fatiha suresi bakara suresi 3- ÂL-İ İmran suresi 19



Yüklə 2,91 Mb.
səhifə75/75
tarix12.01.2019
ölçüsü2,91 Mb.
#95637
1   ...   67   68   69   70   71   72   73   74   75

98- BEYYİNE SURESİ


(1. âyetinde apaçık delil anlamına gelen bu söz geçtiği için bu adla adlanmıştır. İlk kelimesi olan Lemyekün adiyle de anılır. Aynı zamanda 5. ayette geçen "hükümleri sabit doğru kitaplardaki din" anlamına gelen ve "Kayyime" kelimesi de sûrenin başka bir adıdır. 6. ve 7. ayetlerdeki "beriyye - yaratıklar" sözüne bakılarak "Beriyye sûresi" de denmiştir. Medenidir, Mekki diyenler de vardır.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- Vaz geçemezlerdi kâfirlikten kitap ehlinden kâfir olanlar ve şirk koşanlar, kendilerine apaçık kesin bir delil gelmedikçe.

2- Bir kesin delil, bir peygamber, Allah tarafından, onlara tertemiz sahîfeleri okumadıkça.

3- O sahîfelerdedir hükmü sâbit doğru kitaplar.

4- Ve ancak kendilerine apaçık kesin bir delil geldikten sonradır ki aykırılığa düştüler, kendilerine kitap verilmiş olanlar.

5- Ve ancak özleri hâlis olarak ve onun gerçek dînine uyarak Allah'a kulluk etmeleri emredildi onlara, doğru olmaları emredildi ve namaz kılmaları ve zekât vermeleri ve işte budur hükümleri sâbit doğru kitaplardaki din de.

6- Kitap ehlinden kâfir olanlar ve şirk koşanlar, şüphe yok ki cehennem ateşindedir, ebedîdir onlar orada, onlardır yaratılmışların en kötüleri.

7- İnananlar ve iyi işlerde bulunanlarsa: Onlardır şüphe yok ki yaratılmışların en hayırlıları.

8- Rablerinin katındaki mükâfatları, kıyılarından ırmaklar akan ebedî Adn cennetleridir, ebedîdir onlar orada, Allah râzı olmuştur onlardan ve onlar da râzı olmuşlardır ondan; ve bu mükâfat, Rabbinden korkanadır.

 

99- ZİLZÂL SURESİ


Mekkîdir, sekiz âyettir.

(Sarsıntı anlamına gelen bu söz, ilk âyette anılır. İbn-i Abbas ve Katâde'ye göre Medenîdir, Dahhâk ve Atâ'ye göre Mekkîdir.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla

1- Yeryüzü, şiddetli bir depremle sarsılınca.

2- Ve yeryüzü, ağırlıklarını çıkarınca. 401[1]


[1] Ölüleri, yahut madenleri, defineleri.


3-
Ve insan, ne oluyor ki buna deyince.

4- O gün, bütün haberlerini anlatınca.

5- Çünkü Rabbin, vahyetmiştir, bildirmiştir ona.

6- O gün insanlar, gittikleri yerden gelirler, yaptıklarını görmek için.

7- Artık kim, bir zerre ağırlığı hayır yapmışsa görür onu.

8- Ve kim, bir zerre ağırlığı şer yapmışsa görür onu.

 

100- ÂDİYÂT SURESİ


(Soluya soluya koşanlar anlamına gelen bu söz, ilk âyette geçer. On bir âyettir, Medenîdir, Mekkîdir diyenler de vardır. Amr-ül-Ensâri oğlu Münzir kumandasında, Kinâne oğullarından Hayy boyuna bir ordu gönderilmişti. Dönüşleri gecikince münafıklar, hepsi de öldürülmüştür diye dedikoduya başladılar, bunun üzerine vahyedildi. Zât-üs-Selâsil savaşı dolayısıyla vahyedildi diyenler de vardır.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- Andolsun soluya soluya koşanlara. 402[1]


[1] Savaştaki atlar ve atlara binen savaş erleri.


2-
Tırnaklarıyle bastıkça taştan kıvılcım saçanlara.

3- Sabah çağı, düşmanı basanlara, derken her yanı toza, dumana boğanlara.

5- Derken düşman topluluğunun tâ ortasına dalanlara.

6- Şüphe yok ki insan, Rabbine karşı pek inatçıdır, pek nankördür.

7- Ve şüphe yok ki o, buna tanıktır.

8- Ve şüphe yok ki insan, hayrına yarıyan mala-mülke karşı da pek düşkündür, pek nekestir.

9- Fakat bilmez mi ki kabirlerdekiler, dışarı çıkınca.

10- Ve gönüllerdekiler, meydana vurulup bilinince.

11- Şüphe yok ki Rabbin, o gün, onların her şeyini bilir elbette.

 

100- ÂDİYÂT SURESİ


(Soluya soluya koşanlar anlamına gelen bu söz, ilk âyette geçer. On bir âyettir, Medenîdir, Mekkîdir diyenler de vardır. Amr-ül-Ensâri oğlu Münzir kumandasında, Kinâne oğullarından Hayy boyuna bir ordu gönderilmişti. Dönüşleri gecikince münafıklar, hepsi de öldürülmüştür diye dedikoduya başladılar, bunun üzerine vahyedildi. Zât-üs-Selâsil savaşı dolayısıyla vahyedildi diyenler de vardır.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- Andolsun soluya soluya koşanlara. 402[1]


[1] Savaştaki atlar ve atlara binen savaş erleri.


2-
Tırnaklarıyle bastıkça taştan kıvılcım saçanlara.

3- Sabah çağı, düşmanı basanlara, derken her yanı toza, dumana boğanlara.

5- Derken düşman topluluğunun tâ ortasına dalanlara.

6- Şüphe yok ki insan, Rabbine karşı pek inatçıdır, pek nankördür.

7- Ve şüphe yok ki o, buna tanıktır.

8- Ve şüphe yok ki insan, hayrına yarıyan mala-mülke karşı da pek düşkündür, pek nekestir.

9- Fakat bilmez mi ki kabirlerdekiler, dışarı çıkınca.

10- Ve gönüllerdekiler, meydana vurulup bilinince.

11- Şüphe yok ki Rabbin, o gün, onların her şeyini bilir elbette.

 

101- KÂRIA SURESİ


(Şiddetli gürültüyle gelip çatan felâket anlamına gelir ve ilk âyette geçer.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- O şiddetli bir gürültüyle gelip çatacak, yürekleri koparacak felâket.

2- Nedir o şiddetli bir gürültüyle gelip çatacak, yürekleri kopacak felâket?

3- Ve ne bildirdi sana, nedir o şiddetli bir gürültüyle gelip çatacak, yürekleri koparacak felâket?

4- O gün, insanlar, kendilerini ateşlere atan, dağılıp uçuşan pervanelere benzerler.

5- Ve dağlar, atılmış renkli pamuklara döner.

6- Artık kimin ki terâzilerindeki tartısı ağır gelir.

7- O, hoşnut, râzı bir geçimdedir.

8- Ve fakat kimin ki terâzilerdeki tartısı hafif gelir.

9- Onun, ana kucağı gibi sığınacak yeri, ana yurdu, cehennem uçurumudur.

10- Ve ne bildirdi sana, nedir cehennem uçurumu?

11- O, pek kızgın bir ateştir.

 

102- TEKÂSUR SURESİ


(Mal mülk, soy sop çokluğu ile övünme anlamınna gelir ve ilk âyette geçer. Sekiz âyettir, Medenîdir, Mekkîdir diyenler de vardır.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla




1-
Oyaladı mal-mülk çokluğuyla öğünmek sizleri.

2- Ziyâret edinceye dek kabirleri.403[1]


[1] Kabirleri ziyaret edip ibret alıncaya dek. Ölünceye dek. Bu ikinci anlamın şümulü vardır.


3-
İş öyle değil, yakında bilirsiniz.

4- Sonra da gene iş öyle değil, yakında bilirsiniz.

5- İş öyle değil, şüphesiz olarak iyiden-iyiye bir bilseniz.

6- Andolsun ki o koca cehennemi göreceksiniz.

7- Sonra da andolsun ki gözlerinizle göreceksiniz.

8- Sonra da andolsun ki o gün nîmetlerden soruya çekileceksiniz.

 

103- ASR SURESİ

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla

1- Andolsun zamana.404[1]


[1] Âyetteki "asr" sözü, zamana delâlet eder. İbn-i Abbas, Kelbi, Cubâi, bu fikri kabul etmişlerdir. Zaman, bütün olayları gösterdiği için büyük bir öğüttür, öğütçüdür, terbiyecidir âdeta. İkindi vaktidir diyenler de vardır.


2-
Şüphe yok ki insan, elbette zararda, ziyanda.

3- Ancak inananlar ve iyi işlerde bulunanlar ve birbirlerine gerçeği gözetmeyi ve sabretmeyi tavsiye edenler başka.

 

104- HUMEZE SURESİ


(İnce ince alay eden kovucular anlamına gelen bu söz, ilk âyette geçer.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- Bütün inceden-inceye alay eden kovucuların vay hallerine.

2- Öylesine ki mal yığar ve onu sayar-durur.

3- Sanır ki gerçekten de malı, onu ebedîleştirir.

4- İş öyle değil, andolsun ki o, kırıp döken, silip süpüren cehenneme atılır.

5- Ve ne bildirdi sana, o kırıp döken, silip süpüren cehennem nedir?

6- Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir.

7- Öylesine ateş ki yürekleri sarar, kaplar.

8- Şüphe yok ki üstlerine kapıları kapanmıştır.

9- Upuzun uzatılmış direklerle.

 

105- FÎL SURESİ


Habeş kıralı tarafından Yemen valisi tâyin edilen Ebrehe Yemen'de bir mabet yaptırmış, Kâ'be yerine Araplar tarafından o mabedin ziyaret edilmesini sağlamaya çalışmış, fakat bir başarı elde edememişti. Bunun üzerine Ka'be'yi yıkmaya karar vermiş ve bir orduyla Mekke'ye gitmişti. Bu ordu, büyük bir bozguna uğramış, yok olmuştu. Sûre, bu olayı nakletmektedir. Batı mütercimlerine göre orduda bulaşıcı bir hastalık zuhur etmiş, ölenlerin cesetlerini kuşlar, didik didik etmişlerdi. Bu orduda fil bulunduğundan ve henüz Araplarca umumi bir tarih kabul edilmediğinden o yıla "Fil yılı" demişlerdi. Hz. Muhammed (s.a.a)'in, bu olaydan elli, elli beş gün sonra doğduğu söylenir.


Rahman ve Rahîm Allah Adıyla

1- Fil ashâbına Rabbin ne yaptı, neler etti, görmedin mi?

2- Düzenlerini boşa çıkarmadı mı?

3- Ve onlara, çeşitli yerlerden bölük-bölük, birbiri ardınca kuşlar göndermedi mi?

4- Onları, balçıktan taşlarla taşladılar.

5- Onlar da içi boş ekin saplarına, kırılıp ezilmiş samanlara döndüler.

 

106- KUREYŞ SURESİ


(Sûrenin ilk sözü olan "Li ilâf" adıyla da anılır. Bundan önceki sûrede bildirilen olay işaret edilmede ve Kureyş'in, o büyük ordunun ağırlığını ganîmet olarak elde ettiği anlatılmadadır.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- Bunu da Kurayş'ın uzlaşması, hallerinin düzene girmesi için yaptı.

2- Yaz ve kış, alış-veriş için göçüp konarak yolculuk ederlerken uzlaşıp düzene girmeleri için.

3- Artık kulluk edin bu evin Rabbine.

4- Öyle Rab ki doyurdu da kurtardı sizi açlıktan ve emîn etti sizi korkudan.

 

107- MÂ'ÛN SURESİ


(İstenen şey ve bilhassa su, zekât anlamına gelen bu söz, sûrenin son âyetinde geçer. İlk âyetinde geçen din sözünü alarak "Din sûresi" diyenler de vardır. Mugıyra oğlu Velid, yahut Harb oğlu Ebu-Süfyan, yahut da Vâil oğlu Âs hakkındadır. Bâzıları, bir kısmı Medenîdir ve münafıkların başı Ubeyy oğlu Abdullah hakkındadır demişlerdir.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- Gördüm mü yalanlayanı dîni?

2- İşte budur o kimse ki horlar yetîmi.

3- Ve doyurmaz da, önayak olmaz da doyurmaya yoksulu.

4- Vay hallerine o namaz kılanların.

5- Öylesine namaz kılanların ki namazlarını unuturlar.

6- Ve onlar, bütün işlerini gösteriş için yaparlar.

7- Ve zekât vermeyi menederler.

 

108- KEVSER SURESİ


(İkreme ve Dahhâk'e göre Medenîdir.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- Şüphe yok ki biziz sana kevseri veren.405[1]


[1] Kevser, cennette bir nehirdir, bir havuzdur diyenler olduğu gibi bol hayır ve bereket, kesilmez soy sop, sayılmız ümmet anlamlarına geldiğini söyleyenler de vardır. Hz. Muhammed (s.a.a)'in, Kevser'in iki yanında inciden kaplar bulunan bir ırmak olduğunu, bu kapların yıldızlar kadar sayısız bulunduğunu söylediğini Buhârî tahric eder (al-Tecrid, 2, Kitâbu Tefsir-il-Kur’ân, 120).


2-
Artık namaz kıl Rabbine ve kurban kes sen.406[2]


[2] Kurban bayramı namazı ve kurban.


3-
Şüphesiz, sana buğzeden yok mu, odur nesli kesilen.

 

109- KÂFİRÛN SURESİ


(İnkâr etmek anlamına gelen Cahd sûresi de denir. Müşriklerin bir kısmı, Hz. Muham-med (s.a.a)'e, bir yıl sen bizim putlarımıza tap, bir yıl biz senin Tanrına tapalım demişler, bu sûre bu olay üzerine vahyedilmiştir.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- De ki: Ey kâfirler.

2- Tapmam sizin taptıklarınıza.

3- Ve siz de tapmazsınız benim taptığıma.

4- Ve ne ben taparım sizin taptıklarınıza.

5- Ve ne siz taparsınız benim taptığıma.

6- Size, sizin dîniniz, bana, benim dînim.

 

110- NASR SURESİ


(Feth sûresi de denir.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- Allah'ın yardımı ve fetih, gelip çattı mı. 407[1]


[1] Fetihten maksat, Mekke fethidir.


2-
Ve insanların, bölük-bölük, Allah dînine girdiğini gördün mü.

3- Artık, Rabbine hamd ederek tenzîh et onu ve yarlıganma dile ondan; şüphe yok ki o, bütün tövbeleri kabûl eder.

 

111- TEBBET SURESİ


(Ebu-Leheb ve hurma lifi anlamına gelen Mesed sûresi de denir)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- Elleri kuruyasıca Abû-Leheb ve kendi, kurudu da. 408[2]


[2] Ebu-Leheb, Hz. Muhammed (s.a.a)'in amcasıdır ve Müslümanlığın en büyük düşmanlarından biridir.


2-
Malı da bir fayda vermedi ona, kazandığı da.

3- Alev-alev yanan bir ateşe atılacaktır o da.

4- Ve odun hamalı, karısı da. 409[3]


[3] Ebu-Leheb'in karısı Ümmü Cemil, dikenler toplar, demet yapar, iple bağlayıp sırtına bağlar, getirir, Hz. Muhammed (s.a.a)'in geçeceği yollara döşerdi.


5-
Hurma lifinden örülmüş bir ip de güzelim boynunda.

 

112- İHLÂS SURESİ


(Tanrı'yı bir bilmek, tek tanımak anlamına Tevhid sûresi dendiği gibi "Kul hüvallah sûresi" de denir. Medenîdir de diyenler vardır.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- De ki: O Allah, birdir.

2- Her şey ve herkes, ona muhtaçtır, onun zevali yoktur, birşeye muhtaç değildir.

3- Doğurmaz ve doğmamıştır.

4- Ve ona, bir tek eşit ve benzer olamaz, yoktur.

 

113- FALAK SURESİ


(Bâzıları Mekkîdir demişlerdir. Bu sûreyle bundan sonraki son sûreye "Muavvezeteyn" denir. Bir Yahûdinin, Hz. Muhammed (s.a.a)'e büyü yaptığı, bir ipe üfürerek on iki düğüm bağlayıp bir kuyuya attığı, bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.a)'in hastalandığı ve bu sûrenin indiği, Hz. Muhammed (s.a.a)'in, Hz. Ali, Ammâr ve Zübeyr'i yollayıp o kuyunun suyunu boşalttırarak ipi buldurduğu ve bu âyetler okununca düğümlerin çözülüp Hz. Muhammed (s.a.a)'in iyileştiği rivâyet edilmişse de buna itiraz edenler de vardır. Onlara göre eğer Yahûdilerde böyle bir kudret olsaydı inananların çoğunu hasta ederler, öldürürlerdi. Kaldı ki Hz. Muhammed (s.a.a), peygamber olduğu için büyünün kendisine zarar vermemesi gerektir. Yahûdinin biri, böyle bir şey yapmışsa bile hastalığı ondan değildir, ancak o ipi buldurmakla hilelerini meydana çıkarmıştır (Mecma, 2, 633).)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- De ki: Sığınırım karanlığı yarıp ışıtan sabahın Rabbine.

2- Yarattığı mahlûkların şerrinden.

3- Çöküp etrafı kapladığı zaman karanlığın şerrinden.

4- Ve düğümlere üfleyen kadınların şerrinden.

5- Ve hasetçinin haset ettiği zaman, şerrinden.

 

114- NÂS SURESİ



Rahman ve Rahîm Allah Adıyla

1- De ki: Sığınırım insanların Rabbine.

2- İnsanların sâhibine.

3- İnsanların mâbûduna.

4- Gizlice, sinsi-sinsi vesveseler verenin şerrinden.

5- Öylesine ki insanların gönüllerine vesveseler sokar.

6- Cinden olsun, insandan olsun, bu çeşit kişilerin şerrinden.
Yüklə 2,91 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   67   68   69   70   71   72   73   74   75




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin