Soru: 1-Tevhidi Şirkten Ayırt Etmede Ölçü Nedir?


Soru: 20-NEDEN ŞİÎLER, ALİ B. EBÎ TALİB'İN OĞULLARINI (HASAN VE HÜSEYİN'İ -A.S-) ALLAH RESULÜ'NÜN (S.A.A) EVLÂTLARI SAYIYORLAR?



Yüklə 0,64 Mb.
səhifə16/29
tarix17.08.2018
ölçüsü0,64 Mb.
#71622
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   ...   29

Soru: 20-NEDEN ŞİÎLER, ALİ B. EBÎ TALİB'İN OĞULLARINI (HASAN VE HÜSEYİN'İ -A.S-) ALLAH RESULÜ'NÜN (S.A.A) EVLÂTLARI SAYIYORLAR?


Cevap: Tefsir, tarih ve hadis kitaplarını incelediğimizde, bu sözün Şiîlere mahsus olmadığı, bilâkis çeşitli İslâm fırkalarına mensup bütün Müslüman araştırmacıların bu konuda görüş birliği içinde oldukları ortaya çıkmaktadır.

Şimdi Kur'ân-ı Mecid'e, hadislere ve meşhur müfessirlerin sözlerine dayanarak bu konunun açık delillerini gözden geçirelim.

Esasen Kur'ân-ı Kerim, bir insanın sulbünden dünyaya gelen çocukları onun evlâtları olarak kabul ettiği gibi, aynı şekilde onun erkek veya kız çocuklarından dünyaya gelen kimseleri de onun evlâtları olarak kabul etmektedir.

Kitap ve sünnet açısından bu konuda birçok kanıtlar vardır ki, onlardan bazıları şunlardır:

1- Kur'ân-ı Mecid, aşağıdaki ayette Hz. İsa'yı, İbrahim Halil'in evlâtlarından saymaktadır. Oysa İsa, Meryem'in oğludur ve anne tarafından Hz. İbrahim'e ulaşmaktadır:

"Ona (İbrahim'e) İshak ve Yakub'u bağışladık. Her birini doğru yola ilettik. Daha önce de Nuh'u doğru yola ilettik. Onun (İbrahim'in) soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u da doğru yola ilettik. Biz iyi işler yapanlara böylece karşılık veririz. Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı da (doğru yola ilettik.) Hepsi de iyilerden idi." [1]

Müslüman bilginler, mezkûr ayeti, İmam Hasan ve İmam Hüseyin'in Allah Resulü'nün çocukları ve zürriyeti olduğu hususuna açık bir delil olarak kabul etmişlerdir.

Örnek olarak onlardan birine işaret ediyoruz: Celâ-luddin Suyutî şöyle nakleder:

"Bir gün Haccac, Yahya b. Ya'mur'u yanına çağırttı ve ona şöyle dedi: 'Bana ulaşan haberlere göre sen Hasan ve Hüseyin'in Peygamber'in zürriyetinden olduğunu ve bunu Allah'ın Kitabı'nda bulduğunu söylüyorsun. Oysa ben Kur'ân'ı baştan sonra okudum ve böyle bir şey görmedim.' Yahya b. Ya'mur ona şöyle dedi: 'Sen En'âm Suresi'ndeki şu ayeti okumadın mı?: ' Onun soyun-dan Davud'u ve Süleyman'ı... Yahya'yı ve İsa-yı... da (doğru yola ilettik).' Haccac, 'Evet okudum.' dedi. Yahya ona şöyle dedi: 'Kur'ân-ı Kerim burada İsa'yı İbrahim'in soyundan saymıştır. Oysa İsa'nın babası yoktu ve anne tarafından İbrahim'e ulaşıyordu.' Haccac, 'Doğru söylüyorsun.' dedi." [2]

Söz konusu ayetten ve Kur'ân müfessirlerinin bu husustaki sözlerinden açıkça anlaşıldığı gibi, sadece Şiîler değil, bütün Müslüman bilginler, İmam Hasan ve İmam Hüseyin'in Allah Resulü'nün evlâtları ve zürriyeti olduğunu kabul etmektedirler.

2- Söz konusu iddiamızın doğruluğuna kanıt olabilecek Kur'ân ayetlerinden biri de, Âl-i İmrân Suresi'ndeki Mübahale ayetidir. Şimdi de Mübahale ayetini ve müfessirlerin bu konudaki sözlerini aktaralım:

"Sana gelen ilimden sonra, bu hususta kim seninle tartışacak olursa, de ki: 'Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, canlarımızı ve canlarınızı çağıralım, sonra lânetleşelim de, Allah'ın lânetinin yalancılara olmasını dileyelim." [3]

Müfessirler şöyle diyorlar:

"Mübahale ayeti diye meşhur olan bu ayet, Hz. Peygamber'in Necran Hıristiyanlarının başkanlarıyla tartışması ve onların inat edip hakkı kabul etmemeleri üzerine nazil olmuştur. Peygamber, Allah'ın izniyle Ali b. Ebî Talib, Fatıma-t'üz-Zehra, Hasan ve Hüseyin ile birlikte lânetleşmeye çıktılar. Hıristiyan büyükleri, Peygamber'in, Ehlibeyt'i ile birlikte lânetleşmeye çıktığını görünce korktular ve Allah Resulü'nden, lânetleşmekten vazgeçmesini istediler. Peygamber de bunun üzerine onların teklifini kabul eti ve onlarla bir anlaşma imzalayarak bu olaya son verdi."

Her iki Şiî ve Sünnî fırkanın bilginleri, Mübahale günü Müminlerin Emiri Ali, Fatımat'üz-Zehra, İmam Hasan ve İmam Hüseyin'in Hz. Peygamber ile birlikte olduğu hususunda görüş birliği içindedirler.

Bu da gösteriyor ki, Allah Resulü'nün sözündeki "oğullarımız"dan maksat, İmam Hasan ve İmam Hüseyin'dir. Böylece söz konusu ayette, Hasan ve Hüseyin'in Hz. Peygamber'in (s.a.a) çocukları sayıldığı açıkça ortaya çık-maktadır.

Hatırlatmak gerekir ki müfessirler, Mübahale ayetinin tefsiriyle ilgili çok sayıdaki hadisleri naklettikten sonra, bu anlayışın doğru olduğunu teyit ederler. Biz örnek olarak onlardan bazısına işaret ediyoruz:

a) Celâluddin Suyutî, Hâkim, İbn-i Mürdeveyh ve Ebu Nuaym'den naklen Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini nakleder:

"Ayette geçen 'canlarımız'dan maksat, Ali b. Ebî Talip'tir. 'Oğullarımız'dan maksat Hasan ve Hüseyin'dir. 'Kadınlarımız'dan maksat da, Fatıma'dır."[4]

b) Fahruddin Razî, kendi tefsirinde yukarıdaki hadisi naklettikten sonra şöyle der:

"Bil ki, bu hadis, tefsir ve hadis ehlinin doğruluğu hakkında görüş birliği içinde olduğu bir hadistir."

Sonra da şöyle ekler:

"Söz konusu ayet, Hasan ve Hüseyin'in Peygamber'in çocukları olduğunun kanıtıdır. Zira Peygamber (s.a.a), oğullarını çağıracağını vaat edip Hasan ve Hüseyin'i çağırmıştır. Buna göre, Hasan ve Hüseyin'in Peygamber'in oğulları olması gerekmektedir." [5]

c) Ebu Abdullah Kurtubî kendi tefsirinde şöyle der:

"Ayetteki 'oğullarımız' kelimesi, kızların oğullarına da oğul denildiğini göstermektedir." [6]

3- Allah Resulü'nün sözleri de, İmam Hasan ve İmam Hüseyin'in Hz. Peygamber'in çocukları olduğunun en açık kanıtıdır. Burada Hz. Peygamber'in bu husustaki iki sözüne işaret ediyoruz:

a) Allah Resulü, Hasan ve Hüseyin hakkında şöyle buyurmuştur:

"Bu ikisi, benim oğullarımdır. Kim onları severse, beni sevmiştir." [7]

b) Yine Hz. Peygamber (s.a.a), Hasan ve Hüseyin'e işaret ederek şöyle buyurmuştur:

"Bu iki oğlum, benim dünyadaki iki reyhanım-dır." [8]

 

[1]- En'âm, 84-85



[2]- ed-Dürr'ül-Mensûr, c.3, s.27, En'âm Suresi'ndeki söz konusu ayetin tefsiri, Beyrut basımı,

[3]- Âl-i İmrân, 61

[4]- ed-Dürr'ül-Mensûr, c.2, s.39, söz konusu ayetin tefsiri, Beyrut basımı.

[5]- Mefatih'il-Gayb, c.2, s.488, birinci baskı, Mısır, H. 1388

[6]- el-Camiu Li Ahkâm'il-Kur'ân, c.4, s.104, Beyrut basımı.

[7]- İbn-i Asakir, Tarih-u Medinet-i Dimeşk, Tercümet'ül-İmam'il-Hüseyin (a.s), s.59, hadis: 106, birinci baskı, Beyrut, H. 1400

[8]- age. s.62, hadis: 112.



Yüklə 0,64 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   ...   29




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə