İnsan Hakları Eğitiminde Rol Oynayan Ana Unsurlar Atilla OĞUŞGİL1 Özet

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 83.81 Kb.
tarix27.10.2017
ölçüsü83.81 Kb.

ABMYO

Dergisi. 12, (2008) (1-16)

İnsan Hakları Eğitiminde Rol Oynayan Ana Unsurlar

Atilla OĞUŞGİL1 ÖZET

İnsan hakları bireylerin yalnızca insan oldukları için sahip oldukları haklardır. Kişinin doğuştan sahip olduğu haklara riayet günümüzde gelişmişliğin en önemli ölçütlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak insan haklarını korumaya yönelik olarak bu ölçütü yakalama adına çözümü yalnızca yasal düzenlemelerde arayan çaba ve önlemler tam anlamıyla olumlu ve kalıcı bir nitelik taşımamaktadır. İnsan haklarına saygı gösterilmesi ancak bireylerin haklarını bilmesi, kullanması ve koruma bilincinde olması neticesinde gerçekleşecektir. Bu ise bireylerin ancak etkili ve iyi bir insan hakları eğitiminden geçmesi sonucu elde edebileceği kazanımlardır. Bu konuda ise, insan hakları eğitimi sürecinde rol oynayan başta aile olmak üzere, okul ve öğretmen gibi unsurlara kritik roller düşmektedir. Bu makalede, insan hakları eğitiminde rol oynayan bu ana unsurların önemi ve bu süreçte bunlara düşen görevler tartışılmıştır.

Anahtar kelimeler: İnsan Hakları, İnsan Hakları Eğitimi, Aile, Okul ve Öğretmen Unsurları. The Basic Components Having a Role in Human Rights Education

ABSTRACT

Human rights are rights that the individuals have as they are just humans. Nowadays, the conformity to the rights that the individuals are endowed with is considered as one of the most important criteria for development. But, on the road to capture this criterion, the efforts and precautions seeking the solution about the protection of human rights in just legal reforms will not be able to be highly qualified as a permanent step. Respect for human rights will merely come true as a result of knowing the human rights, making use of them and being conscious of protecting them. This attainment can only be achieved by an effective and well-formed human rights education. In this issue, the components of family, school and teacher play a crucial role in human rights education.

In this article, the importance of these components having a role in human rights education and also their tasks in this pocess have been discussed.



Key Words: Human Rights, Human Rights Education, The Components of Family, School and Teacher.

Giriş


20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, özellikle de 2. Dünya Savaşı'nın beraberinde getirdiği korkunç sonuçlar ve tahribatlar insan hak ve özgürlüklerinin ulusal olduğu kadar uluslararası düzlemde de tanınması ve korunması gereğini beraberinde getirmiştir. İnsan haklarının kurumsallaşması sürecinde gerek uluslararası gerekse bölgesel kuruluşların büyük bir işbirliği ile attığı adımlar ve yaptığı yasal düzenlemeler bu gereksinimin örnek teşkil edecek sonuçlarıdır^.

Günümüz çağdaş dünyasında insan haklarının hayata geçirilmesi, bütün insanlık için zorunlu bir hale gelmiştir. Ancak şu nokta unutulmaması gerekir ki, insan haklarının gelişmesi ve temel hak ve özgürlüklerin layıkıyla hayata geçirilmesi sadece devletlerin veya uluslararası kuruluşların bildiri yayımlamaları veya sözleşme ve antlaşma niteliğinde belge imzalamaları veya bu belgelerin insan hakları kavramını öne çıkaran atıf yapmaları ile mümkün olmamaktadır. Zira, son elli yıldır uluslararası platformlarda imza altına alman yüzlerce sözleşme olmasına rağmen hala insan hakları ihlallerinin olması bu tezimizi doğrular niteliktedir. Bireylerde insan hakları ile ilgili bilgi ve bilincin gelişmesi ve yaygınlaşması ancak bu bilgilerin bilinmesi, kabullenilmesi ve yaşanmasıyla mümkün olacaktır. Bu itibarla, insan haklarının korunup kollanması ve hayata geçirilmesi hukuka ve yaptırım gücüne sahip birtakım koruma mekanizmalarına bağlı olmasından çok bu hakları koruyacak ve hayata geçirecek bireylerin eğitimine bağlıdır. Bütün bunlar bizi insan hakları eğitimi kavramına götürmektedir.

İşte bu çalışmada, insan hakları kavramının eğitim boyutu ele alınacaktır. Öncelikle, insan hakları kavramı konu edildikten sonra, insan haklan eğitimi ve insan haklan eğitiminin amaçları irdelenecektir. Akabinde ise, insan hakları eğitiminde rol oynayan temel unsurlar nelerdir ve bu unsurlara eğitim sürecinde ne tür görevler düşmektedir? sorusuna cevap aranacaktır. Çalışmanın son kısmını ise sonuç ve konuyla ilgili getireceğimiz öneriler oluşturacaktır.

İnsan Hakları



İnsan Hakları Kavramı

İnsan, günlük yaşamının her anında farkında olmaksızın haklarıyla iç içe yaşamaktadır. Örneğin, özgürce düşünmeleri, düşündüklerini ifade etmeleri, istediği yere seyahat edebilmeleri, yerleşebilmelerine kadar pek çok şey bu haklar içinde yer almaktadır. Ancak ne zaman bir engellenmeyle karşılaşılmışsa orda insan haklarına duyulan ihtiyaç ortaya çıkmıştır. Aksi takdirde, kişisel bağlamda pek çoğumuz için, herhangi bir değer ifade etmemektedir. Yani insan hakları, insan haklarının bulunduğu ortamlarda değil bulunmadığı ortamlarda ortaya çıkmıştır (Elkatmış 2007: 17).

Bugün insan hakları terimi ile insanlığın belli bir gelişme çağında, teorik olarak, bütün insanlara tanınması gereken ideal haklarının tümü ifade edilmektedir (Kepenekçi, 2000: 1).

İnsan hakları, hakların özel bir grubu olup, kişinin yalnızca insan olduğu için sahip olduğu haklardır. Bununla birlikte, insan hakları, daha alt düzeydeki haklarla veya bu haklan yerleştirme mücadelesiyle yakından ilgilidir. (Donelly 1995: 22). İnsan haklarının düşüncesinin temelinde, aralarındaki farklar ne olursa olsun, bütün insanların ahlaki değerinin eşit olması yatar (Erdoğan 1997: 134). İnsan haklarına hayat için değil, onurlu bir hayat için ihtiyaç duyulur. İnsan hakları, "insan kişisinin özündeki onur"dan kaynaklanır (Donelly 1995: 27).

Flowers'a göre de (2000: 5) insan hakları, insanların var olmasından ötürü doğuştan sahip oldukları evrensel haklardır. Bu haklar, hiçbir şekilde alınamaz, devredilemez ve kaybedilemezler. Önemli, önemsiz veya az ya da çok önemli şeklinde gruplandırılamazlar. İnsan hakları bir bütünlük oluşturmaktadır, hiçbirisinden fedakârlıkta bulunamaz ve hiç birisinden en küçük bir taviz bile verilemez.

Bu açıklamalardan sonra insan hakkı için şöyle bir tanımla yapılabilir: Hangi ulusa, dini, etnik veya mesleki topluluğa ait olursa olsun, her kişinin sadece ve sadece insan olmasından ötürü sahip olduğu değerleri korumaya yönelik eylemlerinin başkaları tarafından tanınması ve her çeşit dış müdahaleye karşı korunmasını gerektiren üstün bir taleptir.



İnsan Haklarının Önemi

İnsan haklarının önemine işaret eden bir delil olarak gerek bölgesel düzlemde gerekse uluslararası düzlemde faaliyet gösteren kuruluşların özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren imza altına aldığı bildiri, sözleşme ve şartlar gösterilebilir. Bu kuruluşların bu çabaları, uluslararası platformda insan hakları kavramının önemine ve gelişimine ne denli değer verilip mesai harcandığının ispatıdır.

İnsan sahip olduğu davranış biçimlerini hayata geçirebildiği sürece mutlu olur. Davranışı engellenen insan mutsuz bireydir. Mutsuz insanlardan oluşan toplumun kendi içinde denge sağlaması olanaklı değildir. Uyumlu insan, çevresine ve topluma karşı sorumludur. Demokrat kimlik ancak böyle gelişir ve demokrasilerin gelişmesi de bu insanların çoğalması ile olanaklıdır. İnsan hakları, yeteneklerin gelişmesinde başarının geniş kitlelere yayılmasında, eşitlik ilkesinin herkesi kapsamasında ve eğitim eşitliği açısından önemlidir. Ayrıca, zayıf ve güçsüzlerin hukuk devleti anlayışı ile korunmasını sağlarken, ahlaki konularda da hukuki güvence sağlamaktadır (Üste, 2007: 297).

İnsan haklarının temelini geçerliliği devamlı olan birtakım ideal özellikler oluşturul-. İnsan haklarının eşitlik anlayışına vurgu yapan olgu, vatandaşların bu haklardan tüm bireyler olarak hiçbir ayrım gözetilmeksizin eşit biçimde yararlanmasıdır. Evrensel bir özelliğe sahip olması dolayısıyla, insan hakları zaman, içerik ve yer bakımından değişmez özelliklere ve değerlere dayalıdır. Haklan ihlal edilmiş insan, onurundan uzak yaşamaya zorlanmış demektir. Bu anlamda, insan haklarının önemi insanı hak ettiği onurla yaşamasına imkan vermesinden kaynaklanır.

İnsan haklannın var olması, kişilerin insan olarak, onurlanyla yaşabilmelerine de imkan sağlamaktadır. Özgürlük, adalet ve barış gibi kavramların temel dayanaklarını insan hakları oluşturur. İnsan haklanna riayet etme, kişilerin ve toplumun bütünüyle gelişmesine olanak tanır. (Amnesty International 1996: 3). Aynı noktadan hareketle Savcı'da (1980: 78) insan hakları ve temel özgürlükler kavramının yüklendiği misyonu uluslararası anlayışa, işbirliğine ve barışa hizmet etmek olarak savunmaktadır. Buna da yaygın bir insan hakları ve temel özgürlükleri alanında geliştirilecek ve gerçekleştirilecek bir eğitimle ulaşılacağını ifade etmektedir.

İnsan haklarının önemini vurgulayacak bir başka gerçek de, günümüzde sadece iç düzenlerini insan haklarına dayandırmayan devletlerin değil, aynı zamanda dış politikalarını da insan hakları duyarlılığıyla hareket etmeyen devletlerin de meşruluklarının ciddi şekilde sorgulandığı gerçeğidir (Gözlügöl, 2002: 33). Donelly'e (1995: 25) göre meşru toplum yönetimi, toplum hayatını düzenlerken insan hak ve hürriyetlerini tanıma, koruma, geliştirme ve yaşatmayı amaçlar. Bugün dünyanın geldiği noktaya bakacak olursak, insan hak ve hürriyetlerini engin bir genişlikte hem iç hukukta hem de uluslararası arenada kabullenen ve bu doğrultuda hareket eden toplumları istediğini görürüz.

İnsan Hakları Eğitimi

İnsan Haklan Eğitimi, Birleşmiş Milletler On Yılı Eylem Planı'nda ve İnsan Hakları Eğitimi Ulusal Planları Hazırlama Yönergesi'nde şöyle tanımlanmaktadır: "İnsan hakları eğitimi, bilgi yetenek, anlayış ve davranışlardan oluşan evrensel bir insan hakları kültürü aşılayıp yerleştirmeyi amaçlayan bilgilendirme ve eğitim etkinliklerin tümüdür" (Çıplak, 2002:3)

Ünal'a (1997:8) göre insan haklan eğitimi, gençlerin hak, adalet, eşitlik, kardeşlik, hoşgörü, özgürlük ve barış gibi duygularını geliştirerek kendilerini geleceğe hazırlamak ve çoğulcu demokratik bir toplumda görev ve sorumluluk bilincini güçlendirmektir.

İnsan hakları eğitimi Kepenekçi'ye (2000: 10) göre ise genel anlamda herkeste, örgün eğitim kapsamında düşünüldüğünde öğrencilerde, insan haklarına saygı ile bu hakları koruma ve bu haklardan yararlanma bilincini geliştirmek amacıyla, uygun içerik, materyal ve yöntemlerle verilen eğitime karşılık gelmektedir.

Eğitimi davranış değişikliği meydana getirme süreci ve sanatı olarak tanımladığımızda, buradan hareketle insan hakları eğitimi de bireyin sadece davranışlarında değil, kişilik ve ahlaki gelişimi, değerler dünyası, politik görüşü gibi temel değerlerine yönelik bir eğitimi kapsar. Bundan dolayı, insan hakları eğitiminin amacının önceden belirlenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu gerçek yapılan tüm toplantı ve belgelere de yansımış ve öncelik insan hakları eğitiminin amacının belirlenmesi olmuştur. Örnek vermek gerekirse, Birleşmiş Milletler evrensel bir insan haklan kültürü oluşturmak amacıyla 1995-2004 yıllarını "Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Eğitimi On Yılı" olarak ilan ettikten sonra insan hakları eğitimine yönelik belirlediği amaçları şu şekilde sıralamıştır (İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi, 2001: 7)2:

•İnsan hak ve temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmek;

•İnsan kişiliğini ve bu kişiliğin taşıdığı onurla ilgili duyguyu tam olarak geliştirmek; •Kadın erkek eşitliğini ve tüm uluslar ve yerli halkların ırksal, etnik, dilsel ve dinsel farklılıklar arasında dostluğu, anlayışı ve hoşgörüyü geliştirmek;

9

Ayrıca insan hakları eğitiminin amaçları için bakınız, Anderson (1999 ss: 228), Kepenekçi, (2000 ss: 13), Gülmez (2001 ss: 50-51).



•Bütün insanların etkin şekilde özgür bir topluma katılmalarını mümkün kılmak; ■Birleşmiş Milletler'in barışı koruma yönündeki etkinliklerini desteklemek.

Özetle, İnsan Hakları Eğitimi, ilk etapta öğrencilerin insan hakları ile ilgili bilinçlenmelerini sağlamak, bu hakların dünyanın her tarafında ve her insan için geçerli olduğu gerçeğini kavratmak, bu hakların uygulanmasının sağlayan ve yaptırım gücü olan birtakım uluslararası kuruluşlar tarafından güvence altına alındığını anlamalarını sağlamak ve nihai olarak da, insan hakları ihlallerinin yıkıcı etkilerini öğrencilere hissettirmek, ihlallerin önlenmesini sağlayacak stratejiler belirlemek ve bu yönde olumlu bir tutum kazanmalarını teşvik etmek gibi amaçlar için olmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, insan hakları eğitiminin başarıya ulaşması için, eğitim sisteminin insan haklarını dikkate alan biçimde düzenlenmesi gerekir. Öğrenciler için, böylesine bir insan hakları eğitimiyle, kendilerine kazandırılacak insan hakları bilgisi, becerisi ve tutumlarıyla, koruma mekanizmalarına gerek kalmadan hak ihlallerinin önüne geçmek gibi hedeflere ulaşmaya çalışılmalıdır.

İnsan Hakları Eğitim Sürecinde Üç Merkez

Aile

Günümüz çağdaş dünyasında varlıklarını sürdüren ülkelerin insanlığa sunabilecekleri en büyük katkı eğitimli bireyler yetiştirmektir. İlk olarak aileden başlayan ve daha sonra resmi eğitim kurumlarında planlı ve programlı bir şekilde devam eden eğitim bir hayat boyu devam etmektedir. Bir ömür boyu devam eden bu eğitim süreci ilk yuvası olan aile ortamı ile başlar ve daha sonra okul ile devam eder. Çocuğun ilk 6 veya 7 yılındaki tüm yaşantı ve deneyimlerinin aile ortamında gerçekleştiği düşünülürse, kişilik gelişiminde ailenin rolünün ilk eğitim kurumu olarak okul etmenine göre daha çok belirleyici ve temelin atıldığı kurum olduğu kabul edilmesi gerekir.

Bir eğitim kurumu olarak kabul ettiğimiz ve çocuğun ilk eğitiminin verildiği aile ortamında, her ailenin toplumsal bir görev olarak sahip olduğu önemli işlevlerden biri de çocuğunu eğitme işlevidir. Aile, sağlıklı bir toplumun oluşmasında ilk basamağı oluşturur. Toplumsal kalkınma için düşünen, düşündüğünü sorgulayan ve araştıran bireylerin yetişmesinin temeli ailede atılır.

Çocuğa ilk eğitimin verildiği yer olarak böylesine kritik bir merkezde yer alan ailenin çocuğun eğitimiyle ilgili olarak izlediği yol çok önemlidir. Çocuğun ailede öğrendikleri ile okulda öğrendikleri birbirine paralel ve birbirini destekleyici nitelikte olmalıdır. Böyle bir paralellik öğrencinin öğrenmesini pekiştirici bir özelliğe sahiptir. Aksi halde, her iki ortamdaki zıtlıklar öğrenci için öğrendiklerinin inandırıcılığını zedeleyecektir.

Aile ortamında ebeveynler çocuğun en uzun süreli ve aynı zamanda en yakın ilişkide bulunduğu kişilerdir. Çocuğun erken yaşlarda düşüncesinin şekillenmesinde en önemli ve büyük etkiyi ebeveynler yapar. Bu yönüyle, ailede erken yaşlarda başlayan ve birçok konuda verilmesi gereken eğitim, çocuğun hayat ile ilgili olarak düşünce ve davranışlarının şekillenmesinde büyük öneme sahiptir. Diğer eğitimler gibi insan hakları eğitimi de şüphesiz ilk önce ailede verilmesi gereken bir eğitimdir. Eğer ebeveynler insan hakları konusunda yeterince bilgili, insan hak ve özgürlüklerine duyarlı ve bunları aile içinde yaşayan ve yaşatan bireyler profili çizerlerse çocuklarının bu yöndeki eğitimlerine büyük katkı sağlamış olacaklardır.

Çocuğun insan hakları konusunda bilgi ve bilinçlenmesi yalnızca öğretim kurumlarında, sınıf ortamlarında veya sıra başında sağlanacak bir imkan olarak düşünülmemelidir. İnsan yaşamında belirleyici rol oynadığı kabul edilen okul yaşamı, kendisinden önce gelen ve sonrasında da devam eden aile yaşamıyla bir bütündür. İnsan hakları konusunda bilinçli tutuma sahip olma ve bu tutumları sergileyebilme bu bütünlük içinde söz konusudur (Gemalmaz, 1988:14).

İnsan hakları eğitiminde ailenin önemine ve insan hakları konusundaki eğitimin kapsam olarak aileyi de kapsaması gerçeği 1978 Uluslararası Viyana Kongresi'nin sonuç belgesinin 8. Maddesinde şu şekilde yer almaktadır (Gülmez, 2001:133):

"İnsan hakları konusundaki eğitimin, tüm öğretim düzeylerinde, aileyi de kapsamak üzere okul çevresi dışında ve okuma yazmayı öğretme programlarını da kapsamak üzere sürekli eğitim programlarında verilmesi gerekir".

Ailenin ilk eğitsel rolüne dikkat çekerek aile içinde insan haklan eğitimine, anne babaların eğitine özel bir çaba gösterilmesi gereği aynca 1987 tarihli Malta Konferansı'nda da tavsiye edilmiştir (Gülmez, 2001:147) Özetle, aile ilk eğitim kurumu olarak çocuğun insan hakları eğitimi üzerinde kilit bir role sahiptir. Etkili, temeli sağlam ve verimli bir insan hakları eğitiminin olabilmesi için öncelikle aile bireylerinin hak ve özgürlüklere saygılı, demokratik tutum ve davranışlar sergileyen niteliklere sahip olması ve bu nitelikleri aile içinde yaşatması ile mümkün olacaktır. Bu değerlere sahip olarak yetişecek bireylerin okulda insan hakları ile ilgili edindikleri teorik bilgilerle bütünleşmesi daha kolay olacak ve bu bilgiler, hayatında daha kalıcı yer edinip geleceğin dünyasının daha insancıl ilkeler üzerine bina edilmesine katkıda bulunacaktır.

Okul

İnsan haklarını anlamanın en iyi yolu bunları gerçekten yaşamaktır. Günlük okul hayatı, bu tecrübenin yaşanması için uygun bir ortamdır. Bu ortam, bireyleri özgürlük, tolerans, adillik, eşitlik ve gerçeklik gibi soyut kavramları araştırmaya yönlendirebilecek ve hayatımızın somut yaşantıları haline getirebilecek ortamlardır.

Üste'nin de (2007: 299) ifade ettiği gibi, insan haklarına saygı, başkalarını anlama, saygı gösterme ve kişiler arası çatışmaların önlenmesi için okul bulunmaz bir yerdir. Zira, okul yaşamı toplumun küçük bir kesitini oluşturmaktadır. Okul kapalı bir toplum haline getirilmemeli her zaman dış dünyaya açık olmalıdır. Duygu, düşünce ve uygulama açısından hoşgörü; kendimize yakın veya uzak bulduğumuz insanların her türlü duygu, düşünce ve davranışlarım anlamak ve kabullenmek için o insanları karşılıksız sevgi, saygı ve güven duyarak kurulan fonksiyonel bir ilişkidir. Okulda işbirliğine dayanan öğrenme ortamının oluşturulması, öğrencinin fikirlerine değer verilmesi, haklarına ve görüşlerine saygı duyulması, deneyimlerini ve yeni fikirler üretmeye teşvik edilmesi öğrencilere öğrenme sürecini kontrol etme yönünde biraz sorumluluk verilmesi insan hakları eğitiminin amacına ulaşması için gereklidir. Okullarda verilen eğitim ve öğretimin insanı hayata hazırlayabilecek yeterlilikte olması gerekmektedir. Böylesi bir durum insan hakları eğitimini vermek ve okul ortamında bunu yaşar hale getirmek her okul yönetiminin başlıca görevi olmalıdır.

İnsan hakları sadece okulun müfredatında yer alan bir ders olarak görülmemeli. Anderson (1999: 227) bu gerçeğe "bu dersin ilkeleri tüm okul ortamına nüfuz etmelidir" şeklinde ışık tutmuştur. Çocuğun eğitim hayatına adımını attığı ilk kurum olarak okul, ilk yıllardan itibaren adaletin, güvenliğin, barışın, eşitliğin, farklılıklara saygının, bütünleşmenin ve diğer insan hakları ilkelerinin sergilendiği bir havaya sahip olmalı ve bunun böyle olduğu gerçeğini öğrenciye yansıtmalıdır. Bunun içinde başta okul içinde bulunan diğer kişiler olarak idareciler, öğretmenler ve okulda görev yapan diğer yetişkinlerin çocuklarda geliştirmek istedikleri davranışların aynısını gösterip iyi bir örnek ve model olması gerekmektedir.

Okulun bir demokrasi modeli olması gerektiğini düşünürsek, insan hakları önce okulda korunmalı ve geliştirilmelidir. İlk günden itibaren okul, güvenli, adil, eşitlikçi, barışçıl olduğunu göstermelidir. Okul yönetimi de bu olguları destekleyecek davranışları sergilemelidir. Öğrencilerin, sergilenen davranışlarla anlatılanlar arasında paralellik kurması onların bu konuda inançlarını arttıracaktır. Aksi takdirde öğretilenlerle uygulananlar arasındaki çelişkili durum öğrencilerin bu değerlere karşı inançlarını azaltacaktır. Okul yönetimi ve öğrenciler arasında otoriter ve sürekli çatışmanın söz konusu olduğu bir ortamda insan hakları eğitiminden söz etmek olanaklı değildir. Bu yüzden, okullarda iletişim engellerini kaldırmak ve hoşgörü, işbirliği, karşılıklı güven atmosferini oluşturma öncelikli önem taşımaktadır. Öğrencilere gerekli sorumluluklar verilmeli, gereksiz müdahaleler önlenmeli ve öğrenciler hiçbir aşamada denetimsiz bırakılmamalıdır. Söylemlerin ve davranışların paralellik göstermesi gerekmektedir. Yoksa öğrenci, yaşayacağı çelişik durumu olumsuzluk olarak algılayarak istenmeyen tavırları sergileyebilecektir. Demokrasinin uygulandığı bir okul yönetiminde, öğrenci okul yönetimini karşısında değil; yanında kabul eder. Demokratik değerler için, fikir çatışmalarının demokratik yollarla çözülmesi, değişen bir toplumda barışçı bir değişimin sağlanması, fikir çatışmasının hoşgörü perspektifinde oluşturulması, öğretimin demokratikleştirilmesi gelmektedir (Üste, 2007: 300)3.

İnsan haklarına duyarlı, demokratik bir okul ve sınıf ikliminin nasıl olması gerektiğini bir başka düşünür olan Geray ise şu şekilde ifade etmektedir (Geray, 1993: 97-98):



  1. Okulun genel yapısı ve uygulamaları insan haklarının özünü oluşturan "özgürlük, hoşgörü, dürüstlük, doğruluk" gibi temel insani değerlere verilen önemi yansıtmalıdır

  2. Okul, insan olma bakımından, öğrenci, öğretmen ve tüm eğitim çalışanlarına temel hak ve özgürlüklerini hissettirip, bu hak ve özgürlüklerine saygı göstermelidir. Ayrıca ırk, dil, din, sınıf ya da cins ayrımı gözetmemeden, özellikle çocuk ve bayanlara ayrı bir özen ve saygı gösterilmelidir.

  3. Disiplin cezası verilmeden önce kişilere savunma hakkı tanınmalıdır.

  4. Okulda herkes için düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüklerine sahip bir ortam oluşturulmalı ve öğrencilerin bu tür etkinliklerde bulunmalarına imkan tanınmalıdır

  5. Okulda uygulanan eğitimin niteliği insan kişiliğinin tam ve bir bütün olarak gelişmesine imkan

o.

insan Hakları Eğitim sürecinde okula düşen görevler için ayrıca bakınız, United Nations, (2007 ss: 18-19), Elkatmış, (2007 ss: 108).

İnsan Hakları Eğitiminde Rol Oynayan Ana Unsurlar vermelidir.


  1. Okul hem yapısı hem de uygulamaları ile farklılıklar arasında anlayış, hoşgörü, dostluk ve barış köprüleri kurabilmelidir.

  2. Okul kişilere hak ve özgürlüklerinin yanında başkalarının haklarına saygıyla birlikte, içinde bulunduğu topluma karşı görev ve sorumluluklarının olduğunu da sunmalıdır.

Okulda demokratik bir ortam sunma yönünde etkileyici ve belirleyici bir role sahip olan okul yönetmelikleri okulda uygulanacak pratikler açısından temel bir işlev görür. Okul yönetmelikleri ne olursa olsun değerlere dayanmaktadırlar. Bilinçli ve istekli bir şekilde okul yönetmeliği oluşturmak İnsan Hakları Evrensel Bildirisine ve Çocuk Hakları Bildirisine dayanmak zorundadır. Bu tarz bir yönetmelik, barış, eşitlik, verimlilik, hak, tolerans ve dayanışma gibi değerleri ön plana çıkarmalıdır. Herkese katılımın ne anlama geldiğine dair işaretler sunmalıdır ve ortaklaşa yapabilecekleri bir eğitim projesi konusunda onlara yardımcı olmak zorundadır. Bu bağlamda okul yönetmelikleri, birbirini takip eden şu koşulları yerine getirmelidir (Council of Europe, 1997: 66):

    1. Kişiler arası dayanışmaya öncelik vermek

    2. İçeriklerin hazırlanması ile ilgilenen grupların katılımı

    3. Basit ya da açık bir sunum ve formülasyon

    4. Toplu katılım ve herkes tarafından uyma

Öğretmen

Öğretmen, öğrenci için kaçınılmaz bir modeldir ve bu anlamda anahtar elemandır (Gemalmaz, 1987: 40). Öğretmenin niteliği ve tutumu öğrenciler üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Yapılan araştırmalar düzeyi ve branşı ne olursa olsun her öğretim elemanının sınıfındaki öğrencileri düşünce, tutum ve davranışlarını doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak etki altında bıraktığını ve bireyin kişilik gelişimini etkilediğini göstermektedir (Elkatmış 2007: 113). Dolayısıyla, şu bir gerçektir ki, öğretmen, öğrencileriyle kurduğu iletişim sonucu, bilgi ve beceri, tavır ve davranış yönünde öğrenci yaşamında kalıcı iz bırakmaktadır. Bu yüzden özellikle ilgili öğretmenlerinin insan hakları, özgürlükler ve demokrasi konularında yeterli bir bilgi birikimine sahip olmanın yanı sıra gerekli tutum ve davranışları da sergilemesi bir zorunluluktur.

Okulda, insan hakları öğretiminde şüphesiz öğretmene büyük iş düşmektedir. Öğretmen, insan hakları eğitimi sürecinde öğrencilerin özellikle kendi haklarını tanıma, başkalarının haklarına saygı ve hoşgörü gösterme, aynı zamanda kendisinin ve başkalarının haklarını korama gibi konularda onları bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar yapmalıdır. Bunu sağlamak amacıyla öğretmen, yeri geldikçe yakın çevresindeki üniversite, vakıf, dernek vb. kuruluşlarla iş birliğine giderek konuyla ilgili kişileri okula davet edip onların öğrenci ve velilerle görüşmelerini sağlayabilir. Ders konularıyla ilgili konferans, sempozyum vb. toplantılara öğrenci ve ailelerin katılımlarını sağlayabilir.

Toplum düzeninin sağlanabilmesi için kendi hak ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulanmalı, öğrencilerin iyi birer vatandaş olarak toplum içinde, toplumun diğer üyeleriyle bir arada ve uyumlu yaşamaları sağlanmalıdır. Öğrencilere; sosyal ilişkilerinde adil davranabilmesi, ahlâk kurallarına uygun davranışlar gösterebilmesi ve dürüst olabilmesine yönelik davranışlar kazandırılmaya çalışılmalıdır. Öğrencilere sevgi, saygı ve anlayış duyguları ile diğer kişilerle dayanışma içinde bulunması, eleştirilere açık olması, başkalarının iyi davranışları ve başarılarını takdir etmesi gereği, yeri geldikçe vurgulanmalıdır.

İnsan hakları eğitimini verecek olan eğitimcilerin, demokratik davranışları benimsemiş olmasının yanı sıra, insan hakları alanındaki temel bilgilerden ve genel öğretim yöntemlerinden daha fazlasını bilmeleri gerekmektedir. İnsan hakları dersini veren öğretmenlerin başta kendileri, insan hakları alanma duyarlı ve bu eğitim gerekliliğine inanmış olmalıdır. İnsan haklarının gelişimi ve demokratik bir toplumun oluşumu yolunda vermiş oldukları eğitimin gerekliliğine inanmalılardır. Flowers' m da (2000: 23-25) işaret ettiği gibi insan hakları eğitim sürecinde öğretmenler:


      1. Öğrenciler arasında işbirliği oluşturulmalı, bütün öğrencileri eşit görmeli ve tüm çalışma gruplarının öğrenme sonuçlarından sorumlu olmalı.

      2. Farklılıklara saygı duyulan, düşüncelerin açıkça söylendiği bir okul ve smıf atmosferi oluşturulup, yaşatılmasına yardımcı olmalı.

      3. Sınıftaki herkesin, sınıfın bir parçası olduğunu hissedebilmesini sağlamalı ve katılım için elverişli durumlardan yararlanabilmen.

      4. Öğrenme-öğretme durumu için uygun ortam hazırlamalı, görüşme ve toplantılar ile çalışma takvimi oluşturmalı

      5. Sınıfını evi gibi görüp idare etmeli, araç gereçleri düzenlemeli, toplanılacak alanları belirleyip öğrencileri haberdar etmeli ve gerekli hazırlıkların yapılıp yapılmadığını kontrol edebilmeli.

      6. Bireysel ihtiyaçlar ve farklılıklar konusunda duyarlı olmalı.

      7. Grup hissi konusunda duyarlı olmalı, dinleme yeteneğine sahip olmalı.

      8. vince bir anlayış ve nezakete sahip olmalı.

Gülmez (2001: 149) ise UNESCO tarafından 1987'de Malta'da düzenlenen "Uluslararası İnsan Hakları Kongresi"nde insan hakları eğitimcilerine yönelik sunulan önerileri şu şekilde sıralamıştır :

        1. Öğretmen yetiştiren tüm kuramların, öğretmenleri insan hakları konusundı eğitim ve öğretime hazırlamaya çağrılmaları.

        2. İnsan hakları eğitiminden sorumlu öğretmenlerin yetiştirilmesine ve halen görevi başındaki öğretmenlere de hizmet içi eğitim yoluyla bu alanla ilgili gerekli bilgilerin verilmesine önem vermek

Öğretmenin insan hakları eğitimi sürecinde dikkat etmesi gereken bir diğer nokta da öğrencilerine kendisini çok iyi anlatması ve tanıtmasıdır. Öğretmenlerin bakışları ve ifadeleri öğrenciler üzerinde etkin olan unsurlardır. Öğrencilere söz hakkı verilmeli ve yanlış bile olsa sahip olduğu fikirleri dinlenmelidir. Öğrenci böylece, değerli olduğunu daha iyi anlayabilecektir. Öğretmenin hoşgörü ve sabır içinde çocukların duygularını kabul etmeli, yargılamayan bir ses tonu ile sorunları söze dökebilmeli, öğrenci olumsuz bir tavır sergilediğinde kısa, öz, ve aşağılamayan bir tavır sergilemeli, öğrencilere farklı öğrenme yöntemleri sunabilmeli, uyarılarını en az kelime ile yapabilmeli, öğrencilerin uygun davranışları görülmeli ve belirtilmelidir (Üste, 2007: 301).

Bir başka önemli nokta sınıfta güvenilir bir atmosfer oluşturmaktır. Bir öğretmen, sınıfta güvenli ve saygılı bir atmosfer oluşturma ve bütün öğrencilerin karar alma sürecine etkin bir biçimde katılımı konusunda başarılı ise, bu pedagojik pratikler gruba ya da sınıfa ait olma hissini geliştiren bütün öğrencilerin açık bir biçimde düşüncelerini söyleyebilmelerini kolaylaştırmaktadır. İnsanın kendisini bir topluluk önünde rahat ve özgür bir şekilde ifade etmesi ve kendisini başkalarına dinletebilmesi vatandaşlık bilincinin temelini oluşturmaktadır. Bu ilke, pedagojik yaklaşımların merkezinde yer almaktadır. Ayrıca, okullarımızda öğrencilere düşünme, düşündüğünü ifade etme, tartışmalar katılma gibi davranışlar sergilemeye fırsat vermeyen öğretmen merkezli yöntemler kullanılmaktadır (Yeşil, 2004: 38). Oysa öğretmen tarafından seçilen ve kullanılan yöntemler, öğrenciyi aktif kılan, yaşantı merkezli, yaşayarak öğrenme fırsatı sunabilen ve öğrendiklerini davranışa dönüştürebilen yöntemler niteliğinde olmalıdır. Örneğin, rol oynama, ikili ve grup çalışmaları, sorgulama, sınıf tartışması gibi yöntemler ve geziler yapma bu dersi yaşayarak öğrenme fırsatı sunabilecek yöntemlerdir.

Sonuç

İnsanlık tarihinin gelecek kuşaklara aktarılan, daha geniş bir alanda korunması ve geliştirilmesi için uğraş verilen ve riayet edilmesi toplumların uygarlık düzeyi ile ölçülen ortak miraslardan biri olan insan haklarının eğitim boyutunun ele alındığı bu makalede, insan hakları, insan hakları eğitimi ile insan hakları eğitiminde kilit rol oynayan aile, okul ve öğretmen gibi unsurların önemi ve bu eğitim sürecinde bu unsurlara düşen görevler tartışılmıştır.

Kişinin sahip olduğu hakların farkında olması, bu hakların neden korunması bilincinde olması, onların nasıl korunacağını bilmesi ayrıca ihlallere yol açan tutum ve davranışların bilincinde olması ve bunları önleme kabiliyeti sergileyebilmesi ancak etkili ve iyi bir insan hakları eğitiminden geçmesi sonucu elde edebileceği kazanmalardır. Bu eğitim sürecinden geçerken ise üzerine büyük sorumluluk ve görev düşen üç temel unsur bulunmaktadır. Bunlar aile, okul ve öğretmen olarak sıralandırılabilir.

Öncelikle, bireyin yetiştirilmesinde birinci derecede sorumlu olan aile, insan hakları eğitimi konusunda eğitim verilmesi gereken ilk kurumdur.İnsan hakları eğitiminin temeli ailede atılır. İnsan hak ve özgürlüklerini temel alan bir aile hayatı, bireylerin bu değerleri yaşantı haline getirmesine ve kendilerinde insan hakları ve demokrasi kültürünün gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır.

İkinci olarak, insan hakları eğitiminde rol oynayan bir diğer unsur çocuğun aileden sonra zamanını en çok geçirdiği okuldur. Tüm eğitim konularında olduğu gibi, insan hakları konusunda da etkili ve verimli bir eğitim, okul düzenlemeleri ile başlamaktadır. İnsan haklarına saygı, başkalarını anlama, saygı gösterme ve kişiler arası çatışmaların önlenmesi için okul bulunmaz bir yerdir.

Toplumun küçük bir modelini oluşturan okulda işbirliğine dayanan öğrenme ortamının oluşturulması, öğrencinin fikirlerine değer verilmesi, haklarına ve görüşlerine saygı duyulması, deneyimlerini ve yeni fikirler üretmeye teşvik edilmesi öğrencilere öğrenme sürecini kontrol etme yönünde biraz sorumluluk verilmesi insan hakları eğitiminin amacına ulaşması için gereklidir. Okulun, bir demokrasi modeli olduğunu düşünürsek, insan hakları önce okulda korunmalı ve geliştirilmelidir. Okul yönetimi bu insan hakları ile örtüşen davranışlar sergilemelidir. Öğrencilerin, sergilenen davranışlarla anlatılanlar arasında paralellik kurması onların bu konuda inançlarını arttıracaktır.t

Üçüncü olarak, İnsan hakları eğitiminde aile ve okula düşen sorumluluğun yanında, öğretmene düşen sorumluluk ta büyük önem arz etmektedir. Öğretmen, öğrenci için dikkatle takip edilen bir örnektir. Öğretmen hoşgörü ve sabır içinde çocukların duygularını kabul etmeli, yargılamayan bir ses tonu ile sorunları söze dökebilmeli, öğrenci olumsuz bir tavır sergilediğinde kısa, öz, ve aşağılamayan bir tavır sergilemeli, öğrencilere farklı öğrenme yöntemleri sunabilmelidir. İnsan hakları eğitimi sürecinde ve sayesinde öğrencilerin hedef tutum ve davranışları içselleştirebilmeleri için düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri tartışma odaklı yöntemler kullanılmalıdır. Öğrencilere düşünme, düşündüğünü ifade etme, tartışmalar katılma gibi davranışlar sergilemeye fırsat vermeyen öğretmen merkezli yöntemler yerine öğrenciyi aktif kılan, yaşantı merkezli, yaşayarak öğrenme fırsatı sunabilen ve öğrendiklerini davranışa dönüştürebilen yöntemler kullanılması bu eğitimin başarıya ulaşmasında bir başka kilit rol oynamaktadır. Buna paralel olarak ikili ve grup çalışmaları yapılarak birtakım kuruluşlara geziler düzenleyerek insan hakları eğitimine katkıda bulunabilir. Ayrıca sanatsal etkinliklerin de rol aldığı drama türünde yöntemler kullanılarak hem ders zevkli bir hale getirilebilir hem de bu süreçte öğrenciye aktif rol alma fırsatı tanınmış olur. Bu konuda önermiş olduğumuz öğretim yöntemleri arasında, rol oynama, ikili ve grup çalışmaları, sınıf tartışması, sorgulama, resmetme ve gezi ziyaretleri olarak sıralanabilir.

Sonuç olarak, yukarıda açıklamalar göstermektedir ki, insan hakları eğitiminin temeli ailede atılıp okul ortamında ve öğretmen sayesinde güçlendirilmelidir. Bu üç unsur arasında oluşacak uyum sayesinde insan hak ve özgürlüklere saygılı nesiller yetişecektir. Bu bakımdan, bu üç unsurun insan hak ve özgürlüklerin gereklerini yerine getiren bir anlayışla ve temsille hareket etmeleri insan hakları eğitiminin amacına ulaşması açısından zorunludur.

Kaynaklar

Amnesty International. (1996). First Steps: A Manual for Starting Human Rights Education London, Amnesty International-International Secretariat.

Anderson, Charlotte. (1999). "İlköğretimde İnsan Hakları" Çev. Yasemin Karaman Kepenekçi, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, 32, (1-2) ss. 227-236

Çıplak, Alaaddin. (2002). "İlköğretim 7. ve 8. Sınıf Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi Ders Programlarının Değerlendirilmesi" (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Ankara. Ankara Üniversitesi.

Donnelly, Jack. (1995). Teoride ve Uygulamada Evrensel İnsan Hakları Çev. Mustafa Erdoğan ve Levent Korkut, Ankara, Yetkin Yayınları.

Elkatmış, Metin. (2007). "İngiltere ve Türkiye'deki İlköğretim 1. Kademede İnsan Hakları Eğitimlerinin Karşılaştırılması" (Yayımlanmamış Doktora Tezi) Ankara, Gazi Üniversitesi.

Erdoğan, Mustafa. (1997). Anayasal Demokrasi: Anayasa Hukukuna Giriş, Ankara, Siyasal Kitabevi.

Flowers, Nancy. (2000). The Human Rights Education Handbook: Effective Practices for Learning, Action and Change Minneapolis: The Human Rights Resource Centre.

Gemalmaz, Mehmet Semih. (1987). "İnsan Hakları Eğitiminin Temel İlkeleri Üstüne". ABECE, (19), ss. 40-41

Gemalmaz, Mehmet Semih. (1988). "İnsan Hakları Eğitiminin Yapısal Özellikleri" Öğretmen Dünyası(lOO), ss. 14-15.

Gemalmaz, Mehmet Semih. (2005). Ulusalüstü İnsan Hakları Hukukunun Genel Teorisine Giriş. İstanbul, Legal Yayıncılık.

Geray, Cevat. (1993). "İnsan Hakları İçin Eğitim" İnsan Hakları Yıllığı (15) ss. 89-99.

Gözlügöl, Said Vakkas. (2002). Arapa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İç Hukukumuza Etkisi Ankara, Yetkin Yayınları.

Gülmez, Mesut. (2001). İnsan Hakları ve Demokrasi Eğitimi Türkiye Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Ankara.

İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi. (2001). İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Komitesi 2000 Yılı Çalışmaları, Ankara, Başbakanlık Basımevi.

Kepenekçi, Yasemin Karaman. (2000). İnsan Hakları Eğitimi Ankara, Anı Yayıncılık. Savcı, Bahri. (1980). "İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri ile İlgili Eğitim Boyutları" İnsan Hakları Yıllığı (2) , ss. 78.

Ünal, Şeref. (1997). Temel Hak ve Özgürlükler ve İnsan Hakları Hukuku Ankara, Yetkin Yayınları.

Üste, Bahar. (2007). "İnsan Hakları Eğitimi ve İlköğretimdeki Önemi" Ege Akademik Bakış 7:1, ss. 295-310.

Yeşil, Rüştü. (2004). "İnsan Hakları ve Demokrasi Eğitiminde Yöntem" G.Ü. Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 5 Sayıl, ss. 35-41.

Council of Europe. (1997). "Teaching Guide To the European Convention of Human Rights: World Association for the School as an Instrument for Peace" Geneva, (Çevrimiçi) .doc 18 Eylül 2007.



United Nations: "United Nations World Programme for Human Rights Education" (Çevrimiçi) 15 Ocak 2007.


1 Dr. V. Atilla OĞUŞGİL, Polis Akademisi Başkanlığı, İstanbul Şükrü Balcı Polis Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi, atillaogusgil@gmail.com



Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə