın güvencesi saklı kalmış ve hem de gecikmeyi giderme olanağı sağlanmış bulunmaktadır.



Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl ( 1412 S. CMUK m 262)

MADDE 6. - (1) İddianamenin kabulünden sonra, yargılamanın alt dereceli bir mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemez.

AÇIKLAMA:Ceza muhakemesinin temel amaçlarından birisi, adil yargılama ile birlikte, davaların sür’atle sonuçlandırılması olduğundan , iddianamenin kabulü kararı verildikten sonra, suçun yargılamasının madde itibarıyla alt dereceli bir mahkemenin yetkisinde olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verilememesi öngörülmüştür.

Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri ( 1412 S. CMUK ‘ nunda yoktur )

MADDE 7. - (1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.



AÇIKLAMA:Görev bakımından yetki kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, yetkisiz hakim veya mahkemenin işlemleri sırf bu sebepten hükümsüzdür.

Ancak otopsi veya dinlenmiş tanığın ölümü gibi, yenilenmesi olanaksız olan işlemler, istisna olarak geçerli olmaya devam edecektir.

Vasıtasızlık ilkesinin getirdiği en önemli kurallardan birisidir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Bağlantılı Davalar

Bağlantı kavramı ( 1412 S. CMUK m 3 )

MADDE 8. - (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.

(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.

AÇIKLAMA:Tasarı hükmünü benimseyen CMK, dar manada bağlantı konusunda CMUK dan farklı değildir. Yenilik maddenin ikinci fıkrasındadır. Suçun işlenmesinden sonra faile yardım etme, suçun delil, iz, eser ve emarelerini ortadan kaldırma veya suç failine yataklık etme fiillerinin de bağlantılı suç sayıldığı açıklanmıştır.

Buna göre 765 Sayılı TCK m.296, yeni TCK m.281,283,284 de düzenlenen suçlar bakımından da bağlantı var sayılacaktır ki, bu yerinde bir düzenlemedir



Davaların birleştirilerek açılması ( 1412 S. CMUK m 2/1,4)

MADDE 9. - (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.



AÇIKLAMA:CMK burada önemli bir yenilik getirerek, bağlantılı uyuşmazlıklar hakkında henüz soruşturma evresinde, soruşturma aşamasında tedbir alınarak, Cumhuriyet Savcısının davaları birleştirerek açmasını öngörmektedir.

Bu maddenin işleyebilmesi için savcılık müessesesi ile ilgili yeni bir düzenleme yapılmasını gerektirmektedir. Bunun en sağlıklı çözümünün Türkiye Başsavcığı müessesesinin sistemimize katılması olduğu konusunda fikir birliği vardır.



Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması ( 1412 S. CMUK m 2/2,4 , 5,12 )

MADDE 10. - (1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.

(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.

(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.



AÇIKLAMA:Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması konusunda CMK ve CMUK arasında özde önemli bir fark yoktur

CMK’ na göre, birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır. İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara usul ekonomisi, yargılama birliği gibi ilkeler sebebiyle aynı mahkemede devam edileceği öngörülmüştür.



Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme ( 1412 S. CMUK m 12,230)

MADDE 11. - (1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.

AÇIKLAMA :Dava ekonomisi ve yargılamanın süratlendirilmesi amacı ile bağlantı koşulu aranmaksızın davaların birleştirilebileceği öngörülmüştür.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Yetki

Yetkili mahkeme ( 1412 S. CMUK m 8)

MADDE 12. - (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.

(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.

(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.

(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.

AÇIKLAMA:Cumhuriyet savcısı yer bakımından yetkili mahkeme önünde dava açmak zorundadır. Bu hususta hata varsa, mahkeme bunu araştırır. Madde yargılamanın engelsiz, kesintisiz olarak yürütülmesini sağlamak için düzenlenmiştir.

CMUK ‘ na göre bir çok değişiklik vardır.Suçun işlendiği yer daima yetkilidir.



Özel yetki ( 1412 S. CMUK m 9)

MADDE 13. - (1) Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

(2) Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

(3) Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

AÇIKLAMA: Delillerin en iyi toplanabileceği yer, esas itibarıyla suçun işlendiği yerdir. Fakat bu yer belli değilse veya saptanamıyorsa, suç delillerinin en iyi toplanabileceği yer olarak ona en yakın yer mahkemesi yetkili sayılmıştır.

Bütün bu seçeneklere göre de yetkili mahkeme belirlenemiyorsa, yargılama usulüne ilişkin ilk işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkili olacaktır. Böylece basamaklı bir yetki sistemi kurularak çekişmelerin ortaya çıkması önlenmek istenilmiştir.



Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki ( 1412 S. CMUK m. 10 )

MADDE 14. - (1) Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenir.

(2) Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir.

(3) Bu gibi suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye'de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir

(4) Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir.

AÇIKLAMA: İcra hareketi veya doğrudan neticesi Türkiye’de meydana gelmeyen fiiller anlaşılacaktır. Yurt dışında işlenen ve Türk Ceza Kanununun 4, 5, 6, 7 ve 8 inci madde hükümleri gereğince, sanığa veya mağdura göre kişisellik veya adalet, gerçeklik ilkelerine göre Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlara ilgili düzenlemedir.



Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki ( 1412 S. CMUK m 11)

MADDE 15. - (1) Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.

(2) Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

(3) Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.

(4) Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

AÇIKLAMA: Çok önemli ve radikal bir değişikliktir.Tasarıda bu yetki bazı iller mahkemesine verilmesine rağmen, pratik olmayacağı için Türkiye’de ilk uğradığı liman mahkemesi yetkili kılınmıştır.

(3) Bize göre “ilk ulaşılan yer” özellikle deniz taşıtları açısından taşıtı sevk ve idare edenlerin tercihi ile değişebileceğinden , bu fıkra “doğal yargıç” ilkesine aykırı sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

(4)Türk kara suları dışında, yabancı gemi tarafından denizin kirletildiği ve kirlenmenin etkisinin, Türk kara sularında görüldüğü hâllerde, Türk mahkemelerinin yetkili olacağı ve suçun işlendiği yere yakınlığına göre yetkili mahkemenin belirleneceği öngörülmüştür.

2001 tasarısında Türkiye’ye ulaşmış olması şartı aranmıştı. Bu şart yeni yasada kaldırılmıştır.

Anayasamızın 37. m. sinde, "hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz; bir kimseyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz" denilmek suretiyle Türkiye'de olağan hâkim ilkesinin geçerli olduğu ifade edilmiştir”



Bağlantılı suçlarda yetki ( 1412 S. CMUK 12)

MADDE 16. - (1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.

(2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.

(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.

(4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.

AÇIKLAMA: Bir sanığın ayrı yerlerde suç işlemesi hâlinde kural, her suçun işlendiği yerde yargılama yapılmasıdır. Ancak bağlantılı suçların birleştirilmesinde ve uyuşmazlığın tek bir mahkemede çözülmesinde yarar umulduğu için bu kuraldan ayrılmak zorunluluğu varsa bu tür suçlara ilişkin ceza davalarının mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilmesine olanak sağlanmıştır.

Bağlantılı yargılamalar Cumhuriyet savcılarının anlaşması ile davaların birlikte açılması suretiyle gerçekleşebileceği gibi görülmekte olan bir dava ile birleştirilmek üzere ikinci davanın açılması suretiyle de bu yola gidilebilir. Hatta açılmış olan davaların sonradan birleştirilmesi olanaklıdır. Ancak ayrı ayrı açılmış olan davaların birleştirilmesi için bu davalardan her birini kanunen soruşturmaya yetkili Cumhuriyet savcılarının davaların birleştirilerek görülmesi isteminde ittifak etmeleri, mahkemelerin de bu konuda anlaşmaları gerekir.

Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık ( 1412 S. CMUK m13,18 )

MADDE 17. - (1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.

AÇIKLAMA: Olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü yetkisi ortak yüksek görevli mahkemeye verilmiştir.

Yetkisizlik iddiası ( 1412 S. CMUK m15,17 )

MADDE 18. - (1) Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirir.

(2) Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde inceleme raporu okunmadan önce verilir. Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen karar veremez.

(3) Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

AÇIKLAMA: Yasanın temel amacı, davanın yargılama işlemleri sürdürülerek gerek ilk derece mahkemelerinde ve gerek bölge adliye mahkemelerinde bir duruşmada bitirilmesidir.Bu nedenle davanın ertelenmesine neden olabilecek hususları önlemek amacıyla bu düzenleme yapılmıştır.

Davanın nakli ( 1412 S. CMUK m 14)

MADDE 19. - (1) Yetkili hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek görevli mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.

(2) Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı Yargıtay’dan ister.

AÇIKLAMA: Tabiî hâkim kavramı ile olan ilişki nedeniyle , davanın nakline ilişkin koşullar özenle belirlenmiştir. Buna göre, dava aynı derecede olan bir mahkemeye nakledilebilir. Davanın nakline karar verilebilmesi için, mahkemenin hukukî veya fiilî nedenlerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunması veya kovuşturmanın esas yetkili mahkemede yapılmasının kamu güvenliği için tehlikeli olması gerekir.



Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri ( 1412 S. CMUK m 19)

MADDE 20. - (1) Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz.

AÇIKLAMA: Hatalı olarak kendisini yetkili sayan hakim veya mahkeme tarafından yapılan işlemler sadece şeklî bakımdan hükümsüz sayılmayacak , yetkili mahkeme tarafından değerlendirerek geçerli olup olmayacakları takdir edilecektir.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler ( 1412 S. CMUK m 20 )

MADDE 21. - (1) Bir hâkim veya mahkeme, yetkili olmasa bile, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, yargı çevresi içerisinde gerekli işlemleri yapar.

AÇIKLAMA: Burada yetkili olmadığını bile bile bu işlemi yapmak zorunluluğunda kalan hâkim veya mahkemenin durumu düzenlenmektedir. İvediliğin getirdiği zorunluluktan kaynaklanan bu hâl, yalnızca yetki bakımından geçerli olup, görev yönünden uygulanmaz.

Yetkili olmayan mahkemenin usul işlemini yapmaması halinde , o işlemin hiç yapılamayacağı veya yapılmasında esaslı zorluklar ortaya çıkması ihtimali, halinde gecikmesinde sakınca olduğu düşünülmelidir.

İlke olarak Cumhuriyet Savcısının acele işlemin yapılmasını istemesi gerekecektir. Ancak, hâkim veya mahkeme, acil hâllerde istem olmasa da re’sen bu hususta karar verebilecektir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Hâkimin Davaya Bakamaması ve Reddi

Hâkimin davaya bakamayacağı hâller ( 1412 S. CMUK 21 )

MADDE 22. - (1) Hâkim;

a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,

b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,

c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,

d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,

e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,

f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,

g) Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,

h) Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,

Hâkimlik görevini yapamaz.

AÇIKLAMA: Anayasamızda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde belirtilen yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını güvence altına almanın, adil yargılama kurallarının gereği olarak düzenlenmiştir.



Yargılamaya katılamayacak hâkim ( 1412 S. CMUK m 22)

MADDE 23. - (1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.

(2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.

(3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz.

AÇIKLAMA: Kamu davasını açmakla ve bu husustaki işlemleri yürütmekle görevli olanlarla, hüküm mercileri arasındaki kesin ayırımın muhafaza edilmesine ilişkin ilkeyi vurgulamaktadır.

Yasanın gerekçesine göre; Hâkimlerin, bir işe müdahale ettiklerinde önceden bir fikir veya düşüncelerinin olmaması gereklidir ve tarafsız kalmanın bir koşulu da budur.

(2) Soruşturma makamları ile yargılama makamlarının ayrılığı ilkesi gereği,soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi sorgu yaptıysa, artık davaya bakamaz. Tutukluluğa itiraza bakan hakim de o konuyla ilgili davaya bakamaz..

Hâkim, vermiş olduğu ve itiraz yoluna başvurulmuş kararı veya temyiz edilmiş hükmü inceleyecek yüksek görevli mahkemedeki karara katılamaz. Toplanan delilleri tartışıp suçun nitelendirilmesini yapmak suretiyle görevsizlik kararı veren hâkim de yargılamayı yapacak yüksek görevli mahkemede görev alamaz.

Yargılama yapanlar dışında ayrıca “Soruşturma Hakimliği” müessesesi bulunan sistemlerde bu kuralı işletmek daha kolay olmasına rağmen, AİHM İçtihatlarında hukuk sistemleri gelişmiş bir çok ülke hakkında Sözleşmenin ihlal edildiği kararı verilmiş olması,kuralın hakimin yaptığı işlemin niteliğine bakılmaksızın işletildiğini göstermektedir.

Ancak ,bu düşüncemizi hayata geçirecek alt yapı olmadığından 5320Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun ‘un 11 . maddesi ile, “Ceza Muhakemesi Kanununun 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası, Kanunun 163 üncü maddesi hükmü dışındaki hallerde uygulanmaz.” hükmü getirilmiştir.

Bu nedenlerle;en kısa sürede hakimin soruşturma yetkisi ile ilgili 163. maddeye de işlerlik kazandırmak için yeni düzenleme yapılarak, sulh ceza hakimlerinin sayılarının artırılıp yaptıkları işlemlere itirazları da kendisinden sonra gelenin inceleyeceği “soruşturma hakimliği” sistemi oluşturmanın yargılama aşamasında çıkabilecek sorunları asgariye indirilmesine katkı sağlayacağı ve yargısal işlemlerin AİHM içtihatlarına uygun hale getireceği düşüncesindeyiz.



Yüklə 1,22 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   15




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə