F. Evlilik ve Boşanma (10:1-12)
10:1 Rabbimiz, Celile’den Şeria nehrinin doğusundaki bölge olan güneydoğudaki Perea’ya gitti. Perea görevi 10:45’e kadar uzanır.
10:2 Kısa bir süre sonra Ferisiler O’nu yine buldular. Öldürmek için bir kurt sürüsü gibi hareket ediyorlardı. O’nu tuzağa düşürmek gayretiyle boşanmanın Kutsal Yasa’ya uygun olup olmadığını sordular. O da onları Musa’nın yazdığı İlk Beş Kitaba (Tevrat) havale etti. “Musa size ne buyurdu?”
10:3-9 Musa’nın izin vermiş olduğunu söyleyerek O’nun sorusundan kaçındılar. Musa, erkeğin bir boş kağıdı yazarak karısını boşamasına izin verdi. Ama bu, Tanrı’nın gerçek düşüncesi değildi; yalnızca insanların yüreğinin katılığından ötürü izin verildi. Tanrısal plan, erkekle kadını yaşadıkları sürece evlilikte birleştirmekti. Bu olay Tanrı’nın cinsiyeti yaratmasına kadar gider. Adam, annesini babasını bırakacak ve öyle ki, evlilikte karısıyla bir beden olacaktır. Bunun için, Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmamalıdır.
10:10 Öyle görünüyor ki, öğrencileri bile bunu kabullenmekte zorlandılar. O zamanlar kadınların toplumda saygın bir yeri ya da güvenliği yoktu. Sık sık hor görüldüler. Adam, karısından memnun değilse, onu boşayabiliyordu. Ka-dının başvurabileceği hiç bir yol yoktu. Birçok bakımdan bir mal gibi davranı-lıyordu.
10:11-12 Öğrenciler Rab’be daha çok soru sorduklarında, anlamlı olarak boşanmadan sonraki (boşanan ister erkek, ister kadın olsun) evliliğin zina ol-duğunu söyledi. Bu ayet olduğu gibi alınırsa, her türlü durumda boşanmanın yasak olduğunu gösterir. Ama Matta 19:9’da bir istisna var. Eşlerden biri cinsel ahlaksızlıkla suçlu olursa, diğerinin boşanmasına izin verilir ve tahmini olarak da yeniden evlenmekte özgürdür. Ayrıca 1. Korintliler 7:15’te, imanlı bir eşin imanlı olmayan eş tarafından terk edildiğinde, yeniden evlenmesine izin verilmesi mümkün görünmektedir.
Elbette, boşanma ve yeniden evlenmeyle ilgili zorluklar vardır. İnsanlar evliliğin karışık bir yumak olmasına neden olduklarından, bunu açmak için Süleyman’ın bilgeliğine gereksinim vardır. Bu karışık yumaklardan sakınmanın tek yolu boşanmaktan kaçınmaktır. Boşanma içerdiği kişilerin yaşamları üzerine bir bulut tabakasıyla soru işaretini koyar. Boşanmış kişiler yerel topluluğa üye olmak istedikleri zaman ihtiyarlar durumu Tanrı korkusuyla gözden geçirme-lidir. Her durum farklıdır ve bireysel olarak düşünülmelidir.
Bu paragraf yalnızca Mesih’in evliliğin kutsallığıyla ilgili konuya değinmeyip kadın haklarına olan ilgisini de gösterir. Mesih İnancı kadınlara yeryüzündeki dinlerin hiç birinde bulunmayan çok özel bir önem verir.
G. Küçük Çocukların Kutsanması (10:13-16)
10:13 Şimdi Rab İsa’nın küçük çocuklar ile ilgili endişesine tanık oluyoruz. Öğrenciler, çocuklarını İsa’nın kutsaması için getiren anne babaları kovdular.
10:13-16 Rab buna çok kızdı ve Tanrı’nın Egemenliğinin küçük çocuk-lara, çocuk gibi iman edenlere ve alçakgönüllülere ait olduğunu açıkladı. Ege-menliğe girmek için yetişkinlerin küçük çocuklar gibi olmaları gerekiyor.
George MacDonald, kapısının önünde oynayan çocuk bulunmayan kişinin imanına inanmadığını söylerdi. Bu ayetler Rab’bin hizmetinde bulunan kişinin aklına Tanrı Sözüyle küçüklere ulaşmanın önemini getirmelidir. Çocukların beyinleri çok alıcı ve şekil verilebilir durumdadır. W. Graham Scroggie, “Ço-cuklara en iyi şekilde davranın ve onlara elinizden gelenin en iyisini verin” demiştir.
Ğ. Genç Zengin Yönetici (10:17-31)
10:17 Zengin bir adam, içten gibi görünen bir soruyla Rab’bin yolunu kes-ti. İsa’ya “İyi öğretmenim” diye hitap ederek, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapması gerektiğini sordu.
10:18 İsa “İyi öğretmenim” sözünü yakaladı. Bu unvanı reddetmedi, ama adamın imanını sınamak için sordu. Yalnızca Tanrı iyidir. Zengin adam Rab İsa’yı Tanrı olarak kabul etme konusunda istekli miydi? Değildi.
10:19-20 Daha sonra Kurtarıcı, onun günah bilgisini ortaya çıkarmak için Kutsal Yasa’yı kullandı. Adam hâlâ egemenliğe bir şeyler yaparak kavuşma hayalinin etkisi altındaydı. O zaman ona ne yapması gerektiğini söyleyen Ya-sa’ya itaat etsin. Rabbimiz öncelikle insanlarla olan ilişkilerimizi içeren beş emri aktardı. Aslında bu beş emir, “Komşunu kendin gibi seveceksin” diyordu. Adam bunları gençliğinden beri yerine getirmekte olduğunu söyledi.
10:21-22 Ama gerçekten komşusunu kendisi gibi sevdi mi? Sevdiyse bunu mallarını satarak ve parasını yoksullara vererek kanıtlayabilirdi. Üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.
Rab İsa, bu adamın mallarını satarak ve gelirini yoksullara vererek kurtulabileceğini söylemek istemedi. Kurtuluş için tek bir yol vardır: Bu da Rab’be iman etmektir. Ama kurtulmak için bir adamın günahkâr olduğunu ve Tanrı’nın kutsal isteklerine ulaşamadığını kabul etmesi gerekir. Rab, adamın, günahı kavraması için tekrar On Emir’i hatırlattı. Zengin adamın mallarını paylaşmak istememesi, onun komşusunu kendisi gibi sevmediğini gösterdi. “Rab, eğer gereken buysa, o zaman ben bir günahkârım. Kendi çabalarımla kendimi kurtaramam. Bu nedenle beni lütfunla kurtarmanı rica ediyorum” demeliydi. Ama malını çok seviyordu. Ondan vazgeçme konusunda isteksizdi.
İsa adama her şeyini satmasını söylediğinde bunu kurtuluşun bir yolu olarak göstermiyordu. Adama Tanrı’nın Yasa’sına uymamış olduğunu ve bunun için de kurtulmaya gereksinimi olduğunu gösteriyordu. Eğer Kurtarıcı’nın öğretisine karşılık vermiş olsaydı, kurtuluş yolu kendisine verilmiş olurdu.
Ama burada bir sorun var. Biz imanlılar, komşumuzu kendimiz gibi sevmek zorunda mıyız? İsa bize, “Git neyin varsa sat, parasını yoksullara ver; böylece gökte hazinen olur, sonra gel beni izle” diyor mu? Herkes bunu kendisi için yanıtlamalıdır, ama bunu yapmadan önce aşağıdaki kaçınılmaz gerçekleri düşünmelidir:
1. Her gün binlerce insan açlıktan ölüyor.
2. Dünyanın yarısından çoğu Müjde’yi hiç duymadı.
3. Malımız insanların ruhsal ve fiziksel gereksinimlerini hafifletmek için kullanılabilir.
4. Mesih’in örneği bize başkalarının zengin olabilmesi için bizim yoksul olmamız gerektiğini öğretiyor (2Ko.8:9).
5. Yaşamın kısalığı ve Rab’bin gelişinin yakınlığı bize şimdi paramızı O’nun için kullanmamız gerektiğini öğretiyor. O geldikten sonra her şey için çok geç olacak.
10:23-25 Zengin adamı kalabalığa karışırken görünce İsa, zenginlerin Tanrı’nın Egemenliğine girmesinin zorluğundan söz etti. Öğrenciler bu söze şaşırdılar; zenginliği Tanrı’nın bereketiyle birleştiriyorlardı. Bunun için İsa, “...varlıklı kişilerin18 Tanrı’nın Egemenliğine girmesi ne güçtür” diye yineledi. “Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliğine girmesinden daha kolaydır” diyerek devam etti.
10:26-27 Bu, öğrencilerin “öyleyse kim kurtulabilir” diye merak etmesine neden oldu. Kutsal Yasa altında yaşayan Yahudiler olarak zenginliğe Tanrı’nın bereketinin göstergesi olarak bakıyorlardı. Musa’nın Yasa’sında Tanrı kendisine itaat edenlere refahı vaat etti. Öğrenciler zengin bir kişi egemenliğe giremezse, hiç kimse giremez diye düşündüler. İsa, insanlar için imkânsız olanın Tanrı için mümkün olduğu karşılığını verdi.
Bu metnin öğretişinden hangi sonucu çıkarmalıyız?
İlk olarak, zenginlerin zenginliği Tanrı’dan daha çok sevmelerinden dolayı kurtulmaları zordur (ayet 23). Paralarından vazgeçmektense, Tanrı’dan vazge-çerler. Bu durum var olduğu sürece kurtulamazlar.
Eski Antlaşma’da zenginliğin Tanrı’nın kayırmasının bir göstergesi olduğu doğrudur. Şimdi bu durum değişti. Zenginlik Mesih’in bereketinin işareti yerine insanın bağlılığının bir denemesidir.
Bir devenin iğne deliğinden geçmesi, bir zenginin egemenliğin kapısından geçmesinden daha kolaydır. İnsani açıdan zengin bir adam kurtulamaz. Burada biri, insani açıdan konuşulursa hiç kimse kurtulamaz diye karşı gelebilir. Bu doğrudur. Ama bu zenginin durumunda daha da doğrudur. O, yoksulun farkında olmadığı zorluklarla karşı karşıya kalır. Para tanrısını yüreğinin tahtından atmalı ve Tanrı’nın önünde bir yoksul olarak durmalıdır. Bu değişikliği başarmak insanlar için imkânsızdır. Bunu yalnızca Tanrı yapabilir.
Yeryüzünde hazine biriktiren imanlılar, itaatsizliklerini genellikle çocuklarının yaşamlarında öderler. Bu tür ailelerden gelen çocukların çok azı Rab’bin yolunda iyi bir şekilde hizmette bulunur.
10:28-30 Petrus, Kurtarıcı’nın öğretişinin amacını yakaladı. İsa’nın, “Her şeyi bırakıp ardımdan gelin” dediğini anladı. İsa bunu, O’nun ve Müjde’nin uğruna her şeyi bırakanlara şimdi ve sonsuz ödül vaadiyle doğruladı.
1. Şimdiki ödül para değildir.
a. Evler: Rab’bin hizmetçisi olarak kendine kalacak yer verecek olan diğer kişilerin evleri.
b. Kardeşe, anneye, çocuğa: Arkadaşlıkları bütün yaşamı zenginleştiren imanlı kardeşler.
c. Toprağa: Kral için talep ettiği dünyanın ülkeleri.
d. Zulümler: Bunlar şimdiki ödüllerin bir kısmıdır. Bir kişi Mesih’in uğruna elem çekecek kadar değerli bulunduğunda, bu sevinilecek bir durumdur
2. Gelecek ödül ise sonsuz yaşamdır. Bu, her şeyi bırakarak sonsuz yaşamı kazanırız anlamına gelmez. Sonsuz yaşam bir armağandır. Buradaki düşünce, her şeyi bırakanların cennetteki sonsuz yaşamdan daha çok zevk alma kapasitesiyle ödüllendirildikleridir. Bütün imanlılar bu yaşama sahip olacaklardır, ama hepsi bundan aynı derecede zevk almayacaktır.
10:31 Rabbimiz sonra bir uyarı sözünü ekledi: “Birincilerin birçoğu sonuncu, sonuncuların birçoğu da birinci olacak.” Öğrencilik yoluna iyi başlamak yeterli değildir. Önemli olan nasıl bitirdiğimizdir. Ironside şöyle demiştir:
Sadık ve bağlı bir izleyici olacağına söz veren herkes, Mesih’in adı uğruna kendini inkâr etme yolunda devam etmeyecektir, geride görünen ve bağlılıkları soru işareti yaratanların bazıları deneme zamanında gerçek ve geri planda olduklarını kanıtlayacaklardır.19
Dostları ilə paylaş: |