Davet Mektubu Genel Bilgiler



Yüklə 0,87 Mb.
səhifə2/13
tarix31.10.2017
ölçüsü0,87 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   13

Sonuç ve Öneriler

Sonuç olarak, çatışma çözme psiko-eğitim programının, deney grubunda yer alan deneklerin hükmetme ve kaçınma düzeyi puanlarını düşürmesinde, bütünleşme ve uyma düzeyi puanlarının artırmasında; diğer taraftan sürekli öfke, öfke içe, öfke dışa düzeyi puanlarının azalmasında ve öfke kontrol puanlarının artmasında etkili olduğu sonucu elde edilmiştir. Çalışmanın bu sonuçları dikkate alınarak çatışma çözme eğitiminin yaygınlaştırılması için; MEB tarafından hizmetiçi eğitime Çatışma Çözme ve Akran Arabuluculuğu Eğitim Programı eklenerek, uygulayıcı ve eğitici eğitim sertifikaları verilebilir. Okullarda alt kademelerden başlayarak üst kademelere doğru, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Çatışma Çözme ve Akran Arabuluculuğu projesi başlatılabilir. Okulda bulunan öğrencilerle birlikte, okul yöneticilerine, öğretmenlere ve diğer personellere de çatışma çözme ve akran arabuluculuğu eğitimi verilebilir. Müfredat derslerin içerisine çatışma çözme eğitimi verilerek etkililiğine bakılabilir.



Kaynakça

Güçray, S. S. (2001). Ergenlerde karar verme davranışlarının öz saygı ve problem çözme becerileri algısı ile ilişkisi. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 8(8), 106-121.

Uysal, Z. (2006). Çatışma çözme eğitim programının ortaöğretim dokuzuncu sınıf düzeyindeki öğrencilerin çatışma çözme becerilerine etkisi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana.

Taştan, N. ve Öner, U (Ed.). (2010). Çatışma çözme eğitimi ve akran arabuluculuğu (2. Baskı). Ankara: Nobel.



Türnüklü , A. T., Kaçmaz, T., Gürler , S., Yaka , A., Türk , F., Kalender, A., Şevkin, B. ve Zengin, F. (2009). Okul temelli çatışma çözümü ve akran arabuluculuk projesi. (Proje No: 106K094). Dokuz Eylül Üniversitesi Anlaşmazlık Çözümü Araştırma ve Uygulama Merkezi, İzmir.


İNSAN İLİŞKİLERİ VE İLETİŞİM DERSİNE DAİR FARKLI UYGULAMALARIN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ

Baki DUY1

M. Ali YILDIZ2

Kemal BAYTEMİR3

Cemal KARADAŞ4
Problem Durumu

İnsan ilişkileri ve iletişim hiç şüphe yok ki yaşamımızın önemli bir parçası. Bireysel ve toplumsal birçok işlevi olan kişilerarası iletişim becerilerini üst düzeyde sergilemek, bireye bireysel ve sosyal kazanımlar sağlar. Etkili ve iyi bir psikolojik danışman olmanın niteliklerinden birisi insan ilişkilerine dair güçlü bir anlayış geliştirmek ve yüksek düzeyde iletişim becerilerine sahip olmaktır. Bu bağlamda mevcut araştırmada, dört farklı üniversitede verilmekte olan İnsan İlişkileri ve İletişim dersinin farklı biçimlerde sunulmasının, PDR II. sınıf öğrencilerinin empati becerileri ve kişilerarası yetkinlik düzeylerine etkisi araştırılmıştır.

Kuramsal Çerçeve

Psikolojik danışman eğitimi içerisinde alana dair çeşitli kuramsal ve uygulamaya dayalı derslerin verilmesi yoluyla, psikolojik danışman adaylarının birçok alandaki (gelişim dönemleri, psikolojik danışma, rehberlik hizmetleri, fizyolojik psikoloji, kişilik kuramları, meslek etiği, mesleki rehberlik, grupla psikolojik danışma gibi) bilgi birikimi ve uygulama becerisi geliştirilmeye çalışılır. PDR programlarının ikinci yılında verilmekte olan İnsan İlişkileri ve İletişim dersinin 2 saati kuramsal, iki saati ise uygulama olarak belirlenmiştir. Bu dersin nasıl verileceği konusunda bir ortak anlayış olmadığı ve farklı uygulamaların olduğu bilgi dersi veren öğretim elemanları ile yapılan informal görüşmelerde edinilmektedir. Bu derste bir taftan öğrencilerin insan ilişkileri ve iletişime dair kuramsal bilgi edinmeleri, diğer taraftan da sahip oldukları kişilerarası iletişim becerilerini ileriye taşımak amaçlanmaktadır. Bu araştırmada da, 4 farklı PDR programında öğrenim gören ve farklı uygulamalara maruz kalan PDR II. sınıf öğrencilerinin kişilerarası iletişim becerileri üzerinde etkisi incelenmektedir.


Yöntem

Çalışma Grubu: Çalışma grubu, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında dört farklı üniversitenin PDR programında öğenim gören toplam 304 üniversite II. sınıf öğrencisinden oluşmuştur. Kasıtlı (yargısal) örnekleme yöntemi kullanılmıştır.

Veri Toplama Araçları: PDR öğrencilerinin empati becerilerini ölçmek amacıyla Topçu, Erdur-Baker ve Çapa-Aydın (2010) tarafından Türkçe’ye uyarlama çalışması yapılmış olan Temel Empati Ölçeği (Basic Empathy Scale, Jolliffe ve Farrington, 2006) kullanılmıştır. Ölçeğin bilişsel empati ve duygusal empati olmak üzere iki alt boyutu bulunmaktadır. Katılımcıların kişilerarası yetkinlik düzeyleri ise Buhrmester, Furman, Wittenberg ve Reis tarafından geliştirilen ve Şahin ve Gizir (2013) tarafından Türkçe’ye kazandırılmış olan Kişilerarası Yetkinlik Ölçeği ile ölçülmüştür. Ölçekte toplam beş alt boyut bulunmaktadır: İlişki başlatma, duygusal destek, etki bırakma, kendini açma ve çatışma yönetimi.

Uygulama: Anadolu Üniversitesi, PDR II. sınıfta verilmekte olan İnsan İlişkileri dersinin uygulamalı 2 saati yaşantı grubu şeklinde gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler 4 ayrı eşit gruba tesadüfi olarak atanmış ve 12 hafta süreyle yaşantı grubu oturumlarına katılmışlardır. Gruplar PDR alanında YL eğitimi alan grup liderleri tarafından yürütülmüştür. Adıyaman Üniversitesi, PDR II. sınıf öğrencileri ise ilgili dersin 2 saatlik uygulama kısmında ders sorumlusu tarafından seçilmiş filmleri izlemişler ve ardından filmdeki karakterler arasındaki iletişi örüntülerine, kendi iletişimlerine dair kişisel paylaşımlarda bulunmuşlardır. İnönü Üniversitesinde ve Amasya Üniversitesinde ilgili dersin uygulama saati benzer biçimde yürütülmüş, daha çok rol oynamalar şeklinde gerçekleştirilmiştir.

Bulgular

İnsan İlişkileri ve İletişim dersinin ilk haftasında tüm katılımcılara Gruplar arası farklılıkları belirlemek amacıyla Temel Empati Ölçeği ve Kişilerarası Yetkinlik Ölçeği ön-test olarak uygulanmıştır. Dersin son haftasında aynı ölçekler katılımcılara tekrar uygulanmış ve böylece son-test ölçümleri elde edilmiştir. Gruplar arası farklılıkları belirlemek amacıyla karışık desenlere (split-plot) uygun 3x2x2 tekrarlı ölçümler için ANOVA tekniği kullanılmıştır. Farkın yönünü belirlemek amacıyla varyanslar benzeşik olduğunda Tukey, benzeşik olmadığı durumda da Dunnett’s C testinden yararlanmıştır. Analizler soncunda, uygulamalı gruplar lehine hem empati hem de kişilerarası ilişki yeterlilikleri bağlamında bir fark olduğu, iki farklı uygulamanın izlendiği gruplar arasında ise anlamlı bir fark olmadığı; her iki uygulamalı grupta empati ve kişilerarası ilişki yeterlik puanları artış gösterirken, kuramsal ağırlıklı dersin işlendiği grupta hemen tüm değişkenlerde düşüş olduğu bulgularına ulaşılmıştır.

Sonuçlar ve Öneriler

Bu çalışmadan elde edilen bulgular, İnsan İlişkileri ve İletişim dersinin kişisel yaşantılar üzerine paylaşımı mümkün kılacak ve böylece kendi iletişim biçimlerini ve iletişim yeterliklerini yeniden değerlendirmelerine olanak sağlayacak biçimde işlenmesinin iletişim yeterliliklerini artırıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermekte.
Kaynakça

Jolliffe, D. & Farrington, D. P. (2006). Development and validation of the Basic Empathy Scale. Journal of Adolescence, 29, 589-611. doi:10.1016/j. adolescence.2005.08.010

Şahin, E. E. ve Gizir, C. A. (2013). Kişilerarası Yetkinlik Ölçeği-Kısa Formu: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 9(3), 144-158.

Topçu, Ç., Erdur-Baker, Ö. ve Çapa-Aydın, Y. (2010). Temel Empati Ölçeği Türkçe uyarlaması: geçerlik ve güvenirlik çalışması. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 4(34), 174-182.



FİZİKSEL ENGELE SAHİP ÇOCUĞU OLAN ANNELERİN SOSYAL PROBLEM ÇÖZME BECERİNİN YARI DENEYSEL MODELLE İNCELENMESİ*

Begüm Fatma ARSLAN1

Banu YAZGAN İNANÇ2
Kuramsal Çerçeve

Bireyler her gün çeşitli kişisel olan ya da olmayan, farklı seviyelerde problemlerle karşılaşmaktadır. Bu nedenle problemler kadar problem çözme tarzları da insanların hayatında bir yere sahiptir. Stresli yaşam durumlarında bireyi strese karşı koruyan güç de sosyal problem çözme becerileridir. Literatürdeki bulgulara göre engelli çocuğa sahip ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olan ailelere göre daha fazla problemle karşılaştıkları ve psikolojik desteğe ihtiyaç duydukları ifade edilmektedir.



Araştırmanın Amacı:

Araştırmanın genel amacı, fiziksel engele sahip çocuğu olan annelerin problem çözme seviyelerini belirlemek. Annelere uygulanan Sosyal Problem Çözmede Beş Aşamalı Yaklaşım Modeline dayalı olarak oluşturulan Sosyal Problem Çözme Eğitiminin, annelerin Dikkatsiz/Dürtüsel Tarz ve Kaçınan Tarz Problem Çözme Becerileri üzerinde çalışarak olumsuz problem çözme tarzlarını azaltmak, olumlu ve etkili olan Rasyonel Tarz problem Çözme becerisinin geliştirilmesini sağlamaktır.



Yöntem

Bu araştırma Kayseri ilinde yaşayan, okuma yazma bilen, çocukları fiziksel engelli olan(cp ve kas erimesi) Özel İlgim rehabilitasyon Merkezinden fiziksel tedavi yarı-deneyseldir. Çalışma içerisindeki eğitim programı, 5 hafta sürmüş, her hafta 1 gün, ortala 2,5 saat sürmüştür. Çalışma başlamadan önce Deney grubundaki annelere Sosyal Problem çözme testi uygulanmış, eğitim sonrasından tekrar uygulanmış ve son olarak çalışmanın etkinliğinin sınanması için 5 hafta sonra tekrar uygulanmıştır. Kontrol grubundaki anneler herhangi bir eğitime tabi tutulmamıştır. Deney grubundaki anneler ile 5 hafta ara ile ön test son test uygulanmıştır.

Araştırmada fiziksel engelli çocuğu olan annelerin genel ve demografik bilgileri hakkında veri toplamak için Kişisel Bilgi Formu ve problem çözme hakkındaki becerilerinin tespiti için Sosyal Problem Çözme Envanteri Kısa Formu uygulanmıştır.

Bulgular ve Sonuç

Eğitim öncesi annelere uygulanan Sosyal Problem Çözme testinde annelerin olumsuz ve etkin olmayan Kaçınan Tarz problem Çözme ve Dikkatsiz/ Dürtüsel Tarz Problem Çözme puanlarının yüksek olduğu görülmüştür.

Araştırma sonuçlarına göre eğitim sonrası toplam puan eğitim öncesine göre anlamlı (p < 0,05) artış göstermiştir.

Araştırma sonucunda hazırlanan ve uygulanan sosyal problem çözme eğitiminin annelerin probleme karşı olumsuz yönelim puanlarını anlamlı bir şekilde düşürdüğü, probleme olumlu yönelimlerini anlamlı şekilde arttırdığı, etkisiz problem çözme davranışlarını düşürdüğü, etkili olan ‘Rasyonel Tarz Problem Çözme’ becerisini ise anlamlı bir şekilde arttırdığı araştırma bulgularında tespit edilmiştir. Kontrol grubundaki annelerin ise problem çözme davranışlarında herhangi bir değişiklik olmadığı görülmüştür.

Ortaya çıkan araştırma bulgularının yapılan yurt içi ve yurt dışı literatür bilgileri ile de benzer sonuçlar taşıdığı görülmüştür.
Öneriler

İlgili literatür incelendiğinde ‘Problem Çözme Beceri Eğitiminin’ farklı gruplarda olumlu sonuçlar elde ettiği görülmüştür. Bu nedenle bu eğitimlerin sadece engelli çocuklara sahip aileler ile değil anaokulu, ilköğretim ve liselerde çocukları eğitime devam eden ailelere de sunulabilir.

Bu araştırmada sadece fiziksel engele sahip anneler ile çalışılmıştır. Bu çalışma ve benzeri çalışmalar fiziksel engelin dışında zihinsel, işitme ve görme engeli gibi diğer tiplerdeki engel gruplardaki annelere de uygulanabilir.

Gelecekte yapılacak araştırmalara problem çözme becerileri ile başka yaşantısal sorunlar ile diğer olumsuz duygular arasından ilişkilerin incelendiği araştırmalar yapılabilir.

Annelere verilen eğitim sayesinden annelerin olumsuz ve etkisiz problem çözme becerileri azaldığı görülmüştür. Bu değişim aile ortamında çocuklar ve eşlere yansıma muhtemeldir. Bu nedenle Rehabilitasyon Merkezlerinde Aile eğitimlerinin önemi arttırılması ve bu araştırma gibi davranış değiştirme eğitimleri verilebilir.

Sosyal problem çözme beceri eğitiminin daha büyük ve farklı gruplara uygulanması için ‘eğitici eğitimi’ programı düzenlenebilir.




ADLERYAN KURAMIN ÖĞRETİMİNDE SİNE-EĞİTİM YÖNTEMİ
Evrim Çetinkaya YILDIZ1

Sümeyye DERİN2


Problem Durumu

Günümüz gençleri teknolojinin içine doğduklarından klasik öğrenme yöntemlerinden farklı öğretim materyallerine duyulan ihtiyaç artmaktadır. Üniversite düzeyinde psikoloji alanındaki programlarda da bu gereksinimi karşılayacak öğretim materyallerinin geliştirilmesi ve bu materyallerin test edilmesi gerekmektedir. Yapılan alan yazın taramasında Türkiye’de filmle eğitim yönteminin etkililiğinin test edildiği bir çalışmaya rastlanmamıştır.



Kuramsal Çerçeve

Filmlerle eğitim/öğrenme çağımızın görsel-işitsel okuryazarlık bağımlılığı olan ve multimedya kültürüne sahip öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılaması (Williamson, 2004) bakımından oldukça popüler bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır.

Filmlerin eğitim amaçlı kullanılmaya başlaması ilk olarak tıp alanında olmuştur ve bu yöntem için sine-eğitim (cinemeducation) terimi kullanılmıştır. Daha sonra yöntemin diğer alanlarda da kullanılması önerilmiştir (Alexander, Lenahan, & Pavlov, 2005; Blumer, 2010; Niemiec, 2011). Bu öneriyi destekler biçimde psikoloji alanında da filmlerin kuramsal bilgiyi somut hale getirmek için kullanıldığı çalışmaların var olduğu görülür. Örneğin, Peoples ve Helsel (2014) varoluşçu psikolojinin öğretiminde Dövüş Kulubü (Fight Club) filmini, Koch ve Dollarhide (2000) psikolojik danışma teorileri dersinde Can Dostum (Good Will Hunting) filmini kullanmışlardır. Toman ve Rak (2000) ise çalışmasında teşhis, psikolojik danışma kuramları, müdahale ve etik dersi gibi psikolojik danışma dersleri için filmlerin kullanıldığı aktiviteler önerirler ve film listesi sunar. Ancak filmlerin psikoloji alanında daha çok ruh sağlığı/psikopatoloji ile ilgili derslerde kullanıldığı söylenebilir (örn. Armstrong ve Berg, 2005; Badura, 2002). Türkiye’de ise filmlerin psikoloji kuramları açısından ele alınıp analiz edildiği pek çok çalışma bulunmaktadır (Acar ve Voltan-Acar, 2013; Derin ve Voltan-Acar, 2016, Nadir, 2013; Sakızcıoğlu, 2016; Şenol-Durak ve Fışıloğlu, 2007 vb.).

Yöntem

Bu çalışmada, Derin ve Çetinkaya Yıldız (2016) tarafından Adleryan kurama göre analizi yapılan İçimdeki Çocuk filminin bir ders materyali olarak etkililiği test edilmiştir. Bunun için ön test-son test izleme modeli kontrol gruplu yarı deneysel bir desen kullanılmıştır. Araştırmanın denencesi şu şekildedir: Adleryan kuram bilgi testi ön test- son test fark puanları deney grubu lehine anlamlı derecede farklılaşmaktadır.



Çalışma Grubu

RPD programında henüz hiçbir kuram dersi almamış olan ikinci sınıf öğrencilerinden gönüllü olanlar çalışmaya dâhil edilmiş ve rastlantısal olarak gruplara (30 deney, 30 kontrol grubu) atanmıştır. Ancak çeşitli sebeplerle katılımcı sayısında düşüş olmuş ve katılımcıların 23’ü (19 kadın, 4 erkek) deney grubuna, 27’si (22 kadın, 5 erkek) kontrol grubunda çalışmayı tamamlamıştır.



Veri Toplama Araçları

Uygulanan yöntemin etkililiğini ölçmek için araştırmacılar tarafından hazırlanan Adleryan kuramın temel kavramlarını içeren 20 soruluk bilgi testi kullanılmıştır.



Uygulama

Kontrol grubunda yer alan öğrencilere 2 hafta (4 ders saati) klasik yöntemle Adleryan Kuram anlatılırken, deney grubundaki öğrencilere önce film izletilmiş daha sonrada iki hafta (4 ders saati) film analizi yöntemi kullanılarak Adleryan kuram anlatılmıştır. Eğitimin başlangıcında, bitiminde ve bitiminden 4 hafta sonra araştırmacılar tarafından hazırlanan bilgi testi ile öğrencilerin bilgileri ölçülmüştür. Ayrıca deney grubundaki öğrencilere filmle öğretim yöntemiyle ilgili görüşleri yazılı olarak sorulmuş ve nitel veri toplanmıştır.



Bulgular ve Sonuçlar

Gruplardaki denek sayıları 30’un altında olduğu için non-parametrik analizler kullanılmıştır. Yapılan analizde deney ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (U:298.50, p> .05). Deneklerin son test ön test puan farkları alınarak fark puanlarının oluşturduğu dizide grupların ikili karşılaştırmaları Mann Whitney U testi ile analiz edilmiştir. Deney grubunun son test puanları ile izleme testi puanlarının karşılaştırılmasında ise Wilcoxon işaretli sıralamalar testi kullanılmıştır (Büyüköztürk, 2007). Son test izleme testi sonuçlarına göre araştırma bulguları film analizi yöntemi kullanılarak Adleryan kuramın anlatımının klasik yönteme göre anlamlı düzeyde daha kalıcı olduğunu (ZDeney= 0.277, p>0.05; ), geleneksel yöntemle öğretim tekniğinde bilgilerin bir süre sonra unutulduğunu göstermiştir (ZKontrol= 4.630, p<0.05).

Öğrencilerden alınan yazılı görüşler de bu sonuçlara paraleldir. Bu görüşlerden bazıları şöyledir: “Bu yöntemi kesinlikle çok verimli buldum. Özellikle kuramları öğrenirken bu tür çalışmada yer almak beni pozitif yönde etkiledi. En önemlisi ise bu tür çalışmanın ezberi de önleyeceğini düşünüyorum. Yani kalıcılığı artacak demek. Kuramları ezberleyip unutmaktansa filmle bağdaştırıp o şekilde hatırlamanın bize getirisinin çok olacağını düşünüyorum.” şeklindedir. Başka bir katılımcıya göre ise: “Ders içeriğinin film eşliğinde sunulması gerçek yaşamın sınıfa getirilmesi açısından önemli oldu. Konunun ilgi çekici kısımlarını bizzat film üzerinden takip edince farkındalığımızı artırdı ve konu ile gerçek yaşamın eşleştirilmesini sağladı. Bence etkili bir yöntemdi.”

Çalışmadan elde edilen bulgular bu konudaki diğer araştırma (Anderson, 1992; Boyatzis, 1994; Downey ve ark., 2003; Fleming, Piedmont, & Hiam, 1990) bulgularıyla paraleldir. Bunun yanı sıra “dijital yerli” olarak ifade edilen günümüz öğrencilerinin (çocuk ve gençlerinin) genellikle basılı olmayan, dijital kaynakları tercih etmeleri, düzyazıdan daha çok görsellere, hareketlere, müziğe önem vermeleri yönündeki özellikleri (Arabacı ve Polat, 2013) ile de örtüşmektedir.



Öneriler

Araştırmadan elde edilen bilgiler ışığında psikolojik danışman eğitimi alanında çalışan akademisyenlere farklı derslerde bilginin daha kalıcı olması ve dersin daha interaktif hale getirilebilmesi için sine-eğitim yöntemini kullanmaları önerilebilir.



GELENEKSEL OYUN VE HAYAL KAHRAMANLARINDAN YARARLANILARAK HAZIRLANAN ÖFKE DENETİMİ PROGRAMININ İLKOKUL 4. SINIF ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLİLİĞİNİN İNCELENMESİ
Günnur ÖZBAY1

Doç. Dr. İlhan YALÇIN2


Problem Durumu

Bireylerin kişilerarası ilişkilerde kendilerini ifade ederken, bazı duyguların tanımlanmasında sorunlar yaşadıkları bilinmektedir. Öğrencilere duyguları ifade etme ve kontrol etme gibi becerilerin okullarda kazandırılmasının önemi giderek artmaktadır. Anlaşılmamışlık veya engellenmişlik yaşayan bireylerin hissedeceği duygulardan biri de öfkedir. Yıkıcı davranışların artmasının akademik başarıyı ve kişiler arası ilişkileri de olumsuz yönde etkileyeceği göz önünde bulundurulduğunda, baş etme becerisinin erken yaşlarda kazandırılmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Erken yaşlarda öfke denetimi becerisi kazandırılan bireylerin, gelecekte karşılaşacakları sorunların çözümünde daha etkili yöntemler kullanabilecekleri düşünülmektedir.


Araştırmanın Amacı

Bu araştırma ile öğrencilerin öfke duygusunu tanımaları, öfke durumlarını anlamaları, öfke denetimini kazanmaları ve karşılaştıkları problemleri daha yapıcı yollarla çözebilecek davranışları edinmeleri hedeflenmiştir. Bu bağlamda, bu araştırmanın amacı, hayal kahramanları ve geleneksel oyunlardan yararlanılarak hazırlanan, ilkokul öğrencilerinin öfkelerini kontrol etme becerileri kazandırmaya yönelik programın etkililiğini incelemektir.


Yöntem

Araştırma kontrol gruplu, öntest, sontest ve izleme testi modeline dayalı deneysel bir çalışmadır. Deney ve kontrol grupları oluşturulurken, Ankara’da bir ilkokuldaki öğrencilere Çok Boyutlu Okul Öfke Envanteri uygulanmış, öfke düzeyi yüksek, öfke denetim becerileri düşük öğrenciler arasından deney grubu (17) ve kontrol grubu (17) oluşturulmuştur. Deney grubuna uygulanan program haftada bir gün olmak üzere toplam sekiz oturumda gerçekleştirilmiştir. Programın içeriği, amaçları belirleme, duygu ve düşünceleri paylaşma, kurallar oluşturma, öfke duygusunu ve kaynağını fark etme, öfke ipuçlarını ve tepkileri fark etme, öfke ifade biçimleri ve uygun olan ve olmayan tepkileri fark etme, öfke ile baş etme yöntemlerini kullanma konularından oluşmuştur. Kontrol grubu üzerinde herhangi bir işlem yapılmamıştır.


Araştırmada Smith ve arkadaşları (2000) tarafından geliştirilen ve Türkçe’ye Canbuldu (2006) tarafından uyarlanan Çok Boyutlu Okul Öfke Envanteri uygulanmıştır. Ölçek; öfke yaşantısı, düşmanlık, yıkıcı ifade ve olumlu başa çıkma alt ölçeklerinden oluşmaktadır. Araştırmada bağımsız değişken öfke denetimini artırmaya yönelik öfke denetimi eğitim programı, bağımlı değişken ise katılımcıların ölçekten aldıkları puanlardır. Sekiz haftalık öfke denetimi eğitimi öncesi ve sonunda deney ve kontrol gruplarına Çok Boyutlu Okul Öfke Envanteri uygulanmıştır. Ölçekte seçeneklere verilen yanıtların puanları toplanarak her alt ölçek için bir toplam puan elde edilmiştir. Alt ölçeklerden alınan puanlar artıkça öfke yaşantısı, düşmanlık, yıkıcı ifade ve olumlu başa çıkma düzeyleri de artmaktadır.

Araştırmada elde edilen veriler, SPSS istatistik paket programıyla çözümlenmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini test etmek amacıyla Shapiro-Wilks testi kullanılmıştır. Veriler normal dağılım göstermediği için araştırma sonunda elde edilen veriler parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U (deney ve kontrol grubunun Çok Boyutlu Okul Öfke Envanterinden aldıkları sontest puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını test etmek için) ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi (Deney grubunun Çok Boyutlu Okul Öfke Envanterinden aldıkları öntest-son test ve son test-izleme puanları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını test etmek için) ile analiz edilmiştir.


Bulgular

Deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin Çok Boyutlu Okul Öfke Envanteri son test puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere yapılan Mann Whitney-U testi sonucunda gruplar arasında deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılık saptanmıştır. Deney grubunu oluşturan öğrencilerin Çok Boyutlu Okul Öfke Envanterinden aldıkları öntest ve sontest puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını test etmek için yapılan Wilcoxon İşaretli Sıralar testi sonucunda sıra ortalamaları arasında fark, öfke yaşantısı, düşmanlık, yıkıcı ifadeler ve olumlu baş etme alt ölçeklerinde istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Deney grubunu oluşturan öğrencilerin Çok Boyutlu Okul Öfke Envanterinden aldıkları son test ve izleme testi puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını test etmek için yapılan Wilcoxon İşaretli Sıralar testi sonucunda alt ölçekler arasında anlamlı düzeyde farklılık bulunmamıştır. Deney grubuna uygulanan öfke denetimi eğitimi programının etkisi iki ay süreyle kalıcılığını korumuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular Geleneksel Oyun ve Hayal Kahramanlarından Yararlanılarak Hazırlanan Öfke Denetimi Programının öğrencilerin öfke denetimi ve olumlu başa çıkma yöntemlerini kullanma becerileri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.


Sonuç ve Öneriler

Uygulanan eğitim programı, ilkokul düzeyindeki çocukların çevreyle ilişkilerinde yaşadıkları problemleri çözme, öfke duygusunu fark etme ve denetim becerisini kazanmayı hedefleyen ve bu amaçla çocukların ilgisini çekecek geleneksel oyun ve hayal kahramanlarından yararlanılan bir programdır. Bu bağlamda, programın uygulanması sırasında kullanılan görsellerin, drama etkinliklerinin ve oyunların çocukların dikkatini çektiği, görsel materyallerle desteklenen konuların günlük yaşama aktarılmasının kolaylaştığı gözlenmiştir. Eğitimin olumlu etkisinin kalıcılığının iki aylık süre sonucunda sürmesi de eğitimin etkililiğini göstermesi açısından önemli görülmektedir. Ancak çocuklarda bu tür eğitim programlarının etkisinin uzun süreli olması için belirli aralıklarla destekleyici çalışmaların yapılması önerilebilir. Çeşitlendirilmiş materyallerle çocukların ailelerini ve öğretmenlerini de uygulamaya dahil edecek programların geliştirilip uygulanmasının, okullarda gelişimsel rehberlik hizmetleri kapsamında yapılacak çalışmalara destek olacağı düşünülmektedir.





Yüklə 0,87 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   13




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə