TüRKÇE’Nİn tüRKÇESİ



Yüklə 138,27 Kb.
səhifə1/3
tarix19.01.2018
ölçüsü138,27 Kb.
  1   2   3

TÜRKÇE’NİN TÜRKÇE’Sİ
Mehmet Ali Sulutaş
Başbakan Tayyip Erdoğan, “Batı bizi bölmek istiyor!” derken çok doğru söylemiş. Türkiye kuşatılmaktadır. Türkiye’ye karşı ‘Haçlı Seferi’ hazırlığı yapılmaktadır. ABD, AB, Ermeni/Kürt ikilisi, Kıbrıs, Ege, ekonomik yardım, İngilizce eğitim/öğretim, misyonerlik gibi, Türkçe dilini yozlaştırma girişimleri de bu kuşatmanın birer eylemidir. Bir ülkenin dilini, kültürünü, manevi değerlerini, gelenek ve göreneklerini yozlaştırmakla o ülkenin çökertilmesi kolaylaşır. Tarih örneklerle dolu. Batılılar bunu çok iyi biliyor ve uyguluyor. Batılı sütten çıkmış ak kaşık değildir!..

Mersin’imizin 52 katlı gökdeleninin kuzey duvarında asılı bir bezde şunlar yazılı:

BU BİNANIN İÇ VE DIŞ CEPHESİNDE FAWORİ ÜRÜNLERİ KULLANILMAKTADIR.

İkiz v /çatal v (W) ile yazılan ‘FAWORİ’ kelimesi İngilizce olmadığı gibi Fransızca, Rusça, İspanyolca, İtalyanca, Çince, Japonca da değil. Türkçe hiç değil. Nedir bu uyduruk, çirkin, garip yazı? Bu ürüne üretim ve/veya satış belgesini kim vermiştir? O bezi kim yaz(dır)mıştır, oraya asmaya kim izin vermiştir, kim, kim, kim?..

Bankaların, “bizim kartla alışveriş ederseniz şu kadar ‘çip para’ kazanırsınız” duyurusunda ‘çip para’ yerine ‘yonga para’ dense daha Türkçe ve daha anlamlı olmaz mı? İngilizce ‘chip’ Türkçe ‘yonga’ anlamına geldiğine göre, kimse “çipin Türkçe karşılığı yok” diyemez; diyenler ya yonga sözcüğünü duymamıştır/beğenmiyordur ya da özenti düşkünüdür. “Türkçe’yi yozlaştırıcıdır,” mı diyorsunuz siz onlara? Doğru söylüyorsunuz, aynen öyledir…

Yonga kelimesini sevmeyenlere ve/veya bilmeyenlere hatırlatalım. Malın, mülkün ne anlama geldiğini anlatmak için, “mal canın yongasıdır” denmez mi? İnsan olan insan, malına gelen zarardan, canına gelmişçesine acı duyar. Mülk de ev, dükkan, arazi gibi taşınmaz mallar anlamına geldiği gibi, devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülkenin tamamı anlamına da gelir. Bunun için “Adalet mülkün temelidir” denir…

Basın-yayında kullanılan Türkçe ‘Başlık’ ve ‘Üstbaşlık’ yerine Fransızca ‘Manşet’ ve ‘Sürmanşet’ sözcüklerinin kullanılması gerektiğini söyleyen ve dayatan gazetecilerimizin de Türkçe’nin yozlaştırılmasına çanak tutma alışkanlıklarından vazgeçmelerini ivedilikle öneririz…

CeNeNe, NeTeVe, Avea, Telsim, Turkcell, kimi basın-yayın organları ve yazar-bozarlar, bazı yöneticiler Türkçe konusunda hiç özen göstermedikleri gibi dilimizi yamultmak için ellerinden ve dillerinden geleni yapıyorlar. Onlar ‘dil katilleri’ olarak da anılıyorlar…

Güzel Türkçe’mizi kurtarmak için bazı öneriler de sunalım:


  1. Belediyeler, kaymakamlıklar, valilikler, odalar, meslek kuruluşları, üyelik başvurusu yapanlara ürün, kuruluş ve çalışma belgesi verirken Türkçe adlar kullanılmasının zorunlu olduğunu belirtmeli, denetlemeli;

  2. Birey ve kurumlar Türk dilini, kültürünü, gelenek ve göreneğini yozlaştırmaya yönelik girişimlerde bulunanları kınamalı, uyarmalı ve onların ürünlerini kullanmamalı;

  3. Milletvekillerine, bakanlara, TBMM başkanına, Cumhurbaşkanına mektup ve iletilerle başvurarak yasal önlem alınması yönünde düzenlemelerin yapılması istenmeli;

  4. Türk Dil Kurumu’na başvurarak yabancı sözcüklerin sözlükten çıkarılması istenmeli;

  5. Basın-yayın kurum, kuruluş ve üyeleri Türkçe kullanımında öncülük etmeli;

Türkçe üzerine oluşturulmuş öbeklere, örütbağ (internet) topluluklarına üye olunarak katkı ve katılım sağlanmalıdır. Örnek: www.tdk.gov.tr http://www.sinanoglu.net oktaysinanoglu@yahoogroups.com oktaysinanoglutartisma-subscribe@yahoogroups www.turkcesevdalilari.com turkcemizicanlandirma@yahoogroups.com tdtkb@yahoogroups.com erolmanisali@yahoogroups.com

Afrika’da söylenen ilginç bir söz var: “Avrupalılar gelmeden önce geniş topraklarımız vardı, özgürce yaşardık. Sonra onlar geldiler, inandık, gözlerimizi kapadık. Gözlerimizi yeniden açtığımızda, bizim ellerimizde İncillerimiz onlarınsa geniş toprakları vardı...”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözünü anımsamakta ve anımsatmakta yarar vardır:

Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti,



dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır!”

Sayın Sulutaş,


Duyarlılığınıza ve önerilerinize katılmamak elbette mümkün değil. Çevremiz böylesi örneklerle doluyor, her gün bir başkasıyla karşılaşıyoruz. Devletin Telekom'u kablosuz bağlantı sistemi kuruyor, adına "wi" diyor. Üstelik yedikleri haltın da farkındalar çünkü kim çıkardı bunu diye peşine düştüğünüzde karşınızda bir yetkili bulamıyorsunuz.
Bu günkü durumda çok iyi anlaşılmıştır ki, yasal bir koruma şemsiyesi olmadan dilimizin geleceği iyi değildir. Bence bu öbekteki herkesin öncelikli görevi, bir yasa taslağı üzerinde birleşmek ve onun yasalaşması için çalışmaya başlamaktır. Burada en önemli görev, şüphesiz

hukukçulara düşmektedir. Saygılarımla, Mümtaz GÖKÇEBAĞ <mgokcebag@isnet.net.tr>

---------

Merhaba,


Her yil dunyada kac dil oluyor biliyor musunuz? Bir dilin olmesi bir anda olmuyor, yavas yavas diller yok oluyor. Sanirim yuzyil kadar sonra dunyada konusulan dil sayisi 10u gecmeyecek, oyleyse bu anlamsiz gibi gorunen direnis neden? Soru basit: Dilinize nasil sahip cikarsiniz?

Dilinize sahip cikmanin yolu kultur emperyalizmine dienmekten gecer. Bunun icin bilimde ilerlemek dolayisiyla dogru duzgun egitim ve ogrenim sistemi gerekir, dunyada onder ve soz sahibi olacaginiz birkac konuya simdiden yatirim yapmak gerekir. Bunlarin yapilmadigi bir ulkede, cami sayisinin okul hastahane ve saglik ocagi sayisindan fazla oldugu bir ulkede insanlar diline sahip cikar mi? cikabilir mi? Birkac kisinin bu konudaki hassasiyeti hic bir seyi cozmez, devlet olarak bu konuda ve bu konuyu etkileyecek konularda hicbirsey yapilmiyor ama hic bir sey. Saygilar Sevgiler Bora Kızılırmak

---------------

Bora Bey,

Bu cami sayisina bayagi taktiniz... Pekala sunu hic merak ettiniz mi? Turkiye`de mevcut olan camilerin yuzde kaci devlet butcesinden yapilmis ya da devlet cami yapilmasi icin ne kadar odenek ayirmis?.. Benim bu konudaki bilgim ve gozlemim, devletin bu konuda oldukca cimri davranmasi, davranmis oldugu yonundedir...

Ikincisi ise, cami sayisinin fazlaligi okul sayisina mani degildir, olmamalidir... Ama su denebilir: Cami yapan veyahut yaptiran insanlar , okulun onemine de cami kadar

inandirilsaydi simdi okul sayimizda en azindan cami sayisi kadar olurdu.
Bir de benim sahsi kanaatim var : Musluman bir toplum icin , cami okul kadar onemlidir ; su sartla : camide kendi imkanlari olcusunde bir egitim yerine cevrilmelidir. Buradan cok rahat

su tartisma baslatilabilir tabi: Bilim camide nasil ogretilcek diye. Ama bilimin ilmin sadece bir subesi oldugu dusunuldugunde, camide de farkli ilimler ogretilebilir. Mesala bir insan ne

ogrenirse ogrensin , meslek olarak neyi secerse secsin ; her insanin saglam bir mantik bilgisine daha dogrusu saglam bir mantik yurutmesine ihtiyac vardir. Ve yine fikrimce , bizim egitim sistemimizde temel eksiklik , ogrencilere ``mantigin`` verilememesidir..

Simdi bunlari camiler mi verecek diye, gulup gecebilirsiniz... Benimki sadece bir fikir ...

Kisa vadede zaten bu mumkun de degil; cunku, mantigi ogretecek bir kadroyu nereden

bulacaklar. Muhabbetle... Adem Erisek

-----------------

Adem bey,

Haklisiniz ben bu konuya takmis durumdayim ancak bunu bir kiyas olanagi saglayan yalin "fact" olarak kullaniyorum. Daha once yazdigimda haber gibiydi yorum icermiyordu ve sayilar verilmisti. Tabu ozelligi tasiyan konularda tartisabilmek onemli bir gelisme, eskiden olsa "hoyt sen dinsiz misin?" denirdi sanki dinsiz olmak bir hak degilmis gibi. Simdi geldigimiz nokta farkli. Size degilse de genele yazmakda yarar var, Cami sayisina karsi cikmak cami yapimina karsi cikmak degil, nasil ki Irak isgaline karsi cikmak Saddam yanlisi olmak degilse veya nasil ki Kurtcenin serbest kalmasini savunmak PKK'li olmak degil veya nasil basortusunun tamamen kisinin secimi olmasini istemek koktendincilik degilse.

Grilerin varligini gordukce siyah beyazi terkedecegiz. Uzlasma olmadan olusumlarin ilerlemesi mumkun degil. Devletin ne ayirdigina diyanet isleri butcesinden bakabilirsiniz, sadece acmi icin degil bu rakam ancak rakam soyle 1.1 katrilyon, butce ise 7 katrilyon. Yani %13. Turkiye'nin ilerledigi yol acik. Saygi ve Sevgiler Bora Kızılırmak morluk2000@yahoo.ca>

------------

Bora Bey,

Elbette istediginiz mevzuya istediginiz kadar takma hakkiniz var ama Turkiye`nin bilimde ve diger  faliyetlerde geri kalmasini sadece cami sayisina ve diyanet butcesine baglamak ne kadar objektif bir yaklasim ? Yani , Turkiye`deki cami sayisi ve diyanete ayrilan butce bu olcude olmasaydi , Turkiye`nin bilimdeki yeri cok farkli bir yerlerde mi olacakti ? Kaldi ki, - daha once de belirtmistim - yapilan camilerin buyuk cogunlugunun devletin butcesine getirmis oldugu bir yuk yok (tu)...

Kusura bakmayin , bu dusuncenizi biraz da bize yillardir ogretilen `` bizi islam geri birakti `` klisesine paralel buldugum icin tenkit ettim... Bu dinine yandigim , nasil bir dinmis ki ; kendisiyle yakindan uzaktan zihni bir akrabaligi olmayan universitede ki ``ethik`` den (ethiksizlikten mi demeliydim... ) bu sorumlu , yine o ilim yuvalarinda yapilan ali-cengiz ve siyaset oyunlarindan bu sorumlu , orada yapilan yolsuzluklardan bu sorumlu.... Orayi ideolojinin cikmaz kumpasina sokmaktan bu sorumlu uzat uzatabildigin kadar ... Suclu hazir : Ayaga kalk !  Karar : evvelen ve ahiren butun herzelerimizin bas musebbibi olacaksin...

Universitede yapilan yolsuzluklardan ( Turkiye `de yapilan genel  soygunlardan ) kac tane cami cikardi acaba ? Bu isi yapanlarin kacinin camiyle baglantisi vardi dersiniz ...

Şahsi kanaatim: Bilim uretmede elbette paranin , yatirimin onemi olmazsa olmaz captadir. Fakat ; para da tek basina yeterli degildir... Oncellikle istemek ve ciddi gayret gostermek sart. Bu isin babalarina (öncü bilim adamlarina) baktigimizda,  caresizlikler ve maddi imkansizliklar icerisinde nasil muthis seyler ortaya koyduklari aciktir. Pekala neydi , onlari ucuran ruh? Merak etmek ve meraklarinin cevabini bulmak icin her turlu fedakarliga katlanmakti... Ne dersek diyelim: Bilim uretmek ve ilim edinmek , bircok seyden bagimsiz olarak meraki sonuclandirma gayreti ve cehdidir. Yine suna inaniyorum ki, dunyadaki iyi universitelerin butceleri bide olsa merak ve meraki sonuclandirma yoksa sonucun degisecegini pek sanmiyorum.

Sonuc olarak: Bir olayin musbet ya da menfi manada bir tek sebebi yoktur... Sebebleri vardir ve problemin cozumu de o sebebleri objektif olarak ortaya koyarak ( problemi tanimlayarak, cok iyi analiz ederek ) cozum yoluna gidilmesidir...

Sadece maddi imkana baglamak gorunen bir sebeptir , problemin gorunmeyen ve teshis edilmeyen boyutlarini da gozden kacirmayalim...


Adem Erisek

-------------------


Merhabalar,

"Dervisin fikri ne ise, zikri de odur" sozu insanlarin ne kadar iletisime acik oldugunun (!) vurgulandigi bir oz deyisimiz. "Usta politikaci, gazeteci ne sorarsa sorsun, yalnizca kendi soylemek istedigini soyler" sozu ise politikada iletisimin nasil manipule edildigini anlatmaya calisir. Buradaki gazetecinin ise acisini rahmetli papadan cikarma hikayesinde de...

"Papa ABD'yi ziyaret icin uzun bir yolculuktan sonra NewYork hava alanina iner. Kendisini karsilayan kalabalik ile birlikte gazteciler de hemen papayi soru yagmuruna tutar. Bir gazetecinin "NewYork genelevini de ziyaret edecek misiniz?" sorusu uzerine papa

afallayarak "NewYork genelevi neresi?" der. Ertesi gunku gazetelerin ilk sayfa haberi "PAPA UCAGINDAN INER INMEZ 'NEWYORK GENELEVI NEREDE' DIYE SORDU!"

Asagidaki (yukaridaki) yazismalardan anladigim kadari ile Mehmet Ali Sulutas Bey, Turkce dilinin nasil yozlastirildigina dikkat cekiyor, bu yozlasmanin da Bati tarafindan "Turkiye'yi bolmek icin" yapildiginin altini ciziyor, yozlasmanin seviyesini vurgulamak icin de bir kac ornek veriyor, okuyuculari bu konuda birseyler yapmaya cagiriyor.

Bora Bey ise kisisel veya kucuk gruplar halinde gosterilecek cabalarin yeterli olamayacagini, dahasi, bir kac nesil sonra yeryuzunde en fazla 10 dilin kullaniliyor olacagini, TC devletinin de bu konuda hic bir sey yapmadigini soyluyor. Devletin bu konuya ne kadar duyarsiz oldugunun vurgusunu artirmak icin de butceden din hizmetleriyle egitim ve saglik hizmetlerine ayrilan kaynaklarin karsilastirilmasina atifta bulunuyor. Adem Bey, isterseniz genel ev konusunu baska bir baslik altinda tartisalim. Kalin saglicakla... Guven Sanli

---------------

Arkadasim,

Allah`a sukur soyleyeceklerimi direk soyleyecek cesarete sahip oldugumu dusunuyorum. Belli seyleri vesile kilarak , soyleyemedigim seyleri soylemek istedigim varsayimina dayanmak tamamen bir ``niyet okuma`` girisimidir... Bu tur  bir okuma cesitinin en son Turkiye` de iflas ettigini gormustuk , demek ki uzantilari halen  yasiyor. Sana sihhatler dilerim...

Burada az-cok tartismalara katildim , benim uslubumu ve meselelere yaklasim tarzimi tartismalarimi okuyanlar bilir. Ve , sizin gonderme yaptiginiz ucuz baliklama dalmaya da gelmeyecek kadar murekkep yalamisligimiz vardir. Bora Bey benim hatirladigim kadariyla , cami meselesini 2-3 defa gundeme getirdi ; ben de dayanamadim meselenin o yonunu vuzuha kavusturmak istedim. Siz bunlarin hepsini birakin da asil rahatsiz oldugunuz konu nedir , onu yazin... Burada fikir tartisyoruz, milletin fantezilerini degil... Adem Erisek

-----------------

Adem Bey,

Saniyorum sanal ortamda tartismanin zorluklarini hep birlikte yasiyoruz. Guven beyin gondermis oldugu yazida asil tartismanin dil uzerine yapilmasi gerektigi seklinde algiliyorum.

Bora Bey Mehmet Ali beye cevaben vermis oludugu yaziya bir daha bakalim;

" ..................Bunun icin bilimde ilerlemek dolayisiyla dogru duzgun egitim ve  ogrenim sistemi gerekir, dunyada onder ve soz sahibi olacaginiz  birkac konuya simdiden yatirim yapmak gerekir. Bunlarin yapilmadigi bir ulkede, cami sayisinin okul hastahane ve  saglik ocagi sayisindan fazla oldugu bir ulkede insanlar diline sahip cikar mi? cikabilir mi? .........."

Yukaridaki paragrafta benim anladigim dine yapilan yatirimlar kadar egitime, sagliga yatirim yapilmadigi surece bizim dilimiz yok olur temasi isleniyor. Yoksa kimse dine yatirim yapilmasin demiyor. Sizin de bahsetmis oldugunuz gibi, her toplumdan (bati toplumlari dahil) istek geldigi surece dine tabiiki yatirim yapilacak. Kimse bunun aksini savunmuyor, ama bunun bir optimum (iki taraf icinde faydali) noktasini bulmakta fayda var. Asil soylenmek istenen konu budur. Ornek ile aciklayacak olursak; diyelimki Almanyada egitime ayrilan butce ana butcenin % 20 si ise, dine ayrilan % 5 idir. Bu sayede bilim ve ilimde ilerleyebilecegimiz,  bu ilerlemenin de sonucta dilimizin kaybolmamasini saglayacagi, dolayisi ile Turkiyenin de butcelerini yukaridaki seviyelere cekmesi gerektigi fikri savunuluyor. Asil soylenmek istenen sey kanimca budur. (yanlis isem Bora Bey duzeltsin) 

Guven bey,  sanal ortamdaki tartismalara sahsi ve yanlis algilamalari da katinca isler hepten sarpa sarip din konusunun tartisilmaya baslanmamasini vurguluyor. Asagidaki yazismalari sahsi algilamadan bir daha okumakta fayda var. Oktay "okysel"   


Elbette, benim tartistigim konu `` meselenin ``  anadamarindan uzakti , ama tamamen de alakasiz degildi. Zaten tartismaya baslarken  Bora Bey `e hitaben `` Bu cami sayisina bayagi taktiniz...`` diye basladim. Arkadaslar , bir konu bir kac kez gundeme gelmisse ve sizin de dikkatinizi cekmisse , siz de bu konuda bir kac kelam etmisseniz  ; bu konu  ``soylemek istediklerini soylemeye bir firsat buldu ``  diye yorumlanabilir mi ? Kaldi ki, hic kimse bir konuda konusurken konustugu hersey yuzde yuz o meselenin ana temasi ile alakali olmaz . Yahu konusmaktan bahsediyoruz ....  Dolayisiyla insandan, makineden degil...  Hem laf lafi acar diye   bir soz de vardi degil mi?

 

Eger oyle bir niyetim olsaydi , Bora Bey meseleyi ilk  yazdiginda yazardim , hadi birinciyi atladim ikincide yazardim... Neyse, her turlu niyet okuma girisimine mesafeliyim ...



Muhabbetle... Adem Erisek ademerisek@yahoo.com

------------------

Ben olaya baska acidan bakiyorum. Turkce icin (ya da diger yasayan diller icin) bir tek amansiz rakip ve "predetor" var: o da Ingilizce. Kanada’da federal hukumetin her resmi belgenin Fransizcasini da yayinlama zorunlugu getiren kanunlara ragmen Kanada’da Fransizca yok olma tehlikesi altinda. Quebec bagimsizlik hareketinin arkasindaki guc (Ingiliz Kralice adina yemin etmeken hoslanmama disinda) bence temelde Fransizcayi yasatma icgudusu. Burada kimin ihmali soz konusu dersiniz? Bence kimsenin ihmali soz konusu degil.

Ayrica din egitimine Ontario’da Quebec’ten cok fazla kaynak ayriliyor. Istatistiklere bakilirsa Muhafazakarlar Quebekte hic sandalye cikaramayacakmis. O halde din faktorunun rolu burada sifir. Asil neden Ingilizcenin giderek evrensel ticaret, bilim, ve egitim dili olmak

yonunde yol almasi. Herkes dunya ile iletisimini yuzlerce dil ogrenerek yapmak yerine ortak bir "de facto" iletisim protokolu (standard) olmus olan Ingilizceyi ogrenmek yolunu seciyor. Bu Kanadada bile boyle. Bunu onlemek cabasi nafile goruldugu icin Quebec kendi sinirlarina hapsolarak Fransizcanin kacinilmaz akibetini geciktirmeyi umit ediyor.

Ayrica Ermeni dilinin ve Ibranicenin din temeline dayali olarak binlerce yildir yasadigini dusununce dinlerin bazi dillerin yasamasina olumlu katkisi oldugunu bile soyleyebiliriz. Arapcaninda Kuran dili olmasi nedeniyle Ingilizceye sonsuza kadar dayanacagini (Islamiyet yasadikca) soyleyebiliriz. Fakat Turkce acisindan ayni iddiada bulunmak zor. Zira Turkce bir

kutsal dinin mesaj araci degil, ve gecmiste Turklerin dindar olmasi Turkcenin aleyhine calismistir (amacim bu Turkler icin iyi yada kotu olmustur diye yorum yapmak degil, sadece bir olguyu tanimliyorum). Ancak su gercegi de gecmisteki sayisal bilgilere bakarak iddia edebiliriz: yurt disndaki Turklerin (Arap ulkelerinde yasayanlar haric) dindar olanlarinin (diger bir deyisle geleneksel/muhafazakar kokenlilerin) Turkceyi yeni nesillerine aktarma ve yasatma bakimindan dindar olmayan (cogunlukla egitimli entellectuel kesim) kisilerden daha ozverili ve basarili oldugunu soyleyebiliriz. Ornekleri cok. Hatta asiri milliyetciligin bile bu

konuda dindarlar kadar duyarli yada basarili olmadigini goruyoruz. Meshur Turkcu Nihal Atsiz’in tum cocuklari bati kultur cemberi icinde asimile olmus durumdalar. Su anda hic biri ne Turkiyeyi nede turkceyi savunmaktadirlar.

Bu savin dogrulugunu teyit edercesine, bir zamanlar birbirine amansiz dusman/rakip olan yeni Turkceciler (TDK yanlisi oz Turkceciler) ve eski Turkceciler (TDK karsiti) artik Turkceyi yasatma kaygisi ile aralarindaki ayriligi unutmus sessiz bir isbirligi icine girmislerdir. Zira bugun artik hangi Turkcenin kazanacagi/kaybedecegi degil Turkcenin Ingilizce tehdidi

karsisinda bir ulus dili olarak yasayip yasayamayacagi onem kazanmistir.

Tipki ulke butunlugu neo-emperyalist gizli saldirilar karisinda tehlikeye dusunce bir zamanlar amansiz dusman olan “sovenist milliyetciler” ile “Sosyalist Aydinlikcilarin” ortak eylemler yapmaya baslamasi gibi. Zaten bicak kemige dayandigi zaman hep boyle olagelmistir (Ataturkun ilk ulusal kurultay/kongre fotagraflarini hatirlayiniz). Yani Turkce icin tehdit bos

yere camide kislada aranip cadi avina cikarak bosa vakit kaybetme zamani degildir bence.

Bu is gorundugunden daha ciddidir. Iki temel sorun sunlardir: Turkce yasatilmalimidir? Eger evap “Evet” ise ikinci soru “Turkce yasatilabilir mi?” sorusudur. Eger ikinci sorunun cevabi da evet ise oturup ne yapacagimizi konusabiliriz. Bir cok Turk ailesi ve kurum bu iki sorunun

ya ilkine, ya ikincisine, yada her ikisinede “Evet” denilemeyecegine gizlice karar verip Turkceyi yeni nesillerine aktarmaktan vazgecmis durumdadir. Kanadada bunun bir cok ornekleri vardir.

Bu kadar karamsarliga dusmeden once HU Bilgisayar Bilimleri Muh. ve Turkiye Bilisim Derneginin kurucusu ve 15 yillik Baskanligi yapan (benim ayni universiteden hocamdir) dunya capinda bilim adami Dr.Aydin Koksal'in "Dil ve Ekin" adli kitabini okumanizi tavsiye ederim. Fransada en seckin universitelerde devlet burslariyla okuyup onur dereceleriyle

doktorasini alarak Turkiyede Turkce bilim dilini yasatma amaciyla kendi bolumundeki

egitimi yillarca Turkce yapan bu bilim adami “Bilgisayar” deyimi dahil Turkceye yuzlerce bilmsel terim kazandirmistir.

A.Koksal Kitabinda su tezi savunmaktadir: “...Tarihte Sumerce, Misir dili, Yunanca, Latin dili, Arapca, Farsca, Fransizca, ve Almanca bu gun Ingilizcenin kazandigi onemi kazanmis ancak sonunda sahneden cekilmek zorunda kalmislardir. Bir gun Ingilizcede aybi akibete ugrayacaktir. Turkce, bu gecici moda ve onn yarattigi korku ugruna feda edilmemelidir. Turkce dunya dilleri icinde sanki dil akademisyenleri tarafindan tasarlanmis gibi benzersiz bir yapisallik arzeden guclu bir dildir. Yasatmaya deger ve yasatilabilir. Tum egitim kurumlarimizi Ingilizce yaparsak tipki Hindistan ve Pakistan gibi bir Ingiliz somurgesi olmaktan oteye gidemeyiz. Turk kulturu Turk dili icinde gizlidir ve onu kaybedersek ozgun kimligimizide kaybederiz....”. Bir zamanlar onun “uydurukca” kelimelerle Turkceyi bozdugunu iddia edip ona dusman olanlar bu gun onu bir gercek dil kahramani olarak selamlayip saygi ile elini opmektedir.

Konu uzun ve mesele karmasik. Simdilik benden bu kadar. Merak edenler icin bugun benim kisisel dusuncelerim A.Koksal hocanin “Dil ve Ekin” kitabindaki fikirlerle her zamankinden daha fazla (tipatip) cakismaktadir. Mehmet Bor mehmetbor@hotmail.com  

----------------


Merak ediyorum; Acaba bu tartsimaya bu kadar hararetle katilanlar, mesela bu hafta evlerine en yakin olan kutuphaneye gidip "Turkce gazete okumak istediklerini" belirten iki satir bir dilekce yazacaklar mi? akifakalin@yahoo.com

--------


Mehmet bey,

Sanki Turkiye bilim uretiyor veya kendi dilini kullanmada hassasmis da buna ragmen mi Ingilizce kullaniliyor? Yogurt bizim dilimizde kullanildigi gibi kullaniliyor, nedeni acik. Bu bizlerin insanliga nadir katkilarindan bir tanesi o nedenle kullaniliyor. Internet'i biz mi bulmus gelistirmisiz de Ingilizce'ci kotuler bizim dilimize sokmus. Alin istediginiz bilim dalini alin istediginiz sanat dalini bizler yokuz veya zaten batinin baslattigini taklit ediyoruz. Birkac yerel sanat dalimizi da evrensel yapmak icin devlet olarak desteklemiyoruz.

Bakin 5 yillik planlara hangi konuda one cikma cabasi var, bizim cabamiz daha cok taklit ederek yetisme cabasi. Bakin universitelerimize ve arastirma butcelerimize goreceksiniz daha cok gunu kurtarmaya calistigimizi. Bu donemle Cumhuriyet'in ilk 15 yilini karsilastirirsaniz bugun hala o donemin yuzu suyu hurmetine dilimizi kullanabildigimizi gorursunuz. Mucize kabul edilebilecek bir onbes yil ama sonrasi disariyi suclamayla gecmis kayip bir donem.

Once komsulari sonra ozellikle SSCB yi suclamisiz, simdi de Batiyi ve EU yu sucluyoruz. Nasrettin hoca deyisiyle hirsizin (bizim) hic mi sucumuz yok?

Sagliga, egitime, teknoloji yaratmaya ayrilan butce ortada, universite ozerkligi, yargi ozerkligi, vergi adaleti, secim ve partiler yasalari ortada. Cami yapimina (4. kez yaziyorum sanirim) harcanilan enerjinin yarisi dahi bizi bir baska yere oturturdu.  

Ben eski bir Renault calisaniyim, ust duzey yonetici konumunda arkadaslarim var. Son ziyaretimde onlardan dinledigim bizim devletimizin basit bir strateji ornegi.

2004 basi gibi devlet karar aliyor yerli uretimde KDV indirimi yapmak uzere ve ertesi gun uygulamaya koyuyor, talep artiyor ve daha da artacak diye Renault 800 kisiyi ise aliyor, 4 ay kadar onlari egitiyor ve bir yandan da 3 vardiyaya cikiyor Tam bu kisilerden verim alinacakken ve gelen arti parayla da ihracata yonelik yatirim yapilacakken devlet bir gecede bu uygulamayi kaldiriyor. Ne on uyari var ne kadameli gecis var ne de sektorle bir gorus alisverisi var. Sonrasi malum. Son derece basit, sadece bir sektorden ornek.

Bunu Federal ve Provincial duzeyde Ford'un ek yatirimi icin burada yapilan calismayla kiyaslayinca (yine 2004) farki goruyorsunuz. Bu farka hangi dil dayanir. Bora Kizilirmak

--------------

Merhaba Mehmet Bey, Bu din ve dil meselesine atıfta bulununca, 1997’de yazilmis bir yaziyi hatirladim... Adem Erisek  

 



Yüklə 138,27 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə