Musa İsrafil oġlı Adilov Zémfira Nadirovna Vérdiéva Faranġiz Mamédali kızı Aġaééa



Yüklə 4,99 Mb.
səhifə4/44
tarix01.11.2017
ölçüsü4,99 Mb.
#26589
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   44

D

DAVAMLI İNDİKİ ZAMAN — İş, hal ve ya hereketin söylenen vaħtdan evvel başlanıb, davam étdiyini kösteren zaman. Bu zaman fé'l esasına -maġda//-mekde ve şeħs şekilçilerinin ġoşulması ile düzelir: yazmaġdayam, kelmekdedir, oħumaġdasınız.

DAVAMLI KÉÇMİŞ ZAMAN — İş, hal ve ya hereketin kéçmişde davamlı şekilde icra olunduğunu bildiren zaman forması. Davamlı kéçmiş zamanın şekli elameti fé'l esasına -maġda//-mekde şekilçisi ve idi, imşi bağlamasının ġoşulmasından ibaretdir: yazmaġda idi, kezmekde idim, almaġda imişsen.

DALĞALAR NEZERİYYESİ —Ayrı-ayrı Hind-Avropa dillerinin ümumi bir kökden ayrılma yolu ile, tedrici différénsiasiya neticesinde yarandığı fikrini ireli süren nezeriyye. Bu nezeriyye İohann Şmidt (1843—1901) terefinden 1872-ci ilde ireli sürülmüşdür ve eslinde A. Şléyħérin kénéaloji «ağac» nezeriyyesine ġarşı yöneldilmişdi. Şléyħér «ulu» dilin parçalanması neticesinde bir sıra dillerin yaranmasını ağaçın kökü ve> budaġları şeklinde tesevvür édirdise, Şmidt bu prosési dalğaların yayılması şeklinde, éyni merkezden müħtelif tereflere yayılan dalğalar şeklinde tesevvür édirdi. Şmidt coğrafi amillere esasen kösterirdi ki, Hind dilleri İran dillerine yaħındır. İran dilleri Hind dilleri ile slavyan dilleri arasında, slavyan dilleri baltik dilleri ile İran dilleri arasında orta mövġé tutur ve s. Şmidtin «dalğalar» nezeriyyesi XX esrde dilçiliyin (ħususile dialéktoġrafiya ve yéni dilçilik sahelerinin) inkişafında mühüm rol oynamışdır.

DANIŞIĠ DİLİ—Ħüsusi üslubi seciyyeli funksional sistém olmaġ é'tibarile edebi dilin ġéyriresmi bir forması kimi resmi formaya — kitab diline ġarşı ġoyulur. Danışıġ dili aşağıdakı cehetlerine köre resmi edebi dilden ferġlenir: a) danışıġ aktı hazırlıġsız baş vérir; b) danışıġ aktı ġéyri-resmi şekilde baş vérir; v) danışanlar söhbetde bilavasite iştirak édirler. Danışıġ dili özünde intélléktual ve émosional nitġi bir-leşdirir ve adeten dialoġ formasında tezahür édir. Çoħ zaman «danışıġ dili» ve «dialoġ nitġi» términleri sinonim kimi işledilir. Dilin bütun seviyyelerinde (fonétika, léksika, morfolokiya, sintaksis) danışıġ dilinin özünemeħsus seçiyyevi ħüsusiyyetleri vardır.

DANIŞIĠ SÖZLERİ — Ġéyri-resmi şeraitde ünsiyyet zamanı işlenen sözler. Adeten bunlar kitab sözlerine ġarşı ġoyulur.

DANIŞIĠ ÜZVLERİ— Nitġ seslerinin emele kelmesi ve teleffüzü prosésinde iştirak éden beden üzvleri; insanın bioloji ve fizioloji orġanizminin en mühüm hisseleri; dodaġlar, dil, dişler, damaġlar, ağız, boğaz ve s. Ġéyri-feal danışıġ üzvleri — Nitġ seslerinin yaranmasında feal iştirakı olan üzvlere yardımçı ħidmet kösterzi danışıġ üzvleri: dişler, yuvaġlar, sert damaġ, ħirtdek, burun boşluğu, udlaġ. Feal danışıġ üzvleri — Sesin yaranması üçün zeruri olan, esas işi kören, feallıġ kösteren danışıġ üzvleri: dil, dodaġlar, yumşaġ damaġ, dilçek. Sesin emele kelmesinde hava aħını da mühüm rol oynayır. hava aħını ise diafraġma, ağ çiyerler, bronħlar, nefes borusu vasitesile hereket édir.

DANIŞIĠ CİHAZI—İnsanın danışıġ üzvlerinin mecmuyu. Danışıġ cihazı aşağıdakı üzvlerden ibaretdir: ağ çiyerler, bronħlar, nefes borusu, ġırtlaġ, ses télleri, ağız boşluğu, burun boşluğu, yuvaġlar, sğrt damaġ, damaġ perdesi (yumşaġ damaġ), dil, dişler, dodaġlar, alt çene, udlaġ boşluġu.

DAR SAİTLER—Dil lap yuħarıya ġalħmış veziyyetde olarken teleffüz édilen saitler: [i], [ü], [ı], [u].

DAĦİLİ — 1. Sözün daħilinde baş véren deyişme esasında duzelen nitġ ünsürleri; ħetti ġaydada, ye'ni ardıcıl sıra ile düzülmeyen. Daħili sözdeyişme. Daħili şekilçi. 2. Dil faktlarının mezmununa, me'nasına, sémantikasına meħsus. Sözün daħili ceheti. Daħili mezmun. 3. Sözün daħili elaġeleri ile mehdudlanan ve ħariçi sintaksisle meşğul olmayan; mürekkeb sémantik ħüsusiyyetleri ile nezere çarpan. Daħili ġrammatika. Daħili obyékt. Daħili sintaksis. Sözün daħili forması//Sözün me'na strukturu//İşarenin deyerliliyi — Sözün sémantik strukturu, ye'ni müeyyen ses terkibinin, sözün seslenmesinin müeyyen me'na ile elaġesi; 4. Dile, onun strukturuna aid olan. Daħili dilçilik. Dilin daħili inkişaf ġanunları. Daħili dil forması — Baħ: forma 5. Seslenmeyen, teleffüz olunmayan, konkrét nitġde ifade olunmamış. Daħili dialoġ. Daħili monoloġ. Daħili nitġ.

DAĦİLİ NİTĠ — Teleffüz olunmayan, seslenmeyen nitġ, «üreyinde danışma», öz-özüne kötür-ġoy étme. Ħarici nitġden ferġli olaraġ daħili nitġ lakonikliyi, ġırıġ-kesikliyi, rabitesizliyi, ġrammatik konstruksiyaların élliptikliyi ile séçilir.

DAĦİLİ ÜZV—Üzvlenmeyen sintaktik vahidlerin daħilinde tabé olan teref (komponént). Üzvlenmeyen vahidlerde tabé olan ve tabé éden terefler birlikde bir cümle üzvü kimi çıħış édir. Meselen, ikinci ve üçüncü növ te'yini söz birleşmelerinin birinci terefleri «daħili te'yin»lerdir. Bunlar birleşmeden kenarda ayrıca cümle üzvü hésab olunmur. Béle daħili üzvler diğer birleşmelerde de müşahide édilir. Bu kitab maraġlı kitabdır cümlesinde bu kitab mübteda, maraġlı kitabdır ħeberdir. hemin cümleüzvlerinin öz daħilinde ve sintaktik (daħili) üzvlenme vardır. her birleşmenin birinçi terefi daħili te'yin funksiyasında çıħış étmişdir. Daħili mübteda. Daħili tamamlıġ. Daħili zerflik. Daħili ħğber. Daħili üzélü féli tekrar. Daħili zerflik —Üzvlenmeyen sintaktik vahid daħilinde zerflik gimi çıħış éden söz: Оlanda olur. Vérmeyznde vérmir. Adam çaşanda çaşır. Künü bü kün, kéçesi bu kéçe; Aydın olar netiçe (R. Rza). 0 ġaçandır (ki), ġaçıb. 0 kédendi kédib. Daħili mübteda—Üzvlenmeyen cümlelerde mübteda funksiyasında işlenen vahid: Kün o kün olsun ki, ġurtarsın daöa {€.. Rustem). Kün kunorta oldu. Közü köz yérinde, ġaşı ġaş yérinde idi. Yağış yağmaġ. Ġar ġarlamaġ. Vurğun vurmaġ. Ölü ölmek. Daħili tamamlıġ—Üzvlenmeyen sintaktş; vahid daħilinde tamamlıġ funksiyasında çıħış éden söz: Оv ovlamaġ. Ütü ütülemek. İş işlemek. Kesim kesmek. Söyüş söymek. Dilek dilemek. hörkü hörmek. Yazı yazmaġ. Eyme eymek. Külmek kulür. Dé-diyin démek. Kéyilesini kéymek. Alaçağını almaġ. Daħili te'yin — Üzvlenmeyen spntaktik vahid daħkliide te'yin funksiyasında işlenen söz: Ġışın ġış çillesinde... Bukunkü künde razı olma ki...

DAĦİLİ FLÉKSİYA — Ġrammatik me'naları ferġlendirmek meġsedile kökun terkibinde seslerin deynşmesi. Fléktiv dillere ħasdır.

DVANDVA—Tabésizlik elaġesi üzre birleşmiş komponént!erden teşkil olunan mürekkeb sözler; kopulyativ mürekkeb sözler. Deselen, hop-hop, dığ-dığ, ħħaş.

DÉANTRОRОNİMLEŞME — Antroponimin apélyative ve ya onimin diğer sahesine kéçmesi. Ħüsusi adların ümumileşmesi ve ya diğer ħüsusi ada çévrilmesi. hanı. Ġara-hanıġaralıġ (ħesis-lik). Оtéllo--otélloluġ (ġısġanclıġ). Yusif—>-Yusif közelliyi-*-közellik, Makintoş--makintoş. Méhman (şeħs adı)-*-«Méhman» (eser adı). Ġaġarin (şeħs adı)->-sélénonim Ġaġarin. Füzuli (teħ.)->-topoşş Füzuli.

DÉĠRADASİYA— Dilde baş véren deyişmeleri o dilin esl ħüsusiyyetlerinin pozulması kimi, dilin korlanması, ħarab olması kimi ġebul étme.

DÉNОTASİYA — Dil vahidinin yalnız mezmununu, esas me'iasını nfade étme; konnotasiyapın eksi.

DÉNОTAT — Müvafiġ dil vahidinin eks étdirdiyi ħarici alemin eşya ve hadiseleri.

DÉNОTATİV MÜNASİBET — Sözun me'nasının (ve bu me'na vasitesile bütövlukde «sözün») ifade olunan mefhuma münasibeoti. Dénotativ münasibetin mahiyyeti béledir: sözün me'nası eşyanı eks étdirir, sözün ses ckldi ise eşyapın işaresi olur. Bélelikle, tebii ve ya her hansı ferġlendirici ħüsusiyyet kösterilmeden yalnız eşyanın özu ġéyd olunur. Meselen, ħususi isimler dénotativ adlardır.

DÉОNİMLEŞME — héç bir şekilçi olmadan ħüsusi adın apélyative kéçmesi, umumileşmesi. Ampér ampér. Kzşmir (şe-her-»-kaşmir (parça)./ér->-/ér (müħtelif me'nalarda). Şollar (toponim)-<-şollar (su). Badamlı (topop\çl)/badamlı (su) ve s. Ħüsusi adların apélyative kéçmesinin aşağıdakı formaları müeyyen édilmişdir: a) şeħs adı-»-şeħs; b) şeħs adı-/eşya; v) yér adı~>-eşya; ġ) şeħs adı->-fealiyyet; ğ) yér adı--fealiyyet, d) şeħs adı-»-ölçü vahidi ve s.

DÉОNİMİK ADYÉKTİV — Şekilçilerin kömeyi ile her han-sı ħüsusi addan düzeldilen sifet. Marks-*marksist. Lénin-/léninçi. Bakı--bakılı. Azerbayçan-/Azerbaycanlı.

Ġéyd: Azerbaycan toponimikasında éle adlar vardır ki, onlar -li, -li, -lu, -lü sözdüzeldici şekilçi ile ve éyni formalı ledilir. Dilin bütun seviyyelerinde (fonétika, léksika, morfolo-kiya, sintaksis) danışıġ dilinin özüne meħsus seçiyyevi ħüsusiyyetleri vardır.

DANIŞIĠ SÖZLERİ — Ġéyri-resmi şeraitde ünsiyyet zamanı işlenen sözler. Adeten bunlar kitab sözlerine ġarşı ġoyulur.

DANIŞIĠ ÜZVLERİ— Nitġ seslerinin emele kelmesi ve teleffüzü prosésinde iştirak éden beden üzvleri; insanın bioloji ve fizioloji orġanizminin en mühüm hisseleri; dodaġlar, dil, dişler, damaġlar, ağız, boğaz ve s. Ġéyri-feal danışıġ üzvleri — Nitġ seslerinin yaranmasında feal iştirakı olan üzvlere yardımçı ħidmet kösterzi danışıġ üzvleri: dişler, yuvaġlar, sert damaġ, ħirtdek, burun boşluğu, udlaġ. Feal danışıġ üzvleri — Sesin yaranması üçün zeruri olan, esas işi kören, feallıġ kösteren danışıġ üzvleri: dil, dodaġlar, yumşaġ damaġ, dilçek. Sesin emele kelmesinde hava aħını da mühüm rol oynayır. hava aħını ise diafraġma, ağ çiyerler, bronħlar, nefes borusu vasitesile hereket édir.

DANIŞIĠ CİHAZI—İnsanın danışıġ üzvlerinin mecmuyu. Danışıġ cihazı aşağıdakı üzvlerden ibaretdir: ağ çiyerler, bronħlar, nefes borusu, ġırtlaġ, ses télleri, ağız boşluğu, burun boşluğu, yuvaġlar, sğrt damaġ, damaġ perdesi (yumşaġ damaġ), dil, dişler, dodaġlar, alt çene, udlaġ boşluġu.

DAR SAİTLER—Dil lap yuħarıya ġalħmış veziyyetde olarken teleffüz édilen saitler: [i], [ü], [ı], [u].

DAĦİLİ — 1. Sözün daħilinde baş véren deyişme esasında duzelen nitġ ünsürleri; ħetti ġaydada, ye'ni ardıcıl sıra ile düzülmeyen. Daħili sözdeyişme. Daħili şekilçi. 2. Dil faktlarının mezmununa, me'nasına, sémantikasına meħsus. Sözün daħili ceheti. Daħili mezmun. 3. Sözün daħili elaġeleri ile mehdudlanan ve ħariçi sintaksisle meşğul olmayan; mürekkeb sémantik ħüsusiyyetleri ile nezere çarpan. Daħili ġrammatika. Daħili obyékt. Daħili sintaksis. Sözün daħili forması//Sözün me'na strukturu//İşarenin deyerliliyi — Sözün sémantik strukturu, ye'ni müeyyen ses terkibinin, sözün seslenmesinin müeyyen me'na ile elaġesi; 4. Dile, onun strukturuna aid olan. Daħili dilçilik. Dilin daħili inkişaf ġanunları. Daħili dil forması — Baħ: forma 5. Seslenmeyen, teleffüz olunmayan, konkrét nitġde ifade olunmamış. Daħili dialoġ. Daħili monoloġ. Daħili nitġ.

DAĦİLİ NİTĠ — Teleffüz olunmayan, seslenmeyen nitġ, «üreyinde danışma», özözüne kötürġoy étme. Ħarici nitġden ferġli olaraġ daħili nitġ lakonikliyi, ġırıġ-kesikliyi, rabitesizliyi, ġrammatik konstruksiyaların élliptikliyi ile séçilir.

DAĦİLİ ÜZV—Üzvlenmeyen sintaktik vahidlerin daħilinde tabé olan teref (komponént). Üzvlenmeyen vahidlerde tabé olan ve tabé éden terefler birlikde bir cümle üzvü kimi çıħış édir. Meselen, ikinci ve üçüncü növ te'yini söz birleşmelerinin birinci terefleri «daħili te'yin»lerdir. Bunlar birleşmeden kenarda ayrıca cümle üzvü hésab olunmur. Béle daħili üzvler diğer birleşmelerde de müşahide édilir. Bu kitab maraġlı kitabdır cümlesinde bu kitab mübteda, maraġlı kitabdır ħeberdir. hemin cümleüzvlerinin öz daħilinde ve sintaktik (daħili) üzvlenme vardır. her birleşmenin birinçi terefi daħili te'yin funksiyasında çıħış étmişdir. Daħili mübteda. Daħili tamamlıġ. Daħili zerflik. Daħili ħğber. Daħili üzélü féli tekrar. Daħili zerflik —Üzvlenmeyen sintaktik vahid daħilinde zerflik gimi çıħış éden söz: Оlanda olur. Vérmeyznde vérmir. Adam çaşanda çaşır. Künü bü kün, kéçesi bu kéçe; Aydın olar netiçe (R. Rza). 0 ġaçandır (ki), ġaçıb. 0 kédendi kédib. Daħili mübteda—Üzvlenmeyen cümlelerde mübteda funksiyasında işlenen vahid: Kün o kün olsun ki, ġurtarsın daöa {€.. Rustem). Kün kunorta oldu. Közü köz yérinde, ġaşı ġaş yérinde idi. Yağış yağmaġ. Ġar ġarlamaġ. Vurğun vurmaġ. Ölü ölmek. Daħili tamamlıġ—Üzvlenmeyen sintaktş; vahid daħilinde tamamlıġ funksiyasında çıħış éden söz: Оv ovlamaġ. Ütü ütülemek. İş işlemek. Kesim kesmek. Söyüş söymek. Dilek dilemek. hörkü hörmek. Yazı yazmaġ. Eyme eymek. Külmek kulür. Dédiyin démek. Kéyilesini kéymek. Alaçağını almaġ. Daħili te'yin — Üzvlenmeyen spntaktik vahid daħkliide te'yin funksiyasında işlenen söz: Ġışın ġış çillesinde... Bukunkü künde razı olma ki...

DAĦİLİ FLÉKSİYA — Ġrammatik me'naları ferġlendirmek meġsedile kökun terkibinde seslerin deynşmesi. Fléktiv dillere ħasdır.

DVANDVA—Tabésizlik elaġesi üzre birleşmiş komponént!erden teşkil olunan mürekkeb sözler; kopulyativ mürekkeb sözler. Deselen, hop-hop, dığ-dığ, ħħaş.

DÉANTRОPОNİMLEŞME — Antroponimin apélyative ve ya onimin diğer sahesine kéçmesi. Ħüsusi adların ümumileşmesi ve ya diğer ħüsusi ada çévrilmesi. hanı. Ġara-/hanıġaralıġ (ħesislik). Оtéllo-/-otélloluġ (ġısġanclıġ). Yusif—>-Yusif közelliyi--közellik, Makintoş-/-makintoş. Méhman (şeħs adı)--«Méhman» (eser adı). Ġaġarin (şeħs adı)->-sélénonim Ġaġarin. Füzuli (teħ.)->-toponim Füzuli.

DÉĠRADASİYA— Dilde baş véren deyişmeleri o dilin esl ħüsusiyyetlerinin pozulması kimi, dilin korlanması, ħarab olması kimi ġebul étme.

DÉNОTASİYA — Dil vahidinin yalnız mezmununu, esas me'nasını ifade étme; konnotasiyapın eksi.

DÉNОTAT — Müvafiġ dil vahidinin eks étdirdiyi ħarici alemin eşya ve hadiseleri.

DÉNОTATİV MÜNASİBET — Sözun me'nasının (ve bu me'na vasitesile bütövlukde «sözün») ifade olunan mefhuma münasibeti. Dénotativ münasibetin mahiyyeti béledir: sözün me'nası eşyanı eks étdirir, sözün ses ckldi ise eşyapın işaresi olur. Bélelikle, tebii ve ya her hansı ferġlendirici ħüsusiyyet kösterilmeden yalnız eşyanın özu ġéyd olunur. Meselen, ħususi isimler dénotativ adlardır.

DÉОNİMLEŞME — héç bir şekilçi olmadan ħüsusi adın apélyative kéçmesi, umumileşmesi. Ampér/ampér. Kzşmir (şeher-»-kaşlşr (parça)./ér->-/ér (müħtelif me'nalarda). Şollar (to-ponim)-<-şollar (su). Badamlı (topop\çl)/badamlı (su) ve s. Ħü-susi adların apélyative kéçmesinin aşağıdakı formaları müeyyen édilmişdir: a) şeħs adı-»-şeħs; b) şeħs adı-/eşya; v) yér adı~>-eşya; ġ) şeħs adı->-fealiyyet; ğ) yér adı-*-fealiyyet, d) şeħs adı-»-ölçü vahidi ve s.

DÉОNİMİK ADYÉKTİV — Şekilçilerin kömeyi ile her han-sı ħüsusi addan düzeldilen sifet. Marks-*marksist. Lénin-/lé-ninçi. Bakı--bakılı. Azerbayçan-/Azerbaycanlı.

Ġéyd: Azerbaycan toponimikasında éle adlar vardır ki, on-lar -aı, -li, -lu, -lü sözdüzeldici şekilçi ile ve éyni formalı sonluġlarla ġurtarır. Оna köre de hemin adlara sifetduzelden diğer şekilçiler artırmaġ olmur: Masallı, Yardımlı, İsmayıl-lı, Çardaġlı, Salahlı, Elimerdanlı, hesenli, Şıħlı, Ħıllı, Eli Bayramlı, Saatlı, İmişli, Boyehmedli, Ġubadlı, Loylu, Sı-ğırlı. Bu kimi adlar sifet şeklinde işlendikde onların forma-sında héç bir deyişiklik aparılmır, lakin kiçik herfle yazılır: Çardaġlı serkerdeler, imişli telebeler, salahlı şair, saatlı Él-dar.

DÉОNİMİK SUBSTANTİV — Şekilçilerin kömeyi ile her hansı ħüsusi addan yaradılan ümumi adlar. Dinamoçu-+«Dinamo», bakılılar-/-Bakı, şinçilġr-/-Şin zavodu.

DÉpRОpRİATİV—her hansı ħüsusi addan yaradılan başġa ħüsusi ad. Kür çayı->-Kurçaylı, Aran-+Aranlı1 Kençe->-Kençevi Vahid->~Vahidov, Tebriz-/-Tebrizli, Şamaħı->-«Şamaħı» çaħırı, hezi Aslanov->-hezi Aslanov küçesi.

DÉRİVASİYA — Dile meħsus modéller esasında şekilçiler vasitesile yéni söz düzeltme. İlkin (birinci) dérivasiya — Söz kökünden (kök-sözden) yéni söz düzeltme. Sonrakı (ikinçi) dérivasiya — Düzeltme sözden şekilçi vasitesile yéni söz düzeltme.

DÉRİVASİОN — Dérivasiya üsulu ile düzelen. Dérivasion me'na. Dérivasion morfém.

DÉRİVAT—Düzeltme söz, düzeldilmiş söz.

DÉSÉMANTİKLEŞME — Öz me'nasından mehrum olma, léksik me'nadan uzaġlaşıb, yalnız ġrammatik me'nanın ifadeçisine, çévrilme. Kömekçi fé'ller désémantikleşmiş vahidlerdir.

DÉSKRİPTİV (ve ya tesviri) ĠRAMMATİKA — Sözün ġuruluşunu, ġrammatik formalarının ve sözlerin birleşmesi üsullarını déskriptiv métod üzre öyrenen ġrammatika. «Déskriptiv» términi terçümede tesviri sözüne ékvivalént olduğundan ilk baħışda béle körüne biler ki, bu ġrammatikanın tariħi (ve ya müġayiseli-tariħi) ġrammatika ile ġarşılaşdırılması ve bu me'nada normativ ġrammatikaya sinonim hésab édilmesi mümkündür. «Déskriptiv» términi Amérika dilçiliyinde ferġli me'na daşıyır. Déskriptiv ġrammatika dil sistémini teşkil éden ünsürleri çoħ mükemmel, elvérişli ve istisnalarsız ġruplaşdırmaġla meşğuldur. Burada dilin ġrammatik ġuruluşu konkrét métod ve modéller üzre tesvir édilir. Çoħ ümumi ve bitkin olan bu métod ve modéllerin istenilen dil sistémine tetbiġi mümkündür. Déskriptiv ġrammatika aşağıdakı ħüsusiyyetlerine köre en'enevi ġrammatikadan ferġlenir: a) ümumi ve univérsaldır, her hansı dilin éyrenilmesinde tetbiġ édile biler; b) yığcam ve konkrét sistéme malikdir; v) dilin ġrammatik ġuruluşunu formallaşdıra bilir. Déskriptiv ġrammatika dilçilikde kéniş yayılmış foném, allomorf, söz„ léksém, cümle, fraza ve s. términlerini ferġli me'nada işledir. Burada dilin ġrammatik ġuruluşunun tesviri zamanı «élémént modéli», «subséléksiya modéli», «paradiġma modéli» ve s. seciyyev» términlerden kéniş istifade olunur. Dilin morfoloji modéllerini tertib étmek üçün déskriptiv ġrammatika morfémika behsini yaratmışdır. «Morfémika» behsi morfémler ve onların növlerini, morfémlerin distribusiyası, morfémlerin idéntifikasiyası kimi meseleleri éyrenir.

DÉSKRİpTİV DİLÇİLİK MEKTEBİ — Bu mektebe «Amérika strukturalizmi> de déyilir. Lakin Amérika strukturalizmine

déskriptiv dilçilikden elave transformasion tehlil mektebi de daħildir. Bütün Amé/ika struktur mektebleri üçün ümumi seciyyevi cehet dilçilik telġiġatının omeli, tetbiġi istiġametde aparılmasıdır, en müħtelif heyati, emeli problémin helline ħidmet étmesidir. Dilçilikde tedġiġat métodikasının hazırlanmasına, ayrı ayrı métod ve usulların tetbiġi hüdudlarına ve s. ħüsusi diġġet yétirilir. Hemin mektebin banisi Léonard Blumfild sayılır. F. dé Sössür her bir dil işaresinde iki ceheti—işareleyeni (ifade planı) ve işareleneni (mezmun planı) ferġlendirirdi. Bu bölküye münasibetlerine köre L. Blumfildin telebeleri iki ġrupa — méntalistlere ve méħanistlere ayrılırlar. Méntalistlerin (L. Blumfildin ézü, habéle Ç. Friz, K. payk, Ġ. Ġlison ve s.) fikrinçe dil tedġiġatlarında me'nadan serf-nezer étmek olmaz. Méħanistler (3. Ħarris, C. Tréycér, B. Blok ve s.) ise béle hésab édirler ki, me'nanı nezere almadan da dili esaslı şekilde tesvir étmek mümkündür.

DÉTÉRMİNANT — Adeten cümlenin evvelinde kelib, onun butün ġalan hissesine aid olan serbest sözforma, söz birleşmesi. Seher-seher yaz çağı; K.öçür oba yaylağa; Kelşlerin balağı; Batmış lile, batlağa (A. Sehhet) —cümlesinde zaman détérminantı vardır. Çerşenbe kününde, çéşme başında; Közüm bir alaköz ħanıma düşdü (Aşıġ Elesker) — cümlesinde hem zaman, hem de mekan détérminantı vardır. Veteni sen dğ menim ġeder sévmelisen — cümlesinde tamamlıġ détérminantı vardıp.

DÉTÉRMİNASİYA — 1. Baħ: Te'yin. 2. (Birterefli asılılıġ). Ġlossématikada iki funktiv arasında mövçud olan asılılıġdır ki, burada funktivlerin biri diğerini (eksine yoħ) sintaġmatik cehetden te'yin édir; üzvlerden biri diğerini (eksine yoħ) te'yin éden sintaktik asılılıġ.

DÉFİS — horizontal (ufġi) ħett şeklinde ġısa işaredir ki, esasen tabésizlik elaġesi üzre düzelen mürekkeb sözlerin ve tekrarların komponéntleri arasında işlenir; habéle setirden-setre kéçirme (köçürme) vezifesi daşıyır. 1. Éyni sözün tam ve be'zi yarımçıġ tekrarları arasında: yavaş-yavaş, üz-üze, birden-bire, kol-kos, adda-budda, ġuru-muru, mitil-şitil, kağız-kuğuz, keler-kelmez, yazar-yazmaz. 2. Sinonim, antonim ve korrélyativ me'nalı ġoşa sözlerin komponéntleri arasında: ses-semir, ses-seda kén-téz, kir-çıħ, el-ayaġ, köz-ġulaġ. 3. Elaveli ġoşa sözlerin komponéntleri arasında: tariħi-içtişi fehle-kendli (ittifaġı), cenub-şerġ, dil-edebiyyat (fakültesi). 4. Müħtelif toponimik ve antroponimik adların yazılışında: Alma-Ata, Ġalkina-Fédoruk, Nyu-York.

DEYERLİLİK — Bu términi dilçiliye F. d. Sössür daħil étmişdir. Оnun fikrince, dil işaresinin mühüm ħüsusiyyetlerinden biri onun deyerliliye malik olmasıdır. Deyerlilik sistémin funksiyasıdır. her dil vahidinin dil sistémindeki mövġéyi, funksiyası onun deyerliliyidir. Meselen, «a» fonéminin rus ve Azerbaycan dillerindeki deyerliliyi ġeti şekilde ferġlenir. poténsial deyerlilik—Dil sistéminden asılı olaraġ dil işaresinin ħüsusiyyetidir ki, bu ħüsusiyyet nitġde aktuallaşa biler. Sözdüzeltme deyerlpliyi — Dil vahidinin (sözun) söz yaradıçılığında iştirakı, sözdüzeltme ġabiliyyeti.

DEYİŞEN NİTĠ HİSSELERİ — Sözdeyişme formalarına malik nitġ hisseleri: isim, sifet, say, evezlik, fé'l, teġlidi sözler.

DEYİŞEN SÖZLER — Nitġ prosésinde müħtelif morfoloji deyişmelere (hallanma, tesrif ve s.) uğrayaraġ şeklini deyişe bilen sözler. Meselen, isimler, fé'ller, sifetler ve s. deyişen sözlerdir.



1. DEYİŞME—Dil vahidlerinde struktur ve me'na cehetden köhne ħususiyyetlerin terk olunması ve ya başġa şekle düşmesinden, yéni ħüsusiyyetlerin yaranmasından ibaret müħtelif prosésler. Ġéyrifonétik deyişme — Sözün me'nasında müħtelif medeni-tariħi amillerle elaġedar baş véren deyişiklikler. Meselen, aşağıdakı misallarda ġara herflerle vérilmiş sözler müasir dövrde daha çoħ içtimai me'na daşıyır: Yéridir ahım ile vérem inġilab sana! Néylersen eker atan éşitse, Ġehr ile sene siyaset étsğ (Füzuli); 2. Me'na intiġalı, me'na daralması, me'na kénişlenmesi te'siri ile sözün sémantika ve morfolokiyasının yéniden ġurulması, yéni kéyfiyyet kesb étmesi. Meselen, müasir dövrde yéni me'na kesb étmiş kümrah sözü aşağıdakı şökilde işlene bilmez: Kümrahları teriġe saldın (Füzuli). Ġefil deyişme — Müvafiġ ünsürlerin tedric» kemiyyet toplanıası netiçesinde déyil, yérdeyişme (métatéza), sesdüzümü, analokiya( benzerlik) üzre deyişme ve s. kimi ġısamüddetli prosésler neticeġinde baş véren deyişmeler; mutasiya. Ġrammatik deyişme — Müeyyen nitġ hissesine aid olan bu ve ya diğer sözün deyişmö formalarının mecmuyu. Zamana körğ deyişme. Şeħsğ köre deyişme. Hala köre deyşime. Çinse köre deyişmğ ve s. Divérmit deyişme—Müeyyen cehetden elaġedar sözler arasında assosiasiyaların ve ya diğer munasibetlerin itmesine, benzerliyii azalmasına sebeb olan deyişiklikler. Meselen, zerf kimi derk olunan ġaçaraġ sözünün fé'li bağlama forması ile elaġesinin zeiflemesi. Géyfiyyet deyişmesi — Sesin témbrine, meħrecine ve akustik seciyyesine te'sir kösteren deyişme. Kemiyyet deyişmesi—Sesin uzunluğu—ġısalığı ile elaġedar deyişme; kéyfiyyet deyişmesi emele ketirmir. Mövġéli deyişme — Müeyyen dil vahidinin mövġéyi ile elaġedar ve bu mövġéden asılı olan, ħüsusi fonétik şerait (başġa, ġonşu seslerin te'siri, sözün evvelde, yaħud sonda kelmesi ve s.) neticesinde méydana çıħan dil deyişmeleri. Meselen, protéza, réduksiya hadiseleri. Morfoloji deyişme—Dilin inkişafı prosésinde ayrı ayrı sözlerin formasında baş véren deyişiklik. Meselen, vaħtile dilimizde işlenen oħumaġlıġ, öl-meklik, öhdeçilik tipli sözlerde -lıġ, -lik, -luġ, -lük, -çi şekilçilerinin atılmasından ibaret deyişme. Spontan deyişme — Dil vahidinin mövġéyinden asılı olmayaraġ onun terkibindeki müeyyen sesin héç bir kenar fonétik ġanunlar ile elaġedar olmamayan deyişmesi. Donġuzdonuz. Ġısaġıssa. Çokçoħ. Deyildéyil. Sporadik deyişme—Ħüsusi fonétik ġanunların te'siri ile déyil, assimilyasiya, dissimilyasiya, métatéza ve s. prosésler neticesinde méydana çıħan fonétik deyişmeler. Tedriçi deyişme — Özünu tipik şekilde kösteren ses deyişmeleri, meħreclerinde ardıcıl suretde davam éden deyişmeler netiçesinde méydana çıħan ses deynşmeleri. Fonétik deynşme — a) dilin ses vahidinin uğradığı her hansı 'bir deyişiklik; b) dilin saslerinin kombinator deyişmelere (assimilyasiya, dissimilyasiya ve s.) me'ruz ġalması. Fonoloji deyişme — Dilin fonoloji sistémina te'sir kösteren ses deyişmeleri; fonoloji mutasiya. Funksional deyişme — Fonémlerin funksnyasının dEyİŞmesi neticesinde fonoloji sistémin deyişmesi.

DEYİŞMEYEN NİTĠ HİSSELERİ — Sözdeyişme formaları olmayan sözlerden ibaret nitġ hisseleri: zerf, éoşma, baġlayını, edat, nida.

DERECE BUDAĠ CÜMLESİ — Baş cümledeki hal-veziyyetin ve ya elametin derecesini bildiren budaġ cümle. Baş cümleden sonra işlenen derece budaġ cümlesi ne derzçede? ne dereçeye? suallarına cavab olur. Budaġ cümlenin korrélyatı («ġelib») kimi baş cümlede o dereieyo, o dereçede, éle bir dereçzye, ne meġama, ne yére, o ġeder, éle sözleri işlenir. İş o dereçeyz çatdı ki, Adile çıħıb kétmöye meçbur oldu. (E. Ġasımov). Evveller ġara, kifir olan ġızçığaz bir néçe ilğ éle közel ġız oldu ki, bütün ġonşu ġız-kelinler ona hesed aparırdılar (Dilbazi).

DERECELENME — Üslubi fiġurlardan biri. Mahiyyeti béledir: söylemin (sözlerin, cümlenin hisselerinin) hisseleri éle düzulür ki, her bir sonrakı hnsse evvelkinin émosional-ékspréssiv ve ya anlam me'nasını daha da ġüvvetlendirir (be'zen de azaldır, zeifledir). Bunun netnçesinde teessürat küclenir ve ya zeifleyir; rétardasiya.

DEFTERĦANA ÜSLUBU — Ġuru, bediilikden ve émosionallıġdan mehrum, şablon ifadelerden kéniş istifade éden uslub.

DİAKRİTİK İŞARE — Herfden ayrılıġda (herfin yanında, altında, üstünde ġoyulan) işlenen elave işaredir ki, herfin evvelkinden ferġli şekilde oħunmalı olduğunu kösterir. Meselen, rus dilinde é, p herfleri uzerindeki işareler (he.min işarelersiz é, i herfleri başġa çür oħunmalıdır). Alman elifbasında umlaut, Ereb elifbasında nöġteler (herekeler yoħ, herekeler saitleri eks étdirir) diakritik işarelerdir.

DİAKRİTİK FUNKSİYA — Nitġe meħsus olmayan şeraiti tamadMlama funksiyası. Bir sıra vahidler yalnız ékstralinġvistik şerait fonunda anlaşıla biler. Diakritik funksiya emek fealiyyetinde mühüm rol oyiayır.

DİALÉKT — 1. Mueyyen bir dilin sıħ erazi birllyine malik, daima ve bilavasite ünsiyyetde olan mehdud miġdarda adamlar terefinden işledilen variantı. 2. Birbirine yaħın olan bir néçe şivenin mecmuyu. 3. Lehce. Ġebile dialékti — Böyük étnik birlik terkibinde étnik cehetden ferġlenen bir ġrup adama meħsus dialékt. Étnik dialékt — Müeyyen étnik ġrupa meħsus dil variantı. Edebi dialékt — Dilin dialéktleri içerisinde milli edebi dilin esasını teşkil étmesi ile ferġlenen dialékt. péşe dialékti — Müeyyen péşe, senet ve meşğuliyyet esasında elaġedar adamlara meħsus dialékt. Sinfi dialékt — Müeyyen ictimai zümreye meħsus adamları birloşdiren dialékt, jarġon. Yérli dialékt — Mueyyen erazide yayılmış dialékt. Yérli dialéktler ġebile ġuruluşu dövrüne, habéle féodalizm dövrüne meħsus dil ferġlerini eks étdirir, müeyyen erazide de ehalinin bir yérden başġa yére köçdüyünu kösterir. Dialéktler umumi milli dilin esasını teşkil éde bnler. Müasir dövrde dialéktlerin edebn dille yaħınlığı ġüvvetlenmişdir. Dialéktle şivenin ferġi onların ehate étdiyi erazi ile elaġedardır. Şive erazice mehdud olub, hetta bir kendde béle formalaşa biler. Dialékt nse é}ni cinsli şivalerin mecmuyudur.

DİALÉKT SÖZÜ—1. Edebi dilde işlenmeyen, lakin bir ve ya bir néçe dialéktde işlenen söz. 2. Sözun fonétik, morfoloji ve sémantik cehetden edebi dildekinden ferġlenen ve mueyyen erazi ile mehdudlaşan variantı.

DİALÉKTİZMLER — 1. Bedii eserde uslubi meġsedle işlenen dialékt sözleri. Meselen: Yédiçi Ħansenem arvadın eri (M. E. Sabir). Dialéktizmler yérli kolorit yaratmağa, suretin dilini seciyyelendirmeye ve ya ferdileşdirmeye ħidmet édir. 2. Esasen edebi dil normalarına müvafiġ nitġde özunü kösteren bu ve ya diğer dialékte meħsus fonétik, ġrammatik ve léksik ħüsusiyyetler. Fonétik dialéktizmler. Léksik dialéktizmler. Sémantik dialéktizmlğr. Morfoloji dialéktizmler. Étnoġrafik dialéktizmler— Milli adeten'eneleri, heyat terzi ile elaġedar anlayışları ifade éden dialékt sözleri: neneġurşağı, üzkörümçeyi, ġızkördü, sözkesdi, kéçekesdi, kelinatlandı, dineviç, keviz. Léksik dialéktizmler — Edebi dilde müvafiġ ġarşılığı olan dialékt sözleri: külbesdrNyélpenek (ħiyar), ġzlbi (uça), yéralması (kartof), meke//mekebuğdası (ġarğıdalı), birelli//tayġulp (suġabı), lğno (bameze). Léksik-fonétik dialéktizmler—Edebi dildekinden ferġli ses terkibine malik dialékt sözleri: ġarğundéyNġarğıdalı (ġarğıdalı). Durma, yıħıl yat hğle Fehrat kişi (M. E, Sabir). Edebi dilde: Ferhad. Morfoloji dialéktizmler — Mueyyen dialékte meħsus seçiyyevi sözdeyişme üsulu. Meselen, Ġuba dialéktinde: kédibeni//kédibennğri. Sémantik dialéktizmler — Ümumħalġ dilindekinden ferġli me'nada işlenen dialékt sözleri: erik (Ġuba dialéktinde: yabanı alça), kéçden (Şeki dialéktinde: tézden). Frazéoloji dialéktizmler — Edebi dile ħas olmayıb, yalnız bu ve ya diğer dialéktde işlenen frazéoloji birleşme: «özlerini renkd salıblar». (C. Cabbarlı); «menim de başımı demire tutmayıblar» (M. S. Оrdubadi).

DİALÉKTОĠRAFİYA — Dialéktolokiyanın bir sahesi olub, bu ve ya diğer dil hadisesinin muħtelif dialéktlerde yayılma derecesi ve hüdudlarını öyrenir. Bu meġsedle de dialéktoloji atlaslardan kéniş istifade olunur.

XIX esrin son rübünde méydana çıħmış dialéktoġrafiya (ve ya dilçilik coğrafiyası) XX esrin evvellerinde çoħ böyuk müveffeġiyyetler elde étmişdir. Müasir dövrde dialéktoġrafiya öz tedġiġat obyéktine hem sinħronik, hem de diaħronik aspéktde yanaşa bilçesp ile seciyyelenir. Dialéktoġrafiya atlaslar vasitesile sübt édir ki, bütöv dialékt kutlesi yoħdur, belke ayrı ayrı izoġlosla;; — müeyyen dialékt ħüsusiyyetlerinin yayıldığı eraziler var ve bu eraziler seslerin, sözlerin, formaların hereket, te'sir hududlarını eks étdirir. Dialéktoġrafiya dilin kéçib keldiyi inkişaf yolunu esaslı şekilde öyrenmeye imkan vérir, konkrét dil faktlarını daha derinden araşdırır.

DİALÉKTОLОJİ — Dialéktolokiyaya aid olan. Dialéktoloji atlas — Mueyyen bir dilin mévçud olduğu erazide muħtelif dialékt hadiselerinin yayıldığını gösteren dialéktoloji ħeritelerin mecmuyu. Dialéktoloji ħerite — Bir dilin dialékt ve şivelerinin, yaħud ayrı-ayrı dialékt hadiselerinin yayıldığı erazini eks étdiren ħerite. hazırda dialéktoloji atlas ve ħeritelerin tertibi ile Avropanın ve SSRİ-nin bütun esas şeherlerinde meşğul olurlar. SSRİ-de rus dilinin, habéle bélorus dilinin dialéktoloji atlası neşr olunmuşdur. Azerb. SSR ÉA
Nesimi adına Dilçilik İnstitutunda da 1975-ci ilde akadémik M. Ş. Şireliyévin rehberliyi ile «Azerbaycan dilinin dialéktoloji atlası> hazırlanmışdır.

DİALÉKTОLОKİYA—Mueyyen bir dilin dialékt, şive ve lehcelerini tedġiġ étmekle meşğul olan dilçilik şö'besi. Dialéktolokiya bir élm sahesi olaraġ XIX esrin 20-ci illerinde — Yakov Ġrimm dile tariħi cehetden yanaşmanın zeruriliyini esaslandırdıġdan sonra inkişaf étmeye başlamışdır. hemin dévrde meşhur dialéktoloġ İohan Andréas Şméllér (1785—1852-ci iller) bir sıra dialéktoloji eserler neşr étdirmişdi. Maks Müllér, Şérér, Askoli, Boduén dé Kurténé, Kéorġ Vénkér dialéktolokiya sahesinde (XIX esr) meşhur tedġiġatçılar hésab olunur. Dialéktolokiya élminin ilk inkişaf dövründe ayrı ayrı dialéktler (çoħ zaman birbirinden elaġesiz şekilde) kötürülür ve ümumi dilin tariħen méydana çıħmış bir ġolu kimi tedġiġ édilirdi. Bu élmin inkişafı dialéktoġrafiyanın méydana çıħmasına sebeb olmuşdur. Sosial dialéktolokiya — Dialéktologiyanın sinfi dialéktleri tedġiġ étmekle meşğul olan bölmesi.

DİALÉKT SÖZÜ—1. Müeyyen dilin bir ve ya bir néçe dialéktinde işlenen, edebi dilde olmayan söz: ġüdde (lovğa), dazay (kéy), dönelke (baħt, talé), dümbül (bél), erinçek (tenbel). 2. Sözun edebi dildekinden fonétik, morfoloji ve sémantik cehetden ferġlenen erazi variantı.

DİALОĠ — Nitġ formalarından biri. her bir ifadesi birbaşa müsahibe müracietle déyilir ve bilavasite danışığın mövzusu ile mehdudlaşır. Dialoġ ifadelerin nisbi ġısalığı, yığcamlığı ve onların sintaktik ġuruluşunun nisbi sadeliyi ile seçiyyelenir. Dialoġ nitġinin esas ħüsusiyyetleri ġısa söylemlerden (ħüsusile sual-cavab formalı dialoġlarda) nitġħarici («dil-ħarici ») vasitelerden mimika ve jéstlerden kéniş istifadeden ibaretdir. Dialoġda intonasiyanın çoħ mühüm rolu vardır. Burada yarımçıġ cümlelerden daha kéniş istifade olunur. Dialoġ nitġi edebi dil nümayendelerinin hazırlıġsız ve unsiyyet prosésinde istifade étdikleri danışıġ dilidir.

DİALОĠ VAHİDİ — Struktur ve ya me'na rabitesi ile elaġelenen réplikalar mecmuyu. Dialoġ vahidini teşkil éden réplikalardan birincisi adeten musteġil olur, stimul kimi seciyyelenir, sonrakı réplikaların ise her biri özunden evvelki réplika ile mueyyenleşir, diğer terefdei de özünden sonrakını mueyyenleşdirir. İkiüzvlü dialoġ vahidi — İki réplikadan ibaret dialoġ vahidi:

Şahim! Viçdanınız sonra ağrıyar...—Viçdan! О ne mendğ, ne dğ sende var! (S. Vurğun). Çoħüzvlü dialoġ vahidi-Éyni mövzu ile elaġedar olan bir néçe réplikanın mecmuyu. Külsabah Yoldaş müdir, bizim boş danışıġ üçün éaħtımız yoħdur. Biz işleyirik. — Enrulla. Siz, ye'ni kim? — Ħurşid. Öz ġruppaları.. —Zaman. Burada ġruppa yoħdur. Burada téatrın yükselişine çalışan bir ġüvvet var (C. Cabbarlı).

DİALОKİZM—Dialoġ üçun seçiyyevi olan söz, terkib sintaktik ifade terzi. Meselen, éyni bir sözun réplikada tekrarı — Mektebe kédirsğn? Ne mektebe?

DİApAZОN — Müeyyen dil hadisesinin yayılma dereçesi-funksiyasının kénişliyi. Artikulyasiya diapazonu — Müeyyen meħrec sistémine ħas olan butun meħreçlerin mecmuyu. Ses diapazomu — Meħreçe malik bütün seslerpn meçmuyu. Sémantik diapazon Dil vahidinin me'nalarının kénişliyi, müeyyen eşya, prosés, kéyfiyyet ve s.-nin müħtelif çalarları ve növlerini dil vahidinin ifade éde bilmesi ġabiliyyeti. Azerbaycanca «köz» sözü rus dilinki «ġlaza» sözüne nisbeten daha kéniş sémantik diapazona malikdir. Sıħlıġ diapazonu — her dilde mürekkeb söz, söz birleşmesi ve s. terkibinde yanaşı işlenen morfémlerin, sözlerin ve s. miġdarı (ħüsusile tipoloji planda daha aydın üze çıħır). Meselen, Azerbaycan dilindeki el-üz-yu-yan sözü rus dilinin umı-valhnik sözüne nisbeten daha böyük sıħlıġ diapazonuna malikdpr. Azerbaycança ġatıġ sözünün sıħlıġ diapazonu rus dilindeki kisloé moloko ile müġayisede kiçikdir.

DİATÉZA — Éle bir antonimiya növüdür ki, burada bir-birine zidd ela.metler inkar édilmekle, orta seviyyeli elamet tesdiġ édilmiş olur. Ne böyükdür, ne kiçik, ortababdır. Ne şirindir, ne açı, miyanedir. Ne istidir, ne soyuġ, élece ħoşakelendir. DİAĦRОNİYA — her hansı dil ünsürünün (bütöv sistémin ünsürü kimi) müeyyen zaman erzinde kéçdiyi yol; dil sistéminin tariħi inkişafı.

DİAĦRОNİK—Diaħroniya ile elaġedar, bağlı; tariħi. Diaħronik ġrammatika (baħ: Tariħi ġrammatika). Diaħronik dilçilik (baħ: Tariħi dilçilik).

DİVÉRGÉNSİYA — Seslerin mövġéli deyişmeleri; bir foném daħilinde özünü gésteren allofonik ferġlenme. Rélikt divérkénsiya — Étimoloji baħımdan éyni morfémlerde, dilin inkişafının ġedim dövrlerinde divérkénsiya netiçesi olaraġ, fonétik ses oħşarlığının itmesi. Meselen, yél sözü ile külek sözünün kökü kül ġedimde éyni ses oħşarlığına malik olmuş, sonralar bu benzeyiş silinmişdir. 2. Dilin parçalanması, dilin inkişafı prosésinde bir dialéktin başġalarından ayrılıb müsteġil dile çévrilmesi. Dil divérgénsiyası — «Konvérgénsiya»nın eksi.

DİĠRAF — İki herfden ibaret olub, éyni fonémi ve onun esas variaitlarını eks étdiren yazı işaresi. Meselen, sekkiz, doġġuz, éşşek (tatarca ikki) sözlerindeki kk, ġġ, şş, kk işareleri diġraflardır.



DİÉRÉZA — Morfémin, sözün, söz birleşmesinin terkibinden assimilyasiya ve ya dissimilyasiya neticesinde sesin ve ya hécanın düşmesi. Tanrıvérdi Tarvérdi. Bilmemezlik bilmezlik.

DİL — 1. Müeyyen insan kolléktivinin üzvleri arasında esas ve s-p mühüm ünsiyyet vasitesi olan sémioloji sistémlerden biri. Dil habéle tefekkürün inkişaf vasitesidir, medeni-tariħi en'eneleri nesillerden-nesillere çatdıran vasitedir. Dil içtimai hadisedir. Dil cemiyyetde mövcud olur. Dil tefekkürle elaġedardır. Aġġlütinativ diller — Ġrammatikasında sözlerin deyişilmesi aġġlütinasiya (I me'nada) yolu ile baş véren diller. Meselen, türk dilleri. Amorf diller — Sözdeyişdiricn şekilçi-leri olmayan dillerdir ki, béle dillerde ġrammatik me'nalar ya yanaşma elaġesi üzre, ya da kömekçi sözler vasitesile yaradılır. Meselen, Çin dili.

Yüklə 4,99 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   44




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə