Hadislere göre şeytan ve şeytan ile iLGİLİ tasvirler nurettin Şentürk özet



Yüklə 231,56 Kb.
səhifə2/3
tarix23.01.2018
ölçüsü231,56 Kb.
1   2   3

IV. ŞEYTAN İLE İLGİLİ HADİSLER

Hadislerde çeşitli konuların şeytan ile ilişkilendirildiği görülmektedir. Şeytanın, insanın ibadetlerinden sağlıkla ilgili hususlara, yeme-içmesinden eğlencesine varıncaya kadar hayatın her alanına müdahale etmeye çalıştığı, insanın iç ve dış dünyasını çepeçevre kuşattığı hadislerde vurgulanmaktadır. Rasûlullâh (s.a) ilgili hadislerde önemine binâen şeytanın insanın aleyhine gerçekleştirmeye çalıştığı faaliyetleri temsîlî anlatımlarla âdeta somutlaştırmaktadır. Bu bölümde konu ile ilgili hadisler mümkün olduğu kadar ana başlıklar altında sınıflandırılarak incelemeye tabi tutulacaktır.



3.1. İbadetlerin Şeytan İle İlişkisi

Şeytan’ın ibadetlerle ilişkisi konusunda rivâyet hadislerin daha çok namaz ibadeti üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu durum İslam ibâdetinin temelinin namaz olduğunu, Allâh düşmanı şeytanın da bu açıdan namaz üzerinde çok durduğunu hatıra getirmektedir. Hadislerden, şeytanın vesvese,104 unutma105 tembellik106 v.b insana has eylemler üzerinden icraatlarını gerçekleştirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Yine Rasûlullâh (s.a) kişinin başını gereksiz yere sağa-sola sallamasını “Şeytanın İhtilâsı” (kapıp gitmesi) şeklinde ifade etmiş,107 parmakları da birbirine geçirmenin şeytandan olduğunu söylemiştir.108 Hatta safların arasındaki oluşacak boşluklardan küçük siyah bir koyun şeklinde şeytanın geçtiğini haber vermiştir. 109 Binaenaleyh Rasûlullâh (s.a) bu eylemlerle ilgili temsîller getirerek kişinin namazda şeytana karşı her an tayakkuz halinde olması gerektiğine dikkat çekmektedir.

İslam dininin en önemli ibâdetlerinden biri de oruçtur. Oruç maddi ve manevî gelişmeleri ve çeşitli takvâ tezâhürlerini ihtivâ ettiğinden, ilahî dinlerin hepsinde mevcut bir ibadet, dinî hayata katılan bütün insanlara öteden beri tatbik edilen ilahî bir kanundur. Kulluk şuuru açısından bir ibadetin müsbet yönde kişiler üzerinde bırakacağı etki ne kadar fazla ise şeytanın da o ibadetten menfi olarak etkilenmesi o kadar fazladır. Binaenaleyh orucun şeytan üzerinde bırakacağı menfî yönden âzamî etkiye, Ebû Hureyre’den (r.a) nakledilen hadiste Rasûlullâh (s.a) şöyle dikkat çekmektedir: “Ramazan girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur.”110

Hadis farklı şekillerde Kütüb-ü Sitte’de yer almaktadır. “Şeytanlar zincire vurulur” ifadesi bazı rivâyetlerde “صفدت الشياطين”111, bazı rivâyetlerde “سلسلت الشياطين ”112 bazı rivâyetlerde ise “تغلّ الشياطين ”113 şeklinde geçmektedir. Tirmizî’de nakledilen bu hadisin farklı rivâyetinde “Şeytanların ve cinlerin şirretleri de zincire vurulurlar” ziyadesi vardır.114 Nesâî ve İbn Mâce’de ise “Allâh’a karşı gelen azgın şeytanlar (merede-i şeyâtîn) bağlanır” ibâresi yer almaktadır.115

Şeytanlar zincire vurulur” ifadesinin hakikate hamledilmesi gerektiğini savunanlar, cennet kapılarının açılmasını, cehennem kapılarının kapanmasını ve şeytanların zincire vurulmasını ramazan ayının girmesinden dolayı tâzim için meleklere bir işâret olduğunu ve özellikle bu ayda müminlere eziyet edememeleri ve aralarına girememeleri için şeytanların zincire vurulduğunu söylerler. Bu ifadeyle mecaz kastedildiğini ileri sürenler ise, Rasûlullâh’ın (s.a) bununla sevabın çokluğuna işaret etmek istediğini belirtirler. Çünkü bu görüşte olanlara göre şeytanlar bu ayda iğvâlarını ve eziyetlerini azaltırlar. Dolayısıyla da zincire vurulmuş gibi olurlar.116

Belirli bir mekânı, hususî fiillerle, belirli bir zaman diliminde ziyâret etmeanlamına gelan Hac,117 Müslümanların en önemli ibâdetlerinden biridir. Bu ibadetin önemli esaslarından, arapça karşılığı “Remyü’l-Cimâr” olan şeytan taşlama, Hz. İbrahim’i Allah’ın emrini yerine getirmekten alıkoymak isteyen şeytanın yine onun tarafından Mina’da taşlanmasının hâtırasını yaşatmakta ve insanları daima günaha sokmaya çalışan şeytana karşı bir tür tepki ve direnmeyi temsil etmektedir. Zira bir rivâyette, Hz. İbrahim Kâbe’nin inşasını tamamladıktan sonra Cebrâil’in yol göstermesiyle ilk haccını yaptığı ve oğlu İsmail’i kurban etmeye götürdüğü esnada Mina’nın söz konusu üç yerinde önüne çıkan şeytanı taşladığı nakledilir.118

Abdullâh b. Abbas’tan (r.a) nakledilen bu hadis, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde ve Taberî’nin (ö. 310/923) Târîhü’l-Ümem’inde yer almaktadır. Ancak hadîsin senedinde bazı râviler tenkide uğramıştır.119 Hadis, fıkıh kaynaklarında da, senedindeki zayıflığı itibariyle delil olarak nazar-ı itibara alınmadığı anlaşılmaktadır.120

Ancak hayrın ve iyiliğin telkin edicisi Cebrâil’in Allâh (cc) tarafından peygamberine görünmesi nasıl mümkünse, şerrin ve kötülüğün telkin edicisi şeytanın da görünmesi muhâl değildir.



3.2. İnsanın Beşerî ve Fizîkî Özelliklerinin Şeytan İle İlişkisi

Kötülüğün ilk işleyeni ve temsilcisi “şeytan” olduğuna göre onunla mücadele edebilmek insanlığa mutluluğu getirecektir. Yapılacak mücadele de ancak dinin öğretileri çerçevesinde yapılmak zorundadır. Zira şeytan, insanlığa Kur’an ve Hadislerin açıkladığı, öğrettiği bir kavramdır.

Şeytan, Kur’an’da olduğu gibi Hadislerde de fizikî anlatımdan çok özellikleri ile anlatılır. Şekil olarak üzerinde fazla durulmaz. Önemli olan şeytânî özellikleri tanımak ve onlardan korunmak ya da o özelliklerle tanımlanmaktan sakınmaktır.121 Zira şeytan özü itibariyle değil yaptıklarıyla şeytandır. Rasûlullâh (s.a) şeytanın özelliklerini, insanda potansiyel olarak var olan ve yapıldığında onu şeytânîleştiren beşerî ve fizîki özellikler üzerinden temsîllerle tanıtır.

Nitekim Hadislerde, Allâh’ın kâinattaki câri bir prensibi olan teennîlik tavsiye edilmekte, başarısızlığa ve hayırlı olmayan sonuçlara götüren acelecilik şeytana nisbet edilmektedir.122 Şehevî ve nefsânî arzuları tatmin için, fâni güzellikleri seyredip onlardan lezzet alma adına yapılan, kalbi ve ruhu yaralayan her bakış “şeytanın zehirli oklarından bir ok” olarak tasvîr edilmektedir.123

İslam, matem ve üzüntü tarzını da bir bakıma islamîleştirmiştir. Cahiliyede olduğu gibi ölünün bir takım iyiliklerini sayıp dökerek bağırıp çağırarak, saçını başını yolarak, elbiselerini yırtarak yapılan matemleri haram kılmış,124böyle ağlamaları Rasûlullâh (s.a) “şeytan mâtemi” olarak tasvîr etmiştir.125

Hadislerde gereksiz ve sebepsiz yere bekâr kalanlar için “şeytanların kardeşleri” ifadesi geçmekte,126 tıbben insan için zararlı olan esneme şeytana nisbet edilmektedir.127 Binâenaleyh esneme esnasında ağzın tutulması tavsiye edilmiştir.128 Yine zararlı olmaları hasebiyle geceleyin insanın burnunda biriken çeşitli sümük ve salgı gibi mikroorganizmalar için de “şeytan” ifadesi kullanılmıştır.129

Göğsün sol tarafında, konik şekilde kan dolaşımını temin eden kalb, aynı zamanda İnsan ruhunun sevgi ve nefret gibi duygularının merkezi olan yere de denir. Rasûlullâh (s.a) içi küfür, kin, nefret, hased dolan kalbi “şeytan kalbi” olarak tasvîr etmiştir.130

Kur’an’da olduğu gibi131 hadislerde de ahlâki bir kusur olan kibir yasaklanmaktadır.132 Rasûlullâh (s.a) kibre götürecek sebeplerden fazla eşyâ edinmeyi şeytana nisbet etmektedir. Nitekim buyuruyorlar ki: “Bir yatak erkek için, bir yatak hanımı için, bir yatak da misâfir içindir. Dördüncüsü ise şeytanındır.”133

Rasûlullah (s.a) islam dışı meşru olmayan ve içinde şirk kokusu bulunan rukyeyi şeytanla irtibatlandırmakta134 ve şeytanın ameli olarak addetmektedir.135 İbn Hacer rukye ile ilgili hadislerin tamamını değerlendirdikten sonra âlimlerin meşru olan rukyeyi, Allah’ın (c.c) âyetleriyle, isim ve sıfatlarıyla olması, Arap diliyle veya başka bir dille anlaşılır olacak şekilde yapılması bir de yapılan rukyenin bizzat faydasının dokunduğuna değil, umulan faydanın Allah (c.c) tarafından gönderildiğine inanılması şartlarıyla caiz gördüğünü belirtir.136

Şeytanın telkîninden kaynaklanan ve boş bir hayalden ibâret olan -ki bunlara “Ahlâm” da denir- rüyâlar,137 sol elle yeme,138yere düşen lokmayı terk etme,139yemeğe başlarken besmele çekmeme,140ayakta su içme,141yemek yedikten sonra özellikle elleri yıkamadan yatma142 gibi konu ve eylemler hadislerde şeytana nisbet edilmekte ve onun ameline kapı açan sebepler olduğu vurgulanmaktadır.



3.3. İctimâi Hayatla İlgili Konuların Şeytan İle İlişkisi

Şeytan, icraatlarıyla bireyler üzerinde etkili olduğu gibi toplum üzerinde de etkili olabilmektedir. Zira düşünce ve duygularda, kalpte ve egoda başlayan değişim sosyal alanda davranışlara da yansımaktadır. Binaenaleyh şeytan bu yansıyan davranışlara paralel olarak gelişen faaliyetler üzerinden toplumu etkileyebilmektedir.

Kur’an’da şeytan, haksız kazanç elde ederek haram lokma yeme,143faiz yeme,144 insanların birbirlerine güzel söz söylememeleri sebebiyle sosyal ilişkileri bozma,145körü körüne ataları taklît etme,146 cin şeytanları ile irtibat kurarak büyü yapma, kehânette bulunma,147 haberin kaynağını araştırmadan yalan yanlış toplum içinde yayma,148 gereksiz yere saçıp savurarak israf etme,149 bilgisizce tartışma,150 barışı bozma,151 homoseksüellik,152lezbiyenlik,153nikâhsız cinsel birleşme154 ve zina155 gibi eylemlerle cinsel sapkınlıkta bulunma,156 gösteriş için yardım etme157 gibi daha çok sosyal alanda insan davranışlarına paralel olarak gelişen faaliyetler üzerinde etkili olmaktadır. İçki içme ve Kumar oynamaya yöneltme,158 cimriliğe sürükleme159 v.b sosyal alanda doğrudan gerçekleşen eylemler üzerinde de şeytanın etkilerine Kur’an’da dikkat çekilmektedir.160

Binaenaleyh Kur’an’da şeytanın faaliyet ve etkileri din ve inanç alanından, psikolojik ve sosyal alana kadar geniş bir yelpazede ele alınmakta ve eğitimsel bir bakış açısı sunularak her çağdaki kötülüklere yani şeytanî fiil ve etkilere karşı çeşitli tedbirlerle insanlara yardımcı olunmaktadır.

Hadislerde ise Kur’an’da anlatıldığı gibi insan davranışlarına paralel olarak gelişen veya doğrudan gerçekleşen faaliyetler üzerinde şeytanın etkilerine dikkat çekilmektedir. Nitekim faizcilik, karaborsacılık ve haksız rekabetin çokça başvurulabileceği çarşı ve pazarlarda yapılacak alışverişlerde şeytanın hazır bulunduğu,161 toplumu felakete götüren ve aynı zamanda bütün kötülüklerin kaynağı olan içki içmenin şeytanın işlerinden çirkin bir davranış olduğu,162dolayısıyla üzüm ve hurma şıralarının pekmez haline gelip şeytanın payı olan müskirât özelliği gidinceye kadar kaynatılması gerektiği,163 içki içmek gibi günaha mübtelâ olmuş kişilere bedduâ ederek şeytana yardımcı olunmaması gerektiği,164 Ramazan zekâtını korumak için görevlendirilen Ebû Hureyre’nin (r.a) yakaladığı hırsızın şeytan olduğu, 165 dolayısıyla böyle işlerin ancak şeytan veya şeytânî zihniyete sahip kişilerce yapılabileceği, ictimâi düzende insanları çeşitli fitnelere sürüklemek için şeytan tahtını denizin üzerine kurduğu ,166 ehli eşek eti yemenin şeytan işi pislik olduğu167 v.b ictimâi düzeni bozmaya yönelik şeytanın etkilerine dikkat çekilerek Kur’anî bilgi paralelinde mâlumat verilmektedir

Bununla beraber konu ile ilgili hadislerde önceki konularda da görüldüğü gibi bazen farklı bir uslübla anlatılan bir şeytan karakteri ile karşılaşılmaktadır. Sövüşen,168 veya yalnız başına yolculuğa çıkan iki kişiye169 bizzat şeytan denilmesi gibi. Zira önceki konularda da görüldüğü gibi Rasûlullâh’ın (s.a) bir fiil için “Şeytânîdir” veya fiili yapana “Şeytan” demesi, o fiilin Allâh (c.c) tarafından yasaklanmış, harâm ve çirkin bir davranış olması sebebiyledir. Bu durum, Rasûlullâh’ın (s.a) tebliğ görevini yerine getirirken içinde yaşadığı toplumun anlatım üslûbunu konuşmalarına yansıttığını göstermektedir. Taaki bu üslûbun yanlış olduğu vahiyle bildirilinceye kadar.



Sonuç

Âyet ve hadislerde şeytan, genelde kötülüğün sembolü olarak karşımıza çıkmaktadır. Kur’an’da israf ederek saçıp savurmanın şeytan kardeşliği olarak ifade edilmesi,170içki, kumar, putlar ve fal oklarının şeytanın pis işlerinden olarak tanımlanması,171Allah’a (c.c) ve âhiret gününe inanmayıp gösteriş için mallarını insanlara verenlerin şeytanın arkadaşı olarak isimlendirilmesi,172hapisten çıkan gencin Hz.Yusuf’un hapiste olduğunu hükümdara arz etmeyi unutmasının şeytana bağlanması,173zenbillerindeki balığın denize düştüğünü Hz. Mûsa’ya söylemeyi unutan gencin unutkanlığının yine şeytana hamledilmesi174şeytanın insan hayatındaki rolünü ve simgesel etkisini ifade eder. Hacda şeytan taşlama sünneti de, bir anlamda şeytana karşı girişilen bir savaşı sembolize eder. Hacı her bir taşı, nefsine, şehvetine ve şeytana karşı fırlatır. Kendisini çeşitli hatalara, günahlara sürükleyen bu farklı cepheleri bir bir yok etmeye çalışır. Ayrıca Kur’an’da şeytanlardan söz edilmiş olması müşahhas bir tek şeytan yerine kötülüğü sembolize eden pek çok türden şeytanî olgu veya varlık olduğu fikrini teyit etmektedir. Nitekim şeytanın dostları175 ve hizbi (taraftarları)176olduğunu da Kur’an’dan öğrenmekteyiz.

Rasûlullâh (s.a) de zaman zaman bir kötülüğü, çirkin bir davranışı nitelerken onun şeytanla ilgisine dikkat çekmiştir. O (s.a), güvercin peşinde dolaşan bir adam görünce, onun, zamanını boşa harcadığını ifade etmek için “(Bu adam) şeytan kovalayan bir şeytandır.” buyurmuş,177birbirine sataşıp hakaret edenleri şeytan olarak nitelemiştir.178Yine O (s.a) , temizlikte sol el kullanıldığından sağ elle yiyip içmeyi öğütleyerek, şeytanın sol elle yiyip içtiğini söylemiş,179ellerindeki yemek bulaşığı ile uyumaktan arkadaşlarını men ederken de “şeytandan kendinizi koruyun” demiş, şeytanın kire, kirli şeylere çok hevesli ve bu yüzden yemek artıklarını yalayan (bir pislik) olduğunu ifade ettikten sonra bu mesajını vermiştir.180Böylece kirin, pisliğin de şeytanî bir tarafı olduğunu belirten Rasûlullâh (s.a) , şeytanın temiz ve pak ortamlara yaklaşamayacağını hatırlatmıştır.

Rasûlullâh’ın (s.a) bazen basit gibi gözüken ancak sonuçları itibariyle son derece sakıncalı bir durum arz edebilecek kimi olumsuzlukları da şeytanla ilişkilendirmesi dikkat çekicidir. Rasûlullâh’ın (s.a) dilinde namazda esneme181 ve uyuklamanın,182kötü bir rüyâ veya kâbus görmenin,183yolculuk esnasında dağınık bir vaziyette konaklamanın,184 (bir karar alınırken düşünülmeden) acele davranmanın185 “şeytandandır” şeklinde nitelendirmesi, hatta onun, sadece bir veya iki kişinin çıktıkları yolculuğa şeytanın refakat edeceğini söylemesi186 istenmeyen bir netice doğurma ihtimali olan davranışlar konusunda mümini uyanık olmaya teşvik eden nebevi ikazlardır. Buna benzer şekilde Rasûlullâh’ın (s.a) yorucu bir sefer sırasında uykuya dalarak sabah namazını kaçırmalarını şeytanın orada bulunmasına bağlaması ve bu yüzden ashâbına o yerden ayrılmaları talimatını vermesi,187gecenin tamamını uyuyarak geçirip sabah namazına kalkamayan kimsenin, şeytanının tehakkümüne ve aldatmasına mâruz kaldığını söylemesi,188cemaat namazında saflar arasında boşluklar gördüğünde, o boşlukların şeytan tarafından doldurulacağını söylemesi189bu uyarılar cümlesindendir. Bu hadislerden aynı zamanda şeytanın, âdeta müminin ensesinde dolaşan bir düşman olduğu anlaşılmaktadır.


Yararlanılan Kaynaklar

AHMED B. HANBEL, Müsned, I-VI, Çağrı yayınları, İstanbul, 1982.

ABDÜRREZZÂK, Ebû Bekir b. Hemmâm es-San’ânî, el- Musannef (thk. Habîbu’r-Rahmân el- A’zamî), I-XI, 2.Baskı, Mektebü’l-İslâmî, Beyrut, 1403.

BUHÂRÎ, Ebû Abdillah Muhammed b. İsmail, Sahîhu’l- Buhârî, Mektebetü’l-Asriyye, Beyrut, 2007.

DOĞRUL, Ö.Rıza, Yeryüzündeki Dinler Tarihi, İstanbul ty., 1963.

EBÛ DÂVÛD, Süleyman b. Eş’as es-Sicistânî, Sünen, I-V, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1981.

EBU’L-BEKÂ, Eyyûb b. Musâ el-Hüseynî el-Kefevî, el-Külliyât (Mu’cem fi’l-mustalahât ve’l-furûki’l-lugaviyye) (nşr. Adnan Devriş-Muhammed el-Mısrî), Beyrut 1993.

EBU CA’FER ET-TABERÎ, Muhammed b. Cerir b. Yezid b. Kesir b. Ğâlib el-Âmilî, Câmiü’l-Beyân Fî Te’vîli’l-Kur’ân, (tahk. Ahmed Muhammed Şakir) Mektebetü İbn Teymiyye, Kahire, ts.

EZHERÎ, Ebu Mansûr Muhammed b. Ahmed, Tehzîbu’l-Luğa, Mısır 1964.

İBN MANZUR, Ebü’l-Fadl Cemâlüddîn Muhammed b. Mükerrem b. Ali el-Ensârî (v. 711/1311), Lisanu’l-Arab, I-XV, Dâru Sadır, Beyrut 1375/1955.

MESSADİE, G., Şeytan’ın Genel Tarihi, Kabalcı Yayınları, İstanbul-1998.

MÜBÂREKFÛRÎ, Muhammed Abdurrahman b. Abdurrahim, Tuhfetu’l-Ahvezî, I-X, Dâru’l-Fikr,V, 318-319.

MÜSLİM, Ebû’l-Hüseyin Müslim b. Haccac, Sahîhu Müslim, I-III, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1981.

NESÂÎ, Ebû Abdurrahmân Ahmed b. Şuayb (v. 303/915), Sünen (bi Şerhi’l-Hâfız Celâlüddîn es-Suyûtî ve Hâşiyeti’l-İmâm es-Sindî), I-VIII, İstanbul 1401/1981.



ZEBÎDÎ, Seyyid Muhammed Murtaza, Tâcü'l-arûs min cevâhirî’l-kâmûs, Beyrut 1994.


1 Gürkan, Saime Leyla, “Şeytan Mad.”, DİA, 39, 103.

2 Geniş bilgi için bk. Armağan, Mustafa, İslam ve Batı Toplumunda Şeytanın Farklı Konumları, Köprü Derg., 55.sayı. http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=288=12.06.2013

3 Kehf 18/50

4 Rahman 50/15

5 Âraf 7/27

6 İbrâhim 14/22, Sebe 34/21

7 Âraf 7/20, İsrâ 20/120

8 Örnek olarak şeytanın kişinin kulağına bevletmesi ilgili hadis için bakınız. Buhârî, B. Halk 11; Teheccüd 13; Müslim, Müsâfirîn 205; Nesâî, Kıyâmü’l-Leyl 5/1606-1607; İbn Mâce, İkâmet 174/1330; Ahmed b. Hanbel, Müsned I, 375, 427; II, 260, 427.

9 Örnek olarak Abdullah İbn Ömer’den (r.a) nakledilen bir hadiste Rasûlullâh (s.a): "Sizden kimse sakın sol eliyle yiyip içmesin. Çünkü şeytan soluyla yer içer" demektedir. (Müslim, Eşribe, 106 ; Muvattâ, Sıfâtu'n-Nebî, 5 ; Ebû Dâvûd, Et'ime, 20 ; Tirmizî, Et'ime 9.)

10 Bakara, 2/33-37; A’raf, 7/11-25; Hicr, 15/29-42; İsra, 17/61-62; Kehf, 18/50; Tâ’hâ, 20/116-123; Sâd, 39/73-83;

11 Bakara, 2/256.

12 Bakara, 2/256.

13 Nisâ, 4/117.

14 A’raf, 7/13.

15 A’raf, 7/18.

16 A’raf, 7/18.

17 Hicr, 15/35.

18 A’raf, 7/22.

19 İsrâ, 17/27.

20 Furkân, 25/29.

21 Lokman, 31/33

22 Sâffât, 37/7.

23 Saffet, 37/8.

24 Kasas, 28/15.

25 Nahl. 16/98.

26 Nâs, 114/4.

27 Nas, 114/4.

28 Ebû Ca’fer et-Taberî, Muhammed b. Cerir b. Yezid b. Kesir b. Ğâlib el-Âmilî, Câmiü’l-Beyân Fî Te’vîli’l-Kur’ân, (tahk. Ahmed Muhammed Şakir) Mektebetü İbn Teymiyye, Kahire, ts., I, 502-503.(Hadis no:685)

29 et-Taberî, Câmiü’l-Beyân Fî Te’vîli’l-Kur’ân, I, s.503.(Hadis no:686)

30 Zebîdî, Seyyid Muhammed Murtaza, Tâcü'l-Arûs, Beyrut, IX, 353; Cevherî, İsmail b. Hammad, es-Sıhah, Beyrut, 1399/1979, V, 2144; Ragıb el-Isfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân, Mısır, ts. s. 383; Seyyid Sâbık, el-Akâidü'l-İslâmiyye, Beyrut, ts. s. 139; Ateş, Süleyman, İnsan ve İnsanüstü, İstanbul, 1979, s. 36.

31 Furat, Ahmet Suphi, "Şeytan" , Şâmil İA, İstanbul-1997, IX, 493.

32 Ebü’l-Fadl Muhammed b Mükerrem b. Ali el-Ensârî İbn Manzur, Lisânü’l-a‘rab, “ş-t-n” md., IV, 2265.

33 Bakara 2,14,102; En’âm 6,71,112,121; Â’râf 7,27,30; İsra 17/27; Meryem 19/68,83; Enbiyâ 21/82; Mü’minûn 23/97; Şuârâ 26/210,221; Sâffât 37/65; Sâd 38/37; Mülk 67/5.

34 Furat, “Şeytan” mad., MEB Yayınları, Eskişehir 1997, XI, 491.

35 Muhammed b. Ebû Bekir b. Abdulkadir er-Râzi, Muhtâru’s-Sıhâh, Beyrut 2004, s.178.

36 A.Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur’ân, Baroda 1938, s.48, 187-190.

37 Ali İbrahim, et-Terbiyet-ü vet’Ta’lim, Dar-u Amman, ts., s.1.

38 Cevherî, es-Sıhah, “b-l-s-“ mad., III, s.909.

39 İbn Manzûr, “b-l-s” md; Zebîdi, Tacu’l-Arûs, “b-l-s” md.

40 Çelebi, İlyas, İslam İtikadında şeytan Anlayışı(Yüksek Lisans Tezi),İstanbul 1985, s.19-20.

41 Güç, Ahmet, “Şeytan”, Şâmil İA, Şâmil Yayınevi, İstanbul 2000, VII, 303.

42 Derveze, İzzet, Kur’an’a Göre Hz. Muhammed’in Hayatı, I, 362.

43 Tahânevî, Keşşâf-u Istılahâti’l-Fünûn, Mektebetu Lübnan, Beyrut 1996, II, 1132.

44 Vecdî, Ferid, İblîs mad., Dâiratü’l-Meârif, Dârü’l-Mârife, Beyrut-1971, 3.Baskı, II, 332.

45 Çelebi, İlyas, İslam İtikadında şeytan Anlayışı, s.24.

46 Frazer, S.James, The Golden Bough The Roots of Religion and Folklere-Altın Dal Dinin ve Folklörün Kökleri, (çevr; Mehmet H. Doğan), İstanbul-2004, Payel Yayınları, s.20.

47 Bulat, Elif, Din Eğitimi Açısından Kur’an’da Şeytan s.19.

48 Doğrul, Ö.Rıza, Yeryüzündeki Dinler Tarihi, İstanbul ty., 1963, s.36.

49 Tuncer, Mustafa, Kur’ân’da Cin ve Şeytan”, OMÜİF, Samsun 1999, s.5.

50 Yitik, Ali İhsan,


Yüklə 231,56 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə