Kur'AN'da tevhiD



Yüklə 1,67 Mb.
səhifə33/39
tarix07.01.2019
ölçüsü1,67 Mb.
#90829
1   ...   29   30   31   32   33   34   35   36   ...   39

88- EL-MÛ’MİN

Mü’min, iman masdarından ism-i faildir. İman iki anlama gelir:



1- Tasdik etmek,

2- Emin kılmak.

el-Mü’min vasfını alimlerimiz her iki anlama göre de açıklayıp tefsir etmişlerdir. İlk müfessirlerden İbn Abbas ve Dehhâk (r.a.) “el-Mü’min, Allah'ın yaratıklarını zulümden emin kılmasıdır” 1576 görüşünü benimsemişlerdir. Halimiye göre ise el-Mü’min “tasdik eden” demektir. 1577 el-Mü’min “kıyamet gününde kullarını haksız yere yakalayıp (ceza­landırmaktan) emin kılandır” şeklinde tarif edildiği gibi, “Kendisini tevhid eden, birleyen” şeklinde de tanımlanmıştır.1578

Bu vasıf Allah hakkında Kur'an'da bir kez vârid olmuştur. 1579

89- EL-MUHEYMİN

Kur'an-ı Kerim'de yalnızca iki yerde geçen el-Müheymin1580 vasfı hak­kında da bilginler oldukça değişik görüşlere sahip olmuşlardır. İbn Ab­bas “İnsanların yaptıklarını gözeten, Şehid, Rakîb” anlamını verirken, 1581İbn Zeyd “tasdik eden” anlamını, yani “Allah'ın her söylediğinde doğru olması” 1582 tanımlamasını getirmektedir. el-Halimî ise: “el-Mü­heymin, kıyamet gününde Allah'a itaat edenlerin sevaplarını eksiltme­yen ve mükafatlarını veren demektir.” 1583 diyor. 1584



90- EL-CEBBAR

Cebr, “herhangi bir şeyi baskı ile ıslâh etmek, düzeltmek ve onarmak” demektir. Yalnız başına düzeltmek ve sırf baskı ve zor kullanma anla­mında da kullanılmıştır.1585

Allah Tealâ’nın vasfı olarak el-Cebbâr: “Yaratıklarının işlerini ıslah eden, düzenleyen, iyiye doğru götüren, faydalarına olmak üzere onîar üzerinde tasarruf eden” 1586 olarak tanımladığı gibi: “Yaratıklarının ih­tiyaçlarını gideren, yaşamalarını sağlayan ve bu bağlamda rızıklarını veren” veya “yaratıkları üzerinde yüce olan” şeklinde de tarif edilmiş­tir.1587

el-Cebbâr, Kur'an'da yalnız bir ayette Allah'ı tavsif eder.1588



91- EL-MÜTEKEBBİR

el-Mütekebbir, aynı kökten olan el-Kebîr vasfı ile yakın anlamdadır. Fakat bu vasıf, büyüklüğün özel durumunu ifade eder. Mütekebbir, kul­lar hakkında tekebbür, yani gurur ve kibir, Allah hakkında ise teferrüd ve tahsis ifade eder. 1589

Buna göre el-Mütekebbir vasfı Allah için: “Büyüklüğün zirvesinde, her şeyden Yüce” 1590 ve “her türlü kötülükten Yüce” anlamlarına ge­lir.1591

el-Mütekebbir vasfı da Allah hakkında az kullanılmış, Kur'an'da sa­dece bir yerde vârid olmuştur.1592



92- EL-MUSAVVİR

el-Musavvir, tasvir masdarından ism-i faildir. Alah'ın bir vasfı ola­rak “mahlukatı istediği sıfat üzere ve seçtiği surette yaratan” 1593 an­lamına gelir. Suret, varlıklarda bulunan ve onları birbirinden ayıran özel durumdur. Bu, hem maddi planda ve hem de manevi alanda olabilir.1594

Size suret verip de suretlerinizi güzel yapan, sizi tertemiz şeylerle rızıklandıran Allah'tır.”1595

Bu ayette suretin hem maddi, hem de manevi boyutuna birden de­ğinilmiştir.

el-Musavvîr ismi Kur'an-ı Kerim'de yalnız bir âyette Allah hakkında vârid olmuştur:

O, Hâlık, Bârî, Musavvir Allah'tır...”1596



93- EL-MUBÎN

el-Mubin ismi, başlıca iki şekilde tanımlanmıştır:



l- “Her hakkı izhâr eden ve varlığında hiç bir şüphe caiz olmayan Hak Tealâ”1597

2- “Gizli olmayan.” Allah gizli değildir. O'nun varlığına delalet eden birçok ayet, eser ve fiilleri mevcuttur.”1598

el-Mubîn vasfı Kur'an'da bir ayette Allah'ı tavsif eder.

O gün Allah, onlara hak ettikleri cezalarını tam verir ve onlar da bi­lirler ki Allah, apaçık Hak'tır.”1599

94- NÛRU'S-SEMAVATİ VE'L-ARD

Nûr, “görmeye yardım edici yayılan ışık” 1600 demektir. Yüce Allah: “Hamdolsun O Allah'a ki gökleri ve yeri yarattı, karanlıkları ve aydın­lığı var etti...” 1601 Buyuruyor.

İslâm bilginlerinden bazıları bu ayete yaslanarak Allah'ın mutlak ola­rak “Nûr” olarak tavsif edilemeyeceğini savunmuşlardır. Zira söz ko­nusu âyet, “nur” un mahluk olduğunu, yani yaratıldığını göstermek­tedir. Sonradan yaratılanın Allah'ın vasfı olması düşünülemez. Zaten Kur'an-ı Kerim'de Allah için mutlak ve mücerred olarak en-Nûr ve Nûr vârid olmamıştır. Sadece muzaf durumunda “Nûru's-semâvâti ve'l-ard” şeklinde 1602 vârid olmuştur.

Bu vasıf için değişik tanımlamalar getirilmiştir: İbn Abbas: “Gökler ve yer ehlinin hadisidir” 1603 görüşünü ileri sürmüştür. Yine “Gökle­rin ve yerin müdebbiri” 1604 ve “Göklerin ve yerin münevviri” 1605 şek­linde de tanımlanmıştır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Yüce Allah yaratık olan nûr değildir. Çün­kü nuru da Allah yaratmıştır. O halde Allah nurdur, fakat yaratık olan nûr değil. Mahiyetini, niteliğini bilemediğimiz bir nurdur. Bunu te' vil etmeye gerek yoktur. Zira Allah mahlukata benzemez. O'nun hiç bir benzeri yoktur. 1606

Sonuç

“Kur'an'da Tevhid” adını verdiğimiz çalışmamızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Aslında üzerinde araştırma yaptığımız bu konu, özü itibariyle bütün müslümanların benimsediği ve hiç tereddüt etmeden kabul ettiği bir konudur. Ne var ki biz, meseleye Kur'an perspektifinden bakarak, Kur'an-ı Kerim'de “Tevhid Akidesi” nin nasıl işlendiğini irdelemeye çalıştık.

Kur'an'a göre Allah inancı, insana sonradan aşılanmış bir şey değil, in­sanın kendisiyle birlikte doğan, insan ruhunun fıtrî bir özelliğidir. İnsa­noğlunun sahip olduğu ilk ve en doğru bilgi, Cenab-ı Hakk'ın varlığı hakkındaki bilgidir. Allah Tealâ, insanı, varlığını algılayıp kavrayabilecek bir fıtrat üzere yaratmıştır. Doğuştan Allah'ın varlığı fikrine ve itikadına sahip olan insan, bu fikir ve inancı çalışarak kazanmış ve öğrenmiş de­ğildir. Allah insanı, kendi varlığını bilecek özelliklere sahip olarak yarat­mıştır. Bu yüzden Kur'an'da Allah'tan bahseden âyetler, Allah Tealâ'nın varlığını ispat etmeyi değil, O'nun birliğini mevzu edinmiştir. Bu ayetlerde Tevhid üzerinde durulmuş ve Allah'ın şeriki/ortağı olmadığı ifade edil­miştir.

Çalışmamızın ikinci bölümünü teşkil eden “Kur'an'da Tevhid”i ele alır­ken, Kur'an ayetlerinin her fırsatta Allah'ın birliğini gündeme getirdiği­ni ve Rabbimizin mü’min kullarından bu konuda bilgi sahibi olmalarını istediğini gördük. Zira İslâm dininin temel öğretisi ve ilk rüknü birle­mek/bir kabul etmek manasına gelen Tevhid inancıdır. Kısa ve öz olarak “La İlahe İllallah” ifadesiyle açıklanan tevhid akidesi İslâm dininin temel rüknüdür. Bu sebeple Tevhid, İslâm'ın hepsini kuşatan bir kavram ola­rak da algılanmıştır. Kur'an, beşeriyeti şirkten, tağutlardan ve küfürden kurtararak Tevhid'i, yani Allah'ın her alanda birliğini yerleştirmek için in­miştir. Bu gerçekten hareketle, Tevhid olmadan İslâm'dan da bahsetmek mümkün değildir, diyebiliriz.

Tevhid davetinin pratik olarak insanlığa nasıl ulaştırıldığını anlaya­bilmek için Kur'an'da adı geçen peygamberlerin Tevhid mücadelesine yer verdiğimiz üçüncü bölümde, bütün Nebi ve Rasullerin kavimlerini bir ger­çeğe çağırdıklarını gördük:”... Allah'a ibadet edin. Sizin O'ndan başka ilahmız yoktur!...”

Allah elçileri, Tevhid'in ortadan kalkarak şirkin egemen olduğu top­lumlara, hayatın her alanında Allah'ın birliği fikrini yerleştirmek üzere gön­derilmişlerdir... Ayrıca bu incelememizde Kur'an’ın Tevhid mefhumu­nun karşısında duran, ona zıt olan iki kavramdan söz ettiğini gördük: Şirk ve tâğut... Kur'an, Allah'tan başka ilah olmadığını, O'ndan başka Rab bu­lunmadığım, Allah'tan başka hüküm koyucunun bulunmadığını beşeri­yete kabul ettirinceye kadar üzerinde durulması gerekli olan kötüğün şirk kötülüğü olduğunu açık bir dille ortaya koymuştur. Bu bağlamda Kuran, insanın şu durumlarda şirk koşmuş sayılacağını beyan eder: İlah olarak Allah'tan başka bir şey daha kabul ederse... Güç ve kudretinde Allah'a bir ortak tanırsa... Hakları konusunda Allah'a bir şerik daha kabul ederse... Her bakımdan ve bütün kapsam ve kuşatıcılığıyla yalnızca Allah'a ait olan sıfatlan bir başka şeye daha verirse...

Buna göre insanlar önce itikadı alanda tek başına Allah'ın uluhiyyetini kabul edip bir başka şeyi O'na ortak kabul etmemek ve pratik ha­yatlarında da tek olarak Allah'ın rubûbiyetini kabul edip, O'na rububiyette hiç bir şeyi ortak kabul etmemek zorundadırlar. Yine insanlar, Yü­ce Allah'ın bu kainatta her şeye hâkim olduğunu, tasarruf yetkisinin sa­dece O'na ait buluduğunu, yegâne hüküm sahibinin de tek başına Allah olduğunu kabullenmek zorundadırlar.

Kur'an'a göre mü’min olan kimse, vicdanını şirkin pisliklerinden te­mizleyen, aklını hurafi kalıntılarından arıtan ve pratik hayatında da Tevhid esaslarına uyarak cahiliyet geleneklerinden vazgeçen, dolayısıy­la da hayatında kulların kulluğundan uzaklaşarak tek olan Allah'ı kabul edendir...

Tevhid mefhumunun net bir şekilde anlaşılabilmesi için Kur'an'ın al­gılamamızı istediği bir diğer kavram da tâğuttur. Kur'an'a göre Allah'a iman ile tağutu kabul etmek, iki zıt olgudur. Biri aydınlığı, öteki karanlığı temsil eder. Kur'an'a göre Allah'a iman etmekle, tağutu reddetmek sonuçta aynı kapıya çıkar. Tâğut reddedilmedikçe Allah'a iman tamamlanmış olmaz....

Yine bu çalışmamız esnasında, Allah Tealâ’nın kendisini Kur'an'da fi­illeri ve her biri yüce sıfatlarına delâlet eden isimleriyle tanıttığını gördük. Biz de bu noktada Kur'an'ın Allah'a verdiği isimleri ele alarak Kur'an vah­yi boyunca Allah hakkında vârid olan isimleri tesbit ettik ve neticede bu isimlerin 100'e yakın olduğunu gördük. Bu isimleri İslâmi gelenekteki en meşhur nüzul sırasını esas alarak tertib etmeye çalıştık. Kur'an'daki uluhiyyetin özel isimleri ile ilgili çalışmalardan istifade etmeye çalıştık ve sonuçta Kur'an'ın, Allah'ı nasıl tanıttığı hususunda genel bir fikir vermeye çalıştık. Her hususta olduğu gibi, bu konuda da Kur'an-ı Kerim'in bize en doğru yolu gösterdiğini gördük. En önemlisi, akidemizi Kur'an'ın tesbit etmesi gerektiği gerçeğine ulaştık. Evet, Kur'an bütün çağların kitabı ol­duğu için insanlar ulûhiyyet, rubûbiyyet, kısaca, Allah hakkındaki bil­gileri ancak Kur'an'dan öğrenebilir ve ancak Kur'an'ın çağrısına kulak ve­rerek doğru bir sonuca ulaşabilirler. Çünkü Kur'an öğretisinden daha doğ­ru bir bilgi yoktur...



Bu çalışmamızın Allah'ın rızasına nail olmasını diliyoruz. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun! 1607



1 Mehmet Kubat, Kur’an’da Tevhid, Şafak Yayınları, İstanbul, Mart 1994: 11-12.

2 A'raf: 7/172-173

3 Bkz. İbn Cerir et-Taberi, Camiu'l-Beyan. c.VI. sh. 111 vd., Fahruddin er-Razî, Tef siru'l-Kebir, c. XXV-26, sh. 119vd.. Beğavî, Tefsir, c.2. sh. 221, vd., Elmalılı M. Ham­di Yazır, Hak Dini, c.4, sh. 2324 vd., Mevdudi, Tefhim, c.2. sh. 103

4 Nahl: 16/36

5 Şevkâni, Fethu'l-Kadir el-Cami-u Beyne Fenni Rivayeti ve Dirayeti Min İlmi'-Tefsir C.l, sh. 162. Mısır. 1964

6 Enbiya: 21/25

7 Muhammed b. Said el-Kahtanî. İslâm'a Göre Dost ve Düşman, cev. Harun Ünal c 1 sh. 34, İst. 1991

8 Muhammed Süleyman et-Temimi, Tevhid, Tere. Hasan Beşer, sh.3. İst. T. siz.

9 Bakara: 2/256

10 Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, II, sh. 871, İst. 1971

11 Zümer: 39/66

12 Muhammed Abduh, Tevhid Risalesi, Çev. Sabri Hizmetli, sh. 73, Ank. 1986

13 Geniş bigi için bkz. Bekir Topaİoğlu, Allah'ın Varlığı, sh. 21, Ank. 1987.

14 Bkz. M. Abduh, a.g.e,, sh. 73

15 Bkz. Bakara: 256, 257, Nisa: 60, Maide: 76

16 Mevdudi. İslam'da Hükümet, Ter., Ali Genceli, sh. 245, İst. 1976

17 Elmalılı M. Hamdi Yazır, a.ğ.e., c. 9, sh. 5990 vd.

18 Onlar kendi durumlarını değiştirdikleri için Allah da onların durumunu değiştirmiş, kendilerini başarıya erişmiştir. Bkz. Ra'd:13/ 11

19 Tarihçilerimizin rivayetlerine göre Tevhid inancına sahip olan ve Mekke müşriklerinin geleneklerine karşı çıkan, Hz. İbrahim'in dinine bağlı olduklarını söyleyen birçok kimse vardı. Varaka, b. Nevfel, Sırma b. Enes, Zeyd b. Amr b. Abese, Adiyy, Umey ye b. ebi Salt bunlardan bazıları idi. Bkz. İbn İshak, Siyer, sh. 169 vd., Mevdudi, Tevhid Mücadelesi, c.2, sh.44 vd., M. Hamidullah İslâm Peygamberi, c. 1, sh. 72 vd.

20 M. Hamidullah, İslâm Peygamberi, c. 1, sh, 87

21 İbn İshak, Siyer, sh. 171.

22 Mevdudi, Tevhid Mücadelesi, c. 2, sh. 427, M. HamdiYazır, a.g.e., c.3, sh. 1913

23 Mehmet Kubat, Kur’an’da Tevhid, Şafak Yayınları, İstanbul, Mart 1994: 13-18.

24 Mevdudi, Tefhimu'l Kur'an, Ter. Heyet c. I, sh. 33, İst. 1986

25 Ahzâb: 33/36

26 Nisa: 4/59

27 İmam Şafii, er-Risale, Tahkik ve Şerh: Ahmed Muhammed Şâkir, sh. 20. Mad: 48, Beyrut, T. siz.

28 Gazzali, İlcamu'1-Avam an İlmi’l-Kelâm, sh. 20, Mısır, 1309.

29 Gazzali, îhya-u UIûmi'd-Din, CI, sh. 105 vd., Kahire, T. siz.

30 Muhammed Salih ez-Zerkan, Fahruddin er-Razi ve Aruhu'l Kelamiyye ve'l Felsefiyye, sh. 199, Beyrut. T.siz.

31 Mehmet Kubat, Kur’an’da Tevhid, Şafak Yayınları, İstanbul, Mart 1994: 21-23.

32 Bekir Topaloğlu, İslam Kelamcıları ve Filozoflarına Göre Allah'ın varlığı (İsbat-ı Vacib) sh. 26, Ank. 1987.

33 Bekir Topaloğlu, a.g.e., sh. 21

34 Zahir b. Avvad el-Almai, Kur'an'da Tartışma Metodları, Çev. Ercan Elbinsoy, s. 141 vd. İst. 1984.

35 Veli Ulutürk, Kur'an-ı Kerim Allah'ı Nasıl Tanıtıyor, sh. 192, İzmir, 1985

36 Şerafeddin Gölcük -Süleyman Toprak, Kelâm, sh. 137., Konya, 1988

37 BekirTopaloğlu, a.g.e., sh. 110

38 Bkz. Hüseyin Atay, Kur'an'a göre iman Esasları, Ank, 1961, sh. 29; Seyyid Kutub, Fi Zilali'i Kur'an, c.7, sh. 113, Beyrut. T.siz.

39 Abbas Akkad, Allah, sh. 232, Mısır. 1969.

40 Mehmet Kubat, Kur’an’da Tevhid, Şafak Yayınları, İstanbul, Mart 1994: 23-24.

41 Ragıp el-İsfehanî, Müfredat fi Garibi'l-Kur'an, sh. 382, Beyrut, T.siz.

42 Seyyid Şerif Cürani. Kitabu't-Tarifat, sh. 168, Mısır, 1283.

43 Rûm: 30/30

44 A'raf: 7/172

45 İbn Kesir, Tefsiru'1-Kur'ani'l-Azim, c.2, sh. 261, Beyrut. 1969

46 Muhammed Kutub, Çağdaş Fikir Akımları, ter. M. Beşir Eryarsoy, c. 3, sh. 279. İst. 1986.

47 Buhari, Cenaiz, 33; Ahmed b. Hanbel, 11/315; İbn Kesir Tefsir, c. 2, sh. 261 vd; Hadisin değişik variyantları için bkz. Buhari, Cenaiz, 79; Müslim, Kader, 23-25; îman, 264; Müsned, 11/233; III/435; IV/9

48 A. Saim Kılavuz, Anahatlarıyla İslâm Akaidi ve Kelâm'a Giriş, sh. 55, İst. 1987.

49 Isnıail Raci Faruki, Tevhid, Ter. Dilaver Yardım, sh. 37, İst. 1987

50 Ismail Raci Faruki, a.g.e. sh. 88.

51 Secde: 32/7-9

52 Süleyman Uludağ, Akaid ye Kelâm, sh. 196, İst. 1981.

53 İzmirli İsmail Hakkı, Yeni İlm-i Kelâm, sh. 204, Ank. 1984; Süleyman Uludağ, a.g.e, sh. 195,

54 BekirTopaIoğlu, a.g.e., sh. 110; A. Saim Kılavuz, a.g.e-, sh. 60

55 Ş. Gölcük-S. Toprak, a.g.e., sh. 137; B. Topaloğlu, a.g.e. sh. 110; A.. S.Kılavuz. a.g.e:, sh. 55 vd.

56 Lokman: 31/31

57 Neml: 27/14

58 Ş, Gölcük, S. Toprak, a.g.e., sh. 137

Mehmet Kubat, Kur’an’da Tevhid, Şafak Yayınları, İstanbul, Mart 1994: 24-27.



59 Rûm: 30/30

60 Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili, c. VI, sh. 3824, İst. 1978

61 Elmalılı, a.g.e. c. 6, sh. 3822; M. Emin Ay, Çocuklarımıza Allah'ı Nasıl Anlatalım, sh. 48, vd. Ank. 1989

62 A'raf: 7/172

63 İbn Kesir, Tefsir, c. 2, sh, 261 vd.

64 Bkz. Fıkhı Ekber'den naklen

65 İmam Maturidi, Kitabu't-Tevhid, Tenkitli Neşr: Dr. Fethullah Halif, sh. 10, Beyrut 1970; Kemal Işık, Maturidi'nin Kelâm Sisteminde îman, Allah ve Peygamberlik Anlayışı, sh. 30, Ank. 1980; S. Uludağ, a.g.e., sh, 138; Ş. Gölcük-S. Toprak, a.g.e. sh. 42; A. Saim Kılavuz, a.g.e. sh. 303; İmamu’l-Harameyn Ebi’l-Mealî Abdullah Me­lik el-Cüveyni, el-Akîdetü'n-Nizamiyye, Tashih ve Şerh: Muhammed Zahidu'1-Kevseri, sh. 8 vd; Matbaatu'I-Envâr Neşri, 1948; ibrahim Agah Çubukçu, Mutezile ve Akü Meselesi, sh. 59, A.Ü.Î.F. Dergisi. C: c.XII, Yıl 1964; Hüseyin Avni, ilm-i Kelâm, sh. 86, İst. 1328 H; Abdurrahman b. Ali, Nazmu'l-Fraid, sh. 31, Mısır, 1317H; İz­mirli İsmail Hakkı, a.g.e. sh. 114; Musa Kazım, Dini, İçtimai Makaleler, sh. 90, 1336 H.

66 Bekir Topaloğlu, a.g.e., sh. 40; M. Kutub, Dirasetun fin-Nefsi'1-İnsaniyye, sh. 260 vd.

67 Kemal Işık, a.g.e., sh. 61 (O da Maturidi, Te’vilâtu'l-Kur’an, Var, 87 b., Selim Ağa Ktb. No: 40'dan naklen); Velu Ulutürk, a.g.e., sh.217

68 Geniş Bilgi için bkz. İbn Tufeyl ya da Hayy İbn Yakzan'ın Olağanüstü Serüveni, Haz. N. Ahmet Özalp, İst. 1985, İnsan yay.

69 Gaizalî, İhya-u Ulumi'd-Dln, c. I, sh. 105

70 Mehmet Aydm, Din Felsefesi, sh. 43 vd., İzmir. 1987; Bekir Topaloğlu, a.g.e. sh. 108

71 Süleyman Uludağ, a.g.e.. sh. 193

72 İbn Kesir, Tefsiru'1-Kur'ani'1-Azîm, c. 2, sh. 525, Beyrut 1969.

73 Bkz. İbn Cerir et-Taberî, Camiu'l-Beyan an Te'vili Âyi'l-Kur'an, c. 6, sh. 111 vd. Bey­rut 1988; Fahruddin er-Razî. Tefsirul-Kebir, c. 25-26, sh. 119 vd. Tahran, T. siz; el-Beğavî, Tefsir, c. 2, sh. 211 vd. Beyrut, 1987

74 M. el-Behiy, İnanç ve Amelde Kur'anî Kavramlar, sh. 18-19. İst. 1988

75 M. Aydın, a.g.e. sh. 22;27

76 M. Aydın, a.g.e. sh. 26

77 Veli Ulutürk, a.g.e. sh. 191.

78 Veli Ulutürk, a.g.e. sh. 192.

79 Nihat Keklik, Sadrettin Konevi Felsesfesindc Allah, Kainat ve İnsan, sh. 60, İs*. 1967.

80 Veli Ulutürk, a.g.e. sh. 220, (O da Metafizik Düşünceler, sh. 100'den naklen verir.)

81 Aynı eser, Aynı yer.

82 Veli Ulutürk, a.g.e. sh, 19

83 Süleyman Hayri Bolay, Türkiye'de Ruhcu ve Maddeci Görüşün Mücadelesi, sh. 262, Ank. T. sz.

84 Mehmet Kubat, Kur’an’da Tevhid, Şafak Yayınları, İstanbul, Mart 1994: 27-30.

85 Muhammed Abdullah eş-Şarkavî, iman, sh. 113 vd. Kahire, 1989; M. el-Behiy, a.g.e., sh. 18-19.

86 Muhammed Kutub, Çağdaş Fikir Akınları, c. 3, sh. 278, İst. 1986; Mevdudi, Tarih

Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Nayatı, c. 1, sh. 46 vd. Çev. Ahmet Asrar, İst. 1983



87 A'raf: 7/172

88 Muhammed Kutub, a.g.e., c. 3. sh. 278; Mevdudi, a.g.e. c. 1, sh. 46 vd.

89 Muhammed Abdullah eş-Şarkavî., a.g.e., sh. 113 vd.

90 A'raf: 7/59, 65, 73; Hud: 11/61 vb. ayetler.

91 Nisa: 4/46

92 Nahl: 16/36

93 Muhammed: 47/19

94 En'am: 6/75-80

95 Mehmet Emin Ay, a.g.e.. sh. 48 vd.

96 Muhammed Kutub, Kuran Araştırmaları I, çev. Akif Nuri, sh. 31, tst. 1981.

97 Süleyman Uludağ, a.g.e. sh. 96.

98 Naziat: 79/23-24

99 Kasas: 28/38

100 Şuara: 26/29.

101 Mevdudı- el-Mustelehatu'l-Erbaa fi’l-Kur'an, sh. 66 vd. Kuveyt 1971.

102 Zahir b. Avvad, a.g.e. sh. 168.

103 Bakara: 2/258.

104 Mevdudi, Tefhimu'1-Kur'an, c. 1, sh. 176 vd.; Mustetahatu'l-Erbaa fi'l Kur'an, sh.72

105 Bakara: 2/258

106 Bakara: 2/258

107 ElmaLIh, Hak Dini Kur'an Dili, c.2, sh. 887

108 MevdudiTefhimu'l-Kur'an, c. 1, sh. 887.

109 Bakara: 2/258

110 Mevdudi, Mustelahatu’l-Erbaa fi'1-Kur'an, sh. 53 vd. Muhammed Kutub, Çağdaş Fikir Akımları, c. 3, sh. 300.

Mehmet Kubat, Kur’an’da Tevhid, Şafak Yayınları, İstanbul, Mart 1994: 30-35.



111 Şehbenderzâde Filibeli Ahmet Hilmi, Allah'ı İnkar Mümkün mü? Sadeleştirenler: Necip Taylan, Eyüp Onart. sh. 25, İst. 1977

112 Mehmet Aydm, a.g.e. sh. 162.

113 Casiye: 45/24.

114 Mehmet Aydın, a.g.e., sh. 204.

115 Mevdudi, Tefhlm'ul-Kur'an, c. 4, sh. 309.

116 Lokman: 31/7-8


Yüklə 1,67 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   29   30   31   32   33   34   35   36   ...   39




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin