Öcalan’ın Videoları


Yeni Politikanın Özü: Hedefler ve Güçler



Yüklə 197,59 Kb.
səhifə8/10
tarix25.11.2017
ölçüsü197,59 Kb.
#32839
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10

Yeni Politikanın Özü: Hedefler ve Güçler


Politikanın özü onun hedeflerinde ve o hedeflere ulaşmak için dayanacağı toplumsal güçlerdir. Her hangi bir politika, öncelikle ve daima bu özü açısından ele alınmalıdır. Ve de buna bağlı olarak, politik değişme, hedeflerde ve bu hedeflere ulaşmak için dayanılacak ve karşıya alınacak güçlerde bir değişmedir her şeyden önce.

Ama daha önemlisi, bunlar kişiler ya da örgütlerin istek ve iradeleriyle gerçekleşmezler. Bu tarihsel ve sosyolojik değişiklikler sonunda örgüt ya da kişiler şunu ya da bunu istemek zorunda kalırlar. PKK'nın yeni çizgisi de bu anlamda bir değişikliktir. Onu formüle eden en önemli kişi olan Abdullah Öcalan bile, yaptığı değişikliğin sosyolojik ve tarihsel boyutu hakkında bir fikir sahibi olmayabilir. Bizzat kendisi bile bu değişikliği, aslında derindeki süreçlerin ifadesi olan kimi görüngülere göre belirliyor ve açıklıyor olabilir. Bunlar önemli değildir, onu formüle edenler ve uygulayanlardan öte bu değişikliğin tarihsel ve sosyolojik bir boyutu var ise, onu anlamak gerekmektedir.

Bu değişikliğin garip bir kaderi var. Bir kişinin olağanüstü kritik koşullardaki kimi diplomatik ifadelerinin ardında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla gerek mücadele ve örgüt biçimlerindeki değişikliklerin göz alıcılığı; gerek Öcalan'ın bu değişikliği formüle ettiği koşulların olağanüstülüğü, özdeki değişikliği gölgede bırakmakta, bunun görülmesini ve anlaşılmasını engellemektedir. Elbette, bu değişikliğin muhaliflerinin sorunu bu biçimde tartışmakta çıkarları vardır ama savunanlar açısından da aynı yanılgı söz konusu olduğundan, burada bilinçli bir yanlış anlamadan öte bir kavrayışsızlık da söz konusudur.

Yeni Politikanın Eskideki Tohumları


Baştan hemen belirtelim ki, bu değişiklikler bir anda gökten zembille inmemiştir, kimilerinin iddia ettiği gibi bir anda İmralı'da ortaya atılmış değildir. Bunların izleri ve tohumları, bu değişiklikleri mümkün kılan özellikler daha önceden de vardır. Sadece bunlar son değişikliklerle kesin ve net biçimlerini almış bulunmaktadır. Yani bir nitelik değişimi söz konusudur. Kimilerinin iddia ettiği gibi, eski çizginin devamı da değildir birdenbire gökten zembille inmediği gibi.

Bunu şöyle bir örnekle somutlayabiliriz. Örneğin, anayasal vatandaşlık temelinde, Türkçe'nin resmi dil olmaya devam edeceği, ama Kürtçe üzerindeki baskı ve kısıtlamaların kaldırılacağı (diğer demokratik taleplerin yanı sıra) bir biçim önerilmiş bulunmaktadır. Hemen şöyle itirazlar yapılmaktadır: Yıllarca sadece bu kırıntılar için mi savaştık? (Bu itirazın somut güç ilişkilerini hesaba katmamasını bir yana bırakalım. Yani olur ki, bütün mücadelenize ve fedakarlığınıza rağmen yine de yenilebilirsiniz ya da büyük yenilgiler almış alabilirsiniz, çok küçük kazançlar hatta hiç bir kazanç olmadan kayıplarla da, yorgun olduğunuz bir durumda bir anlaşma yapmak zorunda kalabilirsiniz. İşçiler bunu çok iyi bilirler. Sanılanın aksine grevlerin çoğu, yenilgilerle ve başarısızlıklarla biter, çoğu kez işçiler başlangıçtakinden de kötü koşulları kabul etmek zorunda kalabilirler. Aynı durum uluslar için de geçerlidir. Kürt ulusu da, ağır yenilgiler aldı ve oldukça da yoruldu. İlke olarak, pek az bir kazançla bir uzlaşmaya gidilmesi reddedilemez. Ancak konumuz bakımından itirazların bu yönünü bir yana bırakalım.) Yukarıda söylendiği gibi, Kürtçe üzerindeki baskıların kalkması ve Türkçe'nin resmi dil olmaya devam etmesi formülasyonunu alalım. Bu öyle hiç de yeni bir formülasyon değildir. Bir bakıma. Abdullah Öcalan, bir kaç yıl önce Mahir Sayın ile yaptığı görüşmelerden oluşan "Erkeği Öldürmek" adlı kitapta, aşağı yukarı, biz ayrı bir devlet kursak bile uzun süre yeni bir Türk devleti gibi çalışırız herhalde diyordu ve PKK'nın bizzat kendisini örnek veriyordu: PKK'nın güneyli Kürtlere Türkçe öğrettiğini, PKK'nın bütün eğitimlerinin Türkçe olduğunu vs. söylüyor, bu konuda bir kompleksleri olmadığını anlatıyordu. Bu tür ifadeler ve gerçeklikler göz önüne getirildiğinde, yeni formülasyon hiç de gökten zembille inmiş değildir, büyük bir kopuş veya tersine bir dönüş değildir. Fiili olarak PKK'nın yaptığını ya da o varsayımsal Kürt devletinin yapacağını, Türk ve Kürtlerin birlikte yaşayacağı devletin yapması gereken olarak önermektedir. Burada önemli değişiklik, önerilen biçimden ziyade bunun kime önerildiğidir. Eskiden Kürtlere bir zorunluluk olarak önerilen, şimdi geleceğin bir biçimi olarak Türklere de önerilmektedir. Sorunun can alıcı ve anlaşılmayan noktası tam da burasıdır. Kürt devletinin veya PKK'nın fiilen Türkçe bakımından yeni bir Türk devleti gibi çalışması, sömürgeciliğin bıraktığı, katlanılması gereken bir tarihsel zorunluluk iken; yeni formülasyonda, anayasal vatandaşlık temelinde, resmi dili Türkçe olabilecek bir devlet (kaldı ki, bu Kürtçe'nin de ikinci bir resmi dil olmasının yolunu kapamaz, ilerdeki bir değişiklik olarak onun yolunu da açar) Kürtler için aşılması gereken bir geçmişi ifade eden bir durumu değil; Kürtler ve Türkler için ulaşılması gereken bir hedefi ifade etmektedir. Bu muazzam bir değişimdir aynı zamanda.

Yeni politikanın bütün unsurlarında benzer durumlar söz konusudur. Bunlar yeni politikanın özündeki yeniliklerin görülmesini engellemektedir. Benzer konumlar yepyeni bir bağlamda ifade edilmekte, yepyeni bir anlam kazanmakta, hedeflerde ve güçlerin yer alışında köklü bir değişikliğe denk düşmektedirler. Ama bunların hiç biri de gökten zembille inmiş değildir.

Temel Fark: Nasıl Bir Devlet?


Yeni ve eski politika arasındaki en kör göze batacak çok açık fark şudur: eski politikada bağımsız bir Kürt devleti temel amaçtır. Bu devletin biçimi bile tartışma konusu değildir. Keza, o bağımsız devletin, kendisine karşı mücadele içinde oluştuğu Türk devletinin biçiminin ne olacağı da hiç bir şekilde sorun değildir.

Yeni politikada ise, Türklerin ve Kürtlerin içinde yaşayacakları devletin biçimi tartışma konusu edilmekte, bağımsız bir Kürt devleti sorun bile edilmemektedir. Bu devasa bir değişikliktir ve hemen her gözün görebileceği bir değişimdir.

Elbette böyle bir değişiklik, bu değişiklik için kazanılacak güçler bakımından da muazzam bir değişikliği getirmektedir. Eski biçimde en geniş Kürt kitleleri birleştirmek, bu birleşmiş güçlerle Türk devletini sıkıştırmak, Türklerin en azından bir bölümünü tarafsızlaştırmak ve Kürt sorununun varlığını inkar edenleri tecrit etmek söz konusuydu. Öz ve önemli yedek güçler, Kürtlerin içindeydi. Türklerin içinde dolaylı ve tarafsızlaştırılacak güçler vardı.

Yeni politika ise, Türkler ve Kürtlerin en geniş kesimlerini bir araya toplamakta ama örneğin Kürt varlığını Tümüyle inkar edenleri tecrit etmeye yönelik olduğu kadar, bağımsız bir Kürt devleti hedefindekilerle de kopuşmakta, bu güçleri yitirmektedir. Yeni politikada yedek güç Türklerin geniş kitleleri olmakta, ama buna karşılık, bağımsız bir Kürt devleti hedefindekiler yitirilmektedirler. Bu muazzam bir değişikliktir. Türklerin ve Kürtlerin içinde yeni bir güçler düzenlenişi demektir yeni politika.

En kaba böyle bir gözlem bile hedef tanımlamaları ve güçlerin yer alışındaki devasa değişikliği göstermektedir. Şimdi bu değişikliklerin daha ayrıntısına girmeyi deneyelim.



Yüklə 197,59 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə