MukaddiME



Yüklə 0,79 Mb.
səhifə13/16
tarix22.01.2018
ölçüsü0,79 Mb.
1   ...   8   9   10   11   12   13   14   15   16

5- HUZEYFE (r.a.) HADİSİ


Huzeyfe (ra) Resulullah (s.a.v)’tan;

Elbisenin nakışları kaybolduğu gibi İslam da öyle kaybolur. Ta ki ne namaz, ne oruç ne sadaka ne de kurbanın ne olduğu bilinmez. Allah’ın kitabı silinir de yeryüzünde ondan bir ayet dahi kalmaz. İnsanlardan yaşlılar kalır ve derler ki; Biz babalarımızı bu kelime üzere bulduk, (Lailahe illallah) (orada bulunan Sıla isimli kişi), “Namazın, orucun, sadakanın, kurbanın ne olduğunu bilmezler mi?” diye sorunca. Huzeyfe ondan yüz çevirdi. Sıla üç defa aynı şeyi sordu. Sonunda Huzeyfe (r.a) ona döndü ve “Ey sıla o kelime onları ateşten koruyacaktır” dedi. (İbni Mace-Hakim)

Bu hadis hakkında şöyle derler: “Bu insanlar kelime-i tevhidin manasını bilmeden, sadece babalarından duydukları için söylerler. Hiç amel de yapmazlar. Buna rağmen ateşten kurtulurlar. Demek ki cehalet özürdür.”

Cevaben deriz ki:



a) Hadisin zahirinde Kur’an-ı Kerim’in kitaplardan ve hafızalardan kaldırılacağı vardır. Hatta yeryüzünde tek bir ayet bile kalmaz…

Böyle bir hadis günümüze ne kadar uymaktadır. Ve ne derece günümüze kıyas edilebilir ki? Nitekim kuran ve bütün tefsirleri bütün evlerde vardır ayrıca hafızalarda da olduğu bir dönemde bu hadisin getirilmesi çok gariptir. Öyle ki kuranın ulaştığı ve ellerinde kuran olan bir topluma özür aranmasını da anlayabilmiş değiliz. Galiba birileri dinde çok derinleşip, fakihleştiği için çokta usul kitapları tetkik ettiği için inceliği anlıyorlar, biz anlayamıyoruz.

Daha önce de geçtiği gibi, âlimler yeni İslama girmiş ve uzak beldelerde yaşayıp ilme ulaşmamasında kendi taksiri olmayanları cehalette mazur saymıştır. Bu insanların zamanında Kur’an kaldırılacak, hatta tek bir ayet dahi kalmayacak, işte bu dönemin insanları mazaretliler sınıfına dâhil olmaya daha evladır.

b) Bu hadiste kavmin şirk koştuğuna uzaktan yakından işaret yoktur. En fazla; ellerinden Kur’an kaldırılan bu topluluk ibadetleri bilmediklerinden dolayı yapmamışlardır. Bu hadisle, amelin cinsini terk etme insanı küfre sokmaz diye istidlal yapılsa, cevabı verilmeye değerdi. Bu şekliyle ilmi redden çok, akla ve düşünmeye davet, daha yerinde olacaktır.

c) Resulullah (s.a.v) bir halden ve zamandan söz etmiştir. Onların kurtulacağı ise:

- Sahabe ile tabiin arasında geçmiştir. Hadisin zahirinde onların (merfu kısmında) kurtulacağı söz konusu değildir.

Velev Huzeyfe’nin söylediği, rey ile bilinmez, ondan dolayı hükmen merfudur, denilirse;

- Kurtulmadan söz eden kısımda, ahirette kurtulacaklarını söylemiştir. Dünya hükmüne taalluk etmemiştir.


6- AİŞE (r.a) ANNEMİZİN HADİSİ


Aişe (r.a) etrafındakilere “Size Resulullah’la aramda geçen bir kıssayı haber vereyim mi?” dedi. “Evet” dedik. “Resulullah (s.a.v) sırası bendeyken abasını ve ayakkabılarını (na’lin) çıkardı ve uzandı. Benim uyuduğumu düşününce sessizce odadan çıktı. Ben de peşinden elbiselerimi giydim ve çıktım. Baki mezarlığına gelince, orada ayakta uzun durdu ve bekledi. Sonra ellerini üç kez kaldırdı. Sonra da oradan ayrıldı ve ben de ayrıldım. Resulullah (s.a.v)’tan önce eve geldim. Resulullah (s.a.v) içeri girince, “Neyin var ey Aişe” dedi. Ben de bir şeyim yok dedim. “Ya sen bana haber verirsin, ya da Latif-ul Habir olan Allah bana haber verir” dedi. Böyle deyince ben de ona haber verdim. Bunun üzerine bana acı verecek şekilde göğsüme dürttü ve “Allah ve Resulünün sana zulmedeceğini mi sandın” dedi. Aişe (r.a) dedi ki: İnsanlar gizlese de Allah bilir. EVET…dedi” (Müslim)

Ya da, “insanlar gizlese de Allah bildirir”dedi.

Aişe annemizin uyumasından sonra Resulullah (s.a.v) evden çıkınca, onun başka bir eşine gittiğini zannederek onu takip etmişti. Daha sonra da aralarında bu kıssa geçmişti.

Bu hadis hakkında bazıları derler ki: Aişe (r.a) Allah c.c her şeyi bildiği noktasında cahildir. Buna rağmen Resulullah (s.a.v) onu tekfir etmemiştir. Demek cehalet özürdür. Aişe annemiz için bu özürse, şimdiki insanlara hayli hayli özür sayılır.

Bu hadisin delaletine geçmeden önce şu noktayı belirtmek şarttır.

Bu hadisin üç rivayeti vardır.

- En çok geçen ve muhakkik imamların i’timad ettiği rivayet ise imam Müslim’in de sahihinde tahric ettiği “İnsanlar ne kadar gizlese de Allah bilir, evet…” lafzıyla olandır. Bu kısmın hepsi Aişe annemize aittir. Yani kendi konuşmuş, sonra da kendini tasdik etmiştir.

- İmam Nesai rivayeti: “İnsanlar ne kadar gizlese de Allah bilir. Dedi ki “evet”. Bu lafzın zahirine göre soruyu soran Aişe annemiz, cevabı veren Resulullah (s.a.v)’dir. Yani “evet” lafzı Resulullah (s.a.v)’a aittir. İmam Ahmet de müsnedinde bu şekilde olan rivayeti nakletmiştir.

- Yine İmam Nesai’nin cenaiz bölümünde rivayet ettiği ve “evet” lafzının geçmediği rivayet vardır. Yani Aişe r.a. “insanlar ne kadar gizlese de Allah bilir.” demiştir.

a) Dikkat edilirse, bir kısım rivayetler de Aişe annemiz Allah’ın bilgisini tasdik etmiştir. Yani Allah’ın ilmine dair cahil olduğu söz konusu değildir. Bir kısım rivayetler de o sözü söylemiştir, fakat ne ondan ne de Resulullah (s.a.v)’tan “evet” veya tasdike dair bir söz çıkmamıştır. Bu da onun, bunu, soru ve şüphe cihetiyle değil, tasdik ve yakin cihetiyle söylediğine delildir. Bazı rivayetlerde de (Nesai-Ahmet) Hz. Aişe bu sözü söylemiş, Resulullah (s.a.v) evet demiştir. Bu rivayetin zahirine göre Aişe (r.a) şüphe etmiştir (Allah’ın ilminde). Bu rivayetler arasında tercih yapacak olursak:

Müslim şerhinde İmam Nevevi: “Usullerde olup ayrıca sahih olan, Aişe annemizin sözü söyleyip kendi nefsini tasdik ettiğidir.”

Müslim şarihlerinden, Kadı İyaz “Aişe annemizin nefsini tasdik ettiği rivayeti seçer” (Mukmil-3/103-104)

Müslim şarihlerinden Ebû Abdullah Muhammed bin Yusuf el-Huseyni: “Usulde olan budur Manası: “Allah bilir demiş sonra evet diyerek sözünü tasdik etmiştir”(Mükmil ikmalul İkmel 3/103)

Müslim şarihlerinden Ali bin Süleyman el-Mağribi: “Evet, Aişe (ra) sözünün devamıdır. Kendi sözünü “evet” lafzıyla tasdik eder” (Veşyu ed-diyba 1/103)

Dikkat edilirse Müslim şarihleri, yani hadisin, yollarını, mesakını, inceleyen muhaddisler, Aişe annemizin evet sözünün sahibi olduğunu tercih etmişlerdir. “Usulde böyledirden” kastettikleri Müslim nüshalarının aslında rivayetin bu şekil de olmasıdır.



b) Daha önce de usulde mukarrar olan bir kaideden söz etmiştik. “İhtiyaç anında beyanın (açıklamanın) gecikmesi caiz değildir”… Aişe annemiz burada küfür sözü söyleyecek, Resulullah (s.a.v) onu hiç uyarmadan konuşmasına devam edecektir. Oysa onun görevi insanları uyarmaktır. En başında da tevhid ve şirk meselelerinde uyarmak gelir.

Bizler 1400 sene sonra, bu kıssayı küfür de cehalete delil olarak getireceğiz. Ama Resulullah (s.a.v) olayın olduğu esnada bu küfre hiç tepki göstermeyecek. Bizler Allah’ın her şeyi bildiğini bileceğiz, ümmetin sahabenin fakihlerinden saydığı, Resulün özel talebelerinden olan Aişe (r.a) annemiz bilmeyecek öylemi?

Bazen şu açık şirk içinde bulunan cahiliye toplumuna merhamet tellallığı yaparken, kimleri ve neleri itham ettiğimizin farkında mıyız?

Fayda:

Şeyhul İslam İbni Teymiye (Feteva 11/411/413): Aişe annemizin Allah’ın ilim sıfatında cahil olduğunu ve Resulun onu tekfir etmediğini söylemiştir. Bundan dolayı da Resulullah’ın (s.a.v) onu acıtacak şekilde göğsüne vurduğunu söyler.



a) Şeyhul İslamın “evet” sözünün Aişe (r.a)’a ait olduğunu söylemesi, tüm şarihlere muhaliftir. Bundan dolayı kendi öğrencisi İbni Muflih bu anlayışını red etmiştir. (El-furu 6/164) Kitabında, İbni Teymiyenin bu görüşünü aktardıktan sonra “Müslim’in usullerinde “evet” sözü Aişe (r.a)’a aittir demiştir.

b) Şeyhul İslamın: “Bundan dolayı acıtacak şekilde göğsüne vurdu” sözü, kıssanın zahirine aykırıdır. Çünkü Resulullah (s.a.v) Aişe (r.a)’ye onun başka eşine gideceği düşüncesinde olduğu için vurmuş ve “Allah ve Resulünün sana zulüm edeceğini mi düşündün demiştir”. Müslim şerhlerinde de böyle geçmektedir.

c) Şayet İbni Teymiye (r.h) görüşünü alıp, cehalet özürdür desek… Önceki konuda geçtiği gibi, İbni Teymiye (r.h) şirk, kabirlere dua, ölülerden şefaat ile sıfatta cahil olmayı birbirinden ayırmıştır. Birinci de tafsilata gitmeden onlara mürted derken, ikinci de ikametul hucceyi şart koşmuştur. Yani bu şaz anlayışa göre dahi, bu kıssa zamanın müşriklerine delil olmaz…

Kataloq: 2009

Yüklə 0,79 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   8   9   10   11   12   13   14   15   16




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə