2 nolu yazim komisyonu tutanaklari iÇİndekiler



Yüklə 6,49 Mb.
səhifə79/84
tarix30.04.2018
ölçüsü6,49 Mb.
#49645
növüYazi
1   ...   76   77   78   79   80   81   82   83   84

14.01.2013 Tarihli Toplantı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.32

BAŞKAN: Faruk BAL (Konya

-----0-----
FARUK BAL (Konya) – Değerli arkadaşlar, bugünkü toplantıyı güzel kararlar almak temennisiyle açıyorum.

Toplantımızı teşrif eden değerli bilim adamlarından Profesör Doktor Sayın Yavuz Atar, Doçent Doktor Sayın Selin Esen, Profesör Doktor Sayın Ali Akyıldız, profesör doktor olmayan Sayın Özgür Sevgi Göral; teknik arkadaşlardan Kürşat Türker Ercan. Fakir bir azayı muazzama ile başlıyoruz. Hayırlı olsun.

Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini görüşeceğiz.

ATİLLA KART (Konya) – Sayın Başkanım, gündeme girmeden ben bir konuda değerlendirme yapmak istiyorum izninizle.

FARUK BAL (Konya) – Buyurun.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Ondan sonra da ben bir değerlendirme yapmak istiyorum beş dakika.

FARUK BAL (Konya) – Ondan sonra da Sayın İyimaya, ondan sonra ben de bir katmerli değerlendirme yaparım, bugünü tamamlarız inşallah.

Buyurun.

ATİLLA KART (Konya) – Şimdi, değerli arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, olabildiğince Komisyon dışındaki birtakım gelişmeleri buraya yansıtmak istemiyoruz. Hepimiz gerçekten bu konuda bir duyarlılık içindeyiz, bir dikkat içindeyiz. Buna son zamanlarda daha da bir özen gösteriyoruz. Ancak baktım, cumartesi günüydü herhâlde, alt yazılar geçmeye başladı, Sayın Ömer Çelik’in açıklamaları…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Evet, ben de o konuda konuşmak istiyorum.

ATİLLA KART (Konya) – Şimdi, o konuşma metninin çıktısını aldım. Yani şu var arkadaşlar: Gerçekten incitici konuşmalar, son derece incitici konuşmalar ve tabii, doğrudan öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi heyetini hedef alıyor ama dikkatle incelediğiniz zaman, hayır, Komisyonun tümünü bence hedef alıyor…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Evet.

ATİLLA KART (Konya) - …Komisyonun tümünü hedef alıyor. Saygısızlık boyutunda -daha öte bir ifade kullanmak istemiyorum- narsist bir duyguyla ve maalesef saygısızlık boyutunda birtakım açıklamalar yapıyor. Sayın Ömer Çelik ne diyor? Diyor ki: “Efendim, Uzlaşma Komisyonunun süresi üç ay daha uzamıştır.” Kimsin sen? Sen kimsin? Bunları kayıtlara geçmesi için söylüyorum. Sen kimsin? Sen AKP’nin Genel Başkan Yardımcısısın. Sen Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil eden Sayın Cemil Çiçek’in vekâlet verdiği bir kişi misin? Uzlaşma Komisyonu sürecinde görev üstlenen herhangi bir sıfatın mı var? Senin diğer partilerin genel başkan yardımcılarından ne farkın var? Diğer partilerin genel başkan yardımcılarının böyle bir yetkileri var mı?

Bu noktada elbette bizim bir tepki göstermemiz gerekiyordu, bunu ifade ediyoruz, edeceğiz -kayıtlara geçiriyorum- bunu genel merkez yetkililerimiz de değerlendirecekler ama açıkçası, bu haddini bilmez, bu saygısız, bu sorumsuz tavır karşısında, yetki tecavüzü anlamında olan bu tavır karşısında ben Adalet ve Kalkınma Partisine mensup arkadaşlarımın da düşüncelerini öğrenmek istiyorum.

Biz şunu anlatmaya çalışıyoruz arkadaşlar: Yani bu üç ay olur, dört ay olur. Böylesine bir buyurganlıkla, böylesine bir dayatma anlayışıyla şu anayasa çalışmalarını sürdürmenin bir anlamı olabilir mi, bir pratiği olabilir mi?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Değerli arkadaşlar, ben de benzer görüşlerimi arz etmek istiyorum.

Şimdi, biliyorsunuz, bu yılbaşı döneminde kendi aramızdaki bu tip konuşmalarla alakalı değerlendirmeler yapmıştık yani, tabii, her seferinde “Dışarıya kulak asmayın, dışarısı burayı bağlamaz, dışarıda ne olursa olsun, kar, bora, fırtına olsa da burası yoluna devam etsin.” deniliyor ama etkilememesi mümkün değil çünkü bu beyanatı veren kişi bir partinin genel başkan yardımcısı ve aynı zamanda da Başbakanın çok yakınında olan bir kişi.

ATİLLA KART (Konya) – Aynı zamanda AKP’li, Komisyonun Başkanı.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Evet, bir de bu Anayasa Komisyonunun da yani AK PARTİ’nin Anayasa Komisyonunun da üyesi veya başkanı, tam olarak bilmiyorum onu.

Şimdi, dolayısıyla “Üç ay daha bir süre verdik, biterse biter, bitmezse biz kendi paketimizi getiririz.” gibi hiçbir tevile yol açmayacak, imkân tanımayacak netlikte bir beyan bu Komisyonu da ciddi olarak sıkıntıya sokuyor. Şöyle sıkıntıya sokuyor: Şimdi, bizim önümüzde işte iki buçuk ay kaldı yani iki buçuk ayda bu işler biter mi, bitmez mi, ne kadar biter, ne olur? Ama öyle görülüyor ki biraz zor gözüküyor en azından bugün itibarıyla. Şimdi, bir başka soru geliyor önümüze aynen yılbaşında olduğu gibi: Eğer iki ay sonra bu masadan kalkacaksak niye bu iki ayı biz geçiriyoruz veya ne yapıyoruz yani şu anki fonksiyonumuz, işlevimiz ne? Bu sıkıntıları giderebilmek için yılbaşında Meclis Başkanımız bütün siyasi partilerin lideriyle bir görüşme yaptı ve bunu aştı yani en azından bizim buradaki bilgimiz ve mutabakatımız bu çerçevede. Böyle işte iki ay, üç ay değil ama çok böyle önü de açık değil; makul bir süre, bu yıl içi veya bu yasama yılı -işte “sezonu” diyelim, öyle diyelim- içerisinde, en azından yaza kadar diye bir kanaat oluştu burada, genel bir kanaat. Bunu, tabii, bozucu beyanlar doğru değil. Şu da doğru değil: Her seferinde, “Ya, boşverin, bunlara pek kulak asmayın, biz işimize devam edelim.” dedik, diyoruz ama maalesef bir müddet sonra da bu kulak asmadığımız senaryolar gerçek oluyor. İşte, gerçek olduğu zaman da siz de diyorsunuz ki “Acaba biz burada bir figüran durumunda mıyız? İşte, ne yapıyoruz? Niye bu kadar emek veriyoruz?” Bunları söyleme ihtiyacı hissettim. Tabii ne yapılabilir bu tabloya göre? Nasıl bir siyasi hareket tarzı ortaya koymak gerekir? Doğrusu onu da beraber konuşmak lazım.

FARUK BAL (Konya) – Buyurun Sayın İyimaya.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Değerli arkadaşlar, teşekkür ediyorum.

Bir defa, yine sanıyorum, bir olay vesilesiyle, Bekir Bey’in benzer bir demeci vesilesiyle… Her 3 arkadaş buradaydık Adalet ve Kalkınma Partisinden, “Herkes kendi işine bakmalı.” demiş idik. Ben de Ömer Bey’in beyanını okudum, okuduğum gazetede yansıdığı kadarıyla. Hoş değil, misyonumuza uygun değil. Bizim makul bir sürede çalışarak bu bakiye bölümünü bitirme noktasında bir konsensüs oluşmuştu, bu çalışmayı yürütüyoruz. Tabii, siyasal ifade özgürlüğü içerisinde böyle demeçler oluyor maalesef. Ben de hoşlanmam. Bırakın Komisyon üyesi olarak ben dahi bu konuda çok az konuşmayı tercih ediyorum. Defaatle canlı yayınlara, televizyonlara çağrılmamız…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Biz hepimiz çok az konuştuk.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Şey diyoruz: Pozitif görmemiz mümkün değil. Bizim kimseden, “Şöyle olsun, böyle olsun.” diye dış görüş alma ihtiyacımız yok. Bir otonom uzlaşma komisyonuyuz. Süratli şekilde bu gündem dışı konuşma… Etkilenmemek mümkün değil, doğru, dediğiniz gibi ama biz işimize devam edelim. İsterseniz, bugünün Başkanı olarak, açın Ömer Bey’e: “Biz böyle etkileniyoruz.”

Sayın Başkan, Uzlaşma Komisyonu Başkanısınız şu anda. Meclis Başkanına da açılabilir. Ben de konuşacağım, şahsen ben de konuşacağım. Bu ülkenin…

FARUK BAL (Konya) – Bunu, tabii, parti içinde siz görüşüp de… Bizim de onun hareketlerini sınırlandıracak bir yetkimiz...

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Fakat Başkanım, madem gündem dışı konuşuyoruz, bu şeyi…

Acaba arkadaşlar, çalışma mesaisini biraz artıralım mı?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Efendim, artırdık zaten, işte, bu kadar oluyor.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Yok, yok, acaba tek komisyona inip… Bakın, mesela bugün CHP tek, biz tekiz, her parti tek temsilciyle… Tek komisyona, mesela, haftada bir defa ben geleyim, bir defa öbürü, bir defa o.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Olur mu? Bunu da konuştuk.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Sabah-akşam falan gibi, biraz artıralım mı?

FARUK BAL (Konya) – Şimdi, işimize bakalım, kendi görevlerimizi yapalım. Bu, tabii, daha ziyade üst komisyonun işi, yani, nasıl çalışılacağı…

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Yo, fazla çalışabiliriz mesela.

FARUK BAL (Konya) – Hayır, biz kendimiz çalışabiliriz de başka komisyonları teşkil etmek gibi bir görevimiz yok. Çalışalım, hızlı çalışalım.

Değerli arkadaşlar, ben de aynı konuda ve ek bir konuda düşüncelerimi açıklayacağım.

Uzlaşma Komisyonunun kamuoyuna sızan ya da yansıtılan bilgilerinin önce doğru olması lazım. 2’nci olarak da, Komisyona katılan partilere eleştiri getirirken kirli bilgi yayılmaması lazım. Bu benim rahatsız olduğum konu. Elbette ki Sayın Kart’ın ifade ettiği hepimizi rahatsız eden Sayın Çelik’in konuşması bizi de rahatsız etmiştir. Uzlaşma Komisyonu 4 siyasi partinin kurumsal kararıyla oluşmuştur. Varlığını ve çalışmalarını bu kurumsal yetkiye dayalı olarak sürdürmektedir. Buna herhangi bir kişinin ömür biçmesi önce kendi partisinin kurumsal kararına karşı çıkması anlamına gelir ya da kendi partisinin buradaki komisyon çalışmalarının çok fazla ciddiye alınmaması gerektiğini halka bu vesileyle anlatması anlamına gelir. İkisi de vahim bir durumdur. Dolayısıyla, eğer diğer arkadaşlar da… Yani, “diğer” dediğim, hepimiz birlikte karar verebilirsek, onun da ismini zikretmeden, “Komisyona kimsenin ömür biçmeye yetkisi yoktur. Komisyon kendi gündemine hâkimdir, çalışmalarını buna göre sürdürmektedir.” şeklinde bir açıklamayla bu açıklamanın önüne geçelim diye öneririm.

Benim rahatsız olduğum konuya gelince: Komisyonumuzun üyesi tarafından maalesef, Karabük’te yapılan bir konuşmada, son günlerde yaşanan olaylar nedeniyle Milliyetçi Hareket Partisini ve onun Genel Başkanını hedef alarak şunları söylüyor: “Onlar değil mi ki Apo’yu getirip İmralı’ya -motamot söyleyemiyorum ama anlamı bu- yerleştirdi? Onlar değil mi ki, çıkardıkları kanun ile Apo’yu idam cezasını ortadan kaldırarak ağırlaştırılmış müebbet hapis verdi?” diyor ve Sayın Genel Başkanımızın ismini ve partinin ismini zikrederek bu işleri bizim yaptığımızı ifade ediyor. E tabii, Sayın Şahin Adalet Bakanlığı yapmış, Meclis Başkanlığı yapmış ve çok fazla da Parlamentoda bulunmuş bir şahsiyettir. Sanıyorum 1994’ten beri, değil mi?

AHMET İYİMAYA (Ankara) – 1996.

FARUK BAL (Konya) – 1996’dan beri Parlamentoda.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – 1995.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – 1995’in sonu.

FARUK BAL (Konya) – Dolayısıyla, Apo’nun Türkiye’ye getirildiği veya teslim edildiği tarihin 1998 olduğunu bilir.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – 1999.

FARUK BAL (Konya) – 1998.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – 1999/15

ATİLLA KART (Konya) – 15 Şubat 1999.

FARUK BAL (Konya) – Doğru, pardon. Kastettiğim, tarih değil de hükûmet numarasıydı. O zamanın hükûmet numarası 56’dır.

Sayın Ecevit, diğer partiler uzlaşamadığı için, Milliyetçi Hareket Partisinin de Mecliste olmadığı bir dönemde bir azınlık hükûmeti kurulmuştur, o zaman teslim edilmiştir, o zaman İmralı’ya gönderilmiştir. Bizimle ne alakası var Apo’nun İmralı’ya gönderilmesinin?

2’nci olarak -muhtemelen Sayın Şahin’in de ya imzası vardır ya da oyu vardır- Türkiye’de idam cezalarının ağırlaştırılmış müebbet hapse dönüştürülmesine ilişkin kanun AKP tarafından çıkarılmış bir kanun. Şimdi bu bilgisizlik mi, yoksa kirli bilgiyi kasten kamuoyuna yayarak bu kirli bilgiden yararlanmak suretiyle kendisine siyasi bir avantaj mı temin etmektir? Hangisi olursa olsun, ikisi de o sıfatları taşımış bir şahsiyete yakışmamaktadır. Dolayısıyla, özellikle Komisyon üyesi olarak bizim gösterdiğimiz hassasiyeti keşke Sayın Şahin de gösterebilmiş olsaydı, keşke açık, şeffaf bilgileri kamuoyuyla paylaşarak Milliyetçi Hareket Partisini küçük düşürebilecek bir davranış içerisinde bulunmasaydı. Ben de bunları kayda geçirmek için ifade ettim.

Şimdi dönüyoruz başa…

ATİLLA KART (Konya) – Başkanım, bir cümleyi ilave edeyim izninizle. Sizin bir söyleminiz bence askıda kaldı, onu netleştirelim. Şudur: Buradan bence -eğer Sayın İyimaya da katılırsa- çalışmamızın sonunda bir açıklama yapıyoruz bugün yapılacak çalışmalarla ilgili olarak, orada bir-iki cümleyle, “Komisyon, Komisyon dışından birilerinin, efendim, Komisyona ömür biçmesinden rahatsızdır.” Komisyon çalışmalarına müdahale anlamına gelen bu açıklamalardan duyduğumuz rahatsızlığı 2-3 uygun cümleyle…

FARUK BAL (Konya) – Sayın İyimaya onu kaleme alır ya.

ATİLLA KART (Konya) – Çünkü demin siz de bizim bu rahatsızlığımıza hak verdiniz.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Her zaman ifade ettik zaten.

Sayın Başkan, bizi Komisyon olarak temsilcisiniz siz, bizi oraya katmayın. Şöyle denebilir herhangi bir adres göstermeden, parti atfı yapmadan: “Komisyon, burada temsil olunan partilerden herhangi birisinin temsilcisinin Komisyonla ilgili, Komisyona ikaz anlamına gelecek…”

ATİLLA KART (Konya) – Komisyonun gündemine, çalışmalarına…

AHMET İYİMAYA (Ankara) – “gündemine müdahale anlamına gelecek beyanlara…”

ATİLLA KART (Konya) – Beyanlardan rahatsızlığını…

AHMET İYİMAYA (Ankara) – “olumlu şekilde yaklaşmaz, böyle bir beyanda bulunmayı tasvip etmez.” gibi bir açıklamayı yapabilirsiniz siz, temsilen sizin yetkinizdedir. Bizi o şeye şey etmeye gerek yok. Yani, faydalı da olur herhangi bir atıf yapmadan, çünkü zannediyorum…

ATİLLA KART (Konya) – Doğrudan atıf yapmaya gerek yok, o atfı biz haricen yaparız ama…

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Onu yazarız Faruk Bey, bittikten sonra o açıklamayı yazarız. Geçen gün de, Mehmet Ali Bey de, ben de, Mustafa Bey de şey yaptık. Yani, biz çalışıyoruz burada, gece-gündüz çalışıyoruz. Mehmet Ali Bey de, o da tavır koydu, “Yanlış.” diye.

ATİLLA KART (Konya) – Üstadım, burada aslında bu açıklama, Sayın Ömer Çelik’in bu açıklaması, emin olun, bizden ziyade aslında sizin hukukunuzu inciten bir davranış.

FARUK BAL (Konya) – Doğru.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Üstat, aynı hassasiyet içerisindeyiz, bunu usulüne göre, bir sureti mahsusa da olmaksızın, burada temsil olunan partilerin yetkililerinin Komisyon gündemine müdahale, süre biçme anlamındaki beyanlarını reddeden, tasvip etmeyen bir yaklaşım tarzı geliştirdi, tamam.

FARUK BAL (Konya) – Ona göre bir şey, Atilla Bey, sen hazırla, biz de okuyalım, cevaplayalım.

Evet, geçelim gündeme.

Geçiyor muyuz arkadaşlar?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Evet.

FARUK BAL (Konya) – Bu arada Komisyona “Son haber…”, “Son dakika haberi.”, “Flaş!” falan diye verilecek haberiniz varsa onları da dinleyelim.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – “Flaş, flaş, flaş… Paket yolda.”

ATİLLA KART (Konya) – Paket bugün ulaşıyor mu, bugün ulaşacak mı yani?

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Ne paketi Hocam? Sigara paketi mi?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Anayasa paketi.

ATİLLA KART (Konya) – 4’üncü yargı paketi.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Daha Bakanlar Kurulundan geçmedi.

ATİLLA KART (Konya) – İşte, bugün çıkacak herhâlde.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Anladım.

FARUK BAL (Konya) – Evet, değerli arkadaşlar, bugün gündemimizde Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri bulunmakta ama geçen toplantıda yaptığımız, aldığımız kararlarda uzlaşılabilme yönleri var mı, yok mu; bunu değerlendirelim mi, yoksa doğrudan gündeme mi geçelim?

ATİLLA KART (Konya) – Doğrudan gündeme geçelim Başkanım.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Doğrudan gündeme geçelim.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Geçelim Başkanım.

FARUK BAL (Konya) – Ben şurada birkaç kırmızılığın dışında değerlendiririz diye düşünmüştüm. Geçelim.

Evet, en çok yeşili…

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Beni Hocam temsil ediyor. Mustafa Bey’e bir şey ulaştıracağım, hemen geliyorum Ağabey. Devam edelim yani.

FARUK BAL (Konya) – Vekâleti veriyor musun?

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Tabii, tabii…

FARUK BAL (Konya) – Şahit misin Hocam?

PROF. DR. YAVUZ ATAR – Şahit değilim de, siz şahitsiniz Sayın Başkan.

FARUK BAL (Konya) – Şahit misiniz Hocam? Hepiniz şahitsiniz.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Hemen geliyorum.

FARUK BAL (Konya) – Şimdi, vekâlete binaen ben gerekli sözlere başlayayım önce. Harf sırasına göre değil mi Hocam? Harf sırası Adalet ve Kalkınma Partisinden başlıyor. “Dolayısıyla bu konudaki görüşlerimi ben izah edeyim.” mi?

Neyse, espri bu.

Evet, yeşile çok boyayabileceğimiz bir madde yine. Bugün mutlu bir şekilde komisyondan ayrılacağımızı düşünüyorum. Burada 3 partinin, 4 partinin yeşilleri çok fazla görülüyor. O zaman (1)’inci fıkradan başlayalım.

KOMİSYON UZMANI – Başkanım, bir hususu arz edebilir miyim?

Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri bölüm başlığı olarak şimdiki Anayasa’da ama şimdiki maddenin genel olarak mı yoksa başka bir matlabla mı yapılacağını öncelikle kararlaştıralım isterseniz.

FARUK BAL (Konya) – Şimdi, o bölüm, alt bölüm, üst bölüm, fasıl, bap, bunların hepsi sonraki iş. Onun için, biz… “Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri.” Matlabımız bu olsun, değil mi?

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Evet.

FARUK BAL (Konya) – Tamam, yaz, uygundur.

Arkasından da herhâlde “şunlardır” diye başlayacağız. “Madde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri şunlardır.” diye başlıyoruz galiba değil mi? Evet.

CHP biraz farklı bir giriş yapmış Atilla Bey.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Biz size uyarız. Yani madde madde olabilir.

ATİLLA KART (Konya) – Yani o sistematiği siz şey yapın.

FARUK BAL (Konya) – Tamam.

Biz biraz daha yani o kanunlaştırma tekniğine uygun olarak “a”, “b”, “c” değil de bentlere bir numara koymuşuz.

PROF. DR. YAVUZ ATAR – Sayın Başkan, yeni teknikte fıkra koyuyoruz ya, tek bile olsa bir fıkra numarası veriliyor. Bugüne kadar…

FARUK BAL (Konya) – Burada numara değil de harf vermişler. Ben numara koymuşum.

PROF. DR. YAVUZ ATAR – O yüzden birincisi…

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Fıkra numarası…

PROF. DR. YAVUZ ATAR – Hayır, hayır. Şimdi, aslında, bu madde olacak başında bir tane, madde, altında da fıkra 1 olacak, sonra da “a”, “b”, “c” diye devam edecek. Hep yaptığımız, izlediğimiz yöntem bu oldu.

FARUK BAL (Konya) – Evet.

PROF. DR. YAVUZ ATAR – Yazarken şeyi atlamış arkadaşlar. Madde…

FARUK BAL (Konya) – Sonra yarın Cumhurbaşkanlığınınkine geldiğimiz zaman –geçtik- orada da “z”yi de geçeceğiz yani onun için…

PROF. DR. YAVUZ ATAR – Ha, yani… Yo, yo…

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Şimdi, “a”, “b”, “c” diye gitmek gerekiyor.

PROF. DR. YAVUZ ATAR – Zaten hep öyle yaptık. Şimdi, tek bir fıkra olsa bile maddemiz “fıkra 1” diyoruz, yazıyoruz, sonra altında “a”, “b”, “c” diye gidiyoruz.

FARUK BAL (Konya) – Peki, burada ikinci bir fıkra var mı?

PROF. DR. YAVUZ ATAR – İkinci fıkra yok. Tek fıkradan oluşabiliyor ve numara alıyor.

FARUK BAL (Konya) – Peki, sonraki iş bu.

“(1) Kanun koymak ve değiştirmek ve kaldırmak.” Var mı itiraz?

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Hayır.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Bir şey yok.

FARUK BAL (Konya) – Yaz, boya yeşile.

“(2) Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek.” Var mı itiraz?

PROF. DR. YAVUZ ATAR – Sayın Başkan, oraya sadece parantez içine “AK PARTİ katılmıyor.” diye yazılması.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Neye katılmıyor AK PARTİ?

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Başkanlık sistemi ya…

ATİLLA KART (Konya) – Biz, bunun müzakeresine yapmıyoruz ki.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Yapmıyoruz canım…

PROF. DR. YAVUZ ATAR – Müzakere değil, sadece parantez içinde AK PARTİ de o yüzden katılmıyor.

FARUK BAL (Konya) – Kapat, onu kırmızıya boya. AKP kızılcık şerbeti içti.

PROF. DR. YAVUZ ATAR – İsterseniz gerekçesini…

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Yo, yo, gerek yok. Başkanlık sistemi gereği.

PROF. DR. YAVUZ ATAR – AK PARTİ başkanlık sistemini önerdiği için katılmıyor.

ATİLLA KART (Konya) – O zaman madde notu düşeceğiz.

FARUK BAL (Konya) – “(3) Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek.”

ATİLLA KART (Konya) – Başkanım, pardon, ben onu kırmızı olarak değil de, AKP başkanlık sistemi sebebiyle katılmadığına göre onu daha evvelki ilke doğrultusunda maddenin devamına, bitimine madde notu olarak düşelim.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Fark etmez… Tabii, tabii, madde notu yazalım.

FARUK BAL (Konya) – “b”, “c”, “d”, “e” fıkralarına AKP başkanlık sistemi sebebiyle itiraz etmiştir…

ATİLLA KART (Konya) – Müzakereye katılmamıştır.

FARUK BAL (Konya) – Müzakereye katılmamıştır. Tamam.

ATİLLA KART (Konya) – Yani itirazî olarak yazmayalım.

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Yok canım, aynı şey değil.

FARUK BAL (Konya) – Peki, devam et.

“(c) Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek.”

Evet, itiraz var mı?

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Biz de…

FARUK BAL (Konya) – Altan Bey, var mı itiraz?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Hangisine efendim?

FARUK BAL (Konya) – “Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname…” “Elimiz kırılsaydı, vermeseydik.” diyoruz ama veriyoruz mecburen.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Bir şey olmaz. Versin Bakanlar Kuruluna, ne olacak?

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Yazmamız gerekir mi Farukçuğum? Kanun hükmünde kararname, 91’inci madde çıktığına göre… Takdir sizin tabii.

PROF. DR. YAVUZ ATAR – İki yazım şekli de mümkün yani.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Yani biz bunu tercih ediyoruz.

FARUK BAL (Konya) – Sayın İyimaya, biz, tabii, bunu parlamenter sisteme göre…

PROF. DR. YAVUZ ATAR – Onunla ilgisi yok Sayın Başkan. Yani mevcut Anayasa’da da kanun hükmünde kararname yetkisi…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Biz Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname yapma yetkisi verilmesine karşıyız.

PROF. DR. YAVUZ ATAR – …91’inci maddede ama 87’de sayılmamış. Meclisin başka yetkileri de var başka maddelerde. Yani bu tamamen bir tercih meselesi olup takdir kullanılabilir.

PROF. DR. ALİ AKYILDIZ – Yani sayılıp sayılmaması sonucu etkilemez başka yerde düzenlendiği için ama saymakta fayda var.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Siz buna muhalefet şerhi mi koyuyorsunuz?

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Saymakta fayda var.

FARUK BAL (Konya) – Saymakta fayda var.

PROF. DR. ALİ AKYILDIZ – Sistemi de vurgulamak bakımından saymak özellikle beraber…

PROF. DR. YAVUZ ATAR – BDP özde karşı.

ÖZGÜR SEVGİ GÖRAL – Evet, evet. Biz parlamenter rejimi desteklemediğimizden falan değil. Biliyorsunuz bizim önerimiz parlamenter rejim ama biz bu kanun hükmünde kararname yapısına itiraz ediyoruz. Yani eğer bir yasama faaliyeti yapılacaksa… Yani bu kanun hükmünde kararname sonrasında artık…

AHMET İYİMAYA (Ankara) – Devredilmesin…

FARUK BAL (Konya) – “Devredilmesin.” diyorsunuz.

ÖZGÜR SEVGİ GÖRAL – Evet, devredilmesin, Meclis toplansın ve yasa olarak yapsın onu. KHK yapısına itiraz ediyoruz.

FARUK BAL (Konya) – BDP de parlamenter sistemde yasama yetkisi yürütme organına devredilemeyeceğinden bu fıkraya karşı. Tamam mı?

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Evet.

PROF. DR. ALİ AKYILDIZ – Şimdi, o zaman biz de şöyle… Şimdi, parlamenter rejimde tabii ki prensip olarak yasa yapmanın parlamentonun yetkisinde ve tekelinde olması gerektiği açıktır, bu doğrudur. Yalnız çok istisnai durumlarda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi acil ve ivedi birtakım durumlar, sınırları, çerçevesi çok iyi çizilmek şartıyla verilebilir. Bu sınırların iyi çizilmesi ilgili maddede, kanun hükmünde kararname çıkarmayla ilgili ilgili maddede zaten yapılacaktır. Mesela, Meclis açıkken, çalışırken kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmesi doğru bir şey değil. Ama bunun yanı sıra olağanüstü dönemlerde özellikle bu yetkinin kullanılmasına ihtiyaç hissedilmektedir. Onun için, burada sadece ismen belirtilmesi ama ikinci maddede sınırlarının çok net şekilde çizilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Ben de o zaman bir küçük açıklama yapayım izniniz olursa.

FARUK BAL (Konya) – Buyurun.

DOÇ. DR. SELİN ESEN – Şimdi, kanun hükmünde kararname rejimi, klasik parlamenter demokrasilere bakarsak, aslında son derece yaygın bir rejim. Yani, işte, İspanya’dan Fransa’ya kadar pek çok ülkede bu kanun hükmünde kararname rejimi var. Neden var? Aslında Ali Hoca gayet güzel anlattı. Bu, bir de tabii, yönetimin, idarenin gittikçe teknik hâle gelmesi, son derece karmaşık bir yapıya sahip olması ve bu nedenle, hani, idarenin işleyişini kolaylaştırmak açısından böyle bir rejime duyulan ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Örneğin, 1961 Anayasası’nda yapılan değişiklikten önce Türkiye’de kanun hükmünde kararname rejimi söz konusu değildi ama özellikle 1924 Anayasası dönemine baktığımız zaman, adı kanun hükmünde kararname olmamakla birlikte -uygulamada çok daha geniş bir şekilde- yürütme organına bu “çerçeve kanun” adı altında yetkiler tanındığını, düzenleyici yetkiler tanındığını görüyoruz. Dolayısıyla, uygulama açısından, aslında bizim sistemimiz kanun hükmünde kararname rejimine çok da yabancı bir sistem değil. Bunu da göz önünde bulundurduğumuzda, evet, Ali Bey’in söylediği gibi uygulamada son derece kötüye kullanılan bir sistem bu ama bu rejimi ihya etmek mümkün diye düşünüyorum. Aslında Anayasa Mahkemesinin buna ilişkin içtihadı vardı. Bu içtihat tartışıldı; şimdi, son dönemde içtihadını değiştirdi Anayasa Mahkemesi ama bu eski içtihadı doğrultusunda bu rejimin ihya edilebileceğini, kötüye kullanmaların en aza indirilebileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle, gerekli bir rejimdir kanun hükmünde kararname rejimi diye düşünüyoruz.


Yüklə 6,49 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   76   77   78   79   80   81   82   83   84




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin