Moderatör: Ahmet Altınel Katılanlar: Hasan Uçarsu, Turgut Pöğün, Özkan Manav, Mehmet Nemutlu



Yüklə 0,55 Mb.
səhifə1/5
tarix29.05.2018
ölçüsü0,55 Mb.
#52053
  1   2   3   4   5

Seminer 2. Sezon-Yeni Müzik Nedir Moderatör: Ahmet Altınel Katılanlar: Hasan Uçarsu, Turgut Pöün, Özkan Manav, Mehmet Nemutlu
*Aaıdaki metin 20.2.2006 tarihinde Yeni Müzik Konser Serisinin kinci Sezonu açılıında “Piyanolu Trio için Yeni Müzik” etkinliinde çerçevesinde gerçekletirilen “Yeni Müzik Nedir?”

balıklı panelin deifresidir

Moderatör: Ahmet Altınel Katılanlar: Hasan Uçarsu, Turgut Pöün, Özkan Manav, Mehmet Nemutlu

SEDA ERGÜL: Merhaba, hepiniz ho geldiniz. Bugün Fransız Kültür Merkezi ve stanbul Bilgi Üniversitesi'nin ortaklaa düzenledii yeni müzik konser serisinin ikinci sezonuna balıyoruz. Her konser öncesi bir panel bir seminer gerçekletirmek amacıyla bir konumacı davet ediyoruz; bugün ilk konser olması vesilesi ile daha geni kapsamlı bir ey yapalım istedik. Aramızda Ahmet Altınel, Özkan Manav, Hasan Uçarsu, Mehmet Nemutlu, ve Turgut Pöün var. Bugün “Yeni Müzik Nedir?” gibi çetrefilli bir konu üzerinde konuacaklar. Zannediyorum çok aydınlanacaız konuulanlardan. Daha sonra, konserde Michael Ellison’ın bir eserini dinleyeceiz. Ayrıca doumunun 250. Yılı olması sebebiyle bugün Mozart’ ın da bir eserine yer veriyoruz. Önümüzdeki hafta, yani bu cuma yapacaımız konser kuartet için yeni müzik konseri. Mart ayında elektronik müzik için nisan ayında da modern müzik topluluu için konserlerimiz devam edecek. Ayrıca Fransız Kültür Merkezi’ne, stanbul Bilgi Üniversitesi’ne, geldiiniz için sizlere ve ayrıca konuklarımıza da teekkür ediyorum.

AHMET ALTINEL: Merhabalar! Konumuz “Yeni müzik nedir?”. Öncelikle panelistleri size tanıtayım: Hasan Uçarsu, Özkan Manav, Turgut Pöün ve Mehmet Nemutlu bestecilerimiz. Hasan Uçarsu, Mehmet Nemutlu ve Özkan Manav, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarında ders veriyorlar; Turgut Pöün ise Bilkent Üniversitesi Müzik Bölümü’nde görev yapıyor. Yeni müzik nedir konusunda konumaya, dolayısı ile yeni müzik neye diyoruz ve yeni müzik ve “eski” müzik arasındaki ayrımı nasıl yapıyoruz, bunu tartımaya çalıacaız. Müzikten yeni diye bahsediyorsak müziin dilindeki bir deiiklikten mi, yoksa bizim algımızdaki bir deiiklikten mi bahsediyoruz bunları sorgulayacaız. Bu balamda da yeni müziin “besteci-çalgıcı-dinleyici” üçgenindeki yerini ele almaya çalıacaız ve de son olarak yeni müzik konserlerinden, yeni müzik dinleyicisi ile yeni müzik yazarının arasındaki iletiimden bahsedeceiz.

Öncelikle Hasan Uçarsu'dan balamak istiyorum. Yeni müzikten ne anlıyorsunuz ve yeni müzikle eski müzik diye bir ey var mı? Bu ayrımı yaratan nedir sizce?

HASAN UÇARSU: Evet, yeni müzik diye bir ey var fakat terim olarak düünürsek yeni

müzik daha çok son bir kaç on yıldır kullanılmakta olan bir terim. Onun evvelinde bunu karılayan farklı terimler de vardı. Mesela avangard müzik diye bir terim de var fakat son 20 yıldır pek kullanılmayan bir terim durumunda olduundan biraz güncelliini kaybetmi durumda. Hatta yine aynı içerii duyuran baka bir terim de deneysel müzik. Deneysel müzii de yine son zamanlarda fazla duymuyorum ama son bir kaç on yılı özellikle toplarsak müzik hareketlerinin, müzik anlayıının terimi gibi çıktı ve o önceki terimlerin içeriini de bir ekilde alıp farklı bir pozisyona yerletirerek biçimlendirdiini düünüyorum. Bütün bu terimlerle karılanmakta olduu gibi müzikte bir yenilik meselesi vardır ve bunun peinde koan, bunu amaçlayan besteciler de vardır. Bu yenilik nedir dediimizde dorudan söylemde, teknikte, materyallerin kullanılmasında hatta sunumdaki yenilenme ya da farklılık olarak tanımlayabiliriz. Bunları tek tek açmamız ne kadar doru olabilir bilemiyorum ama örnein bu konserde olduu gibi sesteki yenilik derken kastettiim udur: öyle bir takım kombinasyonlar öyle bir takım çalgılar bir araya geliyor ki, bunu klasik müzik düzeneinde ifade edebilecek topluluun olmadıı durumlar var. Klasik müzikte de belli orkestralar vardı, oda orkestrası olsun, kuartet olsun, trio olsun... bunlar dıında hali hazırda bunu seslendirecek grupların olmaması bile yeni müzik topluluu gibi bir çok kavramı da beraberinde getiriyor.

Ben isimle ilgili bu u noktaya biraz deinmek istiyorum. Bu kavramların farklı dönemlerde ortaya atılması ile ilgili biraz konuayım ondan sonra sözü yeni müzik içeriinde arkadalara bırakabilirim. Bu adlandırmalar niçin deiti diye biraz düünüyorum, mesela avangard müziin nesi vardı ve bugün niye kullanılmıyor? Okuduum bütün metinlerde, urada burada, topluluklarda pek rastlamıyorum ama bundan 40 sene evvel sıkça kullanılıyordu. Zaten biliyorsunuz bu bir sanat terimi ve tamamen ilerici, modernist ve yenilemeci sanatı anlatan bir terim. Hatta ve hatta askeri de bir terim: önden giden bölücü birliklerin oluturduu ufak azınlıın, kimsenin kefetmedii ayak basmadıı arazilere gidip arkadan büyük bir güruhu “gelin biz buraları bulduk siz de bu bulduumuz yerleri bizden sonra paylaın, siz buraları paylaırken biz daha baka yerlere doru gidiyoruz” gibi bir anlayı vardı ve bu belirlenmi ve kümülatif olarak daha iyiye doru bir evrilme fikrini beraberinde taıyan “her iyi yenidir ve yeni iyidir, o da güzeldir” gibi teknolojik bir ilerleme fikrinin sanatta olması gibiydi. Bence insanlar bilinçli olarak o kavramdan uzakta durmak istediler çünkü belli bir dönem sonunda bu deneysel müzik kavramı da bir anlamda avangard’ın bana sorarsanız yine aynı yeni anlayıı var. Deneysel müzik o avangard’ın açamadıı alanlara gitme vaatlerinde bulunarak ortaya çıkan bir kavramdır ve bunu da hedefliyordu. Fakat bana sorarsanız bu yeni müziin son bir kaç on yıldır ortaya çıkmasının nedeni biraz postmodern duruma da cevap verebilecek bir içeriinin olmasıydı. Yani avangard’daki gibi belli bir dorultuda yükselen ilerleyen ve ilerleme fikrini göstermekten çok yenilii, farklılıı duyuran bir kavram olarak biraz da o avangard’ın tek yapılı tutucu içeriinin de dıına çıkmaya olanak veren bir kavram olarak

deerlendiriyorum. Daha çok son bir kaç on yıldır ortaya çıkan, bunların yerine kullanılan ve bunları belli bir düzlemde ve belli bir ilerleme fikrini de çok fazla içinde barındırmadan bir ekilde içeriyor.

ÖZKAN MANAV: Sonuçta bu adlandırmaların her biri bir tür etiketlendirmedir. Yeni bazı açılımlar sunmak üzere yapılmı olan adlandırmalar oluyor ama her biri de aslında belki anlamını ve içeriini bir ekilde baka açıdan sınırlandırmı oluyor. Biraz önce Hasan Uçarsu arkadaım konuurken konser dizisinin adını merak edip baktım. Yeni müzik konserleri dizisi olarak adlandırılıyor. Fransız kültür merkezindeki konserler de. Bir paralel kavram olarak belki Hasan’ın anmadıı çada müzik konserleri de denebilirdi.

HASAN UÇARSU: O da aklımdaydı. Bunun da içerii ile ilgili konumak hakikaten bu konuda yardımcı olacaktır. Terimin netlemesi açısından. yi ki sen söz ettin.

ÖZKAN MANAV: Bir de unu düündüm tabi. Biraz latifeli bir anlam da taıyabilir belki içimizde hangilerimiz yeni müzikçiyiz, hangilerimiz çada müzikçiyiz ayrımını yapmak. Yani benim stanbul’daki bestecilerden bizlerden önceki kuaklardan tanıdıım kadarıyla yeni müzik kavramının arkasında en sıkı durmaya çalıan kii Ahmet Yürür. Yani yıllardan beri yeni müzik olarak adlandırmaya çalııyor. Hatta kendi düzenledii etkinlikleri de stanbul’dan yeni müzik olarak adlandırıyor. Belki Ahmet Bey’in bakı açısı Akdeniz Çada Müzik Günleri olarak da adlandırılmasında o kadar fazla etkili olmamı olabilir. Ama çada müzik de özellikle “bugün yazılmakta olan” anlamına gelen bir anlam var ve “bugün yazılmakta olan müzik” sözüyle aslında çadaın bir baka anlamı tam olarak karılanmıyor endiesi de ortaya çıkmı olabilir. Yeni müzik onun için kullanılan bir etiketlendirme olmu olabilir. Yani çada müzik her zaman ilerici ve modern müzik anlamına gelmeyebilir ya da Hasan’ın andıı gibi avangard da öncü müzik anlamına gelmeyebilir. Çada veya bugün yapılmakta olan müzik oldukça muhafazakar ve tutucu bir müzik olarak da kendini ortaya koyabilir ve yurt dıındaki bazı yayınlarda bazı yarımalarda bazı yapıt çarılarındaki metinler zaman zaman dikkatimi çekiyor. Orada çada müzik baını kullanıyorlar yani contemporary müzik diyorlar fakat tırnak içinde alt balık olarak “ciddi veya popüler” diyorlar. Böyle bir ayrım herhalde 60’larda yoktu? Zaten popüler olan çada müzik diye bir ey söz konusu deildi, o ayrı bir türdü. Yani çada müziin içinde deerlendirilen bir alan deildi “popüler” müzik. imdi popüler olan çada müzik nasıl bir müziktir: belki baka müzik türleri ile sıkı ilikiye girmeye çalıan, tonaliteden yararlanmaya ve beslenmeye çalıan, geleneksel çalma yöntemlerinden yine yararlanan; geniletilmi çalma tekniklerinden, seslendirme alanındaki yeniliklerden pek fazla yararlanmaya girimeyen müzik türü iste popüler olan çada müzik türü olarak nitelendirilebilir. İşte etnik müziklerle iliki kurmaya çalıan türdedir çada müzik. Pop müziinde veya caz müziinde modernizmin

yönelimden farklı olarak soyutlamalardan uzak durarak ortaya konan yapıtlara belki popüler çada müzik deniyor. Burada aslında bir tür kamplama da kendini hissettiriyor. Yani birleri kendi dıındaki müzik anlayıına popüler diyor öbürleri de ona ciddi diyorlar sanki. Öyle bir eletirel bakı da söz konusu olabilir bu kamplama içinde. İşte yeni müzik aslında bu tür kamplamaları bir ekilde bertaraf eden bir etiketlendirme belki de. Yani öyle olduu düünülebilir fakat içinde yeniyi barındırdıı da açıktır. Yani modernizmin de kökeninde aslında yenilikçilik vardır. 20. yüzyılın baındaki bir çok sanat alanında gözlemlediimiz hamle de yenilikçi bir hamledir ve aslında modernist dönem denilen 1940’lara kadar gelen donemdir. Ondan sonra avangard terimi ortaya çıkmıtır gündeme gelmitir; 50’lerin, 60’ların belki 70’lerin sonuna kadar çok youn olarak kullanılmı bir kavramdır. Daha sonra da çada müzik kavramı ve daha yakın dönemde yeni müzik kavramı ortaya çıktı. Sonuçta yeni müzik baı altında toplanan yapıtların ve bu yapıtları bir araya getiren konserlerin hakikaten içinde yeni olan bakı açılarını, estetikleri barındırması gerekir düüncesindeyim. Yeni olmayan nedir diye soracak olursanız mesela burada Mozart’ın piyanolu üçlüsü var. Mozart’ın üçlüsü herhalde yeni deildir. Hem bir tarihsel gerçeklik 200-250 yıl ayırmaktadır Mozart’ı yaadıımız çadan. Hem de müzik türü olarak da estetik olarak da ayrı düürmektedir. İşte yeni müzik nitelemesini hak edebilecek yapıtların en azından anlatım olarak, anlatım araçlarını deerlendirme açısından yeni olması gerekir. Öyle deilse çalgısal tını arayıları açısından yeni olması gerekir veya dinleyiciden talep ettii yeni bir dinleme yöntemi vardır. Bu tür yapıtlar da var olmutur 50’lerden, 60’lardan bu yana. Morton Feldman'ın müziini hatırlayalım, John Cage'in üretimini hatırlayalım. Hatta 70’lerdeki ilk minimal yapıtları düünürseniz onlar hakikaten yeni bir dinleme eylemi de talep ediyordu dinleyicilerden. Bu balamda son bir örnek vereyim isterseniz bundan 5-6 yıl kadar önce Philip Glass'ın bir konseri olmutu stanbul Festivali kapsamında. Hatta kendi piyano etütlerini de seslendirmiti, bir resital vermiti, bir konferansa katılmıtı. Yanlı hatırlamıyorsam o yılın festival açılısında 6 piyanodan, 6 piyanistten oluan grup gelmiti. ngiliz grubuydu; ismini u an hatırlayamayacaım. Oradaki yapıtlardan bir tanesi Steve Reich'ın “6 piyano” adlı yapıtıydı ve yine yanlı hatırlamıyorsam konserin son yapıtıydı. Festival dinleyicisi müziin bir yerlerinde protesto eylemlerine yani alkılamalara ve ıslıklamalara baladı. ki yerde kesmeye çalıtılar seslendirmeyi. Ben de bir süredir dinlememitim o 6 piyano yapıtını; oldukça da uzundu. Minimal yapıtlarda yorumculara seçenek sunulmutur. 6 kereden 8 kereye kadar, 10 kereye kadar veya 8’den 12’ye kadar tekrarlamak mümkündür gibi. Konseri uzattıklarını düündüm. Halbuki öyle deilmi 25 dakika kadar aynı ritim kalıbının tekrarından oluan bir yapıttı. Dinleyiciler o yeni dinleme eylemine alıık olmadıkları için protestoya giriti. Aslında benim edindiim izlenim seslendirenler de epeyce memnun oldular bu durumdan; en azından bir bölümü. Ciddi bir iletiim olmu oldu bu eylem sonucunda. İşte 70’lerdeki minimal yapıtlardaki 75-80 dakika, hatta 1 saat 45 dakika süren yapıtlar var. Onlar da aslında farklı bir bakı açısı ve farklı bir dinleme eylemi talep

ediyor dinleyicilerden. O açıdan onlar da yeni nitelemesini hak ediyor muhakkak. imdilik söyleyeceklerim bu kadar; sözü fazla uzatmayayım.



Yüklə 0,55 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə