Mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese ile üye Hakimler Gökmen Demircan ve Sedat Sami Haşıloğlu’ndan oluşan mahkeme heyeti tarafından 07. 09. 2010 günü saat 09: 30’da celse açıldı



Yüklə 0,61 Mb.
səhifə1/7
tarix07.01.2019
ölçüsü0,61 Mb.
#91583
  1   2   3   4   5   6   7



T.C.

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI
ESAS NO :2009/191

CELSE NO :81

CELSE TARİHİ :07.09.2010
BAŞKAN :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298

ÜYE :GÖKMEN DEMİRCAN 34952

ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266

C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924

KÂTİP :ONUR YİĞİT 134033
Mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese ile üye Hakimler Gökmen Demircan ve Sedat Sami Haşıloğlu’ndan oluşan mahkeme heyeti tarafından 07.09.2010 günü saat 09:30’da celse açıldı.

Tutuklu sanıklardan İbrahim Özcan, Oğuz Bulut, Fatih Hilmioğlu, Levent Ersöz ve Mehmet Haberal dışındaki tutuklu sanıkların cezaevinden getirildikleri görüldü.

Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.

Tutuksuz sanıklardan Sanık Birol Başaran, Sanık Noyan Çalıkuşu, Sanık Yalçın Küçük ile bir kısım sanıklar müdafilerinden sanıklar Cengiz Köylü, Mustafa Levent Göktaş, Tuncer Kılınç, Hüseyin Buzoğlu ve Mustafa Koç müdafii Av. Hasan Gürbüz, sanıklar Oğuz Bulut, Ersin Gönenci müdafii Av. Mehmet Doğurga, bir kısım sanıklar müdafii Av. Celal Ülgen, sanıklar Tuncay Özkan, Hüseyin Nazlıkul ve Mesut Özcan müdafii Av. Gizem Öcalan, bir kısım sanıklar müdafii Av. Serkan Günel, Sanık Tuncay Özkan müdafii Av. Ahmet Çörtoğlu, Sanık Hasan Atilla Uğur müdafii Av. Muhammet Afşin Gayretli, Sanık Mustafa Özbek müdafii Av. Mustafa Hisar, sanıklar Taylan Özgür Kırmızı, Muhammet Sarıkaya, Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın geldikleri görüldü.

Huzurdaki yerlerine alındı.

Açık yargılamaya devam olundu.

Sanıklar ve müdafilerinin talep ve beyanlarının alınması karşısında sanık Mehmet Ali Çelebi’nin savunmasının alınmasına ara verildi.

Mahkeme Başkanı:" Beyanda bulunmak isteyen. Buyurun Cengiz bey. Buyurun.”



Sanık Cengiz Köylü söz istedi, verildi:”Sayın Başkanım değerli heyet, bugün tutukluluğumun 21. ayını tamamladım. 7 Ocak 2009 tarihinde tutuklanmıştım. 22. ayına giriyorum. Neden bu kadar süre tutukluyum dediğimde yani kimin canına malına kastettim yani elimde kan mı vardı, elimde silah mı vardı? Hiçbir suçum yakından uzaktan tesadüf eseri dahi alakası olmayan bir şeyden 22 aydır tutukluyum. Yani bu süre zarfında kendimi sizlere anlatamadığımı değerlendiriyorum. Ben 15 yaşında askerlik mesleğine girdim. Askeri lise harp okulu yani tutukluluğum tutuklandığım zamana kadar alırsak 31 yıllık bir mesleki yaşantım var. Bütün eğitimimde hep dereceyle mezun oldum. Üsteğmenliğimden itibaren hep 1. sırada yer aldım. Kurmaylığı birincilikle kazandım dereceyle bitirdim. Kanunlarda talimatlarda iyi bir subay nasıl olur niteliğini tamamıyla yerine getirdim. 2 dil biliyorum. ABD hava harp akademisi mezunuyum. Yüksek lisansım var. Ve birinci sıradan generallik sırasına girdiğimde bir iftirayla tutuklandım ve 21 aydır tutukluyum. Ve iyi bir aile babasıyım iki oğlum var. Ve bir sabah bir iftirayla uğranıyorum ve bütün bu güzellikler 31 yıllık bu kadar değerli bir yaşantım siliniyor. Yani bunu anlamak mümkün değil. Ne geçmişime bakılıyor ne yaptıklarıma çalışmalarıma bakılıyor ve bir iftiracının atmış olduğu iftiralarla tutuklanıyorum. Bu güzelliklerin yok olduğu sabah gazeteden öğrendim işte MİT’in belgesiyle ilgili ve ertesi gün komuta katına bir dilekçeyle başvurdum. Dedim bunların hepsi iftira, hepsi yalan. Benim alnım ak veremeyeceğim hiçbir hesap yok. Bu iftirayı atanları yakalayın yüzleştirin ve kanuni işlemi yapın dedim. Aradan tam bir yıl geçmiş. Yani hakkımda idari soruşturma yapılmış haberim yok. İstihbarat yönünden teknik takibe alınmışım. Takip edilmişim 1 yıl haberim yok. Ve bana tek bir soru dahil sorulmadı. Ama tam 21 ay sonra görevimin başında Kayseri’de ve sözde faaliyetlerin icra edildiği İstanbul’a 1 yıl gelmemişim uğramamışım görevimin başında gözaltına alındım. İşte gözaltı tutuklama kararını elime tutuşturdular bir baktım işte 5 Mayıs 2006 Cumhuriyet 2007 Cumhuriyet gazetesine atılan bombalardan bahsediliyor. Danıştay’a saldırısından bahsediliyor. Bir takım insanların evinde bulunan bombalardan bahsediliyor. O tarihlere bakıyorum ben Türkiye’de değilim. Yani yurtdışındayım ailemle beraber. O faaliyetlerin olduğunda ben Türkiye de değilim yani ve o insanların hiçbirini tanımıyorum. Ondan sonra İstanbul’a getirildim. Makamımda tutuklandım. Makamımda tutuklandım alt üst edilerek tutuklandım. Evim arandı aracım arandı bütün malzemelere el konuldu İstanbul’a getirildik dedik hukuk var alnımız ak derdimizi anlatırız anlattım. Dinlenmedi. Dedim Hakimimiz var sorgu Hakimi orda da anlattım bu faaliyetlerde ben Türkiye de değilim hepsi yalan hepsi iftira nasıl tutuklandığımı anlamadım. Atıldım cezaevine 9 ay adalet diye bağırdım her ay itiraz ettim. Dedim bu ülkede böyle bir şey yaşanmaz. 9 ay dedim kazanın içerisine atıldık derdimizi anlatamıyoruz basın saldırıyor öyle bir manzara var. Silivri’ye gidince derdimi anlatırım. Gerçekleri koyarım yüce adalet hep öyle derler ya kör topaldır işler sonunda hak yerini bulur diye. İlk gün geldim size çıktım burada anlattım kısaca her şeyimi. 21 ay oldu yani. Yani bunun 12 ayı sizin adaletinizin altında geçti tutukluluğumun. Tutuklama müzekkeresine bakıyorum anlayamadığım bir şey somut hiçbir şey delil yok elimde silah yok kan yok tutuklama müzekkeresinde üyelikle suçlanıyorum ergenekon terör örgütüne üyelikle suçlandım tutuklandım. Yazan bu ama 4 yıl öncesinden bugüne kadar bu dava dosyasına bir tane belge girmedi. Gösteremezsiniz bana. Hepsi de lehimedir hiç aleyhimde hiç belge yok. İddianame bir çıktı aman Allah’ım şok oldum akıl tutulması. Yorumlarla hiçbir şey belge yok hiçbir belge yok bakın iddianameyi açın 7 sayfalık deliler bölümünde bir tane delil yok. Ama ara yöneticiliğe terfi ettirildim birden. Yani üyelikten tutuklandım değişen hiçbir şey yok bu zaman zarfında birden ara Allah’ım dedim ben ne yaptım ya. Bu kadar kinin nefretin sebebi ne? Kimsenin kalbini kırmadım kimseye kötülük yapmadım. Yani bunu da anlamış değilim üyelikten ara yöneticiliğe yani ceza kanununda da açıyorsunuz işte eşitlik adaletli ve eşitlik diye bir husus var herkes suçun niteliğine ağırlığına göre cezalandırılır diyor. Bakıyorum ara yönetici diye bir şey yok. Yani neden ara yöneticiyim bu örgütte kimseyi tanımıyorum. Daha sonra malumunuz kafes eylem planı var. Erzurum’daki iddianame var. Kafes eylem planının iddianamesini açtım koordinatör koramiral var yardımcısı var. İşte operasyon gücü komutanı operasyon gücü komutanına bağlı üç tane bölge komutanı var o bölge komutanının altında hücre evi liderlerinin olduğu iddia ediliyor ve ben bu insanlarla Hasdal’da tutuklu kaldım aynı odada bunlar bir haftayla altı ay içerisinde hepsi tahliye oldu gittiler. Ve düşünün bunlar hücre liderleri komutanları emrinde birçok şey var. Daha ağır iddialarla suçlanıyorlar. Hepsi örgüt üyeliğinden yargılandı. Benim tutuklanmama sebep olan iki husus vardır iddianameyi açtığınız zaman. Birisi Erol Manisalı ile olan iki tane telefon görüşmem. Biri de MİT’in hazırlamış olduğu belge. Ben Erol Manisalı ile yüz yüze dahi gelmedim inanır mısınız? Ama görevim gereği iki tane telefon ettim vereceği kendisi 8 yıldır harp akademilerinde ders veriyor Genelkurmay başkanlığına sordunuz ve yazı geldi 8 yıldır akademi de ders verdiği ve o yaptığım iki telefon görüşmesi de dersten bir gün öncesine ait. İki dakikayla aramışım. Arıyorum hocam dersiniz var sizi arabayla şu saatte aldıracağım diye bunlar belgeleriyle çıktı. Yani TİB’den kayıtlar geldi görüştüğüm dakikalar o dersten bir gün önce. Başka hiçbir şeyim yok Erol Manisalı ile ilişkim yok. Diğer MİT belgesi, şimdi iddia makamı 21 ay sonra bundan tutuklanıyorum. Arz ettiğim gibi idari bir soruşturma yapılmış hakkımda ve istihbarı yönden takip edilmişim. En ufak bir şeyimi yakalasaydı Genelkurmay Başkanlığı beni çoktan atardı inanın atardı yani ben öyle makamlarda gördüm acımasızdır adaletli adaletsizliğine bakmaz kurum güvenliği ön plana alınır o kişinin böyle ağır iddialar karşısında bir dakika tutulmaz kapı dışarı yapılır ve atılır. 21 ay geçmiş hiçbir şey yapmadı Genelkurmay başkanlığı bana. Bu belge sızdıktan sonra nasıl sızdığı belli değil işte gazetelere yansıdığı zaman Genelkurmay Başkanlığı açıklama yaptı 8 Temmuz 2009’da. Dedi bu oluşumun iddia olunan terör örgütüyle hiçbir alakası yoktur dedi. Yani internet ve diyor ve biz dedi kişileri araştırırız en küçük suçunda ilişkisini keser atarız dedi. Yani burada diyor ki, ben araştırdım yani bu karargah evleri oluşumunda bir şey bulamadım ilişkisi de yok diyor. Yani sundum onu mahkemenize ben bu açı resmi belgeyi açıklamasını şeyin. Ve bundan sonra iddia makamı MİT müsteşarlığına iki tane yazı yazıyor nedir bu karargah evleri diye. MİT o kadar açık bir şekilde cevap vermiş ki iddia makamına bu bir ham duyumdur diyor. Hiçbir diyor biz bunun diyor doğruluğunu araştırmadık diyor. Verirken de diyor bunu belirttik diyor Genelkurmay Başkanlığına elden verirken biz böyle bir duyum aldık bunu alın ne olur ne olmaz diye. MİT’in huyu bu sorumluluğu üzerine almak istemiyor. Yani resmi iftiraları ben öyle değerlendiriyorum hiç alınmasınlar yani iftiralara resmiyet kazandırma makamı pozisyonuna düştü. Sen bu kadar ciddi iddiaları nasıl araştırmazsın. 5 dakika ayırsa MİT bu belgenin sahte olduğunu ortaya çıkaracak niteliği şeye sahip imkan ve kabiliyetlere sahip. 2 ay geçiyor iddia makamı o aldığı net cevaplarla ham duyum doğru değildir dediği cevaplarla yetinmiyor tekrar soruyor MİT’e elinde bir belge var mı diye. 2 ay sonra MİT tekrar iddia makamına cevap veriyor elimde diyor size bunların dışında hiçbir belge yok diyor. Ama iddia makamı bunları ikisini de görmezlikten geliyor. İddianamenin eklerine dahi sokmuyor iddianamemde hiç bahsetmiyor. Ne yazık ki bu doğru olmayan iki belgeyi örtbas ediyor MİT’ten aldığım belgeden de anlaşıldığı gibidir diye bu ham doğru olmayan bilgilerin arkasına sığınarak beni suçluyor. Bütün iddialarını bunlara dayandırıyor. Yani o 7 sayfalık iddianameyi lütfen bir alın tutunacak inanın hiçbir yeri yok. bakıyorum benimle ilgili bu MİT’in belgesinde 44’e yakın Sayın Başkanım Sayın Üyeler 44 tane isim var örgüt lideri de var bakınız benim üstümde İbrahim Aslan diye bir örgüt lideri var. İddia makamının tavır ve hareketlerini biliyoruz en ufak şeyde insanları topluyor buraya tıkıyor. Bu kırk benim dışımda bu 44 kişiyi benim tanımadığım 44 kişiyi niye hiç birini tutuklamıyor. Böyle ciddiye alıyorsa kuvvetli suç şüphesi görüyorsa örgüt liderini niye tutuklayıp böyle sen kimsin nedir bunlar diye sormuyor. Niçin ben tek başıma burada tutukluyum. Suçsuzluğumu ben 21 aydır burada çıkıyorum anlatmaya çalışıyorum nasıl anlatayım. Öbürleri geziyor tanımadığım insanlar kim nedir ne ilişkisi vardır öyle değil. Ama askeri savcılık araştırdı. Bu insanların hepsinin ifadesini aldı. Hepsini araştırdı. İbrahim Aslan diye bir şahıs yok örgüt lideri. Bu belgenin o İbrahim Aslan’ın hayatı bunun komplo olduğunu düzmece olduğunu o kadar net gösteriyor ki, lütfen bir bakın o insana nasıl bir ciddi belgeye girmiş. Nasıl o yalan bilgiler. Fakat iddianameye bakıyorum bu MİT belgesinde de alakası olmayacak bir suçla suçlanıyorum. Yani bahsettiğim gibi benim iddianamede bana yöneltilen suç harp okulunda öğrenci yetiştirmek yerleştirmek suçum bu. MİT belgesini açın lütfen bir bakın harp okuluyla ilgili bana yöneltilen hiçbir şey yok. Bir bakın yani bu kadar ciddi bir konuda insanın özgürlüğünü kısıtlayan bir konuda bir hukuk makamı nasıl olmayan bir şeyi bir insana yöneltebilir? Harp okuluna öğrenci yerleştirmek sokmak bilmem ne suçum bu benim bana yöneltilen suç bu başka yok iddianamede. Buradan ben yönetici pozisyonuna getiriyorum MİT’in belgesine bakıyorum yöneticilikle ilgili hiçbir şey yok. Tamam birtakım roller biçilmiş bana ve düşünce kuruluşu diyor bakınız MİT belgesinin en sonunda bu oluşumun bir düşünce kuruluşu olduğu değerlendirilmektedir diyor. Bir düşünce kuruluşunun hayaleti doğruluğu olmamış iddialarla örgüt lideri beni yönetici yapıyorsunuz ama Kafes’te Erzurum’daki kişileri üyelikten yargılıyorsunuz o kadar ağır iddialarla beraber yani sebebi ne bu kadar intikamın? Ne yaptım ben onu söyleyin onu savunayım. Örgüt İbrahim Arslan diye birisi yok sahte yaratılmış, tertip edilmiş, onun adına sahte bir telefon çıkartılmış, ilişkisi var görüntüsüyle birkaç kişiyle görüştürülmüş benim irtibatımda yok onunla telefon irtibatımda yok. Onun görüştüğü kişilerle de benim telefon irtibatım yok o İbrahim Arslan denilen şahsın. 79 doğumlu olaylar olduğunda 27 yaşında bir kişi bu kadar kurmay subayı profesörleri yönetecek imkan kabiliyette biri mi? Hayır. Yani kim diye bir araştırılsa kendisinin işte Metrocity AVM’de işadamı olduğu gidiyorlar orada hiç öyle birisi yok. Yani kim bu? Ama ben tutukluyum 20 bay tanımıyorum o belgedeki insanların görev yaptığım 4, 5 kişi dışında hiç birini tanımıyorum bir tane telefon irtibatım bile yok inanın yok. İşte MİT askeri savcılık yazı yazıyor MİT müsteşarlığına. 4 tane madde yönlendiriyor elinde ne varsa gönder diyor raporunu gönder resmini gönder ses kaydını gönder telefon tapelerini gönder 15 ay sonra MİT müsteşarlığı askeri savcılığa cevap yazıyor. Hacısalihoğlu’yla 2 telefon görüşmem vardır Bora Perinçek’le de 1 telefon görüşmem varmış bakınız MİT’in bulduğu 15 ay sonra delil diye bilgi diye sunduğu Hacısalihoğlu’yla 2 telefon görüşmem Bora Perinçek ile 1 telefon görüşmem var diye bana delil olarak sunabiliyor. Hacısalihoğlu da aynı şekilde 10 yıldır harp akademilerinde eğitim, öğretim görevi yapan ve bunu da Genelkurmay Başkanlığına sorduk ve resmi yazı geldi elinize. Hangi tarihlerde ders verdiğini bildirdi. O 2 telefon görüşmemde o derslerden 1 gün veya 2 gün öncesine ait tanımam kendisini. Başka hiçbir görüşmem yok. Bora Perinçek’le 1 tane telefon görüşmem var. İnanın hatırlamıyorum günlerce görüştüm ben nasıl bu bir görüşmeyi yaparım. O zaman resmi gazetelerde filan yansıdı dedim telefonla görüştürmüşler dedim internet aracığıyla beni. Fakat iddianame çıkınca a bir baktım cidden görüşmem var TİB şeylerine baktım kayıtlarına o da öğretim görevlisiymiş İstanbul Üniversitesi Atatürk ve İnkılap Tarihi bölümünde öğretim araştırma görevlisi. O Bölüm 10 yıldır harp akademilerine ders veren bir şey ama onun amirlerini ve oradaki mesai arkadaşlarını tanıyorum çünkü dersi koordine ediyorum. Ya dedim mutlaka dedim bunu görev amaçlı birisi yönlendirmiştir aramışımdır 72 saniyelik bir telefon. Sayın Başkanım Sayın Üyeler bu MİT’in size sunduğu da 2 telefon nedenlerini açıkladım. Ama 21 aydır tutukluyum nerede bunun kuvvetli suç şüphesi, nerede diğer şahıslar? Hiçbir şey bulamayacaksınız inanın vicdanınız sızlayacak bunlar benim size sunduğum detaylardır somut delillerle tek tek anlatacağım. Telefon tapelerimde bir tane suç bulamazsınız hepsi saptırılmış. En baştakisi almış araya konulmuş bilmem ne yapılmış ve bu ses tapelerinin hepsi benim onurum ve şerefim o basın tarafından her gün lanse edilince yaptığım konuşmalardır. Olay Mart 2007’de bu belge hazırlanıyor 1 sene sonra Mart 2008’de basında yer alıyor ondan sonra izzeti ve şerefi olan bir insanken suçsuz yere iftira atıldığında konuşmaz mı? Bunun üzerine yaptığım suçsuzluğuma ilişkin hususlar bunların hepsi başka benimle ilgili hiçbir şey yok. Harp okulu belirttiğim gibi harp okulunda öğrencileri sokmakla suçlanıyorum. Utanıyorum tekrar tekrar sizlere söyleyeme belki 5., 6. defa ben harp okulunda 85 yılından itibaren hiç görev yapmadım. Nizamiyesinden dahi içeri girmedim. Bunu sorduğunuz Genelkurmay Başkanlığına. Yoktur dedi kayıtlarda ya hukukta delil somut delil elle tutulur delil esas değil mi? O bölümde hava harp okulu bölümünde yer alan subay ve öğrencilerin hiç birini tanımıyorum. Bir tane telefon irtibatım bile yok. Baz istasyonlarımı kayıtlarımı toplattım size 1 yıllık 1 yıllık yani o Yeşilyurt’ta gözükmüyorum 1 kere dahi gözükmüyorum. O bölümde alan bütün subay, memur ve öğrencilerin ifade tutanakları var ek klasörlerde. Hiç biri de beni tanımadığını söylüyor. Yani daha nasıl ispat edebilirim yani. Yani 21 ay 22 ay dedim yani karışıklık açıklanır dayanırız 21 ay geçti aradan inanın bir 21 ay daha geçse benim bu söylediklerimden başka size söyleyeceğim hiçbir şey yok. Ve bir tane dahi delil bulamayacaksınız bunlardan başka bana yöneltemeyeceksiniz. Bulsanız da başka yollarla arkasında kötülük yoktur ya görev gereğidir başka hiçbir şekilde bir şey yoktur. Bana bir delil bulamayacaksınız işte bu. Bir tane MİT belgesiyle MİT, MİT’e bununla ilgili 5 defa yazı yazdınız. Hepsi de aynı yazmaz olsaydım diyor kıvırtıyor koskoca devletin resmi kurumu yani. Ham duyum diyor söyledi yok diyor elimizde bir şey diyor yani bundan başka ne olabilir ben size ne sunabilirim Genelkurmay Başkanlığı yazdı. Bu belge çıktıktan sonra ki 2 tane sicil belgemi istettim size. Yani sicil yönetmeliği gereği amirler bir kişinin performansını yüzüne karşı söyler. Bana tam sicil notu verildi ve tebliğ edildi. Görmenizi istedim, yani böyle bir iddialar atıldıktan sonra bir insana 100 sicil notu verilmez tam sicil notu verilmez. Her gün gazetelere düşeceksiniz hakkınızda ağır ithamlar var çünkü benim 31 yıllık geçmişim var sapasağlam en küçük bir leke olmaz. İbadet eder gibi devletime hizmet ettim en küçük bir şey bulamazsınız ama bu 31 yılım benim siliniyor bir tane kaynağı verenin niteliği bilinmeyen bir tane doğruluğuna ilişkin de bu zamana kadar en küçük şey bulamamışsınız ben 22 aydır tutukluyum. Adaletiniz gecikiyor Sayın Başkanım. İnanın vicdanınız sızlayacak. Ama telafisi mümkün olmayan tahriplere yol açıyorsunuz hayatımızda sağlığımızda mesleki yaşantımızı zaten kaybettik yani o noktaya gelmemiz mümkün değil bir tek onurumuz şerefimiz var. Alnımızın akıyla buradan gitmek yani lütfen bu söylediklerimin hiç biri şey değildir hepsi belgelere dayalıdır bakın geç olacak bütün düşlerimi kaybetmeye başladım dökülüyor hepsi geri dönmez bunlar. Suçsuzum en ufak şey gösteremezsiniz o iftiraların hiçbir dayanağı yok 4 yıl geçti 4 yıl yaklaşık 4 yıl oldu. Yani kuvvetli suç şüphesini gösterecek elinizde hiçbir şey yok cidden de yok yani işte MİT’te yazmış 2 tane Hacısalihoğlu’yla 1 tane bu kadar yani bir ne bir resim ne bir ses kaydı o tapelerin hepsini size dinleteceğim tek tek. Öyle sırf iddianameye ve delillere yönelik savunmamı yapacağım ve o tepelerin hepsini size dinleteceğim. Vicdanınız sızlayacak inanın sızlayacak yani. Saygılarımı sunuyorum.”

Sanık Mustafa Dönmez söz istedi verildi:” Sayın Başkanım şahsıma iftira atılmış ağır bir suçlama ile karşı karşıya kalmışken üzerime atılı suçların kimler tarafından atıldığını ve şahsımın masumiyetinin ortaya çıkmasıyla ilgili Ceza Muhakemeleri kanunu 177. maddesi gereğince bazı delillerin toplanması ile ilgili istemlerim yeterince incelenmemiştir. İstanbul Cumhuriyet savcıları tarafından söz konusu kanunun 170. maddesi gereği lehime olabilecek hususların araştırması yapılmamıştır. Hukuk sistemimize göre herhangi bir yolla suç işlendiği öğrenen her savcı adil yargılanmayı sağlamak için işin doğrusunu maddi gerçeği araştırmakla asla ayrım yapmaksınız kuşkulunun lehinde ve aleyhinde bütün kanıtları eksiksiz toplamakla soruşturmayı sonuna denk götürmekle yükümlüdür. Ancak İstanbul Cumhuriyet savcıları maalesef görevlerini yapmamışlardır. İddianamede lehime olan hiçbir husus araştırılmamış yazılmamıştır. Suça karışmış bir kısım polisin oluşturduğu aleyhimde olabilecek uydurma delillere itibar edilmiştir soruşturma safhasında korunmayan yasal hakların kovuşturma safhasına geçilmiş olmasına rağmen Sayın Mahkemeniz tarafından da korunmamaktadır. Sayın Mahkeme incelenmesi karar vermiş olduğu konularda bilgi almak için ilgili kurumlara yazılmış talimatlarına kurumlar cevap vermemektedir. Ancak Sayın Mahkemenin talimatları yerine getirmeyen bu kurumlar ve sorumlu kişiler hakkında Ceza Muhakeme kanununun 332. maddesinde belirtilen Türk Ceza kanununun 257. maddesi çalışmamaktadır, çalıştırılmamaktadır. Görevi kötüye kullanarak görevin gereklerine aykırı hareket etmek ihmal veya gecikme göstermek suretiyle kişileri mağduriyetine sebebiyet verenler hakkında bugüne kadar Sayın Mahkemeniz bir işlem yapmamıştır. Savunma sıramın yaklaştığı haksız tutukluluğumun 20. ayında şahsım hukuka olan inancında karamsarlığa ve Sayın Mahkemenin yansızlığı hakkında şüpheye düşmeme neden olmaktadır. Söz konusu konularda olgulara dayalı düşüncelerim somut örneklerle Sayın Mahkeme heyetinin yüksek dikkatine sunmak istiyorum. 16 Ağustos 2010 tarihli dilekçemde Sapanca ev aramasında jandarma personeli kamera çekimi yapmış ise orijinal çekimlerinden bir kopyasının istenmesini 6. maddesinde ise aramayı yurtiçinde naklen yayınlayan ulusal yayın kuruluşlarından 7 Ocak tarihli kamera çekimlerinin istenmesini talep etmiştim. Sayın Mahkeme ara kararının H maddesinde talebimi değiştirmiş ve Zir vadisi ile ilgili aramalarda ulusal yayın kuruluşları tarafından naklen yayın yapıldığı belirtildiğinden bu görüntülerin tespit edilerek gönderilmesinin istenilmesine demiştir. Talebimde Zir vadisi kamera çekimi değil Sapanca ev aramasında naklen yayın kuruluşlarının çekimleri talep edilmektedir. Ancak talep edilenin yapılmaması talep edilmeyen hususun istenilmesi .yapılan incelemelerin ciddi yapılmadığını ortaya koymaktadır bu sadece bu taleplerim içinde değildir 109 taleplerimde bu şekildedir ancak bugün ben size 29 talebimdeki bu yanlışlıkları arz etmek istiyorum bunlar gerçek suçlular olan polislerin bunlar gerçek suçlular olan maalesef Cumhuriyet savcılarının suçunu kapatmaya yöneliktir Sayın Hakimim. Aramada alınan davayla ilgisi olmayan kitaplar ile çalışma notlarım şahsıma iade edilmemesi şahsıma ait olduğu iddia edilen ek klasörlerde belirtilen ve basında yayınlanan özel yaşantımla ilgili kayıtların bulunduğu belirtilen tüm defter, ajanda, telefon konuşma tapeleri kamera çekim ve alınan notların tarafa verilmesini 19 aydır incelemeleri bitmemiş ise bu nedenden dolayı verilemiyor ise bir suretlerinin savunmamda kullanılmak üzere talep etmiş idim bir önceki dilekçelerimde. Bulunduğu iddia edilen ve basına servis edilen özel hayatta ilgili malzemelerin şahsıma ait olduğuna dair yapılmış kriminal bir inceleme bulunup bulunmadığını da sormuştum Emniyet Genel Müdürlüğünden talep etmiştim. Ama Sayın Mahkeme tarafından verilen cevap aynen şöyledir. Sanığın ajandalarının parmak izi araştırması yapılması için emanetten alındığı anlaşıldığından gelen cevap sonucunda gerekli incelemenin yapılarak iade konusunda karar verilmesine denmiştir. Sayın Mahkeme talebimle verilen cevap birbirine uymamaktadır. Ayrıca 19 aydır parmak izinin yapılmaması diyalektik olarak mümkün değildir Sayın Başkanım kaldı ki bu konuda araştırma yapılmış olduğu Ocak, Şubat 2009 tarihli kriminal raporlarda geçmektedir bu konuda 2 tane rapor vardır. Ayrıca bu konuda ne şahsımın bir talebi ne de Sayın Mahkemenin herhangi bir talimatı bulunmaktadır bu konuda yoktur. Defterimde parmak izi incelenmesi için emanetten alınmış olması hususu acaba polislerin yeni bir suç üretme planını olduğu konusunda ciddi şüphelerim oluşmasına neden olmuştur zira sürekli suç uydurulmaktadır. Öte yandan atılan iftiraların araştırılmaması ve üzeri kapatılmaya çalışılmaktadır maalesef. Olay yerinde tutulmuş arama ve el koyma tutanağı var ise bir nüshasından şahsıma verilmesini tutulmamış ise dilekçemde belirtilen arama teslim tutanağının 3. sayfasını şahsıma verilmesini bu 16 Ağustos 2010 tarihinde vermiş olduğum dilekçede arz etmiş olmama rağmen bunun üstü kapatılmıştır sanki hiç benim böyle bir talebim yoktur gibi oysa düşünebiliyor musunuz 20 ay sonra savunmamın yaklaştığı bir zamanda el koyma tutanağının 3. nüshası bende yok bulunmamaktadır. Bundan doğal ne olabilir Sayın Başkanım? Emniyet Genel Müdürlüğünden Sapanca Sakarya’da yapılmış olan aramanın 1 ay öncesinden başlayacak şekilde M204 fünye mevcutlarının tamamının kafile numarası, imal ve stok numarası da dahil olacak şekilde envanterin bilgisayar üzerinden sorgulanması ve taramasının yapılması sonucunda oluşturulacak bir listenin istenilmesini talep etmiştim. Emniyet Genel Müdürlüğünün şu anki envanterinde bulan bulunan M204 el bombası fünyesi veya bulunduğu belirtilen söz konusu fünyelerden Genelkurmay Başkanlığından Emniyet Genel Müdürlüğü tertip şeklinde veya bir yazıyla istemiş midir veya alınmış mıdır bu ortaya çıkarılması gerekir. Ve bunlar sadece bir Emniyet Genel Müdürlüğü veya Genelkurmay için 1 dakikalık 1 dakikalık sorgulamasıdır ben bu işin şube müdürlüğünü yaptım. Tüm Türkiye’deki silah hareketlerini bilirim ve bu istemlerim 1 dakikada çıkacaktır ama Sayın Mahkeme nedense 20 aydır gerçek suçluların peşine düşmekten maalesef imtina etmektedir. Çünkü bu şekilde vermiş olduğum dilekçeler gerçek suçluların ortaya çıkarılmasına yöneliktir. Kimse eğer suçlu neyse bunun menşei ortaya çıkacaktır ve bununla ilgili bakınız buraya 7 sayfa dilekçeye ekledim. Sayın Mahkemenin dikkatinden kaçmış olabilir. Lütfen bu konu incelensin bu hayatidir. Çünkü bunun bağlantısı belki Ümraniye’deki el bombalarına gidecektir. Çünkü birbirine ne tesadüf hem nitelik hem nicelik bakımından benzemektedir. Böyle bir şey olabilir mi? İmal tarihi benziyor, kafile numarası benziyor, stok numarası benziyor, menşei benziyor ve bu mühimmatlar incelenmiyor Sayın Başkanım haksızlıktır. Lütfen bu konuda Sayın Mahkemeyi göreve davet ediyorum. Ayrıca Sayın Mahkeme delilin toplanması istediğini hangi kriterlere göre karar vermektedir anlaşılmamaktadır. Olayı çözecek teknik bir araştırma istediğinin kabul edilmemesi bunlarla ilgili.”

Mahkeme Başkanı :”Buyurun devam edin.”



Yüklə 0,61 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə