KiTÂBU't-tevhîD


Altmışbeşinci Bâb Allah'ı Aracı Kılarak Bir Yaratılmıştan Şefaat Dilenemeyeceği Hakkında Bâb



Yüklə 0,76 Mb.
səhifə41/43
tarix03.01.2019
ölçüsü0,76 Mb.
#89032
1   ...   35   36   37   38   39   40   41   42   43

Altmışbeşinci Bâb

Allah'ı Aracı Kılarak Bir Yaratılmıştan Şefaat Dilenemeyeceği Hakkında Bâb

Cubeyr b. Mut'İm radıyallâhu anh şöyle anlatmaktadır: "Bir bedevî Rasûlullah'ın yanına geldi ve 'Zayıf düştük, evlatlarımız aç kaldı, mallarımız helak oldu. Rabbinden bizim için yağmur yağdırmasını dile! Biz Allah ile senden; seninle de Allah'tan şefaat isteğinde bulunuyoruz.' dedi. Peygamber sallaljâhu aieyhi ve seüem: «Suphanallah, suphanallah!» dedi. Bunu o kadar çok tekrarladı ki Rasûlullah'ın öfkelendiğini anlayan ashabın yüz hatları değişti. Daha sonra Peygamber şöyle buyurdu: «Yazık sana! Allah'ın ne olduğunu biliyor musun sen? Allah bundan daha büyük ve saygındır. Allah aracılığı İle hiçbir yaratıktan şefaat dilenmez.178

Ebû Dâvûd rivayet etmiş ve hadisin devamını da zikretmiştir.

İlgili Meseleler



1. "Allah aracılığı İle senden şefaat istiyoruz." Denilmesinin reddi.

2. Bu söz üzerine Peygamber sallaliâhu aleyhi ve seîlem o derece Öfkelenmiştir ki, ashabın bile yüzü değişmiştir.

3. "Senin vesilenle Allah'tan şefaat diliyoruz" sözü redde­dilmemiştir.

4. "Subhanallah" sözünün açıklamasına dikkat çekilmiş­tir.

5. Müslümanların Peygamber saliallâhu aleyhi ve sellem'den yağmur duasında bulunmasını istemeleri.

Açıklamalar

Bu iki konu Allah hakkında edepsizliktir. Tevhide aykı­rıdır. Allah hakkında yemin edilmesi genellikle insanın ken­dini beğenmişliğinden, şımarıklığından ve edepsizliğinden kaynaklanır. Bu olusuzluklardan sıyrılmadan imanın eksikliği giderilemez.

Allah vesilesi ile yaratıklardan şefaat dilemek ise Allah'ın şan ve azametine yakışmayan bir tutumdur. Çünkü Allah yara­tılmış bir varlık için vesile olmaktan çok çok yücedir. Aracılık yapacak olanın rütbesi genellikle aracılıkta asıl hedef olan varlıktan aşağıdadır. Allah hakkında edepsizlik olduğundan böyle bir davranışın terk edilmesi elzemdir. Şefaat edebilecek olan­lar, Allah yanında ancak izni dâhilinde şefaatte bulunabilirler. Tüm varlıklar Allah karşısında korku İçinde iken nasıl olur da durum tersine döner ve Allah şefaat izni verilecek olan varlık konumuna getirilebilir. Allah bütün varlıkların huzurunda boyun büktüğü yüceler yücesi, büyük bir varlıktır. Her şeyiyle tüm evren O'nun karşısında aciz ve zelildir.

Altmışaltıncı Bab

Rasulullah'ın Tevhidin Sınırlarını Koruması Ve Şirke Götüren Yolları Kapaması Hakkında Bâb

Abdullah b. Şİhhîr radıyailâhu anh şöyle anlatmaktadır: "Amiroğulları heyeti ile birlikte Rasûlullah'ın yanına vardım. 'Sen bizim seyyidimizsin/efendimİzsİn' dedik. Bunun üzerine:

«Seyyid/Efendi Allah tebareke ve teâlâ'dtr.» buyurdu. 'Sen bizim en üstünümüz, en yücemizsin' dedik. «{Daha Önce} söyledikle­rinizi ya da bir kısmım söyleyin! Şeytan sizi cüretkâr kılmasın!»

buyurdu." 179 Ebû Dâvûd ceyyİd isnadla rivayet etmiştir.

Enes radıyallâhu anh şöyle anlatmaktadır: "Bazı kimseler 'Ey Allah'ın Rasûlü! Ey en hayırlımız! Ey en hayırlımızın oğlu! Ey efendimiz Ey efendimizin oğlu!' dediler. Bunun üzerine: «Ey insanlar! (Daha önce) söylediklerinizden söyleyin! Şeytan sakın sîzin aklınızı çelip bevanızı azdırmasın! Ben Muhammed'im, Allah'ın kulu ve rasûlüyüm. Allah'ın benim için takdir buyurduğu konumdan daha yukarılara çıkarmanız boşuma gitmez.» 180 buyurdu." Nesâî ceyyid isnadla rivayet etmiştir.

İlgili Meseleler



1. İnsanların aşırılığa karşı uyarılmaları.

2. "Sen efendimizsİn" diyene karşı ne denilmesi gerektiği.

3. Kendisine söylenen hak olmasına rağmen Peygamber saikllâhu aleyhi ve sellem'İn: «Şeytan sizi cüretkâr kılmasın!» demesi.

4. «Allah'ın benim için takdir buyurduğu konumdan daha yu­karılara çıkarmanız hoşuma gitmez.» sözü.

Açıklamalar

Buna benzer bir konu daha Önce de geçmişti. Müellif öne­mine binâen ve konu gereği burada tekrar zikretmiştir. Çünkü tevhid, şirke götüren tüm yol ve vesilelerden kaçıniimadığı müddetçe korunamaz, muhafaza edilemez, mükemmeüeşemez. İki bâb arasında şöyle bir ayrım sözkonusudur: Birincisi eyleme yönelik yolların kapatılması şeklinde tevhidin korun­masını ele alırken; bu bâbda lisanen sarfedilen sözlere dikkat edilmek suretiyle edebe riâyet ederek şirkten sakınılması ele alınmaktadır.

Tevhidin eksiksiz olabilmesi için şirke düşme tehlikesine götürmesi muhtemel her tür sözden sakınılması gerekmekte­dir. Kısacası tevhid, bir yandan şartlarını, rükünlerini, mükem­mellik kazandıracak hususları yerine getirmek; diğer yandan da söz, fiil, irade, inanç olarak zahir ve batın tüm zıtlarından uzak durmakla mükemmelleşir.

Bu konuya dair detaylı açıklamalar daha önce zikredil­mişti.



Altmışyedinci Bab

»Onlar Allah'ı hakkıyla tanıyıp bilemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun avucunda gökler de O'nun sağ elinde durulmuş olacaktır. 0, onların ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.»

(Zümer, 67)

Âyeti Hakkında Bâb

İbn Mes'ûd radıyallâhu anh şöyle anlatmaktadır: "Yahudi din birliginlerinden biri Rasûlullah saüaliâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldi ve şöyle dedi: "Ey Muhammed! Biz (Tevrat'ta] şöyle bulmaktayız: Allah, gökleri bir parmak üzerinde, yerleri bir parmak üzerinde, ağaçlan bir parmak üzerinde, suyu bir parmak üzerinde, yeryüzünü bir parmak üzerinde ve diğer mahlukatı bir parmak üzerinde kılacak ve bunun ardından da 'Ben melikim' diyecek." Bu sözler üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve seliem, bu Yahudi din bilginini tasdiklediğİni belli ederek dişlerinin beyazı görünecek şekilde güldü. Sonra (bu anlatıla­nın şahidi olmak üzere ve Yahudi bilginin verdiği haberin doğ­ruluğuna delil olarak] şu âyeti okudu: «Onlar Allah'ı hakkıyla tanıyıp bilemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun avucundadır. Gökler O'nun sağ elinde dürülmüj olacaktır, O, müşriklerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.» (Zümer, 67)"181

Müslim'in bir rivayetinde "Dağlan ve ağaçları bir parmak üzerinde kıldığını sonra da onları sarsarak 'Ben melikim, ben melikim' dediğini görüyoruz." 182 Dedikleri İfade edilmekte­dir.

Buhârî'nin bir rivayetinde de "Gökleri bir parmak üğzrerin-de, yeryüzünü ve suyu bir parmak üzerinde ve diğer yaratıkları da bir parmak üzerinde yarattığını görüyoruz" 183 ifadeleriyle anlatılmaktadır.

Müslim'de İbn Ömer radıyallâhu anhumâ'dan merfu olarak rivayet edilen bir hadis §u şekildedir: «Allah kıyamet gününde gökleri dürer ve sağ eline alır. Ardından 'Ben melikim. Cebbarlar nerede? Mütekebbirler nerede?' der. Daha sonra yedi yeri dürerek sol eline alır ve 'Ben melikim. Cebbarlar nerede? Mütekebbirler nerede?' der.»184

Rivayet edildiğine göre İbn Abbas radıyallâhu anhumâ şöyle der: "Yedi gök ve yedi yer Rahman'ın avucunda sizden birini­zin elindeki hardal tanesi gibidir."185

İbn Cerîr şöyle der: "Bana Yunus tahdis etti. Bize İbn Vehb bildirdi (ahberana) ve dedi ki İbn Zeyd babasının ken­disine Rasûlullah'ın şu hadisini tahdis ettiğini söyler: «Kürsiye nisbeten yedi gök bir kalkan içine atılmış yedi dirhem gibidir.»186

Ebû Zer radıyallâhu anh'm da §öyle söylediğini İfade eder: "RasûluÜah'ı §Öyle derken duymuştum: «Arşa nisbetle kürsi, Çorak bir araziye atılmış demir bir halka gibidir.»187

İbn Mes'ûd radıyaJlâhu anh şöyle der: "Dünya seması ile bir sonraki semanın arasında beş yüz yıl bulunmaktadır. Bütün gökler arasında beş yüz yıl bulunmaktadır. Yedinci gök İle kürsi arasında da beş yüz yıl bulunur. Kürsi ile su arasında da beş yüz yıl bulunur. Arş suyun üzerindedir. Yüce Allah da arşın üzerindedir. Sizin yaptıklarınızdan hiç bîri O'na gizli kalmaz." 188 Bu rivayeti İbn Mehdî O Hammâd b. Seleme O 'Asım O Zirr O Abdullah yoluyla tahric etmiştir. Bir benzerini de Mes'ûdî O 'Asım Ebû Vâil O Abdullah yoluyla rivayet et­miştir. Hafız Zehebî bunları kaydettikten sonra rivayetin daha başka yollarının da bulunduğunu söyler.189

Abbas b. Abdilmuttalib radıyallâhu anh'tan tİvâyet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: «Gök ile yer arasında ne kadar bulunduğunu biliyor musunuz?» diye sorunca ashab, "Allah ve Rasûlü en iyisini bilirler" demişler ve ardından Peygamber sallallâhu aleyhi ve seilem şöyle buyurmuştur: «ikisinin arasında beş yüz yıllık yürüme mesafesi bulunmaktadır. Bir semadan diğerine beş yüz yıllık mesafe bulunmaktadır. Her bir semanın kalınlığı da beş yüz yıl yürüme kadardır. Yedinci sema ile arş arasında bir deniz bulunur. Bu denizin dibi ile en üstü arası, gökle yer arası kadardır. Allah bunun üzerindedir. Ademoğullarmın yapıp ettiklerinden hiçbi­ri O'na gizli değildir.» 190 Ebû Dâvûd ve diğerleri tahric etmiştir,




Yüklə 0,76 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   35   36   37   38   39   40   41   42   43




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin