I d I n I a V a 3IV1ho nin

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 8.6 Mb.
səhifə15/140
tarix30.12.2018
ölçüsü8.6 Mb.
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   140

SULTAN AHMED KÜLLİYESİ 56

doğrultusunda uzanmaktadır. Arasta temellerinin kısmen eski Bizans sarayının kalıntıları üzerine oturtulduğu, 1930'larda Edinburg St. Andrew Üniversitesi tarafından yürütülen kazılarda ortaya çıkmıştır. Arastanın bir bölümü Büyük Saray'a ait döşeme mozaiklerinin yerlerinde korunması ve sergilenmesi amacıyla Mozaik Mü-zesi'ne(->) dönüştürülmüştür. Külliye yapılarının bir bölümü zamanın olumsuz etkileri, yeni yapılanma istekleri ve çevreyi etkileyen yangın ve depremlerden hasar görmüş ve ortadan kalkmıştır. Güneybatı yönünde, Tavukhane Sokağı üzerinde yan yana iki kemerli kapı bulunmaktadır. Bunlardan batıdakine bitişik bir sebil ve çeşme vardır. Kitabesinin yarısı korunabilen sebil, kapıyla birlikte yapılmış gibi bir izlenim vermektedir. Kesme küfeki taşından yapılmış olan anıtsal kapıdan tonozlu bir geçitle dış avlunun kıble duvarı önündeki terasa ulaşılmaktadır, ikinci kapının kiraya verilen büyük evlerden birine açıldığı tahmin edilmektedir. Sebil ve çeşmenin güneybatısında muhtemelen bir dizi odaya ait, yalnız alt kat duvarları kalmış bir bölüm vardır. 19. yy'ın ikinci yarısında külliyenin güneybatı ucundaki yapılarda da değişiklik yapılmış, darüşşifa yerini Sanayi Mektebi'ne(->) bırakmıştır. Külliyenin Hip-podrom'a açılan güney cephesinde yer alan iki mahzen, 1894 depreminden sonra yenilenen Sanayi Mektebi yerine yapılan Ziraat, Orman ve Maadin Nezareti binası altında kalmıştır. Dükkânların çoğu ve kira odaları, evler yok olmuştur. Bugün Marmara Üniversitesi-») rektörlüğü olarak kullanılan binanın yapılışı sırasında burada yer alan külliyeye ait dükkânlar da bu binaya katılarak ortadan kaldırılmış olmalıdır. 1912'deki Ishakpaşa yangınında külliyenin Kabasakal Camii ve arasta yönündeki kısmı zarar görmüştür.



Külliye Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa' nın(-») eseridir. Cafer Çelebi tarafından hazırlanan Risale-i Mimariye'de Mehmed Ağa'nın yaşamı ve mesleki gelişimi konusunda geniş bilgi verilmektedir. Mehmed Ağa'nın adı, en büyük eseri olan Sultan Ahmed Külliyesi'nin yapımı ile ilgili belgelerde geçmekte, ayrıca caminin meydana bakan kapılarından kuzeydoğudakine bitişik sebilin kitabesinde yer almaktadır.

Külliyenin Yapım Evreleri: Külliyenin ilk yapısı camidir. İnşaatın yapılacağı alan istimlak edilip mevcut yapılar yıkıldıktan sonra 9 Kasım l609'da temel kazımına başlanılmıştır. Temelin kazılışında önce Şeyhülislam Mehmed Efendi ve dönemin önemli din adamı Aziz Mahmud Hüdaî(->), sonra Sadrazam Davud Paşa ve diğer vezirler, kazaskerler, hazır bulunan ulema, dualarla kazı işine girişmişler, daha sonra padişah bu töreni seyrettiği yüksek köşkten inerek Topkapı Sarayı'nda sergilenmekte olan kadife saplı kazma ile yorulun-caya kadar çalışmıştır. Temel çukurları açıldıktan sonra zemine dayanıklı ağaçlardan yapılmış kazıklar çakılmış ve uğurlu bir zaman araştırılıp seçilerek 4 Ocak 1610 Pazartesi günü temel atılmıştır. Törende hazır bulunan önemli kişiler, kendi-

leri için taşçı ustaları tarafından hazırlanan taş bloklarını temel çukuruna indirerek kıble duvarının yapımını başlatmışlar; padişah bu vesileyle kurbanlar kestirmiş, çeşitli ihsanlarda bulunmuştur. 7 yılı aşan yoğun bir çalışmayla yapımı tamamlanan caminin kubbesinin kilit taşının konulması dolayısıyla 9 Haziran I6l7'de büyük bir tören yapılmıştır. Bu tarihte külliyenin tümü bitirilememiş, ancak hünkâr kasrı, caminin dış avlu duvarları ve arasta tamamlanabilmiştir. Arasta dükkân dizisi içinde bulunan ve Atmeydanı'na bakan sebillerde bulunan kitabeler 1026/1017 tarihlidir. Kitabeleri bulunmayan diğer külliye öğelerinin bir bölümünün yapım tarihlerini inşaat belgelerinden yararlanarak saptamak mümkün olmaktadır. İnşaat defterlerine göre yapımına lölö'da başlanan imaretin yapımı l6l9'da sürmektedir. Aynı sırada medrese, dış avlu kapılan üzerindeki odalar, abdest yerleri üzerindeki çatı, dükkânlar ve kahvehane yapımının tamamlanmasına çalışılmaktadır. Darüşşifa ve I. Ah-med'in ölümü üzerine yapımına I6l7'de başlanılan türbe, girişindeki kitabeye göre 1028/l6l9'da tamamlanmış, böylece külliye yaklaşık 10 yıllık bir sürede bitirilmiştir.

Sultan Ahmed Külliyesi'nin



vaziyet planı. Doğan Kuban

Genel Yerleşme Düzeni ve Külliyenin Programı: Sultan Ahmed Külliyesi, külliye için sağlanabilen arsanın durumu ve programı nedeniyle Fatih ve Süleymaniye gibi büyük sultan külliyelerinde görülen, medreselerin tekrarından oluşan simetrik gruplaşmalara, düzenli bir geometrik şemaya sahip değildir. Külliye yapılarının büyük bir bölümü kıble ve ona dik doğrultu esas alınarak yönlendirildiklerinden, temelde bir yön ve düzen fikri gözlenmektedir. Ayrıca işlevsel kümelenmeler yapılarak, cami ve hünkâr kasrı, imam odaları, eğitim yapıları -medrese, darülkurra, sıb-yan mektebi, sağlık ve sosyal dayanışma yapıları -darüşşifa ve imaret (mutfak, fırın, kiler), vakfa gelir sağlayan arasta, hamam ve kira odaları yakın ilişkiler içinde düşünülmüştür. Bugün bir bölümü yok olan vakıf yapıları sayı ve isimleriyle "Aka-rat-ı Vakf-ı Şerif" defterinde belirtilmiştir. Böylece yerleri tam belirlenemese de, camiyi çevreleyen alandaki vakıf yapılarının kapsamı bir ölçüde anlaşılabilmektedir. Defterdeki dizilişe göre külliye bünyesinde bulunan vakıf yapılan şöyle sıralanmaktadır: l- Cami-i şerif yakınındaki tek hamam, 2- Cami mihrabı önündeki kubbeli odalar (36 adet), 3- Mehmed Paşa Sara-

yı'nın yerinde tahtanı ve fevkani odalar (18 adet), 4- Mehmed Paşa Sârayı'nın yerinde Ali Paşa Vakfı için yapılan odalar (17 adet), 5- Mesih Paşa Sârayı'nın kapısı tarafındaki odalar (3 adet), 6- Cami yakınındaki kubbeli odalar altında yer alan dükkânlar (39 adet), 7- Mehmed Paşa Sarayı yeri karşısındaki kubbeli odalar altındaki dükkânlar (33 adet), 8- Cami-i şerif mektephane-si yakınındaki fevkani ve tahtanı dükkânlar (8 adet), 9- Darülhadis medresesi yakınındaki odalar (11 adet), 10- Atmeyda-m tarafında türbeye bitişik dükkânlar (6 adet), 11- Yıkılan Arslanhane ve Abdül-gani Efendi'nin evi yerinde dükkânlar (5 adet?) 12- Ali Çavuş'un evi yanında, At-meydanı karşısında ve imaret yanında odalar, evler (4 adet), 13- Kasr-ı Hümayun'un altında, köşe çeşmesi yanındaki dükkânlar (7 adet), 14- Top Arabacıları Meydanı yakınında tahtani ve fevkani odalar (20 adet), 15- İmaret-i Âmire duvarındaki dükkânlar (8 adet), 16- Mahzen (2 adet), 17- Darüşşifa hamamı 18- Oda (2 adet). Bu yapılardan bugün var olan ve kolayca teşhis edilebilenler arasta ve darüşşifa hamamları, türbeye bitişik dükkânlar, Kasr-ı Hümayun'un altında, köşe çeşmesi yanındaki dükkânlar ve mahzenlerdir. Cami mihrabı önündeki 36 adet kubbeli oda ve mektep yakınında olduğu belirtilen 8 adet fevkani ve tahtani dükkânlar, darülhadis medresesi yakınındaki 11 oda, Atmeydanı karşısında ve imaret yanındaki 4 adet ev, İmaret-i Âmire duvarındaki 8 dükkân yok olmuştur. Mehmed Paşa Sârayı'nın yerinde Ali Paşa Vakfı için yapılan 17 adet odanın ve Mesih Paşa Sârayı'nın kapısı tarafındaki 3 odanın ve yıkılan Arslanhane ve Ab-dülgani Efendi'nin evinin yerine yapılan 5 dükkânın (?) yeri saptanamamaktadır. Bugün Arasta Sokağı'nm batı yanını oluşturan, kuzeyde batıya, güneyde doğuya doğru dönerek toplam 39 dükkândan oluşan dizi, kubbeli odalar altındaki dükkânlardır. Bu dizinin karşısında yer alan ve kuzey ucunda sebil bulunan dizi ise belgelerde "Mehmed Paşa Sarayı yeri karşısındaki kubbeli odalar" altında oldukları belirtilen 33 dükkândır.

Cami: Osmanlı mimarlığında özel bir yeri olan Sultan Ahmed Camii, geniş bir re-vaklı avlu ve ona eş boyutlu bir iç mekândan oluşmaktadır. Dış avlu zemininden basamaklarla yükseltilen yapıya mermer merdivenlerle çıkılmaktadır. Avlunun anıtsal girişi Atmeydanı yönündedir. Kita-beli bir taç ve küçük bir kubbeyle sonla-nan mukarnaslı kapı, caminin giriş cephesine doğru güzel bir bakış sunmaktadır. Mermer döşeli olan avlunun ortasında sekizgen planlı, kubbeyle örtülü bir fıskiyeli havuz yer almaktadır. Bu camide, daha öncekilerden farklı olarak, Sedefkâr Mehmed Ağa, abdest musluklarını avlunun yan duvarlarına yerleştirmiş ve abdest alanlarını hava koşullarından korumak için üstüne bir sundurma yapmıştır. Evliya Çelebi muslukların üstünde yer alan sütunlu galerilerin kalabalık cemaat olduğunda ibadet için kullanıldığını söylemektedir. Caminin avlu yan cephesine derinlik katan

Sultan Ahmed

Camii'nin

izometrik

çizimi.


Kânı Kuzucular

5 7 SULTAN AHMED KÜLLİYESİ

üçer şerefelidir ve kütleleri avlu duvarından dışarı taşmayacak şekilde yerleştirilmiştir. Bu özel ayrıntıyla, daha önceki uygulamalarda cami ile aynı genişlikte olan avlu burada genişlemiştir. Evliya Çelebi cami kütlesine bitişik, üç şerefeli minarelerin yalnız alemlerinin değil, külahlarının da altınla kaplı olduğunu, güneşte parladığını kaydetmiştir. Minareler zaman içinde onarılmışlar ve petekleri yenilenmiştir. İlk yapılışında minarelerin çini bezemeleri olduğu inşaat defterlerinden öğrenilmektedir. Şadırvan avlusu, eş açıklık ve yükseklikteki kemerlerle dört yönde çevrilmiştir. Yan girişler zengin profil takımlarıyla çerçevelenen kemerli kapılar şeklinde düzen-

.v'.lî-Sffl f;-t--->-?._ M ~- -;•=."_•;,• ...i-1

Meiling'in bir gravüründe Sultan Ahmed Külliyesi. Melling, Voyage/Zeynep Ahunbay arşivi

SULTAN AHMED KÜLLİYESİ 58

59

SULTAN AHMED KÜLLİYESİ

kın bir konumda bulunması ve türbeye geniş bir pencereyle açılması, yapının darülkurra olduğunu destekleyen özelliklerdir. Medrese Sokağı üzerinde yer alan basık kemerli bir kapıdan girilen darülkur-ranın içinde yer aldığı avlu, aslında türbenin arka bahçesidirr Önünde girişi koruyan ahşap bir saçağı olan bina kare planlıdır ve pandantifli bir kubbeyle örtülüdür. Bina türbenin çıkıntı yapan güneybatı kısmına çok yanaştırılmış fakat tam bitiştirilmemiş, arada (sonradan?) yanları duvarla örülen bir aralık bırakılmıştır.

Sıbyan Mektebi: Dış avlu duvarına birleşen mektep beşik tonozlu bir zemin kat üzerinde yükselmektedir. Zemin katta bir çeşme ve dükkânlar, üst katta kare planlı bir dershaneyle merdiven sahanlığına bitişik bir hela yer almaktadır. Dershanenin sağır olan kuzey duvarında ortada ocak, yanlarda birer niş bulunmaktadır. Dış görünüşüyle Kuyucu Murad Paşa Sıbyan Mektebi'ni andıran yapının güneydoğu ve güneybatı cephelerinde üç alt, üç üst pencere bulunmaktadır. 1912 yangınında harap olan yapının onarım öncesi fotoğraflarında üst katın dört duvar halinde olduğu görülebilmektedir. Şu anda içten çıtalı tavan, dıştan kurşun örtülü kırma çatıyla örtülü olan binanın ilk tasarımında kubbeli olup olmadığını anlayabilmek için örtüye geçiş bölgelerinde araştırma yapılması gerekmektedir. Ancak duvarlar sıvalı oldu-



Sultan Ahmed Külliyesi'nin Ayasofya'dan görünümü. Ahmet Kuzik, 1993

lenmiştir. Caminin mukarnaslı girişi son cemaat yerinin ortasmdadır. Ana girişten başka, yan cephelerde önü revaklı girişler vardır. Cemaat tarafından kullanılan iki yan girişin yamsıra, Evliya Çelebi tarafından "imam" ve "hatip" kapıları olarak tanımlanan iki de yan kapı bulunmaktadır. Kıble duvarına bitişik revaklar içinde yer alan bu kapılar, özel bir biçimlenme göstermemektedir. Cami iç mekânı dört ayağa oturan merkezi kubbenin dört yarım kubbeyle çevrelenmesinden oluşan bir düzene sahiptir. Burada Mimar Sedefkâr Meh-med Ağa yarım kubbeleri Şehzade Ca-mii'nde olduğu gibi doğrudan yan duvarlara oturtmamış, yükleri bağımsız ayaklar üzerine alarak mekânın sınırlarım yanlara doğru genişletmiştir. Osmanlı mimarlığında Sultan Ahmed Camii dört ayağa oturan kubbe düzeninin mekân gelişimi açısından son noktasına eriştiği yapıdır. Bu güzel iç mekân özenle yapılmış, döneminin baş eserleri olan mihrap, minber, hünkâr ve müezzin mahfili gibi mimari ayrıntılarla bezenmiştir. Ayrıca kilim ve halılar, renkli cam pencereler, renkli taşlar, kalem işleri, sedefkâri kapılar, pencere kapaklan, rahleler, kubbeye asılan devekuşu yumurtaları, avizeler bu mekânı görkemli kılmıştır. Özgün bezemelerin, mobilya ve aksesuvarların tümünün günümüze ulaşamamasına karşın, kıble duvarı pencere içlerinde Mimar Sinan'ın Rüstem Paşa ve Selimiye camilerinde uyguladığına benzer mermer mozaik bezemeler ve hünkâr mahfilinin altındaki tavan bezemesi korunmuştur. Cami duvarlarını süsleyen çiniler de anıtın ilk günkü görkemi hakkında fikir vermektedir. İznik'te yapılan 20.000'i aşkın çininin mekâna verdiği renk dolayısıyla yabancılar tarafından "Mavi Cami" olarak anılan bu görkemli anıtın, son yıllarda yapılan onarımı sırasında 19. yy'ın sonun-

daki onarıma ait, çivit mavisinin egemen olduğu kalem işleri kaldırılmış ve bezemeler, araştırmalar sonucu bulunan klasik dönem motif ve renk izlerine dayanılarak yenilenmiştir.

Üst Kat: Sultan Ahmed Camii'nde, yarım kubbe ayaklarıyla duvar arasında kalan payanda arası bölgeleri, üst katın iç mekânın bütünlüğü zedelenmeden yerleştirilmesini olanaklı kılmıştır. Caminin üç duvarında yer alan payandalara bağlı olarak biçimlenen üst katın, kıble duvarı ile ona yakın payanda arasında kalan ve ayrı girişleri olan özel bölümleri dışındaki kısmı, payanda içindeki geçitlerle birbirine bağlanmaktadır. Camiyi üç kenarı boyunca çevreleyen bu döşemenin yalnız ana giriş üzerindeki bölümü cami içine doğru bir çıkıntıyla genişletilmiştir. Diğer kısımlardan iki basamak daha yüksek olan bu bölümü kuzeybatı yönünde sınırlayan duvar, cami ana girişi üzerine rastladığından sağır bırakılmış ve cami için hazırlanan en güzel panolar buraya yerleştirilmiştir. Galerinin kıble duvarı ile ona yakın payanda arasındaki bölümleri doğuda hünkâr mahfili, batıda kitaplık olarak düzenlenmiştir. Üst katta son cemaat yerine açılan iki mükeb-bire yer almaktadır. Parmaklığı takılmayan iki pencere, kapı gibi kullanılarak bu balkonlara geçiş sağlanmıştır.

Hünkâr Kasrı: Padişahın namazdan önce ya da sonra oturup dinlenebileceği, sohbet edebileceği bir yapı olarak tasarlanan hünkâr kasırlarının bilinen ilk örneği I. Ahmed tarafından yaptırılmıştır. Çeşitli onarımlarla günümüze ulaşan kasır birçok özgün ayrıntısını yitirmiş, son onarımını 1949 yangınından sonra geçirmiştir. Dış avlu zemininden kısa bir rampayla çıkılan yapı yüksek bir bodrum üzerinde yükselmektedir. Giriş katında bir koridorla ulaşılan iki oda yer almakta-

dır. Holün doğu duvarında yer alan kapı, bu yönde bir bağlantının varlığına işaret etmektedir. Ancak bu yönde bulunan yapı/yapılar hakkında ne yazılı, ne de görsel malzeme bulunmaması, niteliklerinin anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Giriş holünden padişahın kullanımına ayrılan üst kata bir rampayla ulaşılmaktadır. Osmanlı mimarlığında ilk kez burada, padişahın tahtırevan veya atla üst kata ulaşmasını sağlayan rampalı düzen kurulmuştur. Bir iç sokak gibi ele alınan rampa, demir parmaklıklı pencerelerle avlu yönüne açılmaktadır. Üst katta Türk evine özgü bir galeri düzenlemesi gözlenmektedir. Dış avlu yönü pencereli bir duvarla sınırlanan hayatın Boğaz cephesinde kasrı camiye bağlayan galeriyi taşıyan bir sütun dizisi yer almaktadır. Kasrın padişah için ayrılan bölümü birbirine bitişik ve birinciden geçilerek ulaşılan iki odadır. Her iki odada da benzer mimari öğeler, ocak, niş, pencereler bulunmaktadır. Kasır, öndeki baş o-daya daha iyi görüş açısı sağlamak amacıyla Boğaz ve Marmara'ya dik olarak yerleştirilmiştir. Özgün çatı ve bezemeleri yok olan kasrın değerli kumaş, kilim, halılarla döşendiği inşaat defterinde satın alman eşyalar listesinden öğrenilmektedir. Hünkâr mahfili de yedi kandilli gümüş fener, fıstıki gümüş top, nakışlı devekuşu yumurtası, kırmızı billur bardak, fağfuri sürahi, fildişi ayna, altın yaldızlı kozalak, sedefkâri ibrik gibi 90'ı aşkın değerli eşya ile donatılmıştır.

Türbe: Külliyenin kuzeydoğu köşesine yerleştirilen türbenin kapalı kısmı, tek kubbeyle örtülen kare planlı büyük bir mekânla, güneybatıya yönelen bir çıkıntıdan oluşmaktadır. Yapımına I. Ahmed öldükten sonra, I. Mustafa döneminde (1617-1018) başlanılan yapı II. Osman döneminde (1618-1622), 1028/1619'da tamamlanmıştır. Kuzeydoğu yönündeki giriş önünde yer alan revakta, yanlardan daha geniş tutulan orta kısım girişe ayrılmış, yanlarda döşeme yükseltilerek sofalar düzenlenmiştir. Sultan Ahmed Türbesi'nin 16. yy sultan türbelerinden ayrılan başlıca özelliği, iç koridorlu mekân düzeninden ve çift cidarlı örtüden vazgeçilmesidir. içte çini, kalem işi, . malakâri gibi yüzey bezemeleriyle, dışta mermer kaplama ve üç kadı pencere düzeni ile daha önceki sultan türbelerinin bezeme özelliklerini sürdüren Sultan Ahmed Türbesi'nde, yan cephelerdeki pencere sıralanışı asimetrik düzeniyle dikkati çekmektedir. I. Ahmed'in sandukası hizasına gelen pencerelerin diğerlerinden daha büyük yapılması, cephede alışılmadık bir etki yaratmaktadır . Türbede L Ahmed'in yanında eşi Kösem Sultan(->), oğulları II. Osman ve IV. Murad, torunları gömülüdür. Türbe ile simgesel ilişkileri olan sebil 19. yy'da yıkılarak yerine muvakkithane yapılmıştır. Aynı tarihte saçakların ve iç bezemenin de elden geçtiği, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'ndeki D. 5216 sayılı belgeden öğrenilmektedir.

Darülhadis Medresesi: Külliyenin kuzeydoğusunda, türbeye yakın bir konumda yer alan medrese, uzun ekseni kıbleye



Sultan Ahmed Camii'nin duvarlarım süsleyen çinilerden ayrıntılar. *& Tahsin Aydoğmuş

Sedef kakmalı

pencere

kanatlarıyla



Sultan Ahmed

Camii'nin

içinden bir

görünüm.


Tahsin Aydoğmuş

paralel doğrultuda olan dikdörtgen planlı bir avlu çevresinde şekillenen revaklar, hücreler ve mescit-dershaneden oluşmaktadır. Kuzeybatı cephesinin ortasında yer alan giriş, hücre dizisi arasında bırakılan bir geçitle revaklara bağlanmaktadır. Dikdörtgen planlı avlunun ortasında dairesel planlı bir mermer havuz bulunmaktadır. Havuzun üstünde altı sütunla taşınan bir çatı olduğu, kalan izlerden anlaşılmaktadır. Hücrelerin çoğunun hem dışarıya, hem re-vağa açılan pencereleri vardır. Her hücrenin temel donatısı nişler ve bir ocaktır. Hücre dış duvarlarının çizdiği büyük dikdörtgenin kuzey köşesine bitiştirilen dershanenin girişi, hücre dizisinin kuzeydoğu kenarında bir hücrelik yer boşaltılarak sağlanmıştır. Revak döşemesinden üç basamakla yükseltilen dershanenin aynı zamanda mescit olarak kullanıldığı, kıble duvarında yer alan mihraptan anlaşılmaktadır. Medresenin güneydoğu kenarının ucundaki iki hücrelik alan helalara ayrılmıştır. Yanı tümüyle kesme taştan yapılmıştır. Boyut ve cephe düzeniyle hücrelerden ayrılan dershane kütlesi, kuzeybatıda hücre dizisinin ucuna birleşmektedir. Cephelerde iki katlı pencere düzeni -altta dikdörtgen çerçeveli pencereler üstünde, ortadaki daha yüksek olan, üzeri kemerli üç pencere- yer almaktadır. Dershanenin bir köşeye iliştirildiği plan düzeni Sultan Ahmed Medresesi'nde ortaya çıkmış, daha sonra kullanılmamıştır. Yapının genel uygulamalardan ayrılan diğer bir özelliği hücrelerinin avluya açılan iki katlı pencere düzenine sahip olmasıdır. Aynı dönemin diğer medreselerinde 12-16 hücre bulunmasına karşılık, bu medresenin 24 hücresi olması ise yaptıranın padişah olması; vakfının daha güçlü mali kaynakları bulunmasıyla açıklanabilir. 1869 ve 1914 tespitlerinde işler durumda olan medresenin faaliyeti 1924'te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile durdurulmuştur. 1935'te onarılan ve avlusu camlı bir çatı ile örtülen bina o tarihten bu yana Başbakanlık arşiv deposu olarak kullanılmaktadır.

Darülkurra: Türbenin güneybatısında bulunan ve bir süre türbedar evi olarak kullanılan kare planlı, tek kubbeli yapının darülkurra olduğu T. Öz tarafından ileri sürülmüştür. I. Ahmed Türbesi'ne ya-

ğu için gözlem yapmak mümkün olamamıştır. Yapının kuzeydoğu cephesinde özgün duvar örgüsüne ait iri bloklar görülebilmektedir. Yangından çok hasar gören diğer cepheler ise restorasyon sırasında muntazam küfeki bloklarıyla yenilenmiştir. Arasta: Sultan Ahmed Külliyesi'nin kıble yönündeki en uç yapısı olan arasta, istanbul'da 17. yy'dan kalan tek üstü açık çarşıdır. Sipahilerle ilgili eşyaların satıldığı dükkânlar bugün turistik amaçla kullanılmaktadır. 1912 yangınında harap olan ve daha sonra arasına giren yabancı binalar nedeniyle büyük ölçüde değişikliğe uğrayan arasta, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından eklerinden arındırıldıktan sonra, 1980'li yıllarda restore edilmiştir. Restorasyon işlemi yalnız Arasta Sokağı çevresindeki dükkânları kapsamış, ilk tasarımda dükkân sıralarının üstlerinde yer alan ve kaynaklarda "kubbeli odalar" olarak adlandırılan hücrelere ait kalıntılar, rökonstrük-siyonları için yeterli veri bulunmadığından, arkeolojik kalıntı olarak korunmuşlardır. Bugün arastanın parçası olarak kabul edilmekle birlikte, sokağın kuzey yönündeki uçta yer alan 9 dükkânın aslında oda dizisi olduğu; üst katında da odalar bulunduğu vakıf defterinden anlaşılmaktadır. Üst kata ait bir iz kalmamıştır. Asıl arasta, odaların güneyinden başlamaktadır. Karşılıklı dükkân dizilerinden oluşan bu bölümün kuzeybatı kanadı güneydoğuya doğru alçalan arazi için bir istinat duvarı görevi görmektedir. Üst kattaki odaların önündeki terasa alt yapı oluşturmak için, dükkân ara duvarlarının kuzeybatıya doğru uzatıldığı, yapılan kazıda anlaşılmıştır. Kuzeybatıdaki dükkânların başlangıcında arastayı camiye bağlayan yola açılan kapının kuzeyinde, ara duvarı ve örtüsü yıkılmış olan iki dükkân bulunmaktadır. Arasta Sokağı üzerinde ilk yapıldığında 32 olan dükkân sayısı araya giren sarnıç ve Mozaik Müzesi dolayısıyla azalmıştır. Tavuk-hane Sokağı üzerindeki 5 dükkânla güneybatı dükkânlarının toplam sayısı 39'a yükselmektedir. Güneydoğu dükkân dizisi ise tek doğrultu üzerinde sıralanan 33 dükkândan oluşmaktadır. Dizinin kuzeydoğu ucunda bulunan sebile bitişik bir kapı kemeri ve söve kalıntısı bulunmaktadır. Bu-

SULTAN AHMED KÜLLİYESİ

60

61

SULTAN HAMAMI



radan muhtemelen dükkânların üstündeki odalara ait bahçeye giriliyordu.

Hamam: 1912 Ishakpaşa yangınında soyunma kısmı yok olan hamamın mermerleri sökülerek satılmış ve yapı uzun yıllar terk edilmiştir. Büyük Saray kazısı sırasında yıkılması öngörülen hamamın günümüze ulaşmış olması şanslı bir olay olarak nitelendirilebilir. Bugün örtü öğelerinin çoğu harap durumda olan hamamda 1970'lerde içine yerleşen bir aile barınmaktadır. Yapının ayakta duran kısımları ılıklık, halvet, külhan ve hazne olarak üç bölümde incelenebilir. Yok olan came-kân mekânını iç kısımlara bağlayan iki kapıdan biri doğrudan ılıklığa, diğeri duvarlarında tıraşlık ya da hela bölmelerine ait izler olan küçük bir hacme açılmaktadır. Hela-tıraşlık mekânının doğrudan ılıklığa açılan bir kapısı daha vardır. Ilıklık "L" planlı bir mekândır. Birbirine dik iki kol şeklinde gelişen bu hacim, halveti doğu ve kuzey yönlerinde sarmaktadır. Ilıklığın her iki kolundan da halvete girilebilmektedir. Sıcaklık bölümü, nişlerle derinleştirilmiş altıgen planlı ana mekânla, iki halvet hücresinden oluşmaktadır. İkisi küçük, biri de merkezi hacimden kemerle ayrılan derin bir eyvanla genişletilen halvetin kubbesi yıkılmış, göbektaşı, kurna gibi ayrıntıları günümüze ulaşmamıştır. Halvet hücrelerinin tromplu kubbeleri korunmuştur. Altıgen planıyla dönemi için ilginç bir düzene sahip olan hamamın işgalden kurtarılması ve onarımı gerekmektedir.

Darüşşifa: 17. yy'da İstanbul'da yapılan tek darüşşifa olan Sultan Ahmed Darüşşi-fası Sanayi Mektebi'nin yapımı sırasında büyük müdahale görmüştür. Hücreleri ve revakları yıkılan yapının dış duvarlarına ve kuzeydoğudaki basık kemerli kapısına dokunulmamış, revaklara ait bazı sütun ve başlıkları yerlerinde korunmuş, bir bölümü okulun girişinde kullanılmıştır. İki katlı bir okul şekline dönüştürülen yapının eski durumu hakkındaki bilgilerin büyük bir kesimi A. Süheyl Ünver'inC-») yayımladığı şematik plana dayanmaktadır. Avlunun ortasında yer alan dairesel planlı havuza ait fotoğraflar da Ünver tarafından yayımlanmıştır. Revaklı bir avluyu çevreleyen kare planlı, kubbeyle örtülen 26 odadan oluşan darüşşifanın plan düzeninde, hekimlikle veya hasta bakımıyla ilgili özel bir biçimlenme görülmemektedir. Helaların yeri belirtilmemiştir. Girişin karşısında, hücrelerden daha dar bir mekân içinde yer aldığı gösterilen kuyu, Bizans döneminde sarnıca dönüştürülen Hippodrom Sarnıcı'ndan darüşşifanın da yararlandığına işaret etmektedir. Darüşşifaya bağlı bir hamam olması, sağlığın temizlikle olan ilişkisine verilen önemi belirtmektedir. Yapının hamamla bağlantısı, alışılmışın dışında bir düzende, revak içinden geçilen bir hücre aracılığıyla sağlanmıştır. Küçük bir soyunma ve ılıklık kısmına bağlı, yan yana iki halvet hücresinden oluşan hamamın hazne ve külhan kısmı doğudadır. Yapının bahçeye açılan diğer bir kapısı bulunmaktadır. Hadîka'âa. darüşşifanın bir de mescidi olduğundan söz edilmektedir, ancak gü-

Sultan Ahmed Camii'nin kubbe süslemeleri.

Tahsin Aydoğmuş

nümüze ulaşmayan bu yapının yerini saptamak mümkün olamamıştır. İmaret darüşşifa ile birlikte, Hippodrom'un batı ucuna yerleştirilen imaret yapıları, cephesi dükkân dizisiyle perdelenen bir duvarla Sultanahmet Meydam'ndan ayrılıyordu. Genel olarak Hippodrom ve çevresini resimleyen sanatçılar, külliyenin bu cephesini çok uzaktan, net olmayan ayrıntılarla çizdikleri için, bu cephenin özgün durumunu ve tarih içindeki değişimini saptamak zor olmaktadır. İmaret-i Amire duvarında 8 dükkân bulunduğu vakıf gelir defterinden anlaşılmaktadır. İmaret yapılarının ve darüşşifa kapısının konumundan, Atmeydanı cephesinde, Hippodrom'un ekseninden doğuya kaymış bir konumdaki kapıdan girilerek darüşşifaya ulaşıldığı ileri sürülebilir. 19. yy'ın ikinci yarısında Sanayi Mektebi yapılırken meydanla darüşşifa arasındaki yapıların batıda yer alanları kaldırılmış, doğudakiler ise elden geçirilerek okul bünyesine katılmıştır. Bu yenileme sırasında imaretin meydan cephesi de iki katlı bir düzene sokulmuştur. 1894 depreminden sonra meydana bakan cepheye bugün Marmara Üniversitesi Rektörlüğü olarak kullanılan Ziraat, Orman ve Maadin Nezareti binası yapılmış ve imaretin meydanla ilişkisi kesilmiştir.

İmaret: Bugün darüşşifa ile birlikte Sultanahmet Teknik Lisesi tarafından kullanılan imaret yapılarına Sokollu Mehmet Paşa Yokuşu'ndan girilmektedir. İmarete ait olup mimari kimliğini büyük ölçüde koruyabilen üç yapı bulunmaktadır. Baye-zid Külliyesi'nden(->) sonra İstanbul'da yapılan Şehzade, Haseki, Süleymaniye, Atik Valide gibi külliyelerde imareti oluşturan mutfak, kiler, fırın, mekel (yemekhane) gibi öğelerin bir avlu çevresinde düzenlenmesine karşın burada dağınık bir yerleşmeye gidilerek, her birimin ayrı bir kütle olarak yapılmasını açıklamak kolay değildir. İnşaat defterlerinde "îmaret-i Âmire

matbah ve kileriyle ve fırımyla cümlesi bir yerde" olarak anılan imaret yapılarından yalnız mutfak müdahale görmeden günümüze ulaşabilmiş, diğer iki yapı, ara kat ve duvar ekleriyle, kapı, pencere gibi yeni delikler açılarak zedelenmiştir. Bazı yayınlarda "Fatih" veya "Sultan Ahmed Kılıçhanesi" olarak adlandırılan mutfak yapısı, Haseki İmareti'ndeki mutfağa benzer özelliklere sahiptir. Mutfağın havalandırılması için iki kubbesinin tepesindeki fenere ek olarak, kubbelerin eteklerine mazgal pencereleri açılmıştır. Gelişmiş baca sistemi ve bitişiğindeki tonozlu depo ile işlevi konusunda kuşku bırakmayan bu yapının kuzeydoğu ve güneybatı duvarlarındaki kapılarla iki yönde ilişkisi sağlanmıştır. Güneybatı yönündeki kilerden malzeme alınması, belki kuzeydoğu yönünde bulunan yemekhaneye servis verilmesi söz konusuydu. Ancak bugün çevrede mekel olabilecek nitelikte bir yapı mevcut değildir. Batıda darüşşifaya yakın olarak yerleşen ve imaretin en büyük kütlesi olan kilerde, içeri çekilmiş, korunaklı bir eyvana yer verilmiş, dış duvarlara pencere açılmamıştır. Binanın 19. yy'da müdahaleye uğramadan önceki plan ve cephe düzeni hakkında belge bulunamamıştır. Kilerle ilgili tartı aletleri, bulgur değirmeni vb özgün donanım günümüze ulaşmamış; kubbe tepelerinde yer alan fenerlerin özgün yapıda olup olmadıkları da incelenememiştir. A. V. Çobanoğlu tarafından mekel olduğu ileri sürülen bu binanın plan özellikleri, aydınlanma düzeni böyle bir işlev için tasarlandığını destekleyen mimari veriler sunmamaktadır. İmaretin meydana en yakın binası fırındır. Kare planlı olan yapının her iki girişi de güneybatıya, mutfak cephesine doğru açılmaktadır. Yapının pencereleri giriş ve güneydoğu cephelerinde-dir; diğer duvarları sağırdır. Okulun marangozhanesi olarak kullanılan yapıda yangın çıkması sonucu fodlaların (bir çeşit pi-

de) pişirildiği fırınların ağızları örülmüştür. Mekânı örten dört kubbeyi taşıyan kemerler duvarlara ve mekânın ortasında bulunan bir sütuna mesnetlenmektedir. Özgün bacalarından yalnız biri günümüze ulaşan fırının kurşun örtüsü de yok olmuştur.

Sebiller: İnşaat defterindeki programa göre, külliyede yapılması öngörülen dört sebilden üçü günümüze ulaşmıştır. Bunlardan ikisi Atmeydanı'na açılan dış avlu kapıları yanında, üçüncüsü ise arastanın güneydoğu kolunun doğu ucunda bulunmaktadır. Beşinci sebil Tavukhane Sokağı üzerinde, bu yöndeki girişin batısında yer almaktadır. Çokgen planlı olan sebilin kapısı ve duvarları harap durumdadır. Yazıtının bir kısmı yok olmuştur. Sebillerle ilgili olarak inşaat defterinde müşeb-bek pencerelerinin Kabil Usta eliyle yapılması, nakkaşlarca bezenmesi ve sebile kar alınması gibi masraflar yer almaktadır. Dış avlu kapısı yanında bulunan sebillerin meydana bakan, altıgen petek şebekeli, altta dört su verme penceresi olan ikişer penceresi bulunmaktadır. Türbe tarafındaki sebilin pencerelerinin üstünde mermer bir blok üzerine yazılmış olan iki kıtalık kitabede hem L Ahmed'in, hem de mimar Mehmed Ağa'nın adı geçmektedir. Üst katı imam evi olarak düzenlenen bu kapı yapılarının girişi dış avlu tarafından verilmiştir. Alt kat cephesi kalın mermer levhalarla kaplanan yapının üst kat duvarları l sıra taş, 3 sıra tuğla almaşık örgülüdür. İkinci sebilin bulunduğu kapı yapısının üst katı harap durumdadır. İlk iki sebil meydana ve dış avluya hizmet verecek şekilde yapılmıştır. Arasta içinde yer alan üçüncü sebil de köşeye yerleştirilerek iki cepheden hizmet vermesi sağlanmıştır. Özgün şebekelerini yitirmiş olan bu küçük sebilin cephelerinde mermer bloklar üzerine yazılmış 1026/1617 tarihli güzel bir kitabe bulunmaktadır. Meydan cephe-sindekinden farklı olarak burada yalnız I. Ahmed'in adı geçmektedir. Şu anda içi büfe olarak kullanılan sebilin çinilerle bezeli olduğu, yapıyı 1930'larda inceleme fırsatı bulan İ. Kumbaracılar tarafından gözlenmiştir. Türbe avlu duvarı köşesinde yer alan, ancak bugün yerinde muvakkithane bulunan dördüncü sebilin biçimi konusunda Loos, Melling ve Choiseul-Gouffier'nin Atmeydanı gravürleri aydınlatıcı olmaktadır. Türbenin dış avlu duvarı köşesinde yer alan sebilin çokgen planlı olduğu, cephelerinde kemerli pencereler, dekoratif şebekeler bulunduğu; geniş saçak ve kubbesinin kurşun levhalarla örtüldüğü anlaşılmaktadır. Bu özellikleriyle sebilin aynı dönemde Eyüp'te yapılan Sultan Ahmed Se-bili'ne benzer bir yapı olduğu kabul edilebilir. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'nde bulunan ve yazı biçimine dayanılarak 19. yy'a tarihlenen bir belgede, sebilin yerine muvakkithane yapılmasıyla ilgili bir onarım kaydı bulunmaktadır. Bu işlem sırasında türbenin kuzeye bakan dış avlu kapısı da dönemin üslubuna göre yenilenmiştir. Eski sebilin kemerli pencere len-toları olduğunu sandığımız mermer bloklar, muvakkithanenin Atmeydanı'na bakan



cephesinin eteklerine, kaldırıma konulmuştur ve hâlâ burada durmaktadır. Bibi. TSMArşivi, D. 42, D. 5112, D. 5216, D. 8021; Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kasa 14'te U. no. 360, H. no. I, 1968/3 sayılı defterin 440-450. sayfalarında bulunan Sultan Ahmed Vakfiyesi; Evliya, Seyahatname, I, İst., (1969), 225, 229, 255, III, löl, 1970, IV, 183-184, VIII, 112; Tarih-i Naima, (yay. Z. Danışman), II, 700; Ayvansarayî, Hadîka, I, 18-20, 110-111; Ayver-di, istanbul Haritası; Aksoy, Sıbyan Mektepleri, 68; Ö. L. Barkan, Süleymaniye Cami ve İmareti inşaatı, II, Ankara, 1979, s. 276-291; T. Baytin, Bacalar, İst, 1951, 68-71, 86-87; G. Brett-W. J. Macaulay-R. Stevenson, The Great Palace of the Byzantine Emperors, Londra, 1947, s. 29-30; S. Casson, "Excavations", Pre-liminary Repon upon the Excavations carri-ed out in the Hippodrome of Constantinople in 1927, Londra, 1928; Cezar, Yangınlar, 379, 387; M. Cezar, Typical Commercial Buildings of the Ottoman Classical Period and the Ot-toman Construction System, ist., 1983, s. 134; A. V. Çobanoğlu, "Yok Olan Bir Yapı-Sulta-nahmed Darüşşifası", STAD, S. 2 (Nisan 1988), 35-39; ay, "Sultan Ahmed Külliyesi İmaret Yapıları", STAD, S. 6 (Aralık 1989), 3-10; Eminönü Camileri, 179-184; Eldem, istanbul Anılan, 84-85, 90-93, 99; Halil Ethem, Camilerimiz, 82-83; S. Eyice, "istanbul Minareleri", Türk Sanatı Tarihi Araştırma ve İncelemeleri, I, îst, (1963), s. 53-54, 99; Ö. Ş. Gökyay, "Risale-i Mimariye-Mimar Mehmet Ağa-Eser-leri", Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşıh'ya Armağan, Ankara, 1976, s. 113-215; Goodwin, Ottoman Architecture, 342-349; Comte de Choiseul-Gouffier, Voyage Pittoresque de la Grece, II, Paris, 1809, Plan no. 81; Gurlitt, Konstantinopels, II, IV; D. Kuban, Osmanlı Dini Mimarisinde İç Mekân Teşekkülü, İst., 1958; Kumbaracılar, Sebiller, 17-19; L. A. Mayer, Is-lamic Architects and Their Works, s. 91-92, Melling, Voyage; Müller-Wiener, Bildlexikon, 470-475; Z. Nayır (Ahunbay), Osmanlı Mimarlığında Sultan Ahmet Külliyesi ve Sonrası, ist., 1975, s. 35-133; H. Önkal, Osmanh Hanedan Türbeleri, Ankara, 1992, s. 194-202; T. Öz, "Sultan Ahmet Camii", VD, I (1938), 25-28; M. Sudak, Hünkâr Mahfilleri, İst., 1958, s. 46-57. ZEYNEP AHUNBAY


Dostları ilə paylaş:
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   140
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə