Tkip kuruluş Kongresi Belgeleri



Yüklə 0,7 Mb.
səhifə30/51
tarix26.07.2018
ölçüsü0,7 Mb.
#59251
növüYazı
1   ...   26   27   28   29   30   31   32   33   ...   51

Ancak ben bu değerlendirmelerin, bu yaklaşımların bizim saflarımızda bile bu gözle incelendiğini ve sindirildiğini zannetmiyorum. Bu temel değerlendirmeleri kendi saflarımıza ideolojik bir kimlik olarak maletmek bizim için hala da temel bir görev olarak duruyor. Kongre ortaya böyle bir irade koymalı ve parti içi eğitimin uluslararası boyutu çerçevesinde, bu değerlendirmeler saflarımızdaki ideolojik eğitimin çok özel bir malzemesi olarak kullanılmalı.

Ve politik sonuçlarına da, konuşmamın başlangıcında yaklaştığım gibi yaklaşılmalı. Her devrim her zaman aynı zamanda uluslararası bir devrimdir. Her iç savaş aynı zamanda bir(111)dış savaştır. Bu ta Fransız Devrimi’nden beri bir yasadır. Fransız Devrimi bir burjuva devrimiydi, ulusal ölçekte patlak vermişti, ama dünyayı sarstı, dünyaya yayıldı ayrıca. Devrimi savunma çizgisinde bir dış savaşa dönüştü iç savaş. 1848 Devrimleri zaten uluslararası bir devrimci dalgaydı. Fransız burjuvazisi Paris Komünü’nü Prusya orduları sayesinde boğdu. Fransa-Prusya savaşı, bu dış savaş Fransa’da iç savaşı üretti; iç savaş ise, Prusya ordusunun Versay’ı desteklemesi ölçüsünde ve anlamında dış savaşa dönüştü. Ekim Devrimi bu aynı gerçeği apaçık ve tüm boyutlarıyla gösterdi, gözler önüne serdi; iç savaş, çok büyük ölçüde, 14 devletin birleşik müdahalesine karşı bir dış savaştı, vb.

Bu çağda, emperyalizmin dünya polisliğine artık bir yasal statü kazandırmaya çalıştığı bir evrede, kendi ülkesindeki sınıf mücadelesini dış boyutlar içerisinde kavramayan bir devrimcilik, bakışaçısından yoksun, dar ve kısır bir devrimciliktir. Bu tam bir milliyetçi dargörüşlülüktür, ulusal içe kapanıklılıktır. Günümüz dünyasında bu tür bir devrimciliğin başarı şansı yoktur.

Bugün Kosova’ya müdahale tartışmalarında (sözkonusu olan Kosova bunalımının Ekim ‘98 tarihli aşamasıdır -Red.) İngiliz Dışişleri Bakanı diyor ki, Rusya’nın destek vermemesi bir şeyi değiştirmez, zira biz hiç de Birleşmiş Milletler kararını gerekli görmüyoruz; Biz NATO olarak karar alıyoruz, NATO olarak müdahale edeceğiz. Oysa düne kadar BM bir tür dünya parlamentosu sayılıyordu, bir hukuku vardı, en azından böyle sunulabiliyordu. NATO ise daha özel bir örgütlenmeydi. Oysa şimdi Rusya’nın vetosu bizi ilgilendirmez, çünkü biz buraya NATO olarak müdahale edeceğiz diyebiliyorlar. Peki siz kimsiniz? Neye göre müdahale ediyorsunuz? Bu soruyu soramıyorsunuz, çünkü zaten arsızca klasik sömürgecilik yöntemlerine dönmüşler, dünya düzeni ve asayişi bizden sorulur diyorlar.(112)

****************************************************

III. BÖLÜM

Çokuluslu tekeller ve “ulusal devlet”

Semih: ‘70’lerin başında daha çok ekonomik boyutuyla şiddetlenen rekabet, bugün artık politik bir çerçevede de ortaya çıkıyor. Sovyetler Birliği’nin ve Doğu Bloku’nun dağılması, emperyalistler arasındaki rekabetin daha açık bir biçimde dışa vurmasına yolaçtı. Artı, başka nedenler var. Ama bir de tersinden nesnel bir gelişim sürecinden bahsedilemez mi? İki emperyalist savaş yaşandı. O süreçte tekellerin yapısı, aralarındaki rekabet bugüne göre bazı farklılıklar taşıyor. İkinci emperyalist savaş sonrasında üretimin uluslararasılaşması olgusu, tekellerin birleşmesi, dev çokuluslu tekeller olgusu sözkonusu. Ulusal devletin tekeller üzerinden dünyaya müdahalesi ilk döneme göre bazı farklılıklar taşıyor. Rekabet tartışmasını böyle bir yer(113)den de yapmak mümkün değil mi?

Cihan: Anlayabildiğim kadarıyla, entegrasyonun tersinden, rekabet dinamiğine karşı sağladığı bir imkan var mı? diye soruyorsun.

Uluslararası tekeller ya da çokuluslu şirketler ülkeleri aşıyorlar. Karmaşık ilişkilerle içiçe geçmiş durumdalar ve dünyayı bir ahtapot gibi sarmışlar, bunlar açık olgular. Ama ciddi iktisatçıların bu konudaki incelemeleri ve bu olgunun siyasal yaşama yansıyan sonuçları, bu tekellerin ulusal devlet kökenini hiçbir biçimde kaybetmediklerini, o kök üzerinden dünyaya hükmettiklerini de açıklıkla gösteriyor. Ulaş yoldaş dün raporu üzerinden Japonya-Amerika ilişkilerini anlattı. Amerika Japon tekelleri için önemli bir pazar ve yatırım sahası. Ve Japon devleti, Japon tekellerinin elinde bir silah durumunda. Japon devletinin uyguladığı politikalar, tekellerin çıkarları bakımından her zamankinden çok hayati bir önem taşıyabiliyor. ABD tekelleri dünyaya hükmediyorlar. ABD dünyanın her yerine serbest uluslararası ticaretin, sermayenin ve metaların serbest akışının şampiyonluğunu yapıyor, değil mi? Ama kendisi sürekli olarak ticaret kotaları koyuyor, bu kotalar %50’lere varabiliyor. Bu kotayı koyduran ne? Amerikan tekellerinin çıkarları. Aynı şekilde bir dizi mal için yüksek gümrük duvarları örüyor, yüksek gümrük vergisi tarifeleri saptıyor. Niçin? Elbette ki ABD tekellerinin iç pazar üzerindeki denetimi için, tekellerin çıkarları için. Dikkat edin, ulusal devlet, ulusal sınır, ulusal gümrük duvarları ne kadar da işe yarıyor orada, ne kadar da geçerli oluyor.

Emperyalistler globalizmi, serbest ticareti, yani ulusal sınırların, gümrük duvarlarının, bir takım başka engellerin kalkmasını yalnızca geri ülkelere dayatıyorlar. Geri ülkelerin kapıları ardına kadar açılıyor, metalara, sermayeye, talana, görülmemiş boyutlarda sömürü ve yağmaya, ve giderek tekellerin uluslararası hukukuna... Ama aynı Amerika bazı mallara, hatta bazı hammaddelere, bazı besin maddelerine bile %50 gümrük vergisi(114) uygulayabiliyor. Belli ki Amerikan tekellerinin çıkarları, kendi içpazarı üzerindeki hakimiyeti bunu gerektiriyor. Aynı şekilde, dev çokuluslu ABD tekelleri, ABD devletinin dünya çapındaki gücünü, kendi çıkarları çerçevesinde bir baskı, şantaj, tehdit, gerektiğinde fiziki müdahale, istila ve işgal için kullanıyorlar. Demek ki “ulusal devlet”, bu çerçevede, uluslararası tekellerin elinde geleneksel işlevini yerine getiriyor.


Yüklə 0,7 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   26   27   28   29   30   31   32   33   ...   51




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2025
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin