Emd tariHİ



Yüklə 150,36 Kb.
səhifə1/4
tarix23.12.2017
ölçüsü150,36 Kb.
  1   2   3   4

EMD TARİHİ
Vecdi SEVİĞ – Muzaffer GENÇTOĞAN

Bazılarımız, 24 Ocak Kararlarının açıklandığı bu tarihi ekonomi muhabirliğinin “miladı” olarak kabul etsek de, ekonomi muhabirliği, hiç kuşkusuz 1980den önce de vardı. 1950-80 arasındaki dönemde ekonomi alanında faaliyet gösteren kuruluşlar arasında İzmir Ticaret ve Ankara Ticaret gazeteleri ve şimdi aramızda olmayan Ziya Tansu’nun sahibi olduğu İktisat ve Ticaret Haberler Ajansı (İKA) ile Yavuz Tolon’un başında bulunduğu Ekonomik Basın Ajansı ilk akla gelenlerden.

Bu dönemde ekonomi alanında çalışanlara örnek olarak da, artık aramızda bulunmayan ekonomi basınının duayeni İzmir Ticaretin kurucusu Süha Sukuti Tükel ile Sezai Güven, Fasih İnal ve İzmir Ticaret’te çalıştığı dönemleri dikkate alarak “biraz da” Özden Alpdağ’ı gösterebiliriz. (Özden Alpdağ, kendi ifadesine göre, ekonomiyi, Akşamda çalışırken, erken basılan İzmir Ticaret’teki ekonomi haberlerini alıp kendi gazetesine “özel haber” yaparken öğrenmiş(!)”

Şakası bir yana, bu isimler de çok iyi bilirler ki, özellikle bizim kuşağın gazeteciliğe başladığı 70li yılların başında örneğin Cahit Kayranın bize öğrettiği şekilde Merkez Bankası bilançosundan hesaplayarak “emisyon artmış” dediğimiz zaman, istihbarat şefleri yüzümüze “o gün çalışmak istemediğimiz için söylenmiş bir söz” gibi bakarlar, biraz bilenleri ise “Zülfiyare dokunma” uyarısında bulunurlardı.

O dönemdeki yöneticilerin “öngörüsünün” aksine, 70’li yılların son çeyreğinde, siyasi ve sosyal olaylar ve toz duman içindeki ülke ve hükümet krizlerine rağmen, ekonomi alanına ilgisi olan arkadaşların sayısının giderek arttığını söyleyebiliriz.

1974deki Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Türkiye’ye uygulanan ambargonun etkisiyle iyice kötüleşen Türkiye ekonomisi, 1980’e gelindiğinde Süleyman Demirel’in ifadesiyle “70 sente muhtaç” duruma gelmişti. Daha sonraki yıllarda kendisinden “24 saat” bahsetmek zorunda kalacağımız dönemin Başbakanlık Müsteşar Vekili ve DPT Müsteşarı Turgut Özal’ın mimarlığını yaptığı 24 Ocak Kararları, ekonomi muhabirliğini bir anlamda zorunlu hale getirdi. Birçok arkadaşımızın ekonomi muhabirliğinin “miladı” olarak kabul ettiği 24 Ocak Kararlarını özümseyip, hem kararları hem de gelişmeleri haber yapmaya çalışan az sayıdaki gazetecinin, kendiliğinden ortaya çıkan “ortak hareket” anlayışı, bugün üyesi olmaktan onur duyduğumuz EKONOMİ MUHABİRLERİ DERNEĞİ’nin yani “EMD”nin de dayanağı oldu. İlk buluşmalar o dönemde sayıları parmakla sayılacak kadar az olan ekonomi muhabirlerini ortak hareket etme anlayışında da bir araya getiren 24 Ocak Kararlarının, bizim yaklaşımımıza göre getirdiği en büyük faydalardan biri de, olsa olsa EMD’ye giden yolun ilk adımlarının atılmasıdır.


NEDEN BİR DERNEK KURMUYORUZ?
EMD’nin kurucu üyeleri olarak seçilenlerin başı çektiği ekonomi muhabirlerinden dar bir grubun, gerçekten de olması gereken şekilde, “ortak hareket anlayışı”ndan kaynaklanan Kızılay’ın meşhur Sakarya Caddesi üzerinde bulunan “Canlı Balık Lokantası”ndaki ilk buluşmada ortaya atılan “neden bir dernek kurmuyoruz” fikri, bundan sonraki buluşma ve toplantılarda daha ayrıntılı dillendirilmeye başlandı.

1982de 12 Eylül Yönetimi tarafından hazırlatılan ve bugün “82 Anayasası” olarak bildiğimiz Anayasanın ve Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığını da içeren halkoylaması öncesi “kısıtlı siyaset”in ısınması ve ardından 83 seçimleri ve Turgut Özal’ın başında bulunduğu ANAP’ın iktidar oluşu, doğal olarak ekonomi muhabirlerini de “en azından bir süre için” siyaseti izlemeye zorlaması sonucu, toplantı sayısı azaldı. Ancak, aradan geçen günler ve aylarda “çekirdek” saydığımız bu gruba diğer arkadaşların da katılmasıyla önemli bir sayıya ulaşan ekonomi muhabirleri, haber ve yorumlarıyla basın ve bürokraside de dikkat çekmeye başladı.


GAYRİRESMİ ÖRGÜTÜN İLK “RESMİ” ZİYARETİ
Gayriresmi Örgütün ilk “resmi” ziyareti 1983 Ocak ayının soğuk ve karlı bir kış akşamı, ekonomi muhabirlerinden dar bir kadro, Kızılay Kumrular Sokak’taki, yani eski adıyla bildiğimiz Saraçoğlu Mahallesi’ndeki dönemin Maliye ve Gümrük Bakanlığı Müsteşarı Ertuğrul Kumcuoğlu’nun evinde. Yani davetliyiz. Hoş, beş, hal hatırdan sonra, sıra “memleket meseleleri”ne geliyor. Eh, uzun süren “devlet kurtarma muhabbeti”nin ardından, yanılmıyorsam Ertuğrul Bey “Çocuklar, devleti kurtarmanın yolu, demokratik örgütlenmeden geçer. Siz niye örgütlenmiyorsunuz?” Anlamına gelen bir cümle ile konuyu değiştirmek istiyor. Sanki Ertuğrul Bey’in evine yeni gelmişçesine, orada bulunanların hemen hepsi, ellerindeki kadehleri tazeleyip, Özden Alpdağ’ın “nefes almak için ara verdiği saniyelerde” de olsa düşüncelerini ortaya döküyor. Saatlerin 02.30’u gösterdiği sıralarda Müsteşar Kumcuoğlu’nun evinden çıkılıp topluca Kızılay yönüne doğru yürürken, arkadaşlardan biri “Dağılalım. Toplu eylemden tutuklanırız” dediğini hatırlıyorum. Bu ziyaret, EMD’nin kuruluşu öncesindeki yıllarda gerçekleştirilen ilk “resmi” ziyareti olarak hafızalara geçti.
DERNEĞİN ADINA KARAR VERİLİYOR
Bundan sonra, “ekonomi gazeteciliği”nin basın sektörü içinde bir uzmanlık dalı olduğu gerçeğinin söz konusu grup tarafından fiilen sürdürüldüğü ve çok sık aralıklarla bir araya gelinen yoğun tartışma ve arayışların da yaşandığı 1983, 1984 ve 1985 yılları. Bu yıllar, 12 Eylül’den sonraki ilk seçimlerde iş başına gelen Özal başkanlığındaki ANAP Hükümeti’nin programı ve hedeflerinin büyük bölümünün ekonomik olması nedeniyle, ekonomi muhabirlerinin sayısının giderek arttığı, artarken de “ekonominin bilinmesi zorunluluğu”nu yaşayan arkadaşlarımız için bir anlamda eğitimin de fiilen başladığı yıllar oldu.

1985 sonuna gelindiğinde, bir dernek çatısı altında toplanma fikrinin uygulamaya geçirilmesi için gerekli olan ilk çalışmalar başlatıldı, hatta İstanbul ve İzmir’deki ekonomi muhabiri arkadaşlarla temas kurularak, onların da katılımını sağlama girişimleri oldu. Derneğin adının “Ekonomi Muhabirleri ve Yazarları Derneği” mi olsun, yoksa “Ekonomi Gazetecileri Derneği” mi olsun tartışmaları, o dönem üzerinde uzunca konuşulan konular arasındaydı. Bu çalışmalar o kadar ciddi tartışmaların da olduğu toplantılarda sürdürülüyordu ki, 4 Mayıs 1997’de yapılan “3.Olağanüstü Genel Kurulu”na katılan arkadaşlarca bile “1982 Anayasasından daha katı” olarak tanımlanan Tüzüğün hazırlanıp yazımı ve Valiliğe verilmesi süreci 1987 ortasına kadar uzadı.


VE EMD DOĞUYOR
1985-1987 arasında, sayısını şu anda bile hatırlamakta zorlandığımız çok sayıda toplantının ardından şekillenmeye başlayan Tüzük Taslağı, 1987nin Nisan ayında Emlak Bankası’nın Yenişehir’deki lokalinde yapılan geniş katılımlı bir toplantıda yeniden gözden geçirildi. Saatler süren bu toplantıda, Tüzük yazımının Muzaffer Gençtoğan’a verilmesi için prensip kararına varıldı. “Bu isim, daha sonraki yıllarda EMD Tüzüğü ile birlikte anılmaya başladı.(!) ”Bu toplantıda ayrıca, Kurucular Kurulunun yanı sıra Derneğin adı da kesinleşti: “EKONOMİ MUHABİRLERİ DERNEĞİ” yani EMD.
KURUCULAR KURULU OLUŞTURULDU
KURUCULAR KURULU, Özden ALPDAĞ Vecdi SEVİĞ, Taylan ERTEN, Muzaffer GENÇTOĞAN, Zülfikar DOĞAN, Ercan DEVA, Ömer Faruk GÜNEL, Nursun EREL.

Bir ay gibi kısa bir süre içinde yazım işlemi tamamlanan EMD Tüzük Taslağı, Kurucular kurulunun çağrısı üzerine yapılan bir ara toplantıda “müstakbel üyelere” okundu ve bu toplantıya katılanların oybirliği ile “Tasarı” haline geldi.

Sıra gelmişti Valiliğe başvuruya. Ama bunun için Emniyet Dernekler Masası’ndan basılı formların alınıp doldurulması gerekiyordu. Ancak o tarihlerde, 87 seçimleri öncesi siyasi partilerin kıyasıya bir rekabet halini alan seçim propagandaları başladığı ve bazılarımızın sağa sola dağılıp “seçimin nabzını tutması”, bazılarımızın da Temmuz sıcağında tatile çıkması sonucu bu iş de gecikiyordu.

Özden Alpdağ’ın “çocuklarını özlediği için” Anadolu’dan Ankara’ya geldiğini duyan Vecdi Seviğ, diğer kurucu arkadaşlara “Özden Abi dönmüş. Hemen toplanalım. Yoksa adam kaçacak” mesajını ilettiği günün akşamında Dünya Gazetesi’nin Karanfil Sokakdaki bürosunda bir araya geldik. Daha önce hazırlanan Tüzük Tasarısının Kurucular Kurulu tarafından “vatana ve millete hayırlı olması” temennisiyle imzalanmasının ardından, bundan sonra izlenecek prosedür konusu “masaya yatırıldı”.

Ancak, her şeyden önce kurucular kurulunun, dernek faaliyetlerinin yürütülmesi için kendi arasında görev bölümü yapması zorunluydu. Ve yapıldı da. Ercan Deva’nın daha o günlerde başlayan “başkanlık özlemi”ni toplantıda “mini kulisle” uygulamaya geçirme isteğine rağmen, Özden Alpdağ, demokratik bir oylama sonucu “yaşına hürmeten” geçici başkanlığa seçilirken, Vecdi Seviğ de, “Özden Abi’nin başına herhangi bir durum gelmesi halinde vekaleten de olsa yerine oturabilmenin yolunu” başkan yardımcılığına seçilerek buldu. Aynı toplantıda Taylan Erten muhasipliğe, Muzaffer Geçdoğan da “işin hamallığını götürmek üzere” genel sekreterliğe getirildi.
CAN ALICI SORU: “OLMAYAN MUHASEBE NASIL YÜRÜTÜLÜR?”
Taylan Erten’in, her zamanki ciddiliğiyle “Beyler, beni muhasipliğe seçtiniz ama olmayan muhasebe nasıl yürütülür? Ben mektepte böyle bir ders görmedim” anlamına gelen sözleri biter bitmez, Vecdi Seviğ “radikal” bir yaklaşımla cebinden bir 10.000 liralık kağıt banknot çıkarıp masaya koyduktan sonra, bir kaç sanayi süren sessizliği bozarak “Ne bakıyorsunuz? Herkes 10’ar bin lira avans verecek” demesinin ardından bir anda Derneğin 80 bin lira (yanlış okumadınız, seksenbin lira) parası oluverdi. Taylan Erten de böylece rahatlamış oldu. Bu 10’ar binlikleri, ilerleyen aylarda diğer 10’ar ve 20’şer binlikler izledi ve hepsi defter kayıtlarına “Kurucular Kurulu’nun EMD’ye bağışı” olarak geçti.

Görev bölümünün ardından, Geçici Yönetim Kurulu Başkanı Özden Alpdağ, “bir saat süren teşekkür konuşması ve tebrikleri kabul ettikten sonra” EMD’nin ilk resmi yazısı olan Kuruluş Bildirimini 29 Temmuz 1987 tarih ve 1987/001 sayı ile imzaladı. Tüzük ve yazının ertesi gün Valiliğe verilmesi ve Dernekler Masasına sevk edilmesi, buradan da 06.32.020 Dernek kod numarasının alınmasıyla EMD hukuki statü kazandı.

Bu tarihi toplantı ve başvuruyu izleyen günlerde de, Dernek için gerekli olan defterlerin alımı, noter masrafları ve diğer ihtiyaçlar, hatta yemek paraları toplam 83.727 lira harcamayla sağlandı. Bugün bu parayla ne yapmayı düşünürdünüz?
İLK YÖNETİM KURULU KARARI
İnsanların olduğu kadar, kurumların yaşamlarında ilkler önemlidir. EMD Karar Defterine yazılan 25 Ağustos 1987 tarih ve 1 sayılı karardan da, bu nedenle bahsetmek yerinde olacak. Vecdi Seviğ ve Ömer Faruk Günel’in Ankara dışında olmaları nedeniyle katılamadıkları bu tarihteki yine Dünya Gazetesi’nin bürosunda yapılan yönetim kurulu toplantısında alınan söz konusu kararlar şöyle:

“Yönetim Kurulu, bu ilk toplantısında, gündemindeki konuları görüşerek, aşağıdaki kararları aldı:

1- EMD Kuruluş başvurusunun yapılmasından sonra, çalışmaların hızlandırılması için gerekli üye kayıt formu, dernek amblemi ile diğer kırtasiye hizmetlerinin tamamlanması,

2- Dernek kuruluş başvurusunun bir etkinlikle duyurulması, aynı şekilde mali kaynak yaratılması amacıyla başlatılacak bağış kampanyasına da bir etkinlikle girilmesi,

3- Üye kabul sırasında, Tüzük hükümlerine tam uyulmakla birlikte, kuralların dışında katı veya çok esnek davranılmaması, her isteyenin de üyeliğe kabul edilmemesi, bu konuda Yönetim Kurulunun inisiyatif belirlemesi,

4- Yasal eksikliklerin giderilmesi durumunda, Dernek aktif faaliyetlerinin Eylül sonu veya Ekim ayı başında başlatılması,

5- Dernek için mali kaynak yaratma ve kamuoyunda süreklilik kazanmasına yardımcı olmak üzere aylık bir dergi yayınlanması, buna ilişkin yayın zamanı, yayın esasları ile yayın kurulu oluşturulması konularının bundan sonraki toplantılarda görüşülerek karara bağlanması, ayrıca, “50 Yıllık Türk Ekonomisi Tarihi” konulu bir çalışmanın fizibilitesi için harekete geçilmesi.”
İLK KARAR EKONOM DERGİSİNİN İLK DÜŞÜNCESİYDİ
Bu ilk karar, elinizdeki EKONOM dergisinin ilk düşüncesiydi. Hatta toplantıda, heyecanlar o kadar artmıştı ki, Nursun Erel, kapak konusundaki tartışmayı başlattı: “24 Ocak Kararları ve 12 Eylül ile tam bir değişikliğe uğrayan ve bugünlere gelinen Türkiye ekonomisinde “bir anlamda” karar mercii durumuna gelen IMF’nin başkanı ile mi, yoksa Dünya Bankası Başkanı ile mi söyleşi yapacağımızı konuşalım. Ya da Turgut Özalı kapak yapabiliriz. Ben isterseniz, IMF Başkanına soruları hemen fakslayayım.”

İlk toplantının ardından 6 gün sonra (unutkanlığımızdan olsa gerek, “burada oluşumuz bir sıkıntı yaratıyor mu” diye sorma ihtiyacı bile duymadığımız) Dünya’nın bürosunda yapılan ikinci toplantıda alınan karar ise, o gün duyulan heyecanı bugün belki biraz da paylaşmak adına şu satırlarda görmek mümkün:

“1- Yayın etkinliklerinden “50 Yılda Türk Ekonomi Basını” adı altında bir inceleme hazırlanması, bunun için üniversite son sınıf (basın-yayın yüksek okulları) öğrencilerinden yararlanılması amacıyla girişimde bulunulması,

2- Yayınlanması amaçlanan derginin yayın süresinin aylık olması, yayın ön finansmanı için Ankara’da hazırlıkları yetiştirildiğinde paralı bir seminer düzenlenmesi, Seminerin “Sermaye Piyasasında Yeni Araçların Değerlendirilmesi” veya benzeri bir ihtisas alanında gerçekleştirilmesi,

3- Yapılması gereken işlerin öncelikli sıralaması: Eylül ikinci yarısında Başbakan ile diğer ekonomi yöneticilerini ziyaret, üyelere dağıtılmak üzere amaç ve prensipleri içeren Dernek Kuruluş Bildirgesinin hazırlanması, üye kayıtlarına başlanması,

4- Ekimde; üye kayıtlarına devam edilerek, seminerin gerçekleştirilmesi, seminere sunulacak bildirilerin daha sonra kitap haline getirilmesi, Kasımda kitap hazırlığının tamamlanması ile Aralıkta dergi hazırlıklarına geçilmesi, 2 Ocak 1988 tarihinde derginin ilk sayısının yayımı.4- Derginin Genel Yayın Yönetmenliğine Özden Alpdağ, Yazı İşleri Müdürlüğüne Muzaffer Geçdoğan, Yayın Komitesi Başkanlığı’na Vecdi Seviğ, Başyazı için Taylan Erten, ekonomi kulisi için Ercan Deva, Röportajlar için Nursun Erel ve Ömer Faruk Günel’in görevlendirilmesi, röportajlar ve diğer yazı hizmetleri için Dernek üyelerinden de yararlanılarak kadro kurulması,

5- Yönetim Kurulu dışında, Dergide görev alan kişilere, yaptıkları görevle ilgili telif ödenmesi.” Geçici Yönetim Kurulu, kendini o kadar kaptırdı ki, bu toplantıda aldığı kararlardan bazılarını, bir ay sonraki toplantıda alınan 3 sayılı kararla revize etmek zorunda kaldı. Kuşkusuz, bu “geri adımda” erken seçimin büyük etkisi oldu. Sonucun ne olacağı kestirilemediği gibi, muhtemel bir hükümet değişikliği ile ekonomi bürokrasisinin de yeniden düzenlenebileceği, bunun da semineri olumsuz etkileyebileceği düşünüldü. Yönetim Kurulu, 2 Ekim 1987’deki toplantıda aldığı kararın 4ncü maddesiyle “2 Sayılı Karar ile yapılan çalışma programını, erken seçim nedeniyle Yönetim Kurulu üyelerinin yoğun çalışmaları da dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmesine, bu amaçla seminer hazırlıklarının, şartların oluşmasına kadar ertelenmesine” karar verdi.
TÜZÜK EKSİK BULUNDU
Aynı Kararla, bir başka sorunun giderilmesi yönünde de adım atıldı. Temmuz ayında Valiliğe verilen Tüzüğün eksik bulunduğu bir yazı ile Derneğe bildirilmişti. Eksik olan bölüm, “mal varlığının Hazineye devri” ve “Şubelerin kuruluş, görev ve yetkileri” hükümlerinin olmamasıydı. Bu eksiklerin giderilmesi için taslak hazırlamakla Genel Sekreter görevlendirildi. Yani Tüzük henüz yürürlüğe girmediği için herhangi bir etkinlik de yapılamayacaktı. Gerçekten de, bir süre, (bazı hazırlıkların dışında) özellikle kamuoyu ve üyelere dönük bir etkinlik ortaya konulamadı, sadece 17 Ekim 1987 tarihinde yapılan toplantıda alınan karar uyarınca, yeniden hazırlanan Tüzük valiliğe verilirken, üye giriş formlarının basımı, Dernek ambleminin hazır hale getirilmesi v.b bir kaç idari iş çözümlenmeye çalışıldı. Ancak Geçici Yönetim Kurulu’nun faaliyetlerini engelleyen en önemli sorun, daha önce okuduğunuz gibi Erken Seçimin kapıya dayanmasıydı. Bu nedenle 9 Aralık 1987 tarihine kadar toplantı yapılamadı.
ZAM YAPAN HÜKÜMETİN BASINI SORUMLU TUTMASINA YANIT
9 Aralık 1987 tarihine gelindiğinde, Türkiye erken seçimi geride bırakmış, “Ben seçim öncesi zam yapacak kadar enayi miyim?” Diyen Turgut Özalın başkanlığında ANAP Hükümeti kurulmuş, ilk icraat olarak zamlar da ard arda yağmaya başlamıştı. EMD üyeleri de zamları “biraz erken” kamuoyuna duyurmakla görevliydi ve duyuruyorlardı da. Ama gelin görün ki, “seçim öncesi zam yapacak kadar enayi olmadığını” vurgulayan Özalın başkanlığındaki Hükümet ve İktidar Partisinin Sözcüsü, zamlardan ekonomi basınını sorumlu tutuyordu.

İşte, yaklaşık iki ay aradan sonra söz konusu tarihte toplanan EMD Yönetim Kurulunun gündem maddelerinden biri de, İktidar Partisi Sözcüsünün açıklamasını yanıtlamaktı. O gün alınan kararın 5. maddesiyle hükme bağlanan, konuya ilişkin açıklamayı buraya aktarmakta yarar var.

“5- EMD’yi direkt olarak bağlayıcı nitelikte bulunan son zamlar ile ilgili olarak, metniaşağıda yazılı basın açıklamasının yarın yapılmasına karar verildi.

BASIN BÜLTENİ / 10.12.1987


Uyguladıkları politikalarla yeni zamlara sebebiyet verenler, her yeni zamdan sonra, yanlış politikalarını değiştireceklerine bir suçlu aramayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Bu defa da, Hükümetin ve İktidar Partisi sözcüsünün, zamlardan sorumlu olarak basını göstermesi, bizleri şaşırtmıştır.

Ekonomi Muhabirleri Derneği olarak, Hükümeti her zammın ardından, yeni suçlu aramak yerine, sürekli zam doğuran politikalarını bir defa daha gözden geçirerek düzeltmeye davet ediyoruz. Ekonomi basını, zam haberleri yazarak suç iylemek şöyle dursun, kamu görevini yaparak, sadece vatandaşı, bu yanlış politikalar karşısında aydınlatma işlevini yerine getirmiştir.

Şurası da bilinmelidir ki, zam haberlerini yazmak zorunda kalan gazeteciler de, 7 yıldan beri uygulanan zamlardan doğrudan etkilenmektedirler.

Ekonomi Muhabirleri derneğiyönetim Kurulu”


EMD’NİN İLK GENEL KURULUNA HAZIRLIK
9 Aralık günü, daha doğrusu akşamı yapılan toplantıda, bugünlere örnek sayılabilecek bir başka karar daha alındı: “Emaneti, asillere bırakmak”. Başka bir ifadeyle Genel Kurula gidilmesi ilk kez, karar defterine geçen şekliyle bu toplantıda şöyle dillendirildi:

“2- Genel Kurulun yapılabilmesi için gerekli olan Tüzüğün yayımına ilişin ön hazırlıkların tamamlanması, halen İçişleri Bakanlığı’nda incelenmekte olan Dernek Tüzüğünün akıbeti hakkında girişimlerde bulunmak üzere Genel Sekreterin görevlendirilmesi, ….

4- Genel Kurul tarihinin, Tüzüğün gazetede yayımı tarihinden itibaren mi, yoksa Derneğin tüzel kişilik kazandığı tarihten itibaren 6 ay içinde mi yapılacağı konusunun araştırılması için Genel Sekreterin Ankara Valiliği ile temas kurması.”

Bu kararı yazmadan önce, Geçici Yönetim Kurulu Başkanı Özden Alpdağ, Başkan Yardımcısı Vecdi Seviğ, Sayman Taylan Erten ve Ömer Faruk Günelin (Ercan Deva’nın muhalefetine (!) rağmen) konuşmalarında, “demokrasiye inanan insanlar olarak, biran önce seçime gidilerek Derneği gerçek sahiplerine bırakmanın erdemliğini ve demokratik zorunluluğunu” ortaya koyuşları, EMD’nin bugüne gelinen demokratik yapısının ne kadar haklı bir zemine dayalı olduğunun da o tarihteki göstergesi oldu. (22 Ocak 1988de yapılan toplantıda, çoğunluksuz Genel Kurul’un 17 Nisan 1988 tarihinde yapılmasına karar verildi ve toplantı yerinin bulunması için görevlendirilen Özden Alpdağ, Odalar Birliğinin toplantı salonunu “ayarladı”.

Yine bu toplantıda karara bağlanan bir başka önemli konu da, EMD’nin Türk Ekonomi Kurumu ile ortaklaşa düzenleyeceği paneldi. Vecdi Seviğ’in organize ettiği bu panel ileriki tarihlerde gerçekleşerek, EMD tarihindeki ilkler arasına girdi.

İLK ÜYELERİMİZ
1988’e girilmişti artık. Yılbaşını izleyen yeni haftanın başında 7 Ocak 1988’teki yılın ilk Yönetim Kurulu toplantısında, o güne kadar yapılan başvurular, “çok ciddi” bir değerlendirmeden sonra kabul edildi. Bugün EMD üyeliği devam eden, ekonomide önemli yerlere gelen arkadaşlar arasında ilk akla gelen, artık aramızda olmayan Zafer Alatay, Mehmet Öngeoğlu, Alattin Aktaş, Nesrin Hocaoğlu, Maruf Buzcugil, Nevzat Ozan, Nursel Gürdilek, Aytül Gürtaş, İsmet Hazardağlı, Nazan Alpdağ, Çetin Çetiner, Ünver Çekemoğlu, Türkan Buğdaycı, Erdal Sağlam, Mehmet Daşer, İdris Adil, Vahap Munyar, Celal Pir, Erkan Çelebi, Derneğin Ankarada kurulmasına ilk başlarda karşı çıkan, ancak daha sonraki dönemlerde Dernek faaliyetlerine önemli katkı sağlayan Necati Doğru ile Orhan Tekeoğlu, Talip Aktaş, Macit Sefiloğlu ve Barış Kudar bir çırpıda sayabileceğimiz isimler arasında yer alır.
EMD’YE DESTEK VE KATKI YAPANLAR
Burada sırası gelmişken, hemen hepimizin katılacağına inandığımız bir nokta da şu: Dernek fikrinin ortaya çıkmasından kuruluş yıllarına ve hatta bugüne kadar her fırsatta destek ve katkılarıyla aramızda ve yanımızda bulunanlardan bir çırpıda sayabileceklerimiz arasında, artık aramızda bulunmayan Vural Arıkan, Adnan Kahveci ve Altan Tufan akla geliyor. Yanı sıra Ertuğrul Kumcuoğlu, Yıldırım Aktürk, Rüşdü Saracoğlu, Yavuz Canevi, Zekeriya Yıldırım, Hami Kartay, Mehmet Yazar, Zekeriya Temizel, Ahmet Özgüneş, Mehmet Savran, Ekrem Pakdemirli, Namık Kemal Kılıç, İbrahim Çakır, Fahrettin Kunak, Yaman Törüner, Biltekin Özdemir, Aykon Doğan, Ahmet ertuğrul, Burhan Karaçam, Sami Erdem, İsmet Alver, Sakıp Sabancı, Ali Coşkun, Ersin Faralyalı, Cem Boyner, Şükrü Tekbaş, Alaattin Ceceli, Ahmet Çavuşoğlu ve Güngör Yener, bunlardan sadece bir kaçı. İsimleri bu sütunlara sağmayacak kadar çok olan bu ve diğerlerine EMD’nin teşekkür ve minnet duygularını bu vesileyle aktarmak gerekiyor.
ARŞİVDEKİ BELGELER VE HATIRLADIKLARIMIZ
Hatırlayacaksınız, ekonomun bundan önceki 4. sayısında “Tarihçe”nin sonunu, EMD’nin ilk Genel Kurulu’nun 17 Nisan 1988’de yapılmasına karar verildiğini belirterek noktalamıştık.

EMD tarihinin bu bölümünde, dilerseniz yine o tarihlere dönüp, Derneğin arşivindeki belgeleri bizim hatırladıklarımızla buluşturarak bugünlere doğru yolculuğumuza devam edelim.

EMD’nin Geçici Yönetim Kurulu, demokrasinin bir gereği olarak, Genel Kurula giderek Derneği esas sahiplerine teslim etme kararı aldı, Odalar Birliğinin toplantı salonu “ayarlandı”. Genel Kurula sunulacak faaliyet raporu ve bütçe taslağının Vecdi Seviğ ve Muzaffer Geçdoğan tarafından hazırlanmasına karar verilmesiyle de “Sandığa adım adım yaklaşılmaya başlandı”. Doğal olarak, Genel Kurula “tam kadro” gitmek amacıyla, üyelik başvuruları süratle sonuçlandırıldı.

1987de genel seçimler yapılmış, iş başındaki Özal Hükümeti, ilk harcını 1985’de koyduğu projeyi, başka bir ifadeyle “Türkiye’ye Serbest Piyasa Ekonomisini yerleştirme Projesi” ile ilgili kararları 1988’de de almaya devam ediyor. Diğer taraftan da kamuoyunda “Bu uygulamalar toplumda sosyal yaralar açar, 5-10 yıl sonra toplumda geri dönülmez çöküntüler yaşanır. Yapmayın, etmeyin” şeklindeki eleştirilere sert tepkiler veriyor. Hele hele Başbakan Özal, “hayali ihracat” haberlerine hiç mi hiç dayanamıyor, düzenlediği basın toplantıları, katıldığı başka sosyal etkinliklerde yaptığı konuşmalarda zamanının hemen hemen tümünü bu haberler ve köşe yazılarına yönelik tepkisini dile getirmekle harcıyor.

O günleri hatırlayanlar bilirler. Turgut Özal, hayali ihracat başta olmak üzere yolsuzluk ve usulsüzlük haberlerini yaratanların solcu gazeteler ve gazeteciler olduğunu, basın tarihine geçen “Sol amigolar” ifadesiyle tanımlıyor. Tıpkı Refahyol Hükümetinin Başbakanı ve yardımcısının, Özal dönemine “rahmet okutacak” ölçülere varan yolsuzluk ve benzeri haberleri veren gazete ve televizyonları “Bir kısım medya”, “Tekelci basın”, “Kartelci basın”, “Kartelci basın mafyası” olarak tanımlamaları gibi. İşte o tarihlerde gazetelere manşet olan hayali ihracat haberlerinin satır aralarında, yine Özal Hükümeti’nin Türk ekonomisine “kazandırdığı” ilklerden olan “dış ticaret sermaye şirketleri”nden bazılarının, hatta zaman zaman çoğunun (o dönemde yeni oluşturuldukları için sayıları pek fazla değildi) ismi de geçiyor. Dış ticaret mevzuatına konulan bir hükümle kurulan dış ticaret sermaye şirketleri, kısa süre sonra dernekleştiler. 1988’in Nisan ayında “Türkiye Dış Ticaret Derneği-Türktrade”nin başında da birçoğumuzun tanıdığı Mustafa Süzer bulunuyor. Duyduk ki, Süzer ve arkadaşları (büyük olasılıkla Turgut Bey’den ön izin alarak) “dış ticaret sermaye şirketlerinin özel korumaya alınması” amacıyla bir kararname taslağı hazırlamışlar. “Aman canım, ne varmış bunda, o dönemde kimler ne yapmadı ki” diyebilirsiniz. Şimdi sıkı durun! Bu şirketlerin korumaya alınması, esasta basına karşı koruma. Yani, korumadan amaçlanan “Basın bunlar hakkında herhangi bir olumsuz haber yazamasın”. Kararname taslağının dayanağı ise çok daha ilginç: Hani Bankalar Kanununun 84. maddesinde der ki:

“Madde 84 – 1. Bir bankanın itibarını kırabilecek ya da şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olan ya da bu yolda asılsız haberler, yayınlar için üç aydan iki yıla kadar hapis, 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.

2. Bu fiilin Basın Kanunu’nda yazılı ya da radyo, televizyon, video gibi yayın araçlarından biri ile işlenmesi ya da nakledilmesi halinde altı aydan 3 yıla kadar hapis ve 2 milyon liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.”

Bu “ünlü” maddeyi destekleyen 87. madde ise, bir anlamda “Demoklesin Kılıcı” görevini yüklediği bakanlığa, “siyasi anlayışı” doğrultusunda hareket imkanı vermesi açısından da önemli. Şöyle diyor 87. madde:

“Madde 87- 1. Bu bölümdeki cezalara ilişkin suçlardan dolayı kovuşturma yapılması Bakanlık (Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanlık) tarafından Cumhuriyet Savcılığına yazılı olarak başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru ile Bakanlık aynı zamanda müdahil sıfatını kazanır.2. Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaya yer olmadığına karar verirlerse, Bakanlık, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre kendisine tebliğ edilecek bu kararlara karşı itiraza yetkilidir. 3. 83 ve 84üncü maddede yazılı suçlardan dolayı ilgili bankaların dava açma hakkı saklıdır.”İşte bu maddeleri alıp kararnameye aynen tape edivermişler. Bunun anlamı şu: Bu taslak aynen kabul edilir ve yürürlüğe girerse, Siyasal iktidarlardan sonra Türkiye tarihinde ilk kez bir özel sektör kuruluşu da basına sansür uygulayabilecek!



Yüklə 150,36 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə