Maükeaükü



Yüklə 461,86 Kb.
səhifə2/5
tarix01.11.2017
ölçüsü461,86 Kb.
1   2   3   4   5

Tablo 5: Medeni Durum



Değişken

Sayı

Yüzde

Evli

675

57.5

Bekar

455

38.8

Boşanmış

44

3.7

Cevapsız

6

0.5

Toplam

1180

100.0

Gözyaşı FM dinleyicilerine medeni durumları açısından bakacak olursak, örneklemin % 57.5 ini evliler, %38.8’ini bekarlar oluşturmaktadır. Tablo 5’in verilerini, Tablo 1’in verileriyle karşılaştırdığımız zaman genç kuşak dinleyicilerin oranı ile bekarların oranı birbirine yakın gözükmektedir. Ayrıca boşanmış olanların oranının yüksekliği de oldukça dikkat çekici bir durumdur.


Tablo 6: Gelir Durumu

Değişken

Sayı

Yüzde

0-200 Milyon

330

34.4

200-400 milyon

298

31.0

401-800 Milyon

210

21.9

801- ve yukarısı

122

12.7

Cevapsız

220

18.6

Toplam

1180

100.0

Gözyaşı FM dinleyici profiline sosyo-ekonomik düzeyi açısından baktığımızda (Tablo 6), ekonomik düzey yükseldikçe dinleyici oranının azaldığı görülmektedir. Bu verilere göre Gözyaşı FM’in, alt ve orta düzeyde gelir gruplarına sahip kesimler tarafından daha çok dinlenildiği görülmektedir. Ancak Tablo 1’deki yaş ve Tablo 4’deki mesleki dağılımı itibariyle, öğrencilerin oranının yüksekliği, henüz bir meslek ve gelir düzeyine sahip olmadıkları göz önüne alınmalıdır.


Tablo 7: İkamet Edilen Yer

Değişken

Sayı

Yüzde

Karatay

231

19.6

Selçuklu

466

39.5

Meram

331

28.1

Çevre Köy ve Kasaba

57

4.8

Çevre İller

18

1.5

Yurtdışı

1

0.1

Cevapsız

76

6.4

Toplam

1180

100.0

Bilindiği gibi modern bireylerin kimlik özelliğini, sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyini belirleyen en önemli göstergelerden biri kentliliktir. Eğitim, meslek ve gelir düzeyi ile kentlilik arasında çok güçlü bir ilişki söz konusudur. Gözyaşı FM dinleyici profiline bu açıdan baktığımızda Konya ve merkez ilçelerde ikamet edenler Tablo 7’deki oranları birleştirdiğimizde %88.7’ye ulaşmaktadır. Buna karşılık, çevre köy ve kasabalarda ikamet edenlerin oranı ise sadece % 4.8’dir. Tablo 7’ye göre kentli bir kitle görünümü ile karşılaşmaktayız. Ancak sosyolojik olarak, Tablo 4 ve Tablo 6’nın verileriyle birlikte düşündüğümüzde, Gözyaşı FM’in dinleyicilerini ‘kentlileşmekte olan’ bir kitle olarak kabul edebiliriz. Nitekim Tablo 8’deki veriler de bu durumu doğrular niteliktedir.


Tablo 8: Hayatının Çoğunu Geçirdiği Yer

Değişken

Sayı

Yüzde

Köy

139

11.8

Kasaba

97

8.2

Şehir

930

78.8

Cevapsız

14

1.2

Toplam

1180

100.0

Örneklem grubumuzdan elde edilen verilere göre, örneklemin toplam % 20.0’sinin hayatının ekseriyeti köy ve kasabalarda, % 78.8’inin hayatının ekseriyeti şehirde geçmiş olduğu görülmektedir. Tablo 7 ve 8’in verileri birlikte ele alındığında, dinleyici özelliklerine paralel olarak Konya’nın da kentleşme sürecinde olan bir şehir olduğu söylenebilir.



B-Radyo Dinleme Alışkanlığı

Modern elektronik iletişim araçları yanında, radyonun popülerliğini devam ettirmesi eş zamanlı olarak pek çok önemli fonksiyonu yerine getirmeye hizmet edebilmesine bağlıdır. Dinleyicinin hareketini kısıtlamaksızın radyo, eğlenceli, rasyonel, duygusal ve sosyal olması yönüyle kullanışlı bir araçtır. Radyoyu tam olarak açıklayabilmek için Harold Mendelsohn’un açıklamalarına kulak vermek gerekmektedir; “haberleri, zamanı ve hava sıcaklığını sunmasına ek olarak radyo, dış dünyayı evin, büronun, işyerinin veya otomobilin içine taşır, günlük işlerin organizesi için bir referans olur ve insanlar arası bir forum olarak hizmet verir. Bizleri sabahleyin uyandırır, işimize götürür, karamsarlığımızı alır, birbirimizle konuşacak konuları verir ve dolaylı olarak bizim radyo kişiliği ile etkileşimimizi, program ve müzik eserlerine eşlik etmemizi sağlar. Aslında, radyo gündelik hayatımızın her yerindedir. Bizler onun açık olduğunu ya da hangi bağlamda kullanıldığını nadiren fark ederiz. Onu sadece panik anında kapatırız. En azından bir an yokluğunu düşünelim. Tabii ki, sadece içeriği özlenecektir”(zik:Altheide ve Snow,1991;19)

Radyonun grameri, zaman kullanım usullerini, içeriğin/programın organizasyonunu ve konuşmayı içerir ki, bu onu çok kişisel aracı yapar. Kısaca, zaman dinleyicinin günlük işlerini takip eder; içerik ise, günlük rutin aktiviteler kadar, farklı toplumsal kesimlerin ilgi ve müzik ihtiyaçlarını karşılar. Radyo konuşmaları ise zaman ve gramerin örgütsel faktörlerini arttırır. Unutulmaması gereken husus şudur ki, rahatlama, dinlenme ve eğlence bu gramerin yorumsal çerçevesinin altında gerçekleşir.

Buna göre, Gözyaşı FM’in radyo grameri ve dinleyicilerin zaman kullanımı ve eğlence etkinliği Tablo 9’daki verilerden anlaşılmaktadır. Diğer bir ifade ile, daha çok kişisel bir aracı olan radyonun genel kullanım düzeyi ve gramerin yorumsal etkisi, Gözyaşı FM dinleyici kitlesinin dinleme sürelerinden daha iyi anlaşılmaktadır.


Tablo 9: Günlük Radyo Dinleme Süresi

Değişken

Sayı

Yüzde

1-2 Saat

251

21.3

3-4 Saat

325

27.7

5-10

299

25.3

10 saatten fazla

298

25.3

Cevapsız

7

0.6

Toplam

1180

100.0

Radyo dinlemek, günlük hayatın rutin gerekliliklerini tamamlamakta, dinleyici için radyonun sağladığı arka plan olmasa gündelik aktiviteleri yerine getirmek zorlaşmaktadır. Bu yüzden radyo, olayların akışının ayrılmaz bir parçası olmaktadır. Radyo dinleme süresi insanların gündelik hayatının ritmine göre değişmekte, iş ve dinleme süreleri de buna uygun olarak farklılaşmaktadır. Dinleyiciler adeta, günün her saatinde radyo programları ve kişiliği vasıtasıyla, radyo ile etkileşimlerini sürdürmektedirler.


Tablo 10: Gözyaşı FM’i dinliyor musunuz?

Değişken

Sayı

Yüzde

Evet

1150

97.5

Hayır

23

1.9

Cevapsız

7

0.6

Toplam

1180

100.0

Dini bir radyo formatı ve içeriğine sahip olan Gözyaşı FM dinleyicilerinin radyo alışkanlık düzeylerinin ölçümlerinden anlaşıldığına göre, ankete katılan dinleyicilerin neredeyse tamamının Gözyaşı FM’i dinledikleri tespit edilmiştir.


Tablo 11: Gözyaşı FM’i Günde kaç saat dinliyorsunuz?

Değişken

Sayı

Yüzde

1-2 saat

284

24.1

3-4 saat

306

25.9

5-10 saat

256

21.7

10 saatten fazla

285

24.2

Cevapsız

19

4.1

Toplam

1150

100.0

Gözyaşı FM’i dinleyenlerin radyo alışkanlıkları düzeyi, farklı saat ve zaman dilimlerine yayılmakta, bireylerin ortalama radyo alışkanlıkları tablosuna uygun bir dağılıma sahip görünmektedir. Çünkü, televizyondan farklı olarak, radyonun zamansal grameri ‘normal’ gündelik hayatı takip eder. Halbuki televizyon zamanı dramada, haberlerde ve komedi programlarında değişir; dinleyicinin günlük hayat boyunca gerçek zaman duygusuyla akışını sürdürmekle birlikte, radyo zamanı tam-çizgisel gelişme şeklinde takip eder. Dinleyiciler radyoyu bir saat ya da bir tını(metronom) olarak kullanabilir. Saat olarak radyo zamanı verir ve program içeriğinin taşıdığı bilgi zamana referans olur. Metronom olarak, radyo programları bir tempoda devam ederken, program ağları dinleyici talepleriyle sabah ve akşam saatlerinin telaşlı zamanından gündüz vaktinin daha rahatlatıcı periyotlarında değişir. Ritim ve tempodaki bu değişim, dinleyicinin uygun bulduğu eylem ve etkinliğin türüne göre aygıtın sesini yükseltme, alçaltma ve kapatma şeklinde yansıyabilir. Radyo dinleme süresi bu tür etkileşimler çerçevesinde şekillenir ve zaman akışı radyo aracılığıyla takip edilir.


Tablo 12: Gözyaşı FM’i ne kadar zamandır dinliyorsunuz?

Değişken

Sayı

Yüzde

1-2 yıl

288

24.4

3-4 yıl

339

28.7

5-6 yıl

246

20.8

7-8 yıl

265

22.5

Cevapsız

42

3.6

Toplam

1180

100.0

Gözyaşı FM dinleyicilerinin radyo dinleme etkinlikleri, sekiz yıllık yayın hayatına uygun bir performansa denk düşen bir dağılım göstermektedir. Tablo12’deki verilerden radyonun yaşına göre dinleyici oranın bir artış içinde olduğunu çıkarabiliriz. Zaten Gözyaşı FM’in gücü ve etkisi sahip olduğu sağlıklı gelişim çizgisinden de izlenebilir.


Tablo 13: Gözyaşı FM ile nasıl tanıştınız?


Değişken

Sayı

Yüzde

Bir dost tavsiyesiyle

229

19.4

Tesadüfen

389

33.0

Komşu tavsiyesiyle

69

5.8

Ailemin dinlemesi sebebiyle

252

21.8

Gözyaşı Geceleri sebebiyle

216

18.3

Cevapsız

25

2.1



Toplam

1180

100.0

Gözyaşı FM’in dinleyici oranın yüksekliği, aslında onun tercih edilme sebebiyle de alakalıdır.Gözyaşı FM’in tercih edilmesinin ana sebebi ‘dini yayın yapan’ ve oldukça ‘popüler’ bir radyo olması şeklinde düşünülebilir. Konya halkının genelde ‘dindar-muhafazakar’ bir görünüme sahip olması bu tercihte etkili olan önemli bir faktör olarak kabul edilebilir. Ancak bugünün toplumunda ‘imaja dayalı’ tercihlerin grup dinamiği yaratmada etkin bir rol oynadığını hatırlarsak, Tablo 13’deki verilerde en yüksek oranı temsil eden ‘tesadüfen’ dinlemeye başlayanları (% 33.0), Gözyaşı FM’in özel dili, ritmi, temposu ve Haşim Akten’in radyoya kattığı ‘ifade tarzı’nı istasyon arayışı sırasında keşfedenler olarak düşünebiliriz. Diğer dağılımlar ise, Gözyaşı FM’in yayın stratejisi ve tanıtım etkinlikleri etrafında oluşan ‘imaja dayalı’ tercihlerin yarattığı grup dinamiğiyle açıklanabilir. Çünkü, ‘komşu tavsiyesi’ ile radyo dinleyenlerin oranın düşük olması(% 5.8), dinleyici kitlenin oluşumunu’ ilan’, ‘reklam’ ve ‘tanıtım’ gibi medya etkilerinin hazırladığını söyleyebiliriz


Tablo 14: Gözyaşı FM’de dinleyicileri en çok etkileyen programlar?

Programlar

Sayı

Yüzde

İman Denizinden Katreler

16

1.3

Can Ahmed

318

27.7

Mesnevi–i Şerif

81

7.0

Kuran–ı Kerim Tefsiri

23

2.0

Hatim Duası

12

1.0

Gülistan

6

0.5

Reyyan Kapısı

123

10.7

Cuma Sohbetleri

8

0.6

Ezan Duası

4

0.3

Divan–ı Kebir

51

4.4

Hatm–i Şerif

44

3.8

İstekler

57

4.9

Merhaba Konya

102

8.8

Akşam Akşam

12

1.0

Gülün Gülleri

8

0.6

Aldı Sözü Anadolu

13

1.1

Vira Bismillah

7

0.6

Seyyah

3

0.2

Zikirli İlahiler

59

5.1

Yarışmalar

53

4.6

Çocuk Programları

2

0.1

Anadolu Evliyası

16

1.3

Peygamberimizden Hayat Ölçüleri

40

3.4

İki Dirhem Bir Çekirdek

2

0.1

İki Cihan Güneşinin Yıldızları

16

1.3

Sultan Selim’den Naklen Yayın

13

1.1

Bant Tiyatrosu

1

0.0

Haberler

34

2.9

Sağlığımız İçin 30 Dakika

5

0.4

Bir Nefes Sıhhat

3

0.2

İlmihal

7

0.6

Berceste

8

0.6

Toplam

1147

100.0

Tablo 14’deki frekans dağılımları göstermektedir ki, Gözyaşı FM’in dinleyici kitlesi daha çok Haşim Akten’in farklı ve etkileyici programları sayesinde oluşmuş bir grup havasını vermektedir. Nitekim, Tablo 15’deki veriler de Gözyaşı FM’i oluşturan faktörün Haşim Akten’in ‘radyo kişiliği’ olduğunu göstermektedir.

Gözyaşı FM’de en çok etkileyen programlara göz attığımızda, Örneğin ‘Can Ahmed’ programı en çok izlenen ve ilgi ile takip edilen bir programdır. Hz. Peygamber’in bütün yönleriyle anlatıldığı Can Ahmed programı, dini takvime göre Perşembe geceleri, kandil geceleri, Ramazan geceleri, Kadir gecesi, Hz. Peygamber’in doğum ve vefat yıl dönümleri gibi özel günlerde canlı olarak sunulan ve sabah namazı vaktine kadar devam eden bir Haşim Atken klasiğidir.

Reyyan Kapısı ise, çoğunlukla Haşim Akten tarafından sunulmakla birlikte, değişik yapımcılara sahip olan ve gündelik hayatta uyulması gereken bireysel edep, ahlak, nezaket, temizlik vs kuralları ile; dostluk, arkadaşlık, komşuluk, yardımlaşma ve dayanışma toplumsal ilişki sistemini ilgilendiren prensiplerin, İslam büyüklerinin hayatından örnek tavsiye ve uygulamalarla, bugünün toplumuna aktarıldığı bir programdır.

Merhaba Konya ise, yine Haşim Akten tarafından sabah kuşağında sunulan, evlerde, işyerlerinde ve otomobillerde gündelik olaylar ve hayattan çeşitli kesitlerin, diğer yerel ve ulusal radyolarda haberlerin ve gazete manşetlerinin aktarıldığı sabah programlarının aksine, ‘gözyaşı grameri’ etrafında yorumlandığı ve dinleyicilere aktarıldığı bir yapımdır. Şimdilerde günlük haberlerin ‘ötelerden haberler’ başlığı altında dini ve tarihi olaylar bağlamında ele alındığı, kendine özgü bir yoruma tabi tutulduğu yeni bir programla takviye edilmekte olan bu program, dinleyicilere aktüel olaylar ve gelişmeler ışığında insani, dini, ahlaki, iktisadi, tarihsel, kültürel ve toplumsal süreklilikleri hatırlatmakta, modern hayatın zorladığı değişim ve sıkıntılarına karşı bir direnç oluşturmak için şükrü, sabrı, tevekkülü, israftan kaçınmayı, yardımlaşmayı, dayanışmayı öğütlemektedir3.

Yine Tablo 14’de en çok etkileyen programlar listesinde görülen ‘Mesnevi-i Şerif’ ve ‘Divan-ı Kebir’den Seçmeler’ isimli öğle kuşağı programlarında, Gözyaşı FM yerel ve evrenseli birleştirmeye çalışmaktadır. Gözyaşı isminin de Hz Mevlana’nın ‘gözyaşı nerede ise rahmet oraya iner’ sözünden esinlenerek seçildiği göz önüne alınırsa; dünyanın en büyük düşünür ve şairlerinden olan Hz Mevlana’nın Konya’ da yaşamış olması ve türbesinin burada bulunması hasebiyle, O’nun dini anlama ve anlatma biçimini yayın stratejisinin bir parçası haline getiren Gözyaşı FM, kendisini Hz Mevlana’nın insan ve hayat anlayışını Konya’dan başlayarak, internet aracılığıyla bütün dünyaya taşıma misyonu ile vazifeli addetmektedir. Bu programda, modernliğin insan çözümlemelerinin aksine, insan ve hayatı dini bir dünya görüşü ekseninde Mesnevi’nin mecazi/metaforik anlatımıyla zenginleştirilmekte, Haşim Akten’in özel yorum ve değerlendirmeleriyle dinleyicilere aktarılmaktadır.

Gözyaşı FM izleyicilerinin en çok rağbet ettiği programlardan bir diğeri, ‘İstekler’ ve ‘Zikirli İlahiler’dir. Bu tür programlar radyo için ‘olmazsa olmaz’ bir ihtiyaç olan müzik yayınına karşılık gelmektedir. Daha öncede ifade edildiği gibi, dinleyicinin hareketini kısıtlamayan radyo, eğlenceli, rasyonel, duygusal ve sosyal olması nedeniyle kullanılan bir araçtır. Bugünün radyo formatı en yaygın ses elementi olarak müziği kullanmaktadır. Bütün (ticari) radyo istasyonları dinleyicinin ilgi, alaka ve yönelimlerini bu ses formatına uygun hale getirmek için yoğun bir gayret içindedirler. Disk jokeyler uygun bir ses tonu ve hızı ile sesin/ müziğin ayrılmaz bir parçası olmaktadır. Kısacası bugünün radyo formatı içinde müzik yayını olmayan bir radyo istasyonu düşünülemez.

Türkiye’de dini yayınlar yapan iletişim araçları ve müzik denilince kendinizi hemen çetin bir tartışmanın içinde bulursunuz. Din ve müzik arasında varolduğu düşünülen ve geçmişi bir hayli derinlere inen ‘meşruluk’ tartışmalarına girmeksizin, bugün medyada, dolayısıyla piyasada ‘alternatif müzik’ veya ‘dini müzik’ adı altında -sanatsal boyutu tartışılabilir olmakla birlikte- bir müzik türü mevcuttur. Klasik Türk Müziği ve Türk Tasavvuf Musikisi formunun ve sürekliliğinin dışında, alternatif müzik ya da dini müzik adı altında dini radyolarda yayınlanan ve bir hayli dinleyici kitlesi bulunan türün ortaya çıkışı, 1980’lerden sonraya rastlar. Diğer bir ifade ile, medya alanında yaşanılan gelişmelerle ilintilidir. Arabesk gibi popüler bir müzik türü olarak varlığını, modernleşme sürecinin çeşitli parametrelerine borçludur. Bu bağlamda popüler din ve popüler dini müzik, modern toplum kültürünün eğlence ve gündelik hayat tarzına alternatif olarak medya formatının ürettiği bir fenomen olarak dini radyoların ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

1990 sonrası medya alanında monolitik yapının kırılmaya uğramasından sonra, dini yayın yapma iddiasıyla öne çıkan kanal ve radyo istasyonları, radyo formatının gerekli, piyasa ve dinleyici taleplerinin zorunlu kıldığı tempo ve ritim ihtiyacını dini müzik diye adlandırılan klasik ilahi formunun enstrümanları, arabeskin içerik ve yorumunun birbirine katıldığı yeni ve alışılmadık türle karşılamaya başladılar. Bu tür klasik ilahi formatının dışında bir nevi popüler müzik çeşidi olarak kendine özgü bir alt kültür üretmiştir. Zikirli ilahilerin sözleri dini motifler taşıyan bir dile vurgu yaparken, müzikalitesi, enstrümanları, temposu ve ritmi giderek pop, rock ve arabesk müziğin referansı olan modern durumlara ait ilgi ve sorunlara yaklaşmaktadır.

Bu müzik türü alt kültürlere ait bir farklılığa göndermede bulunurken, radyo istasyonlarından istenen zikirli ilahi istekleri, eğlence boyutuyla eş ve çocuklara, uzakta olan akrabalara, hatta nişanlılara armağan anonsu ile sunularak bireysel arzu ve istekleri karşılamaktadır. aynı zamanda, Diğer taraftan da, son yıllarda mağdur edildiği düşünülen İmam-Hatip Lisesi ve İlahiyat Fakültesi mezunlarının yaşadığı veya İslam dünyasının her hangi bir yerinde var kabul edilen soruna dikkat çekerek toplumsal talepleri dile getirmektedir.

Gözyaşı FM’de önemli bir diğer program türü de, yarışmalar’dır. Her yaştan insana hitap eden yarışmalarda, genelde İslam dini ve tarihine, din ulularına ve Hz. Peygamber’in hayatına dair sorular sorulmaktadır. Diğer taraftan bazı yarışma programları ise, ayet, hadis veya belirli dua formunun ezberden okunması şeklinde yapılmakta; kazananlara çeşitli dini kitap setleri, para veya hac-umre seyahati imkanı ödül olarak verilmektedir. Bu yarışmaların bazıları radyo programı formatında yapılırken, bazısı ise halka açık yarışmalar şeklinde yapılmaktadır.

Radyo aracılığıyla yapılan ve dinleyicilerin neredeyse hepsinin katıldığı en önemli programlardan biri de ‘hatim duası’dır. Dince kutsal ve mübarek sayılan gün ve gecelerin ihya edilmesi amacıyla, canlı yayın aracılığıyla dağıtılan çeşitli tesbihat, tekbir, tehlil, zikir ve Kur’an cüzlerinin nicelik ve nitelik olarak toplanarak, bütün dinleyiciler adına radyo merkezinde yapılan hatim duası ile sonuçlanan bir ibadet/program çeşididir.

Bütün bu program çeşitleri veya radyo aracılığıyla yapılan dini etkinlikler, dinleyicilerle çok güçlü bir sevgi ve iletişim bağı kurmakta olan Haşim Akten’in üstün sanatçı ve radyo kişiliği çerçevesinde gerçekleşmektedir.
C:Radyo Kişiliği Olarak (DJ) Haşim Akten
Tarihi geçmişi itibariyle radyonun en şaşırtıcı özelliği, radyo istasyonları ve personeli ile dinleyici arasında kurulabilen samimi, içten ilişki ve bağlılıktır. Bu durum modern toplumun bireyleri arasında, adeta bir alt kültür oluşumu hazırlayan ve bu kültür içinde gelişen ortak deneyimi paylaşma duygusu ile açıklanabilir. Çünkü bir aracı, radyo, dergi veya gazete, bir alt kültür içinde insanları bir araya getirici bir işlev üstlenebilir. Konumuzla ilgili olarak, kentlerde bir radyo istasyonu, bir alt kültürün, bir müzik türünün temsilciliğini yaparak toplumun belli bir kesimi üzerinde etkili olmakta, bir sembol veya logo etrafında insanları toplamaya çalışmaktadır. Buna karşılık radyo dinleyicileri samimi bağlılıklarını, radyonun temsil ettiği mesajı ve aidiyet duygusunu, çeşitli söz, etiket ve çıkartmaları ev, işyeri ve otomobillerine asarak belirtmektedir. Bu anlamda Gözyaşı FM’in dinleyici kitlesiyle kurduğu bağın şifre ve logolarını ‘Tebliğde Yeni Boyut’, ‘Gözyaşı FM, Konyamızın Radyosu’, ‘Konya’dan Dünyaya; Mevlana’ca Sımsıcak Bir Aşk Sadası’ gibi spot cümleler oluşturmakta; özel radyoculukla başlayan ‘yerel kıymetler’in öne çıkması bağlamında Konya ve Konya’ya ait değerlere vurgu yapılmaktadır.

Haşim Akten’in oluşturduğu özel dil, ritim ve deyimler4 bir taraftan radyo ile dinleyici kitlesi arasında sıcak bir iletişim ve etkileşim ağı kurmayı sağlarken; diğer taraftan Gözyaşı Geceleri isimli görsel etkinlikler de mevcut kitleyi bir aile ve cemaat havası içinde bir birine yakınlaştırmaya ve radyoyu maddi açıdan ayakta tutmaya çalışmaktadır. Bu buluşma ya da toplantı kurumsal düzlemde Gözyaşı FM tarafından organize edilen ‘Gözyaşı Geceleri’ aracılığıyla gerçekleşmektedir. Gözyaşı Geceleri, dinleyicilerin radyo mikrofonu arkasında etkileyici ve büyüleyici sesiyle tanıdıkları Haşim Akten’i, bir metin yazarı, oyuncu ve yönetmen olarak farklı bir biçimde, adeta ‘toplu bir ayin’ veya ‘gala’ havası içinde kitle ile buluşturmaktadır5.

Haşim Akten, radyo iletişiminin gerektirdiği açık, kulaklara dinlenmesini isteyen, uzun aralı olmayan akışkan bir dile, kelimeleri ağır ağır telaffuz eden ilginç bir konuşma tarzına sahiptir. Başka bir deyişle, olağanüstü bir ifade gücüne/vokale sahip bir radyo konuşmacısıdır. O, temsil ettiğine inandığı dini misyona uygun olarak, asla argo ve basit kelimeler kullanmaksızın, bir mabette vaaz eden vaizin ‘kutsal mesajı’ müminlere aktardığı gibi, iletmek istediği mesajı etkileyici bir ses tonu ve mikrofon aracılığıyla dinleyicilerine aktarmaktadır. Kendine has bir tarz ve üslup geliştiren Haşim Akten, sesi ve konuşma biçimiyle ünü kent dışına taşan bir kariyere sahiptir. Çünkü Gözyaşı Geceleri’nin yapıldığı her kent/ülkede, aynı zamanda özel radyo programları yapmakta, böylelikle bir taraftan Gözyaşı Geceleri’ni tanıtımını yaparken, diğer yandan farklı kentlerde de dinleyici kitlesi oluşturmakta ve daha geniş kitlelere mesaj ulaştırma hedefini gerçekleştirmektedir.

Bir radyo istasyonunun başarısının altında yatan anahtar özellik, dinleyicilerin bir kişinin kendileriyle konuştuğunu hissetmesidir. Bu durumu sosyolojik dile dökecek olursak, radyo iletişimcisi başkaları için önemli ve anlamlı olduğunu bilmelidir. Dinleyici radyo dinlerken kendisini bir grup veya kulübün üyesi gibi hissetmelidir. Radyo kişiliği dinleyici için bir dost, bir arkadaş olabilmeli, onları dinlendirmeli, onlara huzur ve güven vermelidir. Çünkü radyo kişiliği yayınlar aracılığıyla, dinleyicileri ‘karşılıklı konuşma rolü’ almaları konusunda cesaretlendirmektedir. Böylece dinleyiciler, DJ’in sadık grubunun içinde yer alarak onlara günlük temelde bir geçerlilik sağlamaktadır. Bunun karşılığında istasyon ve radyo kişilikleri onlara şartsız ve güvenilir arkadaşlıklarını sunmaktadır. Gerçekten bugünün radyo kişilikleri ve televizyondaki ‘talk show’ programlarındaki gelişme medyada dostça, arkadaşça uygun ses talebinin altını çizmektedir(Altheide ve Snow,1991;24).

Bu anlamda, bütün başarılı radyo iletişimciliğinde kullanılan temel teknik veya yaklaşım ‘dinleyiciyle bire bir konuşmaktır’. Bu durum mikrofonun öbür tarafındaki kişiyi hayal etmeyi, onun kelimeleriyle ve kendi düzeyinde onunla konuşmayı içerir. Sosyolojik olarak süreç gayet basittir: ‘Birisi rol almakta, diğeri rol yapmaktadır.’ Çünkü DJ ile dinleyici arasındaki ilişki o kadar kırılgan ve geçicidir ki, DJ bu ilişkiyi sürdürmek ve geliştirmek için sürekli ve yoğun bir gayretin içinde olmaktadır. Örneğin, onlar dinleyicinin tepkisini ölçmek için canlı bağlantıda oyun oynarlar, kendi performanslarını ölçmek için değişik sorular sorarlar. Onlar ev ödevlerini dinleyici üzerinde yaparlar ve spontane konuşmak için toplanan bir yığın materyal, mikrofonun karşısındaki dinleyiciyi çarpacak çok küçük bir konuşma olarak görünecektir. Uzun zaman sonra dinleyici ve radyo arasındaki ilişki, radyo kişiliğinin dinleyicinin ihtiyaçlarını önceden görebilmesiyle ölçülmektedir. Bu noktadan sonra anlamlı ve önemli bir dostluk ve samimiyet oluşacak, böylelikle DJ başkaları için önemli ve anlamlı bir radyo kişiliği (Altheide ve Snow,1991;24) haline gelecektir.

Gözyaşı FM ile dinleyici arasındaki ilişkiyi sürekli kılan özellik, bir radyo kişiliği olan Haşim Akten’in başkaları için önemli ve anlamlı olan kişilik haline gelmesi ve dinleyiciyle kurduğu dostluk ve samimiyet köprüsüdür: Bir yardım çağrısıyla yardıma, bir kan anonsuyla hastanelere koşan yüzlerce, binlerce dinleyici Haşim Akten’in mikrofon aracılığıyla kurduğu sıcak ve dostça ‘iletişim’in neticesidir. Adeta bir dini otoritenin vaaz yoluyla mabette topladığı cemaat üzerinde kurduğu karizmatik etki, ‘medya imamı’ rolünü üstlenen bir radyo sunucusunun mikrofon ve stüdyo aracılığıyla topladığı dinleyici kitlesi üzerinde meydana getirdiği duygusal etki ile yer değiştirmiş görünmektedir. Radyo aracılığıyla dinleyicilere iletilen dini mesajın uyandırdığı etki, radyo etkileşimi bağlamında duygusal bir bağlılık ve saygı duygusu uyandırmakta, ‘bilgi/mesaj aktarımı’ bu yolla gerçekleşmektedir.



Tablo 15: Haşim Akten’in programlarını dinliyor musunuz?

Değişken

Sayı

Yüzde

Evet

1107

93.8

Hayır

53

4.6

Cevapsız

20

1.7

Toplam

1180

100.0

Nitekim, tablo 15’deki veriler, Gözyaşı FM dinleyicilerinin % 95 civarında Haşim Akten’i dinledikleri ve onunla sürekli bir etkileşim içinde olduklarını göstermektedir. % 4.6 lık ‘hayır’ cevabı ise; gözlemlerimize göre, Gözyaşı etkinliklerine eşini veya çocuklarını getiren, fakat kendilerinin Gözyaşı FM’i dinlemediklerini tahmin ettiğimiz erkeklere ait olabileceği söylenebilir.


Tablo 16: Haşim Akten’in programlarını hangi sıklıkla dinliyorsunuz?

Değişken

Sayı

Yüzde

Her zaman

412

34.9

Çoğu zaman

418

35.4

Bazen

322

27.3

Cevapsız

28

2.4

Toplam

1107

100.0

Gözyaşı FM’le aynileşen Haşim Akten, sabah, akşam ve gece yarısı kuşağı programlarında gündelik hayatının ritmine göre farklılaşmakla birlikte, yaklaşık % 95 oranında, gün boyu bir süreklilik ve bağımlılık duygusu içinde dinlenmektedir.


Tablo 17: Haşim Akten’ in programları sizi etkilemektedir?

Değişken

Sayı

Yüzde

Duygulanıyorum

236

21.3

Dini bilgiler öğreniyorum

244

22.0

Öğrendiklerimi yaşamaya çalışıyorum

357

32.2

Çok duygulanıyor ve etkileniyorum

149

13.4

Ağlıyor ve kendimden geçiyorum

121

10.9

Toplam

1107

100.0

Bu durum, mikrofondaki sesin, yayınlarla oluşturduğu işitsel ritim ve temponun birleşerek, ‘işitilen sesi sahip olunan yegane şey’ haline getirmesiyle açıklanabilir. Bir başka ifade ile yaşanılan durum, Mc Luhan’dan beri tartışılmakta olan ‘araç mesajın kendisidir’ tezinin bir yansıması olarak karşımızda durmaktadır. Bu ifadenin açılımına göre, radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçları, insanların dünyayı algılayış tarzında köklü değişikliklere neden olmaktadır. Böylece ses ve görüntü aracılığıyla, dünyanın öte ucunda meydana gelen şeyleri duymamızı ve görmemizi sağlayarak, duyu organlarımızın ulaşabildiği alanı genişletmektedir. Geçmiş dönemlerde mesajların büyük bir kısmı basılı sayfalar, kelimeler ve hareketsiz resimler yoluyla geldiği halde, şimdilerde sevilen/beğenilen kişilerin (lider veya DJ) sesleri duyulabiliyor, yüzleri görülebilmektedir.Yeni iletişim araçları, bir konuşmayı konuşmacının huzurunda dinlemek, insanlara aynı sözleri kendi özel dünyasına gömülmüş halde yalnız başına kitaptan okumaktan tamamen farklı bir ‘duygu’ veriyor. Böylece yazının yerine, ‘imaja dayalı algı ve düşünce çeşidi geçmektedir(Eslin,1991;11-12). Bu nedenle Innis ve Mc Luhan’ın çalışmalarında özellikle ilgilendikleri şey, medya teknolojisinin her hangi bir mesaja katkısı değil; esasen onların daha ileri düzeye taşıdıkları tartışma konusu, medya teknolojisinin sosyal ilişkileri ve geleneksel bilgi formatını değiştirmede oynadığı çok önemli rol olmuştur(Altheide ve Snow,1991;7-8). Tablo 17’deki veriler, Haşim Akten’in programlarının radyo aracılığıyla ‘imaja dayalı bir algı ve bilgi’yi farklı bir ‘duygu ile dinleyiciye aktardığını ve mesajın onlar üzerinde ne denli etkili olduğunu göstermektedir.


D- Dini Medya ve Dini İletişim
Dini medya teorisinin ilgilenmesi gereken ilk husus, onun kullanımını belirleyen faktörlerle ilgilenmek olmalıdır. Bu konuda birincil hipotez bir çeşit seçicilik sürecinin varlığı olabilir. Buna göre, ‘insanlar önceden sahip olduğu kendi görüşlerini güçlendirmek için -medya kullanımını belirleyen içeriktir- kendi görüşlerini destekleyecek mesajları seçer.’ Sears ve Freedman’ın (1971) fiili seçicilik ile seçici etki hipotezleri arasında yaptığı ayrımı göz önüne alırsak, dini medya kullanımında fiili bir seçiciliğin olduğunu da söyleyebiliriz. Çünkü gönüllü medya izleyicilerinin mesaj başlamadan önce iletişimci ile bir anlaşma içinde oldukları sıkça görülmektedir(krş: Tablo 15, 16, 17). Ayrıca, medya ve din alanında yapılan çalışmalarda, ‘dindar olanların muhtemelen dini medya organlarını kullandıkları’ açık bir şekilde gösterilmiştir(bkz:Gaddy,1980;Buddenbaum,1981).

Bu tip veriler, sürecin temelindeki psikolojik mekanizma göz önüne alınmaksızın, seçimin meydana geldiğini açıklamaktadır. Seçme eylemi, mesajın dini içeriğine bakılmaksızın, kısmen özel bir program biçiminin tercihi şeklinde de olabilir. Örneğin, dini medya kullanıcılarının genellikle eğitim ve öğretimle ilgili programları tercih ettikleri tesbit edilmiştir(Bkz:Robinson,1964). Bazı durumlarda ise, entelektüel bir destekten daha çok, duygusal bir ihtiyaç nedeniyle de programlar tercih edilebilir(krş: Tablo 17). Yahut programlar dinleyici ve yayıncı arasındaki toplumsal ilgilerin bir sonucu olarak da seçilebilmektedir: Program tercih edilir, çünkü yayıncılar kendi ilgi duydukları konular üzerinde durmaktadır; tercih edilmez, çünkü yayınlar onları ilgilendirmemektedir. Sonuç her örnekte aynıdır: Dini yayın istasyonlarının yayınları ile dinleyicilerin inanç, değer ve davranışları büyük ölçüde denklik/paralellik gösterdiği için dinlenir ve böylelikle dinleyiciler de homojen bir grup özelliği taşıyabilir(Gaddy,1984;289).

Bu seçme süreci, sadece dinleyicileri değil, aynı zamanda ve büyük ölçüde onların yayınlarını dinledikleri istasyonlarının etkilerini de tayin eder. Jhonson’ın açık bir şekilde ifade ettiği gibi, genel medya araştırmalarının sonucuna göre, ‘kitle iletişimi genellikle kuvvetlendirici bir etkiye sahiptir. Her program kendi dinleyicilerini seçer ve sonuç olarak onları değiştirmek ve yaratmaktan daha çok, dinleyicilerin düşünce ve ilgilerini kuvvetlendirir. Fakat bu kuvvetlendirici etkiler küçük görülmemelidir. Aynı zamanda, seçme davranışı dinleyicinin yoğunluğu ve boyutunu düşürürken, pekiştirici etkisini arttırır. Berelson’un öne sürdüğü gibi, ‘medya ne kadar özelleşirse, pekiştirici etkisi o kadar artar’. Bu anlamda, dini medya, tam olarak uzmanlaşmış bir medyadır(Gaddy,1984;289). Bu bağlamda Gözyaşı FM’i Türkiye özelinde alanında uzmanlaşmakta olan özel bir radyo olarak görebiliriz.

Dini kültürün kendisini medyatik formda üretimi, modern ve rasyonel olarak kurulan hayat tarzı ve ilişki sistemine karşı, özellikle 1960’lı yıllarda bütün dünyada ortaya çıkan ‘dini uyanış’ sürecinde hızlanmıştır. Bu yüzden 1960 sonrası yaşanan süreç, insanlığın ‘üçüncü büyük uyanış’ı olarak nitelenmektedir(Altheide ve Snow,1991;203). Günümüz dünyasında gözlemlenen dini uyanış, teolojik hakikat anlayışıyla oldukça az ilişkili görünmektedir. Bugünün insanları, dine, kişisel kimlik ve genel bir sosyal güvenlik duygusuna ulaşmak için dönmektedir. Bu dönüşün araçları ise, geleneksel anlamda dini kaynak ve otorite merkezli otantik din anlayışı değil, modern dünyanın insan sorunlarına yaklaşım tarzından doğan ihmal edilmişlik durumu karşısında ortaya çıkan ilgi ve yönelimlerin, duygusal anlamda istikrarlı, kişisel ve toplumsal anlamda güvenlikli bir hayat tarzı arayışıdır. Bu yüzden dini uyanışa öncülük edenler, bir din adamı veya bir aziz değil, ete kemiğe bürünmüş çağdaş dini liderler/idollerdir. Yeni öncülerin temsil ettiği dünya görüşü ise, görece istikrarlı bir hayat vadeden soyut inanç ilke, imge ve egzersizlerden güç almaktadır. Yeni dönemde gözlemlenen en önemli şey, dini yönelimin doğasındaki değişikliktir. Kutsal ve dünyevi arasındaki ayrım adeta ortadan kaybolmuş, bütüncül dini ibadet hayatının yerini sadece bir şeye inanma ve bağlanma duygusu doldurmuştur. Dini ritüel artık gerekli değildir6. Modern oluşumların etiketleri/çıkartmalarını bir kimlik ve aidiyet şifresi olarak benimsemek ve bir ‘stil tüketicisi’ olarak gruba katılmak yeterlidir. Bu bağlamda din ve diğer kurumlar acil/pragmatik amaçlar bağlamında yeniden tanımlanmakta, imaja dayalı din algısı egemen hale gelmektedir. Çünkü insanların modern tüketim kültürü içinde eksikliğini hissettiği ve aradığı husus, sadece ‘samimiyet’ duygusudur. Bütün bu yönelişler modern toplumda giderek yalnızlaşmakta olan bireylerin sosyal korumasızlığa karşı gösterdiği bir ‘savunma çabası’ olarak değerlendirilebilir.

Samimiyet arayışının körüklediği yeni dini uyanış bağlamında, 1990’lardan itibaren radyo ve televizyon programlarında dinin, özel bir sunum tarzıyla, kitle iletişim araçlarının format ve içeriğinin vazgeçilmez bir öğesi olmaya başladığı bilinmektedir. Böylece hemen her iletişim aracı, mümkün olan her izleyici/dinleyici kitlesine ulaşmak için LOP -least objectionable program/en az karşı çıkılan program- ilkesini takip etmektedir. Örneğin şeffaflık, herkes için adalet, erdem, ahlak, otoriteye saygı gibi insanların kollektif değer dünyasında yer alan genel ölçüleri mesaj konusu yapan ve halk katmanlarında diğer programlara karşı artmaya başlayan eleştirileri en alt düzeye indirmeye gayret eden medya anlayışı, toplumda kabul gören ve istenilen yayın stratejisini belirlemektedir. Yeni strateji, din, medya ve piyasa ilişkisi içinde, toplumsal ilgiler ve değerlerin işlendiği yapımların radyo ve televizyon programları içinde çok ciddi oranlara ulaşmasını sağlamıştır.

Türkiye’de yeni bir sektör olan dini medya alanında sekiz yıllık deneyimiyle, etkili bir yayın stratejisi takip eden Gözyaşı FM, bir yönüyle kendi dini dünya görüşünü güçlendirmek ve pekiştirmek isteyen muhafazakar-dindar çevrelerce, diğer yönüyle modern toplumun oluşturduğu kurum ve değerler karşısında yalnız ve savunmasız kalmak istemeyen görece kentli dinleyici kitlesi tarafından tercih edilmektedir. Dinleyici, modern toplumun ‘eğlence kültürü’nü taşıyan istasyonların yerine dini radyo istasyonlarını dinlemeyi kendi varoluşu açısından daha anlamlı ve tutarlı bulmaktadır. Çünkü modern toplumda bireyi çepeçevre saran geleneksel ‘cemaat’ yapılarının büyük ölçüde ortadan kalkmış olması; ailevi değerler, sevgi, yardımlaşma, dayanışma ve komşuluk ve fedakarlık gibi insanın içinde rahat ettiği ve huzur bulduğu geleneksel ilişki sisteminin değişime uğraması, insanları içinde rahat edeceği ve huzur bulacağı yeni grup/toplumsallık arayışına yöneltmektedir. Değişen toplumda benzer ihtiyaçları karşılayacağı düşünülen modern-rasyonalist yapı ve ilişki sistemleri kendisinden beklenen işlevleri yeterince yerine getiremediği için, bireye ihtiyaç duyduğu güveni sağlayan toplumsallığa yaptığı vurgu ve grup dinamiği yaratmada oldukça etkili olan din, medya aracılığıyla yeni bir ifade imkanı ve gücü bulmakta ve toplumsallıklar üretmektedir.

Diğer taraftan, bütün dünyada olduğu gibi, değişim süreçleri karşısında ‘muhafazakar’ bir tavır ve tutum içine giren geleneksel dini dünya görüşlerinin, kendisini yeni sosyal durumlara göre uyarlaması, medya teknolojisinin sunduğu imkanlarla yeni bir söylem ve dil geliştirmesi de mümkündür. Yine din veya çeşitli mezheplerin, medya imkanlarının yaygınlık kazanması ve demokratik ortam ve özgürlüklerin gelişimiyle, kendi otantik bilgi, otorite ve cemaat yapısını korumak ve geliştirmek, hatta kendini yeniden tahkim için çeşitli ‘köktenci’ söylemler geliştirmesi de mümkündür. Son tahlilde, medya ve din evliliği, sonuçları henüz tam kestirilemeyecek bir değişim ve etkileşim sürecini başlatmış durumdadır.
Tablo 18: Gözyaşı FM ile tanıştıktan sonra dini hayatınızda bir değişiklik oldu mu?


Değişken

Sayı

Yüzde

Evet

1053

89.2

Hayır

91

7.7

Cevapsız

36

3.1

Toplam

1180

100.0

Tablo 18’deki verilere göre, Gözyaşı FM’i dinleyenlerin % 90’ı, dini hayatlarında deneyimlediklerini söylediği ‘değişim’ ile, bir taraftan gittikçe zayıfladığı ve tehdit altında olduğunu düşündüğü dini inanç, ibadet ve pratikleri radyo vasıtasıyla koruduğunu, canlı tuttuğunu ve güçlendirdiğini düşünmektedir. Çünkü evde, işyerinde ve otomobilde gündelik işlerinin yapılmasına engel olmadan insanlara ulaşan ve onlarla iletişim kuran, bilgilendiren ve eğlendiren radyo formatı, modern çalışma hayatı yüzünden uzaklaşıldığı düşünülen dini duygu, düşünce ve yerine getirilemediği düşünülen dini pratiklerle insanları yüz yüze getirmekte ve insanlara duygusal bir sağaltım imkanı sunmaktadır.



Bir bilgi sistemi olduğu kadar, bir duygusal tatmin sistemi olan dinin, teknolojik veya sosyolojik usule göre işleyen ‘iletişim aygıtı’ ile sunum biçimi, aynı zamanda kendine özgü bir sosyal ve dini realite inşa etmektedir. Bu durum medya ile dinin ‘güç için grup dayanışması veya güç ve meşruiyet kazanma etkinliği’ olarak da görülebilir. Diğer bir anlatımla, özel ve kamusal hayatın farklı bir tasviri ve yeniden düzenlenmesi fikri, iletinin etkisiyle oldukça güç kazanabilir. Son tahlilde medya tarafından inşa edilen sosyal/dini realiteye, özel bir radyo formatı aracılığıyla kutsallık kazandırılmaktadır. Çünkü birbirinden farklı yayın çizgisi takip eden dini radyo istasyonları7 da aynı mekanizma ile çalışmakta ve istasyonlar arasında dini farklılaşmadan kaynaklanan ‘içsel/doktriner çatışmalar’ yaşanmaktadır. Bir istasyona göre diğer bir istasyon tarafından sunulan din formatı, diğeri tarafından ‘sapkın, bid’at, hurafe’ olarak değerlendirilebilmektedir8. Neticede, modern topluma özgü ‘çoğul ve popüler bir dindarlık algısı’ çerçevesinde, geleneksel dini cemaat anlayışı ve formunun dışında, yeni dini cemaat yapıları oluşmaktadır. Bu yapılar radyonun aktardığı mesaj etrafında oluşan radyo taraftarları ve taraftarlığı dolayımında meydana getirilmektedir.
Tablo 19: Dini hayatınızda yaşadığınız değişimler nelerdir?

Değişken

Sayı

Yüzde

Dini açıdan kültürüm arttı

343

29.1

Dini açıdan bir uyanış yaşadım

303

25.7

Namaza ve diğer ibadetlere başladım

145

12.3

Kıyafet tarzımı değiştirdim

61

5.2

Nafile ibadetler yapmaya başladım

83

7.0

Kendimi dine hizmete adadım

77

6.5

Yoğun bir dini hayat ve bir takım özel haller yaşıyorum

49

4.2

Cevapsız

119

10.1

Toplam

1180

100.0

Değişik açıklama biçimleri yapılmakla birlikte popüler kültür, teknolojik gelişme ve kitle iletişim imkanları ile kitlesel bir görüntü altında kendini ifade eden ve gittikçe yaygınlaşan bir konudur. Bu bağlamda popüler kültür, geniş halk kitlelerinin gündelik hayat dünyasına özgü kültürel yansımalara damgasını vurduğu kadar, aynı zamanda özünde alt kültürlere göndermede bulunan bir ayrışmaya da işaret etmektedir. Sosyologların popüler kültürle ilgilenmelerinin temelinde, halk bilincini anlamaya ışık tutabilecek bir pencere sunması, toplumsal katmanlar arasındaki dayanışma ile farklılaşmanın ip ucu ve kodlarının orada bulunması gibi özellikler yatmaktadır(Çelik,2004;68-69). Medya aracılığıyla oluşan ve yansımalarını açık bir şekilde gözlemlediğimiz popüler kültür kalıbı içinde, dini ilgi ve yönelişlerin önemli artış kaydetmekte olduğunu söylenebilir. Sadece dini yayınlar yapan medya araçlarında değil, diğer medya araçlarında da en fazla ilgi gösterilen programlar günümüzde dini format taşıyanlardır. Aktüel insani ve toplumsal sorunları konu alan bu tür programların, ahlak, dürüstlük, cömertlik, sadakat, sabır, tevekkül ve yardımlaşma gibi büyük ölçüde dini söylemin renk kattığı yapımlardan oluşması, doğaldır ki yeni bir fenomen olarak ‘popüler din’ konusunu gündeme getirmektedir. Dini tema ve ilgilerin gittikçe yaygınlaştığı popüler kültür içinde yeni bir içerik kazanmaktadır. Bu bağlamda, toplumsal kesimlerin dini olanı veya medyayı seçimi, popüler ilgi ve beklentilerle özel ve kamusal hayatın farklı bir kurgusunun ve bu alanda ihtiyaç duyulan yeni ilgi ve taleplerin dışa vurumu olarak görülebilir.

Tablo 19’daki verilere dikkat edilecek olursa, insanların gündelik hayatlarında yaşadığı değişimin yönü, modern medyanın eğlence formatının öngördüğü beklentileri karşılamamaktadır. Yani insanlar, ‘Gözyaşı FM, çok güzel bir radyo, oldukça eğleniyoruz’ ya da ‘insanlara çok eğlenceli programlar sunuyor ve boş zamanları değerlendirmemize yardımcı oluyor’ gibi alışık beyanlara değil; gittikçe artan popüler dini ilgi ve yönelişlere vurgu yapmaktadır. Din dışı medyanın ‘gerçeklik’ olarak sunduğu ve kurumsallaştırılmaya çalıştığı gündelik hayat anlayışının temel insani ‘sorun’lar karşısında bireylere sunduğu eğlence ve tüketim ilgilerinin artması yerine, insanların dini bir değişim süreci içine girmeleri ve dini duyarlılıklarının artması ciddi dini-kültürel oluşumların işareti kabul edilebilir. Yukarıda temas edildiği üzere, dini medya özelleşmiş medya olduğu için, dinleyicilerinin dikkat çektiği hususlar da, doğal olarak ‘özel dini durum’lar olmaktadır.


Yüklə 461,86 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə