Pamuklarda göRÜlen toprak kaynakli hastaliklara karşi biyolojik mücadele



Yüklə 72,4 Kb.
tarix17.11.2018
ölçüsü72,4 Kb.
#82913

PAMUKLARDA GÖRÜLEN TOPRAK KAYNAKLI HASTALIKLARA KARŞI

BİYOLOJİK MÜCADELE

Dr. Oktay ERDOĞAN

Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü

Nazilli-AYDIN/TURKEY




GİRİŞ

Pamuk, lifi ile tekstil, çiğiti ile yağ sanayisine hammadde sağlaması, tarım ve endüstride çalışanlara büyük bir iş sahası yaratması, ihracatı ile döviz geliri sağlaması ve küspesi ile hayvancılığa katkısı nedeniyle önemli bir yere sahiptir. Ayrıca pamuk soyadan sonra dünya da ikinci önemli bitkisel yağ kaynağıdır.


Pamuk üretiminde önde gelen ülkeler incelendiğinde, Çin Halk Cumhuriyeti, ABD ve Hindistan’ın en önemli pamuk üreticisi ülkeler olduğu görülmektedir. Türkiye’nin toplam üretim içerisindeki payı ise yaklaşık %3,5-4,5 arasında değişmektedir (Gencer et al., 2001; Anonim, 2005). Pamuk tarımı yapılan yaklaşık 80 ülke içerisinde ülkemizin toplam pamuk ekim alanı 630,000 ha, toplam lif üretimi 899,000 ton ve lif verimi ise 150 kg/da’dır. Ülkemizde Ege, Çukurova, Antalya ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere 4 ana bölgede pamuk üretimi yapılmaktadır. Ege Bölgesi 120,000 hektar ekim alanı ile Türkiye pamuk üretim alanının %34'nü, 154,000 ton üretimi ile de Türkiye pamuk üretiminin %30'nu oluşturmaktadır (Anonim, 2007).

TOPRAK KAYNAKLI HASTALIKLAR

Ülkemiz ekonomisinde önemli bir yere sahip olan Pamuk, tarım ürünlerinde olduğu gibi tohumun ekilmesinden hasadına kadar çeşitli hastalık, zararlı ve yabancı otlardan önemli derecede zarar görmektedir. Pamukta toprak kaynaklı hastalıklardan Çökerten (özellikle Rhizoctonia solani Kühn., Fusarium spp., Alternaria spp., Pythium spp.) ve solgunluk hastalığı (Verticillium dahliae Kleb.) ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Ege bölgesinde pamukta çıkış öncesi ve çıkış sonrası çökertene neden olan etmen genelde Rhizoctonia solani Kühn. dir.


R. solani Deuteromycetes sınıfının bir üyesidir. Miselleri seyrek bölmeli, hifler dik açılı yan dallar meydana getirir. Yan dallarda boğumun yanında bir bölme bulunur (Resim 1). Fungus toprakta sklerot halinde uzun süre canlı kalmaktadır. Sklerotlar 17-230C’de , Ph isteği 4,5-7’dir. İlk belirtiler yeni oluşmuş kökte görülür. Kökün kabuk dokusu renk değiştirerek yumuşar ve sonra çürür. Hasta fidelerin kökleri-kök boğazı kahverengileşir, incelir, bitki ayakta duramaz, devrilir ve kurur (Resim 2)

Resim 1-2. R. solani’nin hifleri ve pamuk fidesinde çökerten zararı


Verticillium solgunluk hastalığı etmeni (Verticillium dahliae Kleb.)’de Deuteromycetes sınıfının bir üyesidir. Konidioforları dik, bölmeli ve dallanmıştır. Yan dallar lamba şişesi şeklinde ve vertisillat formdadır. Konidiumlar phialide üstünde başçık şeklinde bir arada durur. Kışı toprakta ve bitki artıkları üzerinde mikrosklerot halinde geçirir. Etmen 21-27oC ve %60-70 nemde iyi gelişir, Ph isteği 7-9 arasındadır. Patojen bitkinin kök ucundan giriş yapar, hem hücre içi hem de hücreler arası ilerleyerek ksileme ulaşır, floeme geçiş yapmaz. Bitkilerde belirtileri solma, pörsüme ve ölme şeklindedir. Solma alt yapraklardan başlar ve yukarı doğru yayılır. Yaprağın damar arası uçtan içe doğru sararır, kuruyup esmerleşir. Hastalık erken dönemde bitki boyunun kısalmasına, kozaların küçülmesine, koza sayısının azalmasına neden olur. Gövde enine kesilirse iletim demetlerinde kahverengi noktalar görülür (Resim 3-4).

Resim 3-4.V. dahliae’nin tipik zararı ve petrideki görünümü.


Bu hastalıklardan solgunluk hastalığı (Verticillium dahliae Kleb.) ülkemizde ilk defa 1941 yılında Manisa Kırkağaçta saptanmıştır (İyriboz, 1941). Karaca ve ark. (1971), Ege bölgesin de pamuk alanlarında görülen solgunluk hastalığı etmeninin V. dahliae olduğunu tespit etmişler, 4 yıllık survey sonucunda bu etmenin pamukta %31 oranında ürün kaybına neden olduğunu saptamışlardır. Kaymak (1972), pamuk solgunluk hastalığına karşı mücadelede bulaşık tarlalarda hasattan sonra bitki saplarının tarladan uzaklaştırılması, mutlak surette derin sonbahar sürümü yapılması ve bulaşık tarlalarda fazla bitki yetiştirilmesinin faydalı olacağını belirtmiştir. Karcılıoğlu (1976), Ege bölgesinde pamuklarda çökerten hastalığı etmenini R. solani olarak tespit etmiştir. Esentepe (1979), pamuklarda Verticillium dahliae'ye yakalanma oranının İzmir, Aydın ve Manisa illerinde %27 olarak saptamıştır. Aydemir (1982), yaptığı bir çalışmada pamuklarda solgunluk hastalığının gelişmesi için 21-23oC sıcaklık ve %60-70 nemin en uygun ortam olduğu, münavebenin özelliklede susam-buğday-pamuk sisteminin etkili mücadele yollarından birisi olduğu belirlenmiştir. Sağır ve ark. (1995), Güneydoğu Anadolu Bölgesinde pamuk ekim alanlarında fide döneminde yaptıkları izolasyonlarda çökerten etmenlerini (R. solani, Pythium spp.,Fusarium spp.,) ve solgunluk hastalığı etmeni V. dahliae’yi izole etmişlerdir.
Yapılan çalışmalar göstermiştir ki pamukta en önemli çökerten etmeni R. solani’dir. Pamukta diğer önemli hastalık etmeni etkili bir kimyasal mücadelesi olmayan V. dahliae’dir.
TOPRAK KAYNAKLI HASTALIKLARLA BİYOLOJİK MÜCADELE
Fungal Biyokontrol Ajanları


  1. Trichoderma spp.:

Fungus Ascomycetes sınıfı, hypocreales takımının üyesidir. Phialideler vertisillat şeklindedir ve konidiofor eksenine dik açılı şekilde dururlar. Konidioforun en ucundaki 3 phialide’nin haç görünümü karakteristiktir (Resim 5). Biyolojik mücadele de Trichoderma harzianum, T. viride, T. polysporum türleri kullanılmaktadır. Etki mekanizması hiperparazitizm, antibiyozis (kitinaz enzimi, gliotoksin, gliovirin v.s.) ve rekabet şeklindedir (Resim 6).


Bu antagonist ile yapılan çalışmalara bakacak olursak; Howell ve Stipanovic (1983), pamukta R. solani, Pythium ultimum ve Fusarium solgunluğuna karşı Trichoderma virens ırklarının etkilerini incelemişler, T. virens'in R. solani ve Pythium ultimum'u antibiyotik etkisiyle baskı altına aldığını, ayrıca Howell (1987), antagonist fungusun R. solani'yi ve Fusarium solgunluğunu mikoparazitizm etkisiyle engellediğini tespit etmiştir.


Resim 5-6. Trichoderma spp. Konidioforu ve hiperparazitizm etkisi
Howell et al. (1993), Trichoderma virens izolatlarının G-4 ve P ırklarının "Gliovirin" isimli antibiyotik ürettiğini, G-6 ve Q ırklarının ise Gliotoksin" isimli antibiyotik ürettiğini, bu antibiyotikler yardımıyla Verticillium solgunluk hastalığının baskılandığını saptamışlardır.
Sanguino (1994), Meksika da pamuklarda V. dahliae'ye karşı in vitro da 12 antagonist fungusu testlemiş, bunlardan Trichoderma sp.'nin PDA besi yerinde V. dahliae'nin gelişimini engellediğini, engellemenin antibiyotik üretiminden kaynaklandığını (antagonist 0.7-1.1cm engelleme zonu oluşturmuş) belirlemiştir.
Hanson ve Howell (1999), T. virens'in pamukta R. solani'yi antibiyotik üreterek veya mikoparazitizm yoluyla engellemesinin yanı sıra fitoaleksin üretimini teşvik etmek suretiyle de hastalık etmenini baskı altına aldığını saptamışlardır.
Hanson (2000), Trichoderma virens ile muamele edilmiş pamuk tohumlarında verticillium solgunluğunun durumunu araştırmış, T. virens'in G-4 ırkının antibiyotik üretmesinin yanısıra sistemik uyarılmış dayanıklılık yoluyla da V. dahliae'yı baskı altına aldığını tespit etmiştir.
Ülkemizde yapılan çalışmalarda ise Sezgin ve ark. (1982), Ege Bölgesinde V. dahliae ve R. solani'ye karşı antagonist fungusların etkilerini incelemişler, araştırma sonucunda Trichoderma ve Gliocladium türlerini saptamışlardır.
Yine başka bir çalışma da Onan ve ark. (1998), Pamuk tohumlarında R. solani'ye karşı bazı antagonist fungusların etkilerini araştırmışlar, bunlardan Trichoderma viride (Söke izolatı)'nin R. solani'ye karşı çok güçlü bir antagonistik etki gösterdiğini belirlemişlerdir.
Pamukta toprak kaynaklı hastalıklara karşı kullanılan ve ruhsatlı olan Trichoderma biyopreparatları (Thomson, 1997; Anonymous, 2001);
Trichoderma harzianum/T. polysporum:
Binab T, F stop, Supresivit ve Harzian 10+20 ruhsatlı preparatlarıdır. Preparatın %28’i T. harzianum+%33,2’si T. polysporum+%1-15 toz dur. LD50=4000mg/kg. Toprakta ve kökte hastalık yapan tüm funguslara etkilidir. Etki mekanizması hiperparazitizm ve antibiyozis (kitinaz enzimi, 1-3 ve 1-4 glukonaz)’dir. Fideliklerde toprağa içerme veya tohuma uygulanır. Fungisitlerle kesinlikle karıştırılmamalıdır, hem sıcak hem de soğuk koşullarda etkilidir. Binab T İsveçte diğerleriyse ABD’de ruhsatlıdır.
Trichoderma harzianum:
T –22 G ve T-22 HB ticari preparatlarıdır. %22 granüle formulasyonundadır. Rhizoctonia spp., Pythium spp. ve Fusarium spp.’ye etkilidir. Etki mekanizması hiperparazitizmdir (Resim 7). Toprağa püskürtme şeklinde uygulanır. Bazı fungisitlerle karıştırılırken bazılarıyla karıştırılmaz. Toprak sıcaklığı 10oC’nin altındaysa etkisi yoktur. ABD’de ruhsatlıdır.

Resim 7. T. harzianum’un hiperparazitik etkisi


Trichoderma harzianum/T. viride:
Trichopel, Trichodowels, Trichosal ve Trichoject ticari preparatlarıdır. Granül ve WP formulasyonundadır. Rhizoctonia spp., Pythium spp. ve Fusarium spp.’ye etkilidir. Hiperparazitizm ve antibiyozis (T2 toksin, trichodermin) etki mekanizmasına sahiptir. ABD’de ruhsatlıdır.
Trichoderma spp.:
Trichoderma 2000 isminde ruhsatlıdır. Rhizoctonia spp., Pythium spp.’ye karşı kullanılmaktadır. Etki mekanizması hiperparazitizm ve antibiyozis (mikotoksin)’dir. WP formulasyonunda ABD’de ruhsatlıdır.
T. viride:
Trieco isminde ruhsatlı biyopreparatı vardır. Rhizoctonia spp., Pythium spp. ve Fusarium spp.’ye karşı kullanılmaktadır. Etki mekanizması hiperparazitizm ve antibiyozis (trichodermin, gliovirin)’dir. WP formulasyonunda ABD’de ruhsatlıdır.


  1. Talaromyces flavus:

Ascomycetes sınıfı, eurotiales takımı eurotiaceae familyası içinde yer alır. Konidioforları penisellat dallanır. Phialide şişe biçiminde, koloni görünüşü kadifemsidir (Resim 8). Etki mekanizması hiperparazitizm ve glikoz oksidaz aktivitesi şeklindedir.


Resim 8. T. flavus’un petri de görünümü


Bu antagonist ile yapılan çalışmalara bakacak olursak; Fravel ve Roberts (1991); Stosz et al. (1996), T. flavus'un glikoz oksidaz enzim aktivitesi ve hiperparazitizm etki mekanizması yoluyla V. dahliae'nın mikrosklerotlarının çimlenmesini engellediğini saptamışlardır.

Murray et al. (1997), glikoz oksidaz genini taşıyan T. flavus antagonistinin in vitro da V. dahliae'nın gelişimini engellediğini tespit etmişlerdir.


Zeise ve Kersten (1997), pamuk tohumunu T. flavus'un askospor süspansiyonu ile muamele ederek bulaşık tarlaya ektiklerinde V. dahliae'nın %57 oranında engellendiğini saptamışlardır.
Kersten (1997), T. flavus'un WG formulasyonlu PROPHYTA isimli preparatını tarla denemelerinde V. dahliae'ya karşı kullanmış, deneme sonucunda preparatın 1,5x109 cfu/g dozunda hastalığı baskıladığını belirlemiştir.
Fravel ve Larkin (1997), T. flavus'un glikoz oksidaz enzimi üreten ırkının V. dahliae'nın mikrosklerotlarını öldürdüğünü, bu durumun ise enzimin dolaylı olarak hidrojen peroksit üretimini teşvik etmesinden kaynaklanabileceğini ileri sürmüşlerdir.
Wei et al. (1999), T. flavus'un D5-1 ırkını in vitro da V. dahliae patojenine karşı testlemişler, in vitro da (Czapek Dox besi yerinde) antagonistin V. dahliae'nın konidilerinin çimlenmesini engellediğini tespit etmişler, antagonistin patojeni baskılamasında glikoz oksidaz aktivitesinin rol oynadığını saptamışlardır.
Soesanto et al. (2000), V. dahliae etmenine karşı T. flavus R1 ırkını ve P. fluorescens P60 ırkını kullanmışlar, P. fluorescens P60 ırkının 2,4-diacetylphloroglucinal ile T. flavus'un ise glikoz oksidaz aktivitesi ile V. dahliae'nın mikrosklerotlarında %45'lik bir azalmaya neden olduğunu tespit etmişlerdir.


  1. Gliocladium virens:

Ascomycota şubesi, hypocreales takımı, hypocreaceae familyası, nectriopsis (telemorph Gliocladium) cinsine ait bir fungustur. Konidioforlar penisillat dallanmıştır. Konidiumun birleşik bir spor grubu meydana getirmesi tipiktir (Resim 9). Hiperparazitizm ve antibiyozis (gliotoksin) etki mekanizmasına sahiptir.



Resim 9. G. virens’in konidiumları


Bu antagonist ile yapılan çalışmalara bakacak olursak; Howell (1982), yaptığı bir çalışmada Gliocladium virens'in pamukta çıkış öncesi çökerteni %11-55 oranında azaltırken, canlı Rhizoctonia solani sklerotlarının sayısını da %63 oranında azalttığını, fungal antagonistin hiperparazitizm etki mekanizması ile patojeni baskıladığını saptamıştır.
Howell ve Stipanovic (1983), pamukta Pythium ultimum'a karşı Gliocladium virens'i testlemiş, G. virens'in ürettiği “gliovirin” isimli antibiyotiğin P. ultimum'un protoplazmasında koagulasyona neden olduğunu ,gliovirinin etkisinde kalan miselyumun yıkandıktan sonra yeni bir besi yerine ekildiğinde gelişmediği, böylece bu antibiyotiğin patojeni öldürdüğü sonucuna varmışlardır.
Ercole et al. (1997), G. virens'in hiperparazitizm, yer rekabeti ve antibiyotik üretme şeklindeki etki mekanizmaları V. dahliae'yı baskıladığını tespit etmişlerdir.
Li et al. (1999), V. dahliae ile bulaşık olan bir tarladan yaptıkları izolasyonla fungal flora içinde Gliocladium spp.'yi de tespit etmişler, in vitro da yaptıkları çalışmada Gliocladium spp.'nin V. dahliae'nın gelişimini engellediğini saptamışlardır.
Ülkemizde yapılan bir çalışmada Sezgin ve ark. (1982), Ege Bölgesindeki pamuk tarlalarında sorun olan R. solani ve V. dahliae'ye karşı antagonistik fungusları araştırmışlar, araştırma sonucunda fungal flora içinde Gliocladium'a da rastlamışlardır. Aynı araştırıcılar çalışmanın devamında bu tarlalara potasyumlu gübre vermişler münavebe bitkileriyle ekim nöbeti yapmışlar, bu işlemler sonucunda Gliocladium'un da sayısının arttığını tespit etmişlerdir.
Pamukta toprak kaynaklı hastalıklara karşı kullanılan ve ruhsatlı olan Gliocladium biyopreparatları (Thomson, 1997; Anonymous, 2001);

G. virens GL 21 ırkı:
Glio gard, Soil Gard ve GL 21 ruhsatlı biyopreparat isimleridir. %12 granül formulasyonundadır. Preparat toprağa karıştırılır, fungisitlerle karıştırılmamalıdır. Toprağın ph’sı 6-8 arasında olmalıdır. Rhizoctonia spp. ve Pythiım spp.’ye karşı uygulanmaktadır. Etki mekanizması hiperparazitizm ve antibiyozis (gliotoksin)’dir. ABD’de ruhsatlıdır.
Gliocladium spp.:
Gliollix isminde ticari preparatı bulunmaktadır. Rhizoctonia spp. ve Pythiım spp. ve Alternaria spp.’ye karşı kullanılmaktadır. Granül formulasyonunda olup toprağa uygulanmaktadır. Hiperparazit etki mekanizmasına sahiptir. ABD ve Finlandiya da ruhsatlıdır.
Bakteriyel Biyokontrol Ajanları


  1. Bacillus spp.:

Gram pozitif, çubuk şeklinde, endospor oluşturan, aerobik bakterilerdir (Resim 10). Toprakta, suda ve havada bulunurlar. Biyolojik savaşta B. subtilis, B. cereus ve B. megatherium türleri kullanılmaktadır. Antibiyozis ve besin-yer rekabeti etki mekanizması ile patojenleri engellemektedirler.




Resim 10-11. B. subtilis ve B. megatherium bakterisinin genel görünümü


Bu antagonist bakteri ile yapılan çalışmalara bakacak olursak; Rossall ve Mcknight (1990), pamukta Rhizoctonia solani'ye karşı fungisit karışımı, Quantum 4000 (B. subtilis) ve B. subtilis MBI 600'ün talk biyoformulasyonunu tarla denemelerinde kullanmışlar, deneme sonucunda B. subtilis MBI 600'ün fungisit karışımı ile aynı oranda etkili olduğunu saptamışlardır.
Safiyazov et al.(1995), B. subtilis 23 ve B. megatherium 26 nolu izolatları pamukta R. solani, Fusarium spp. ve V. dahliae'ye karşı in vitro da ve tarlada testlemişler, testler sonucunda antagonist bakterilerin antibiyotik üreterek patojenleri baskıladığını özelliklede B. subtilis 23'ün V. dahliae ve Fusarium spp.'ye karşı çok etkili olduğunu tespit etmişlerdir.
Pleban et al. (1995), Pamuk tohumlarına Bacillus cereus'un 65 nolu izolatını, B. subtilis'in 72 nolu izolatını ve Bacillus pumilus'un 85 nolu izolatını inokule etmişler, sera koşullarında bu antagonist bakterilerin "kitinaz enzimi" ile R. solani'yi %60 oranında baskıladığını belirlemişlerdir.
Agil ve Batson (1999), In vitro da pamuk tohumlarındaki Pythium ultimum, Fusarium spp.'ye karşı B. subtilis GBO3 izolatını ve Dagger -G (Pseudomonas fluorescens) biyopreparatını testlemişler, Antagonist bakterilerin pamuk tohumlarında hastalığın zararını azalttığını saptamışlardır.
Ülkemizde yapılan bir çalışmada ise Ulukuş (1988), topraktan izole ettiği Bacillus sp. İzolatını in vitro da fungal bitki patojenlerine karşı testlemiş, test sonucunda antagonist bakterinin özellikle Verticillium dahliae ve Rhizoctonia spp.'nin gelişmesini engellediğini (6-10 mm engelleme zonu oluşturmuş) tespit etmiştir.
Pamukta toprak kaynaklı hastalıklara karşı kullanılan ve ruhsatlı olan Bacillus biyopreparatları (Thomson, 1997; Bora ve Özaktan, 1998);
Bacillus subtilis:
Kodiak (B. subtilis FZB24 ırkı), Quantum 4000 (B. subtilis GB122 ırkı), Epic ve System 3 (B. subtilis GBO3 ırkı+pestisit) isminde ticari biyopreparatları kullanılmaktadır. Kodiak ve System R. solani ve Fusarium spp. ye karşı, Quantum 4000 ve Epic ise R. solani, Fusarium spp. ve Alternaria spp.’ye karşı ruhsatlıdır. Hepsi toz formulasyonundadır ve tohuma uygulanır. Kodiak ve Quantum’un etki şekli yer rekabeti ve antibiyozis, Epic ve System’in ise rekabettir. Hepside insektisit ve fungisitlerle karıştırılarak uygulanır ve ABD’de ruhsatlıdır. Karışım hazırlandıktan sonra 72h içinde kullanılmalıdır.
B. megatherium / Bacillus subtilis/P. fluorescens:
Baijunsha isminde Çin de ruhsatlı bir biyopreparattır. R. solani, Fusarium spp., Pythium spp. ve Verticillium spp. ye karşı kullanılmaktadır. Etki mekanizması rekabet ve antibiyozisdir. Islanabilir toz (WP) formulasyonundadır.
Bacillus subtilis/P. fluorescens:
Miankangning ismiyle Çin de ruhsatlı bir biyopreparattır. R. solani, Fusarium spp., Pythium spp. ve Verticillium spp. ye karşı kullanılmaktadır. Rekabet yoluyla etki etmektedir. Islanabilir toz (WP) formulasyonundadır.


  1. Fluoresan Pseudomonaslar:

Fluoresan Pseudomonaslar Gram (-), King B besi yerinde UV ışık altında fluoresans veren, polar kamçılı Bitkilerin hem kök katmanında hem de toprak üstü organlarında epifitik olarak yaşayabilen, hızlı kolonize olabilen bakterilerdir (Resim 12, 13). Bu hastalıklara karşı biyolojik mücadelede P. fluorescens, P. cepacia bakterileri kullanılmaktadır. Bunlar rekabet (besin ve yer) ve antibiyozis (2,4,5-chlorophenoxy asetik asit, pyrrolnitrin ve pyoluteorin), sistemik uyarılımış dayanıklılık etki mekanizması ile patojenleri baskılamaktadırlar.




Resim 12-13. Fluoresan Pseudomonas bakterisi ve King B besiyerindeki görünümü.

Fluoresan Pseudomonas bakterileri ile yapılan çalışmalara bakılacak olursa; Pamukta Pythium ultimum'a karşı yapılan çalışmada, P. fluorescens'in phenazine 1-carboxylic acid, hidrojen siyanit ve 2,4 diacetylphloroglucinol ürettiği ve engellemenin bu üç antibiyotik sayesinde olduğu saptanmıştır (James ve Gutterson, 1986).



Bradow (1991), pamuklarda Rhizoctonia spp. ve Pythium spp.'ye karşı Dagger G isimli P. fluorescens'in biyoformulasyonunu kullanmış, biyoformulasyonun iki hastalığı da baskıladğını tespit etmiştir.
Berg et al. (1994), In vitro da Bacillus spp. ve Serratia plymuthica da olduğu gibi antagonist Pseudomonas bakterilerinin V. dahliae'yı kitinaz enzimi ve lytik enzimler sayesinde engellediğini belirlemişlerdir.
Hallmann et al. (1997), pamuk tohumlarını P. fluorescens 89B-61 nolu ırkıyla muamele etmişler, Bunun sonucunda antagonist bakterinin pamuk köklerinde iyi kolonize olduğunu ve pamuğu toprak kaynaklı hastalıklara karşı koruduğunu saptamışlardır.
Zaki et al. (1998), Arizona da 1995-1996 yıllarında R. solani'ye karşı tarla denemelerinde P. cepacia'nın D1 ırkını, Deny, Kodiak gibi peparatları ve fungisit karışımlarını (metalaxyl, triadimenol, thiram) kullanmışlar, denemenin sonucunda D1 ırkı ve fungisit karışımlarıyla muamele edilmiş pamuk tohumlarından çıkan bitkilerin hastalığa yakalanmadığını, bununda D1 ırkının “Ppyrrolnitrin ve Amino Pyrrolnitrin” isimli metabolitleri üretmesinden kaynaklanabileceğini ileri sürmüşlerdir.
Abdelzaher ve Elnaghy (1998), Mısırda 1996 yılında Pythium carolinianum'un görüldüğü pamuk tarlalarından yaptıkları izolasyonlar sonucunda elde ettikleri P. fluorescens'in bir ırkının in vitro da patojeni engellediğini tespit etmişlerdir.
Niu et al. (1999), pamuk tohumlarını P. fluorescens'in 32 nolu ırkı ve Carbendazim etkili maddeli bir fungisit ile muamele ederek Verticillium spp.'ye karşı testlemişler, bu tohumlardan çıkan bitkilerde Pf 32 tek başını kullanıldığında hastalığın %67 oranında azaldığını, Carbendazim tek başına kullanıldığında %64 oranında azaldığını, her ikisi birlikte kullanıldığında ise hastalığın %73 oranında azaldığını saptamışlar, Ayrıca Pf 32 ile muamele edilmiş pamuklarda büyüme ve gelişmenin de oldukça iyi olduğunu saptamışlardır.
Ülkemizde yapılan bir çalışmada; Demir ve ark. (1999), sağlıklı pamuk tohumlarından ve rizosferden yaptıkları izolasyonlarda 128 adet fluoresan pseudomonas izolatı elde etmişler ve bu izolatları in vitro da R. solani'ye karşı testlemişler, Bunlardan antagonist etki gösteren P. fluorescens 14 ve P. putida 13 nolu izolatların sıvı ve kuru (XG) formulasyonlarını pamuk tohumlarında çökertene karşı etkilerini incelemişler, kuru (XG) formulasyonun %58 oranında etkili olduğunu tespit etmişlerdir. Erdoğan ve Benlioğlu (2007), Verticillium solgunluk hastalığı ile doğal olarak bulaşık bir tarlada iki farklı pamuk çeşitinde fluoresan pseudomonasların verticillium solgunluğuna olan etkisini %60 olarak saptamış, ayrıca bu bakterilerin kütlü pamuk veriminde yaklaşık %15-20 oranında artış sağladığını tespit etmiştir.
Pamukta toprak kaynaklı hastalıklara karşı kullanılan ve ruhsatlı olan Fluoresan Pseudomonas biyopreparatları (Anonymous, 1999; Thomson, 1997; Bora ve Özaktan, 1998);

Pseudomonas cepacia B37 ırkı:
Intercept adıyla ruhsatlı olan bir biyopestisittir. R. solani, Pythium spp., Fusarium spp.’ye karşı kullanılmaktadır. Etki mekanizması rekabettir. Tohuma veya sulama suyuna verilmektedir. ABD’de ruhsatlıdır.
Pseudomonas cepacia J82 ırkı:
Blue Circle ve Deny ruhsatlı olan biyopreparatlardır. R. solani, Pythium spp., Fusarium spp.’ye karşı kullanılmaktadır. Etki mekanizması rekabet ve antibiyozis (Pyrrolnitrin, 2,4,5 chlorophenoxy asetik asit)’dir. Tohuma uygulanmaktadır. ABD’de ruhsatlıdır.
Pseudomonas fluorescens EG1053:
Dagger G isminde ruhsatlı bir biyopreparattır. R. solani, Pythium spp., Fusarium spp.’ye karşı kullanılmaktadır. Etki mekanizması rekabet ve antibiyozis (pyoluteorin)’dir. ABD’de ruhsatlıdır.

P. fluorescens+T. harzianum:




Mianhuatexiana isminde biyopreparatı vardır. Verticillium spp. ve Fusarium spp.’ye karşı kullanılmaktadır. Etki mekanizması rekabettir. Islanabilir toz (WP) formulasyonunda tohuma uygulanmakta ve Çin de kullanılmaktadır.




SONUÇ

Pamuklarda toprak kaynaklı hastalıklardan Verticillium Solgunluğuna karşı ekonomik bir kimyasal mücadele olanağı yoktur. Çökerten hastalığına karşı ise tohum ilaçlaması (Carboxin+Thiram WP 500gr/100kg tohum, Chloroneb %10 toz 2kg/100kg tohum vs), kültürel işlemler, biyolojik mücadele yapılmaktadır. Bu hastalıklara karşı ayrıca tolerant çeşitler yetiştirilmektedir. Ancak tolerant olan bu çeşitler zamanla hastalığa karşı duyarlı hale gelmektedir. Bu nedenle de dünyada ve ülkemizde bu hastalıklara karşı biyolojik mücadele çalışmaları yapılmakta, ülkemiz dışındaki diğer ülkelerde ruhsatlı ticari preparatlarda kullanılmaktadır.


Biyolojik mücadelede kullanılan fungal ve bakteriyel antagonistler; bitkinin kök kısmında kolonize olma, besin-yer rekabeti, antibiyozis, parazitizm, sistemik uyarılmış dayanıklılık gibi etki mekanizmalarıyla patojeni baskı altına almaktadır. Ancak henüz bu çalışmalarda da istenilen sonuçlar elde edilmiş değildir. Çünkü bakteriyel ve fungal antagonistler toprakta diğer pek çok mikroorganizmalarla mücadele etmektedir. Ayrıca bu antagonistlerden elde edilen biyopestisitlerin de raf ömrünün kısa olması firmalar ve kullanıcılar açısından da bir dezavantaj oluşturmaktadır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen biyokontrol ajanlarının kullanımı sonucunda yüksek verim elde edilmekte, gübre ve ilaç kullanımı azalmaktadır. Bu avantajların yanı sıra biyolojik mücadele kimyasal savaşa göre daha ucuz, doğal dengeyi bozmayan ve insan sağlığına olumsuz etkisi olmayan bir mücadele yöntemidir. Bu nedenle bu hastalıklara karşı son yıllarda yapılan biyolojik mücadele çalışmalarına bakıldığında; Kültürel mücadele + bakteriyel ve fungal antagonistler + fungisitler kombine bir şekilde kullanılarak hastalığın etkisi azaltılmaya çalışılmaktadır. Ayrıca biyokontrol ajanları biyogübre olarak da kullanılmaktadır.
LİTERATÜR
Abdelzaher, H.M.A., and Elnaghy, M.A., 1998. Identification of Pythium carolinianum causing "root rot" of cotton in Egypt and its possible biological control by Pseudomonas fluorescens. Mycopathol. 142.3, 143-151; 34 ref.
Agil, T., and Batson, W.E., 1999. Evaluation of radicle assay for determining the biocontrol activity of rhizobacteria to selected pathogens of the cotton seedling disease complex. Pakistan Journal of phytopath. 11.1, 30-40; 26 ref.
Anonymous, 1999. www.barc. usda. Gov./psı/bpdı/bpd/prod.html.
Anonymous, 2001. Attra.ncat. org/attra-pub.
Anonim, 2005. Pamuk Tarımı, Tariş Ar-Ge Müdürlüğü Yayınları, Bornova, İzmir.
Anonim, 2007. Ege Bölgesi Pamuk Rekolte Raporu, İzmir.
Aydemir, M., 1982. Pamuk ıslahı, yetiştirme tekniği ve lif özellikleri. Pamuk AE Yayın No: 33, Nazilli.
Berg, G., Knaepe, C., Ballin, G., and Seidel, D., 1994. Biological control of V. dahliae Kleb. By natural occuring rhizosphere bacteria. Arch. Phytopath. Pflanz. 29:249-262.
Bora, T., ve Özaktan, H., 1998. Bitki Hastalıklarıyla Biyolojik Savaş. Prizma matbaası, s.205, İzmir.
Bradow, J.M., 1991. Cotton growth in the presence of a seedling-disease-complex biocontrol and sub-optimal temperatures. Proceedings-Beltwide Cotton Production Conf. Vol:2, 820-824, 11 ref.

Demir, G., Karcılıoğlu, A., and Onan, E., 1999. Protection of cotton plants against damping-off disease with rhizobacteria. Journal of Turkish Phytopath. 28.3, 111-118, 15 ref.


Ercole, N.D., Nipoti, P., Di Pillo, L., and Gevina, F., 1997. In vitro and in vivo tests of Trichoderma spp. as a biocontrol agent of V. dahliae Kleb. İn Eggplants. Advances in Verticillium research and disease management edited by E.C. Tjamos et al. APS press. The American Phytopathological Society, St. Paul Minnesota. P;260-263.

Erdoğan, O., ve Benlioğlu, K., 2007. Fluoresan Pseudomonasların Pamukta Verticillium Solgunluğu (Verticillium dahliae Kleb.)’na ve Bitki Gelişimine Etkileri. Adnan Menderes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, sayfa;121 (yayınlanmamış), AYDIN.


Esentepe, M., 1979. Adana ve Antalya illerinde pamuklarda görülen solgunluk hastalığının etmeni, yayılışı, kesafeti ve zarar derecesi ile ekolojisi üzerinde araştırmalar. Bölge Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü, araştırma eserleri seri No.32. İzmir.
Fravel, D.R., and Roberts, D.P., 1991. In situ evidence for the role of glucose oxidase in the biocontrol of Verticillium wilt by Talaromyces flavus. Biocont. Sci. Technol. 1:91-99.

Fravel, D.R., and Larkın, R.P., 1997. Effect of sublethal stresses on microsclerotia of V. dahliae . Advances in Verticillium research and disease management edited by E.C. Tjamos et al. APS press. The American Phytopathological Society, St. Paul Minnesota. P;301-306.


Gencer, O., Mert, M., Kurt, Ş., 2001. Bazı Pamuk Hat ve Çeşitlerinin (G. hirsutum L.) solgunluk hastalığına (V. dahliae Kleb.) tepkisi ile bunların tarımsal ve teknolojik özelliklerinin belirlenmesi. IV. Tarla Bitkileri Kongresi, 17-21 Eylül, S.193-197, Tekirdağ.
Hallmann, Quadt, A., Hallmann, J., and Kloepper, J.W., 1997. Bacterial endophytes in cotton: location and interaction with other plant-associated bacteria. Canadian Jour. 43:3, 254-259; 19 ref.
Hanson, L.E., and Howell, C.R.,1999. Elicitation of cotton phytoalexin production by culture filtrates from T. virens. Phytopathology, 89:32.
Hanson, L.E., 2000. Reduction of Verticillium wilt symptoms in cotton following seed treatment with T. virens. The Journal of Cotton Science 4: 224-231.
Honglian, L., Hongxia, Y., Wong, Y., Junli, J., and Junxia, C.A.I, 1999. Studies on the relationship between diversity of microbes in rhizosphere and resistence of cotton cultivars of V. dahliae. II. The fungi flora in the rhizosphere of different cotton cultivars and its inhibition to V. dahliae. Acta phytopath.-Sinica. 29.3, 242-246, 13 ref.
Howell, C.R., 1982. Effect of G. virens on Pythium ultimum, Rhizoctonia solani and damping off of cotton seedlings, phytopathology, 72:496.
Howell, C.R., and Stipanovic, R.D., 1983. Gliovirin, a new antibiotic from G. virens, and its role in the biological control of Pythium ultimum. Can. J. Microbiol. 29:321-324.

Howell, C.R., 1987. Relevance of mycoparasitism in the biological control of Rhizoctonia solani by G. virens. Phytopath. 77:992-994.


Howell, C.R., and Stipanovic, R.D., and Lumsden, R.D., 1993. Antibiotic production by strains of G. virens and its relation to the biocontrol of cotton seedling diseases. Biocontrol Sci. and Tech. 3:435-441.
İyriboz, N., 1941. Mahsul Hastalıkları. No:1, Ziraat Vekaleti Neşriyatı, Umum No: 237, Ankara.
James, D.W., and Gutterson, N.L., 1986. Multiple antibiotics produced by P. fluorescens HV 37a and their differintial regulation by glucose. App. Environ. Mic. 52: 1183-1189.
Karaca, I., Karcılıoğlu, A., and Ceylan, S., 1971. Wilt Disease of Cotton in the Ege Region of Turkey, J. Turkish Phytopath., 1;4-11.
Karcılıoğlu, A., 1976. Gediz havzasında pamuklarda çökerten yapan fungal etmenler, zarar derecesi ve patojenisiteleri üzerinde araştırmalar. Ph. D. Thesis (yayınlanmamış).
Kaymak, F., 1972. Pamuk Hastalıkları, Zaralıları ve Mücadele Yolları. Pamuk AE Yayın No: 7, 48s.
Kersten, H., 1997. Management of a fungicide based on ascospores of T. flavus to control V. dahliae. Advances in Verticillium research and disease management edited by E.C. Tjamos et al. APS press. The American Phytopathological Society, St. Paul Minnesota. P;257-259.
Murray, F.R., Lewellyn, D.J., Peacock, W.J., and Dennis, E.S., 1997. Isolation of the glucose oxidase gene from T. flavus and characterisation of its role in the biocontrol of V. dahliae current-genetics. 32:5, 367-375, 29 ref.
Onan, E., Karcılıoğlu, A., and Demir, G., 1998. Effect of delinition on cotton seedborne fungi and control of R. solani on cotton seedlings with some antagonistic fungi. J. Turkish Phytopath., 27:2-3, 121-130;31 ref.
Pleban, S., Ingel, F., and Chet, I., 1995. Control of R. solani and Sclerotium rolfsii in the greenhouse using endophytic Bacillus spp. European-Journal of Plantpath. 101:6,665-672; 26 ref.
Safuyazov, J.S., Mannanov, R.N., and Sattarova, R.K., 1995. The use of bacterial antagonists for the control of cotton diseases. Field crops Research. 43.1, 51-54:9 ref.

Sağır, A., ve Tatlı, F., 1995. Pamuk Solgunluk Hastalığı etmeni (V.dahliae Kleb.)'ne karşı pamuk çeşitlerinin duyarlılıklarının belirlenmesi üzerinde araştırmalar. 7. Türkiye Fitopatoloji Kongresi, 26-29 Eylül 1995, Ankara.


Sanguino, A.,1994. In vitro detection of fungi antagonistic to V. dahliae Kleb. Race T-9. ITEA Produccion vegetal. 90:2, 129-131.
Sezgin, E., Karcılıoğlu, A., and Yemişçioğlu, U., 1982. Investigations on the Effects of some Cultural Applications and Antagonistic fungi on R. solani Kühn. and V. dahliae Kleb. İn the Aegean Region. J. Turkish Phytopath., Vol. 11, Num. 1-2, 41-54.
Shangunag, N., Shuren, J., Wenhua, T., Jiang, S.R., and Tang, W.H., 1999. Acta Phytophylaicica-sinica, 26.2, 171-176,5 ref.
Soesanto, L., Termorshuizen, A.J., and Raaijmakers, J.M., 2000. Consistent control of Verticillium Wilt by combination of P. fluorescens 60 and T.flavus. Wageningen uni. 120pp.;10pp.

Stosz, S.K., Fravel, D.R., and Roberts, D.P., 1996. In vitro analysis of the role of glucose oxidase from T. flavus in biocontrol of the plant pathogen V. dahliae. App. Environ. Mic. 62:3183-3186.


Thomson, W.T., 1997. Agricultural Chemicals, Book IV fungicides 12th ed. Thomson Public.Fresno, 93791.
Ulukuş, I., 1988. The antagonistic effect of a Bacillus sp. Against some bacterial and fungal plant pathogens and some antagonistic fungi. The journal of Turkish Phytopathology, Volume.17, numbar:3.
Wei, S., Guojin, L., Daohong, J., and Daoben, W., 1999. Study on the antagonism of T. flavus against pathogenic fungi infecting cotton. Journal of Thiazhong-agricultural uni. 18.1, 16-19,12 ref.
Zaki, K., Misaghi, I. J., and Heydari, A., 1998. Control of cotton seedling Damping-off in the Field by Burkholderia (Pseudomonas) cepacia. Plant dis. 82:291-293.
Zeise, K., and Kersten, H., 1997. The potantial of T. flavus in controlling V. dahliae. Advances in Verticillium research and disease management edited by E.C. Tjamos et al. APS press. The American Phytopathological Society, St. Paul Minnesota. P; 232-236.




Yüklə 72,4 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə