GöstergebiLİm görme



Yüklə 227.07 Kb.
səhifə1/5
tarix29.10.2017
ölçüsü227.07 Kb.
  1   2   3   4   5

GÖSTERGEBİLİM

Görme

Görme edimi sözcüklerden önce gelmiştir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek buluruz. İnsanoğlu konuşmadan önce görerek dünyayı tanımaya ve anlamlandırmaya başlar. Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştirmez. Düşündüklerimiz ya da inandıklarımız nesneleri görüşümüzü etkiler. Örnek vermek gerekirse insanların Cehennemi’in varolduğuna bugünkünden daha çok inandıkları Ortaçağda ateşin bugünkünden daha başka bir anlam taşıdığı kuşku gerektirmeyen bir gerçektir. Ateş onlara göre her şeyi yutan, kül eden bir şeydir. Oysa ilk insanlara göre ateş pişirmeden, korunmaya vazgeçilmez bir araç niteliği taşımıştır.



GÖSTERGEBİLİM NEDİR?

Göstergebilim en kısa ve bilinen anlamı ile göstergelerin bilimidir. Gösterge ilke olarak bu bilimin temelidir. Gösterge ise bir kavramla bir işitim imgesini birleştirir. Kitle iletişim araçlarına ait metin ya da türlerin birer gösterge sistemi olarak incelenmesini konu edinmektedir. Bu bağlamda reklam afişleri, reklam filmleri, sinema filmleri, giysiler, fotoğraflar, metinler vb. bunlar göstergebilimin inceleme alanlarını oluşturur. James Monaco’ya göre, göstergebilim , fizik, biyoloji gibi bir bilim dalı değildir, daha çok mantıksaldır. Göstergebilim, bize filmin yaptıklarını nasıl yaptığını tanımlamaya hizmet eden açıklayıcı bir sistemdir. Filmi açıklaması zor ama anlaması kolaydır. İletişim çalışmaları kapsamında, metin olarak filmlere, televizyon ve radyo programlarına, reklam posterlerine göndermede bulunulmaktadır.

Göstergebilim, iletişim için kullanılan her şeyin, sözcükler, görüntüler, trafik işaretleri, sesler, çiçekler, müzik ve tıbbi semptomlar gibi pek çok şeyin incelenmesidir. Göstergebilim, göstergelerin iletişimde bulunma yolları ve onların kullanımlarına egemen olan kurallar üstünde durmaktadır. Örneğin, sol yüzük parmağında var olan yüzük, evli olmanın göstergesidir. Gösteren yüzük gösterilen evlilik. Göstegebilimin ilk sorguladığı şey, anlamın ne olduğundan çok nasıl yaratıldığıdır.

GÖSTERGEBİLİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Yapısalcılık 1950’li yıllarda Roland Barthes ve Levis Strauss’un çalışmalarıyla popüler olmaya başlamıştır. Yapısalcılık görünen olay ve olguları anlamak için onların altında yatan yapıya bakmak gerektiği düşüncesi hakimdir. Yapısalcılık özellikle dil ve kültüre ilişkin çalışmalar üzerinde olmuştur. Her türlü dilsel süreci bir şifreleme olarak değerlendirir. Bu şifrelemenin çözümü için de dilin yapısı açığa çıkartılmalıdır. Aslında yapısalcı kültür ve dil incelemelerinin kökeni 1928’de Vilademir Propp’un yaptığı Masal’ın Biçimbilimi adlı çalışmaya kadar götürülebilir. Masalların ve hikayelerin birbirinden farklı konuları olmasına rağmen binlerce masalın ve hikyanenin yapısal olarak birbirine benzediği sonucuna varmıştır.

Göstergeleri inceleyen bir bilim dalı olarak göstergebilim, insanın gösterge oluşturma, göstergelerle sistem kurma ve bunlar kanalıyla iletişimde bulunmasını amaçlamaktadır.

İsviçreli Ferdinand de Saussure (1857-1913) göstergebilimin kurucularındandır. Saussure’e göre göstergebilim Yunanca “SEMION” (gösterge) ve “LOGIE” (bilim) sözcüklerinden meydana gelmiştir. Dünyanın diğer bir ucunda ise, göstergebilimin bağımsız bir bilimdalına dönüşmesini sağlayan Amerikalı felsefeci Charles Saunders Peirce (1839-1914) Saussure’den habersiz gösdtergebilimle ilgilenmiş ancak semiology yerine semiotics deyimini kullanmış ve mantıkla olan ilişkisi üzerine durmuştur. Peirce için önemli olan göstergenin mantıkla olan ilişkisidir. Göstergebilime yaptığı katkı göstergeleri çeşitli niteliklerine göre sınıflandırması olmuştur. Bu sınıflama günümüz göstergebilim normlarında hala geçerliliğini korumaktadır. Modern göstergebilim kuramcıları arasında Roland Barthes’ın çalışmaları yerini almaktadır.Fransız yaz ve düşünce ustası olarak tanınan Barthes göstergebilimin bağımsız bir bilim dalı olarak nitelik kazanması konusunda çalışmalar yapmıştır. Bundan sonraki tartışmalar, göstergebilim-dilbilim arasında odaklanan ilişki üzerine yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda Barthes, göstergebilimi dilbilimden daha geniş bir bilim dalı olarak görmektedir.

Prag dilbilim ekolünden olan dilbilimci Roman Jakobson’a göre, dilsel iletişimi inceleyen dilbilim merkezdir. İkinci sıradaki göstergebilim daha geneldir ve her türden iletişimi inceler, dilsel iletişimi de içine alır.

İtalya’da Umberto Eco, gösterge ve dil kavramlarıyla, insanı zihin yapısı arasındaki ilişkiler üzerinde düşünmeye başlamıştır. Modern göstergebilimin gelişmesinde Avrupa göstergebilimi çerçevesinde çalışan Louis Hjemslev, Algirdas Julien Greimas, Roman Jacobson, Julia Kristava gibi pek çok dilbilimcinin katkıları olmuştur. Modern göstergebilim kuramı çoğu zaman ideolojinin rolüne ağırlık vererek Marksist yaklaşımla iç içe çalışmaktadır.

Göstergebilim son yıllarda medya kuramları arasında en önemli yaklaşımlardan biri olmaya başlamıştır. Sinemaya, televizyona, tiyatroya, tıp alanına, mimariye, veterinerliğe ve iletişimle ile ilgili pek çok alana uygulanabilmektedir. Bazı göstergebilimciler her şeyin göstergebilimsel açıdan çözümlenebileceğini öne sürmektedir. Yorumlamaya dayalı bir bilim dalı olduğu için göstergebilim, küçük/büyük her şeyin anlamını açan bir anahtar gibi görülmüştür. Bir nevi dedektiflik vazifesi görür.

Göstergebilim ilk girişimlerinde model olarak dilbilimi almış ve dilbilimsel kavramları iletişim alanında kullanmışlardır. Bunlar, filmler, televizyon dizi ve programları, moda, reklamlar vb. enformasyon aktaran her şey olabilir. Bu iletişimsel fenomenlere text (metin) denmektedir. Ele aldığımız metni meydana getiren göstergeler sistemi üzerinde dikkatimizi odaklarız. Böylece bir filmde veya bir reklam afişinde bir an için görülen lüks bir salon (koyluk, antika bir masa, kristal avize, şık bir vazo, geniş tablolar vs. ) gösterenler olarak değil; sosyal durum (zenginlik-fakirlik), zevk, zarafet, incelik türünde anlamlar taşıyan göstergeler sistemi olarak algılanabilmektedir. Göstergebilimsel çözümleme metinlerin içinde bulunan anlamla ilgilenir, başka bir deyişle anlam göstergelerden ve göstergeler arası ilişkilerden ortaya çıkar.

1960’lı yıllardan sonra göstergebilim alanındaki çalışmalar hızlanmıştır.

Gösterge Kavramı

Göstergebilimde anlamın en küçük birimine gösterge denilmektedir. Kendisi o şey olmadığı halde, o şeyi çağrıştırarak iletişim sağlayan ve bir başka şeyi temsil eden her şey göstergedir. Örnek vermek gerekirse, Evliliğin göstergesi yüzüktür ama yüzük=evlilik değildir. Başka bir örnek de şu olabilir: sıcaklığı ölçtüğümüz derece bize sıcaklık hakkında bilgi veren bir araçtır. Bu aracı kullanabilmek için sayıları okumayı öğrenmiş olmamız ve her sayının bizim amacımız açısından taşıdığı değer hakkında bir fikrimiz olması gerekir. Bu bilgiye sahipsek kaynar suya elimizi daldırıp yanmamıza gerek kalmadan o aracı yani göstergeyi kullanabiliriz. Bu somut bir nesnedir ve bize bir durum hakkında bilgi verirler. Başka bir deyişle durumun kendisi değildirler ama o durum hakkında bir bilgiyi iletirler.Bu işi yapmak için üretilmiş olurlarsa olsunlar bu işi kendi kendilerine yapamazlar bizim onları uygun olarak kullanmamız gerekir. Dereceyi suya sokmazsanız suyun değil odanın sıcaklığını gösterir.

Aşağıda yer alan trafik işaretleri, sürücüleri arabanın önüne çıkacak hayvanlar konusunda uyarıyor. Bunlar da bir göstergedir ama yukarda bahsedilen gibi bir araç değildir. Bunların işleme geçmeleri için bir şey yapmak gerekmiyor bizim onları algılayıp yorumlamamız yeterli. Bizimle bir çeşit iletişim kuruyorlar.

c:\users\zeynep.varli\desktop\göstergebilim sunum\geyik.jpg c:\users\zeynep.varli\desktop\göstergebilim sunum\inek.jpg c:\users\zeynep.varli\desktop\göstergebilim sunum\ayı.jpg

AS

Sahip olduğumuz bir sürü ön bilgi sayesinde bu görüntülerde geyik, inek ve ayı olduğunu anlayabiliyoruz. Ayı’yı bir trafik işaretinde görmeye alışık olmasak da etraftan gelen ipuçlarına bakarak görüntüyü dikkat ayı çıkabilir şeklinde yorumluyoruz. Gördüğümüz yalnızca bir trafik işaretinin görüntüsü. Bu görüntü, bir trafik işaretin, çağrıştırıyor, gerçek bir trafik işaretinin yerini alıyor. Hiç trafik işareti görmemiş birisi bu görüntüyü bizim gibi yorumlayamayabilir.

Trafik işaretlerini tanıyan bizler, örneğin aşağıdaki iki görüntüyü yine ayı olarak tanıyoruz ama bunların bir trafik işareti olmadığını biliyoruz.

c:\users\zeynep.varli\desktop\göstergebilim sunum\ayı foto.jpg c:\users\zeynep.varli\desktop\göstergebilim sunum\ayı çizim 2.jpg

Bu iki ayı görüntüsü gerçek bir ayının yerini tutuyor ama çağrıştırdığı anlamlar farklı. Sözü edilen tüm bu göstergeler ister üç boyutlu bir araç olsunlar, ister iki boyutlu birer resim olsunlar, başka bir şeyin yerini tutuyorlar. Bu başka şey, bir durum, bir eylem, bir varlık olabiliyor. Yani göstergeler o şeyin kendisi değiller, gene de bize bir mesaj iletiyorlar, bildiğimiz bir şeyi çağrıştırıyorlar ya da bir yorum yapmamızı sağlıyorlar. Ancak bu iletinin yerini bulabilmesi için bizim o göstergeyi yorumlayacak, tanıyacak, anlayacak önbilgiye sahip olmamız gerekiyor.

İşlev açısından hep anlam aktarma özelliği taşır. Bu bakımdan, insanoğlunun anlama gücü gösterge üreten bir düzenek, göstergeler de anlam aktaran araçlardır.

Göstergeler, kelimelerden, görüntülerden, seslerden, renklerden, kokulardan, tatlardan, davranışlardan ve nesnelerden biçim almaktadır. Fakat asıl anlamı olmayan bu tür şeyler biz anlamla onları keşfettiğimiz zaman gösterge halini almaktadır. Biz nesneleri göstergeler gibi tanıdık gelenekler ile ilişkili olduklarında büyük ölçüde bilinçsizce yorumlarız. Göstergelerin anlamlı kullanımı göstergebilimi ilgilendirmektedir.1 Göstergebilim, göstergeler ve kodlar, mesajı üretmede, dağıtmada ve yorumlamada kullanılan göstergeler üzerine çalışmaktadır. Mesajlar, göstergelerden oluşmuş gibi görünmektedir ve kod olarak adlandırılan göstergeler sistemi ile aktarılmaktadır.2 Göstergebilim, göstergeler arasındaki ilişkileri araştırarak hem de gösterge türlerini saptayıp sınıflandırmaya çalışarak göstergeleri tanımlamaya çalışmaktadır. Toplum yaşamını ilgilendiren her türlü gösterge ile iletişim amaçlı tüm gösterge dizgelerini açımlamaya çalışan göstergebilim, bu dizgelerle taşınan anlamların oluşum aşamalarını ve yapılandırılışını incelemektedir.

Göstergebilim temel inceleme birimi olan göstergeye çeşitli bilim adamlarının yaklaşımları farklı olmaktadır. Bu doğrultuda;

1-Saussure’ün Gösterge Kavramı: Saussure’e göre, “dil göstergesi, bir nesneyle bir adı birleştirmez, bir kavramla bir işitim imgesini birleştirir.” Her gösterge görüntü, nesne, ses “gösteren” (göstergenin fiziksel boyutu ile temsil ettiği kavram yani “gösterilen”den (göstergenin kavramsal boyutu) oluşmaktadır. Göstergebilimde “gösterge” sözcük, görüntü ya da anlam üreten herhangi bir şey olabilir. Her gösterge, gösteren yani göstergenin maddesel, fiziksel varlığı ve gösterilen denilen kavramdan oluşur.

Gösterge


↙ ↘

İşitim İmgesi Kavram



Gösterge: “kedi” sözcüğü

Gösteren: “k-e-d-i” ses dizisi

Gösterilen: “kedi” kategorisi

Saussure’un önerisine göre, dilde gösteren ile gösterilen arasında nedensiz bir ilişki bulunmaktadır. Yazılı dilde YAĞMUR göstergesi altı harfin bir araya gelmesinden oluşan gösteren ve havadaki buharın su damlaları durumunda yere düşmesi olarak kabul ettiğimiz bir olgu, yağmur kavramı olan gösterilenden meydana gelmektedir. Dilbilimsel anlamda gösterge bir KAVRAM ile bir SES İMGESİNİN birleşimidir.

Saussure, dili bir yapı gibi ele almakta ve bu yapı içindeki olguları tek tek incelemektedir. Saussure, yeni bir bilim dalı olarak bilim dünyasına önerdiği bu disipline Semiology adını vermiştir. Avrupa’da bu yeni bilim dalı ile uğraşanlar Saussure’un takipçisi olmuş be sözcüğü kullanmayı yeğlemişlerdir.

Saussure ve Pierce arasındaki farklılıkların en önemlisi; semiotics’in göstereni incelemesine karşın, semiology’nin gösterileni incelemesidir.



2-Peirce’ın Gösterge Tanımı ve Gösterge Süreci: Amerikalı mantık bilimci Charles Saunders Peirce, Saussure’dan habersiz göstergebilim ile ilgilenmiş, ancak göstergebilim (semiology) yerine Semiotics deyimini kullanarak göstergelerin mantık ile ilişkisi üzerinde durmuştur. Bundan sonra onun takipçisi olan Amerikalı bilim adamları da Semiotics sözcüğünü bu disiplin için kullanmıştır. Ona göre göstergelerin mantıksal işlevi önemlidir. Pierce’ın gösterge tanımı şöyledir: “Bir gösterge, bir kişi için herhangi bir şeyin yerini, herhangi bir bakımdan ya da herhangi bir sıfatla tutan şeydir. Bu kişinin zihninde eşdeğerli bir gösterge ya da belki daha gelişmiş bir gösterge yaratır. Yarattığı bu göstergeyi ben birinci göstergenin yorumlayanı olarak adlandırıyorum. Bu gösterge bir şeyin yerini tutar; yani nesnesinin. Bu Semiosis Süreci diye adlandırılır.

Gösterge


↙ ↘

Yorumlayan Nesnesi

Semiosis Süreci anlamın oluşturulma sürecidir. Anlamlama sürecinde gösterge ya da gösteren, onun nesnesi ve yorumlayanı olarak tanımlanır. Nesne dış dünyadaki göstergenin yerinde duran şeydir, yani gösterge aslında onun içinde vardır. Yorumlayan ise, o sırada gösterge ile nesnesi arasındaki ilişkiyi üreten zihinsel etkidir.

Peirce’ın göstergebilim alanına getirdiği en büyük katkı göstergelerin dış dünyada üç biçimde, ikon, belirti ve simge olarak bulunduklarını belirlemesidir.

Pierce göstergeleri üçe ayırmaktadır. İkonlar, Belirtiler ve Simgeler.

Boyut

İKON

BELİRTİ

SİMGE

Gösteren

Benzeme

Sebep/Sonuç

Saymaca

Örnekler

Fotoğraf

Duman/Ateş

Haç/Bayrak

Süreç

Tanınabilir

Düşüncede canlanır

Öğrenilmek zorundadır

İKON GÖSTERGELER (Görüntüsel Gösterge)

Görüntüsel göstergenin özelliği temsil ettiği şeye benzemesidir. Gösterge bir fotoğraf ya da harita örneğinde olduğu gibi nesnesini temsil eder, İkon’dur. İkonlar nesnelerine aynen benzemektedir. Fotoğraf tam anlamıyla ikonik bir gösterge örneğidir. İkon, belirttiği şekli doğrudan temsil eder, canlandırır. Bir resim, bir desen ve bir fotoğraf bu tür özellik taşır.



BELİRTİ GÖSTERGELER

Belirti türü gösterge, bir neden-sonuç ilkesine dayanır. Eğer bir yerde duman varsa ateş de var demektir. Dumanın ateşin sonucu olduğunu bildiğimiz için, ateşi görmesek de var olduğunu düşünürüz. Burada gösterge yağmur ve duman gibi tam olarak nesnesine bağlanır, BELİRTİDİR. Peirce’ın belirttiği üzere, nesnesi ortadan kalktığı zaman kendisini gösterge yapan özelliği yitirecek olan ama yorumlan bulunmadığında bu özelliği yitirmeyecek olan bir göstergedir. Toprağın ve yerlerin ıslak olması az önce yağan yağmurun belirtisidir. İnsan vücudundaki yüksek ateş de bir hastalığın belirtisi sayılabilir.



SİMGE GÖSTERGELER

Simge, temsil ettiği şeyle olan ilişkisini bir uzlaşım sonucunda kurar. Sözlükteki her sözcük, bir uzlaşıma dayanır, dolayısı ile simgedir. O dili konuşanlar, bu sözcüğün ne anlama geleceği konusunda uzlaşmışlardır. Simgelerde biçimle içerik arasındaki ilişki nedenli değil uzlaşmaya bağlıdır. Gösteren ile gösterilen arasında doğal bir bağ bulunmaktadır.



3-Roland Barthes’a Göre Gösterge Süreci:

En basit tanımı ile gösterge, kendisi o şey olmadığı halde, o şeyi çağrıştırarak iletişimde bulunan araçtır. Göstergenin biçim ve içerikten oluşan ikili bir yapısı vardır. Gösteren “biçim”, gösterilen ise “içerik”tir.

Gösterge

↙ ↘


Gösteren Gösterilen

Biçim İçerik

Barthes’a göre, gösteren, gösterilen bir de bu iki terimin çağrışımsal toplamı olan gösterge vardır. Barthes göstergebilime yananlam kavramını getirerek gösterilen boyutunda daha derinlemesine okumalara gereksinim olduğunu öne sürmektedir. Gösterge kavramında en çok üstünde durulan “gösterilen”dir. Yani kavramın, içeriğin gerçek dünya ve kültürle olan ilişkisidir. Gösterilen hiçbir zaman dışımızdaki nesnelerin birebir kopyası değil aksine onların soyutlanmasıdır. Kavramlar elbette nesnelere bağlı olarak oluşur, ancak bu oluşum bir soyutlama sürecinden geçer.

Göstergelerin Özellikleri

A-Gösteren/Gösterilen İlişkisi

Göstergeyi oluşturan gösteren/gösterilen öğeleri aslında bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak iç içedir. Saussure’e göre, bu öğeler birbirine sıkı sıkıya bağlıdır ve aralarında çağrışım ilişkisi vardır.



c:\users\zeynep.varli\desktop\göstergebilim sunum\süperman.jpg

Gösterge- İnsan

↙ ↘

Gösteren Gösterilen

Süperman Süper Kahraman

Cesaret, Güç, Kahramanlık, Kurtarıcı

Gösteren Açısından Gösterge Türleri

Göstergeleri işitme, görme, tat alma, koku alma ve dokunma duyusuna ait olanlar diye duyu organlarımızın sayısına göre beş kümeye ayırmak mümkündür.

1-Kulağa yönelik göstergeler

2-Göze yönelik göstergeler

3-Koku göstergeleri

4-Tat göstergeleri

5-Dokunmayla iletilen göstergeler

Tren düdüğünün sesi yaklaşmakta olan trenin gösterenidir. Temiz kokan bir mekan insana mutluluk, ferahlık duygusu verir. Siren sesi saklanma uyarısı ya da felaket habercisi olabilir. Yumuşacık bir kürke dokunmak farklı bir duygu uyandırabilir.



B-Nedensizlik İlkesi

Dilbilimde gösterenle, gösterilen arasındaki önemi büyük olan bu ilişki nedensiz, güdümlenmemiş ve anormaldir. Ağızdan çıkan sözcükle onun alıcıda uyandırdığı kavram arasında mantıksal herhangi bir bağıntı yoktur. Kedi sözcüğü ile hayvan olan kedi arasında herhangi bir bağlantı söz konusu değildir. Göstergenin nedensizliği yani göstereni gösterilenle birleştiren bağ nedensizdir. Bu nedensizlik ilkesi dilbilime özgü kurallardandır. Gösteren ve gösterilen arasındaki bağ uzlaşmaya dayanır, doğal değil toplumsaldır.

E-V ses dizisi ile EV Kavramı arasında hiçbir ilişki yoktur. Bu kavrama yönelik İngilizler “h-o-u-s-e ses dizisini kullanmaktadırlar.

Ders 2____________________________________________________________________________



GÖSTERGEBİLİMDE KAVRAMLAR

A-METİN

Göstergebilimsel çözümlemelerde üzerinde çalışılan materyale metin denilmektedir. Metnin kapsamına yazılı metinlerden başka, çözümlemeye tabi tutulan bir fotoğraf, reklam afişi, TV dizisi, film vb. girmektedir.

Göstergebilimsel çözümlemede üzerinde inceleme yapılan metin ortaya konur, bazı elemanlar anlamlandırma için toplanırken diğerleri dışarıda bırakılır ve uzaklaştırılır. Metin okunması gereken bir söylem ve mesajlar bütünüdür.

Metinde mesajlar dizisel ve dizimsel olmak üzere iki eksende düzenlenmektedir.



B-DİZİ

Birbirinin yerine geçebilecek göstergeler arasındaki ilişki dizi ilişkisidir. Dizi bir sistemdir. Bu sistem içerisinden seçim yapılır. Örneğin alfabedeki harfler bir dizidir. Bu alfabe sisteminden seçilen harflerle sözcükler yaratılmaktadır. Dizilerin iki temel özelliği vardır:

1-Bir dizideki tüm birimlerin bazı ortak özelliklere sahip olması gerekiyor. Hepsi de belli bir sisteme ait olmalarını sağlayan bazı ortak özellikleri paylaşmak zorundadır. Örneğin alfabede yer alan simgelerin harf olma özelliği vardır orada noktalama işaretleri bulunmaz.

2-Dizideki her birimin diğerinden bariz bir biçimde ayırt edilmesi gerekmektedir. Bu özelliklere de ayırt edici özellikler denmektedir.

Dizi ilişkisinde en önemli eylem anlamı oluşturmada katkısı olacak elemanın seçilmesidir. Seçim dizgenin içinden yapılır ve bu dizgeden tek bir birim seçilir.

Örnek


Menü’den Yemek Seçme

ÇORBALAR

ANA YEMEK

SALATA

TATLI

Ezogelin

İmam Bayıldı

Mevsim

Şekerpare

Mercimek

Hünkar Beğendi

Çoban

Tulumba

Mantar

Tavuk Sote

Söğüş

Sütlaç

Dizi ve Dizimsel Sıralama

Bu listede yer alan başlıklar altındakiler Dizi’yi oluşturmaktadır. Televizyonda da değişen çekim ölçekleri diziye örnektir. Dizideki her birimin diğerlerinden kolay ayırt edici özelliklere sahip olmaları gerekmektedir.



Film ve Televizyonda Dizi İlişkisi

Televizyonda kesme, bindirme, kararma-açılma, efektler gibi çekimler arasındaki geçişler, çekim ölçekleri, kamera hareketleri, kamera açıları dizi örnekleridir.



Film ve Televizyonda Kullanılan Teknik Kod Dizi Örnekleri :

Çekim Ölçekleri Dizisi

Ayrıntı Çekim-Yüz Çekim-Baş Çekim-Omuz Çekim-Göğüs Çekim-Bel Çekim-Diz Çekim-Boy Çekim-Genel Çekim-Uzak Çekim-Çok Uzak Çekim



Kamera Hareketleri Dizisi

Pan (sağa-sola açı hareketleriyle çevrinme)

Tilt (Yukarı-aşağı açı hareketi)

Dolly (içe-dışa mekanizmayla kaydırma)

Truck (sağa-sola paralel kaydırma)

Zoom in/out (içe-dışa optik kaydırma)

Crane (yukarı-aşağı mekanizmayla kaydırma)

Öznel (Sübjektif) Kamera



Çekim Açıları Dizisi

Normal Açı

Alt Açı

Üst Açı


Çekim yaparken çekim açıları gibi, çekim ölçeklerinden biri diğerinin yerini alabilir. Çekim yaparken, çok uzak çekimin en ayırt edici özelliği doğal çevreyi de özne ile birlikte vererek izleyende mekan duygusunu yaratabilmesidir. Buna karşın yakın çekimde, izleyici oyuncuyla özdeşleşmekte ve bir yakınlık kurmaktadır, bu da mekanı oyuncudan soyutlamak anlamına gelmektedir. Bunu gibi çekim hareketleri, çekim açıları, kurgudaki geçiş özellikleri, renk seçimi, oyuncu seçimi, aydınlatma türleri, dekor ve kıyafetler, mercek çeşitleri vb. dizi kapsamına girmektedir. Kısaca sonuçlandırmak gerekirse, göstergelerin dizisel özelliklerinde “seçme” ön plandadır. Seçimin olduğu her yerde ANLAM bulunmaktadır. Çoğu zaman seçilmeyen birimler de seçilen şeyin anlamını belirlemektedir. Aşağıda verilen örnekte film çeken yönetmen, bir adamın şehre girmesi çekimi için seçebileceği bir dizi seçenek (koşarak, trenle, eşiyle, atıyla, yürüyerek dizisi) arasından birini seçer. Senaryo yazarı ya da yönetmen kente girme biçimleri dizi içinden “koşarak” şıkkını seçebilir ve “Adam koşarak kente girdi” dizimini kurabilir. Çekim aşamasında yapılan seçimler yalnız bununla kalmaz yönetmen çekim ölçekleri, kamera hareketleri, kamera mercekleri, filtreler, aydınlatma, oyuncu tercihi, renk, dekor ve kıyafet vb. diziler arasından anlatıma en uygun olanını seçer. Çekimlerde yapılan seçimler sonucundan da kurguda bileştirilerek önce sahne ve planlarını oluşturur. Filmin tümü izlendiğinde dikine uzanan eksenin dizisel boyutu, yatay olarak uzanan eksenin ise dizimsel boyutu oluşturduğu görülmektedir.

Anlam; SEÇME ve BİRLEŞTİRME yoluyla yaratılmaktadır.

Foto

Göstergebilimci tarafından kullanılan yapılsalcı yöntem, dizisel olarak ikili ya da birbirinin zıttı karşıtlıkların ortaya çıkarılmasını içermektedir. Tercih edilen okumaları biçimlendiren bu tür karşıtlıklar, metinlerin yapısındaki derin ya da gizli anlam düzlemi olarak görülmektedir. Aşağıdaki ikilikler belli ideoloji anlatımlarında en çok kullanılan karşıtlıklardır: erkek/kadın, yaşlı/genç, biz/onlar, kahraman /kötü adam, düzen/kaos, zengin/fakir, eski/yeni, özgürlük/bağımlılık, yukardakiler/aşağıdakiler, güçlü/zayıf, varlık/yokluk…



Каталог: 2015
2015 -> Dərs vəsaiti, Bakı, Çaşoğlu -2003 A. M. Qafarov Standartlaşdırmanın əsasları
2015 -> Azərbaycan Respublikası Kənd Təsərrüfatı Nazirliyi Azərbaycan Respublikası Təhsil Nazirliyi Azərbaycan Dövlət Aqrar Universiteti
2015 -> AZƏrbaycan əraziSİNDƏ İBTİDAİ İcma quruluşU
2015 -> АзярбайжАН РЕСПУБЛИКАСЫ ТЯЩСИЛ НАЗИРЛИЙИ азярбайжан дювлят игтисад университети
2015 -> Mühazirə Mövzu: Sertifikasiyanın mahiyyəti və məzmunu. Plan əsas terminlər və anlayışlar
2015 -> Mühazirəçi: T. E. N., Prof. İ. M.Əliyev FƏNN: avtomatikanin əsaslari mühazirə 15
2015 -> Ali təhsil müəssisəsinin Nümunəvi Nizamnaməsi"nin və "Azərbaycan Respublikası Nazirlər Kabinetinin dəyişiklik edilmiş bəzi qərarlarının siyahısı"nın təsdiq edilməsi haqqında Azərbaycan Respublikasının Nazirlər Kabinetinin Qərarı
2015 -> AZƏrbaycan respublikasi təHSİl naziRLİYİ azərbaycan döVLƏT İQTİsad universiteti
2015 -> Mühazirəçi: T. E. N., Prof. İ. M.Əliyev FƏNN: avtomatikanin əsaslari mühazirə 22 MÖvzu: telemexanik sistemləR


Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə